Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Kene kabusuna son veren tedavi

Türkiye'de kene tutunması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanan bir kişi, kanı temizlenerek tedavi edildi. Kanı, iki ayrı filtrasyon işlemine tabi tutularak kene mikrobundan arındırılan yoğun bakım hastası, tekrar sağlığına kavuşarak taburcu oldu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Oral, 44 yaşındaki erkek hastanın kene tutunmasından 5 gün sonra, yüksek ateş, burun ve bağırsak

Konuyu değerlendir: Kene kabusuna son veren tedavi

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1912 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Kene kabusuna son veren tedavi

    Sponsorlu Bağlantılar

    Türkiye'de kene tutunması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanan bir kişi, kanı temizlenerek tedavi edildi.




    Kanı, iki ayrı filtrasyon işlemine tabi tutularak kene mikrobundan arındırılan yoğun bakım hastası, tekrar sağlığına kavuşarak taburcu oldu.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Oral, 44 yaşındaki erkek hastanın kene tutunmasından 5 gün sonra, yüksek ateş, burun ve bağırsak kanaması, karaciğerde enzim bozukluğu ve trombosit eksikliğiyle hastaneye başvurduğunu anlattı.

    Çok geç dönemde başvurduğu için organ yetmezliği gelişme riski olan hastaya ancak destek tedavisi uygulanabildiğini kaydeden Oral, ''Uyguladığımız destek tedavisinden olumlu sonuç alamayınca aferez yöntemiyle hastanın kanını ayrıştırarak KKKA'nın neden olduğu mikroorganizmalardan temizlenmesine karar verdik'' dedi.

    Bu işlemin yanı sıra antiviral tedavinin de devam ettiğini ifade eden Oral, ''Kanın ayrıştırılması, son dönemdeki bir hasta için etkin bir tedavi yöntemi yöntemi oldu. Kandaki mikroorganizmaların temizlenmesiyle ana tedaviye olanak sağlandı. Böylece hasta organ yetmezliği gelişmeden ölüm riski çok yüksek olan hastamız sağlığına kavuşup taburcu oldu'' şeklinde konuştu.

    -''TÜRKİYE'DE İLK''-

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aferez Merkezi sorumlusu Prof. Dr. Osman İlhan da, ''Duble Filtrasyon Plazmaferezi'' adı verilen, enfeksiyon hastalıkları, yoğun bakım ve terapotik aferez ekibinin görev aldığı tedavinin, Türkiye'de ilk kez bir KKKA hastasına uygulandığını söyledi.

    Bu işlemde hastanın kanının iki ayrı filtrasyona tabi tutulduğunu ifade eden İlhan, ilk işlemde kanın plazmasının ayrıştırıldığını, ikinci işlemde ise ayrıştırılan plazmadaki KKKA hastalığının yol açan kene virüsünden kaynaklanan toksinlerin temizlendiğini bildirdi.

    Toksinlerden temizlenen plazmasının tekrar birleştirme işlemine tabi tutulduktan sonra hastaya geri verildiğini kaydeden İlhan, ''Bu işlemde hastaya hiçbir ilaç verilmiyor. Sadece temizlenen kendi kanı tekrar hastaya veriliyor. Hastada hiçbir kan kaybı da olmuyor'' diye konuştu.

    8 kez tekrarlanan filtrasyon işlemi sonunda antiviral tedavisiyle birlikte hastanın tekrar sağlığına kavuştuğunu belirten Prof. Dr. İlhan, tedavinin etkinliği konusunda kesin bir şey söyleyebilmek için daha fazla hasta üzerinde uygulanması gerektiğini, yeni yöntemin 23-26 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 5. Ulusal Hemaferez Kongresi'nde tartışmaya açılacağını kaydetti.

    Bu yöntemin rutin bir tedavi olarak uygulanabilmesi ilgili birimler tarafından bir proje hazırlandığını anlatan İlhan, bu projede kullanılacak malzemelerin üretici firma tarafından ücretsiz karşılanacağını söyledi.

    -''KEŞKE DAYIM DA KURTULABİLSEYDİ''-

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aferez Merkezi teknik sorumlusu uzman biyolog Erol Yıldız, KKKA hastalığından geçen yıl dayısını kaybettiğini belirtti.

    Dayısının da hastaneye geç evrede başvurduğunu, bu nedenle yapılabilecek fazla bir şey bulunmadığını anlatan Yıldız, ''Bu benim için biraz hüzün veren bir başarı oldu. Keşke bu yöntemi geçen yıl dayım için de uygulayabilseydik o da kurtulsaydı'' diye konuştu.

    kaynak
  2. 29.Ağustos.2010, 10:01
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar

    Türkiye'de kene tutunması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanan bir kişi, kanı temizlenerek tedavi edildi.




    Kanı, iki ayrı filtrasyon işlemine tabi tutularak kene mikrobundan arındırılan yoğun bakım hastası, tekrar sağlığına kavuşarak taburcu oldu.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Oral, 44 yaşındaki erkek hastanın kene tutunmasından 5 gün sonra, yüksek ateş, burun ve bağırsak kanaması, karaciğerde enzim bozukluğu ve trombosit eksikliğiyle hastaneye başvurduğunu anlattı.

    Çok geç dönemde başvurduğu için organ yetmezliği gelişme riski olan hastaya ancak destek tedavisi uygulanabildiğini kaydeden Oral, ''Uyguladığımız destek tedavisinden olumlu sonuç alamayınca aferez yöntemiyle hastanın kanını ayrıştırarak KKKA'nın neden olduğu mikroorganizmalardan temizlenmesine karar verdik'' dedi.

    Bu işlemin yanı sıra antiviral tedavinin de devam ettiğini ifade eden Oral, ''Kanın ayrıştırılması, son dönemdeki bir hasta için etkin bir tedavi yöntemi yöntemi oldu. Kandaki mikroorganizmaların temizlenmesiyle ana tedaviye olanak sağlandı. Böylece hasta organ yetmezliği gelişmeden ölüm riski çok yüksek olan hastamız sağlığına kavuşup taburcu oldu'' şeklinde konuştu.

    -''TÜRKİYE'DE İLK''-

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aferez Merkezi sorumlusu Prof. Dr. Osman İlhan da, ''Duble Filtrasyon Plazmaferezi'' adı verilen, enfeksiyon hastalıkları, yoğun bakım ve terapotik aferez ekibinin görev aldığı tedavinin, Türkiye'de ilk kez bir KKKA hastasına uygulandığını söyledi.

    Bu işlemde hastanın kanının iki ayrı filtrasyona tabi tutulduğunu ifade eden İlhan, ilk işlemde kanın plazmasının ayrıştırıldığını, ikinci işlemde ise ayrıştırılan plazmadaki KKKA hastalığının yol açan kene virüsünden kaynaklanan toksinlerin temizlendiğini bildirdi.

    Toksinlerden temizlenen plazmasının tekrar birleştirme işlemine tabi tutulduktan sonra hastaya geri verildiğini kaydeden İlhan, ''Bu işlemde hastaya hiçbir ilaç verilmiyor. Sadece temizlenen kendi kanı tekrar hastaya veriliyor. Hastada hiçbir kan kaybı da olmuyor'' diye konuştu.

    8 kez tekrarlanan filtrasyon işlemi sonunda antiviral tedavisiyle birlikte hastanın tekrar sağlığına kavuştuğunu belirten Prof. Dr. İlhan, tedavinin etkinliği konusunda kesin bir şey söyleyebilmek için daha fazla hasta üzerinde uygulanması gerektiğini, yeni yöntemin 23-26 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 5. Ulusal Hemaferez Kongresi'nde tartışmaya açılacağını kaydetti.

    Bu yöntemin rutin bir tedavi olarak uygulanabilmesi ilgili birimler tarafından bir proje hazırlandığını anlatan İlhan, bu projede kullanılacak malzemelerin üretici firma tarafından ücretsiz karşılanacağını söyledi.

    -''KEŞKE DAYIM DA KURTULABİLSEYDİ''-

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aferez Merkezi teknik sorumlusu uzman biyolog Erol Yıldız, KKKA hastalığından geçen yıl dayısını kaybettiğini belirtti.

    Dayısının da hastaneye geç evrede başvurduğunu, bu nedenle yapılabilecek fazla bir şey bulunmadığını anlatan Yıldız, ''Bu benim için biraz hüzün veren bir başarı oldu. Keşke bu yöntemi geçen yıl dayım için de uygulayabilseydik o da kurtulsaydı'' diye konuştu.

    kaynak
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Kene kabusuna 'elbiseli çözüm'

    az aylarının ölümcül kabusu keneye karşı, Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer öncülüğünde kene elbisesi üretildi.




    Karaer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan kenelerin özellikle kırsal kesimde yaşayan ve çalışanlar için büyük risk teşkil ettiğini söyledi.

    Tarla, bahçe, bağ alanı dışında piknik alanı, gezinti, yürüyüş yapılan alanlarda da insanların risk altında olduğunun altını çizen Karaer, buna karşı alınacak önlemlerin başında kenelerin insan vücuduyla temasının önlenmesinin geldiğini belirtti. Bu nedenle Sağlık Bakanlığının kırsal alanlara gidenlere keneden korunmak için paçalarını çorapların içine sokmalarını önerdiğini anlatan Karaer, ''Bunları göze alarak herkesin her zaman çoraplarını paçalarının içine sokmadan rahatça kırsalda çalışmak için kullanabileceği giysilere ihtiyaç olduğunu düşündük'' dedi.

    Bu giysilerin çeşitli düzenlemelerle piknik ve spor yaparken de kullanılabileceğini belirten Karaer, ''Elbiseleri hazırlamadan önce anket çalışmaları yaptık. Hangi çalışma alanlarında keneyle nasıl karşılaşıyorlar, Nerelerde sıkıntı oluyor, vatandaşlara sorduk. Ürettiğimiz elbisenin hem çalışmaya, hem de keneden korunma özellikleri olmasını göz önünde bulundurduk'' diye konuştu.

    Karaer, laboratuar çalışanları için de keneden koruyacak elbise modelleri geliştirdiklerini söyledi.

    Elbise üretim çalışmalarının kene ölümlerinin arttığı dönemden başlayarak 3 yıl sürdüğünü anlatan Karaer, ''Elbise konusunu benden daha iyi bilen Gazi Üniversitesi Giyim Endüstrisi Giyim Sanatları Anabilim Dalında Doç. Dr. Fatma Şener hocamızla birlikte bu konun bir yüksek lisans tezi olabileceğine karar verdik. Tez kabul edildi ve çalışma bu aşamaya geldi. Elbisenin prototipini ürettik. Ben de kenelerle ilgili 30 yılını vermiş bir çalışan olarak çalışmaya katkı sağladım'' dedi.

    -''YURT DIŞINDA ÇÖZÜM ARAMAYA KARŞIYIM''-

    Elbisenin patentini almak için Türk Patent Enstitüsüne, başvurduklarını belirten Karaer, şunları kaydetti:

    ''Yurt dışında çözüm aramaya karşıyım. Kendi meselelerimizi kendimiz çözmeliyiz. Çözüm noktasında yurt dışından gelen ilaç ve malzemelere bağımlı olmamız beni üzdü. O nedenle böyle bir çözüm düşündük. Yaptığımız çalışma bilimsel bir nitelik taşıyor, bu bakımdan hafife alınmaması gerekir. Bu çalışma iddia ediyorum, ilaçlardan daha ucuza mal olacak. Bakanlık, ilaç yerine bunları dağıtabilir. Yaptığımız iş paçalarınızı çoraplarınızın içine sokun noktasını artık sokmak gerekmediği noktasına getirmek. Bilimselliğin ötesinde farklı bir düşüncemiz yok. Bu işin ticari tarafında değiliz. Önemsediğim nokta şu: Çalışma alanlarında kenelerden nasıl korunulur?

    Doğaya zarar vermeden, ekosistemi bozmadan kendimizi zehirlemeden korunabileceğimizi ispatlamak istedik. Hem doğayı, hem insanı aynı anda zararlı etkilerden bu şekilde koruyabiliriz.''

    -ELBİSENİN ÖZELLİĞİ-

    Elbisenin açık renkte olmasını öngördüklerini belirten Karaer, yüzde yüz pamuklu olduğunu, kırsal alanda kullanılan giysilerden daha serin tuttuğunu söyledi.

    Görünüş itibariyle tuluma benzese de el ve ayaklar için olan parçaların fermuarlı ve yerinden çıkabilir olduğunu anlatan Karaer, çalışırken elini, ayağını yıkamak isteyenlerin giysinin tamamını değil, bu bölümleri çıkarabileceğini belirtti.

    Karaer, bayanlar için iki model tespit ettiklerini ifade ederek, ''Biri şalvar şeklinde. Bir de düz model var, bu unisex olarak kullanılabilir. Bayanlara artı bir model ürettik. Bu da kırsal alanda çalışanlar için uygun bir giyim tarzı. Aslına bakarsanız, şalvar da artık her tarafta moda. Bayanların seçme alternatifi olsun diye iki model yaptık'' dedi.

    aa
  4. 01.Kasım.2010, 11:05
    #2
    az aylarının ölümcül kabusu keneye karşı, Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer öncülüğünde kene elbisesi üretildi.




    Karaer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan kenelerin özellikle kırsal kesimde yaşayan ve çalışanlar için büyük risk teşkil ettiğini söyledi.

    Tarla, bahçe, bağ alanı dışında piknik alanı, gezinti, yürüyüş yapılan alanlarda da insanların risk altında olduğunun altını çizen Karaer, buna karşı alınacak önlemlerin başında kenelerin insan vücuduyla temasının önlenmesinin geldiğini belirtti. Bu nedenle Sağlık Bakanlığının kırsal alanlara gidenlere keneden korunmak için paçalarını çorapların içine sokmalarını önerdiğini anlatan Karaer, ''Bunları göze alarak herkesin her zaman çoraplarını paçalarının içine sokmadan rahatça kırsalda çalışmak için kullanabileceği giysilere ihtiyaç olduğunu düşündük'' dedi.

    Bu giysilerin çeşitli düzenlemelerle piknik ve spor yaparken de kullanılabileceğini belirten Karaer, ''Elbiseleri hazırlamadan önce anket çalışmaları yaptık. Hangi çalışma alanlarında keneyle nasıl karşılaşıyorlar, Nerelerde sıkıntı oluyor, vatandaşlara sorduk. Ürettiğimiz elbisenin hem çalışmaya, hem de keneden korunma özellikleri olmasını göz önünde bulundurduk'' diye konuştu.

    Karaer, laboratuar çalışanları için de keneden koruyacak elbise modelleri geliştirdiklerini söyledi.

    Elbise üretim çalışmalarının kene ölümlerinin arttığı dönemden başlayarak 3 yıl sürdüğünü anlatan Karaer, ''Elbise konusunu benden daha iyi bilen Gazi Üniversitesi Giyim Endüstrisi Giyim Sanatları Anabilim Dalında Doç. Dr. Fatma Şener hocamızla birlikte bu konun bir yüksek lisans tezi olabileceğine karar verdik. Tez kabul edildi ve çalışma bu aşamaya geldi. Elbisenin prototipini ürettik. Ben de kenelerle ilgili 30 yılını vermiş bir çalışan olarak çalışmaya katkı sağladım'' dedi.

    -''YURT DIŞINDA ÇÖZÜM ARAMAYA KARŞIYIM''-

    Elbisenin patentini almak için Türk Patent Enstitüsüne, başvurduklarını belirten Karaer, şunları kaydetti:

    ''Yurt dışında çözüm aramaya karşıyım. Kendi meselelerimizi kendimiz çözmeliyiz. Çözüm noktasında yurt dışından gelen ilaç ve malzemelere bağımlı olmamız beni üzdü. O nedenle böyle bir çözüm düşündük. Yaptığımız çalışma bilimsel bir nitelik taşıyor, bu bakımdan hafife alınmaması gerekir. Bu çalışma iddia ediyorum, ilaçlardan daha ucuza mal olacak. Bakanlık, ilaç yerine bunları dağıtabilir. Yaptığımız iş paçalarınızı çoraplarınızın içine sokun noktasını artık sokmak gerekmediği noktasına getirmek. Bilimselliğin ötesinde farklı bir düşüncemiz yok. Bu işin ticari tarafında değiliz. Önemsediğim nokta şu: Çalışma alanlarında kenelerden nasıl korunulur?

    Doğaya zarar vermeden, ekosistemi bozmadan kendimizi zehirlemeden korunabileceğimizi ispatlamak istedik. Hem doğayı, hem insanı aynı anda zararlı etkilerden bu şekilde koruyabiliriz.''

    -ELBİSENİN ÖZELLİĞİ-

    Elbisenin açık renkte olmasını öngördüklerini belirten Karaer, yüzde yüz pamuklu olduğunu, kırsal alanda kullanılan giysilerden daha serin tuttuğunu söyledi.

    Görünüş itibariyle tuluma benzese de el ve ayaklar için olan parçaların fermuarlı ve yerinden çıkabilir olduğunu anlatan Karaer, çalışırken elini, ayağını yıkamak isteyenlerin giysinin tamamını değil, bu bölümleri çıkarabileceğini belirtti.

    Karaer, bayanlar için iki model tespit ettiklerini ifade ederek, ''Biri şalvar şeklinde. Bir de düz model var, bu unisex olarak kullanılabilir. Bayanlara artı bir model ürettik. Bu da kırsal alanda çalışanlar için uygun bir giyim tarzı. Aslına bakarsanız, şalvar da artık her tarafta moda. Bayanların seçme alternatifi olsun diye iki model yaptık'' dedi.

    aa
  5. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Kene kabusu bitiyor mu?




    Özellikle orta ve kuzey Anadolu'da kırsal kesimdeki halkı etkileyen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının tedavisi ve önlenmesine yönelik önemli adımlar atıldığı açıklandı.

    Sağlık ve Tarım ve Köyişleri Bakanlıkları ile Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi (RSHM), Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği'nin (EKMUD) işbirliğiyle TOBB ETÜ'de düzenlenen 3. Zoonotik Hastalıklar Sempozyumu'nda düzenlenen basın toplantısında, KKKA hastalığıyla ilgili son gelişmeler konusunda bilgiler verildi.

    RSHM Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, KKKA hastalığından 2008 ve 2009 yıllarına ait vaka ve ölüm sayılarının hemen hemen birbirine yakın olduğunu, yürütülen çalışmalar sonucu bu yıl önceki yıllara göre yüzde 35'lik bir azalma görüldüğünü bildirdi.

    KKKA hastalığının spesifik bir tedavisi olmadığını, hastalara daha çok destek tedavisi uygulandığını, diğer yöntemlerin ise henüz araştırma safhasında olduğunu ifade eden Ertek, bu çalışmalardan bazılarının immün serum ve aşı geliştirilmesi üzerinde olduğunu söyledi.





    Bulgaristan'da serumla yapılan tedaviden olumlu sonuçlar alındığını, ancak bunların istatistiki açıdan yetersiz veriler olduğunu anlatan Ertek, ''Buradan hareketle immün serum tedavisiyle ilgili proje geliştirildi. Elimizde henüz yeterli veri yok. Bizde de istatistiki açıdan anlamlı bir sayıya ulaşınca gerekli açıklamaları yapacağız'' diye konuştu.

    Aşı konusunda da Fırat Üniversitesi ile ortaklaşa bir çalışma yürüttüklerini açıklayan Ertek, üzerinde çalışılan aşılardan birinin ölü virüslerin enjekte edilmesiyle bağışıklık geliştirilmesine yönelik ''Tam virüs aşı'', diğerinin ise biraz daha kompleks özellikteki ''rekombinant aşı'' olduğunu ifade etti.

    Bu çalışmadan herhangi bir sonuç alınmaması ihtimali de bulunduğunu kaydeden Ertek, ''Bir aşı ortalama 7 yılda geliştirilebilir. Başarılı olursa belirlenecek risk gruplarına uygulanacak'' dedi.

    -''VAKA SAYISI AZALDI''-

    Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Zoonotik Hastalıklar Daire Başkanı Dr. Tamer Sami Pelitli de, KKKA hastalığından 2008'de bin 315 vaka, 63 ölüm; 2009'da bin 318 vaka 63 ölüm, bu yıl ise 865 vaka ve 49 ölüm meydana geldiğini bildirdi.

    Pelitli, bir soru üzerine, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde bir hasta üzerinde denenen ve başarılı sonuç alınan, çift filtrasyon yöntemiyle kanın temizlenmesi uygulamasının gelecek yıl belirli bir hasta grubu üzerinde uygulanacağını söyledi.

    Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zati Vatansever de bir öğretim üyesinin geliştirdiği keneden koruyucu giysiye ilişkin soru üzerine, ''Bu giysi, kenelerin, insanların üzerine gelmesinin önlenmesine yönelik bir amaçla üretilmiş. Sağlık Bakanlığı da geçmişte bununla ilgili bir çalışma yaptı, ancak kırsal kesimdeki halk geleneksel giysilerini değiştirmeme taraftarı. Bakanlık zaten bu nedenle bu düşünceden vazgeçti. Halka benimsetilemeyeceği için sahada etkili olmaz'' şeklinde konuştu.

    EKMUD Başkanı Prof. Dr. Haluk Vahaboğlu da bir başka soru üzerine, dünyada zoonotik hastalıkların görülme sıklığının arttığını kaydederek, bunlarla mücadelede koruyucu hekimlik ve kamuoyu baskısının büyük önem taşıdığını ifade etti.

    -''ŞARBONUN KÖKENİ KAFKASLAR''-

    RSHM Moleküler Mikrobiyoloji Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı Şefi Prof. Dr. Rıza Durmaz da, Türkiye'de görülen şarbon hastalığının kökeni ile ilgili merkezde yürütülen çalışma konusunda bilgiler aktardı.

    Çalışma sonucunda bu hastalık mikrobunun Kafkaslar'dan geldiğinin belirlendiğini ifade eden Durmaz, ''Yani Gürcistan'daki şarbon mikrobuyla bizdeki aynı orijine sahip'' ifadesini kullandı.


  6. 02.Kasım.2010, 17:15
    #3



    Özellikle orta ve kuzey Anadolu'da kırsal kesimdeki halkı etkileyen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının tedavisi ve önlenmesine yönelik önemli adımlar atıldığı açıklandı.

    Sağlık ve Tarım ve Köyişleri Bakanlıkları ile Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi (RSHM), Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği'nin (EKMUD) işbirliğiyle TOBB ETÜ'de düzenlenen 3. Zoonotik Hastalıklar Sempozyumu'nda düzenlenen basın toplantısında, KKKA hastalığıyla ilgili son gelişmeler konusunda bilgiler verildi.

    RSHM Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, KKKA hastalığından 2008 ve 2009 yıllarına ait vaka ve ölüm sayılarının hemen hemen birbirine yakın olduğunu, yürütülen çalışmalar sonucu bu yıl önceki yıllara göre yüzde 35'lik bir azalma görüldüğünü bildirdi.

    KKKA hastalığının spesifik bir tedavisi olmadığını, hastalara daha çok destek tedavisi uygulandığını, diğer yöntemlerin ise henüz araştırma safhasında olduğunu ifade eden Ertek, bu çalışmalardan bazılarının immün serum ve aşı geliştirilmesi üzerinde olduğunu söyledi.





    Bulgaristan'da serumla yapılan tedaviden olumlu sonuçlar alındığını, ancak bunların istatistiki açıdan yetersiz veriler olduğunu anlatan Ertek, ''Buradan hareketle immün serum tedavisiyle ilgili proje geliştirildi. Elimizde henüz yeterli veri yok. Bizde de istatistiki açıdan anlamlı bir sayıya ulaşınca gerekli açıklamaları yapacağız'' diye konuştu.

    Aşı konusunda da Fırat Üniversitesi ile ortaklaşa bir çalışma yürüttüklerini açıklayan Ertek, üzerinde çalışılan aşılardan birinin ölü virüslerin enjekte edilmesiyle bağışıklık geliştirilmesine yönelik ''Tam virüs aşı'', diğerinin ise biraz daha kompleks özellikteki ''rekombinant aşı'' olduğunu ifade etti.

    Bu çalışmadan herhangi bir sonuç alınmaması ihtimali de bulunduğunu kaydeden Ertek, ''Bir aşı ortalama 7 yılda geliştirilebilir. Başarılı olursa belirlenecek risk gruplarına uygulanacak'' dedi.

    -''VAKA SAYISI AZALDI''-

    Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Zoonotik Hastalıklar Daire Başkanı Dr. Tamer Sami Pelitli de, KKKA hastalığından 2008'de bin 315 vaka, 63 ölüm; 2009'da bin 318 vaka 63 ölüm, bu yıl ise 865 vaka ve 49 ölüm meydana geldiğini bildirdi.

    Pelitli, bir soru üzerine, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde bir hasta üzerinde denenen ve başarılı sonuç alınan, çift filtrasyon yöntemiyle kanın temizlenmesi uygulamasının gelecek yıl belirli bir hasta grubu üzerinde uygulanacağını söyledi.

    Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zati Vatansever de bir öğretim üyesinin geliştirdiği keneden koruyucu giysiye ilişkin soru üzerine, ''Bu giysi, kenelerin, insanların üzerine gelmesinin önlenmesine yönelik bir amaçla üretilmiş. Sağlık Bakanlığı da geçmişte bununla ilgili bir çalışma yaptı, ancak kırsal kesimdeki halk geleneksel giysilerini değiştirmeme taraftarı. Bakanlık zaten bu nedenle bu düşünceden vazgeçti. Halka benimsetilemeyeceği için sahada etkili olmaz'' şeklinde konuştu.

    EKMUD Başkanı Prof. Dr. Haluk Vahaboğlu da bir başka soru üzerine, dünyada zoonotik hastalıkların görülme sıklığının arttığını kaydederek, bunlarla mücadelede koruyucu hekimlik ve kamuoyu baskısının büyük önem taşıdığını ifade etti.

    -''ŞARBONUN KÖKENİ KAFKASLAR''-

    RSHM Moleküler Mikrobiyoloji Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı Şefi Prof. Dr. Rıza Durmaz da, Türkiye'de görülen şarbon hastalığının kökeni ile ilgili merkezde yürütülen çalışma konusunda bilgiler aktardı.

    Çalışma sonucunda bu hastalık mikrobunun Kafkaslar'dan geldiğinin belirlendiğini ifade eden Durmaz, ''Yani Gürcistan'daki şarbon mikrobuyla bizdeki aynı orijine sahip'' ifadesini kullandı.


  7. Zümrüdü Anka
    16.Mart.2011, 19:39
    #4

    KKKA hastalığı azalıyor

    Enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan Prof. Dr. İlyas Dökmetaş, bahar dönemi yaklaştığı için kene ile bulaşan KKKA hastalığı ile ilgili yeni vakaların olabileceğini söyledi. İstanbul'da konuyla ilgili katıldığı bir toplantı öncesinde, son beş yılın verilerini kontrol ettiğini belirten Dökmetaş, şöyle konuştu:

    ''Şu bir gerçek: Geçen yıl bir önceki yıla göre KKKA vakalarında yüzde 40'a yakın azalma var. Yani bir hastalık bir başlangıç yapıyor, sonra pik yapıyor, yükseliyor, sonra da yavaş yavaş düşüyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlemler, üniversitedeki bizim yaptığımız çalışmalar ve basının büyük desteğiyle şu aşamada hastalık azalmaya doğru döndü. Bu vakalarımız yine olacak, yıl içerisinde sürecek, yine tedbirlerin alınması konusunda destek istiyoruz.''

    Prof. Dr. Dökmetaş, piknik alanlarına çıkarken dikkatli davranılması, dönüşte kene açısından kontrol edilmesi, hayvanlarla yakın teması olan köyde yaşayan insanların, çiftçilerin zaman zaman kontrollerinin yapılması, çıplak elle kenelerin tutulmaması, öldürülmemesi, kenesavar ilaçların yer yer kullanılması gibi önlemlere dikkati çekti.

    Bu konulardaki önlemlerin devam ettiğini anlatan Prof. Dr. Dökmetaş, şunları kaydetti:
    ''Ama bölgesel ilaçlamalara hep karşıyız. Bazen 'piknik alanları ilaçlanıyor' deniyor. Diğer canlıların yaşamı sona eriyor, bu defa denge bozuluyor. O nedenle buna karşıyız. Bu konuda yapılan çalışmalarda bazı ilaçların etkinlikleri var ama kesin olarak şu anda Dünya Sağlık Örgütünün 'şu ilacı şu kadar süreyle vereceksiniz, bunu verdiğiniz anda kurtulur' dediği bir sisteme gelmedik daha. Aşılama konusunda çalışmalar var ama halen net bir şey yok. Ülkemizde de değişik konularda çalışmalar yapılıyor. Biz yine koruma önlemlerini ön planda alacağız.''

    www.ntvmsnbc.com
  8. 16.Mart.2011, 19:39
    #4
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan Prof. Dr. İlyas Dökmetaş, bahar dönemi yaklaştığı için kene ile bulaşan KKKA hastalığı ile ilgili yeni vakaların olabileceğini söyledi. İstanbul'da konuyla ilgili katıldığı bir toplantı öncesinde, son beş yılın verilerini kontrol ettiğini belirten Dökmetaş, şöyle konuştu:

    ''Şu bir gerçek: Geçen yıl bir önceki yıla göre KKKA vakalarında yüzde 40'a yakın azalma var. Yani bir hastalık bir başlangıç yapıyor, sonra pik yapıyor, yükseliyor, sonra da yavaş yavaş düşüyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlemler, üniversitedeki bizim yaptığımız çalışmalar ve basının büyük desteğiyle şu aşamada hastalık azalmaya doğru döndü. Bu vakalarımız yine olacak, yıl içerisinde sürecek, yine tedbirlerin alınması konusunda destek istiyoruz.''

    Prof. Dr. Dökmetaş, piknik alanlarına çıkarken dikkatli davranılması, dönüşte kene açısından kontrol edilmesi, hayvanlarla yakın teması olan köyde yaşayan insanların, çiftçilerin zaman zaman kontrollerinin yapılması, çıplak elle kenelerin tutulmaması, öldürülmemesi, kenesavar ilaçların yer yer kullanılması gibi önlemlere dikkati çekti.

    Bu konulardaki önlemlerin devam ettiğini anlatan Prof. Dr. Dökmetaş, şunları kaydetti:
    ''Ama bölgesel ilaçlamalara hep karşıyız. Bazen 'piknik alanları ilaçlanıyor' deniyor. Diğer canlıların yaşamı sona eriyor, bu defa denge bozuluyor. O nedenle buna karşıyız. Bu konuda yapılan çalışmalarda bazı ilaçların etkinlikleri var ama kesin olarak şu anda Dünya Sağlık Örgütünün 'şu ilacı şu kadar süreyle vereceksiniz, bunu verdiğiniz anda kurtulur' dediği bir sisteme gelmedik daha. Aşılama konusunda çalışmalar var ama halen net bir şey yok. Ülkemizde de değişik konularda çalışmalar yapılıyor. Biz yine koruma önlemlerini ön planda alacağız.''

    www.ntvmsnbc.com
  9. Zümrüdü Anka
    06.Nisan.2011, 19:51
    #5

    Dikkat Kene Sezonu Açıldı

    Samsun İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Özoğlu, özellikle ormanlık, otlak alanlarda gezinen ve hayvanlarla iç içe olanların eve gittikten sonra kene kontrolü yapması gerektiğini belirtti.

    Amasya'dan bir hastanın kene ısırması sonucu bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde (OMÜ) tedavi altına alındı. Yapılan tahlil sonuçları negatif çıkarken, alınması gereken önlemler ve dikkat edilmesi gereken hususlar ön plana çıktı. 2010 yılında OMÜ'de tedavi gören Samsun, Ordu, Sinop, Amasya ve Çorum'dan gelen 63 hastanın tahlil sonuçları pozitif çıkarken, Samsun'dan 4, Amasya'dan 4, Çorum'dan ise 1 kişi hayatını kaybetmişti.

    İl Sağlık Müdürlüğü ilçelerde, köylerde afiş, broşür dağıtımı, eğitim toplantıları ile çalışmalarını sürdürüyor. 700'e yakın aile hekimlerinin ve diğer sağlık personellerinin eğitimleri tamamlanırken, İl Tarım Müdürlüğü ormanlık alan ve hayvanlarda ilaçlama çalışması başlatıyor.

    Hastalık hakkında bilgi veren İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Özoğlu, KKKA'nın, zoonotik hastalıklar grubundan virüs kaynaklı, şiddetli seyir gösteren ve oldukça ölümcül bir hastalık olduğuna dikkat çekti. "KKKA'ya yakalanan her 100 hastadan 30'u hayatını kaybetmekte" diyen Özoğlu, "Hastalık hayvanlarda, insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmekte, ancak herhangi bir belirti olmaksızın seyretmektedir. Sığır, koyun, keçi, kirpi, yabani tavşan, tilki ve çeşitli kuşlardan virüs izole edilmiştir.

    Keneler hastalığın yayılmasında vektör aracıdır. 30 kene türünün KKKA'nın bulaşmasında rol oynadığı bildirilmektedir. Keneler, enfekte hayvanlardan kan emerken aldıkları virüsü vücutlarında muhafaza eder, daha sonra yine kan emerken sağlıklı hayvan ve insanlara bulaştırırlar. KKKA, çoğunlukla bulaştırıcı kenelerin aktif olduğu bahar ve yaz aylarında nisan-ekim arasında ortaya çıkmaktadır. İnsanlarda tek tek vakalar veya salgınlar şeklinde görülebilmektedir. İnsanlara virüs bulaşma şekli, mikrobu taşıyan kenelerin ısırması, mikrobu taşıyan hayvanların kesilirken hayvana ait kan ve dokularla temas, KKKA hastalarından direkt temas yolu ile olabilmektedir" diye konuştu.

    Hastalığın, daha çok hayvancılıkla uğraşanlarda, mezbaha çalışanlarında, tarım çalışanlarında ve kırsal alanda yaşayanlarda görüldüğünü ifade eden Özoğlu, "Kene ısırığından 1-3 gün sonra, hasta hayvan veya insanlara ait vücut sıvıları, kan veya diğer dokularla temastan ise 5-6 gün sonra ani başlayan ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler görülür. Ciltte kanamalı döküntü, burun kanaması, kanlı kusma, kanlı balgam, idrar ve gaita ile kan gelmesi gibi şikayetler ortaya çıkar. Kesin tedavisi yoktur, antiviral ilaçlar kısmen fayda sağlamaktadır. Hastaların tedavisinde kan ve kan ürünleri replasmanı, solunum ve dolaşım desteği yapılmaktadır. Kene ısırığı olduğunda ve bu bulgular görüldüğünde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.

    Kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunan kişilerin, vücutlarını düzenli olarak kene yönünden muayene etmeleri gerektiğini belirten Özoğlu, şunları kaydetti:

    "Kene mevcut ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir cımbız veya pens yardımıyla kenenin vücuda yapıştığı yerden tutularak, sağa sola oynatılarak çıkartılmalıdır. Keneler virüsü, vücuda yapıştıktan hemen sonra vermeyip, bunun için belirli bir süre gerektiğinden bu husus çok önemlidir. Kene üzerine herhangi bir kimyasal madde kesinlikle dökülmemeli ve keneler sigara veya kibrit gibi fiziksel yöntemlerle uzaklaştırılmaya çalışılmamalıdır.

    Çünkü bu durumda keneler kusmakta ve mikrobu vücuda verebilmektedir. KKKA, hastaya ait kan ve diğer vücut sıvılarına temasla da bulaşabildiğinden, hastanın yakınlarıyla hastane çalışanlarının, gerekli korunma önlemlerini almadan hastalarla temas etmemeleri gerekmektedir. Kenelerin bulunduğu çalılık, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçlı gitme durumunda pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Giysiler, kenelerin vücuda ulaşamayacağı şekilde olmalıdır. Böcek kaçıran (repellent) olarak bilinen ilaçların doğru kullanımı (Sağlık Bakanlığından onaylı) kenelerin vücuda yapışmasını önlemektedir. Hayvanlarda bulunan kenelere yönelik olarak ilaçlarla mücadele edilmesi ve bu ilaçlamaların zamanında yapılması sağlanmalıdır. Hayvan barınaklarının, kenelerin yaşayamayacağı şekilde sıvanması, badanalanması ve ilaçlanması önemlidir. Hayvanlarda bulunan kenelerin elle temizlenmemesi ve kenelerin patlatılmaması gerekmektedir."

    Samsun'da ilaçlama çalışmalarının sürdüğünü, özellikle hayvanların ve otlak alanların ilaçlandığını ifade eden Özoğlu, bilgilendirme ve eğitim çalışmalarına ağırlık verdiklerini, kene konusunun küçümsenmemesi gerektiğini, herkesin dikkatli ve özenli davranması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    www.nethabercilik.com
  10. 06.Nisan.2011, 19:51
    #5
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Samsun İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Özoğlu, özellikle ormanlık, otlak alanlarda gezinen ve hayvanlarla iç içe olanların eve gittikten sonra kene kontrolü yapması gerektiğini belirtti.

    Amasya'dan bir hastanın kene ısırması sonucu bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde (OMÜ) tedavi altına alındı. Yapılan tahlil sonuçları negatif çıkarken, alınması gereken önlemler ve dikkat edilmesi gereken hususlar ön plana çıktı. 2010 yılında OMÜ'de tedavi gören Samsun, Ordu, Sinop, Amasya ve Çorum'dan gelen 63 hastanın tahlil sonuçları pozitif çıkarken, Samsun'dan 4, Amasya'dan 4, Çorum'dan ise 1 kişi hayatını kaybetmişti.

    İl Sağlık Müdürlüğü ilçelerde, köylerde afiş, broşür dağıtımı, eğitim toplantıları ile çalışmalarını sürdürüyor. 700'e yakın aile hekimlerinin ve diğer sağlık personellerinin eğitimleri tamamlanırken, İl Tarım Müdürlüğü ormanlık alan ve hayvanlarda ilaçlama çalışması başlatıyor.

    Hastalık hakkında bilgi veren İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Özoğlu, KKKA'nın, zoonotik hastalıklar grubundan virüs kaynaklı, şiddetli seyir gösteren ve oldukça ölümcül bir hastalık olduğuna dikkat çekti. "KKKA'ya yakalanan her 100 hastadan 30'u hayatını kaybetmekte" diyen Özoğlu, "Hastalık hayvanlarda, insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmekte, ancak herhangi bir belirti olmaksızın seyretmektedir. Sığır, koyun, keçi, kirpi, yabani tavşan, tilki ve çeşitli kuşlardan virüs izole edilmiştir.

    Keneler hastalığın yayılmasında vektör aracıdır. 30 kene türünün KKKA'nın bulaşmasında rol oynadığı bildirilmektedir. Keneler, enfekte hayvanlardan kan emerken aldıkları virüsü vücutlarında muhafaza eder, daha sonra yine kan emerken sağlıklı hayvan ve insanlara bulaştırırlar. KKKA, çoğunlukla bulaştırıcı kenelerin aktif olduğu bahar ve yaz aylarında nisan-ekim arasında ortaya çıkmaktadır. İnsanlarda tek tek vakalar veya salgınlar şeklinde görülebilmektedir. İnsanlara virüs bulaşma şekli, mikrobu taşıyan kenelerin ısırması, mikrobu taşıyan hayvanların kesilirken hayvana ait kan ve dokularla temas, KKKA hastalarından direkt temas yolu ile olabilmektedir" diye konuştu.

    Hastalığın, daha çok hayvancılıkla uğraşanlarda, mezbaha çalışanlarında, tarım çalışanlarında ve kırsal alanda yaşayanlarda görüldüğünü ifade eden Özoğlu, "Kene ısırığından 1-3 gün sonra, hasta hayvan veya insanlara ait vücut sıvıları, kan veya diğer dokularla temastan ise 5-6 gün sonra ani başlayan ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler görülür. Ciltte kanamalı döküntü, burun kanaması, kanlı kusma, kanlı balgam, idrar ve gaita ile kan gelmesi gibi şikayetler ortaya çıkar. Kesin tedavisi yoktur, antiviral ilaçlar kısmen fayda sağlamaktadır. Hastaların tedavisinde kan ve kan ürünleri replasmanı, solunum ve dolaşım desteği yapılmaktadır. Kene ısırığı olduğunda ve bu bulgular görüldüğünde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.

    Kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunan kişilerin, vücutlarını düzenli olarak kene yönünden muayene etmeleri gerektiğini belirten Özoğlu, şunları kaydetti:

    "Kene mevcut ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir cımbız veya pens yardımıyla kenenin vücuda yapıştığı yerden tutularak, sağa sola oynatılarak çıkartılmalıdır. Keneler virüsü, vücuda yapıştıktan hemen sonra vermeyip, bunun için belirli bir süre gerektiğinden bu husus çok önemlidir. Kene üzerine herhangi bir kimyasal madde kesinlikle dökülmemeli ve keneler sigara veya kibrit gibi fiziksel yöntemlerle uzaklaştırılmaya çalışılmamalıdır.

    Çünkü bu durumda keneler kusmakta ve mikrobu vücuda verebilmektedir. KKKA, hastaya ait kan ve diğer vücut sıvılarına temasla da bulaşabildiğinden, hastanın yakınlarıyla hastane çalışanlarının, gerekli korunma önlemlerini almadan hastalarla temas etmemeleri gerekmektedir. Kenelerin bulunduğu çalılık, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçlı gitme durumunda pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Giysiler, kenelerin vücuda ulaşamayacağı şekilde olmalıdır. Böcek kaçıran (repellent) olarak bilinen ilaçların doğru kullanımı (Sağlık Bakanlığından onaylı) kenelerin vücuda yapışmasını önlemektedir. Hayvanlarda bulunan kenelere yönelik olarak ilaçlarla mücadele edilmesi ve bu ilaçlamaların zamanında yapılması sağlanmalıdır. Hayvan barınaklarının, kenelerin yaşayamayacağı şekilde sıvanması, badanalanması ve ilaçlanması önemlidir. Hayvanlarda bulunan kenelerin elle temizlenmemesi ve kenelerin patlatılmaması gerekmektedir."

    Samsun'da ilaçlama çalışmalarının sürdüğünü, özellikle hayvanların ve otlak alanların ilaçlandığını ifade eden Özoğlu, bilgilendirme ve eğitim çalışmalarına ağırlık verdiklerini, kene konusunun küçümsenmemesi gerektiğini, herkesin dikkatli ve özenli davranması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    www.nethabercilik.com
  11. Zümrüdü Anka
    22.Mayıs.2011, 14:17
    #6

    Aşırı yağışlar, kenelerin gün yüzüne çıkmasını erteledi




    Aşırı yağışlar, kenelerin gün yüzüne çıkmasını erteledi. Hal böyle olunca kene ısırmasından ölenlerin sayısı azaldı.

    Geçen yıl 21 Mayıs tarihine kadar 8 kişi Kırım Kongo Kanamalı Ateşi sebebiyle hayatını kaybederken bu yıl 2 kişi keneden öldü.

    Havalar serin gidince kene vakalarının görüldüğü dönem kısalıyor. 2007-2009 arasındaki aşırı sıcaklarda kene ısırmaları mart ayında başlamıştı. Mart ayından eylüle kadar devam eden kene vakaları sebebiyle yılda bin 300'den fazla vatandaş kene ısırması sebebiyle hastanelere koşmuştu. Geçen yıl ilk kene vakası 10 Nisan 2010'da Samsun'da meydana geldi, Ayşe Ocak kene ısırması sonucu vefat etti. Bu yıl mayıs ayının sonuna gelinmesine rağmen Türkiye genelinde görülen yağmurlar keneleri toprak altına hapsetti. Kış boyunca toprak altında kalan ve yumurtlayan keneler bu yıl yüzeye çıkamadı.

    2011 yılının ilk kene ölümü 2 Mayıs'ta Çorum'un Ortaköy ilçesinde yaşandı. Ali Bozkurt (61), yüksek ateş, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetlerle Çorum Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesiyle alınan kan örnekleri Hıfzıssıhha Merkezi'ne gönderildi. Rapor gelmeden durumu ağırlaşan Bozkurt,Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Bozkurt hayatını kaybetti. Tahlil sonuçları pozitif çıktı.

    EN ÇOK ÖLÜM ÇORUM'DA

    Türk Sağlık-Sen'in araştırmasında Türkiye'de kenenin haritası çıkarılmıştı. Sonuçlara göre kene sebebiyle en fazla ölümün yaşandığı yer; yıllık ortalama 9 vaka ile Çorum. Karabük'e bağlı Eflani ilçesinde bir yılda 7, Tokat'ta 5, Sivas'ta ise 4 kişi KKKA sebebiyle hayatını kaybetti. İllere göre ölüm vakaları ise şu şekilde sıralandı: Çorum 9, Karabük 7, Tokat 5,Sivas ve Kastamonu 4, Gümüşhane 3, Bolu, Yozgat, Amasya, Ankara ve Samsun 2, Rize, Konya, Bingöl, Çanakkale, Giresun, Isparta, Bursa, Çankırı, Gaziantep, Sakarya, Ordu, Burdur ve Malatya 1.

    DOÇ. DR. VATANSEVER: VAKALAR AZALDI

    Keneler üzerine birçok araştırma yapan Doç. Dr. Zati Vatansever, kene vakalarının geçen yılın aynı dönemine göre azaldığını belirtti. Bu yıl bol yağmur yağdığı için vatandaşların tarlalarına giremediğini dile getiren Vatansever, bu yüzden vakaların geçen yıla göre az olduğuna dikkat çekti. Sıcaklıkların artmasıyla yine kene ısırmalarına rastlanacağını belirten Vatansever, tarladan eve dönenlerin mutlaka vücutta kene kontrolü yapılması önerisinde bulundu. Kenelerin yağışlı ve soğuk geçen havaları sevmediğine dikkat çeken Vatansever, son yıllarda kenelere karşı yapılan kampanyanın da etkili olduğunu ifade etti. Vatansever, "Keneler belki azaldı. Ancak unutmamak gerekir ki tarlalarda orman içinde hala keneler var. İnsanlar tarlaya girdiklerinde yeniden yapışıp ısırmalar başlayacak." uyarısında bulundu.

    Tük Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı sebebiyle sağlıkçıların da geçmişte yaşamlarını yitirdiğini hatırlattı. Kahveci, bakanlıklar arasında koordinasyon sağlanarak kenenin ortadan kaldırılabileceğini dile getirdi.

    Yıllara göre kene vakası ve keneden ölüm sayıları şöyle:

    Yıllar Ölüm Vaka sayısı
    2002-2003 6 150
    2004 13 249
    2005 13 266
    2006 27 438
    2007 33 717
    2008 63 1315
    2009 63 1318
    2010 49 865
    2011 2 200 *
    *21 Mayıs itibariyle…

    (CİHAN)


    kaynak
  12. 22.Mayıs.2011, 14:17
    #6
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir



    Aşırı yağışlar, kenelerin gün yüzüne çıkmasını erteledi. Hal böyle olunca kene ısırmasından ölenlerin sayısı azaldı.

    Geçen yıl 21 Mayıs tarihine kadar 8 kişi Kırım Kongo Kanamalı Ateşi sebebiyle hayatını kaybederken bu yıl 2 kişi keneden öldü.

    Havalar serin gidince kene vakalarının görüldüğü dönem kısalıyor. 2007-2009 arasındaki aşırı sıcaklarda kene ısırmaları mart ayında başlamıştı. Mart ayından eylüle kadar devam eden kene vakaları sebebiyle yılda bin 300'den fazla vatandaş kene ısırması sebebiyle hastanelere koşmuştu. Geçen yıl ilk kene vakası 10 Nisan 2010'da Samsun'da meydana geldi, Ayşe Ocak kene ısırması sonucu vefat etti. Bu yıl mayıs ayının sonuna gelinmesine rağmen Türkiye genelinde görülen yağmurlar keneleri toprak altına hapsetti. Kış boyunca toprak altında kalan ve yumurtlayan keneler bu yıl yüzeye çıkamadı.

    2011 yılının ilk kene ölümü 2 Mayıs'ta Çorum'un Ortaköy ilçesinde yaşandı. Ali Bozkurt (61), yüksek ateş, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetlerle Çorum Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesiyle alınan kan örnekleri Hıfzıssıhha Merkezi'ne gönderildi. Rapor gelmeden durumu ağırlaşan Bozkurt,Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Bozkurt hayatını kaybetti. Tahlil sonuçları pozitif çıktı.

    EN ÇOK ÖLÜM ÇORUM'DA

    Türk Sağlık-Sen'in araştırmasında Türkiye'de kenenin haritası çıkarılmıştı. Sonuçlara göre kene sebebiyle en fazla ölümün yaşandığı yer; yıllık ortalama 9 vaka ile Çorum. Karabük'e bağlı Eflani ilçesinde bir yılda 7, Tokat'ta 5, Sivas'ta ise 4 kişi KKKA sebebiyle hayatını kaybetti. İllere göre ölüm vakaları ise şu şekilde sıralandı: Çorum 9, Karabük 7, Tokat 5,Sivas ve Kastamonu 4, Gümüşhane 3, Bolu, Yozgat, Amasya, Ankara ve Samsun 2, Rize, Konya, Bingöl, Çanakkale, Giresun, Isparta, Bursa, Çankırı, Gaziantep, Sakarya, Ordu, Burdur ve Malatya 1.

    DOÇ. DR. VATANSEVER: VAKALAR AZALDI

    Keneler üzerine birçok araştırma yapan Doç. Dr. Zati Vatansever, kene vakalarının geçen yılın aynı dönemine göre azaldığını belirtti. Bu yıl bol yağmur yağdığı için vatandaşların tarlalarına giremediğini dile getiren Vatansever, bu yüzden vakaların geçen yıla göre az olduğuna dikkat çekti. Sıcaklıkların artmasıyla yine kene ısırmalarına rastlanacağını belirten Vatansever, tarladan eve dönenlerin mutlaka vücutta kene kontrolü yapılması önerisinde bulundu. Kenelerin yağışlı ve soğuk geçen havaları sevmediğine dikkat çeken Vatansever, son yıllarda kenelere karşı yapılan kampanyanın da etkili olduğunu ifade etti. Vatansever, "Keneler belki azaldı. Ancak unutmamak gerekir ki tarlalarda orman içinde hala keneler var. İnsanlar tarlaya girdiklerinde yeniden yapışıp ısırmalar başlayacak." uyarısında bulundu.

    Tük Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı sebebiyle sağlıkçıların da geçmişte yaşamlarını yitirdiğini hatırlattı. Kahveci, bakanlıklar arasında koordinasyon sağlanarak kenenin ortadan kaldırılabileceğini dile getirdi.

    Yıllara göre kene vakası ve keneden ölüm sayıları şöyle:

    Yıllar Ölüm Vaka sayısı
    2002-2003 6 150
    2004 13 249
    2005 13 266
    2006 27 438
    2007 33 717
    2008 63 1315
    2009 63 1318
    2010 49 865
    2011 2 200 *
    *21 Mayıs itibariyle…

    (CİHAN)


    kaynak
  13. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Keneden korunmak için neler yapılmalı?

    Sponsorlu Bağlantılar

    Baharın gelmesiyle birli,kte yeniden görülen kenelerden kurtulmak için uzmanların şu tavsiyelerine uymak gerekiyor.
    Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Reşit Mıstık, keneden korunmak için açık havadaki aktiviteler sırasında uzun kollu açık renk giysiler giyilip, pantolonun çorabın veya botların içine sokulmasını tavsiye etti.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen konferansta kene hastalıklarının bulaşma ve korunma yolları anlatıldı.

    Son dönemde sıkça gündeme gelen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hakkında bilgi veren Prof. Dr. Reşit Mıstık, Türkiye’de KKKA olgu sayısının 2002 yılında 17, 2003 yılında 133, 2004 yılında 249, 2005 yılında 266, 2006 yılında 438, 2007 yılında 713, 2008 yılında bin 315, 2009 yılında ise bin 300 olduğunu hatırlattı. Virüsün insanlara nasıl bulaştığını da anlatan Prof. Mıstık, “İxodid ve argasid kenelerinin tutunması, ezilmesi, virüsü kanında bulunduran çiftlik hayvanlarının kan veya dokularıyla temas edilmesi ve hastayla temas durumunda virüs bulaşır. KKKA virüsü insana tesadüfen geçer. Asıl konakları sığır, koyun ve keçidir. Kanda virüsün bulunduğu zamanda bu hayvanlardan kan emen veya daha önce virüsü bulunduran keneler insana tutunursa virüsü bulaştırır." dedi.

    Prof. Mıstık, deriye yapışan kenenin çıkartılma yolunu ise şöyle anlattı: "Yapışan kene ince uçlu cımbız ile kağıt havlu veya kauçuk eldiven giyilerek çıkarılır. Yeri sabunlu suyla yıkanır ve antiseptik sürülür. Sağlık çalışanları tarafından kişinin başlangıç tetkikleri yapılmalıdır. Kene tutunması olan kişi 3 gün arayla 14 gün izlenmelidir.

    Kene bükülmemeli ve kıvrılmamalıdır. Kenenin olduğu vücut parçası sıkılmamalı, ezilmemeli ve delinmemelidir. Kene çıplak elle ellenmemelidir. Kene çıkarıldıktan sonra tutunma bölgesine antisepsi uygulanmalı, eller su ve sabunla yıkanmalıdır. Açık havadaki aktiviteler sırasında uzun kollu açık renk giysiler giyilmeli, pantolon çorabın veya botların içine sokulmalıdır. Kıyafetler sık sık kontrol edilmelidir. Kenelerin sıklıkla bulunduğu yerler diz arkaları, el ve ayak parmak aralıkları, koltuk altları, kulak arkası, boyun ve saçlı deri gibi ince derilerdir."

    PROF AYDIN: ÇEVREYİ İLAÇLAMAK SONUÇ VERMEZ

    UÜ Veteriner Fakültesi’nden Prof. Dr. Levent Aydın ise 20 yılda toplam 8 kez kene tarafından ısırıldığını belirtirken, şöyle konuştu: "Ama 4 saatte bir kendimi kontrol ettim. Keneye çıplak elle ellemek doğru değildir. Artık vatandaşlarımızın çevre ilaçlamasıyla bir sonuç alınamayacağını da bilmesi gerekir. İlerleyen yıllarda sayının daha da yükseleceğini herkese anlatmamız gerekir. Çünkü kenelerin doğal düşmanlarını öldürüyoruz. Özellikle uyarı tabelalarımızı büyükşehirde belli risk odaklarımıza asmalıyız. Ancak bu durum bile ülkemizde yanlış algılanır. Bu tabelalar insanları sadece uyarıyor. ‘Buraya piknik geliyorsunuz, gelin ama kene var.’ 4 saatte bir kendinizi ve pet hayvanınızı kontrol edin. Açık renkli elbiseler giyin. Uzun kollu giyinin. İstenmeyen bir durumda da bir sağlık kuruluşuna başvurun."

    Kenenin büyüklüğüne de dikkat çeken Aydın, "Şunu da vurgulamak gerekir. Göreceğiniz kene yarım santim ve siyahtır. Yarım santimden küçük olamaz. Bunlar Kırım Kongo taşıyamaz. Bunlar başka tür kenelerdir. Göreceğimiz kene büyük bir kenedir. Bir sınıf arkadaşım Ödemiş Belediyesi’nde çalışıyor. Orada da vatandaşlar aynı talepte bulunmuş. Arkadaşım da durumu herkese anlatmış. Bir ay sonra beni aradı ve hem belediyeden, hem de kaymakamlıktan ödül aldığını söyledi. Her gün ilaçlama yapıyorlarmış. ‘Nasıl yapıyorsunuz, bunu konuşmuştuk’ dediğimde arkadaşım, ‘Su atıyoruz ve keneler azaldı’ dedi. Olay biraz da psikolojiktir." şeklinde konuştu.


    kaynak
  14. 09.Haziran.2011, 14:43
    #7
    Sponsorlu Bağlantılar

    Baharın gelmesiyle birli,kte yeniden görülen kenelerden kurtulmak için uzmanların şu tavsiyelerine uymak gerekiyor.
    Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Reşit Mıstık, keneden korunmak için açık havadaki aktiviteler sırasında uzun kollu açık renk giysiler giyilip, pantolonun çorabın veya botların içine sokulmasını tavsiye etti.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen konferansta kene hastalıklarının bulaşma ve korunma yolları anlatıldı.

    Son dönemde sıkça gündeme gelen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hakkında bilgi veren Prof. Dr. Reşit Mıstık, Türkiye’de KKKA olgu sayısının 2002 yılında 17, 2003 yılında 133, 2004 yılında 249, 2005 yılında 266, 2006 yılında 438, 2007 yılında 713, 2008 yılında bin 315, 2009 yılında ise bin 300 olduğunu hatırlattı. Virüsün insanlara nasıl bulaştığını da anlatan Prof. Mıstık, “İxodid ve argasid kenelerinin tutunması, ezilmesi, virüsü kanında bulunduran çiftlik hayvanlarının kan veya dokularıyla temas edilmesi ve hastayla temas durumunda virüs bulaşır. KKKA virüsü insana tesadüfen geçer. Asıl konakları sığır, koyun ve keçidir. Kanda virüsün bulunduğu zamanda bu hayvanlardan kan emen veya daha önce virüsü bulunduran keneler insana tutunursa virüsü bulaştırır." dedi.

    Prof. Mıstık, deriye yapışan kenenin çıkartılma yolunu ise şöyle anlattı: "Yapışan kene ince uçlu cımbız ile kağıt havlu veya kauçuk eldiven giyilerek çıkarılır. Yeri sabunlu suyla yıkanır ve antiseptik sürülür. Sağlık çalışanları tarafından kişinin başlangıç tetkikleri yapılmalıdır. Kene tutunması olan kişi 3 gün arayla 14 gün izlenmelidir.

    Kene bükülmemeli ve kıvrılmamalıdır. Kenenin olduğu vücut parçası sıkılmamalı, ezilmemeli ve delinmemelidir. Kene çıplak elle ellenmemelidir. Kene çıkarıldıktan sonra tutunma bölgesine antisepsi uygulanmalı, eller su ve sabunla yıkanmalıdır. Açık havadaki aktiviteler sırasında uzun kollu açık renk giysiler giyilmeli, pantolon çorabın veya botların içine sokulmalıdır. Kıyafetler sık sık kontrol edilmelidir. Kenelerin sıklıkla bulunduğu yerler diz arkaları, el ve ayak parmak aralıkları, koltuk altları, kulak arkası, boyun ve saçlı deri gibi ince derilerdir."

    PROF AYDIN: ÇEVREYİ İLAÇLAMAK SONUÇ VERMEZ

    UÜ Veteriner Fakültesi’nden Prof. Dr. Levent Aydın ise 20 yılda toplam 8 kez kene tarafından ısırıldığını belirtirken, şöyle konuştu: "Ama 4 saatte bir kendimi kontrol ettim. Keneye çıplak elle ellemek doğru değildir. Artık vatandaşlarımızın çevre ilaçlamasıyla bir sonuç alınamayacağını da bilmesi gerekir. İlerleyen yıllarda sayının daha da yükseleceğini herkese anlatmamız gerekir. Çünkü kenelerin doğal düşmanlarını öldürüyoruz. Özellikle uyarı tabelalarımızı büyükşehirde belli risk odaklarımıza asmalıyız. Ancak bu durum bile ülkemizde yanlış algılanır. Bu tabelalar insanları sadece uyarıyor. ‘Buraya piknik geliyorsunuz, gelin ama kene var.’ 4 saatte bir kendinizi ve pet hayvanınızı kontrol edin. Açık renkli elbiseler giyin. Uzun kollu giyinin. İstenmeyen bir durumda da bir sağlık kuruluşuna başvurun."

    Kenenin büyüklüğüne de dikkat çeken Aydın, "Şunu da vurgulamak gerekir. Göreceğiniz kene yarım santim ve siyahtır. Yarım santimden küçük olamaz. Bunlar Kırım Kongo taşıyamaz. Bunlar başka tür kenelerdir. Göreceğimiz kene büyük bir kenedir. Bir sınıf arkadaşım Ödemiş Belediyesi’nde çalışıyor. Orada da vatandaşlar aynı talepte bulunmuş. Arkadaşım da durumu herkese anlatmış. Bir ay sonra beni aradı ve hem belediyeden, hem de kaymakamlıktan ödül aldığını söyledi. Her gün ilaçlama yapıyorlarmış. ‘Nasıl yapıyorsunuz, bunu konuşmuştuk’ dediğimde arkadaşım, ‘Su atıyoruz ve keneler azaldı’ dedi. Olay biraz da psikolojiktir." şeklinde konuştu.


    kaynak

Benzer Konular

  1. İşitme engellilere SMS ile hizmet veren kurumlar
    Konu Sahibi MuTeBer Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 02.Mayıs.2013, 14:17
  2. Engelliler için boş bulunan kadro çok ama iş veren yok
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 06.Mayıs.2012, 21:31
  3. 70. Yıl fizik tedavi rehabilitasyon eğitim ve araştırma hastanesinde tedavi gören?
    Konu Sahibi kar88 Forum Sağlık / Omurilik Hasarları (OF)
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Aralık.2011, 09:16
  4. Epilepsi (Sara) kâbusuna neşter umudu!
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 14.Ekim.2011, 16:52
  5. Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Nisan.2011, 08:11

Bu Konu için Etiketler