YGB(Yaygın Gelişimsel Bozukluk) otizm

YGB(Yaygın Gelişimsel Bozukluk) otizm

10 Eylül 2010 - 18:00

[FONT=Verdana]YGB’DE TRAJİK ARTIŞ[/FONT]
[FONT=Verdana]YGB vakalarındaki artış ivmesi 2000’lerde dramatik değil, trajik boyutlara ulaştı. Bu da ülke toplumlarını ve yönetimlerini bu konuya daha ağırlıklı eğilmeye yöneltti. Ayrıca, ailelerin bilinçlenmesi, sosyal farkındalığın artması, tıp ve psikoloji gibi bilim dallarındaki gelişmeler ve sosyal güvenlik sistemlerinde bu sorundan kaynaklanan ilave mali ihtiyaçlar da istatistiklerin daha sağlıklı hale getirilmesi sürecine katkıda bulundu.[/FONT]
[FONT=Verdana]YGB’den muzdarip çocukların oranının 1980’lerin başlarında 20 binde 1 olduğuna inanılıyordu. [/FONT][FONT=Verdana]1986 yılında Wing ve "Ulusal Otistik Çocuklar ve Yetişkinler Derneği"nin bir çalışmasında bu oran 10 binde 15 olarak yer aldı. 2000’li yıllarda Sonuçlar arasındaki farklar 10 hatta 20 kata kadar vardı. Ancak vaka oranı tahminleri artık 1000’lerden 500’de 1’lere inmeye başlamıştı. Bazı yorumlar baz alındığında, günümüzde[/FONT][FONT=Verdana] [/FONT][FONT=Verdana]ABD’de her 6 çocuktan 1’ine gelişim veya davranış bozukluğu tanısı konulur hale geldi.[/FONT][FONT=Verdana] Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre, DSM-IV kriterleri baz alındığında vaka oranı 150’de 1.[/FONT][FONT=Verdana] [/FONT][FONT=Verdana]İngiltere’deki Ulusal Otistik Toplumu’na göre ise her 110 çocuktan biri otistik.[/FONT]
[FONT=Verdana]Otistik veya YGB sendromundan muzdarip çocuk sayısının yanı sıra, vaka sayısındaki artış ivmesi de büyük endişe vermeye başladı. ABD’de bazı kurumların çalışmalarına göre halen 25 yaş altında yaklaşık 500 bin vaka bulunduğu tahmin ediliyor. Ülkede 2006 yılında “okul çağlarını” temsil eden 3-22 yaş arasındaki otistik sayısının da 260 bin kişiye dayandığı analizleri yapılıyor. Ancak bazı kurumlar, YGB spektrumundaki özelliklerin şimdiden en az [/FONT][FONT=Verdana]1,5 milyon Amerikalının sosyal ve iletişim becerilerini etkilediğini savunuyorlar. [/FONT][FONT=Verdana]Amerikan Otizm Toplumu’nun tahminlerine göre ülkede vakalar her yıl yüzde 17’ye varan oranlarda artıyor. Böyle giderse, gelecek 10 yılda ABD’deki vaka sayısı 4 milyon kişiye ulaşacak.[/FONT]
[FONT=Verdana]Resmi veriler, Türkiye’deki “zihinsel engellilerin” sayısını 320 bin olarak veriyor.[/FONT][FONT=Verdana] [/FONT][FONT=Verdana]Türkiye’de YGB’den muzdarip vaka sayısına yönelik sağlıklı veri tabanı bulunmuyor. Devletin kayıtlarında yer almayan ancak YGB spektrumunda özellikler gösteren, bir kısmı sadece ailesinin özel imkânlarıyla eğitim alan, bir kısmı da ailesinin bilinçsizliği nedeniyle hiç eğitim almadan kendi potansiyel gelişim şansına terk edilmiş 10 binlerce çocuğun olduğunu tahmin etmek günümüzde hiç de güç değil. [/FONT]
[FONT=Verdana]Her türlü YGB sendromundan muzdarip olma hali varsayımı dahilinde kullanılan 150’de 1 oranı baz alındığında, günümüzde YGB’den etkilenen her yaştaki vaka sayısının 450 bine ulaşmış olabileceği tahmini gerçekten hiç de uzak değil. Bazı projeksiyonlar, bu rakamın 125-150 bin kadarının, herhangi bir şekilde akranlarından geri kalan ve özel eğitim desteğine gereksinim duyduğunu düşündüğümüz 0-14 yaş grubu çocuklardan oluştuğunu savunuyor. [/FONT]

[FONT=Verdana]YGB’DE TIP VE EĞİTİM[/FONT]
[FONT=Verdana]YGB’li vakaların kendi kendilerine yeterli hale gelmelerine yönelik tek başına geçerli herhangi bir tıbbi müdahale henüz söz konusu değil. Tıbbın ve farmakolojinin mevcut vakalara desteği sadece olumsuz semptomların giderilmesine yönelik. YGB’li vakalara eğitim dışında verilebilecek somut bir destek bulunmuyor. Üstelik tıbbi bilimsel çalışmalar da eğitim sürecinin özellikle erken yaştaki çocuk vakaların zihinsel faaliyetlerinde olumlu gelişme yarattığını, yeni nörolojik görüntüleme teknikleri sayesinde somut olarak kanıtlıyor.[/FONT]
[FONT=Verdana]YGB’de teşhisin erken konulmasının ve çocuklara mümkün olduğu kadar erken yaşta, yoğunlaştırılmış ve bireyselleştirilmiş eğitim verilmeye başlanmasının, kendi kendine yeterli olarak topluma kazandırılacak ve üretim süreçlerinde yer alacak vaka sayısını önemli ölçüde olumlu etkileyeceği kanıtlandı. [/FONT][FONT=Verdana]Dünyada YGB’den muzdarip çocuklara özel eğitim uygulaması 1944 yılından bu yana sürüyor.[/FONT][FONT=Verdana] Çağdaş YGB eğitim sisteminin kurucularından Dr. Ivar Lovaas 1987 yılında yaptığı eğitim çalışmasında, 3-5 yaş grubundaki 19 çocuğun 9 tanesini, eğitimlerini yaşıtlarıyla tamamlayabilecek hale getirmeyi başardı.[/FONT]
[FONT=Verdana] Türkiye’de Otistik çocuklara yönelik özel eğitim programı 1999 yılında yürürlüğe konuldu. Halen eğitimleri; özel eğitim okulları, normal ilköğretim okulu bünyesindeki özel eğitim sınıfları ve kaynaştırma yoluyla eğitim şeklinde sağlanmakta. [/FONT]
[FONT=Verdana] Ülkemizde her 100 çocuktan sadece 15’inin herhangi bir şekilde eğitim sürecinden az-çok pay alabildiği yönünde tahminler bulunuyor. Resmi verilere göre, ülkemizde “devlet okullarında” ise yalnızca 2 bin 144 otizmli çocuk eğitim alabilmekte. [/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT][FONT=Verdana]Bilimsel çalışmalar ise erken yaşta “haftada” 40 saat bireysel ve grup eğitimi alabilen çocukların önemli bir bölümünün, gelecekte akranlarıyla aynı seviyelere ulaşabileceğini kanıtladı. Modern toplumlarda bu sürenin ortalaması “haftada” en az 20 saat bireysel eğitim. [/FONT][FONT=Verdana]Türkiye’de devlet desteği ile alınan eğitim ise yalnızca “ayda” 10 saat. [/FONT]

[FONT=Verdana]YGB’NİN EKONOMİK MALİYETİ[/FONT]
[FONT=Verdana]Son yıllarda pek çok ülkede YGB sendromunun ekonomik maliyeti ciddi bir kaygı unsuru olmaya başladı. Çünkü vakalardaki hızlı artış ivmesi, beraberinde giderek artan bir sosyo – ekonomik maliyet de yaratmaya başladı. Hem sürekli artan vakaların tıp ve sosyal güvenlik alanlarında kamu maliyesine getirdiği yük, hem de bu vakaların ve ailelerinin üretim süreçlerinden uzaklaşmasının ulusal servet kaybına yol açması ülke yönetimlerini giderek daha fazla endişelendirmeye başladı.[/FONT]
[FONT=Verdana]ABD’de bazı kurumların yaptığı analizlere göre, YGB’den muzdarip vakalara sağlanan sağlık ve eğitim hizmetlerinin maliyetlerinin toplamı her yıl 3 milyar doları buluyor. Bazı çalışmalara göre ise bu vakaların üretim sürecinin dışında kalmalarının maliyeti ile kendilerine temin edilen her türlü bakım hizmetleri de bu rakama dâhil edildiğinde toplam fatura yılda 35 milyar dolara ulaşıyor. Yine bazı Amerikan kurumlarının analizlerine göre her 1 bireyin yaşam boyu alacağı desteğin toplam faturası ortalama 3,2 milyon dolara ulaşıyor.[/FONT]
[FONT=Verdana]Bu durum, özellikle ABD yönetimini öncelikle bu sorunun kökeninin tespitine acilen inmeye ve mali kaynak ayırmaya yöneltti. ABD’nin yeni yönetimi, “Otizmle Mücadele Yasası” kapsamında 2010 bütçesine 211 milyon dolarlık ödenek koydu. Bu kaynağın, biyoloji, tıp, çevre, erken teşhis ve toplumsal bilinçlendirme alanlarında kullanılması öngörülüyor. Bunun yanı sıra, ABD’li yetkililerin, YGB konusunda daha uzun vadeli araştırmalara yönelik olarak 1 milyar dolara varabilecek kaynakları seferber etmeyi öngören bazı çalışmaları yürüttükleri de biliniyor.[/FONT]
[FONT=Verdana]Türkiye’de ise tüm kategorilerdeki engellilere, yani toplumumuzun yaklaşık yüzde 12’sine harcanmak üzere 2009 yılında tahsis edilen kamu kaynağı ancak 1,5 milyar TL’nin biraz üzerinde. Bu rakamın yaklaşık 1 milyar TL’lik bölümünün, yine tüm kategorilerde özel eğitime ayrılması öngörüldü. Bu yıl 2009 yılında bütçede iç ve dış borç faiz ödemeleri için 58 milyar TL’ye yakın bir tahsisat yer aldığını bir karşılaştırma yapabilmek için hatırlatmakta yarar var. [/FONT]
[FONT=Verdana]2009 yılında yine tüm kategorilerde toplam 233 bin engellinin özel eğitim giderlerinin devletçe karşılanması planlanıyor. Özel eğitim hizmetleri yurt genelinde 1,700’ün üzerindeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde veriliyor. Devletin bu kurumlarda eğitim alan öğrenciler için ayda ödediği rakam ise 400 TL’nin üzerine ancak çıkabildi.[/FONT]
[FONT=Verdana]Zihinsel engellerin ve YGB’nin yukarıdaki bahsedilen kamu maliyesine yönelik hesaplanabilir maliyetlerinin yanı sıra, doğrudan hesaplanamayan ve ancak tahmin edilebilecek diğer sosyo - ekonomik maliyetleri de var. Biraz ayrıntılı bakılınca, aslında bunların toplumsal mali yükünün çok daha ağır faturalara ulaşabileceği görülür. Bu ilave sosyo – ekonomik maliyetler hem izafi “fırsat maliyeti” şeklindedir, hem de “doğrudan” ve “dolaylı” olmak üzere gerçek hayatta ödenen ve somut olarak muhasebeleştirmesi yapılabilen maliyetlerdir.[/FONT]
[FONT=Verdana]Aşağıda, sadece teorik bazda ve kategoriler halinde “nerelerden hangi kamusal mali yarar sağlanabilir/mali verimsizliklerden kurtulunabilir” ile “kümülatif olarak hangi rakamlara ve nasıl ulaşılabilir” şeklinde fikir vermeye çalıştık. Burada amacımız, milli servet açısından “neler heba oluyor, neler kazanılabilir”i kavramsal olarak anlatmak. Rakamsal tespitler ise sadece fikir verebilecek nitelikte, çünkü konu çok izafi ve bu konuda ampirik bir ekonometrik çalışma yapmanın imkanı yok. [/FONT]

Bu haber 24 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum