Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Sonuç: Konuyu nasıl gördünüz.

Katılımcı sayısı
9. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor
  • Evet,Beğendim devam etsin.

    5 55,56%
  • Hayır,Beğenmedim,devam etmesin.

    4 44,44%
  • Kararsızım.

    1 11,11%
Birden fazla seçeneğe oy verilebilir.

Mev.halid-i bağdadi`nin divan ve Şerhi

Çeviren: Rah. Mulla Sadrettin YÜKSEL KİTAP'TAN SİTEYE SUNAN: Zeynel AÇIKGÖZ Bu, çelikten neştermi? Yahut kan içen kirpikmi? Bu da, şarabın verdiği neşemi, Yahut baygın gözlerin bakışımı?

Git 123 Sonuncu

Konuyu değerlendir: Mev.halid-i bağdadi`nin divan ve Şerhi

5 üzerinden 5,00 | Toplam: 1 kişi oyladı ve 3587 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Mev.halid-i bağdadi`nin divan ve Şerhi

    Çeviren: Rah. Mulla Sadrettin YÜKSEL
    KİTAP'TAN SİTEYE SUNAN: Zeynel AÇIKGÖZ

    Bu, çelikten neştermi?

    Yahut kan içen kirpikmi?

    Bu da, şarabın verdiği neşemi,

    Yahut baygın gözlerin bakışımı?

    Hangisidir?

    Bu, gölün üzerine düşen çiğmi?

    Sevgilinin yüzünden utanıldığı için haya terimi?

    Yoksa cilveli, zalim sevgilinin alnında beliren ter mi?

    Doğu güneşi mi düzgün selvi ağacının tepesinde yer almış?

    Belâ-ü musibetmi?

    Yoksa (sevgilinin) boyu ile yanakları mı?

    Bunlardan hangisidir?.

    Bu, madenden çıkan yakut mu,

    Aşıkların can gıdasımı, hayat suyumu

    yoksa şeker saçan ve yakutu andıran dudakmı?

    Bu, hayat suyunun damlası mı,

    Çene kuyusunun çukurunun sızıntısımı,

    İrem bahçesinin elma`sımı,

    Yahut da sevgilinin çenesinin altındaki tombulluk mu?

    (Divan)
    Konu okyanus tarafından (04.Temmuz.2010 Saat 16:05 ) değiştirilmiştir.
  2. 03.Temmuz.2010, 16:42
    #1
    Çeviren: Rah. Mulla Sadrettin YÜKSEL
    KİTAP'TAN SİTEYE SUNAN: Zeynel AÇIKGÖZ

    Bu, çelikten neştermi?

    Yahut kan içen kirpikmi?

    Bu da, şarabın verdiği neşemi,

    Yahut baygın gözlerin bakışımı?

    Hangisidir?

    Bu, gölün üzerine düşen çiğmi?

    Sevgilinin yüzünden utanıldığı için haya terimi?

    Yoksa cilveli, zalim sevgilinin alnında beliren ter mi?

    Doğu güneşi mi düzgün selvi ağacının tepesinde yer almış?

    Belâ-ü musibetmi?

    Yoksa (sevgilinin) boyu ile yanakları mı?

    Bunlardan hangisidir?.

    Bu, madenden çıkan yakut mu,

    Aşıkların can gıdasımı, hayat suyumu

    yoksa şeker saçan ve yakutu andıran dudakmı?

    Bu, hayat suyunun damlası mı,

    Çene kuyusunun çukurunun sızıntısımı,

    İrem bahçesinin elma`sımı,

    Yahut da sevgilinin çenesinin altındaki tombulluk mu?

    (Divan)
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Dİvan..

    Kim bu ki yürek onun korkunç şarkılarıyla yerinden oynuyor.

    Yüreği yanmış Halid mi yahut bitkin bülbül mü?.

    Nezaman gülerek göğe baksan hemen

    Ülker yıldızı yerinden kapmak ister.

    Bütün vücudu yüze dönmüşken bedir iken ay,

    Senin yüzüne baktığı zaman kaçmaktan başka çaresi kalmaz.

    Ey sevgili! benim vücudum senin kirpiklerinden delik deşik olmuştur.

    Vücudum sevinç ve ferahı tutmaz bir elek gibidir.

    Baygın bakışlı gözlerin senin köyünde

    Çok ciğerlerin kanını akıttığından ay devrinde

    İnsanlık aleminde büyük bir fitne yaratmıştır.

    Dudağından dökülen acı cevap,

    Hayret ne kadar da tatlı olur !(Evet)

    Karışmaktan ötürü zehir, şekerin tadını aldı.

    Halid onun yoldan çıkaran gözlerinden şikayet etme,

    Zira sarhoşların adeti ve huyu fitne çıkarmaktır.

    Ey gül gibi yanağından cennet gülleri kan emen sevgili !

    Senin boyun ile bir kıl arasında bir kıl kadar fark yok.
    (senin boyun bir kıl kadar incedir)
    Bu karanlık gecenin yanan mumumu, Yahut yanağın ziyası mı?

    Buda tatar ülkesinden getirilmiş misk göbeğimi,

    Yoksa omuza dökülen saçın kokusumu?
  4. 04.Temmuz.2010, 09:18
    #2
    Kim bu ki yürek onun korkunç şarkılarıyla yerinden oynuyor.

    Yüreği yanmış Halid mi yahut bitkin bülbül mü?.

    Nezaman gülerek göğe baksan hemen

    Ülker yıldızı yerinden kapmak ister.

    Bütün vücudu yüze dönmüşken bedir iken ay,

    Senin yüzüne baktığı zaman kaçmaktan başka çaresi kalmaz.

    Ey sevgili! benim vücudum senin kirpiklerinden delik deşik olmuştur.

    Vücudum sevinç ve ferahı tutmaz bir elek gibidir.

    Baygın bakışlı gözlerin senin köyünde

    Çok ciğerlerin kanını akıttığından ay devrinde

    İnsanlık aleminde büyük bir fitne yaratmıştır.

    Dudağından dökülen acı cevap,

    Hayret ne kadar da tatlı olur !(Evet)

    Karışmaktan ötürü zehir, şekerin tadını aldı.

    Halid onun yoldan çıkaran gözlerinden şikayet etme,

    Zira sarhoşların adeti ve huyu fitne çıkarmaktır.

    Ey gül gibi yanağından cennet gülleri kan emen sevgili !

    Senin boyun ile bir kıl arasında bir kıl kadar fark yok.
    (senin boyun bir kıl kadar incedir)
    Bu karanlık gecenin yanan mumumu, Yahut yanağın ziyası mı?

    Buda tatar ülkesinden getirilmiş misk göbeğimi,

    Yoksa omuza dökülen saçın kokusumu?
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    Senin yüzün, yürekleri talan etmekte sihirbazı hiçsayar.

    Gözlerin bir bakışla ceylanda ikiyüz kusur bulur.

    Kimseye sevgilinin bu kadar aşk haberlerini(aşk sırlarını) söyleme diyorlar.

    Ama Hindü`nun tezgahında hazine hiç gizli kalır mı?

    Halid ! Her nekadar senin söylediklerin belagetsiz değilise de fakat

    ``Haco`` nin gazellerinde lezzet, onda yoktur.

    Benim bir hükümdarım vardı ki (atını) mahmuzla dürttüğü zaman,

    Ruhlar ordusu o nun yağız atının tırnakları altında çiğnenmiş olur.

    >Mani< taze miskten gül yaprakları üzerine nakış yapabilse de,

    Sevgilinin yüzü ile amber serpilmiş kaşlarının resmini çekemez.

    Sincap kürkünün tüyleri tarafından gül yaprağına edilen eziyet,

    Katiyetle onun keskin okları ile yüreğe yapılamaz.

    O tüylerin sevgilinin yanağına batışı,

    Keskin okların yüreğe batışından daha inciticidir.

    Halid ! Eğer şahımın >sevgilimin< güzel yüzünün ziyası >şirin< üzerine düşseydi,

    Şüphesiz Şirin`in aşıkı olan <Perviz< in yüreği bir şeker yükü olacaktı
    (Pervizz, şirin`den bir kat daha hoşlanacaktı).

    Divan
    Konu Delıyurek tarafından (05.Temmuz.2010 Saat 19:10 ) değiştirilmiştir.
  6. 05.Temmuz.2010, 19:08
    #3
    Senin yüzün, yürekleri talan etmekte sihirbazı hiçsayar.

    Gözlerin bir bakışla ceylanda ikiyüz kusur bulur.

    Kimseye sevgilinin bu kadar aşk haberlerini(aşk sırlarını) söyleme diyorlar.

    Ama Hindü`nun tezgahında hazine hiç gizli kalır mı?

    Halid ! Her nekadar senin söylediklerin belagetsiz değilise de fakat

    ``Haco`` nin gazellerinde lezzet, onda yoktur.

    Benim bir hükümdarım vardı ki (atını) mahmuzla dürttüğü zaman,

    Ruhlar ordusu o nun yağız atının tırnakları altında çiğnenmiş olur.

    >Mani< taze miskten gül yaprakları üzerine nakış yapabilse de,

    Sevgilinin yüzü ile amber serpilmiş kaşlarının resmini çekemez.

    Sincap kürkünün tüyleri tarafından gül yaprağına edilen eziyet,

    Katiyetle onun keskin okları ile yüreğe yapılamaz.

    O tüylerin sevgilinin yanağına batışı,

    Keskin okların yüreğe batışından daha inciticidir.

    Halid ! Eğer şahımın >sevgilimin< güzel yüzünün ziyası >şirin< üzerine düşseydi,

    Şüphesiz Şirin`in aşıkı olan <Perviz< in yüreği bir şeker yükü olacaktı
    (Pervizz, şirin`den bir kat daha hoşlanacaktı).

    Divan
  7. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    Ey saba rüzgarı ! yüreğim kanla doldu.

    sen benimle kederleri paylaşan ol:

    Bir an için <Şehr-i Zor> ovasından geç.

    Sağ iken o diyarda bir daha geçmemizin zamanı geçti.

    Aman ! Sen (ey saba !) yüreği yaralı olan bana vekâlet et.

    (Ey Saba) meclisin zeminini öp .

    Ondan sonra perdeli sevgilinin otağına yaklaş.

    Yüzbin edeple onun peçesinin bağını çöz.

    Ve ilahi kalemin nakşına hayran ol

    Goncayı açar gibi gömleğinin yakasının düğmesini aç.

    Ve gül yanaklı sevgilinin sinesindeki berraklıkta yok ol.

    (Ey Saba rüzgârı ! ) Lütfen onun zülfünün kıvrımlarından bir tel aç.

    <Serçınar> a da <sen artık tatar ülkesini kıskandır> diye söyle.

    Ayrılış ızdırabından dolayı <Küdrun> dağı kadar bir keder, yüreğime çöktü.

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
  8. 06.Temmuz.2010, 07:52
    #4
    Ey saba rüzgarı ! yüreğim kanla doldu.

    sen benimle kederleri paylaşan ol:

    Bir an için <Şehr-i Zor> ovasından geç.

    Sağ iken o diyarda bir daha geçmemizin zamanı geçti.

    Aman ! Sen (ey saba !) yüreği yaralı olan bana vekâlet et.

    (Ey Saba) meclisin zeminini öp .

    Ondan sonra perdeli sevgilinin otağına yaklaş.

    Yüzbin edeple onun peçesinin bağını çöz.

    Ve ilahi kalemin nakşına hayran ol

    Goncayı açar gibi gömleğinin yakasının düğmesini aç.

    Ve gül yanaklı sevgilinin sinesindeki berraklıkta yok ol.

    (Ey Saba rüzgârı ! ) Lütfen onun zülfünün kıvrımlarından bir tel aç.

    <Serçınar> a da <sen artık tatar ülkesini kıskandır> diye söyle.

    Ayrılış ızdırabından dolayı <Küdrun> dağı kadar bir keder, yüreğime çöktü.

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
  9. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    Ey gözümün pınarı sende <serçınar> ol (Serçınar yaylası gibi sular akıt.)

    Dünya ve dünyalıların hali, işsizlik ve atalettir.

    Halid! Sen hepsinden kaç ve işadamı ol-işin ehli ol.
    <> <> <>
    Ey aşkı uğrunda mecnun gibi masal olduğum sevgili !

    Allah rızası için bu deli gönüle karşı bir lutufta bulun.
    <> <> <>
    Çehrenin etrafında pervane misali dönen biziz.

    Bizim yanma ve erimemizden senin hiç tasan ve endişen yoktur.
    <> <> <>
    Madem ki canım, senin aşkın yüzünden her şeye yabancı olmuştur

    Artık Sen de aşık olan bana bir merhamet et.
    <> <> <>
    Senin (yüzündeki) ben tanesini, canımın ipliğine geçirilmiş olarak

    Gördüğüm sürece yüz tanelik tesbihle hiç bir işimiz yoktur.
    <> <> <>
    Ey canım ! Senin aşkında elaleme öylesine rezil olmuşumdur ki

    Camide olsun, meyhanede olsun beni destan şeklinde okurlar.
    <> <> <>
    Divan
  10. 07.Temmuz.2010, 06:53
    #5
    Ey gözümün pınarı sende <serçınar> ol (Serçınar yaylası gibi sular akıt.)

    Dünya ve dünyalıların hali, işsizlik ve atalettir.

    Halid! Sen hepsinden kaç ve işadamı ol-işin ehli ol.
    <> <> <>
    Ey aşkı uğrunda mecnun gibi masal olduğum sevgili !

    Allah rızası için bu deli gönüle karşı bir lutufta bulun.
    <> <> <>
    Çehrenin etrafında pervane misali dönen biziz.

    Bizim yanma ve erimemizden senin hiç tasan ve endişen yoktur.
    <> <> <>
    Madem ki canım, senin aşkın yüzünden her şeye yabancı olmuştur

    Artık Sen de aşık olan bana bir merhamet et.
    <> <> <>
    Senin (yüzündeki) ben tanesini, canımın ipliğine geçirilmiş olarak

    Gördüğüm sürece yüz tanelik tesbihle hiç bir işimiz yoktur.
    <> <> <>
    Ey canım ! Senin aşkında elaleme öylesine rezil olmuşumdur ki

    Camide olsun, meyhanede olsun beni destan şeklinde okurlar.
    <> <> <>
    Divan
  11. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    Tesbihi elimden attım. Papazların kuşağını da bağlamam.

    Eğer kurnaz ve mertçe isem senin örme saçının ipinden başka (hiçbirşey bağlamam)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Halit Kadehi eline aldığın zaman artık karşında

    O mest gözleri bulundurduğun sürece ayık değilsin.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ey ezelden beri sevdiğim zatın konağı!

    Sen onun anılarının ateşi ile kalbimi yaktın.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    (Ey konak!) Ne mutlu sana... Zira sevgilim.

    Yorgunluğunu çıkartmak maksadıyla bir gece sende konaklamıştır.

    (Ey konak!) Vah senin haline! çünkü gördüğünü bir daha göremezsin.(1)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ben onun konakladığı yerin sefasından şerabla sarhoş olur gibi mest

    oldum.

    Bu toprak ne kadar güzel ve ne kadar temizdir!

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Beni aşkıyla esir eden zat varya,

    İşte ona kavuşmak mülahazası beni uykudan uyandırdı.

    Nerde ise bu uyanmadan duyduğum sevinçten uçacaktım.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ey rabbim! Lütfettiğin nimetine karşı şükretmemi

    Ve senin razı olacağın iyi işler yapmamı bana ilham et.
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<< << <
    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>Divan<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<< <<


    Not1) Konak'tan Maksat.Peygamber(s.a.s.) efendimiz Tebük savaşı dönüşünde gece yerısından itibaren sabaha kadar ordusu ile birlikte konaklayıp yattıkları velihikmetin, sabah namazları da kazaya kaldığı bir yerden bahsetmek istemektedir.

    Divan
    Zeynel Açıkgöz
  12. 08.Temmuz.2010, 18:59
    #6
    Tesbihi elimden attım. Papazların kuşağını da bağlamam.

    Eğer kurnaz ve mertçe isem senin örme saçının ipinden başka (hiçbirşey bağlamam)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Halit Kadehi eline aldığın zaman artık karşında

    O mest gözleri bulundurduğun sürece ayık değilsin.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ey ezelden beri sevdiğim zatın konağı!

    Sen onun anılarının ateşi ile kalbimi yaktın.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    (Ey konak!) Ne mutlu sana... Zira sevgilim.

    Yorgunluğunu çıkartmak maksadıyla bir gece sende konaklamıştır.

    (Ey konak!) Vah senin haline! çünkü gördüğünü bir daha göremezsin.(1)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ben onun konakladığı yerin sefasından şerabla sarhoş olur gibi mest

    oldum.

    Bu toprak ne kadar güzel ve ne kadar temizdir!

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Beni aşkıyla esir eden zat varya,

    İşte ona kavuşmak mülahazası beni uykudan uyandırdı.

    Nerde ise bu uyanmadan duyduğum sevinçten uçacaktım.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ey rabbim! Lütfettiğin nimetine karşı şükretmemi

    Ve senin razı olacağın iyi işler yapmamı bana ilham et.
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<< << <
    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>Divan<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<< <<


    Not1) Konak'tan Maksat.Peygamber(s.a.s.) efendimiz Tebük savaşı dönüşünde gece yerısından itibaren sabaha kadar ordusu ile birlikte konaklayıp yattıkları velihikmetin, sabah namazları da kazaya kaldığı bir yerden bahsetmek istemektedir.

    Divan
    Zeynel Açıkgöz
  13. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    Yüreklerin yanışından her an kulağıma bir ses,bir feryad gelir.

    Sanki hiç bir yer dertlilerden boş kalmamıştır.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ayağı bağlı herhangi bir kuşu avcının elinde görürsem

    bir cilveli'nin zülflerinin bana yaptığı zulümden kendi halime ağlarım.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Sevgilinin güzellik bahçesi asla yaprak dökümü mevsimini görmez.

    Evet cennet yok olmak, yoktur. (Evet cennet hiç bir zaman yok olmaz.)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Onun yüzünü intizar etmekte, gözün başına gelen varya,

    İşte dünyanın gözü böylesine bir olayı görmemiştir.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Daimi olarak Halid'in eteği inci gibi gözyaşlarıyla doludur.

    O incileri ancak, ay çehreli birinin ayakları altına saçacaktır

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<
    <<
    Konu Delıyurek tarafından (09.Temmuz.2010 Saat 09:01 ) değiştirilmiştir.
  14. 09.Temmuz.2010, 08:58
    #7
    Yüreklerin yanışından her an kulağıma bir ses,bir feryad gelir.

    Sanki hiç bir yer dertlilerden boş kalmamıştır.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Ayağı bağlı herhangi bir kuşu avcının elinde görürsem

    bir cilveli'nin zülflerinin bana yaptığı zulümden kendi halime ağlarım.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Sevgilinin güzellik bahçesi asla yaprak dökümü mevsimini görmez.

    Evet cennet yok olmak, yoktur. (Evet cennet hiç bir zaman yok olmaz.)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Onun yüzünü intizar etmekte, gözün başına gelen varya,

    İşte dünyanın gözü böylesine bir olayı görmemiştir.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
    Daimi olarak Halid'in eteği inci gibi gözyaşlarıyla doludur.

    O incileri ancak, ay çehreli birinin ayakları altına saçacaktır

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<
    <<
  15. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    Azizim! Eğer kendi kederlerini defetmek için dostların

    hayalini aklına getirirsen (şöyle görürsün);

    ayrılış tesiriyle iki deniz gibi Olan iki gözümün yaşları,

    mütemadiyen yüzümün iskelesi üzerine akmaktadır.(1)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Ağladığım zaman ilkbahar mevsimindeki bulutların gözyaşları

    -Yağmurları- ile gürlemesine yüz gülesim geliyor.

    (O bulutlardan fazla göz yaşları döker ve ondan fazla ahlar çekerim.)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Eğer senden ayrıldığımda ölmedimse de beni azarlama

    Andolsun bunda bir dahilim yoktur -bu iş elimde değildir-.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Gözyaşım askeri, kirpiğimin yolundan yüzüm tarafına

    Daima deniz gibi hucum ediyor. (ferhengi ziya)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Senin derdinden yüreğim öylesine yanıyorki

    Hindistan <udu>u bile padişahların sarayında onun gibi yanmıyor.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Ben olümden korkmam fakat korkarım ki

    Sen benim türbemi bir an bile şereflendirmeyesin.

    (1)Rum, (ruyem) kelimesinin muhaffefidir. -Benim yüzüm şu şiir de olduğu gibi:
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<<<<
    Konu Delıyurek tarafından (11.Temmuz.2010 Saat 14:17 ) değiştirilmiştir.
  16. 10.Temmuz.2010, 06:54
    #8
    Azizim! Eğer kendi kederlerini defetmek için dostların

    hayalini aklına getirirsen (şöyle görürsün);

    ayrılış tesiriyle iki deniz gibi Olan iki gözümün yaşları,

    mütemadiyen yüzümün iskelesi üzerine akmaktadır.(1)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Ağladığım zaman ilkbahar mevsimindeki bulutların gözyaşları

    -Yağmurları- ile gürlemesine yüz gülesim geliyor.

    (O bulutlardan fazla göz yaşları döker ve ondan fazla ahlar çekerim.)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Eğer senden ayrıldığımda ölmedimse de beni azarlama

    Andolsun bunda bir dahilim yoktur -bu iş elimde değildir-.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Gözyaşım askeri, kirpiğimin yolundan yüzüm tarafına

    Daima deniz gibi hucum ediyor. (ferhengi ziya)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Senin derdinden yüreğim öylesine yanıyorki

    Hindistan <udu>u bile padişahların sarayında onun gibi yanmıyor.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Ben olümden korkmam fakat korkarım ki

    Sen benim türbemi bir an bile şereflendirmeyesin.

    (1)Rum, (ruyem) kelimesinin muhaffefidir. -Benim yüzüm şu şiir de olduğu gibi:
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<<<<
  17. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    Halit! sevgilinin ayrılışından bu kadar şikayet,

    Aşıklık mesleğinden uzaktır.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Ey boyu ile selvi ve yanakları ile de dolun ay gibi sevgili!

    Senin zülflerin bir güneşi -yüzünü- gecede

    -zülfün siyahlığında- gizlemiştir.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Dudakların, ölüye ebedi hayat bahş eder.

    Böyle bir mucizeden Hazreti İsa nasıl söz eder?

    (Böyle bir mucizeyi Hz. İsa iddia edemez.)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Gönül yarası için arapça olarak senden bir merhem istiyorum.

    Lütfen ağzından bana bir buse bahşet.
    (â'tini min fike lutfen)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Eğer peçeyi yüzünden indirirsen kimse bilemez.

    Bulutlar arasından ay mı çıktı?

    Yoksa sevgilim mi yüzünü açtı?

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Eğer dudağını katlettiğin kimselerin dudağına koyarsan,

    İkinci hayatı inkar edenlere de

    (Allah çürümüş kemikleri diriltir) ayetinin hükmü zahir olur.

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<



  18. 11.Temmuz.2010, 14:16
    #9
    Halit! sevgilinin ayrılışından bu kadar şikayet,

    Aşıklık mesleğinden uzaktır.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Ey boyu ile selvi ve yanakları ile de dolun ay gibi sevgili!

    Senin zülflerin bir güneşi -yüzünü- gecede

    -zülfün siyahlığında- gizlemiştir.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Dudakların, ölüye ebedi hayat bahş eder.

    Böyle bir mucizeden Hazreti İsa nasıl söz eder?

    (Böyle bir mucizeyi Hz. İsa iddia edemez.)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Gönül yarası için arapça olarak senden bir merhem istiyorum.

    Lütfen ağzından bana bir buse bahşet.
    (â'tini min fike lutfen)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Eğer peçeyi yüzünden indirirsen kimse bilemez.

    Bulutlar arasından ay mı çıktı?

    Yoksa sevgilim mi yüzünü açtı?

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Eğer dudağını katlettiğin kimselerin dudağına koyarsan,

    İkinci hayatı inkar edenlere de

    (Allah çürümüş kemikleri diriltir) ayetinin hükmü zahir olur.

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<



  19. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    Gaziantep
    Mesajlar
    135

    Divan

    >Kenan<'ı aydınlatan ay -Hz. Yusuf- zindana haps oldu.

    Oysa ki Halid! benim ayım, yüztane onun gibileri kendi-

    Çenesindeki kuyuya hapsetmektedir.(1)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    <Ey şeref ve riyaset burcunun ayı, sandıkda aklı inci,

    dilberlik sadefi -mahfazası- dünyayı aydınlatan güneş,

    kemal seması ve peygamberlik bahçesinde biten taze gül!

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Amber kokulu gülün bahçesinden seçilmiş bir kaç tane

    -bir gurup- menekşe, övünerek <Zelem dağının ağaçlıklarından geldi.

    Niyeti de senin zülf ve kaşlarına karşı bir eşitlik iddiasında bulunmak idi.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Biz de onun alnına <kulluk ve ne güzel-

    hükümdarlık< anlamına gelen alâmeti koyduk

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Şimdi o gurub, mahcubiyet içinde kendi canına uşaklık

    Kemerini bağlayıp senin huzuruna gelmiştir.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    O gurubun yüzü, siyaha bürünmüş ve başı önüne doğrudüşmüştür.

    Yaptığı dilbazlıktan da pişmanlık duymaktadır.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Aşık Halit te, onun -iddialı menekşenin- hatalı hareketini

    Affetmenizi rica suretile sizden talep etmektedir.

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<<<<<


    (1)- Yüz tane Yusuf'u kendisine hayran kılmaktadır.
  20. 12.Temmuz.2010, 17:26
    #10
    >Kenan<'ı aydınlatan ay -Hz. Yusuf- zindana haps oldu.

    Oysa ki Halid! benim ayım, yüztane onun gibileri kendi-

    Çenesindeki kuyuya hapsetmektedir.(1)

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    <Ey şeref ve riyaset burcunun ayı, sandıkda aklı inci,

    dilberlik sadefi -mahfazası- dünyayı aydınlatan güneş,

    kemal seması ve peygamberlik bahçesinde biten taze gül!

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Amber kokulu gülün bahçesinden seçilmiş bir kaç tane

    -bir gurup- menekşe, övünerek <Zelem dağının ağaçlıklarından geldi.

    Niyeti de senin zülf ve kaşlarına karşı bir eşitlik iddiasında bulunmak idi.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Biz de onun alnına <kulluk ve ne güzel-

    hükümdarlık< anlamına gelen alâmeti koyduk

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Şimdi o gurub, mahcubiyet içinde kendi canına uşaklık

    Kemerini bağlayıp senin huzuruna gelmiştir.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    O gurubun yüzü, siyaha bürünmüş ve başı önüne doğrudüşmüştür.

    Yaptığı dilbazlıktan da pişmanlık duymaktadır.

    >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

    Aşık Halit te, onun -iddialı menekşenin- hatalı hareketini

    Affetmenizi rica suretile sizden talep etmektedir.

    <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
    <<<<<<<<<<<<<<<<DİVAN<<<<<<<<<<<<<<<<<<


    (1)- Yüz tane Yusuf'u kendisine hayran kılmaktadır.

Git 123 Sonuncu

Bu Konu için Etiketler