Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

MS (Multipl Skleroz)

MS hastalığı ; En sık görülen MS belirtileri güçsüzlük, yorgunluk, hissi belirtiler (karıncalanma, uyuşukluk, ağrı), görme bozuklukları (bir gözde görme kaybı, bulanık veya çift görme), kas fonksiyon bozuklukları (katılık, titreme, idrar kaçırma, kabızlık, cinsel sorunlar) ve denge sorunlarıdır (dengesizlik, başdönmesi, yalpalama). Multipl Skleroz ya da kısaca “MS”, beyin ve omuriliğin oluşturduğu merkezi sinir sisteminin genç erişkin yaş grubunda en yaygın nörolojik hastalıklarından

Konuyu değerlendir: MS (Multipl Skleroz)

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2325 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    MS (Multipl Skleroz)

    MS hastalığı ;

    En sık görülen MS belirtileri güçsüzlük, yorgunluk, hissi belirtiler (karıncalanma, uyuşukluk, ağrı), görme bozuklukları (bir gözde görme kaybı, bulanık veya çift görme), kas fonksiyon bozuklukları (katılık, titreme, idrar kaçırma, kabızlık, cinsel sorunlar) ve denge sorunlarıdır (dengesizlik, başdönmesi, yalpalama).

    Multipl Skleroz ya da kısaca “MS”, beyin ve omuriliğin oluşturduğu merkezi sinir sisteminin genç erişkin yaş grubunda en yaygın nörolojik hastalıklarından birisidir. Bu hastalıkta, beyin ve omurilikteki sinir telciklerinin etrafını saran miyelin tabakasının etkilendiği bilinmektedir. Miyelin tabakası, merkezi sinir sisteminin vücudun çeşitli organlarına gönderdiği elektriksel mesajların sinir telcikleri üzerinde iletilmesinde yardımcı olur. Miyelin tabakasının zarar görmesi, bu iletimde kesintilere, aksamalara neden olmaktadır.

    MS’in atak devresinde sinir telciğinin kılıfını oluşturan miyelin tabakasında bir iltihaplanma olur ve o bölgede sinir üzerindeki normal elektriksel iletim aksar. Eğer iltihaplanma hafif atlatılırsa, iyileşme dönemlerinde miyelin kendi kendini tamir edebilir, fakat iltihaplanma şiddetli ise, miyelin fazla zarar görür ve burada sert bir tabaka ya da plak oluşur. Beyin ve omurilik yoluyla o sinirin ulaştığı organa gitmesi gereken mesajlar bu bölümde engellenir ve bu nedenle beyin ve organlar arasındaki gerekli haberleşme ve koordinasyon sağlanamaz.

    En sık görülen MS belirtileri güçsüzlük, yorgunluk, hissi belirtiler (karıncalanma, uyuşukluk, ağrı), görme bozuklukları (bir gözde görme kaybı, bulanık veya çift görme), kas fonksiyon bozuklukları (katılık, titreme, idrar kaçırma, kabızlık, cinsel sorunlar) ve denge sorunlarıdır (dengesizlik, başdönmesi, yalpalama). Bu belirtilerin bir veya birkaçını hissedenlerin vakit geçirmeden tam teşekküllü bir hastanenin “Nöroloji” kliniğine başvurmasında yarar vardır.

    HASTALIĞIN NEDENİ BİLİNİYOR MU?

    Hastalığın nedeni bilinmemekle birlikte birçok varsayım mevcuttur. Genel olarak MS otoimmün hastalık (bağışıklık sistemi hastalığı) olarak kabul edilmektedir. Vücut kendi hücrelerini yabancı ajanlardan ayırt edemeyerek saldırmakta, parçalamaya başlamaktadır. MS hastasında sinirlerin myelin kılıfı hastanın kendi beyaz kan

    MS SEYRİ HER HASTADA AYNI MIDIR?

    Hayır. MS’in hafif ya da ağır olması, hastalardaki gelişmesi kişiden kişiye büyük değişiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda bu durum, hastalığın zaman zaman yaptığı ataklar, ya da şiddetlenme dönemleri ve bu dönemler arasında kısmen veya tamamen iyileşmeler şeklinde görülür. Biz buna MS’in “ataklar-düzelmelerle” seyreden şekli diyoruz. Bazı hastalarda bir-iki ataktan sonra yaşamının geri kalan kısmında herhangi bir belirti görülmeyebilirken bir başka grup hastada ise giderek ilerleyen ve düzelme olmayan bir seyir izlenmektedir. En şanssız grubu da bu hastalarımız oluşturmaktadır ki tesellimiz bu grubun oranının küçük olmasıdır.

    MS, şimdilik bilinmeyenleri ve soru işaretleri hayli fazla bir hastalık olduğu için, hastanın yukarıdaki gruplardan hangisine girebileceği veya hastalığının gelecekte ne gibi gelişmeler gösterebileceği konusunda önceden birşey söylenememektedir.

    HASTALIK KİMLERDE GÖRÜLÜR, YAŞLA VEYA CİNSİYET AYRIMIYLA İLGİLİ MİDİR?

    Dünyada 3 milyon, ülkemizde ise 35 - 40 bin MS hastası olduğu tahmin edilmektedir. Gençler arasında en sık görülen nörolojik hastalıklardan biridir. MS hastalarının büyük bir bölümü ilk ataklarını 20 - 40 yaşları arasında geçirmekle birlikte nadiren çocukluk veya ileri yaş gruplarında da ortaya çıkabilmektedir. Genel olarak toplumda MS gelişme riski yaklaşık 1/1000 olarak tahmin edilmektedir. Hastalık kadınları 2 kat daha fazla etkilemektedir.

    MS ÖLDÜRÜCÜ, BULAŞICI YA DA MİKROBİK BİR HASTALIK MIDIR?

    Hayır. MS öldürücü, bulaşıcı ya da mikrobik bir hastalık değildir. Buna, akıl hastalığı olmadığını ve kalıtsal olmadığını da ekleyebiliriz. Ancak hastaların ailelerinde ve özellikle ikizlerinde daha sık görülmesi bazı kişilerin genetik olarak hastalığa yatkın olduklarını göstermektedir.

    MS TANISI NASIL KONULMAKTADIR?

    İlk belirtileri çok hafif olduğu için kişi doktora gitme ihtiyacı duymaz bu nedenle kesin tanın konulması yılları bulur. Ayrıca sinir sisteminin diğer hastalıkları da aynı uyarıcı belirtilerin bazılarını gösterirler. Öncelikli olarak hasta yakınmalarının MS düşündürdüğü hastalarda inceleme yapılmalıdır. MS tanısında Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), Beyin Omurilik Sıvısı (BOS) analizi ve Uyarılmış Potansiyel (UP) incelemelerinden yararlanılmaktadır. MRG ilk belirti görüldüğünde normal olabilmesine karşın kesin MS hastalarında %90 oranında anormallik saptanmaktadır. Kesin MS’li hastaların %95’inin MRG, BOS ve UP incelemelerinde anormallik bulunmaktadır.

    MS NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

    MS’in bugün için bilinen kesin bir tedavisi yok. Ama, MS’in belirtilerini giderebilmek ve insanların MS’le birlikte daha rahat bir yaşam sürmelerini sağlamak amacıyla birçok semptomatik (belirtilere yönelik) tedavi uygulanmaktadır. Öte yandan atak belirtilerin giderilmesinde kortikosteroidler, atak sıklığının azaltılmasında interferonlar kullanılmaktadır. MS patolojisinde ve nöroimmünolojideki gelişmeler sonucunda bugün farklı tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Hatta birçok uluslararası çalışma da artık ülkemizden bazı merkezler de birer çalışma – araştırma merkezleri olmaya başlamışlardır ki bu ülkemiz tıbbının ulaştığı düzey hakkında iyi bir göstergedir.

    Fizyoterapi yöntemleriyle hastaların atak dönemlerinin izleri silinmeye ve spazmlarının giderilmesine yardımcı olunmakta; kişisel ve grup terapileri ile hastalara ve ailelerine depresyon, korku ve MS’in yol açtığı sınırlamalarla mücadelede yardımcı olunmaya çalışılmaktadır.

    MS TEDAVİSİNDEKİ SON GELİŞMELER NELERDİR ?

    1990’larda MS ile ilgili çalışmalar hastalığın doğal seyrini olumlu anlamda etkileyebilecek yönde ilk meyvelerini vermişti. Bu çalışmalar ile hastalarımız için atak sıklığını azaltabilecek, atakların şiddetini düşürebilecek ve bilişsel yönden de koruyucu olma umudu veren ilaçlar gündeme girdi. Bunlar immün-modulatuar dediğimiz, hastalığı tetikleyici ve sürdürücü mekanizmaları olumlu yöne kaydırma potansiyeli taşıyan ilaçlardır. Erken dönemde sık atak geçiren ve özürlülük riski taşıyan hastalarımız için bu ilaçlar (Beta grubu interferonlar: Betaferon, Avonex ve Rebif ile Glatiramer asetat: Copaxone) kayda değer bir koruma adımı oluşturdu. Öte yandan MS alanında yürütülen araştırma çalışmaları da bu adımla hız kazandı. Altta yatan mekanizmaları daha iyi anlamaya başlandı.

    Özellikle ilk yıllarda gidişi belirsizlikler taşıyan bir hastalık olması nedeniyle MS tedavisine yönelik çalışmalarda zaman çok önemlidir. MS ile mücadele hem kişisel düzeyde hem de toplumsal alanda sonucu alınacak bir mücadeledir.

    Biyoteknolojideki ve MS immünolojisindeki gelişmeler, hastalığın altta yatan nedenlerine yönelik bilgilerimizin giderek artması MS’te tedavide birçok yeni hedefin gerçekleşebileceğini gösteriyor. Gerçi hayvan deneylerinin sonuçlarını her zaman birebir insanlara taşıyamıyoruz ancak bütün bu çalışmalar tıbbın ve nöro-immünolojinin bu gerçekten çok karmaşık hastalığını yakın bir sürede çözebileceğimize dair umutlarımızı daha çok artırıyor

    ntvcnbs.com
  2. 11.Temmuz.2010, 21:23
    #1
    MS hastalığı ;

    En sık görülen MS belirtileri güçsüzlük, yorgunluk, hissi belirtiler (karıncalanma, uyuşukluk, ağrı), görme bozuklukları (bir gözde görme kaybı, bulanık veya çift görme), kas fonksiyon bozuklukları (katılık, titreme, idrar kaçırma, kabızlık, cinsel sorunlar) ve denge sorunlarıdır (dengesizlik, başdönmesi, yalpalama).

    Multipl Skleroz ya da kısaca “MS”, beyin ve omuriliğin oluşturduğu merkezi sinir sisteminin genç erişkin yaş grubunda en yaygın nörolojik hastalıklarından birisidir. Bu hastalıkta, beyin ve omurilikteki sinir telciklerinin etrafını saran miyelin tabakasının etkilendiği bilinmektedir. Miyelin tabakası, merkezi sinir sisteminin vücudun çeşitli organlarına gönderdiği elektriksel mesajların sinir telcikleri üzerinde iletilmesinde yardımcı olur. Miyelin tabakasının zarar görmesi, bu iletimde kesintilere, aksamalara neden olmaktadır.

    MS’in atak devresinde sinir telciğinin kılıfını oluşturan miyelin tabakasında bir iltihaplanma olur ve o bölgede sinir üzerindeki normal elektriksel iletim aksar. Eğer iltihaplanma hafif atlatılırsa, iyileşme dönemlerinde miyelin kendi kendini tamir edebilir, fakat iltihaplanma şiddetli ise, miyelin fazla zarar görür ve burada sert bir tabaka ya da plak oluşur. Beyin ve omurilik yoluyla o sinirin ulaştığı organa gitmesi gereken mesajlar bu bölümde engellenir ve bu nedenle beyin ve organlar arasındaki gerekli haberleşme ve koordinasyon sağlanamaz.

    En sık görülen MS belirtileri güçsüzlük, yorgunluk, hissi belirtiler (karıncalanma, uyuşukluk, ağrı), görme bozuklukları (bir gözde görme kaybı, bulanık veya çift görme), kas fonksiyon bozuklukları (katılık, titreme, idrar kaçırma, kabızlık, cinsel sorunlar) ve denge sorunlarıdır (dengesizlik, başdönmesi, yalpalama). Bu belirtilerin bir veya birkaçını hissedenlerin vakit geçirmeden tam teşekküllü bir hastanenin “Nöroloji” kliniğine başvurmasında yarar vardır.

    HASTALIĞIN NEDENİ BİLİNİYOR MU?

    Hastalığın nedeni bilinmemekle birlikte birçok varsayım mevcuttur. Genel olarak MS otoimmün hastalık (bağışıklık sistemi hastalığı) olarak kabul edilmektedir. Vücut kendi hücrelerini yabancı ajanlardan ayırt edemeyerek saldırmakta, parçalamaya başlamaktadır. MS hastasında sinirlerin myelin kılıfı hastanın kendi beyaz kan

    MS SEYRİ HER HASTADA AYNI MIDIR?

    Hayır. MS’in hafif ya da ağır olması, hastalardaki gelişmesi kişiden kişiye büyük değişiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda bu durum, hastalığın zaman zaman yaptığı ataklar, ya da şiddetlenme dönemleri ve bu dönemler arasında kısmen veya tamamen iyileşmeler şeklinde görülür. Biz buna MS’in “ataklar-düzelmelerle” seyreden şekli diyoruz. Bazı hastalarda bir-iki ataktan sonra yaşamının geri kalan kısmında herhangi bir belirti görülmeyebilirken bir başka grup hastada ise giderek ilerleyen ve düzelme olmayan bir seyir izlenmektedir. En şanssız grubu da bu hastalarımız oluşturmaktadır ki tesellimiz bu grubun oranının küçük olmasıdır.

    MS, şimdilik bilinmeyenleri ve soru işaretleri hayli fazla bir hastalık olduğu için, hastanın yukarıdaki gruplardan hangisine girebileceği veya hastalığının gelecekte ne gibi gelişmeler gösterebileceği konusunda önceden birşey söylenememektedir.

    HASTALIK KİMLERDE GÖRÜLÜR, YAŞLA VEYA CİNSİYET AYRIMIYLA İLGİLİ MİDİR?

    Dünyada 3 milyon, ülkemizde ise 35 - 40 bin MS hastası olduğu tahmin edilmektedir. Gençler arasında en sık görülen nörolojik hastalıklardan biridir. MS hastalarının büyük bir bölümü ilk ataklarını 20 - 40 yaşları arasında geçirmekle birlikte nadiren çocukluk veya ileri yaş gruplarında da ortaya çıkabilmektedir. Genel olarak toplumda MS gelişme riski yaklaşık 1/1000 olarak tahmin edilmektedir. Hastalık kadınları 2 kat daha fazla etkilemektedir.

    MS ÖLDÜRÜCÜ, BULAŞICI YA DA MİKROBİK BİR HASTALIK MIDIR?

    Hayır. MS öldürücü, bulaşıcı ya da mikrobik bir hastalık değildir. Buna, akıl hastalığı olmadığını ve kalıtsal olmadığını da ekleyebiliriz. Ancak hastaların ailelerinde ve özellikle ikizlerinde daha sık görülmesi bazı kişilerin genetik olarak hastalığa yatkın olduklarını göstermektedir.

    MS TANISI NASIL KONULMAKTADIR?

    İlk belirtileri çok hafif olduğu için kişi doktora gitme ihtiyacı duymaz bu nedenle kesin tanın konulması yılları bulur. Ayrıca sinir sisteminin diğer hastalıkları da aynı uyarıcı belirtilerin bazılarını gösterirler. Öncelikli olarak hasta yakınmalarının MS düşündürdüğü hastalarda inceleme yapılmalıdır. MS tanısında Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), Beyin Omurilik Sıvısı (BOS) analizi ve Uyarılmış Potansiyel (UP) incelemelerinden yararlanılmaktadır. MRG ilk belirti görüldüğünde normal olabilmesine karşın kesin MS hastalarında %90 oranında anormallik saptanmaktadır. Kesin MS’li hastaların %95’inin MRG, BOS ve UP incelemelerinde anormallik bulunmaktadır.

    MS NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

    MS’in bugün için bilinen kesin bir tedavisi yok. Ama, MS’in belirtilerini giderebilmek ve insanların MS’le birlikte daha rahat bir yaşam sürmelerini sağlamak amacıyla birçok semptomatik (belirtilere yönelik) tedavi uygulanmaktadır. Öte yandan atak belirtilerin giderilmesinde kortikosteroidler, atak sıklığının azaltılmasında interferonlar kullanılmaktadır. MS patolojisinde ve nöroimmünolojideki gelişmeler sonucunda bugün farklı tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Hatta birçok uluslararası çalışma da artık ülkemizden bazı merkezler de birer çalışma – araştırma merkezleri olmaya başlamışlardır ki bu ülkemiz tıbbının ulaştığı düzey hakkında iyi bir göstergedir.

    Fizyoterapi yöntemleriyle hastaların atak dönemlerinin izleri silinmeye ve spazmlarının giderilmesine yardımcı olunmakta; kişisel ve grup terapileri ile hastalara ve ailelerine depresyon, korku ve MS’in yol açtığı sınırlamalarla mücadelede yardımcı olunmaya çalışılmaktadır.

    MS TEDAVİSİNDEKİ SON GELİŞMELER NELERDİR ?

    1990’larda MS ile ilgili çalışmalar hastalığın doğal seyrini olumlu anlamda etkileyebilecek yönde ilk meyvelerini vermişti. Bu çalışmalar ile hastalarımız için atak sıklığını azaltabilecek, atakların şiddetini düşürebilecek ve bilişsel yönden de koruyucu olma umudu veren ilaçlar gündeme girdi. Bunlar immün-modulatuar dediğimiz, hastalığı tetikleyici ve sürdürücü mekanizmaları olumlu yöne kaydırma potansiyeli taşıyan ilaçlardır. Erken dönemde sık atak geçiren ve özürlülük riski taşıyan hastalarımız için bu ilaçlar (Beta grubu interferonlar: Betaferon, Avonex ve Rebif ile Glatiramer asetat: Copaxone) kayda değer bir koruma adımı oluşturdu. Öte yandan MS alanında yürütülen araştırma çalışmaları da bu adımla hız kazandı. Altta yatan mekanizmaları daha iyi anlamaya başlandı.

    Özellikle ilk yıllarda gidişi belirsizlikler taşıyan bir hastalık olması nedeniyle MS tedavisine yönelik çalışmalarda zaman çok önemlidir. MS ile mücadele hem kişisel düzeyde hem de toplumsal alanda sonucu alınacak bir mücadeledir.

    Biyoteknolojideki ve MS immünolojisindeki gelişmeler, hastalığın altta yatan nedenlerine yönelik bilgilerimizin giderek artması MS’te tedavide birçok yeni hedefin gerçekleşebileceğini gösteriyor. Gerçi hayvan deneylerinin sonuçlarını her zaman birebir insanlara taşıyamıyoruz ancak bütün bu çalışmalar tıbbın ve nöro-immünolojinin bu gerçekten çok karmaşık hastalığını yakın bir sürede çözebileceğimize dair umutlarımızı daha çok artırıyor

    ntvcnbs.com
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727
    MS soğuk sever
    Multipl Skleroz ılıman ve soğuk iklim kuşağında yaşayanlarda daha sık görülüyor. Kuzey ülkelerinde fazla olan hasta sayısı ekvator kuşağına yaklaştıkça azalıyor.

    Nörolojik birçok hastalıkta görülebilen belirtilerle kendini gösteren Multipl Skleroz (MS) ancak belirtilerin sıklaşmasıyla nörologların yapacağı muayeneler sonunda ortaya çıkıyor.

    Türkiye’de yaklaşık 30.000 MS hastası olduğu belirtiliyor. Merkezi sinir sistemini oluşturan beyin, beyincik ve omurilik gibi yapıları etkileyen ve genç erişkinlerde görülen Multipl Skleroz, aslında bir hastalık değil, hastalıklar grubu.

    MS’in, çok farklı seyreden ya da hastadan hastaya değişebilen tipleri bulunuyor.

    Hastalık özellikle gençler arasında kazalar dışında, nörolojik özre en fazla sebep olan sinir sistemi hastalığı olarak kabul ediliyor. Kalıtsal ve öldürücü bir hastalık olmayan MS bulaşıcı değil.

    MS’in nedeni veya seyrini etkileyen faktörler kesin olarak bilinmiyor. Bugüne kadar virüsler, bakteriler ve toksik etkenler neden olarak öne sürülmüş, ancak bu etkenlerin hiçbiri kanıtlanmamış.

    Nörolojik belirtiler ile gelişen ve daha sonra duraklayıp düzelme sürecine giren hastalık dönemlerine atak deniliyor. MS hastalarının yüzde 85-90’ında hastalık bu ataklar ile başlamakta. Hastaların yüzde 10-15 kadarında ise MS, uzun yıllar ilerleyerek seyretmekte. MS’in ataklar ile seyrettiği durumlarda da hastalık aynı şekilde ilerleyici hale dönüşebiliyor.

    SOĞUK BÖLGELERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
    Sıcak bölgelerde çok daha az rastlanılan MS, ekvator kuşağında neredeyse hiç görülmez. Buna karşılık hem kuzey, hem de güney yarım kürede kutuplara yaklaştıkça hastalık oranının giderek arttığı görülmekte.

    Örneğin Akdeniz Bölgesi’nde İtalya’da ve İspanya’da 100.000 kişi içerisinde 50 ile 60 kişide MS görünürken; bu oran Almanya’da 100.000’de 80’e, İngiltere ya da İskandinav ülkelerinde ise 100.000’de 100 ile 120 gibi rakamlara yükselmekte. ABD’nin kuzey kesimleri ile Kanada’nın bazı yerlerinde MS hastalığının görülme sıklığı 100.000’de 200’e kadar ulaşabilmekte.

    Coğrafi yerleşimden bağımsız olarak bazı ırklarda, özellikle sarı ırkta daha az MS vakası görülüyor. MS kadınlarda, 20 ile 40 yaşları arasındaki genç erişkinlerde, beyaz ırktan olanlarda, ılıman ve soğuk iklim kuşağında yaşayanlarda, ailesinde MS olanlarda, sosyo-kültürel ve ekonomik düzeyi yüksek olanlarda daha sık görülen bir hastalık.

    BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN BİR ANLIK ŞAŞKINLIĞI
    Bağışıklık sisteminin bir şaşkınlığı sonucu oluşan ve merkezi sinir sistemini etkileyen MS hastalığında beyin, beyincik ve omurilikte seyreden sinir lifleri ve onların etrafındaki kılıflar etkilenmektedir.

    Vücut kendinden olan dokuyu yabancı gibi algılayıp, ona karşı bir reaksiyon oluşturur ve söz konusu dokuda hasar ortaya çıkar. Bu dokular sinir lifleri ve kılıfları oluşturduğu için kola, göze, bacağa giden iletilerde aksama meydana gelir. Bu aksama sonucunda ise görme kaybı veya bulanıklık, kol, el ve bazen hem kol hem de bacakta güçsüzlük, yürüyüşte bozulmalar ve dengesizlik ile konuşmada ağırlaşma ve peltekleşme ortaya çıkabilir.

    Bağışıklık sistemindeki şaşkınlık sonucu vücut kendi dokusuna bir zarar verdiği için MS’e ait belirtiler genellikle geçicidir. Çünkü vücut bir süre sonra bu yanlışlığı fark ederek, kendini düzeltilmeye çalışır ve sonuçta iyileşme sürecine girilir.

    BELİRTİLER GÖZLERDE BAŞLAR
    Hastalığın ilk belirtileri görme kaybı veya bulanıklıK, çift görme, konuşmada zorluk, kol veya bacakta güçsüzlük ve uyuşukluk, ellerde titreme, yürüme güçlüğü veya dengesizlik, ince hareketlerde beceri kaybı şeklinde olabilir. Ancak bu belirtilerin tek başlarına MS hastalığına özgü olmayıp nörolojik kökenli veya diğer birçok hastalıkta da görülebileceği unutulmamalı.

    Sözü edilen belirtilerin hiçbiri aslında MS hastalığına özgü değildir. Bu belirtiler sık görülebilen ve farklı nedenlerle ortaya çıkabilen belirtilerdir. Görme bozukluğunun ortaya çıkması göze ait bir nedenden de nörolojik bir nedenden de kaynaklanabilir.

    Aynı şekilde kol ve bacakta güçsüzlük, yürümede dengesizlik gibi belirtilerin hepsi çok çeşitli nörolojik hastalıklarda görülebilir. Bunun için özellikle kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta nörolojik belirtiler ile karşılaşıldığında bu durum nörolog tarafından değerlendirilmelidir.

    Bir nörolog MS’ten şüphelendiğinde genellikle ilk başvurduğu inceleme yöntemi Magnetik Rezonans Görüntüleme’dir (MRG). MRG incelemesi sonucunda; beyin veya omurilikteki değişikliklerin yüzde 95-100 oranında hastalıkla uyumlu olması durumunda MS tanısı konulabilir.

    Tanıyı doğrulamak, güçlendirmek ve hastalık ile ilgili bazı ayrıntılı bilgileri almak söz konusu olduğunda ise belden su alma yoluna da gidilebilir. ‘Uyarılmış potansiyeller’ denen elektrofizyolojik yöntemler ise hastalığın, sinir sistemindeki bazı yapıları ne denli etkilediğini gösterir.

    TEDAVİ EKİP ÇALIŞMASIYLA OLUR
    Atak tedavisi: Tedavi yöntemlerinden biri olan atakların tedavisinde yüksek doz kortizon kullanılır. Ancak uygulama süresi ve doz miktarı sağlık merkezine göre 3-10 gün arasında değişiklik gösterebilir. Serum tedavisinden sonra ağızdan kortizon uygulaması şart değildir. Serum ile verilen yüksek doz kortizon, sanılanın aksine genellikle ciddi bir yan etkiye yol açmaz.

    Ancak tedavi sırasında hastanın tuzsuz yemesine ve tatlı yememesine dikkat edilmesi gerekir. Bunun yanında bazen ‘ACTH’ içeren ve gene vücudun kortizon salgılamasını düzenleyen bir diğer tedavi seçeneği de uygulanabilir.

    Atak tedavisinde tüm MS ataklarının tedavi edilmesine gerek duyulmayabilir. Hafif geçirilen ataklar ya da başka bir deyişle kişinin günlük yaşam aktivitelerini engellemeyen, çok rahatsızlık vermeyen atakların tedavi edilmesi her zaman gerekmeyebilir.

    Bazı ataklar tedavi edilmeden kendiliğinden düzelme gösterebilir. Bununla birlikte kortizon tedavisi, atakların daha çabuk sürede düzelmesini sağlar. Çok ağır ve başka hiçbir tedaviye yanıt vermeyen nadir ataklarda ise plazmaferez denilen özel bir tedavi şekli uygulanabilir.

    Semptomatik tedavi: Hastalığa bağlı olarak gelişen bazı belirtilere ve sekellere yönelik atak tedavisi dışında ‘semptomatik tedavi’ denilen yöntemler kullanılmakta. Örneğin, zaman zaman bacaklarda görülen kasılmalar ve sertliklere, ilaçlar ve özellikle fizyoterapi uygulanır.

    ‘Fatigue’ olarak adlandırılan ve kolay yorulabilme veya halsizlik halleri belirtisi veren MS’li hastalarının bir kısmında yine birtakım ilaçlar kullanılabilir. Rehabilitasyon uygulamaları MS ile ilgili bazı hareket kısıtlılıklarında çok yararlı sonuçlar verebilir. Mesane fonksiyon bozuklukları ile diğer belirtilere yönelik başka ilaçlar ve yaklaşımlar da bulunmaktadır.

    Koruyucu tedaviler: Koruyucu (immunmodulatör-bağışıklık sistemini düzenleyen) ilaçların kullanımı, MS tedavisindeki en önemli gelişmelerden biridir. Günümüzde MS’in ilerlemesini yavaşlatmak ya da atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak için dört ilaç kullanılıyor.

    Diğer tedaviler: Hastalığın sık ataklı ve ilerleyici şekillerinde ‘immunsupressif’ denilen bağışıklık sistemini baskılayarak etki gösteren ilaçlar kullanılabiliyor. Bu grup ilaçların bağışıklık sistemini düzenleyici etkileri de olduğu varsayılıyor.

    ntvmsnbc
  4. 11.Temmuz.2010, 21:24
    #2
    MS soğuk sever
    Multipl Skleroz ılıman ve soğuk iklim kuşağında yaşayanlarda daha sık görülüyor. Kuzey ülkelerinde fazla olan hasta sayısı ekvator kuşağına yaklaştıkça azalıyor.

    Nörolojik birçok hastalıkta görülebilen belirtilerle kendini gösteren Multipl Skleroz (MS) ancak belirtilerin sıklaşmasıyla nörologların yapacağı muayeneler sonunda ortaya çıkıyor.

    Türkiye’de yaklaşık 30.000 MS hastası olduğu belirtiliyor. Merkezi sinir sistemini oluşturan beyin, beyincik ve omurilik gibi yapıları etkileyen ve genç erişkinlerde görülen Multipl Skleroz, aslında bir hastalık değil, hastalıklar grubu.

    MS’in, çok farklı seyreden ya da hastadan hastaya değişebilen tipleri bulunuyor.

    Hastalık özellikle gençler arasında kazalar dışında, nörolojik özre en fazla sebep olan sinir sistemi hastalığı olarak kabul ediliyor. Kalıtsal ve öldürücü bir hastalık olmayan MS bulaşıcı değil.

    MS’in nedeni veya seyrini etkileyen faktörler kesin olarak bilinmiyor. Bugüne kadar virüsler, bakteriler ve toksik etkenler neden olarak öne sürülmüş, ancak bu etkenlerin hiçbiri kanıtlanmamış.

    Nörolojik belirtiler ile gelişen ve daha sonra duraklayıp düzelme sürecine giren hastalık dönemlerine atak deniliyor. MS hastalarının yüzde 85-90’ında hastalık bu ataklar ile başlamakta. Hastaların yüzde 10-15 kadarında ise MS, uzun yıllar ilerleyerek seyretmekte. MS’in ataklar ile seyrettiği durumlarda da hastalık aynı şekilde ilerleyici hale dönüşebiliyor.

    SOĞUK BÖLGELERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
    Sıcak bölgelerde çok daha az rastlanılan MS, ekvator kuşağında neredeyse hiç görülmez. Buna karşılık hem kuzey, hem de güney yarım kürede kutuplara yaklaştıkça hastalık oranının giderek arttığı görülmekte.

    Örneğin Akdeniz Bölgesi’nde İtalya’da ve İspanya’da 100.000 kişi içerisinde 50 ile 60 kişide MS görünürken; bu oran Almanya’da 100.000’de 80’e, İngiltere ya da İskandinav ülkelerinde ise 100.000’de 100 ile 120 gibi rakamlara yükselmekte. ABD’nin kuzey kesimleri ile Kanada’nın bazı yerlerinde MS hastalığının görülme sıklığı 100.000’de 200’e kadar ulaşabilmekte.

    Coğrafi yerleşimden bağımsız olarak bazı ırklarda, özellikle sarı ırkta daha az MS vakası görülüyor. MS kadınlarda, 20 ile 40 yaşları arasındaki genç erişkinlerde, beyaz ırktan olanlarda, ılıman ve soğuk iklim kuşağında yaşayanlarda, ailesinde MS olanlarda, sosyo-kültürel ve ekonomik düzeyi yüksek olanlarda daha sık görülen bir hastalık.

    BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN BİR ANLIK ŞAŞKINLIĞI
    Bağışıklık sisteminin bir şaşkınlığı sonucu oluşan ve merkezi sinir sistemini etkileyen MS hastalığında beyin, beyincik ve omurilikte seyreden sinir lifleri ve onların etrafındaki kılıflar etkilenmektedir.

    Vücut kendinden olan dokuyu yabancı gibi algılayıp, ona karşı bir reaksiyon oluşturur ve söz konusu dokuda hasar ortaya çıkar. Bu dokular sinir lifleri ve kılıfları oluşturduğu için kola, göze, bacağa giden iletilerde aksama meydana gelir. Bu aksama sonucunda ise görme kaybı veya bulanıklık, kol, el ve bazen hem kol hem de bacakta güçsüzlük, yürüyüşte bozulmalar ve dengesizlik ile konuşmada ağırlaşma ve peltekleşme ortaya çıkabilir.

    Bağışıklık sistemindeki şaşkınlık sonucu vücut kendi dokusuna bir zarar verdiği için MS’e ait belirtiler genellikle geçicidir. Çünkü vücut bir süre sonra bu yanlışlığı fark ederek, kendini düzeltilmeye çalışır ve sonuçta iyileşme sürecine girilir.

    BELİRTİLER GÖZLERDE BAŞLAR
    Hastalığın ilk belirtileri görme kaybı veya bulanıklıK, çift görme, konuşmada zorluk, kol veya bacakta güçsüzlük ve uyuşukluk, ellerde titreme, yürüme güçlüğü veya dengesizlik, ince hareketlerde beceri kaybı şeklinde olabilir. Ancak bu belirtilerin tek başlarına MS hastalığına özgü olmayıp nörolojik kökenli veya diğer birçok hastalıkta da görülebileceği unutulmamalı.

    Sözü edilen belirtilerin hiçbiri aslında MS hastalığına özgü değildir. Bu belirtiler sık görülebilen ve farklı nedenlerle ortaya çıkabilen belirtilerdir. Görme bozukluğunun ortaya çıkması göze ait bir nedenden de nörolojik bir nedenden de kaynaklanabilir.

    Aynı şekilde kol ve bacakta güçsüzlük, yürümede dengesizlik gibi belirtilerin hepsi çok çeşitli nörolojik hastalıklarda görülebilir. Bunun için özellikle kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta nörolojik belirtiler ile karşılaşıldığında bu durum nörolog tarafından değerlendirilmelidir.

    Bir nörolog MS’ten şüphelendiğinde genellikle ilk başvurduğu inceleme yöntemi Magnetik Rezonans Görüntüleme’dir (MRG). MRG incelemesi sonucunda; beyin veya omurilikteki değişikliklerin yüzde 95-100 oranında hastalıkla uyumlu olması durumunda MS tanısı konulabilir.

    Tanıyı doğrulamak, güçlendirmek ve hastalık ile ilgili bazı ayrıntılı bilgileri almak söz konusu olduğunda ise belden su alma yoluna da gidilebilir. ‘Uyarılmış potansiyeller’ denen elektrofizyolojik yöntemler ise hastalığın, sinir sistemindeki bazı yapıları ne denli etkilediğini gösterir.

    TEDAVİ EKİP ÇALIŞMASIYLA OLUR
    Atak tedavisi: Tedavi yöntemlerinden biri olan atakların tedavisinde yüksek doz kortizon kullanılır. Ancak uygulama süresi ve doz miktarı sağlık merkezine göre 3-10 gün arasında değişiklik gösterebilir. Serum tedavisinden sonra ağızdan kortizon uygulaması şart değildir. Serum ile verilen yüksek doz kortizon, sanılanın aksine genellikle ciddi bir yan etkiye yol açmaz.

    Ancak tedavi sırasında hastanın tuzsuz yemesine ve tatlı yememesine dikkat edilmesi gerekir. Bunun yanında bazen ‘ACTH’ içeren ve gene vücudun kortizon salgılamasını düzenleyen bir diğer tedavi seçeneği de uygulanabilir.

    Atak tedavisinde tüm MS ataklarının tedavi edilmesine gerek duyulmayabilir. Hafif geçirilen ataklar ya da başka bir deyişle kişinin günlük yaşam aktivitelerini engellemeyen, çok rahatsızlık vermeyen atakların tedavi edilmesi her zaman gerekmeyebilir.

    Bazı ataklar tedavi edilmeden kendiliğinden düzelme gösterebilir. Bununla birlikte kortizon tedavisi, atakların daha çabuk sürede düzelmesini sağlar. Çok ağır ve başka hiçbir tedaviye yanıt vermeyen nadir ataklarda ise plazmaferez denilen özel bir tedavi şekli uygulanabilir.

    Semptomatik tedavi: Hastalığa bağlı olarak gelişen bazı belirtilere ve sekellere yönelik atak tedavisi dışında ‘semptomatik tedavi’ denilen yöntemler kullanılmakta. Örneğin, zaman zaman bacaklarda görülen kasılmalar ve sertliklere, ilaçlar ve özellikle fizyoterapi uygulanır.

    ‘Fatigue’ olarak adlandırılan ve kolay yorulabilme veya halsizlik halleri belirtisi veren MS’li hastalarının bir kısmında yine birtakım ilaçlar kullanılabilir. Rehabilitasyon uygulamaları MS ile ilgili bazı hareket kısıtlılıklarında çok yararlı sonuçlar verebilir. Mesane fonksiyon bozuklukları ile diğer belirtilere yönelik başka ilaçlar ve yaklaşımlar da bulunmaktadır.

    Koruyucu tedaviler: Koruyucu (immunmodulatör-bağışıklık sistemini düzenleyen) ilaçların kullanımı, MS tedavisindeki en önemli gelişmelerden biridir. Günümüzde MS’in ilerlemesini yavaşlatmak ya da atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak için dört ilaç kullanılıyor.

    Diğer tedaviler: Hastalığın sık ataklı ve ilerleyici şekillerinde ‘immunsupressif’ denilen bağışıklık sistemini baskılayarak etki gösteren ilaçlar kullanılabiliyor. Bu grup ilaçların bağışıklık sistemini düzenleyici etkileri de olduğu varsayılıyor.

    ntvmsnbc
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Ms Beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sisteminin) bir hastalığıdır. MS beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini bozar.

    Multipl” denmesinin nedeni nedir?
    Beyin ve omuriliğin bir çok farklı alanı etkilenir.
    Belirtileri hafif ya da ağır olabilir. Aniden ortaya çıkabilir ya da kaybolabilir.
    “Skleroz” denmesinin nedeni nedir?
    • Hastalık beyin ve omuriliğin hasarlı alanlarında sklerozan plaklar, yani sertleşmiş dokular oluşturur.
    • Bir akıl hastalığı değildir.
    • Bulaşıcı değildir.
    • Henüz önlenebilir ya da tamamen tedavi edilebilir değildir.
    Multipl Skleroz hakkında bilinmesi gereken en önemli şey nedir?
    • Merkezi sinir sisteminin gençler arasında görülen yaygın bir hastalığıdır.
    • MS’lilerin aileleri ve yakınlarından oluşan çok daha fazla sayıda kişi ise duygusal, maddi ve fiziksel zorluklarla karşı karşıyadır.
    • Genç erişkinler MS’e yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de hayatlarının en verimli yıllarında!
    Her yıl araştırma için dünyada milyonlarca dolar harcanmaktadır. En az bir o kadarı da yardım ve destek için harcanmaktadır. Hastalık nedeniyle kaybolan işgücü değeri ise faturayı ayrıca kabartmaktadır. MS’i daha yakından tanımakla MS’lilerin hayattan daha çok tad almalarını ve MS’ten daha az etkilenmelerini sağlayabilirsiniz.
    MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler?
    Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer.
    Bu mesajlar bilinçli ve bilinçsiz tüm hareketlerimizi kontrol eder.
    Multipl Skleroz mesajların düzgün bir şekilde iletilmesini bozar.
    Sağlıklı sinir liflerinin çoğu mesajların iletilmesini kolaylaştıran miyelin denen yağlı bir madde ile çevrelenmiştir.
    MS’de miyelin parçalanır ve miyelinin yerini nedbeleşmiş (sertleşmiş) doku alır. Bu da mesajın geçişini saptırır ya da tümden bloke eder.
    Vücut fonksiyonları kontrol edilemez hale gelir, çünkü:
    • Mesajlar gerektiği gibi iletilemez
    • Mesajlar yanlış bölgeye gider
    Multipl Skleroz’a yol açan nedir?
    Bu, tıbbın en büyük sırlarından biridir.
    • Sebep bilinmemektedir
    • Bir tedavi bulunamamıştır
    • Kimin MS’ye yakalanacağını önceden bilmek mümkün değildir.
    Bu konuda üç yaygın teori vardır
    I- Virüs Saldırısı
    Virüsler vücuda girdiklerinde vücut hücreleri içinde hızla çoğalırlar. Çoğu virüsler hızla bazı hastalık belirtilerine yol açar. Yavaş etkileyen belirli bazı virüsler ise daha sonra tekrar ortaya çıkarak yeni belirtilere yol açarlar. Diğer bazı yavaş etkili virüsler ise vücutta herhangi bir hastalığa yol açmadan önce aylar hatta yıllarca gizli kalabilirler.
    MS bazı yavaş etkili virüsler tarafından meydana getirilebilir ya da bilinen bir virüse karşı gösterilen gecikmiş bir reaksiyon olabilir.
    II- Bağışıklık reaksiyonu
    Vücudumuz, virüsler ve bakteriler gibi hastalık etmenlerini yok eden ve doğuştan gelen bir savunma sistemine sahiptir.
    Savunma sistemi geri tepebilir ve vücudun kendi hücrelerine saldırabilir. Buna “Oto-immun reaksiyon” denir.
    MS, vücudun yanlışlıkla kendi dokusuna saldırdığı bir oto-immun reaksiyon sonucunda ortaya çıkmış olabilir.
    III- Kombinasyon
    Hem virüsler hem de bağışıklık sistemi reaksiyonu MS’e yol açabilir.
    Virüsler vücuda girdiğinde hücreler içinde gelişmeye başlarlar.
    Vücudun savunma mekanizması hem virüslere karşı hemde vücudun kendi hücrelerine karşı tahrip edici olabilir.
    Kimler MS’e yakalanır?
    MS hakkında bilmediğimiz o kadar çok şey vardır ki, kimin MS’e yakalanacağını tahmin edemeyiz. Gene de kimlerin MS’e yakalanma olasılığının daha yüksek olması hakkında şöyle bir tablo çizilebilir:
    Genç erişkinler
    Belirtiler genellikle 20-40 yaşları arasında ortaya çıkar. 15 yaşın altında ve 50 yaşın üstünde nadiren görülür.
    Kadınlar
    Kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda MS’e yakalanırlar. MS hamilelikle ilgili değildir (MS’li hanımlar çocuk sahibi olabilirler).
    Ilıman iklim kuşağında oturan insanlar
    MS 40-60 derece güney ve kuzey enlemleri arasında sık görülür. Bir bölge Ekvator’a ne kadar yakınsa MS vakası da o kadar azdır.
    Sağlık şartlarının iyi olduğu bölgelerde yaşayan insanlar
    Bu bölgelerde MS vakası sık görülür. Muhtemelen bu bölgede yaşayan çocuklar MS’e karşı bağışıklık sağlayacak bazı faktörlere maruz kalmamaktadırlar.
    Aşağıdaki belirtilenlerin her biri başka bir hastalıktan kaynaklanabilir. Doktorunuza mutlaka danışınız.
    Dikkat!
    • Göz bozukluğu: Çift görme veya gözün irade dışı hareketi
    • Vücudun herhangi bir bölgesinin kısmen veya tamamen felç olması
    • Ellerin Titremesi
    • Mesane ve kalın barsak kontrolunun kaybı
    • Sendelenme veya denge kaybı
    • Dilde peltekleşme gibi konuşma bozuklukları
    • Aşırı halsizlik veya kendini alışılmamış biçimde yorgun hissetme
    • Koordinasyon bozukluğu
    • Uyuşma veya karıncalanma hissi
    • Ayakların belirgin şekilde sürüklenmesi
    • Başlangıç belirtileri genellikle hafiftir ve tedavi edilmeden kaybolurlar. Fakat zaman ilerledikçe bunlar daha sık ve daha ağır olabilir.
    Tipik tablo akut belirtilerin görüldüğü kısa bir dönem ve bunu izleyen dönemde belirtilerin hafiflemesi ya da haftalar, aylar hatta yıllarca kaybolması şeklinde çizilebilir.
    • Belirtiler sinir sisteminin tutulan bölgesine göre değişiklik gösterirler.
    • Multipl Sklerozu ortaya çıkarmak zor olabilir
    • İlk belirtinin ortaya çıkışından kesin tanının konmasına kadar çoğunlukla yıllar geçebilir, çünkü:
    • İlk belirtiler o kadar hafiftir ki kişi bir doktora görünmez bile...
    • Sinir sisteminin diğer hastalıkları da aynı uyarıcı belirtilerin bazılarını gösterirler.
    Gelişmiş tüm laborutuvar teknik imkanlarına rağmen MS’i kesin olarak gösteren ya da ekarte ettiren bir teknik yoktur diyebiliriz.
    MS tanısını koymak için iki temel bulgu aranır:
    1. Sinir sistemi hasarının belirtileri
    Elde ve ayakta hissizlik veya titreme, ani güç kaybı veya felç ortaya çıkabilir (Bu durumda merkezi sinir sisteminin iki ya da daha çok bölgesi tutulmuş olmalıdır).
    2. İyileşmeler ve kötüleşmeler
    MS belirtileri diğer sinir sistemi hastalıklarından farklı olarak herhangi bir uyarı olmaksızın ortaya çıkabilir ve kendiliğinden iyileşmeler gösterebilir. MS lilerin çoğu tekrarlayan alevlenmelere rağmen aktif bir hayat sürerler ve hayata olumlu yönden bakmayı öğrenebilirler. MS uygun bir yaklaşımla ele alındığında şikayetler en aza indirgenebilir. FAKAT MS tanısı ümitsizliğe yol açmamalıdır. Çünkü çok az hastada ilerleyici ve ciddi komplikasyonlarla karşılaşılır.
    Halen MS için kesin bir tedavi yoktur. Fakat hastaların bağımsız, rahat ve üretken olmalarını sağlamak için çok şey yapılabilir.
    Herkes gibi MS’lilerin de aktivitelerini sürdürmeleri, besin değeri yüksek bir diyet uygulamaları, kendilerini iyi hissetmek ve dirençlerini korumak için yeterince dinlenmeleri gerekir.
    Enfeksiyonların, özellikle solunum veya idrar yolları enfeksiyonlarının anında tedavi edilmesi son derece önemlidir.
    Egzersiz programları ve kasların çalıştırılması hastaların akut atak döneminin izlerini silmesine ve kas spazmlarının giderilmesine yardımcı olur. Barlar ve diğer yardımcı aletlerle yapılan çalışmalar bir çok hastanın kendine güvenini arttırır.
    Kişisel ve grup terapileri hastalara ve ailelerine depresyon, korku ve MS’in yol açtığı sınırlamalarla mücadelede yardımcı olur.
    Multipl Skleroz’un ilaçla tedavisinin iki ana hedefi vardır. Birinci hedef, sinir dokusu içerisinde çoğu zaman hiç durmaksızın süren, miyelin ve akson (sinir teli) yıkımına neden olan ve zaman zaman alevlenen iltihabi süreci kontrol altına almaktır.
    Bu hedefe yönelik ilaçlar içerisinde yer alan steroidler, akut atakların şiddetini ve süresini azaltmak için kullanılır. Steroide yanıt vermeyen ağır atağı olan hastalarda plazmaferez adı verilen, kandaki, bir anlamda iltihaba yol açan maddeleri ayıran bir yöntemin yararlı olduğuna ilişkin bilgi ve gözlemler vardır.
    Sık atak geçiren ve kalıcı özürlülük gelişme eğilimi gösteren hastalarda sinir dokusu içerisindeki iltihabi süreci etkilemek ve sürekli kontrol altında tutmak için ilaç kullanmak gerekir. Uzun süreli tedavi gerektiren yukarıda belirtilen durumlarda sorumlu hekimin, kişiye göre yapacağı değerlendirmeyle azathiopirin ve benzeri özgül olmayan bağışıklık sistemi baskılayıcıları ya da son yıllarda geliştirilen interferon beta türleri ya da glatiramer asetat gibi ilaçlar seçilebilir.
    Multipl Skleroz adı verilen tablonun çeşitli tipleri bulunduğu, herkesin Multipl Skleroz’u kendine özgü olduğu için bu ilaçların etkisi kişiden kişiye değişebilir. Bu ilaçlar bugün için MS’te kesin çözüm olmamakla birlikte, bir grup hastada olumlu sonuçlar alınmaktadır. İlaçların seçimi de yarar ve yan etkilerin değerlendirilmesi de sorumlu hekim tarafından yapılmalıdır.
    Multupl Skleroz tedavisindeki ikinci hedef ise bazı şikayetleri ortadan kaldırmaktır. Örneğin, kas spazmlarını ve sertliklerini ortadan kaldırmak için kas gevşeticiler, idrar problemlerini ortadan kaldırmak için mesane işlevlerini düzenleyici ilaçlar, yorgunluk için amantadin ve benzeri ilaçlar kullanılır.
    MS’in seyri önceden tahmin edilemez, gereksinimler ve sakatlıklar değişebilir. Bu nedenle sürekli tıbbi gözetim esastır. Ortaya çıkabilecek bütün tıbbi sorunlar MS’e bağlı olmayabilir. Ancak bir doktor belirtilerin tedavi gerektiren başka bir hastalığa bağlı olup olmadığını saptayabilir.
    Birçok ülkede teşhis imkanları ve MS hastalarının ihtiyaçlarına uygun çeşitli tedavi merkezleri mevcuttur.
    Örneğin asansörler, yürüteçler, ev işlerinde yardımcı aletler ve tekerlekli sandalyeler sosyal hizmet birimlerinden, sağlık merkezlerinden ya da MS derneğinin şubelerinden ödünç ya da satın alınabilir.
    Grup terapileri ortak problemlerin tartışılması ve çözümlerin karşılaştırılmasını sağlar, örneğin kişiler arası problemler, cinsel problemler, iş ya da toplum hayatındaki zorluklar gibi.
    Evin düzenlenmesi, taşınma, mesleki eğitim ve işe yerleştirme gibi konuları kapsar.
    MS’lilere ve ailelerine yardım için gelişmiş birçok ülkede MS dernekleri aşağıda sunulan hizmetleri gerçekleştirmektedir. Ümit ederiz ki derneğimiz kısa bir süre sonra örgütlenmesini tamamlayarak aşağıdaki yardımları MS’lilere sunabilecektir.
    Hobi toplantıları, spor çalışmaları, açık hava gezileri gibi faaliyetler birçok MS’li için eğlenme, arkadaşlık ve egzersiz olanağı sağlar.
    Özel yayınlar ve makaleler hastaları ve kamuoyunu araştırmalardaki son gelişmelerden haberdar eder.
    Hastalar arasındaki ilişkileri sürdürür, sosyal ve zihinsel uyarım sağlar, aile üyelerine kendi ilgi alanlarını sürdürme şansı verir.
    Doktorlara ve hemşirelere, ailelere ve terapistlere en son tedavi yöntemleri hakkında bilgi verir.
  6. 12.Ağustos.2010, 20:49
    #3
    Ms Beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sisteminin) bir hastalığıdır. MS beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini bozar.

    Multipl” denmesinin nedeni nedir?
    Beyin ve omuriliğin bir çok farklı alanı etkilenir.
    Belirtileri hafif ya da ağır olabilir. Aniden ortaya çıkabilir ya da kaybolabilir.
    “Skleroz” denmesinin nedeni nedir?
    • Hastalık beyin ve omuriliğin hasarlı alanlarında sklerozan plaklar, yani sertleşmiş dokular oluşturur.
    • Bir akıl hastalığı değildir.
    • Bulaşıcı değildir.
    • Henüz önlenebilir ya da tamamen tedavi edilebilir değildir.
    Multipl Skleroz hakkında bilinmesi gereken en önemli şey nedir?
    • Merkezi sinir sisteminin gençler arasında görülen yaygın bir hastalığıdır.
    • MS’lilerin aileleri ve yakınlarından oluşan çok daha fazla sayıda kişi ise duygusal, maddi ve fiziksel zorluklarla karşı karşıyadır.
    • Genç erişkinler MS’e yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de hayatlarının en verimli yıllarında!
    Her yıl araştırma için dünyada milyonlarca dolar harcanmaktadır. En az bir o kadarı da yardım ve destek için harcanmaktadır. Hastalık nedeniyle kaybolan işgücü değeri ise faturayı ayrıca kabartmaktadır. MS’i daha yakından tanımakla MS’lilerin hayattan daha çok tad almalarını ve MS’ten daha az etkilenmelerini sağlayabilirsiniz.
    MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler?
    Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer.
    Bu mesajlar bilinçli ve bilinçsiz tüm hareketlerimizi kontrol eder.
    Multipl Skleroz mesajların düzgün bir şekilde iletilmesini bozar.
    Sağlıklı sinir liflerinin çoğu mesajların iletilmesini kolaylaştıran miyelin denen yağlı bir madde ile çevrelenmiştir.
    MS’de miyelin parçalanır ve miyelinin yerini nedbeleşmiş (sertleşmiş) doku alır. Bu da mesajın geçişini saptırır ya da tümden bloke eder.
    Vücut fonksiyonları kontrol edilemez hale gelir, çünkü:
    • Mesajlar gerektiği gibi iletilemez
    • Mesajlar yanlış bölgeye gider
    Multipl Skleroz’a yol açan nedir?
    Bu, tıbbın en büyük sırlarından biridir.
    • Sebep bilinmemektedir
    • Bir tedavi bulunamamıştır
    • Kimin MS’ye yakalanacağını önceden bilmek mümkün değildir.
    Bu konuda üç yaygın teori vardır
    I- Virüs Saldırısı
    Virüsler vücuda girdiklerinde vücut hücreleri içinde hızla çoğalırlar. Çoğu virüsler hızla bazı hastalık belirtilerine yol açar. Yavaş etkileyen belirli bazı virüsler ise daha sonra tekrar ortaya çıkarak yeni belirtilere yol açarlar. Diğer bazı yavaş etkili virüsler ise vücutta herhangi bir hastalığa yol açmadan önce aylar hatta yıllarca gizli kalabilirler.
    MS bazı yavaş etkili virüsler tarafından meydana getirilebilir ya da bilinen bir virüse karşı gösterilen gecikmiş bir reaksiyon olabilir.
    II- Bağışıklık reaksiyonu
    Vücudumuz, virüsler ve bakteriler gibi hastalık etmenlerini yok eden ve doğuştan gelen bir savunma sistemine sahiptir.
    Savunma sistemi geri tepebilir ve vücudun kendi hücrelerine saldırabilir. Buna “Oto-immun reaksiyon” denir.
    MS, vücudun yanlışlıkla kendi dokusuna saldırdığı bir oto-immun reaksiyon sonucunda ortaya çıkmış olabilir.
    III- Kombinasyon
    Hem virüsler hem de bağışıklık sistemi reaksiyonu MS’e yol açabilir.
    Virüsler vücuda girdiğinde hücreler içinde gelişmeye başlarlar.
    Vücudun savunma mekanizması hem virüslere karşı hemde vücudun kendi hücrelerine karşı tahrip edici olabilir.
    Kimler MS’e yakalanır?
    MS hakkında bilmediğimiz o kadar çok şey vardır ki, kimin MS’e yakalanacağını tahmin edemeyiz. Gene de kimlerin MS’e yakalanma olasılığının daha yüksek olması hakkında şöyle bir tablo çizilebilir:
    Genç erişkinler
    Belirtiler genellikle 20-40 yaşları arasında ortaya çıkar. 15 yaşın altında ve 50 yaşın üstünde nadiren görülür.
    Kadınlar
    Kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda MS’e yakalanırlar. MS hamilelikle ilgili değildir (MS’li hanımlar çocuk sahibi olabilirler).
    Ilıman iklim kuşağında oturan insanlar
    MS 40-60 derece güney ve kuzey enlemleri arasında sık görülür. Bir bölge Ekvator’a ne kadar yakınsa MS vakası da o kadar azdır.
    Sağlık şartlarının iyi olduğu bölgelerde yaşayan insanlar
    Bu bölgelerde MS vakası sık görülür. Muhtemelen bu bölgede yaşayan çocuklar MS’e karşı bağışıklık sağlayacak bazı faktörlere maruz kalmamaktadırlar.
    Aşağıdaki belirtilenlerin her biri başka bir hastalıktan kaynaklanabilir. Doktorunuza mutlaka danışınız.
    Dikkat!
    • Göz bozukluğu: Çift görme veya gözün irade dışı hareketi
    • Vücudun herhangi bir bölgesinin kısmen veya tamamen felç olması
    • Ellerin Titremesi
    • Mesane ve kalın barsak kontrolunun kaybı
    • Sendelenme veya denge kaybı
    • Dilde peltekleşme gibi konuşma bozuklukları
    • Aşırı halsizlik veya kendini alışılmamış biçimde yorgun hissetme
    • Koordinasyon bozukluğu
    • Uyuşma veya karıncalanma hissi
    • Ayakların belirgin şekilde sürüklenmesi
    • Başlangıç belirtileri genellikle hafiftir ve tedavi edilmeden kaybolurlar. Fakat zaman ilerledikçe bunlar daha sık ve daha ağır olabilir.
    Tipik tablo akut belirtilerin görüldüğü kısa bir dönem ve bunu izleyen dönemde belirtilerin hafiflemesi ya da haftalar, aylar hatta yıllarca kaybolması şeklinde çizilebilir.
    • Belirtiler sinir sisteminin tutulan bölgesine göre değişiklik gösterirler.
    • Multipl Sklerozu ortaya çıkarmak zor olabilir
    • İlk belirtinin ortaya çıkışından kesin tanının konmasına kadar çoğunlukla yıllar geçebilir, çünkü:
    • İlk belirtiler o kadar hafiftir ki kişi bir doktora görünmez bile...
    • Sinir sisteminin diğer hastalıkları da aynı uyarıcı belirtilerin bazılarını gösterirler.
    Gelişmiş tüm laborutuvar teknik imkanlarına rağmen MS’i kesin olarak gösteren ya da ekarte ettiren bir teknik yoktur diyebiliriz.
    MS tanısını koymak için iki temel bulgu aranır:
    1. Sinir sistemi hasarının belirtileri
    Elde ve ayakta hissizlik veya titreme, ani güç kaybı veya felç ortaya çıkabilir (Bu durumda merkezi sinir sisteminin iki ya da daha çok bölgesi tutulmuş olmalıdır).
    2. İyileşmeler ve kötüleşmeler
    MS belirtileri diğer sinir sistemi hastalıklarından farklı olarak herhangi bir uyarı olmaksızın ortaya çıkabilir ve kendiliğinden iyileşmeler gösterebilir. MS lilerin çoğu tekrarlayan alevlenmelere rağmen aktif bir hayat sürerler ve hayata olumlu yönden bakmayı öğrenebilirler. MS uygun bir yaklaşımla ele alındığında şikayetler en aza indirgenebilir. FAKAT MS tanısı ümitsizliğe yol açmamalıdır. Çünkü çok az hastada ilerleyici ve ciddi komplikasyonlarla karşılaşılır.
    Halen MS için kesin bir tedavi yoktur. Fakat hastaların bağımsız, rahat ve üretken olmalarını sağlamak için çok şey yapılabilir.
    Herkes gibi MS’lilerin de aktivitelerini sürdürmeleri, besin değeri yüksek bir diyet uygulamaları, kendilerini iyi hissetmek ve dirençlerini korumak için yeterince dinlenmeleri gerekir.
    Enfeksiyonların, özellikle solunum veya idrar yolları enfeksiyonlarının anında tedavi edilmesi son derece önemlidir.
    Egzersiz programları ve kasların çalıştırılması hastaların akut atak döneminin izlerini silmesine ve kas spazmlarının giderilmesine yardımcı olur. Barlar ve diğer yardımcı aletlerle yapılan çalışmalar bir çok hastanın kendine güvenini arttırır.
    Kişisel ve grup terapileri hastalara ve ailelerine depresyon, korku ve MS’in yol açtığı sınırlamalarla mücadelede yardımcı olur.
    Multipl Skleroz’un ilaçla tedavisinin iki ana hedefi vardır. Birinci hedef, sinir dokusu içerisinde çoğu zaman hiç durmaksızın süren, miyelin ve akson (sinir teli) yıkımına neden olan ve zaman zaman alevlenen iltihabi süreci kontrol altına almaktır.
    Bu hedefe yönelik ilaçlar içerisinde yer alan steroidler, akut atakların şiddetini ve süresini azaltmak için kullanılır. Steroide yanıt vermeyen ağır atağı olan hastalarda plazmaferez adı verilen, kandaki, bir anlamda iltihaba yol açan maddeleri ayıran bir yöntemin yararlı olduğuna ilişkin bilgi ve gözlemler vardır.
    Sık atak geçiren ve kalıcı özürlülük gelişme eğilimi gösteren hastalarda sinir dokusu içerisindeki iltihabi süreci etkilemek ve sürekli kontrol altında tutmak için ilaç kullanmak gerekir. Uzun süreli tedavi gerektiren yukarıda belirtilen durumlarda sorumlu hekimin, kişiye göre yapacağı değerlendirmeyle azathiopirin ve benzeri özgül olmayan bağışıklık sistemi baskılayıcıları ya da son yıllarda geliştirilen interferon beta türleri ya da glatiramer asetat gibi ilaçlar seçilebilir.
    Multipl Skleroz adı verilen tablonun çeşitli tipleri bulunduğu, herkesin Multipl Skleroz’u kendine özgü olduğu için bu ilaçların etkisi kişiden kişiye değişebilir. Bu ilaçlar bugün için MS’te kesin çözüm olmamakla birlikte, bir grup hastada olumlu sonuçlar alınmaktadır. İlaçların seçimi de yarar ve yan etkilerin değerlendirilmesi de sorumlu hekim tarafından yapılmalıdır.
    Multupl Skleroz tedavisindeki ikinci hedef ise bazı şikayetleri ortadan kaldırmaktır. Örneğin, kas spazmlarını ve sertliklerini ortadan kaldırmak için kas gevşeticiler, idrar problemlerini ortadan kaldırmak için mesane işlevlerini düzenleyici ilaçlar, yorgunluk için amantadin ve benzeri ilaçlar kullanılır.
    MS’in seyri önceden tahmin edilemez, gereksinimler ve sakatlıklar değişebilir. Bu nedenle sürekli tıbbi gözetim esastır. Ortaya çıkabilecek bütün tıbbi sorunlar MS’e bağlı olmayabilir. Ancak bir doktor belirtilerin tedavi gerektiren başka bir hastalığa bağlı olup olmadığını saptayabilir.
    Birçok ülkede teşhis imkanları ve MS hastalarının ihtiyaçlarına uygun çeşitli tedavi merkezleri mevcuttur.
    Örneğin asansörler, yürüteçler, ev işlerinde yardımcı aletler ve tekerlekli sandalyeler sosyal hizmet birimlerinden, sağlık merkezlerinden ya da MS derneğinin şubelerinden ödünç ya da satın alınabilir.
    Grup terapileri ortak problemlerin tartışılması ve çözümlerin karşılaştırılmasını sağlar, örneğin kişiler arası problemler, cinsel problemler, iş ya da toplum hayatındaki zorluklar gibi.
    Evin düzenlenmesi, taşınma, mesleki eğitim ve işe yerleştirme gibi konuları kapsar.
    MS’lilere ve ailelerine yardım için gelişmiş birçok ülkede MS dernekleri aşağıda sunulan hizmetleri gerçekleştirmektedir. Ümit ederiz ki derneğimiz kısa bir süre sonra örgütlenmesini tamamlayarak aşağıdaki yardımları MS’lilere sunabilecektir.
    Hobi toplantıları, spor çalışmaları, açık hava gezileri gibi faaliyetler birçok MS’li için eğlenme, arkadaşlık ve egzersiz olanağı sağlar.
    Özel yayınlar ve makaleler hastaları ve kamuoyunu araştırmalardaki son gelişmelerden haberdar eder.
    Hastalar arasındaki ilişkileri sürdürür, sosyal ve zihinsel uyarım sağlar, aile üyelerine kendi ilgi alanlarını sürdürme şansı verir.
    Doktorlara ve hemşirelere, ailelere ve terapistlere en son tedavi yöntemleri hakkında bilgi verir.
  7. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    MS (Multiple Skleroz) ve Hepatit B Aşısı

    Hepatit B enfeksiyonu aşı ile etkin ve güvenli bir biçimde önlenebilen bir hastalıktır. Ülkemizde farklı merkezlerde yapılan çalışmalarda HBV taşıyıcılığı %4-15 arasında bulunmuştur. Hekimlerimizin karşılaştığı 10-20 hastadan birinin HBV taşıyıcısı olma riski vardır.

    Aşı, Hepatit B enfeksiyonunun kronik taşıyıcılığını önlemekte %95 etkiliyken, karaciğer kanserini belirgin oranda azaltmaktadır. DSÖ önerilerine göre yaklaşık 100 ülkenin rutin aşılama programına giren aşı, bazı ülkelerde yüksek risk taşıyan erişkin bireylere yapılmaktadır.

    kaynak
  8. 14.Ekim.2010, 21:24
    #4
    Hepatit B enfeksiyonu aşı ile etkin ve güvenli bir biçimde önlenebilen bir hastalıktır. Ülkemizde farklı merkezlerde yapılan çalışmalarda HBV taşıyıcılığı %4-15 arasında bulunmuştur. Hekimlerimizin karşılaştığı 10-20 hastadan birinin HBV taşıyıcısı olma riski vardır.

    Aşı, Hepatit B enfeksiyonunun kronik taşıyıcılığını önlemekte %95 etkiliyken, karaciğer kanserini belirgin oranda azaltmaktadır. DSÖ önerilerine göre yaklaşık 100 ülkenin rutin aşılama programına giren aşı, bazı ülkelerde yüksek risk taşıyan erişkin bireylere yapılmaktadır.

    kaynak

Benzer Konular

  1. Multipl skleroz (MS) Tedavisinde Yeni Umut
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Mayıs.2012, 19:18
  2. Multipl skleroz MS'nin kesin tedavisi var mı?
    Konu Sahibi lakap%40 Forum Sağlık / Kas Hastalıkları
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Temmuz.2011, 20:47
  3. Multipl skleroz (Ms) Hastalarına Yeni Umut
    Konu Sahibi Defnex Forum Kök Hücre ile Tedavi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Aralık.2010, 20:59
  4. Multipl Skleroz Derneği (MS) vatandaşı bilgilendiriyor
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Kas Hastalıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Kasım.2010, 11:43
  5. Multipl Skleroz (MS) Hastalığı İçin Beslenme Önerileri
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Kas Hastalıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 14.Ekim.2010, 21:21

Bu Konu için Etiketler