Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Okulöncesi Dönemde Otistik Çocukların Kaynaştırılması

Otizm değişik gelişimsel nedenlere bağlı olarak üç yaşından önceki önemde çocuklarda ortaya çıkan, sözel ve sözel olmayan iletişim, oyun ve sosyal ilişki alanlarında farklılık ve tekrarlayıcı hareketlerle (stereotipiler) karakterize olan bir gelişimsel farklılıktır. Otizm başlıca üç temel alandaki sorunla ortaya çıkmaktadır: “Toplumsallaşma sürecinin gelişiminde farklılık, sapma ve bunun sonucunda toplumsal ilişkilerde ve bu ilişkilerin karşılıklılığında nitel bozulma”, “Sözel ve sözel olmayan

Konuyu değerlendir: Okulöncesi Dönemde Otistik Çocukların Kaynaştırılması

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1677 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Okulöncesi Dönemde Otistik Çocukların Kaynaştırılması

    Otizm değişik gelişimsel nedenlere bağlı olarak üç yaşından önceki önemde çocuklarda ortaya çıkan, sözel ve sözel olmayan iletişim, oyun ve sosyal ilişki alanlarında farklılık ve tekrarlayıcı hareketlerle (stereotipiler) karakterize olan bir gelişimsel farklılıktır.
    Otizm başlıca üç temel alandaki sorunla ortaya çıkmaktadır: “Toplumsallaşma sürecinin gelişiminde farklılık, sapma ve bunun sonucunda toplumsal ilişkilerde ve bu ilişkilerin karşılıklılığında nitel bozulma”, “Sözel ve sözel olmayan iletişimde bozukluk; oyun etkinliği ve hayal gücünde yoksulluk”, “Takıntılı ve tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanının kısıtlılığı ve darlığı”.
    Otizm bir yelpaze olarak düşünülmektedir; çok ağır biçimleri olabileceği gibi çok hafif biçimleri de vardır. Otistik çocukların büyük kısmında zihinsel engel görülür. Otizmin görülme sıklığı erkek çocuklarda kızlara oranla dört kat daha fazladır. Otizmin kesin nedeni henüz bulunamamıştır.
    Otizmli çocukların birçoğunda uyku problemleri, nedeni bilinmeyen korkular, aynı olay üzerinde ısrar görülür. Özellikle küçük yaşlarda öfke nöbetleri, kendine zarar verici ve saldırgan davranışlar çok sık yaşanabilmektedir. Otistik çocukların çoğunda dikkat dağınıklığı ve yeme problemleri de vardır. Bazı otistikler soyutlama yetisi gerektirmeyen belleğe dayalı becerilere özel ilgi duyabilirler.
    •Tekrarlayıcı Hareketler (Stereotipi):
    Sağa-sola ya da öne-arkaya sallanma, kendi çevresinde dönme, kanat çırpma hareketi, parmaklarını izleme, el çırpma vb şekillerde görülür. Bu tip davranışlar, nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, sıkıntılı durumlarda, bazen de neşe ve sevincin ifadesi olarak görülmektedir. Bu hareketlerin çok aşırı görülmesi durumlarında, eğitim ortamı etkileniyorsa, ilaçla tedavi edilerek azaltılabilmektedir.
    •Dil Gelişimi: Otistik çocukların yaklaşık olarak yarısında konuşma anlamlı bir iletişim aracı olarak gelişmez. Bir kısım otistik çocukta öğrenilen konuşma aniden kaybolabilir. Çoğu otistik çocuk, kendisinden “üçüncü kişi” olarak söz eder. Bazen karşısındaki kişinin söylediklerini olduğu gibi tekrar ederler (Ekolali). Otistik çocuklar konuşulan dili anlamada da güçlük çeker. Sözel dili kullanan otistik çocukların büyük kısmı tek düze, duygudan yoksun, mekanik, şiddetin ayarlanamadığı, inişli-çıkışlı ve vurgusuz konuşurlar.
    •Öğrenme Şekilleri: Genellikle kişiler görme, duyma, tatma, koklama ya da bir nesneyi manipule etme (elleme, tutma, kavrama) sistemlerini bir arada kullanarak öğrenirler. Pek çok otistik çocuk ilk başta bu beş öğrenme sisteminden sadece birini kullanır. Otistik çocuklar gözlemlenerek hangi öğrenme sistemini kullandıkları anlaşılabilir. Böylece çocukların kullandıkları öğrenme tarzından hareket edilerek onlara yeni şeyler öğretilebileceği gibi, diğer öğrenme türlerini kullanabilme becerisi de kazandırılabilir.
    Otistiklerin yaşadıkları sorunlar sadece kendi engellerinden kaynaklanmaz, otistik olmayan çevre ve insanlarla etkileşimlerinden de kaynaklanır. Bilişsel sistemlerdeki temel farklılık, otistiklerle otistik olmayanlar arasında şiddetli ve yaşam boyu süren karşılıklı yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu nedenle otistik bireylerin bilişsel yapısının tanınması, birlikte yaşam alanlarını daha paylaşımcı kılabileceği gibi sorunları çözecek ya da daha kolay ve uygun çözüm yolları bulunmasına yardımcı olacaktır.
    Otistik çocukların tedavisinde özel eğitim, kaynaştırma ve erken müdahale üzerinde durulmaktadır.
    Kaynaştırma Eğitimi, otistik çocuklar için hem öğrendiği becerileri doğal ortamda kullanabilmesi hem de normal gelişim gösteren yaşıtlarıyla bir arada zamanı ve etkinlikleri paylaşabilmesi anlamında çok önemli bir yere sahiptir.
    Otistik çocukların okulöncesi kurumlarında kaynaştırma eğitimi görmesi belli sorunları da beraberinde getirmektedir. Özellikle otistik çocukların tekrarladıkları davranışlar, takıntıları, aynılık yaşantısında ısrarcı olmaları, sosyal temastan kaçınmaları, sözel dili anlamada güçlük çekmeleri, öfke nöbeti geçirmeleri öğretmenleri zor durumda bırakmaktadır.
    Eğer sınıfa otistik bir çocuk başlayacaksa yapılacak görüşmeler ve düzenlemeler hem eğitim ortamı açısından hem de otistik çocuk açısından öğrenme yaşantılarını daha kolay hale getirecektir. Bunun için; otistik çocuğun ailesiyle görüşme yaparak ailenin gerçekleştirilecek eğitime ilişkin beklentisi dinlenmeli, çocukla ilgili (yapabildikleri, sevdiği oyuncaklar, etkinlikler, ödüller, yiyecekler, ailenin çocukla iletişim kurarken kullandığı dil, çocuğun iletişim kurma şekli, öfke nöbetlerinin nedenleri, öfke nöbetlerinin ne kadar sürdüğü ve bu durumda ailenin ne yaptığı, davranış problemleri) bilgiler alınmalı ve kaydedilmelidir. Eğer çocuk özel eğitim yardımı alıyorsa, eğitimcisiyle görüşüp aynı bilgiler oradan da edinilmelidir. Böylece eğitimci çocuğu genel özellikleriyle tanır ve sınıfında karşılaşacağı problemlerde çocuğun ailesiyle, bu bilgileri kullanarak, daha sağlıklı bir iletişim kurabilir.
    Aileyle birlikte formal gelişim ölçeklerinden çocuğun genel gelişimi değerlendirilmelidir. Böylece çocuğun gelişim alanlarında, hangi yaş düzeylerinde olduğu belirlenebilir. Genel gelişim düzeyine göre bir gruba yerleştirilmesi sağlanabilir, uygun gruba yerleştirilen çocuktan performansının üzerinde beceriler beklenmez, eksik uyarıcı verilmesi de engellenmiş olur.
    Otistik çocuk hakkında çocuğun içinde yer alacağı sınıftaki diğer çocuklara bilgi verilmelidir. Çocuklara bu problemin bulaşıcı olmadığı, dili algılamadaki sorunları ve ona nasıl yardım edileceği konularında da bilgi verilmelidir. Böylece çocuklar yeni arkadaşlarına daha çabuk uyum sağlayacaklardır. Ayrıca ileride oluşabilecek gereksiz kaygılar da giderilmiş olacaktır. Eğitimci durumun uygunluğuna göre çeşitli etkinliklerden ya da dramalardan yararlanarak kaygıyı azaltır.
    Otistik çocukların anaokuluna daha çabuk uyum sağlayabilmeleri için şu noktalara dikkat edilebilir:
    •Okula İlk Geliş, Mekânın Tanıtımı ve Düzenlenmesi: Çocuk okula ilk gün onu iyi anlayan ve daha yakın ilişki kurduğu biriyle birlikte gelmelidir. Bu değişik bir ortama girmekten dolayı kaygı yaşayan çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Anaokulunun sınıf, tuvalet, yemekhane, giriş-çıkış, bahçe gibi değişik mekânları çocuğa gezdirilmelidir. Böylece çocuğun mekânın bütünsel bir tasarımını oluşturmasına yardımcı olunabilir. Bu durum çocuğun mekânı tanımasını sağlar ve kabullenmesi sürecini hızlandırır. Çocuğun korktuğu herhangi bir oyuncak varsa, o mekândan kaldırılabilir, onun yerine ilgisini çeken oyuncaklar konulabilir.
    •Ayrılık Kaygısı: Otistik çocukların bazıları özellikle onları okula getiren kişiden ayrılmak istemeyebilirler. Böyle durumlarda o kişi de sınıfa alınmalıdır. Öncelikli olarak sınıfta sadece pasif durumda kalması istenebilir. Ancak çocuk o kişiyle çok fazla kalmak istiyorsa, sınıf içinde o kişiyle oyun oynaması sağlanabilir. Çocuk kendini güvende hissettikten sonra o kişi pasif duruma geçirilmeli ve zamanla sınıfın dışına alınmalıdır. Bu süreçte çocuğa zaman tanınmalı ve sabırlı olunmalıdır.
    •İlk Günlerde Oyun: Bugünlerde yapılan etkinliklerde çocukla ilişki kurmak ilk amaç olmalıdır. Çocuk hemen bir şeyler öğrenmeye zorlanmamalıdır. Çocuğun çok sevdiği bir oyuncağı varsa okula getirmesi sağlanmalıdır. Ayrıca çocuğun yapabildiği becerilerle ya da en çok hoşuna giden etkinliklerle oyuna başlanmalıdır. Normal gelişim gösteren çocuklar daha çok sosyal içerikli oyunları tercih ederlerken, otistik çocuklar için sosyal içerikli oyunlar çok karmaşıktır. İlk günlerde otistik çocuklarla eğitimci arasında yoğun ilişki kurulmalıdır. Bu çocuğun o mekânda iletişim kuracağı partnerini tanımasını sağlar. Hem eğitimci hem de çocuk için ortak iletişim kurma sürecini hızlandırır. İletişim zorluğu çeken çocuğun çok fazla kişiyle iletişime geçme kaygısı yaşaması da engellenmiş olur. Bir sınıftaki her çocuğun kendine özgü iletişim biçimi olduğu unutulmamalıdır. Çocuk eğitimciyle ortak bir iletişim kurduktan sonra diğer çocuklarla da iletişime geçirilmelidir.
  2. 03.Eylül.2010, 16:54
    #1
    Otizm değişik gelişimsel nedenlere bağlı olarak üç yaşından önceki önemde çocuklarda ortaya çıkan, sözel ve sözel olmayan iletişim, oyun ve sosyal ilişki alanlarında farklılık ve tekrarlayıcı hareketlerle (stereotipiler) karakterize olan bir gelişimsel farklılıktır.
    Otizm başlıca üç temel alandaki sorunla ortaya çıkmaktadır: “Toplumsallaşma sürecinin gelişiminde farklılık, sapma ve bunun sonucunda toplumsal ilişkilerde ve bu ilişkilerin karşılıklılığında nitel bozulma”, “Sözel ve sözel olmayan iletişimde bozukluk; oyun etkinliği ve hayal gücünde yoksulluk”, “Takıntılı ve tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanının kısıtlılığı ve darlığı”.
    Otizm bir yelpaze olarak düşünülmektedir; çok ağır biçimleri olabileceği gibi çok hafif biçimleri de vardır. Otistik çocukların büyük kısmında zihinsel engel görülür. Otizmin görülme sıklığı erkek çocuklarda kızlara oranla dört kat daha fazladır. Otizmin kesin nedeni henüz bulunamamıştır.
    Otizmli çocukların birçoğunda uyku problemleri, nedeni bilinmeyen korkular, aynı olay üzerinde ısrar görülür. Özellikle küçük yaşlarda öfke nöbetleri, kendine zarar verici ve saldırgan davranışlar çok sık yaşanabilmektedir. Otistik çocukların çoğunda dikkat dağınıklığı ve yeme problemleri de vardır. Bazı otistikler soyutlama yetisi gerektirmeyen belleğe dayalı becerilere özel ilgi duyabilirler.
    •Tekrarlayıcı Hareketler (Stereotipi):
    Sağa-sola ya da öne-arkaya sallanma, kendi çevresinde dönme, kanat çırpma hareketi, parmaklarını izleme, el çırpma vb şekillerde görülür. Bu tip davranışlar, nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, sıkıntılı durumlarda, bazen de neşe ve sevincin ifadesi olarak görülmektedir. Bu hareketlerin çok aşırı görülmesi durumlarında, eğitim ortamı etkileniyorsa, ilaçla tedavi edilerek azaltılabilmektedir.
    •Dil Gelişimi: Otistik çocukların yaklaşık olarak yarısında konuşma anlamlı bir iletişim aracı olarak gelişmez. Bir kısım otistik çocukta öğrenilen konuşma aniden kaybolabilir. Çoğu otistik çocuk, kendisinden “üçüncü kişi” olarak söz eder. Bazen karşısındaki kişinin söylediklerini olduğu gibi tekrar ederler (Ekolali). Otistik çocuklar konuşulan dili anlamada da güçlük çeker. Sözel dili kullanan otistik çocukların büyük kısmı tek düze, duygudan yoksun, mekanik, şiddetin ayarlanamadığı, inişli-çıkışlı ve vurgusuz konuşurlar.
    •Öğrenme Şekilleri: Genellikle kişiler görme, duyma, tatma, koklama ya da bir nesneyi manipule etme (elleme, tutma, kavrama) sistemlerini bir arada kullanarak öğrenirler. Pek çok otistik çocuk ilk başta bu beş öğrenme sisteminden sadece birini kullanır. Otistik çocuklar gözlemlenerek hangi öğrenme sistemini kullandıkları anlaşılabilir. Böylece çocukların kullandıkları öğrenme tarzından hareket edilerek onlara yeni şeyler öğretilebileceği gibi, diğer öğrenme türlerini kullanabilme becerisi de kazandırılabilir.
    Otistiklerin yaşadıkları sorunlar sadece kendi engellerinden kaynaklanmaz, otistik olmayan çevre ve insanlarla etkileşimlerinden de kaynaklanır. Bilişsel sistemlerdeki temel farklılık, otistiklerle otistik olmayanlar arasında şiddetli ve yaşam boyu süren karşılıklı yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu nedenle otistik bireylerin bilişsel yapısının tanınması, birlikte yaşam alanlarını daha paylaşımcı kılabileceği gibi sorunları çözecek ya da daha kolay ve uygun çözüm yolları bulunmasına yardımcı olacaktır.
    Otistik çocukların tedavisinde özel eğitim, kaynaştırma ve erken müdahale üzerinde durulmaktadır.
    Kaynaştırma Eğitimi, otistik çocuklar için hem öğrendiği becerileri doğal ortamda kullanabilmesi hem de normal gelişim gösteren yaşıtlarıyla bir arada zamanı ve etkinlikleri paylaşabilmesi anlamında çok önemli bir yere sahiptir.
    Otistik çocukların okulöncesi kurumlarında kaynaştırma eğitimi görmesi belli sorunları da beraberinde getirmektedir. Özellikle otistik çocukların tekrarladıkları davranışlar, takıntıları, aynılık yaşantısında ısrarcı olmaları, sosyal temastan kaçınmaları, sözel dili anlamada güçlük çekmeleri, öfke nöbeti geçirmeleri öğretmenleri zor durumda bırakmaktadır.
    Eğer sınıfa otistik bir çocuk başlayacaksa yapılacak görüşmeler ve düzenlemeler hem eğitim ortamı açısından hem de otistik çocuk açısından öğrenme yaşantılarını daha kolay hale getirecektir. Bunun için; otistik çocuğun ailesiyle görüşme yaparak ailenin gerçekleştirilecek eğitime ilişkin beklentisi dinlenmeli, çocukla ilgili (yapabildikleri, sevdiği oyuncaklar, etkinlikler, ödüller, yiyecekler, ailenin çocukla iletişim kurarken kullandığı dil, çocuğun iletişim kurma şekli, öfke nöbetlerinin nedenleri, öfke nöbetlerinin ne kadar sürdüğü ve bu durumda ailenin ne yaptığı, davranış problemleri) bilgiler alınmalı ve kaydedilmelidir. Eğer çocuk özel eğitim yardımı alıyorsa, eğitimcisiyle görüşüp aynı bilgiler oradan da edinilmelidir. Böylece eğitimci çocuğu genel özellikleriyle tanır ve sınıfında karşılaşacağı problemlerde çocuğun ailesiyle, bu bilgileri kullanarak, daha sağlıklı bir iletişim kurabilir.
    Aileyle birlikte formal gelişim ölçeklerinden çocuğun genel gelişimi değerlendirilmelidir. Böylece çocuğun gelişim alanlarında, hangi yaş düzeylerinde olduğu belirlenebilir. Genel gelişim düzeyine göre bir gruba yerleştirilmesi sağlanabilir, uygun gruba yerleştirilen çocuktan performansının üzerinde beceriler beklenmez, eksik uyarıcı verilmesi de engellenmiş olur.
    Otistik çocuk hakkında çocuğun içinde yer alacağı sınıftaki diğer çocuklara bilgi verilmelidir. Çocuklara bu problemin bulaşıcı olmadığı, dili algılamadaki sorunları ve ona nasıl yardım edileceği konularında da bilgi verilmelidir. Böylece çocuklar yeni arkadaşlarına daha çabuk uyum sağlayacaklardır. Ayrıca ileride oluşabilecek gereksiz kaygılar da giderilmiş olacaktır. Eğitimci durumun uygunluğuna göre çeşitli etkinliklerden ya da dramalardan yararlanarak kaygıyı azaltır.
    Otistik çocukların anaokuluna daha çabuk uyum sağlayabilmeleri için şu noktalara dikkat edilebilir:
    •Okula İlk Geliş, Mekânın Tanıtımı ve Düzenlenmesi: Çocuk okula ilk gün onu iyi anlayan ve daha yakın ilişki kurduğu biriyle birlikte gelmelidir. Bu değişik bir ortama girmekten dolayı kaygı yaşayan çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Anaokulunun sınıf, tuvalet, yemekhane, giriş-çıkış, bahçe gibi değişik mekânları çocuğa gezdirilmelidir. Böylece çocuğun mekânın bütünsel bir tasarımını oluşturmasına yardımcı olunabilir. Bu durum çocuğun mekânı tanımasını sağlar ve kabullenmesi sürecini hızlandırır. Çocuğun korktuğu herhangi bir oyuncak varsa, o mekândan kaldırılabilir, onun yerine ilgisini çeken oyuncaklar konulabilir.
    •Ayrılık Kaygısı: Otistik çocukların bazıları özellikle onları okula getiren kişiden ayrılmak istemeyebilirler. Böyle durumlarda o kişi de sınıfa alınmalıdır. Öncelikli olarak sınıfta sadece pasif durumda kalması istenebilir. Ancak çocuk o kişiyle çok fazla kalmak istiyorsa, sınıf içinde o kişiyle oyun oynaması sağlanabilir. Çocuk kendini güvende hissettikten sonra o kişi pasif duruma geçirilmeli ve zamanla sınıfın dışına alınmalıdır. Bu süreçte çocuğa zaman tanınmalı ve sabırlı olunmalıdır.
    •İlk Günlerde Oyun: Bugünlerde yapılan etkinliklerde çocukla ilişki kurmak ilk amaç olmalıdır. Çocuk hemen bir şeyler öğrenmeye zorlanmamalıdır. Çocuğun çok sevdiği bir oyuncağı varsa okula getirmesi sağlanmalıdır. Ayrıca çocuğun yapabildiği becerilerle ya da en çok hoşuna giden etkinliklerle oyuna başlanmalıdır. Normal gelişim gösteren çocuklar daha çok sosyal içerikli oyunları tercih ederlerken, otistik çocuklar için sosyal içerikli oyunlar çok karmaşıktır. İlk günlerde otistik çocuklarla eğitimci arasında yoğun ilişki kurulmalıdır. Bu çocuğun o mekânda iletişim kuracağı partnerini tanımasını sağlar. Hem eğitimci hem de çocuk için ortak iletişim kurma sürecini hızlandırır. İletişim zorluğu çeken çocuğun çok fazla kişiyle iletişime geçme kaygısı yaşaması da engellenmiş olur. Bir sınıftaki her çocuğun kendine özgü iletişim biçimi olduğu unutulmamalıdır. Çocuk eğitimciyle ortak bir iletişim kurduktan sonra diğer çocuklarla da iletişime geçirilmelidir.
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Anaokulunda Geçirilecek Süre: Eğer çocuğun dikkat süresi kısa ise ilk günlerde çok uzun süre anaokulunda tutulmamalıdır. Okulda kaldığı süre zaman içinde artırılmalıdır. Bu yapılırken de çocuğun okulda gösterdiği performansına göre bir yol izlenmelidir. Diğer çocuklarla birlikte oynamanın, yeni ve değişik uyarıcıların, gürültünün otistik çocukların dikkatini toplamak için daha fazla çaba harcamasını gerektiren etkenler olduğu unutulmamalıdır.
    •Oyuncak Seçimi: İlk olarak çocuğu sınıf ortamında serbest bırakıp gözlemek ve hangi malzemelerle ilgilendiğini görmek, başlangıç oyuncaklarını seçmede kullanılabilecek yöntemlerden birisidir. Eğer çocuğun sözel dili anlama güçlüğü çok fazlaysa, diğer duyu organlarına yönelik malzemelerden de yararlanılmalıdır. Otistik çocuklar için kartlar, yapbozlar, koku tüpleri, dokunsal oyunlar ya da oyuncaklar, hayali oyunlar, uğraşıya dayalı oyunlar tercih edilmelidir.
    •Model Olma: Otistik çocuktan bir davranış bekleniyorsa ve çocuk söylenen davranışı anlamıyorsa, o davranış mutlaka yaparak çocuğa gösterilmelidir. Böylece çocuk kendisinden beklenen ve yapması istenilen davranışı görmüş olacaktır. Aynı şekilde çocuğa herhangi bir nedenden dolayı “Hayır” denildiğinde mutlaka çocuğun yapması gereken davranış çocuğa gösterilmelidir. Örneğin; çocuk oynadığı kaşığı yere atıyorsa “Hayır” sözcüğü onun yapması gereken davranışı tanımlamaz. Bu nedenle çocuğa “Kaşıkla bebeğine yemek ver” gibi yapması gerekeni açık ve anlaşılır bir şekilde tanımlayan ve yerdeki kaşığı kaldırarak yapması beklenen doğru davranışı gösteren bir yöntem izlenmelidir.
    •Günün Planlanması ve Planın Anlamı: Planın sadece otistik çocuklar için değil, herkes için rahatlatıcı bir yanı vardır. Normal gelişim gösteren çocuklar anaokulunda genel hatlarıyla o gün ne yapacaklarını bilirler. Belirli bir saatte yemek yiyeceklerini ve belirli bir saatte oradan çıkıp evlerine gideceklerini bilirler.
    Bu durum onlara sözel olarak ifade edildiğinde anlarlar ve bunların görsel tasarımlarını zihinlerinde canlandırabilirler. Ancak bunlar otistik çocuklar için çok zor becerilerdir. Sözel dili algılama güçlüğü ve her gün değişen programlar nedeniyle otistik çocuklar o gün kendilerinden ne beklendiğini bilemezler.
    Bu durum onları gergin yapabilir. Ne yapacağını bilemeyen çocuklar daha önce bildikleri ve sürekli yaptıkları etkinlikleri bekleyerek değişikliklere tepki gösterebilirler. Bunu önlemek için o gün yapılacakları resme dönüştürmek uygun bir yöntem olabilir. Bu resimler aracılığıyla çocuklara o günkü plan gösterilebilir.
    Bu resimler elle çizilebileceği gibi oynanacak oyuncakların ya da yapılacak etkinliklerin resmi ya da fotoğrafı da olabilir. Bu resimlerin tamamı çocuk ilk geldiğinde ona gösterilip, yaptığı her etkinlikten sonra o etkinliğe ait kart panodan alınarak, sıradaki etkinlik çocuğa gösterilebilir. Böylece çocuk kendisinden ne beklendiğini anlayacak ve daha sonra yapacaklarını da bu tablodan görecektir. Bir sonraki yapacağı etkinliği bilen çocuk huzursuz olmayacaktır.
    •Takıntılar: Eğer çocuğun çeşitli takıntılı oyunları varsa ve diğer çocukları çok olumsuz yönde etkilemiyorsa, ilk günlerde değiştirilmeye zorlanmamalı, bu süreç zamana yayılmalıdır. Çocuğun belirli bir etkinlik sonunda bu oyunlara dönmesine izin verilmelidir. Takıntılar çok yoğunsa işlevsel hale getirilmeye çalışılmalıdır.
    •Düzen: Otistik çocukların düzenden hoşlandıkları unutulmamalıdır. Bu nedenle hep aynı sandalyeye oturmak ya da aynı tuvaleti kullanmak onlara güven verebilir. Otistik çocuk için oturularak yapılan etkinliklerde bir yer belirleyip ona göstermek ve hep oraya oturtmak yararlı olabilir. Ancak çocuğun böyle bir düzene gereksinimi yoksa, aynı yere oturması için zorlanmamalıdır.
    •Seslenme: Eğer çocuklardan genel olarak bir şey isteniyorsa; “Çocuklar şimdi bahçeye çıkıyoruz” gibi bir ifade kullanıldığında otistik çocuklar kendi isimleri geçmediği için kendilerinden bir şey istendiğini fark edemeyebilirler. Bu nedenle otistik çocukların isminin söylenmesi yararlı olacaktır.
    •Diğer Çocuklarla Oyun: Otistik çocukların küçük grup çalışmaları sırasında ya da serbest etkinliklerde diğer çocuklarla birlikte oynaması desteklenebilir. Bu yaşantıların diğer çocuklar için de farklı deneyimler olduğu unutulmamalıdır. Birlikte oynamanın çocuklara olan katkıları diğer çocukların ailelerine de aktarılabilir. Böylece onların da -varsa- kaygıları giderilmiş olur.
    •Kendini Uyarıcı Davranışlar: Eğer çocuk sürekli nesnelere dokunuyor, onlara vuruyor, elini sürüyorsa, değişik nesneler bir kutuya konulabilir (Örneğin; tüyler, peluş kumaş parçaları, plastik fırçalar, kozalak vb) ve çocuğun okuldaki her nesneye dokunması yerine kutudaki nesnelere dokunması sağlanabilir. Bu davranışların kendini uyarıcı davranışlar olduğu, otistik çocukların gereksinimlerini gidermek için bu davranışları yaptıkları unutulmamalıdır. Böylece çocuğun dokunsal duyu gereksinimi giderilmiş olacağı gibi mekân da kontrol altına alınmış olunacaktır.
    •Yemek Saatleri: Otistik çocukların birçoğunda yeme ve yutma problemleri görülebilmektedir. Özellikle sadece belirli yemekleri yemek gibi takıntılı davranışları olan ya da çiğnemeden yemekleri yutan otistik çocuklar olabilir. Koku alma duyularının bazı otistik çocuklarda çok yüksek olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle bazı otistik çocuklar için yemek kokuları katlanılması zor bir durumdur ya da diğer çocuklarla birlikte yemek yemek tiksinti verici olabilir. Bu nedenle yemek saatlerinde diğer çocuklarla birlikte yemek yemek istemeyen çocukların ayrı bir masada yemeleri sağlanabilir. Eğer yemek saatleri çocuk açısından önemli bir problem yaratıyorsa ilk günlerde yemek saatlerine çocuğu katmamak daha yararlı olacaktır.
    Eğitimin temel hedeflerinden birisinin demokratik ve katılımcı bireyler yetiştirmek olduğu unutulmamalıdır. Bu süreçte farklılıklarla birlikte yaşamak ve çözüm yollarını bulmak, bu ilkenin yaşama geçirilme yollarından birisi olacaktır
    Kaynaklar
    1- Darıca, N., Gümüşçü-Tuş, Ş., ve Pişkin-Abidoğlu, Ü., “Otizm ve Otistik Çocuklar”, İstanbul: Özgür Yayınları, 2000.
    2- Korkmaz, B., “Yağmur Çocuklar”, İstanbul: Doğan Kitapçılık AŞ, 2000.
    3- Korkmaz, B., “Pediatrik Davranış Nörolojisi”, İstanbul: Emek Matbaacılık, 2000.
    4- Korkmaz, B., “Otizm: Başlıca Davranış Sorunları ve Pratik Yaklaşım”, Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi, Cilt:39 sayı:1 ss:26-34, 2001.
    5- Mesibov, G.B. & Shea, V., “The Culture Of Autism: From Theoretıcal Understandıng To Educational Practice”, Division TEACH. Departman of Psyciatry University of Nort Carolina at Chapel Hill.
    6- Mesibov, G.B., Schopler, E. ve Hearsey, K.A., “Yapılandırılmış Öğretim”, Gelişimsel Nöropisikiyatri Toplantıları I. İstanbul: Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, 2003.
    7- Özyürek, M., “Sınıfta Davranış Yönetimi”, Ankara: Karatepe Yayınları, 1997.
    8- Özyürek, M., “Sınıfta Davranış Değiştirme”, Ankara: Karatepe Yayınları, 1999.
    Okulöncesi Dönemde Otistik Çocukların Kaynaştırılması - Özel Eğitim www.zihinengelliler.com Rehabilitasyon Merkezleri Otizm Platformu | Özel Eğitim www.zihinengelliler.com Rehabilitasyon Merkezleri Otizm Platformu
  4. 03.Eylül.2010, 16:54
    #2
    Anaokulunda Geçirilecek Süre: Eğer çocuğun dikkat süresi kısa ise ilk günlerde çok uzun süre anaokulunda tutulmamalıdır. Okulda kaldığı süre zaman içinde artırılmalıdır. Bu yapılırken de çocuğun okulda gösterdiği performansına göre bir yol izlenmelidir. Diğer çocuklarla birlikte oynamanın, yeni ve değişik uyarıcıların, gürültünün otistik çocukların dikkatini toplamak için daha fazla çaba harcamasını gerektiren etkenler olduğu unutulmamalıdır.
    •Oyuncak Seçimi: İlk olarak çocuğu sınıf ortamında serbest bırakıp gözlemek ve hangi malzemelerle ilgilendiğini görmek, başlangıç oyuncaklarını seçmede kullanılabilecek yöntemlerden birisidir. Eğer çocuğun sözel dili anlama güçlüğü çok fazlaysa, diğer duyu organlarına yönelik malzemelerden de yararlanılmalıdır. Otistik çocuklar için kartlar, yapbozlar, koku tüpleri, dokunsal oyunlar ya da oyuncaklar, hayali oyunlar, uğraşıya dayalı oyunlar tercih edilmelidir.
    •Model Olma: Otistik çocuktan bir davranış bekleniyorsa ve çocuk söylenen davranışı anlamıyorsa, o davranış mutlaka yaparak çocuğa gösterilmelidir. Böylece çocuk kendisinden beklenen ve yapması istenilen davranışı görmüş olacaktır. Aynı şekilde çocuğa herhangi bir nedenden dolayı “Hayır” denildiğinde mutlaka çocuğun yapması gereken davranış çocuğa gösterilmelidir. Örneğin; çocuk oynadığı kaşığı yere atıyorsa “Hayır” sözcüğü onun yapması gereken davranışı tanımlamaz. Bu nedenle çocuğa “Kaşıkla bebeğine yemek ver” gibi yapması gerekeni açık ve anlaşılır bir şekilde tanımlayan ve yerdeki kaşığı kaldırarak yapması beklenen doğru davranışı gösteren bir yöntem izlenmelidir.
    •Günün Planlanması ve Planın Anlamı: Planın sadece otistik çocuklar için değil, herkes için rahatlatıcı bir yanı vardır. Normal gelişim gösteren çocuklar anaokulunda genel hatlarıyla o gün ne yapacaklarını bilirler. Belirli bir saatte yemek yiyeceklerini ve belirli bir saatte oradan çıkıp evlerine gideceklerini bilirler.
    Bu durum onlara sözel olarak ifade edildiğinde anlarlar ve bunların görsel tasarımlarını zihinlerinde canlandırabilirler. Ancak bunlar otistik çocuklar için çok zor becerilerdir. Sözel dili algılama güçlüğü ve her gün değişen programlar nedeniyle otistik çocuklar o gün kendilerinden ne beklendiğini bilemezler.
    Bu durum onları gergin yapabilir. Ne yapacağını bilemeyen çocuklar daha önce bildikleri ve sürekli yaptıkları etkinlikleri bekleyerek değişikliklere tepki gösterebilirler. Bunu önlemek için o gün yapılacakları resme dönüştürmek uygun bir yöntem olabilir. Bu resimler aracılığıyla çocuklara o günkü plan gösterilebilir.
    Bu resimler elle çizilebileceği gibi oynanacak oyuncakların ya da yapılacak etkinliklerin resmi ya da fotoğrafı da olabilir. Bu resimlerin tamamı çocuk ilk geldiğinde ona gösterilip, yaptığı her etkinlikten sonra o etkinliğe ait kart panodan alınarak, sıradaki etkinlik çocuğa gösterilebilir. Böylece çocuk kendisinden ne beklendiğini anlayacak ve daha sonra yapacaklarını da bu tablodan görecektir. Bir sonraki yapacağı etkinliği bilen çocuk huzursuz olmayacaktır.
    •Takıntılar: Eğer çocuğun çeşitli takıntılı oyunları varsa ve diğer çocukları çok olumsuz yönde etkilemiyorsa, ilk günlerde değiştirilmeye zorlanmamalı, bu süreç zamana yayılmalıdır. Çocuğun belirli bir etkinlik sonunda bu oyunlara dönmesine izin verilmelidir. Takıntılar çok yoğunsa işlevsel hale getirilmeye çalışılmalıdır.
    •Düzen: Otistik çocukların düzenden hoşlandıkları unutulmamalıdır. Bu nedenle hep aynı sandalyeye oturmak ya da aynı tuvaleti kullanmak onlara güven verebilir. Otistik çocuk için oturularak yapılan etkinliklerde bir yer belirleyip ona göstermek ve hep oraya oturtmak yararlı olabilir. Ancak çocuğun böyle bir düzene gereksinimi yoksa, aynı yere oturması için zorlanmamalıdır.
    •Seslenme: Eğer çocuklardan genel olarak bir şey isteniyorsa; “Çocuklar şimdi bahçeye çıkıyoruz” gibi bir ifade kullanıldığında otistik çocuklar kendi isimleri geçmediği için kendilerinden bir şey istendiğini fark edemeyebilirler. Bu nedenle otistik çocukların isminin söylenmesi yararlı olacaktır.
    •Diğer Çocuklarla Oyun: Otistik çocukların küçük grup çalışmaları sırasında ya da serbest etkinliklerde diğer çocuklarla birlikte oynaması desteklenebilir. Bu yaşantıların diğer çocuklar için de farklı deneyimler olduğu unutulmamalıdır. Birlikte oynamanın çocuklara olan katkıları diğer çocukların ailelerine de aktarılabilir. Böylece onların da -varsa- kaygıları giderilmiş olur.
    •Kendini Uyarıcı Davranışlar: Eğer çocuk sürekli nesnelere dokunuyor, onlara vuruyor, elini sürüyorsa, değişik nesneler bir kutuya konulabilir (Örneğin; tüyler, peluş kumaş parçaları, plastik fırçalar, kozalak vb) ve çocuğun okuldaki her nesneye dokunması yerine kutudaki nesnelere dokunması sağlanabilir. Bu davranışların kendini uyarıcı davranışlar olduğu, otistik çocukların gereksinimlerini gidermek için bu davranışları yaptıkları unutulmamalıdır. Böylece çocuğun dokunsal duyu gereksinimi giderilmiş olacağı gibi mekân da kontrol altına alınmış olunacaktır.
    •Yemek Saatleri: Otistik çocukların birçoğunda yeme ve yutma problemleri görülebilmektedir. Özellikle sadece belirli yemekleri yemek gibi takıntılı davranışları olan ya da çiğnemeden yemekleri yutan otistik çocuklar olabilir. Koku alma duyularının bazı otistik çocuklarda çok yüksek olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle bazı otistik çocuklar için yemek kokuları katlanılması zor bir durumdur ya da diğer çocuklarla birlikte yemek yemek tiksinti verici olabilir. Bu nedenle yemek saatlerinde diğer çocuklarla birlikte yemek yemek istemeyen çocukların ayrı bir masada yemeleri sağlanabilir. Eğer yemek saatleri çocuk açısından önemli bir problem yaratıyorsa ilk günlerde yemek saatlerine çocuğu katmamak daha yararlı olacaktır.
    Eğitimin temel hedeflerinden birisinin demokratik ve katılımcı bireyler yetiştirmek olduğu unutulmamalıdır. Bu süreçte farklılıklarla birlikte yaşamak ve çözüm yollarını bulmak, bu ilkenin yaşama geçirilme yollarından birisi olacaktır
    Kaynaklar
    1- Darıca, N., Gümüşçü-Tuş, Ş., ve Pişkin-Abidoğlu, Ü., “Otizm ve Otistik Çocuklar”, İstanbul: Özgür Yayınları, 2000.
    2- Korkmaz, B., “Yağmur Çocuklar”, İstanbul: Doğan Kitapçılık AŞ, 2000.
    3- Korkmaz, B., “Pediatrik Davranış Nörolojisi”, İstanbul: Emek Matbaacılık, 2000.
    4- Korkmaz, B., “Otizm: Başlıca Davranış Sorunları ve Pratik Yaklaşım”, Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi, Cilt:39 sayı:1 ss:26-34, 2001.
    5- Mesibov, G.B. & Shea, V., “The Culture Of Autism: From Theoretıcal Understandıng To Educational Practice”, Division TEACH. Departman of Psyciatry University of Nort Carolina at Chapel Hill.
    6- Mesibov, G.B., Schopler, E. ve Hearsey, K.A., “Yapılandırılmış Öğretim”, Gelişimsel Nöropisikiyatri Toplantıları I. İstanbul: Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, 2003.
    7- Özyürek, M., “Sınıfta Davranış Yönetimi”, Ankara: Karatepe Yayınları, 1997.
    8- Özyürek, M., “Sınıfta Davranış Değiştirme”, Ankara: Karatepe Yayınları, 1999.
    Okulöncesi Dönemde Otistik Çocukların Kaynaştırılması - Özel Eğitim www.zihinengelliler.com Rehabilitasyon Merkezleri Otizm Platformu | Özel Eğitim www.zihinengelliler.com Rehabilitasyon Merkezleri Otizm Platformu

Benzer Konular

  1. Otistik Çocukların Beyinleri
    Konu Sahibi Defnex Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 26.Ekim.2010, 09:17
  2. Otistik Bebek ve Çocukların Bakımı
    Konu Sahibi Defnex Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 25.Ekim.2010, 18:58
  3. Otistik Çocukların Eğitiminde Teacch Yaklaşımı
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 24.Ağustos.2010, 12:47
  4. Otistik Çocukların Konuşma Problemleri:
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Ağustos.2010, 17:39
  5. Otistik çocukların zehirlenmiş olabileceğini düşündünüz mü?
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Ağustos.2010, 20:12

Bu Konu için Etiketler