Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun

''başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun” diyordu ramon ... ... ve bağımlılığımız ne kadar çoksa o kadar çok kişiye gülümsemek zorunda kalıyoruz ... diyelim ki yürürken yolda … kalabalıkta ... değneğiniz kaydı ya da çarptı birisi size ... kahretsin ...! düştünüz ...! yolun tozuna çamuruna bulandı eliniz yüzünüz ... halbuki ne kadar da dikkatli yürürdünüz ... ama oldu işte ... kahretsin ...! diziniz ezildi, ne çok yandı canınız ... belki de kolunuz …

Konuyu değerlendir: Başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2631 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun

    ''başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun” diyordu ramon ...
    ... ve bağımlılığımız ne kadar çoksa o kadar çok kişiye gülümsemek zorunda kalıyoruz ...
    diyelim ki yürürken yolda … kalabalıkta ... değneğiniz kaydı ya da çarptı birisi size ...
    kahretsin ...!
    düştünüz ...!
    yolun tozuna çamuruna bulandı eliniz yüzünüz ...
    halbuki ne kadar da dikkatli yürürdünüz ...
    ama oldu işte ...
    kahretsin ...!
    diziniz ezildi, ne çok yandı canınız ... belki de kolunuz …
    ama ruhun acısından dizin acısını duymaz olursunuz ...
    hele etraf kalabalıksa ...
    ahh bi de orada ...!
    uzaktan uzağa hoşlandığınız bi kız ya da bi çocuk varsa ...
    yakında ...
    civarda ...
    gördü mü acaba ...?
    bakmamaya çalışmak o tarafa ...
    konuşulanları duymamaya çalışmak ...
    insanlar gelir yanınıza ...
    yardım etmek isterler tüm iyi niyetleriyle ...
    içiniz ağlamaktadır oysa ...
    ama yardım etmeye çalışanlara gülümsemek zorundasınızdır ...
    hele ki ruhunuzun acısı yansısın yüzünüze ...
    olmadı işte ...
    o mahrem acı asılı kalmalı kirpiklerinizde ...

    yardım ettik yaranamadık ...
    surata bak ... sanki biz düşürdük ...!
    teşekkür edeceğine ...!

    amman dostlar sakın böyle yapmayın ...
    yardım eden kişinin akşam başını yastığa koyduğunda,
    kendini iyi hissetmesine engel olmayın ...
    bu da onun hakkı ...

    gülümseyin ...

    hatta gülümsemenin yanında bi de espri yapın ... size yardım elini uzatanlara karşı şirin,
    hatta düşüşünüzü umursamaz gözükmeye çalışın ...
    mesela; ben zaten düşecektim deyin ...
    hani nasrettin hoca eşekten düşünce “ben zaten inecektim” demiş ya işte onun gibi ...

    afferim işte, öğrendin gülümseyerek ağlamayı ...

    toplum böylesini seviyor biliyorsun ... engelinle barışık olacaksın, sakın kavga etme ammann ...!
    ayırmaya gelmiyorlar ...
    yediğin yumrukla tekmeyle kalıyorsun ... ve hep o oluyor kazanan ...

    diyelim ki ...
    çocuksunuz daha ...
    olmuş bi şey işte sakat kalmışsınız ...
    ya da öyle doğmuşsunuz … her neyse ...
    tekerlekli sandalyedesiniz veya koltuk değnekleriniz olmuş yanınızdan hiç ayıramadığınız en iyi arkadaşınız ...
    bir duvar kenarında ya da bir ağaç gölgesinde seyredersiniz top oynayan yaşıtlarınızı ... gülerek el çırparak ...
    halbuki o topun peşinde koşamamanın acısıyla içiniz ağlamaktadır ...
    ama ...
    lakin ...
    fakat ...
    somurtamazsınız, kızamazsınız üzülemezsiniz ... zaten o güne kadar içinizin acısını,
    yüreğinizin burukluğunu yüzünüze yansıtmamayı çoktan öğrenmişsinizdir ...
    belki de o kadar alışmışsınızdır ki kendinize ... unutmuşsunuzdur ağlamayı ...
    ağlamaya değer daha güzel daha anlamlı şeylere saklayıp göz yaşlarınızı sadece gülümsersiniz yuvarlanan topun ardından ...
    farkında olmadan ...

    diyelim ki ...
    genç bi kızsın ...
    olmuş bi şeyler işte sakat kalmışsın ...
    yada öyle doğmuşsun … her neyse ...
    davetlisindir ...
    akraba içinde ya da mahallede birlikte büyüdüğün arkadaşının düğününe ...
    benim hiç düğünüm olmayacak ve hiç gelinliğim diye düşünsen de ...
    gidersin oynaya güle ...

    ... ve ...
    ... ve ...

    seni iki yüzlü senii ...
    ağlasana doya doya … hemen orada oracıkta ...
    niye eve gidince yorganı kafana çekip yastığınla,
    boğmak istiyorsun gırtlağında düğüm olan o sesi ...
    gülmen lazım ... ve sen ispat etmek zorundasındır,
    oradaki herkesten fazla sevindiğini eğlendiğini ...
    affferim sana ... gülümseyerek, hatta gülerek ağlamayı ne güzel becerdin ...!
    senden beklenen buydu işte ...
    sakın hissettiğin gibi davranma,
    yoksa orada bulunanlara zehir edersin şu canım eğlenceyi ...
    seni kıskanç seniii ...!
    aaa kardeşlerin de var senin değil mi ...?
    bekarlar mı ...?
    çeyiz alıyorlar mı onlara, çarşıya çıkıldığında ...?
    ... ve senin de fikrini soruyorlardır tabii ...
    bu nevresim takımı nasıl ...?
    içinizde tarifsiz bir kırgınlıkla ...
    ... ve ama ...
    ... ve tabii gülümseyerek ...
    ... ve belli etmemeye çalışarak kırgınlıkdan doğan umursamazlığınızı;
    çok güzel harika alın bunu mu diyorsunuz ...?

    ... ve söyleyin yeni türkü’nün türküsünü;

    (tak etti canıma bu maskeli balo, bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri)

    dostlar uymayın siz bana ... sizi anlamazlar şarkıyı anlarlar ...

    niye bana da almıyorsunuz ... demeyin ...
    canım biliyorsunuz işte, belli senin sebebin ...
    şu mutlu ortamı bozmanın ne alemi var ...?

    diyelim ki …
    olmuş bi şeyler işte doğuştan ya da sonradan ...
    adalelerinizin kontrolü artık çıkmıştır sizden ...
    acıkınca yemek yemek kadar doğalsa da bu sindirilenlerin vücuttan atılması ...
    yine de bin kahır olur bu en doğal olay size ...
    ahhh bi de kendi kendinizi temizleyip yıkayamayacak kadar tüketmişse adaleleriniz gücünü,
    daha bi ağır gelir yaşamın yükü ...
    bağımlı olmanın en ağır yüküdür bu ki bunu ancak taşıyanlar bilir ...
    en yakınınız yakınınızdaysa şanslısınızdır ...
    ama o bu yükü sırtlamak için omuz verdikçe daha bi ağırlaşır ...
    o an hayattan yaşamdan allah'dan tüm isteğiniz gelip bu yükte düğümlenir ...
    dersiniz ki her şeyine eyvallah da bu sakatlığın, alışamadım işte buna ...
    utanıp sıkılırsınız, ufak bi terslikte öfkelenirsiniz ama asıl öfkeniz kendinizedir ...
    o an, en yakınınızdaki en yakınınız değilse, bi bakıcı veya bi hayırsever,
    bi uzak akraba, işi şakaya espriye boğup gülümsemeye çalışırsınız …
    içiniz ağlamaktadır oysa ...
    hele lavman yapılıyorsa;
    zeki müren’in “öyle zor, öyle zor ki seni içimden atmak” şarkısını söyleyin mesela ...

    ben denedim inanın, herkesler güldü o an ...
    ayyy valla yaaa ... güldüler inanın ...
    ... ve sonra duşa götürün beni deyin ...
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .

    (duşta ağladığı hiç belli olmuyor insanın)


    alıntı
  2. 25.Haziran.2010, 13:51
    #1
    ''başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun” diyordu ramon ...
    ... ve bağımlılığımız ne kadar çoksa o kadar çok kişiye gülümsemek zorunda kalıyoruz ...
    diyelim ki yürürken yolda … kalabalıkta ... değneğiniz kaydı ya da çarptı birisi size ...
    kahretsin ...!
    düştünüz ...!
    yolun tozuna çamuruna bulandı eliniz yüzünüz ...
    halbuki ne kadar da dikkatli yürürdünüz ...
    ama oldu işte ...
    kahretsin ...!
    diziniz ezildi, ne çok yandı canınız ... belki de kolunuz …
    ama ruhun acısından dizin acısını duymaz olursunuz ...
    hele etraf kalabalıksa ...
    ahh bi de orada ...!
    uzaktan uzağa hoşlandığınız bi kız ya da bi çocuk varsa ...
    yakında ...
    civarda ...
    gördü mü acaba ...?
    bakmamaya çalışmak o tarafa ...
    konuşulanları duymamaya çalışmak ...
    insanlar gelir yanınıza ...
    yardım etmek isterler tüm iyi niyetleriyle ...
    içiniz ağlamaktadır oysa ...
    ama yardım etmeye çalışanlara gülümsemek zorundasınızdır ...
    hele ki ruhunuzun acısı yansısın yüzünüze ...
    olmadı işte ...
    o mahrem acı asılı kalmalı kirpiklerinizde ...

    yardım ettik yaranamadık ...
    surata bak ... sanki biz düşürdük ...!
    teşekkür edeceğine ...!

    amman dostlar sakın böyle yapmayın ...
    yardım eden kişinin akşam başını yastığa koyduğunda,
    kendini iyi hissetmesine engel olmayın ...
    bu da onun hakkı ...

    gülümseyin ...

    hatta gülümsemenin yanında bi de espri yapın ... size yardım elini uzatanlara karşı şirin,
    hatta düşüşünüzü umursamaz gözükmeye çalışın ...
    mesela; ben zaten düşecektim deyin ...
    hani nasrettin hoca eşekten düşünce “ben zaten inecektim” demiş ya işte onun gibi ...

    afferim işte, öğrendin gülümseyerek ağlamayı ...

    toplum böylesini seviyor biliyorsun ... engelinle barışık olacaksın, sakın kavga etme ammann ...!
    ayırmaya gelmiyorlar ...
    yediğin yumrukla tekmeyle kalıyorsun ... ve hep o oluyor kazanan ...

    diyelim ki ...
    çocuksunuz daha ...
    olmuş bi şey işte sakat kalmışsınız ...
    ya da öyle doğmuşsunuz … her neyse ...
    tekerlekli sandalyedesiniz veya koltuk değnekleriniz olmuş yanınızdan hiç ayıramadığınız en iyi arkadaşınız ...
    bir duvar kenarında ya da bir ağaç gölgesinde seyredersiniz top oynayan yaşıtlarınızı ... gülerek el çırparak ...
    halbuki o topun peşinde koşamamanın acısıyla içiniz ağlamaktadır ...
    ama ...
    lakin ...
    fakat ...
    somurtamazsınız, kızamazsınız üzülemezsiniz ... zaten o güne kadar içinizin acısını,
    yüreğinizin burukluğunu yüzünüze yansıtmamayı çoktan öğrenmişsinizdir ...
    belki de o kadar alışmışsınızdır ki kendinize ... unutmuşsunuzdur ağlamayı ...
    ağlamaya değer daha güzel daha anlamlı şeylere saklayıp göz yaşlarınızı sadece gülümsersiniz yuvarlanan topun ardından ...
    farkında olmadan ...

    diyelim ki ...
    genç bi kızsın ...
    olmuş bi şeyler işte sakat kalmışsın ...
    yada öyle doğmuşsun … her neyse ...
    davetlisindir ...
    akraba içinde ya da mahallede birlikte büyüdüğün arkadaşının düğününe ...
    benim hiç düğünüm olmayacak ve hiç gelinliğim diye düşünsen de ...
    gidersin oynaya güle ...

    ... ve ...
    ... ve ...

    seni iki yüzlü senii ...
    ağlasana doya doya … hemen orada oracıkta ...
    niye eve gidince yorganı kafana çekip yastığınla,
    boğmak istiyorsun gırtlağında düğüm olan o sesi ...
    gülmen lazım ... ve sen ispat etmek zorundasındır,
    oradaki herkesten fazla sevindiğini eğlendiğini ...
    affferim sana ... gülümseyerek, hatta gülerek ağlamayı ne güzel becerdin ...!
    senden beklenen buydu işte ...
    sakın hissettiğin gibi davranma,
    yoksa orada bulunanlara zehir edersin şu canım eğlenceyi ...
    seni kıskanç seniii ...!
    aaa kardeşlerin de var senin değil mi ...?
    bekarlar mı ...?
    çeyiz alıyorlar mı onlara, çarşıya çıkıldığında ...?
    ... ve senin de fikrini soruyorlardır tabii ...
    bu nevresim takımı nasıl ...?
    içinizde tarifsiz bir kırgınlıkla ...
    ... ve ama ...
    ... ve tabii gülümseyerek ...
    ... ve belli etmemeye çalışarak kırgınlıkdan doğan umursamazlığınızı;
    çok güzel harika alın bunu mu diyorsunuz ...?

    ... ve söyleyin yeni türkü’nün türküsünü;

    (tak etti canıma bu maskeli balo, bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri)

    dostlar uymayın siz bana ... sizi anlamazlar şarkıyı anlarlar ...

    niye bana da almıyorsunuz ... demeyin ...
    canım biliyorsunuz işte, belli senin sebebin ...
    şu mutlu ortamı bozmanın ne alemi var ...?

    diyelim ki …
    olmuş bi şeyler işte doğuştan ya da sonradan ...
    adalelerinizin kontrolü artık çıkmıştır sizden ...
    acıkınca yemek yemek kadar doğalsa da bu sindirilenlerin vücuttan atılması ...
    yine de bin kahır olur bu en doğal olay size ...
    ahhh bi de kendi kendinizi temizleyip yıkayamayacak kadar tüketmişse adaleleriniz gücünü,
    daha bi ağır gelir yaşamın yükü ...
    bağımlı olmanın en ağır yüküdür bu ki bunu ancak taşıyanlar bilir ...
    en yakınınız yakınınızdaysa şanslısınızdır ...
    ama o bu yükü sırtlamak için omuz verdikçe daha bi ağırlaşır ...
    o an hayattan yaşamdan allah'dan tüm isteğiniz gelip bu yükte düğümlenir ...
    dersiniz ki her şeyine eyvallah da bu sakatlığın, alışamadım işte buna ...
    utanıp sıkılırsınız, ufak bi terslikte öfkelenirsiniz ama asıl öfkeniz kendinizedir ...
    o an, en yakınınızdaki en yakınınız değilse, bi bakıcı veya bi hayırsever,
    bi uzak akraba, işi şakaya espriye boğup gülümsemeye çalışırsınız …
    içiniz ağlamaktadır oysa ...
    hele lavman yapılıyorsa;
    zeki müren’in “öyle zor, öyle zor ki seni içimden atmak” şarkısını söyleyin mesela ...

    ben denedim inanın, herkesler güldü o an ...
    ayyy valla yaaa ... güldüler inanın ...
    ... ve sonra duşa götürün beni deyin ...
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .

    (duşta ağladığı hiç belli olmuyor insanın)


    alıntı
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Erzurum
    Mesajlar
    646
    Pür dikkat okudum. Super hayata olumlu bakış yöntemleri Ama bunları gerçekten yapmak güçlü bir irade ister.
    Tesekkurler ablam.

    Banyoda ağlama farkedilmiyo demek
  4. 04.Temmuz.2010, 08:22
    #2
    Pür dikkat okudum. Super hayata olumlu bakış yöntemleri Ama bunları gerçekten yapmak güçlü bir irade ister.
    Tesekkurler ablam.

    Banyoda ağlama farkedilmiyo demek
  5. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Burdur
    Mesajlar
    429
    Paylaşım için çok teşekkürler ablam şurası çok hoşuma gitti emeğine sağlık.

    diyelim ki …
    olmuş bi şeyler işte doğuştan ya da sonradan ...
    adalelerinizin kontrolü artık çıkmıştır sizden ...
    acıkınca yemek yemek kadar doğalsa da bu sindirilenlerin vücuttan atılması ...
    yine de bin kahır olur bu en doğal olay size ...
    ahhh bi de kendi kendinizi temizleyip yıkayamayacak kadar tüketmişse adaleleriniz gücünü,
    daha bi ağır gelir yaşamın yükü ...
    bağımlı olmanın en ağır yüküdür bu ki bunu ancak taşıyanlar bilir ...
    en yakınınız yakınınızdaysa şanslısınızdır ...
    ama o bu yükü sırtlamak için omuz verdikçe daha bi ağırlaşır ...
    o an hayattan yaşamdan allah'dan tüm isteğiniz gelip bu yükte düğümlenir ...
    dersiniz ki her şeyine eyvallah da bu sakatlığın, alışamadım işte buna ...
    utanıp sıkılırsınız, ufak bi terslikte öfkelenirsiniz ama asıl öfkeniz kendinizedir ...
    o an, en yakınınızdaki en yakınınız değilse, bi bakıcı veya bi hayırsever,
    bi uzak akraba, işi şakaya espriye boğup gülümsemeye çalışırsınız …
    içiniz ağlamaktadır oysa ...
    hele lavman yapılıyorsa;
    zeki müren’in “öyle zor, öyle zor ki seni içimden atmak” şarkısını söyleyin mesela ...

    ben denedim inanın, herkesler güldü o an ...
    ayyy valla yaaa ... güldüler inanın ...
    ... ve sonra duşa götürün beni deyin ...
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .

    (duşta ağladığı hiç belli olmuyor insanın)
  6. 04.Temmuz.2010, 11:21
    #3
    Paylaşım için çok teşekkürler ablam şurası çok hoşuma gitti emeğine sağlık.

    diyelim ki …
    olmuş bi şeyler işte doğuştan ya da sonradan ...
    adalelerinizin kontrolü artık çıkmıştır sizden ...
    acıkınca yemek yemek kadar doğalsa da bu sindirilenlerin vücuttan atılması ...
    yine de bin kahır olur bu en doğal olay size ...
    ahhh bi de kendi kendinizi temizleyip yıkayamayacak kadar tüketmişse adaleleriniz gücünü,
    daha bi ağır gelir yaşamın yükü ...
    bağımlı olmanın en ağır yüküdür bu ki bunu ancak taşıyanlar bilir ...
    en yakınınız yakınınızdaysa şanslısınızdır ...
    ama o bu yükü sırtlamak için omuz verdikçe daha bi ağırlaşır ...
    o an hayattan yaşamdan allah'dan tüm isteğiniz gelip bu yükte düğümlenir ...
    dersiniz ki her şeyine eyvallah da bu sakatlığın, alışamadım işte buna ...
    utanıp sıkılırsınız, ufak bi terslikte öfkelenirsiniz ama asıl öfkeniz kendinizedir ...
    o an, en yakınınızdaki en yakınınız değilse, bi bakıcı veya bi hayırsever,
    bi uzak akraba, işi şakaya espriye boğup gülümsemeye çalışırsınız …
    içiniz ağlamaktadır oysa ...
    hele lavman yapılıyorsa;
    zeki müren’in “öyle zor, öyle zor ki seni içimden atmak” şarkısını söyleyin mesela ...

    ben denedim inanın, herkesler güldü o an ...
    ayyy valla yaaa ... güldüler inanın ...
    ... ve sonra duşa götürün beni deyin ...
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .

    (duşta ağladığı hiç belli olmuyor insanın)
  7. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    674
    Çok güzel bir yazı ,kaydedip ,karda buzda yürümeye çalışırken düştüğümde çıkarıp okuyayım
    Paylaşım için teşekkürler abla
  8. 23.Kasım.2010, 08:57
    #4
    Çok güzel bir yazı ,kaydedip ,karda buzda yürümeye çalışırken düştüğümde çıkarıp okuyayım
    Paylaşım için teşekkürler abla
  9. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    benimde beğenerek okuduğum bir yazı.. ben teşekkür ettim canımcıklar, gözlerinize sağlık..
  10. 23.Kasım.2010, 09:30
    #5
    benimde beğenerek okuduğum bir yazı.. ben teşekkür ettim canımcıklar, gözlerinize sağlık..
  11. Üyelik tarihi
    Ağustos.2010
    Nereden
    ÜRGÜP/NEVŞEHİR
    Mesajlar
    231
    abla emeğine sağlık yazı güzelde eee si var bide uygulama nasıl olacak bilemiyorum orda artık bende tökezlemeye başladım galiba !
  12. 23.Kasım.2010, 10:21
    #6
    abla emeğine sağlık yazı güzelde eee si var bide uygulama nasıl olacak bilemiyorum orda artık bende tökezlemeye başladım galiba !