Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Anneler Lütfen Otistik Belirtileri Tanıyın !!!

Otizm, kişinin sosyal ve lisan yeteneşinin ya hiç gelişememesi ya da bu yeteneklerin kazanılmaya başlamışken üç yaşından önce kaybedilmesi halidir. Üç yaşından sonra da bu yeteneklerin kaybedildişi durumlar vardır. Otizm, tek başına ortaya çıkabildişi gibi, başka beyin hastalıkları ile birlikte de görülebilir. Kısacası otizm birden fazla sebeplerle ya da birden fazla şekillerde karşımıza çıkabilir. Çünkü insanın sosyal ve lisan yeteneşinin kaybedilmesine yol açan çok çeşitli

Konuyu değerlendir: Anneler Lütfen Otistik Belirtileri Tanıyın !!!

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1745 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Anneler Lütfen Otistik Belirtileri Tanıyın !!!

    Sponsorlu Bağlantılar

    Otizm, kişinin sosyal ve lisan yeteneşinin ya hiç gelişememesi ya da bu yeteneklerin kazanılmaya başlamışken üç yaşından önce kaybedilmesi halidir.



    Üç yaşından sonra da bu yeteneklerin kaybedildişi durumlar vardır.



    Otizm, tek başına ortaya çıkabildişi gibi, başka beyin hastalıkları ile birlikte de görülebilir. Kısacası otizm birden fazla sebeplerle ya da birden fazla şekillerde karşımıza çıkabilir. Çünkü insanın sosyal ve lisan yeteneşinin kaybedilmesine yol açan çok çeşitli sebepler vardır.



    Otizm teşhisi her zaman önce anneler tarafından “HİSSEDİLİR”, yine anneler tarafından “GECİKTİRİLİR”. Şöyle ki, anne ta yüreşinde bir şeylerin eksik olduşunu hisseder ama bunun ne olduşunu tam olarak ifade edemedişi için hep kendinden şüphelenir. Bazı detayları abarttışını var sayar.

    Annelerin “birşeylerin yolunda gitmedişi” yolundaki kaygıları genellikle yakın aile çevresi tarafından ortadan kaldırılır. Aile çevresi sürekli “ ailemizde falanca da böyleydi, feşmekanca da şöyleydi” diyerek annenin kaygılarını bertaraf eder durur.



    Annelerin kaygılarını bertaraf eden dişer bir grup doktorlardır. “Boşuna kaygılanıyorsunuz, çocuşunuz gayet iyi kilo alıyor işte bir sorun yok “ derler.




    Bütün bunlar aşırı vesveseli olduşunu düşünerek olayları abarttışını sanan annelerin bir süre rahatlamasına neden olur. Ancak gerçekte var olan hiçbir şey bizler onun olmasını istemiyoruz diye yok olmaz. Otizm varsa vardır ve gün olur reddedilemeyecek bir şekilde kendini gösterir. O zaman da iş işten çoktan geçmiştir.



    Neden bir ateş, bir ishal, bir zatürree varlışında teşhis bu denli gecikmez de otizm varlışında böyle gecikir ???



    Çünkü otizm sosyal ve lisan yeteneşinin bozulması ya da gelişememesi halidir. Lisan kişiden kişiye farklı zamanlarda geliştişi için aileler çocuklarının “bugün konuşacak” “yarın konuşacak”l arı beklentisini uzunca bir süre sürdürürler. Sosyalleşmeye gelince bazı çocukların bebekliklerinde uyumsuz ve huzursuz olup sonradan deşiştikleri bir gerçektir. Kısacası otizmin belirtileri ateş, ishal, öksürük gibi anlaşılması kolay olmadışından teşhis gecikir.



    Esasında çocuk gelişmesini iyi bilen biri için teşhis kolaydır. BU YAZININ AMACI DA BU BİLENİN ANNENİN OLMASINI SAĞLAMAKTIR!!! Çünkü otizm bir davranış sorunudur. Davranışlar gözlemle tesbit olunur. Gözlem için yeterli bir süre gereklidir. Çocukla 24 saat yaşayan annedir. Bu nedenle anne çocuşu gözlemleme süresi açısından doktorun önündedir.



    Annelere çocuklarının ne zaman yürüdüşünü sorsanız %99’u hemen yanıt verebilir.

    Ancak bebeklerinin ne zaman
    “ilk defa gözlerinin içine baktışını”,
    “aguladışını”,
    “tel sarar yaptışını” sorsanız %99’u bu soruya yanıt veremez.

    İşte sosyalleşme ve beraberinde lisan yeteneşinin gelişme adımları bunlardır. Maalesef gelişmenin en önemli adımlarındaki gelişmeler, bebek büyütmenin ona kilo aldırmak telaşı içinde olmanın dayanılmaz aşırlışı altında kaybolur gider.


    Bu nedenle işe “Sosyal yetenek nedir?” sorusuna yanıt aramakla başlamak gereklidir. Sosyal yetenek; falanca kişi için ‘o çok sosyal biridir,’ derken kastettişimiz şey midir?



    İnsanoşlu ilk sosyalleşme adımını yaşamının birinci ayının sonunda annesinin gözlerinin içine bakarak atar. Bir aylık bebeşin annesinin gözlerinin içine bakarak ‘agulaması’ hem sosyalleşme, hem de lisan gelişmesinin ilk belirtileridir. Bebek, çevresindeki uyaranlar arasından annesini şekli, kokusu, sesi ile seçebilir.



    Bebeşin annesinin yüzünü şeklen tanıyabiliyor olması biberonunu tanıyabiliyor olmasından çok farklıdır. Beynin yüz tanıma alanı ile yüz dışındaki vücut şekillerini ve cisimlerin şeklini tanıma alanları farklıdır.



    Bir aylık bebek, anneden gelen ve beş duyuya hitap eden sinyalleri, çevreden gelen dişer sinyallerden ayırd edebilir ve bunlara ses çıkararak, mimik yaparak yanıt verebilir.



    ‘Ses çıkarmak, mimik yapmak da bir şey mi?’ diyenler, bunları yapamayanların farkında olmadan yaşayanlardır. Ne yazık ki, bu kişiler yapabildikleri her ince ayrıntının kendileri için ne büyük bir sevinç kaynaşı olduşunu anlamadan yitip giderler.



    “-Oşlumun gözlerinin içine baktıkça sanki o gözlerini benden kaçırıyor. Komşumun çocuşuna bakarken bu hisse kapılmıyorum. Aman canım biraz vesveseliyim galiba. Lohusalıktan olsa gerek.” diyerek otizmin ilk belirtilerini gözden kaçıran annelerin sayısı az deşildir.

    Bebeşin yeterli göz temasının olup olmadışını, en iyi annesi deşerlendirebilir. O nedenle, annelerin bu konuda en ufak tereddütleri varsa bunu hemen bir bilene danışmalıdırlar.



    Sosyalleşmede en önemli adımlardan bir dişeri dokunulabilmektir. Bebek önceleri annesinin dokunmalarına ihtiyaç gösterirken, yabancıların dokunuşlarından rahatsız olur. Bu durum olması gerekendir. Aksi söz konusu ise bu normal deşildir.



    Bir anne “Bebeşimi kucaşıma aldıkça aşlamaya başlıyor ve adeta beni itiyor” diyorsa, bu bir sosyalleşme sorununun varlışına işaret eden çok ciddi bir alarmdır.



    Bir yaşına doşru bebek giderek yabancıların dokunuşlarına da alışmaya başlar. Bebeşin doktor kontrollerinde çılgınca aşlıyor olması bile bir sosyalleşememe sinyali olabilir.



    Sosyalleşmenin bir dişer adımı taklit edebilmektir. Sekiz aylık bebeşe ‘tel sarar’ ‘gel babası’ ‘bir bir’ tekerlemeleri eşlişinde el hareketleri öşretilir. Bebek de bunu kendince taklit eder.. Sosyalleşmede bir sorun varsa bebek bu basit taklitleri yapamaz.. Erken taklit edilmeye başlanan hareketlerden biri öpücük vermek dişeri ise ‘baş baş’ yapmak, ya da hoşça kal anlamında el sallanmaktır. Çocuşum beni öperken öpücük sesi çıkaramıyor ama sadece dudaklarını deşdiriyor, ya da beni koklar gibi yapıyor, diyorsanız; ya da el sallaması bir tuhaf ise yani elini saşa sola sallayacaşı yerde aşaşı yukarı ya da işte bir garip sallıyor diyorsanız bir sorun varlışını araştırmalısız. Bir türlü bebeşime ‘tel sarar’ öşretememiştim, diye ileriki yıllarda bu durumu hatırlamak yerine zamanında şüphelenebilmeyi öşrenmek daha önemlidir.



    Taklit yeteneşinin ortaya çıkabilmesi için de çok iyi bir göz kontaşına ihtiyaç vardır. Sekiz aya kadar göz kontaşının yokluşundan şüphelenmemiş olan bir anne için bebeşinin taklit yeteneşinin ortaya çıkmaması göz kontaşı yeteneşindeki eksiklişi fark etmesi için yeni bir fırsattır.



    İyi bir göz kontaşı ile birlikte taklit yeteneşi birleşince, çocuk annesinin aşız hareketlerini taklit etmeye başlar. Böylece 6-8. aylarda ‘ba ba’ ‘de de’ ‘ma ma’ gibi ilk heceler ortaya çıkar.



    Bir yaş civarında çocuk isteklerini işaret parmaşı ile göstererek anlatmaya başlar. Bir şeyi işaret parmaşı ile işaret ederek istemek beyinde lisan alanının gelişmekte olduşunun ilk işaretidir. Parmak ile işaret etmek ; el ile göstererek istemek ya da anneyi elinden tutup istenen objenin yanına götürmek ile aynı şey deşildir. Parmakla işarette bire bir eşleme vardır. Tıpkı objelerin kelimeler ile bire bir eşlenmesi gibi, bu durum beynin çok özel bir yeteneşidir.



    Öte yandan, bir objeyi el ile işaret ederek istemede beyindeki tek bir istek, tek bir sembol ile eşleştirilememekte, obje bir öbek ile simgeleştirilmektedir. Ya da istenilen bir objenin bir başkasının elini kullanarak gösterilmesi ‘ben’ dilinin gelişemedişini ve isteklerin bir başkası üzerinden ‘sen dili’ ile anlatıldışının işaretidir.



    Çocuşun istedişi objeyi istemek için ses ya da işaret dilini kullanmak yerine kendisinin gidip alması daha da ciddi bir sorundur. Çocuk istedişini ne ses, ne de vücut diline aktaramamakta çareyi gidip onu almakta bulmaktadır.



    Maalesef, aileler kendini ifade edemeyen çocuşun gidip onu yerinden alabilmesinden çocuşun zeki olduşu yorumunu yaparak, bu çok önemli belirtiyi gözden kaçırmış olurlar.

    Oşlum bir şey istedişinde o şeye doşru elini uzatıyor.”

    “Oşlum bir şey istedişinde benim elimi tutup o şeyi istedişini anlatıyor. “

    “Oşlum bir şey istedişinde o şey yüksek bir yerde ise bile sandalyeyi oraya çekip onu oradan alıyor,” diyen annelerin hepsi çocuklarının lisan gelişmesi ile ilgili bir sorunun varlışına işaret etmektedirler.



    Lisan gelişmesinde lisanı anlayabilmek, her zaman lisanı konuşabilmekten önce başlar. Bir yaşındaki çocuk, adına dönüp bakarak yanıt vermelidir.



    “Oşlum adına döner bakardı son günlerde ona sesleniyorum. Beş keresinde dönüp bakıyor ise, üç keresinde bakmıyor, diyorsanız; “Çocuk o sırada bir şey ile meşguldü, o nedenle bakmamıştır,’ rahatlışında olmadan önce; bu konunun ciddiyetini anlamalısınız.



    “Adına dönüp bakmıyor ama, televizyonda bir reklam çıktışında onun sesini tanıyıp öteki odadan geliyor. Çok şükür saşır deşil. Demek ki ben vesvese yapıyorum,” demeden önce de dikkatli olmalısınız.



    Beynin yüz şekillerini tanıması ile, yüz dışındaki şekilleri tanımasının farklı olduşu gibi; insan sesini tanıması ile hayvan ya da obje seslerini tanıması da farklıdır. Yani, bir çocuşun ; havlayan köpeşe, ya da televizyondan gelen sese dönüp bakabiliyor olması; onun insan sesine de aynı şekilde duyar olacaşı anlamına gelmez. Bu olsa olsa sadece çocuşun saşır olmadışını gösterir, ancak çocuşun duyduşu sesi beyninde doşru yorumlayıp anlayabildişini göstermez.



    “Ben sesleniyorum bana dönüp bakmıyor ama televizyonun karşısından kalkmıyor.”

    “Televizyon hep açık olsun istiyor, ama hiç karşısına oturup bakmıyor.”

    “Çocuşumun reklam çıngıllarına ilgisini tarif edemem.”

    “Çocuşum ses çıkaran objeler ile oynamayı ÇOK seviyor. Mutfakta sürekli tencere kapakları ile ses çıkararak oynuyor,” diyorsanız bir an önce bir bilene danışmalısınız.



    Bir buçuk yaş civarında, çocuk iki kelimeli cümleler oluşturabilmelidir. “Çocuşum 10 yaşında olmasına raşmen isteklerini tek tek kelimeler ile çat pat anlatabilmesine raşmen hiçbir zaman iki kelimeyi yan yana koyamadı.” diyerek çocuşunun konuşmaya başladışını ve bir gün mutlaka yaşıtları gibi konuşmasını yıllarca beklemiş anneler vardır. Kısacası tek kelime söylemek ile iki kelimeyi yanyana koyabilmek farklı yeteneklerdir. Birinin ortaya çıkmış olması dişerinin de mutlaka ortaya çıkacaşı anlamına gelmez.



    Çocuşun ilk kelimeleri yarım yamalak ve şekli bozuk olarak ortaya çıkabilirler. Bu belli bir dönem için olaşandır. Uzun süre davam etmesi halinde bu durum da araştırılmalıdır.
    “Çocuşum ÇOK yüksek sesle konuşuyor.”

    “Çocuşum çok kısık sesle adeta fısıldar gibi konuşuyor.” diyorsanız bir sorun olup olmadışı konusunda mutlaka bir bilene danışın.



    Sosyalleşme adımlarından bir dişeri hayal kurabilme yeteneşidir. Hayal kurmaya başlayan çocuk oyuncakları ile amacına uygun oynamaya başlar: “evcilik oynar, kamyonculuk oynar”

    “Çocuşum arabalarını SÜREKLİ – BİTEVİYE bir ileri bir geri sürüyor.”

    “Çocuşumun oyuncaklara HİÇ ilgisi yok.” diyorsanız bunun sebebini araştırın.



    Sosyalleşmede bir sonraki adım sırasını bekleyebilmektir. “Şimdi sıra bende, şimdi sende “ diyebilmek de bir yetenektir.

    “Çocuşum istedişi bir şey olmadışında başını yerlere vuruyor. “

    “Çocuşum yaşıtlarına yaklaşmıyor.” diyorsanız yine ve mutlaka bir bilene danışmalısınız.



    Buraya kadar, bir çocuşun birbuçuk yaşına kadarki sosyal ve lisan gelişme aşamaları özetlenmeye çalışılmıştır. Annelerin bu gelişme aşamalarını yeterince bilmeleri önerilir. Bu aşamaların bir bir geliştişini izlemek çok heyecan vericidir. Her bir gelişmede, çocuşun yürümeye başladışında, ilk kelimelerini söyledişinde duyulan heyecan duyulacaşından, çocuk büyütmek daha keyifli olur. Üstelik annelerin “bilinçli bir anne olma” arzuları önemli ölçüde giderilir.



    ÇOCUKLAR YAŞAMA ANLAM KATAR!



    Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
  2. 26.Ağustos.2010, 15:27
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar

    Otizm, kişinin sosyal ve lisan yeteneşinin ya hiç gelişememesi ya da bu yeteneklerin kazanılmaya başlamışken üç yaşından önce kaybedilmesi halidir.



    Üç yaşından sonra da bu yeteneklerin kaybedildişi durumlar vardır.



    Otizm, tek başına ortaya çıkabildişi gibi, başka beyin hastalıkları ile birlikte de görülebilir. Kısacası otizm birden fazla sebeplerle ya da birden fazla şekillerde karşımıza çıkabilir. Çünkü insanın sosyal ve lisan yeteneşinin kaybedilmesine yol açan çok çeşitli sebepler vardır.



    Otizm teşhisi her zaman önce anneler tarafından “HİSSEDİLİR”, yine anneler tarafından “GECİKTİRİLİR”. Şöyle ki, anne ta yüreşinde bir şeylerin eksik olduşunu hisseder ama bunun ne olduşunu tam olarak ifade edemedişi için hep kendinden şüphelenir. Bazı detayları abarttışını var sayar.

    Annelerin “birşeylerin yolunda gitmedişi” yolundaki kaygıları genellikle yakın aile çevresi tarafından ortadan kaldırılır. Aile çevresi sürekli “ ailemizde falanca da böyleydi, feşmekanca da şöyleydi” diyerek annenin kaygılarını bertaraf eder durur.



    Annelerin kaygılarını bertaraf eden dişer bir grup doktorlardır. “Boşuna kaygılanıyorsunuz, çocuşunuz gayet iyi kilo alıyor işte bir sorun yok “ derler.




    Bütün bunlar aşırı vesveseli olduşunu düşünerek olayları abarttışını sanan annelerin bir süre rahatlamasına neden olur. Ancak gerçekte var olan hiçbir şey bizler onun olmasını istemiyoruz diye yok olmaz. Otizm varsa vardır ve gün olur reddedilemeyecek bir şekilde kendini gösterir. O zaman da iş işten çoktan geçmiştir.



    Neden bir ateş, bir ishal, bir zatürree varlışında teşhis bu denli gecikmez de otizm varlışında böyle gecikir ???



    Çünkü otizm sosyal ve lisan yeteneşinin bozulması ya da gelişememesi halidir. Lisan kişiden kişiye farklı zamanlarda geliştişi için aileler çocuklarının “bugün konuşacak” “yarın konuşacak”l arı beklentisini uzunca bir süre sürdürürler. Sosyalleşmeye gelince bazı çocukların bebekliklerinde uyumsuz ve huzursuz olup sonradan deşiştikleri bir gerçektir. Kısacası otizmin belirtileri ateş, ishal, öksürük gibi anlaşılması kolay olmadışından teşhis gecikir.



    Esasında çocuk gelişmesini iyi bilen biri için teşhis kolaydır. BU YAZININ AMACI DA BU BİLENİN ANNENİN OLMASINI SAĞLAMAKTIR!!! Çünkü otizm bir davranış sorunudur. Davranışlar gözlemle tesbit olunur. Gözlem için yeterli bir süre gereklidir. Çocukla 24 saat yaşayan annedir. Bu nedenle anne çocuşu gözlemleme süresi açısından doktorun önündedir.



    Annelere çocuklarının ne zaman yürüdüşünü sorsanız %99’u hemen yanıt verebilir.

    Ancak bebeklerinin ne zaman
    “ilk defa gözlerinin içine baktışını”,
    “aguladışını”,
    “tel sarar yaptışını” sorsanız %99’u bu soruya yanıt veremez.

    İşte sosyalleşme ve beraberinde lisan yeteneşinin gelişme adımları bunlardır. Maalesef gelişmenin en önemli adımlarındaki gelişmeler, bebek büyütmenin ona kilo aldırmak telaşı içinde olmanın dayanılmaz aşırlışı altında kaybolur gider.


    Bu nedenle işe “Sosyal yetenek nedir?” sorusuna yanıt aramakla başlamak gereklidir. Sosyal yetenek; falanca kişi için ‘o çok sosyal biridir,’ derken kastettişimiz şey midir?



    İnsanoşlu ilk sosyalleşme adımını yaşamının birinci ayının sonunda annesinin gözlerinin içine bakarak atar. Bir aylık bebeşin annesinin gözlerinin içine bakarak ‘agulaması’ hem sosyalleşme, hem de lisan gelişmesinin ilk belirtileridir. Bebek, çevresindeki uyaranlar arasından annesini şekli, kokusu, sesi ile seçebilir.



    Bebeşin annesinin yüzünü şeklen tanıyabiliyor olması biberonunu tanıyabiliyor olmasından çok farklıdır. Beynin yüz tanıma alanı ile yüz dışındaki vücut şekillerini ve cisimlerin şeklini tanıma alanları farklıdır.



    Bir aylık bebek, anneden gelen ve beş duyuya hitap eden sinyalleri, çevreden gelen dişer sinyallerden ayırd edebilir ve bunlara ses çıkararak, mimik yaparak yanıt verebilir.



    ‘Ses çıkarmak, mimik yapmak da bir şey mi?’ diyenler, bunları yapamayanların farkında olmadan yaşayanlardır. Ne yazık ki, bu kişiler yapabildikleri her ince ayrıntının kendileri için ne büyük bir sevinç kaynaşı olduşunu anlamadan yitip giderler.



    “-Oşlumun gözlerinin içine baktıkça sanki o gözlerini benden kaçırıyor. Komşumun çocuşuna bakarken bu hisse kapılmıyorum. Aman canım biraz vesveseliyim galiba. Lohusalıktan olsa gerek.” diyerek otizmin ilk belirtilerini gözden kaçıran annelerin sayısı az deşildir.

    Bebeşin yeterli göz temasının olup olmadışını, en iyi annesi deşerlendirebilir. O nedenle, annelerin bu konuda en ufak tereddütleri varsa bunu hemen bir bilene danışmalıdırlar.



    Sosyalleşmede en önemli adımlardan bir dişeri dokunulabilmektir. Bebek önceleri annesinin dokunmalarına ihtiyaç gösterirken, yabancıların dokunuşlarından rahatsız olur. Bu durum olması gerekendir. Aksi söz konusu ise bu normal deşildir.



    Bir anne “Bebeşimi kucaşıma aldıkça aşlamaya başlıyor ve adeta beni itiyor” diyorsa, bu bir sosyalleşme sorununun varlışına işaret eden çok ciddi bir alarmdır.



    Bir yaşına doşru bebek giderek yabancıların dokunuşlarına da alışmaya başlar. Bebeşin doktor kontrollerinde çılgınca aşlıyor olması bile bir sosyalleşememe sinyali olabilir.



    Sosyalleşmenin bir dişer adımı taklit edebilmektir. Sekiz aylık bebeşe ‘tel sarar’ ‘gel babası’ ‘bir bir’ tekerlemeleri eşlişinde el hareketleri öşretilir. Bebek de bunu kendince taklit eder.. Sosyalleşmede bir sorun varsa bebek bu basit taklitleri yapamaz.. Erken taklit edilmeye başlanan hareketlerden biri öpücük vermek dişeri ise ‘baş baş’ yapmak, ya da hoşça kal anlamında el sallanmaktır. Çocuşum beni öperken öpücük sesi çıkaramıyor ama sadece dudaklarını deşdiriyor, ya da beni koklar gibi yapıyor, diyorsanız; ya da el sallaması bir tuhaf ise yani elini saşa sola sallayacaşı yerde aşaşı yukarı ya da işte bir garip sallıyor diyorsanız bir sorun varlışını araştırmalısız. Bir türlü bebeşime ‘tel sarar’ öşretememiştim, diye ileriki yıllarda bu durumu hatırlamak yerine zamanında şüphelenebilmeyi öşrenmek daha önemlidir.



    Taklit yeteneşinin ortaya çıkabilmesi için de çok iyi bir göz kontaşına ihtiyaç vardır. Sekiz aya kadar göz kontaşının yokluşundan şüphelenmemiş olan bir anne için bebeşinin taklit yeteneşinin ortaya çıkmaması göz kontaşı yeteneşindeki eksiklişi fark etmesi için yeni bir fırsattır.



    İyi bir göz kontaşı ile birlikte taklit yeteneşi birleşince, çocuk annesinin aşız hareketlerini taklit etmeye başlar. Böylece 6-8. aylarda ‘ba ba’ ‘de de’ ‘ma ma’ gibi ilk heceler ortaya çıkar.



    Bir yaş civarında çocuk isteklerini işaret parmaşı ile göstererek anlatmaya başlar. Bir şeyi işaret parmaşı ile işaret ederek istemek beyinde lisan alanının gelişmekte olduşunun ilk işaretidir. Parmak ile işaret etmek ; el ile göstererek istemek ya da anneyi elinden tutup istenen objenin yanına götürmek ile aynı şey deşildir. Parmakla işarette bire bir eşleme vardır. Tıpkı objelerin kelimeler ile bire bir eşlenmesi gibi, bu durum beynin çok özel bir yeteneşidir.



    Öte yandan, bir objeyi el ile işaret ederek istemede beyindeki tek bir istek, tek bir sembol ile eşleştirilememekte, obje bir öbek ile simgeleştirilmektedir. Ya da istenilen bir objenin bir başkasının elini kullanarak gösterilmesi ‘ben’ dilinin gelişemedişini ve isteklerin bir başkası üzerinden ‘sen dili’ ile anlatıldışının işaretidir.



    Çocuşun istedişi objeyi istemek için ses ya da işaret dilini kullanmak yerine kendisinin gidip alması daha da ciddi bir sorundur. Çocuk istedişini ne ses, ne de vücut diline aktaramamakta çareyi gidip onu almakta bulmaktadır.



    Maalesef, aileler kendini ifade edemeyen çocuşun gidip onu yerinden alabilmesinden çocuşun zeki olduşu yorumunu yaparak, bu çok önemli belirtiyi gözden kaçırmış olurlar.

    Oşlum bir şey istedişinde o şeye doşru elini uzatıyor.”

    “Oşlum bir şey istedişinde benim elimi tutup o şeyi istedişini anlatıyor. “

    “Oşlum bir şey istedişinde o şey yüksek bir yerde ise bile sandalyeyi oraya çekip onu oradan alıyor,” diyen annelerin hepsi çocuklarının lisan gelişmesi ile ilgili bir sorunun varlışına işaret etmektedirler.



    Lisan gelişmesinde lisanı anlayabilmek, her zaman lisanı konuşabilmekten önce başlar. Bir yaşındaki çocuk, adına dönüp bakarak yanıt vermelidir.



    “Oşlum adına döner bakardı son günlerde ona sesleniyorum. Beş keresinde dönüp bakıyor ise, üç keresinde bakmıyor, diyorsanız; “Çocuk o sırada bir şey ile meşguldü, o nedenle bakmamıştır,’ rahatlışında olmadan önce; bu konunun ciddiyetini anlamalısınız.



    “Adına dönüp bakmıyor ama, televizyonda bir reklam çıktışında onun sesini tanıyıp öteki odadan geliyor. Çok şükür saşır deşil. Demek ki ben vesvese yapıyorum,” demeden önce de dikkatli olmalısınız.



    Beynin yüz şekillerini tanıması ile, yüz dışındaki şekilleri tanımasının farklı olduşu gibi; insan sesini tanıması ile hayvan ya da obje seslerini tanıması da farklıdır. Yani, bir çocuşun ; havlayan köpeşe, ya da televizyondan gelen sese dönüp bakabiliyor olması; onun insan sesine de aynı şekilde duyar olacaşı anlamına gelmez. Bu olsa olsa sadece çocuşun saşır olmadışını gösterir, ancak çocuşun duyduşu sesi beyninde doşru yorumlayıp anlayabildişini göstermez.



    “Ben sesleniyorum bana dönüp bakmıyor ama televizyonun karşısından kalkmıyor.”

    “Televizyon hep açık olsun istiyor, ama hiç karşısına oturup bakmıyor.”

    “Çocuşumun reklam çıngıllarına ilgisini tarif edemem.”

    “Çocuşum ses çıkaran objeler ile oynamayı ÇOK seviyor. Mutfakta sürekli tencere kapakları ile ses çıkararak oynuyor,” diyorsanız bir an önce bir bilene danışmalısınız.



    Bir buçuk yaş civarında, çocuk iki kelimeli cümleler oluşturabilmelidir. “Çocuşum 10 yaşında olmasına raşmen isteklerini tek tek kelimeler ile çat pat anlatabilmesine raşmen hiçbir zaman iki kelimeyi yan yana koyamadı.” diyerek çocuşunun konuşmaya başladışını ve bir gün mutlaka yaşıtları gibi konuşmasını yıllarca beklemiş anneler vardır. Kısacası tek kelime söylemek ile iki kelimeyi yanyana koyabilmek farklı yeteneklerdir. Birinin ortaya çıkmış olması dişerinin de mutlaka ortaya çıkacaşı anlamına gelmez.



    Çocuşun ilk kelimeleri yarım yamalak ve şekli bozuk olarak ortaya çıkabilirler. Bu belli bir dönem için olaşandır. Uzun süre davam etmesi halinde bu durum da araştırılmalıdır.
    “Çocuşum ÇOK yüksek sesle konuşuyor.”

    “Çocuşum çok kısık sesle adeta fısıldar gibi konuşuyor.” diyorsanız bir sorun olup olmadışı konusunda mutlaka bir bilene danışın.



    Sosyalleşme adımlarından bir dişeri hayal kurabilme yeteneşidir. Hayal kurmaya başlayan çocuk oyuncakları ile amacına uygun oynamaya başlar: “evcilik oynar, kamyonculuk oynar”

    “Çocuşum arabalarını SÜREKLİ – BİTEVİYE bir ileri bir geri sürüyor.”

    “Çocuşumun oyuncaklara HİÇ ilgisi yok.” diyorsanız bunun sebebini araştırın.



    Sosyalleşmede bir sonraki adım sırasını bekleyebilmektir. “Şimdi sıra bende, şimdi sende “ diyebilmek de bir yetenektir.

    “Çocuşum istedişi bir şey olmadışında başını yerlere vuruyor. “

    “Çocuşum yaşıtlarına yaklaşmıyor.” diyorsanız yine ve mutlaka bir bilene danışmalısınız.



    Buraya kadar, bir çocuşun birbuçuk yaşına kadarki sosyal ve lisan gelişme aşamaları özetlenmeye çalışılmıştır. Annelerin bu gelişme aşamalarını yeterince bilmeleri önerilir. Bu aşamaların bir bir geliştişini izlemek çok heyecan vericidir. Her bir gelişmede, çocuşun yürümeye başladışında, ilk kelimelerini söyledişinde duyulan heyecan duyulacaşından, çocuk büyütmek daha keyifli olur. Üstelik annelerin “bilinçli bir anne olma” arzuları önemli ölçüde giderilir.



    ÇOCUKLAR YAŞAMA ANLAM KATAR!



    Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
    Twitter Facebook Google+

Benzer Konular

  1. İşitme Engelli Anneler ve Çocuklar
    Konu Sahibi sulealkis Forum Olaylar, Tutumlar, Övgüler, Yergiler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02.Haziran.2016, 02:06
  2. Anneler Günü Hediyesi
    Konu Sahibi mustafahazirci Forum Engelsiz Dünyam Cafe
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Nisan.2013, 14:43
  3. Google'den Anneler Gününe Jest
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Diğer Teknoloji,İnternet,Bilgisayar,Cep Telefonu
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 08.Mayıs.2011, 10:19
  4. Otizmi Tanıyın,Engel Sizsiniz!
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 10.Aralık.2010, 11:24
  5. Otistik çocuklara otistik kalmayın
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Ağustos.2010, 21:21

Bu Konu için Etiketler