Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Şizofreni Nedir?

Şizofreni kişilik bölünmesi, zayıf kişilikli olma, zeka geriliği veya tembellik değildir. Önemli ruhsal hastalıklarından birisidir. Hastalarda genelde gerçekle hayal dünyasını ayırt edememe, mantıksal düşünme yeteneği kaybı, normal duygusal tepkiler verememe ve toplumsal kurallara uyamama görülür.Aynı zamanda hatırlama ve normal konu?ma yeteneği genelde kaybolur. Diğer bedensel ve ruhsal hastalıklarda olduğu gibi organik nedenleri vardır.Bu gün şizofreninin ortaya çıkışında rol oynayan dopamin

Konuyu değerlendir: Şizofreni Nedir?

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1236 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Şizofreni Nedir?

    Şizofreni kişilik bölünmesi, zayıf kişilikli olma, zeka geriliği veya tembellik değildir. Önemli ruhsal hastalıklarından birisidir. Hastalarda genelde gerçekle hayal dünyasını ayırt edememe, mantıksal düşünme yeteneği kaybı, normal duygusal tepkiler verememe ve toplumsal kurallara uyamama görülür.Aynı zamanda hatırlama ve normal konu?ma yeteneği genelde kaybolur. Diğer bedensel ve ruhsal hastalıklarda olduğu gibi organik nedenleri vardır.Bu gün şizofreninin ortaya çıkışında rol oynayan dopamin ve serotonin sistemi gibi beyinde yer alan taşıyıcı (nörotransmitter) sistemlerin rol oynadığı araştırmalarla gösterilmektedir. Toplumda %1 oranında şizofreni görülmektedir. Sıklıkla 15-25 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. 12 yaşından önce ve 40 yaşından sonra görülmesi enderdir.

    Günümüzde kullanılan ilaçlar belirtileri büyük oranda kontrol altına alabilmekte ancak bazı semptomlar çoğu hastada yaşam boyu sürmektedir. Bu hastalığı tümüyle atlatan hasta sayısı tüm hastaların ancak 1/5’idir. Bazı hastalar sadece bir defa atak geçirmekte, bazı hastalarda ara dönemleri normal olan ve tekrarlayan ataklar olmakta, bazı hastalarda ise belirtilerde
    artma ve azalma ile giden ancak hiçbir zaman normale dönmeyen bir seyir görülebilmektedir.

    İlaç kullanımı ile çoğu belirti kontrol altına alınabilmektedir, buna karşın bazı hastalar halen var olan ilaç tedavilerinden faydalanamamakta, ekonomik nedenlerle ilaçları temin edememekte veya ilaç yan etkileri nedeni ile tedaviye
    devam etmek istememektedir

    kaynak
  2. 28.Ağustos.2010, 13:15
    #1
    Şizofreni kişilik bölünmesi, zayıf kişilikli olma, zeka geriliği veya tembellik değildir. Önemli ruhsal hastalıklarından birisidir. Hastalarda genelde gerçekle hayal dünyasını ayırt edememe, mantıksal düşünme yeteneği kaybı, normal duygusal tepkiler verememe ve toplumsal kurallara uyamama görülür.Aynı zamanda hatırlama ve normal konu?ma yeteneği genelde kaybolur. Diğer bedensel ve ruhsal hastalıklarda olduğu gibi organik nedenleri vardır.Bu gün şizofreninin ortaya çıkışında rol oynayan dopamin ve serotonin sistemi gibi beyinde yer alan taşıyıcı (nörotransmitter) sistemlerin rol oynadığı araştırmalarla gösterilmektedir. Toplumda %1 oranında şizofreni görülmektedir. Sıklıkla 15-25 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. 12 yaşından önce ve 40 yaşından sonra görülmesi enderdir.

    Günümüzde kullanılan ilaçlar belirtileri büyük oranda kontrol altına alabilmekte ancak bazı semptomlar çoğu hastada yaşam boyu sürmektedir. Bu hastalığı tümüyle atlatan hasta sayısı tüm hastaların ancak 1/5’idir. Bazı hastalar sadece bir defa atak geçirmekte, bazı hastalarda ara dönemleri normal olan ve tekrarlayan ataklar olmakta, bazı hastalarda ise belirtilerde
    artma ve azalma ile giden ancak hiçbir zaman normale dönmeyen bir seyir görülebilmektedir.

    İlaç kullanımı ile çoğu belirti kontrol altına alınabilmektedir, buna karşın bazı hastalar halen var olan ilaç tedavilerinden faydalanamamakta, ekonomik nedenlerle ilaçları temin edememekte veya ilaç yan etkileri nedeni ile tedaviye
    devam etmek istememektedir

    kaynak
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Şizofreni nedenleri nelerdir?

    Şizofreninin kesin nedeni tam olarak bilinememektedir. Bu konuda değişik teoriler ileri sürülmektedir. Klinik izlemelerde kan bağı olan kişilerde genetik yatkınlığın olduğu başka nedenlerin de araya girmesi ile hastalığın ortaya çıktığı görülmektedir.
    Tek yumurta ikizlerinin birinde şizofreni görülmesi durumunda diğerinde şizofreni ortaya çıkma olasılığı %50, anne babanın ikisinin birden şizofren olması durumunda çocuklarda şizofreni görülme olasılığı %40, anne veya babanın şizofren olması
    durumunda çocuklarda görülme olasılığı %8, kardeşlerden birinin şizofren olması durumunda diğer çocukta hastalığın görülme olasılığı %12’dir. Genetik geçişten sorumlu tutulan bazı genler vardır ancak bu konu henüz tam olarak aydınlatılamamıştır.

    Şizofren hastaların beyin tomografisi ve MR gibi radyolojik incelemelerinde beynin bazı bölgelerinde değişiklikler tespit edilmektedir ancak bu değişikliklerin şizofreniye özgü olmadığı bilinmektedir. Yine ölen şizofren hastaların beyin
    biyopsilerinde beyinde bazı doku değişiklikleri görülmektedir. Bu değişikliklerin de hastalık oluşmadan önce mi olduğu veya hastalığın ortaya çıkşıyla mı geliştiği bilinememektedir.
    Beyin biyokimyası ile ilgili araştırmalarda beyinde haberci rolü üstlenen (nörotransmitter) maddelerden biri olan dopaminin aktivite artışının hastalığa yol açtığı bilinmektedir.
    Son yıllarda dopamin yanında serotonin ve norepinefrin gibi diğer habercilerinde şizofreni oluşumunda rol oynadığı belirtilmektedir. Kullanılan ilaçlar da bu sistemler üzerinden etki etmektedir. Her hastada aynı belirtilerin ortaya çıkmaması,her ilacın her hastaya yaramaması hastalığın ortaya çıkışında bu maddelerle ilgili kişiden kişiye değişen özelliklerin olduğunu düşündürmektedir. Hastalığın ortaya çıkış nedeni olarak bazı hastalarda dopamin sistemi daha etkin olurken bazılarında sorun daha çok serotonin sisteminde olabilir.
    Bağışıklık sisteminin bu hastalığa yol açtığı öne sürülen teoriler arasındadır.
    Gebelik sırasında grip enfeksiyonu geçiren annelerin çocuklarında bu hastalığın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür, ancak araştırmalar bunu desteklememektedir.

    Çevresel bazı etkenler hastalığın ortaya çıkışında rol oynamaktadır. Kalp hastaları nasıl çevresel stres yaratan durumlardan olumsuz etkileniyorsa veya stresli bir yaşam olayı nasıl hastalığın ortaya çıkmasında rol oynuyorsa şizofrenlerde
    de aynı durum geçerlidir. Bu hastalarda tek başına ilaç tedavisi genelde yeterli olmaz, stres yaratan durumların da ele alınması gerekir. Bazı aile yapılarının şizofreniye yol açtığı öne sürülmüş ve şizofren aileler modeli geliştirilmeye çalışılmıştır, ancak sonra yapılan araştırmalar bu teoriyi desteklememiştir.

    Şizofrenlerde hormonlarda bazı değişiklikler olduğu ve bunun da hastalığa yol açtığı belirtilmektedir.
    Bazı yapısal ve kimyasal bozuklukların şizofren hastaların algılarında bozulmalara yol açtığı ve hastaların algılarında seçicilik olmaması dolayısıyla beynin çok fazla uyaranla karşılaştığı öne sürülmektedir. Örneğin normal kişilerde bulundukları ortamda aynı anda ortaya çıkan seslere karşı bir seçicilik vardır, televizyonun sesini dinlerken dışarıda bağıran satıcının sesini algılamayabilir, oysa şizofrenlerde bu seçiciliğin olmadığı aynı anda var olan tüm seslerin algılandığı ve beynin
    fazla uyaranla karşı karşıya kaldığı belirtilmektedir.
    Stres-diyatez teorisine göre bünyesel olarak yatkın olan kişilerde stresli bir durumla karşılaşıldığında şizofreni ortaya çıkmaktadır. Şizofreninin ortaya çıkışında biyolojik, psikososyal ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı, stres yaratan bir durumla karşılaşıldığında hastalığın ortaya çıktığı ve stres yaratan durumun da bu etkenlerden biri ile ilgili olabileceği belirtilmektedir.Örneğin ortaya çıkarıcı etken enfeksiyon gibi biyolojik bir neden veya bir yakınını kaybetme veya sorunlu bir ailede yaşama gibi psikolojik bir neden olabilir. Her enfeksiyon hastalığı olan veya her yakınını kaybeden şizofreni olmaz, bu
    hastalığın ortaya çıkışı için bünyesel yatkınlığın da bulunması gerekir.


    kaynak
  4. 28.Ağustos.2010, 13:17
    #2
    Şizofreninin kesin nedeni tam olarak bilinememektedir. Bu konuda değişik teoriler ileri sürülmektedir. Klinik izlemelerde kan bağı olan kişilerde genetik yatkınlığın olduğu başka nedenlerin de araya girmesi ile hastalığın ortaya çıktığı görülmektedir.
    Tek yumurta ikizlerinin birinde şizofreni görülmesi durumunda diğerinde şizofreni ortaya çıkma olasılığı %50, anne babanın ikisinin birden şizofren olması durumunda çocuklarda şizofreni görülme olasılığı %40, anne veya babanın şizofren olması
    durumunda çocuklarda görülme olasılığı %8, kardeşlerden birinin şizofren olması durumunda diğer çocukta hastalığın görülme olasılığı %12’dir. Genetik geçişten sorumlu tutulan bazı genler vardır ancak bu konu henüz tam olarak aydınlatılamamıştır.

    Şizofren hastaların beyin tomografisi ve MR gibi radyolojik incelemelerinde beynin bazı bölgelerinde değişiklikler tespit edilmektedir ancak bu değişikliklerin şizofreniye özgü olmadığı bilinmektedir. Yine ölen şizofren hastaların beyin
    biyopsilerinde beyinde bazı doku değişiklikleri görülmektedir. Bu değişikliklerin de hastalık oluşmadan önce mi olduğu veya hastalığın ortaya çıkşıyla mı geliştiği bilinememektedir.
    Beyin biyokimyası ile ilgili araştırmalarda beyinde haberci rolü üstlenen (nörotransmitter) maddelerden biri olan dopaminin aktivite artışının hastalığa yol açtığı bilinmektedir.
    Son yıllarda dopamin yanında serotonin ve norepinefrin gibi diğer habercilerinde şizofreni oluşumunda rol oynadığı belirtilmektedir. Kullanılan ilaçlar da bu sistemler üzerinden etki etmektedir. Her hastada aynı belirtilerin ortaya çıkmaması,her ilacın her hastaya yaramaması hastalığın ortaya çıkışında bu maddelerle ilgili kişiden kişiye değişen özelliklerin olduğunu düşündürmektedir. Hastalığın ortaya çıkış nedeni olarak bazı hastalarda dopamin sistemi daha etkin olurken bazılarında sorun daha çok serotonin sisteminde olabilir.
    Bağışıklık sisteminin bu hastalığa yol açtığı öne sürülen teoriler arasındadır.
    Gebelik sırasında grip enfeksiyonu geçiren annelerin çocuklarında bu hastalığın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür, ancak araştırmalar bunu desteklememektedir.

    Çevresel bazı etkenler hastalığın ortaya çıkışında rol oynamaktadır. Kalp hastaları nasıl çevresel stres yaratan durumlardan olumsuz etkileniyorsa veya stresli bir yaşam olayı nasıl hastalığın ortaya çıkmasında rol oynuyorsa şizofrenlerde
    de aynı durum geçerlidir. Bu hastalarda tek başına ilaç tedavisi genelde yeterli olmaz, stres yaratan durumların da ele alınması gerekir. Bazı aile yapılarının şizofreniye yol açtığı öne sürülmüş ve şizofren aileler modeli geliştirilmeye çalışılmıştır, ancak sonra yapılan araştırmalar bu teoriyi desteklememiştir.

    Şizofrenlerde hormonlarda bazı değişiklikler olduğu ve bunun da hastalığa yol açtığı belirtilmektedir.
    Bazı yapısal ve kimyasal bozuklukların şizofren hastaların algılarında bozulmalara yol açtığı ve hastaların algılarında seçicilik olmaması dolayısıyla beynin çok fazla uyaranla karşılaştığı öne sürülmektedir. Örneğin normal kişilerde bulundukları ortamda aynı anda ortaya çıkan seslere karşı bir seçicilik vardır, televizyonun sesini dinlerken dışarıda bağıran satıcının sesini algılamayabilir, oysa şizofrenlerde bu seçiciliğin olmadığı aynı anda var olan tüm seslerin algılandığı ve beynin
    fazla uyaranla karşı karşıya kaldığı belirtilmektedir.
    Stres-diyatez teorisine göre bünyesel olarak yatkın olan kişilerde stresli bir durumla karşılaşıldığında şizofreni ortaya çıkmaktadır. Şizofreninin ortaya çıkışında biyolojik, psikososyal ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı, stres yaratan bir durumla karşılaşıldığında hastalığın ortaya çıktığı ve stres yaratan durumun da bu etkenlerden biri ile ilgili olabileceği belirtilmektedir.Örneğin ortaya çıkarıcı etken enfeksiyon gibi biyolojik bir neden veya bir yakınını kaybetme veya sorunlu bir ailede yaşama gibi psikolojik bir neden olabilir. Her enfeksiyon hastalığı olan veya her yakınını kaybeden şizofreni olmaz, bu
    hastalığın ortaya çıkışı için bünyesel yatkınlığın da bulunması gerekir.


    kaynak
  5. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Şizofreni Belirtileri Nelerdir?

    Şizofreni hastaları dünyayı değişik algılar. Normalde çevrede varolan uyaranlar dışında olmayan sesler, hayaller, garip kokularla dış dünya karışık ve anlaşılmazdır.
    Bu ortamda hastalarda anksiyete artışı, heyecan ve korku sıktır. Bu duygularla genelde normal olmayan davranışlar sergilerler.
    Şizofreninin ortaya çıkışı değişik şekillerde olabilir. Bazı hastalarda aniden ortaya çıkabileceği gibi çoğu hastada sinsice yavaş yavaş gelişir. Yavaş seyir gösteren şizofrenide başlangıçta dikkat toplama güçlüğü, toplumsal ilgiyi kaybetme, içine kapanma, kendine bakımda azalma, dini uğraşılarda artma veya kara sevdaya tutulma gibi belirgin olmayan ve ilk bakışta şizofreniyi düşündürmeyen belirtiler görülebilir ve sıklıkla başka psikiyatrik hastalıklarla karıştırılır. Bu başlangıç belirtilerinin ardından birkaç ay veya yıl içinde de tüm belirtileri ile hastalık
    ortaya çıkar. Hastalar sıklıkla garip davranışlar ve konuşmalar sergilerler.Gerçekte olmayan sesler işitmeye ve hayaller görmeye başlarlar. Bazı hastalarda garip pozisyonlarda uzun süre durma, bazılarında hiç hareket etmeksizin uzun süre sessiz kalma veya aşırı hareketlilik görülebilir. Yavaş seyir gösteren şizofreninin yanında hızlı seyir gösteren şizofreni de olabilir. Bu hastalarda ise belirtilerin çoğu bir arada aniden ortaya çıkar.Bazı hastalarda belirtiler hafif seyrederken bazılarında şiddetli semptomlar olabilir ve bu durumda hastaları kontrol etmek güçleşebilir. Şizofrenide görülen belirtiler iki başlık altında toplanır: pozitif belirtiler ve negatif belirtiler. Her hastada bu belirtilerin tümü bir arada görülmez.
    Şizofreninin tipine göre belirti kümeleri de değişir. Örneğin paranoid şizofrenide şüphecilikle ilgili belirtiler baskındır. Paranoid şizofrenlerde sık görülen temalardan bazıları şunlardır: kendisine kötülük yapmak isteyen kişiler veya güçler vardır, bununla ilgili sesler işitmektedir, bu nedenle evde perdeleri kapatıp oturmakta, yemek yerken zehirlenme riski olduğunu düşünerek yemeği kendi
    önünde hazırlatmakta veya kendi yaptığı yemeği yemektedir. Odasına dinleme cihazları yerleştirilmiştir, bu nedenle odasında temkinli konuşmaktadır, eşi kendisini aldatmaktadır, v.b. Basit şizofrenide ise toplumsal çekilme, içine kapanma, sosyal aktivitelerde azalma, kendine bakımın düşmesi gibi belirtiler dışında fazla bulgu olmayabilir. Pozitif belirtilerde; şüphecilik, işitme varsanılar ve garip davranışlar sıktır.Hastalarda düşünce ve konuşmada kopukluk görülebilir. Konuşurken konudan konuya
    atlama, içerik olarak bir anlam ifade etmeyen sözcükleri birbiri ardına sıralama sonucu dinleyenler tarafından bir anlam ifade etmeyen sözcük salatası dediğimiz içeriği boş, anlamsız ve karmaşık konuşma biçimi görülebilir. Bazende hastalar
    kendileri kelime uydururlar, bu kelimeler kendilerince bir anlam ifade etmektedir.Aslında anlamsız gibi görülen konuşmaya dikkat edilirse çokta anlamsız olmadığı içeriğinin olduğu görülebilir. Bu konuşma biçimi kişinin çağrişimlarının hızlanması ile ilgilidir. Düşüncede bu hızlanmanın yanında duraklamalar da görülebilir.
    Hastalar konuşurken ani duraklamalar, bloklar genelde buna bağlıdır. Düşünceler genelde çocuksu ve büyüseldir. Hastalarda gerçekle bağlantısı olmayan inanışlar görülebilir. Bu hastalarda görülen bazı düşüncelere şu örnekler verilebilir; telefonları dinlemekte, insanlar kendisini takip etmekte, herkes düşüncelerini bilmektedir, kötülük yapmak isteyen kişiler vardır, hatta ev içindeki yakınları bile kötülüğünü istemekte ve kendisine zarar vermek için planlar yapmaktadır,televizyondan mesajlar almakta, herkes kendisine manalı manalı bakmaktadır,
    iç organları parçalanmış ve yok olmuştur, telepatik güçleri vardır, uzaylılar kendisi ile bağlantı kurmaktadır v.b.
    Gerçekle bağlantısı olmayan sesler işitilebilir. Bazen bu sesler bazı komutlar vermekte, alay etmekte veya kötü sözler söylemektedir. Yine gerçekte olmayan
    hayaller görülür. Garip şekiller, korkunç yaratıklar olabilir. Hastalar bu ses ve görüntülerin gerçekte olup olmadığını ayırt edemez. Çoğu zaman bunlardan rahatsız olurlar ve korkarlar. Bunları kendi beyinlerinin bir ürünü olarak kabul etmez ve genelde dışarıdan birileri tarafından yapıldığını düşünürler. Bazen bu seslere yanıt verir, konuşmaya başlarlar veya görüntüleri takip ederler.Hastaların bu hareketleri dışarıdan gözlendiğinde kendi kendine konuşuyormuş veya sabit bir noktaya bakıyormuş gibi gelir.
    Negatif belirtilerde; toplumsal çekilme, içine kapanma, ilgi ve istek azlığı,kendine bakımda azalma, konuşma ve hareketlerde azalma gibi belirtiler görülür.

    Duygulanımda azalma görülür. Hastaların jest ve mimiklerinin azaldığı görülür.Olaylara uygun tepkiler veremezler. Çoğu zaman yüzlerine maske giymiş gibi tepkisiz bir görünüm sergilerler. Bazen de uygunsuz tepkiler verdikleri görülür, ağlanacak
    yerde güler veya gülünecek yerde ağlayabilirler. Genelde hareketler azalmıştır.
    Harekete başlama güçlüğü görülür. İleri evrelerde hareketsiz uzun süre durdukları görülebilir. Bu hareketsizliğin nedeni sıklıkla ileri derecede kararsız kalmakla ilgilidir. Bazen bu uzun süreli hareketsizliğin ardından ani beklenmeyen bir hareketlilik olabilir, hasta yaydan fırlamış ok gibi eyleme geçebilir. Hastalar
    toplumsal olaylara ilgi ve isteklerini genelde kaybederler. Toplumsal çekilme, okul ve işe devam edememe, arkadaşlardan uzaklaşma, yalnız kalmayı tercih etme sık görülür. Dikkat toplama güçlüğü vardır, hastalar bir konuya odaklanamazlar.

    Şizofreni hastalarında saldırganlık sık görülen belirti değildir. Ancak şizofreni belirtileri ortaya çıkmadan önce saldırgan kişiliği olanlarda hastalık ortaya çıktıktan sonra saldırganlık görülebilmektedir. Bunun dışındaki hastalar genelde içine kapanıktır. Şüpheciliği olan hastalar ilaç kullanmıyorlarsa saldırgan olabilirler. Genelde aile içinde veya arkadaş ortamında saldırgan davranışlar gösterirler. Yine alkol ve madde bağımlılığı olan şizofrenlerde saldırganlık görülebilir. Şizofrenide intihar riski normal topluma göre fazladır. Hastaların %10’unda intihar girişimi görülebilmektedir. Hangi hastanın intihar edeceğini önceden
    kestirmek genelde güçtür.


    kaynak
  6. 28.Ağustos.2010, 13:18
    #3
    Şizofreni hastaları dünyayı değişik algılar. Normalde çevrede varolan uyaranlar dışında olmayan sesler, hayaller, garip kokularla dış dünya karışık ve anlaşılmazdır.
    Bu ortamda hastalarda anksiyete artışı, heyecan ve korku sıktır. Bu duygularla genelde normal olmayan davranışlar sergilerler.
    Şizofreninin ortaya çıkışı değişik şekillerde olabilir. Bazı hastalarda aniden ortaya çıkabileceği gibi çoğu hastada sinsice yavaş yavaş gelişir. Yavaş seyir gösteren şizofrenide başlangıçta dikkat toplama güçlüğü, toplumsal ilgiyi kaybetme, içine kapanma, kendine bakımda azalma, dini uğraşılarda artma veya kara sevdaya tutulma gibi belirgin olmayan ve ilk bakışta şizofreniyi düşündürmeyen belirtiler görülebilir ve sıklıkla başka psikiyatrik hastalıklarla karıştırılır. Bu başlangıç belirtilerinin ardından birkaç ay veya yıl içinde de tüm belirtileri ile hastalık
    ortaya çıkar. Hastalar sıklıkla garip davranışlar ve konuşmalar sergilerler.Gerçekte olmayan sesler işitmeye ve hayaller görmeye başlarlar. Bazı hastalarda garip pozisyonlarda uzun süre durma, bazılarında hiç hareket etmeksizin uzun süre sessiz kalma veya aşırı hareketlilik görülebilir. Yavaş seyir gösteren şizofreninin yanında hızlı seyir gösteren şizofreni de olabilir. Bu hastalarda ise belirtilerin çoğu bir arada aniden ortaya çıkar.Bazı hastalarda belirtiler hafif seyrederken bazılarında şiddetli semptomlar olabilir ve bu durumda hastaları kontrol etmek güçleşebilir. Şizofrenide görülen belirtiler iki başlık altında toplanır: pozitif belirtiler ve negatif belirtiler. Her hastada bu belirtilerin tümü bir arada görülmez.
    Şizofreninin tipine göre belirti kümeleri de değişir. Örneğin paranoid şizofrenide şüphecilikle ilgili belirtiler baskındır. Paranoid şizofrenlerde sık görülen temalardan bazıları şunlardır: kendisine kötülük yapmak isteyen kişiler veya güçler vardır, bununla ilgili sesler işitmektedir, bu nedenle evde perdeleri kapatıp oturmakta, yemek yerken zehirlenme riski olduğunu düşünerek yemeği kendi
    önünde hazırlatmakta veya kendi yaptığı yemeği yemektedir. Odasına dinleme cihazları yerleştirilmiştir, bu nedenle odasında temkinli konuşmaktadır, eşi kendisini aldatmaktadır, v.b. Basit şizofrenide ise toplumsal çekilme, içine kapanma, sosyal aktivitelerde azalma, kendine bakımın düşmesi gibi belirtiler dışında fazla bulgu olmayabilir. Pozitif belirtilerde; şüphecilik, işitme varsanılar ve garip davranışlar sıktır.Hastalarda düşünce ve konuşmada kopukluk görülebilir. Konuşurken konudan konuya
    atlama, içerik olarak bir anlam ifade etmeyen sözcükleri birbiri ardına sıralama sonucu dinleyenler tarafından bir anlam ifade etmeyen sözcük salatası dediğimiz içeriği boş, anlamsız ve karmaşık konuşma biçimi görülebilir. Bazende hastalar
    kendileri kelime uydururlar, bu kelimeler kendilerince bir anlam ifade etmektedir.Aslında anlamsız gibi görülen konuşmaya dikkat edilirse çokta anlamsız olmadığı içeriğinin olduğu görülebilir. Bu konuşma biçimi kişinin çağrişimlarının hızlanması ile ilgilidir. Düşüncede bu hızlanmanın yanında duraklamalar da görülebilir.
    Hastalar konuşurken ani duraklamalar, bloklar genelde buna bağlıdır. Düşünceler genelde çocuksu ve büyüseldir. Hastalarda gerçekle bağlantısı olmayan inanışlar görülebilir. Bu hastalarda görülen bazı düşüncelere şu örnekler verilebilir; telefonları dinlemekte, insanlar kendisini takip etmekte, herkes düşüncelerini bilmektedir, kötülük yapmak isteyen kişiler vardır, hatta ev içindeki yakınları bile kötülüğünü istemekte ve kendisine zarar vermek için planlar yapmaktadır,televizyondan mesajlar almakta, herkes kendisine manalı manalı bakmaktadır,
    iç organları parçalanmış ve yok olmuştur, telepatik güçleri vardır, uzaylılar kendisi ile bağlantı kurmaktadır v.b.
    Gerçekle bağlantısı olmayan sesler işitilebilir. Bazen bu sesler bazı komutlar vermekte, alay etmekte veya kötü sözler söylemektedir. Yine gerçekte olmayan
    hayaller görülür. Garip şekiller, korkunç yaratıklar olabilir. Hastalar bu ses ve görüntülerin gerçekte olup olmadığını ayırt edemez. Çoğu zaman bunlardan rahatsız olurlar ve korkarlar. Bunları kendi beyinlerinin bir ürünü olarak kabul etmez ve genelde dışarıdan birileri tarafından yapıldığını düşünürler. Bazen bu seslere yanıt verir, konuşmaya başlarlar veya görüntüleri takip ederler.Hastaların bu hareketleri dışarıdan gözlendiğinde kendi kendine konuşuyormuş veya sabit bir noktaya bakıyormuş gibi gelir.
    Negatif belirtilerde; toplumsal çekilme, içine kapanma, ilgi ve istek azlığı,kendine bakımda azalma, konuşma ve hareketlerde azalma gibi belirtiler görülür.

    Duygulanımda azalma görülür. Hastaların jest ve mimiklerinin azaldığı görülür.Olaylara uygun tepkiler veremezler. Çoğu zaman yüzlerine maske giymiş gibi tepkisiz bir görünüm sergilerler. Bazen de uygunsuz tepkiler verdikleri görülür, ağlanacak
    yerde güler veya gülünecek yerde ağlayabilirler. Genelde hareketler azalmıştır.
    Harekete başlama güçlüğü görülür. İleri evrelerde hareketsiz uzun süre durdukları görülebilir. Bu hareketsizliğin nedeni sıklıkla ileri derecede kararsız kalmakla ilgilidir. Bazen bu uzun süreli hareketsizliğin ardından ani beklenmeyen bir hareketlilik olabilir, hasta yaydan fırlamış ok gibi eyleme geçebilir. Hastalar
    toplumsal olaylara ilgi ve isteklerini genelde kaybederler. Toplumsal çekilme, okul ve işe devam edememe, arkadaşlardan uzaklaşma, yalnız kalmayı tercih etme sık görülür. Dikkat toplama güçlüğü vardır, hastalar bir konuya odaklanamazlar.

    Şizofreni hastalarında saldırganlık sık görülen belirti değildir. Ancak şizofreni belirtileri ortaya çıkmadan önce saldırgan kişiliği olanlarda hastalık ortaya çıktıktan sonra saldırganlık görülebilmektedir. Bunun dışındaki hastalar genelde içine kapanıktır. Şüpheciliği olan hastalar ilaç kullanmıyorlarsa saldırgan olabilirler. Genelde aile içinde veya arkadaş ortamında saldırgan davranışlar gösterirler. Yine alkol ve madde bağımlılığı olan şizofrenlerde saldırganlık görülebilir. Şizofrenide intihar riski normal topluma göre fazladır. Hastaların %10’unda intihar girişimi görülebilmektedir. Hangi hastanın intihar edeceğini önceden
    kestirmek genelde güçtür.


    kaynak
  7. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Şizofreni Tanısı Nasıl Konur?

    Şizofreni kişilik bölünmesi, zayıf kişilikli olma, zeka geriliği veya tembellik değildir. Önemli ruhsal hastalıklarından birisidir. Hastalarda genelde gerçekle hayal dünyasını ayırt edememe, mantıksal düşünme yeteneği kaybı, normal duygusal tepkiler verememe ve toplumsal kurallara uyamama görülür.Aynı zamanda hatırlama ve normal konu?ma yeteneği genelde kaybolur. Diğer bedensel ve ruhsal hastalıklarda olduğu gibi organik nedenleri vardır.Bu gün şizofreninin ortaya çıkışında rol oynayan dopamin ve serotonin sistemi gibi beyinde yer alan taşıyıcı (nörotransmitter) sistemlerin rol oynadığı araştırmalarla gösterilmektedir. Toplumda %1 oranında şizofreni görülmektedir. Sıklıkla 15-25 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. 12 yaşından önce ve 40 yaşından sonra görülmesi enderdir.

    Günümüzde kullanılan ilaçlar belirtileri büyük oranda kontrol altına alabilmekte ancak bazı semptomlar çoğu hastada yaşam boyu sürmektedir. Bu hastalığı tümüyle atlatan hasta sayısı tüm hastaların ancak 1/5’idir. Bazı hastalar sadece bir defa atak geçirmekte, bazı hastalarda ara dönemleri normal olan ve tekrarlayan ataklar olmakta, bazı hastalarda ise belirtilerde
    artma ve azalma ile giden ancak hiçbir zaman normale dönmeyen bir seyir görülebilmektedir.

    İlaç kullanımı ile çoğu belirti kontrol altına alınabilmektedir, buna karşın bazı hastalar halen var olan ilaç tedavilerinden faydalanamamakta, ekonomik nedenlerle ilaçları temin edememekte veya ilaç yan etkileri nedeni ile tedaviye
    devam etmek istememektedir.

    kaynak
  8. 28.Ağustos.2010, 13:19
    #4
    Şizofreni kişilik bölünmesi, zayıf kişilikli olma, zeka geriliği veya tembellik değildir. Önemli ruhsal hastalıklarından birisidir. Hastalarda genelde gerçekle hayal dünyasını ayırt edememe, mantıksal düşünme yeteneği kaybı, normal duygusal tepkiler verememe ve toplumsal kurallara uyamama görülür.Aynı zamanda hatırlama ve normal konu?ma yeteneği genelde kaybolur. Diğer bedensel ve ruhsal hastalıklarda olduğu gibi organik nedenleri vardır.Bu gün şizofreninin ortaya çıkışında rol oynayan dopamin ve serotonin sistemi gibi beyinde yer alan taşıyıcı (nörotransmitter) sistemlerin rol oynadığı araştırmalarla gösterilmektedir. Toplumda %1 oranında şizofreni görülmektedir. Sıklıkla 15-25 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. 12 yaşından önce ve 40 yaşından sonra görülmesi enderdir.

    Günümüzde kullanılan ilaçlar belirtileri büyük oranda kontrol altına alabilmekte ancak bazı semptomlar çoğu hastada yaşam boyu sürmektedir. Bu hastalığı tümüyle atlatan hasta sayısı tüm hastaların ancak 1/5’idir. Bazı hastalar sadece bir defa atak geçirmekte, bazı hastalarda ara dönemleri normal olan ve tekrarlayan ataklar olmakta, bazı hastalarda ise belirtilerde
    artma ve azalma ile giden ancak hiçbir zaman normale dönmeyen bir seyir görülebilmektedir.

    İlaç kullanımı ile çoğu belirti kontrol altına alınabilmektedir, buna karşın bazı hastalar halen var olan ilaç tedavilerinden faydalanamamakta, ekonomik nedenlerle ilaçları temin edememekte veya ilaç yan etkileri nedeni ile tedaviye
    devam etmek istememektedir.

    kaynak
  9. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Şizofreni

    Psikiyatrinin en önemli hastalıklarından biridir.

    Bu hastalıkta gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, acayip tuhaf davranışlar, hezeyanlar (mantıksız, saçma, olması mümkün olmayan veya olması mümkün olsa bile kişinin söylediği şeyin o an için olması mümkün olmamasına rağmen olduğuna inanma) halüsinasyonlar (duyu organlarının olmayan şeyleri var gibi algılaması ve kişinin bunlara inanması) karmakarışık birbiri ile ilişkisiz , konu dışı, anlamsız şeyleri konuşma, karmakarışık ve anlamsız davranışlar veya bazı vücut pozisyonlarını anlamsızca sürdürme, davranışlarda yavaşlama, içe kapanma ve insanlardan,dış dünyanın gerçeklerinde uzaklaşma, affektif küntlük, yada uygunsuz affekt sözkonusudur.

    Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

    Otistik bozuklukla birlikte de görülebilir.

    Şizofreninin paranoid tip, dezorganize tip, katatonik tip, farklılaşmamış tip, rezidüel tip şeklinde tipleri vardır. Bu tipler arasında bazı farklılıklar olmasına rağmen temel belirtiler aynıdır.

    Her toplumda ve her sosyoekonomik sınıfta yaklaşık % 1 oranında görülmektedir.

    Kronik seyreden ve ömür boyu devam eden bir hastalıktır.

    Tedavide kullanılan birçok ilaç bulunmaktadır.

    İyi bir tedavi, takip ve rehabilitasyon hizmeti ile bir çok vaka önemli ölçüde tedavi edilebilmekte ve kendi kendilerine yetebilmekte, çalışabilmekte veya en az sorunla yaşayabilmektedirler.

    ÇOCUKLUK ÇAĞI ŞİZOFRENİSİ

    Yetişkin şizofrenisi için yukarıda yazılan belirtiler çocukluk çağı şizofrenisinde de görülmekle birlikte, bu çağda görülen şizofreni de farklı yanlarda bulunmaktadır.

    13 yaşından önce başlayan şizofreni için çok erken başlangıçlı şizofreni, 13-18 yaş arasında başlayan şizofreni içinse erken başlangıçlı şizofreni ismi kullanılmaktadır. Çok erken başlangıçlı şizofreni vakalarının % 20'den fazlasına 10 yaşından önce tanı konmakta ve erkek çocuklarda yaklaşık iki kat daha fazla görülmektedir.

    Ergenlik döneminde fark azalmakta ve yetişkinlikte oran eşitlenmektedir.

    Erken başlangıçlı olgularda ailesel yüklülüğün daha fazla olduğu, daha ağır seyirli ve daha kötü sonlanımlı olduğu kabul edilmektedir.

    Çok erken başlangıçlı şizofreni belirtilerinden önce bazı psikiyatrik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Hastalık sinsi bir şekilde başlamaktadır. Özellikle dil gelişiminde, motor gelişimde ve sosyal becerilerde yetersizliklerle başlayabilmektedir.

    Bu nedenle yanlışlıkla otizm tanısı konabilmektedir.

    Okul başarısında düşme, sosyal çekilme, dezorganize davranışlar, günlük aktivitelere ilginin azalması gibi belirtiler sinsice ortaya çıkar.

    Kendine bakımda bozulma, alışkanlıklarda değişme, agresyon ortaya çıkar.

    Sinsice başlaması teşhisi geciktirmektedir.

    Belirtiler çocuğun yaşı ile ilişkilidir.

    Küçük çocuklarda negatif belirtiler (içe kapanma, insanlardan uzaklaşma, ilgi azalması, duygulanımda küntlük veya azalma) daha baskınken yaş büyüdükçe pozitif belirtiler (hezeyanlar- olması mümkün olmayan şeylere inanma-, hallüsünasyonlar, anlamsız ve birbirinden kopuk konuşmalar, anlamsız davranışlar) ortaya çıkmaktadır.

    Konuşmalar amaçsız, anlamsız ve birbirinden kopuk, bir konudan diğerine geçme, konuşma içeriğinde fakirleşme, yavaşlama olabilir. Ayrıca ekolali (başkalarının kelimelerini anlamsızca tekrarlama) sözcük uydurma veya hiç konuşmama görülebilir.

    Birçok hezeyanlar, düşüncenin akışında bozulmalar (fikir uçuşmaları, bloklar, bellek bozuklukları, dikkatte azalma) görülür. İşitsel, görsel, dokunsal hallüsünasyonlar 6-7 yaşından sonra görülürler.

    Duygulanım sıklıkla uygunsuzdur.

    Duygulanım oynak veya düzleşmiş olabilir. Düz veya künt duygulanım , monoton konuşma, bazen depresif duygulanım, bazen keyifli bir hal ortaya çıkabilir. Gülünecek durumda ağlama, ağlanacak durumlarda gülme görülebilir.

    Bazen tamamen hareketsiz kalma, değişik vucut ve yüz hareketleri, el kol hareketleri, amaçsız anlamsız hareketlilik görülebilir.

    TEDAVİ

    Öncelikle hasta ve aile, hastalık belirtileri, yapılacak tedavi, ilaçların etki ve yan etkileri, gidişat hakkında bilgilendirilmelidir.

    Çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır.

    Sosyal beceriler, eğitim, iş ve mesleki beceri kazandırma çalışmaları,

    Ve ailenin diğer üyeleri ruhsal açıdan desteklenmelidir.



    GİDİŞ

    Şizofreni, yaşam boyu devam eden, kötü seyirli bir hastalıktır. Başlangıç yaşı ne kadar küçükse ve negatif belirtiler ne kadar fazla ise gidişat o kadar kötüdür.

    Yetişkinlikte başlayan şizofrenilere göre, çok erken ve erken başlangıçlı şizofreniler çok daha kötü gidişlidir.

    Tedaviye yanıt daha azdır.


    Şizoaffektif Bozukluk

    Bir kimsede bazen yukarıda belirtilen şizofreni, bazende depresyon veya manik bozukluk belirtileri görülür.


    Şizofreniform Bozukluk

    Şizofreni de görülen belirtiler görülür. Bu belirtiler en az bir ay en fazla altı ay sürer. Altı aydan uzun sürerse tanı şizofreni olarak değiştirilmelidir.


    Kısa Psikotik Bozukluk

    En az bir gün en fazla bir ay süreyle hezeyanlar, hallüsünasyonlar, karmakarışık konuşma, ileri derecede anlamsız davranışlar veya belli bir pozisyonda uzun süre anlamsızca durma görülür.

    Bu bozukluk o kimsenin kültüründe ve benzer koşullarda hemen herkes için belirgin stres kaynağı olabilecek bir durumdan sonra ortaya çıkar.


    Dr. Mazlum Çöpür

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi
  10. 06.Ekim.2010, 15:10
    #5
    Psikiyatrinin en önemli hastalıklarından biridir.

    Bu hastalıkta gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, acayip tuhaf davranışlar, hezeyanlar (mantıksız, saçma, olması mümkün olmayan veya olması mümkün olsa bile kişinin söylediği şeyin o an için olması mümkün olmamasına rağmen olduğuna inanma) halüsinasyonlar (duyu organlarının olmayan şeyleri var gibi algılaması ve kişinin bunlara inanması) karmakarışık birbiri ile ilişkisiz , konu dışı, anlamsız şeyleri konuşma, karmakarışık ve anlamsız davranışlar veya bazı vücut pozisyonlarını anlamsızca sürdürme, davranışlarda yavaşlama, içe kapanma ve insanlardan,dış dünyanın gerçeklerinde uzaklaşma, affektif küntlük, yada uygunsuz affekt sözkonusudur.

    Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

    Otistik bozuklukla birlikte de görülebilir.

    Şizofreninin paranoid tip, dezorganize tip, katatonik tip, farklılaşmamış tip, rezidüel tip şeklinde tipleri vardır. Bu tipler arasında bazı farklılıklar olmasına rağmen temel belirtiler aynıdır.

    Her toplumda ve her sosyoekonomik sınıfta yaklaşık % 1 oranında görülmektedir.

    Kronik seyreden ve ömür boyu devam eden bir hastalıktır.

    Tedavide kullanılan birçok ilaç bulunmaktadır.

    İyi bir tedavi, takip ve rehabilitasyon hizmeti ile bir çok vaka önemli ölçüde tedavi edilebilmekte ve kendi kendilerine yetebilmekte, çalışabilmekte veya en az sorunla yaşayabilmektedirler.

    ÇOCUKLUK ÇAĞI ŞİZOFRENİSİ

    Yetişkin şizofrenisi için yukarıda yazılan belirtiler çocukluk çağı şizofrenisinde de görülmekle birlikte, bu çağda görülen şizofreni de farklı yanlarda bulunmaktadır.

    13 yaşından önce başlayan şizofreni için çok erken başlangıçlı şizofreni, 13-18 yaş arasında başlayan şizofreni içinse erken başlangıçlı şizofreni ismi kullanılmaktadır. Çok erken başlangıçlı şizofreni vakalarının % 20'den fazlasına 10 yaşından önce tanı konmakta ve erkek çocuklarda yaklaşık iki kat daha fazla görülmektedir.

    Ergenlik döneminde fark azalmakta ve yetişkinlikte oran eşitlenmektedir.

    Erken başlangıçlı olgularda ailesel yüklülüğün daha fazla olduğu, daha ağır seyirli ve daha kötü sonlanımlı olduğu kabul edilmektedir.

    Çok erken başlangıçlı şizofreni belirtilerinden önce bazı psikiyatrik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Hastalık sinsi bir şekilde başlamaktadır. Özellikle dil gelişiminde, motor gelişimde ve sosyal becerilerde yetersizliklerle başlayabilmektedir.

    Bu nedenle yanlışlıkla otizm tanısı konabilmektedir.

    Okul başarısında düşme, sosyal çekilme, dezorganize davranışlar, günlük aktivitelere ilginin azalması gibi belirtiler sinsice ortaya çıkar.

    Kendine bakımda bozulma, alışkanlıklarda değişme, agresyon ortaya çıkar.

    Sinsice başlaması teşhisi geciktirmektedir.

    Belirtiler çocuğun yaşı ile ilişkilidir.

    Küçük çocuklarda negatif belirtiler (içe kapanma, insanlardan uzaklaşma, ilgi azalması, duygulanımda küntlük veya azalma) daha baskınken yaş büyüdükçe pozitif belirtiler (hezeyanlar- olması mümkün olmayan şeylere inanma-, hallüsünasyonlar, anlamsız ve birbirinden kopuk konuşmalar, anlamsız davranışlar) ortaya çıkmaktadır.

    Konuşmalar amaçsız, anlamsız ve birbirinden kopuk, bir konudan diğerine geçme, konuşma içeriğinde fakirleşme, yavaşlama olabilir. Ayrıca ekolali (başkalarının kelimelerini anlamsızca tekrarlama) sözcük uydurma veya hiç konuşmama görülebilir.

    Birçok hezeyanlar, düşüncenin akışında bozulmalar (fikir uçuşmaları, bloklar, bellek bozuklukları, dikkatte azalma) görülür. İşitsel, görsel, dokunsal hallüsünasyonlar 6-7 yaşından sonra görülürler.

    Duygulanım sıklıkla uygunsuzdur.

    Duygulanım oynak veya düzleşmiş olabilir. Düz veya künt duygulanım , monoton konuşma, bazen depresif duygulanım, bazen keyifli bir hal ortaya çıkabilir. Gülünecek durumda ağlama, ağlanacak durumlarda gülme görülebilir.

    Bazen tamamen hareketsiz kalma, değişik vucut ve yüz hareketleri, el kol hareketleri, amaçsız anlamsız hareketlilik görülebilir.

    TEDAVİ

    Öncelikle hasta ve aile, hastalık belirtileri, yapılacak tedavi, ilaçların etki ve yan etkileri, gidişat hakkında bilgilendirilmelidir.

    Çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır.

    Sosyal beceriler, eğitim, iş ve mesleki beceri kazandırma çalışmaları,

    Ve ailenin diğer üyeleri ruhsal açıdan desteklenmelidir.



    GİDİŞ

    Şizofreni, yaşam boyu devam eden, kötü seyirli bir hastalıktır. Başlangıç yaşı ne kadar küçükse ve negatif belirtiler ne kadar fazla ise gidişat o kadar kötüdür.

    Yetişkinlikte başlayan şizofrenilere göre, çok erken ve erken başlangıçlı şizofreniler çok daha kötü gidişlidir.

    Tedaviye yanıt daha azdır.


    Şizoaffektif Bozukluk

    Bir kimsede bazen yukarıda belirtilen şizofreni, bazende depresyon veya manik bozukluk belirtileri görülür.


    Şizofreniform Bozukluk

    Şizofreni de görülen belirtiler görülür. Bu belirtiler en az bir ay en fazla altı ay sürer. Altı aydan uzun sürerse tanı şizofreni olarak değiştirilmelidir.


    Kısa Psikotik Bozukluk

    En az bir gün en fazla bir ay süreyle hezeyanlar, hallüsünasyonlar, karmakarışık konuşma, ileri derecede anlamsız davranışlar veya belli bir pozisyonda uzun süre anlamsızca durma görülür.

    Bu bozukluk o kimsenin kültüründe ve benzer koşullarda hemen herkes için belirgin stres kaynağı olabilecek bir durumdan sonra ortaya çıkar.


    Dr. Mazlum Çöpür

    Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi

Benzer Konular

  1. Şizofreni hastasına bakıcı ücreti bağlamıyorlar mı?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Evde Bakım Maaşı - Hizmeti
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 29.Mayıs.2014, 21:01
  2. Şizofreni Tedavisinde Yeni Umut
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 13.Mart.2012, 21:12
  3. Şizofreni genetik mi ?
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 13.Şubat.2011, 20:48
  4. Şizofreni nasıl teşhis edilir?
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Haziran.2010, 11:58
  5. Şizofreni hastalarına uyum evleri
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Haziran.2010, 11:57

Bu Konu için Etiketler