Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Otizmde Erken Tanı ve Eğitimin Önemi ( Otizm )

Erken tanı ve eğitimin önemini daha iyi anlamak için önce çocuk gelişimi ile ilgili bazı bilgilere değinmemiz yararlı olacaktır. Doğduğumuzda sayıları 1 milyar civarında olan nöronlar yani sinir hücreleri; beyin, omurilik ve vücudumuzu saran sinir sistemini oluşturan hücrelerdir. Beyin gelişimi süresince bu hücrelerin arasında, tıpkı bir ağacın dallarının gelişmesi gibi, bağlantılar kurulur. Bağlantı kurulabilmesi için sinir hücrelerinin uyarılması gereklidir. Sinir hücresi her uyarılışında

Konuyu değerlendir: Otizmde Erken Tanı ve Eğitimin Önemi ( Otizm )

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 3727 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizmde Erken Tanı ve Eğitimin Önemi ( Otizm )

    Erken tanı ve eğitimin önemini daha iyi anlamak için önce çocuk gelişimi ile ilgili bazı bilgilere değinmemiz yararlı olacaktır.
    Doğduğumuzda sayıları 1 milyar civarında olan nöronlar yani sinir hücreleri; beyin, omurilik ve vücudumuzu saran sinir sistemini oluşturan hücrelerdir. Beyin gelişimi süresince bu hücrelerin arasında, tıpkı bir ağacın dallarının gelişmesi gibi, bağlantılar kurulur. Bağlantı kurulabilmesi için sinir hücrelerinin uyarılması gereklidir. Sinir hücresi her uyarılışında binlerce bağlantı yapabilecek özelliktedir. Bebek doğduğunda bu bağlantılar trilyonlarca olmasına rağmen yeterli değildir ve sistemin gelişimi için uyaranların alınıp cevap verilmesi gereklidir. Aksi halde beyin normal gelişimini tamamlayamaz. Örneğin, yeni doğan bir bebek ancak annesinin memesi ile temas edip uyarıldığında emmeyi öğrenebilir. Daha çok bağlantı, çocuğun yeni becerileri kazanması için daha iyi donanım demektir. Özetleyecek olursak, beyin ve sinir sisteminin gelişimi için çocuğun düzenli olarak uyarılması gereklidir; ancak bu sayede çocuğun öğrenmesine temel oluşturacak yapı hazırlanır.
    Otistik çocuklarda, sinir hücreleri arasında kurulan bu bağlantılar, diğer çocuklara göre sayıca daha az ve yapısal olarak da ince, kırılgan ve sağlıksız özellikler taşır.
    Araştırmalar göstermiştir ki, beyin gelişiminin en hızlı olduğu diğer bir deyişle bağlantıların en fazla yapılabildiği dönem, yaşamın ilk beş yaşına kadardır. Bu gelişimsel özellik çocukların öğrenme yeteneğini doğrudan etkilemektedir. California Üniversitesi psikoloji profesörü Alison Gopnik, çocukların tüm yaşamları boyunca öğrenebildiklerinden daha fazlasını ilk beş yaşına kadar olan dönemde öğrenebilecek özellikte olduklarını belirtir.
    Çocuk eğitimcileri, çocuklarda okul öncesi eğitimin yani 3-5 yaş dönemi eğitiminin okul başarısına olumlu etkilerini kanıtlamışlardır. Çocuklar için önemle vurgulanan 3-5 yaş dönemi eğitimi; beyin yapısında yukarıda belirtilen farklılıkları olan ve bundan dolayı özel eğitime ihtiyaç gösteren otistik özellikleri olan çocuklar için daha da önemlidir.
    Bu nedenle;
    Otizmin tanısının 3 yaşından önce konması ve eğitime başlanması, çocuğun öz bakım becerilerini geliştirmesi, toplum içinde yer alması ve eğitimine örgün eğitim sistemi içinde devam etmesinin sağlanması bakımından çok büyük önem taşır.
    Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk sorunu olan çocukların erken yaşta eğitilmelerinin ne denli önemli olduğu 1987 yılında UCLA’dan Dr. Ivar Lovaas’ın yaptığı araştırma ile bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu araştırmaya göre 3-5 yaş arasında yoğun eğitim alan 19 çocuktan 9’u normal bilişsel ve entelektüel davranışlar göstererek yaşıtları ile birlikte temel eğitimlerini bitirmişlerdir. Bu dokuz çocuğun gelişimlerini takip eden çalışmalar, bu çocukların kazandıkları becerileri ergen yaşlarında kaybetmediklerini ve bazılarının otistik olmayan akranlarından ayırt edilmediklerini göstermiştir.
    Otizm, yaşam boyu süren bir bozukluktur ve bu nedenle tam olarak iyileşme bugünkü bilgilere göre mümkün değildir. Ancak; bireyin toplumla kaynaşması, aile ve sosyal yaşama uyum sağlaması, okulda kaynaştırma programına katılması, bağımsız yaşam becerilerini geliştirmesi gibi olumlu gelişmelerden söz edilebilir.
    Yapılan araştırmalar, özellikleri ve gereksinimleri hangi düzeyde olursa olsun her vakada erken tanı, erken yoğun tedavi ve eğitimin olumlu etkisini kanıtlamıştır.
    Otistik çocuklar ve bireylerdeki gelişmeler değerlendirildiğinde, otizmin tanımında yer alan, “sosyal ilişkilerde güçlük”, “iletişimde zorluk”, “sınırlı ilgi, yineleyici ve rutin davranışlar” alanlarının her birinde eşit düzeyde olumlu gelişmeler gözlenmeyebilir. Birey bir alanda çok hızlı gelişme gösterirken, bir diğer alanda ilerleme göstermeyebilir ya da zaman içerisinde, herhangi bir alandaki gelişme duraklayıp, bir diğer alandaki gelişme hız kazanabilir.
    tohumotizm.org.tr
  2. 23.Ağustos.2010, 18:15
    #1
    Erken tanı ve eğitimin önemini daha iyi anlamak için önce çocuk gelişimi ile ilgili bazı bilgilere değinmemiz yararlı olacaktır.
    Doğduğumuzda sayıları 1 milyar civarında olan nöronlar yani sinir hücreleri; beyin, omurilik ve vücudumuzu saran sinir sistemini oluşturan hücrelerdir. Beyin gelişimi süresince bu hücrelerin arasında, tıpkı bir ağacın dallarının gelişmesi gibi, bağlantılar kurulur. Bağlantı kurulabilmesi için sinir hücrelerinin uyarılması gereklidir. Sinir hücresi her uyarılışında binlerce bağlantı yapabilecek özelliktedir. Bebek doğduğunda bu bağlantılar trilyonlarca olmasına rağmen yeterli değildir ve sistemin gelişimi için uyaranların alınıp cevap verilmesi gereklidir. Aksi halde beyin normal gelişimini tamamlayamaz. Örneğin, yeni doğan bir bebek ancak annesinin memesi ile temas edip uyarıldığında emmeyi öğrenebilir. Daha çok bağlantı, çocuğun yeni becerileri kazanması için daha iyi donanım demektir. Özetleyecek olursak, beyin ve sinir sisteminin gelişimi için çocuğun düzenli olarak uyarılması gereklidir; ancak bu sayede çocuğun öğrenmesine temel oluşturacak yapı hazırlanır.
    Otistik çocuklarda, sinir hücreleri arasında kurulan bu bağlantılar, diğer çocuklara göre sayıca daha az ve yapısal olarak da ince, kırılgan ve sağlıksız özellikler taşır.
    Araştırmalar göstermiştir ki, beyin gelişiminin en hızlı olduğu diğer bir deyişle bağlantıların en fazla yapılabildiği dönem, yaşamın ilk beş yaşına kadardır. Bu gelişimsel özellik çocukların öğrenme yeteneğini doğrudan etkilemektedir. California Üniversitesi psikoloji profesörü Alison Gopnik, çocukların tüm yaşamları boyunca öğrenebildiklerinden daha fazlasını ilk beş yaşına kadar olan dönemde öğrenebilecek özellikte olduklarını belirtir.
    Çocuk eğitimcileri, çocuklarda okul öncesi eğitimin yani 3-5 yaş dönemi eğitiminin okul başarısına olumlu etkilerini kanıtlamışlardır. Çocuklar için önemle vurgulanan 3-5 yaş dönemi eğitimi; beyin yapısında yukarıda belirtilen farklılıkları olan ve bundan dolayı özel eğitime ihtiyaç gösteren otistik özellikleri olan çocuklar için daha da önemlidir.
    Bu nedenle;
    Otizmin tanısının 3 yaşından önce konması ve eğitime başlanması, çocuğun öz bakım becerilerini geliştirmesi, toplum içinde yer alması ve eğitimine örgün eğitim sistemi içinde devam etmesinin sağlanması bakımından çok büyük önem taşır.
    Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk sorunu olan çocukların erken yaşta eğitilmelerinin ne denli önemli olduğu 1987 yılında UCLA’dan Dr. Ivar Lovaas’ın yaptığı araştırma ile bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu araştırmaya göre 3-5 yaş arasında yoğun eğitim alan 19 çocuktan 9’u normal bilişsel ve entelektüel davranışlar göstererek yaşıtları ile birlikte temel eğitimlerini bitirmişlerdir. Bu dokuz çocuğun gelişimlerini takip eden çalışmalar, bu çocukların kazandıkları becerileri ergen yaşlarında kaybetmediklerini ve bazılarının otistik olmayan akranlarından ayırt edilmediklerini göstermiştir.
    Otizm, yaşam boyu süren bir bozukluktur ve bu nedenle tam olarak iyileşme bugünkü bilgilere göre mümkün değildir. Ancak; bireyin toplumla kaynaşması, aile ve sosyal yaşama uyum sağlaması, okulda kaynaştırma programına katılması, bağımsız yaşam becerilerini geliştirmesi gibi olumlu gelişmelerden söz edilebilir.
    Yapılan araştırmalar, özellikleri ve gereksinimleri hangi düzeyde olursa olsun her vakada erken tanı, erken yoğun tedavi ve eğitimin olumlu etkisini kanıtlamıştır.
    Otistik çocuklar ve bireylerdeki gelişmeler değerlendirildiğinde, otizmin tanımında yer alan, “sosyal ilişkilerde güçlük”, “iletişimde zorluk”, “sınırlı ilgi, yineleyici ve rutin davranışlar” alanlarının her birinde eşit düzeyde olumlu gelişmeler gözlenmeyebilir. Birey bir alanda çok hızlı gelişme gösterirken, bir diğer alanda ilerleme göstermeyebilir ya da zaman içerisinde, herhangi bir alandaki gelişme duraklayıp, bir diğer alandaki gelişme hız kazanabilir.
    tohumotizm.org.tr
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Göz testiyle otizme erken tanı

    Göz testiyle 9 aydan itibaren çocuklara otizm tanısı koyulabileceği bildirildi.

    Kanada'daki McMaster Üniversitesi'nden Mel Rutherford ve ekibinin geliştirdiği yöntem, çocukların göz hareketlerinin izlenebilmesini ve ölçülebilmesini sağladı.

    Çevresiyle görsel olarak etkileşime giren çocuğun normal geliştiği tezine dayanan araştırmacılar, otizm hastası çocuğun çevresindeki insanların gözlerine bakamadığını ve bakışları yüzlere odaklayamadığı fikrinden yola çıkarak, ailesinde otizm hastası olan ve olmayan 2 grup çocuğun göz hareketlerini inceledi.

    Geliştirilen yöntemle yapılan araştırma, otizm tanısının çocuk 9-12 aylıkken koyulabilmesini sağlayabildi.

    Çocukların bakış yönünü göz hareketlerini saptayabilen bilgisayarlı bir sistemle ölçen Rutherford, testin 10 dakikada yapılabileceğini ve ilk kez tamamen nesnel bir yöntemin uygulandığını söyledi.

    Rutherford, otizm ne kadar çabuk teşhis edilirse tedavisinin o kadar başarılı olacağını da vurguladı. Şimdiye dek otizme 3-4 yaştan önce güvenilir tanı koyulamıyordu.
    Göz testiyle otizme erken tanı : Beyin ve Sinir Sistemi Sağlığı : Saglikbilgisi.com
  4. 27.Ağustos.2010, 11:41
    #2
    Göz testiyle 9 aydan itibaren çocuklara otizm tanısı koyulabileceği bildirildi.

    Kanada'daki McMaster Üniversitesi'nden Mel Rutherford ve ekibinin geliştirdiği yöntem, çocukların göz hareketlerinin izlenebilmesini ve ölçülebilmesini sağladı.

    Çevresiyle görsel olarak etkileşime giren çocuğun normal geliştiği tezine dayanan araştırmacılar, otizm hastası çocuğun çevresindeki insanların gözlerine bakamadığını ve bakışları yüzlere odaklayamadığı fikrinden yola çıkarak, ailesinde otizm hastası olan ve olmayan 2 grup çocuğun göz hareketlerini inceledi.

    Geliştirilen yöntemle yapılan araştırma, otizm tanısının çocuk 9-12 aylıkken koyulabilmesini sağlayabildi.

    Çocukların bakış yönünü göz hareketlerini saptayabilen bilgisayarlı bir sistemle ölçen Rutherford, testin 10 dakikada yapılabileceğini ve ilk kez tamamen nesnel bir yöntemin uygulandığını söyledi.

    Rutherford, otizm ne kadar çabuk teşhis edilirse tedavisinin o kadar başarılı olacağını da vurguladı. Şimdiye dek otizme 3-4 yaştan önce güvenilir tanı koyulamıyordu.
    Göz testiyle otizme erken tanı : Beyin ve Sinir Sistemi Sağlığı : Saglikbilgisi.com
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizmde erken tanı ve özel eğitim çok önemli

    Otizmde erken tanı ve özel eğitim çok önemli Sezen ŞAHİN
    Çocuğun göz temasından kaçması, dil becerisinin ve yaşıtlarıyla iletişiminin bozuk olmasıyla kendini gösteren otizmin tedavisi özel eğitim yoluyla yapılıyor. Erken tanı, eğitimin bir an önce başlaması açısından büyük önem taşıyor
    Bir çocuk göz kontağı kurmuyor, yaşına uygun dil becerisi göstermiyor, tekrarlayan davranışlarda bulunuyorsa dikkat! İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Korkmaz, genetik bir temelde ortaya çıkan otizmin, çocukluk çağının gelişimsel bir hastalığı olduğunu belirterek, bu hastalığın kendisini, çocuğun ilk aylarda göz temasının olmamasıyla, dil gelişiminin ve yaşıtları ve oyuncaklarıyla ilişkisinin bozuk olmasıyla gösterdiğini söyledi.
    Prof. Dr. Korkmaz, laboratuvar tanısı bulunmayan otizmin tanısının uzman kişilerce gözlem yoluyla yapıldığını ifade etti. Korkmaz, “Otizm hastalığının erken ya da kesin tanısını 3 yaşından önce yapmak zordur. Bununla birlikte erken tanı, eğitimin bir an önce başlatılması açısından önemlidir. Erken tanı ile çocuğa daha eğitsel bir müdahale uygulanarak, uyum becerilerini arttırmak mümkün” dedi.
    Tedavisi özel eğitim yoluyla yapılıyor
    Otizm tedavisinin ağırlıklı olarak özel eğitim yoluyla yapıldığına; ilaçlı tedavininse genelde çocuğun başka tip bir sorunu yoksa yapılmadığına dikkat çeken Korkmaz, otizm teşhisi konmuş çocukların tedavisinde genellikle 2-3 yaşlarından itibaren belirli bir eğitsel yaklaşımın olabileceğini söyledi. Korkmaz, otistik çocukların eğitim sürecinde, dil gelişimi ve buna bağlı olarak sözel ifade yeteneğinin oluşmasının büyük önem taşıdığını kaydederek, “Dil gelişimindeki gecikme ve sapmalar otizme özgü değildir; ama çocuğun gelişiminde belirleyici bir rol oynayarak, otistik bireyin okul öncesi ve sonrasında doğrudan veya dolaylı toplumsal öğeleri kavramada ve algılamada yetersiz ve eksik kalmasına neden olmaktadır. Ayrıca iletişim becerilerinin iyileşmesi hâlinde davranış bozuklukları da göreli olarak azalmaktadır” dedi.
    Otistik çocukların yüzde 50’ye yakınının sözel ifade kullanamadığını dile getiren Korkmaz, 5 yaşından önce eğitime başlayan otistik çocukların yüzde 85- 90’ında, sözel ifadenin bir iletişim aracı olarak tekrar kazanıldığının altını çizdi. Korkmaz, sözel ifade yetenekleri geç gelişmiş veya ağır otizm tanısı konan küçük çocuklarda motivasyonal girişimler ve uygulamaların etkili olduğunu belirterek, “Otistik bireyin dil yetisinin gelişiminde, motor taklit becerisi ve uygulanan konuşma terapisinin saatleri, belirleyici rol oynar” diye konuştu. Korkmaz, otizm hastalığı ve artış nedenleri ile ilgili hiçbir sağlam dayanağın olmadığını söyleyerek, bu hastalığa neden olabilecek çevresel, fiziksel, kimyasal etkenlerin araştırıldığını ifade etti.
    Erkek çocuklarda 3-4 kat daha sık görülüyor
    Otizmin temelde birden fazla gene bağlı bir hastalık olduğunu belirten Korkmaz, bu hastalığın erkek çocuklarda, kızlara oranla 3-4 kat daha sık görüldüğünü bildirdi. Prof. Dr. Korkmaz, “Bir iddiaya göre X kromozomuyla taşınan bazı hastalıklar erkek çocuklarda daha sık görülüyor. Anneler taşıyıcı, çocuklar ise hasta olabiliyor” dedi. Otizmin normal, üstün ve düşük zekalı gibi çeşitlerinin olduğuna değinen Korkmaz, “Her zeka düzeyine sahip çocukta görülse de çoğunluğunu düşük zekalı olanlar oluşturuyor. Otistik çocukların hayatlarını iyi bir şekilde devam ettirebilmeleri için zekalarının normal olması bekleniyor” diye konuştu. Prof. Dr. Korkmaz, otistik çocukların hırçın olabildiğini ve kendilerine zarar verici davranışlar sergileyebildiğini sözlerine ekledi. Albert Einstein’ın da üstün zekalı bir otistik olduğunu söyleyen Korkmaz, bu otizm çeşidine ‘Asperger Sendromu’ tanısı konulduğunu ifade etti. Bu sendromun otizmin daha uygun bir çeşidi olduğuna değinen Korkmaz, “Bu bireyler sosyal ilişkilerinde kötü olup, kendi özel ilgi alanlarında çok başarılıdırlar” dedi.
    Yunus tedavisi kesin çözüm değil
    Prof. Dr. Barış Korkmaz, otizm tedavisinde yararlanılan terapilerle ilgili olarak da şunları söyledi: “Müzik, spor ve yunus tedavileri gibi alternatif terapiler, otizm tedavisinde hiçbir zaman çözüm olmamaktadır. Daha çok destekleyici nitelikteki bu terapiler, aileye ümit vermemek ve ekonomik bir yük olmamak şartıyla tedavi için denenebilir. 5 yaşına kadar konuşamamış çocuğun bu yaştan sonra konuşması çok zordur.”
    Normal bir çocukmuş gibi davranmalı
    Korkmaz, ailelerin otizmi iyi anlamaları ve kabullenmeleri gerektiğinin altını çizerek, bulabildikleri her yöntemi denemeleri önerisinde bulundu. Ailelerin her şeye rağmen çocuklarına normal bir çocuk gibi davranmaya devam etmeleri gerektiğine değinen Korkmaz, şöyle konuştu: “Bir anne ve baba, çocukları kendi gözlerine bakmıyorsa bile sabırla bakmaya; çocuğu konuşmuyorsa bile onunla konuşmaya devam etmeli ki bir şeyler alabilsin. Aileler, uyanık ve aktif olmalı, suçlayıcı olmamalı; bu hastalıkla ilgili olarak kendilerini yetiştirmeli ve geliştirmeliler.” Özel eğitimin, otistik çocukların sosyal yetilerini çok fazla artırdığına işaret eden Korkmaz, bu çocukların büyük çoğunluğunun ileriki yaşamlarında bir meslek sahibi olamadıklarını ve aileye bağımlı bir yaşam sürdürdüklerini belirtti.
    İlköğretim çağındaki otistik çocuklar için ilköğretim merkezlerinde alt sınıfların kurulduğunu söyleyen Korkmaz, özellikle yaşı ilerleyen otistik çocuklar için yapılanların çok yetersiz olduğunu ifade etti. Korkmaz, otistik çocuklara beceri kazandırarak toplum yaşamına katılmalarını sağlamak için yapılması gereken çok şey olduğunu belirterek, özellikle ‘Asperger Sendromu’ gibi biraz normalle iç içe olan otistik çocukların daha iyi korunması gerektiği mesajını verdi.

    İletim Online
  6. 30.Ağustos.2010, 09:13
    #3
    Otizmde erken tanı ve özel eğitim çok önemli Sezen ŞAHİN
    Çocuğun göz temasından kaçması, dil becerisinin ve yaşıtlarıyla iletişiminin bozuk olmasıyla kendini gösteren otizmin tedavisi özel eğitim yoluyla yapılıyor. Erken tanı, eğitimin bir an önce başlaması açısından büyük önem taşıyor
    Bir çocuk göz kontağı kurmuyor, yaşına uygun dil becerisi göstermiyor, tekrarlayan davranışlarda bulunuyorsa dikkat! İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Korkmaz, genetik bir temelde ortaya çıkan otizmin, çocukluk çağının gelişimsel bir hastalığı olduğunu belirterek, bu hastalığın kendisini, çocuğun ilk aylarda göz temasının olmamasıyla, dil gelişiminin ve yaşıtları ve oyuncaklarıyla ilişkisinin bozuk olmasıyla gösterdiğini söyledi.
    Prof. Dr. Korkmaz, laboratuvar tanısı bulunmayan otizmin tanısının uzman kişilerce gözlem yoluyla yapıldığını ifade etti. Korkmaz, “Otizm hastalığının erken ya da kesin tanısını 3 yaşından önce yapmak zordur. Bununla birlikte erken tanı, eğitimin bir an önce başlatılması açısından önemlidir. Erken tanı ile çocuğa daha eğitsel bir müdahale uygulanarak, uyum becerilerini arttırmak mümkün” dedi.
    Tedavisi özel eğitim yoluyla yapılıyor
    Otizm tedavisinin ağırlıklı olarak özel eğitim yoluyla yapıldığına; ilaçlı tedavininse genelde çocuğun başka tip bir sorunu yoksa yapılmadığına dikkat çeken Korkmaz, otizm teşhisi konmuş çocukların tedavisinde genellikle 2-3 yaşlarından itibaren belirli bir eğitsel yaklaşımın olabileceğini söyledi. Korkmaz, otistik çocukların eğitim sürecinde, dil gelişimi ve buna bağlı olarak sözel ifade yeteneğinin oluşmasının büyük önem taşıdığını kaydederek, “Dil gelişimindeki gecikme ve sapmalar otizme özgü değildir; ama çocuğun gelişiminde belirleyici bir rol oynayarak, otistik bireyin okul öncesi ve sonrasında doğrudan veya dolaylı toplumsal öğeleri kavramada ve algılamada yetersiz ve eksik kalmasına neden olmaktadır. Ayrıca iletişim becerilerinin iyileşmesi hâlinde davranış bozuklukları da göreli olarak azalmaktadır” dedi.
    Otistik çocukların yüzde 50’ye yakınının sözel ifade kullanamadığını dile getiren Korkmaz, 5 yaşından önce eğitime başlayan otistik çocukların yüzde 85- 90’ında, sözel ifadenin bir iletişim aracı olarak tekrar kazanıldığının altını çizdi. Korkmaz, sözel ifade yetenekleri geç gelişmiş veya ağır otizm tanısı konan küçük çocuklarda motivasyonal girişimler ve uygulamaların etkili olduğunu belirterek, “Otistik bireyin dil yetisinin gelişiminde, motor taklit becerisi ve uygulanan konuşma terapisinin saatleri, belirleyici rol oynar” diye konuştu. Korkmaz, otizm hastalığı ve artış nedenleri ile ilgili hiçbir sağlam dayanağın olmadığını söyleyerek, bu hastalığa neden olabilecek çevresel, fiziksel, kimyasal etkenlerin araştırıldığını ifade etti.
    Erkek çocuklarda 3-4 kat daha sık görülüyor
    Otizmin temelde birden fazla gene bağlı bir hastalık olduğunu belirten Korkmaz, bu hastalığın erkek çocuklarda, kızlara oranla 3-4 kat daha sık görüldüğünü bildirdi. Prof. Dr. Korkmaz, “Bir iddiaya göre X kromozomuyla taşınan bazı hastalıklar erkek çocuklarda daha sık görülüyor. Anneler taşıyıcı, çocuklar ise hasta olabiliyor” dedi. Otizmin normal, üstün ve düşük zekalı gibi çeşitlerinin olduğuna değinen Korkmaz, “Her zeka düzeyine sahip çocukta görülse de çoğunluğunu düşük zekalı olanlar oluşturuyor. Otistik çocukların hayatlarını iyi bir şekilde devam ettirebilmeleri için zekalarının normal olması bekleniyor” diye konuştu. Prof. Dr. Korkmaz, otistik çocukların hırçın olabildiğini ve kendilerine zarar verici davranışlar sergileyebildiğini sözlerine ekledi. Albert Einstein’ın da üstün zekalı bir otistik olduğunu söyleyen Korkmaz, bu otizm çeşidine ‘Asperger Sendromu’ tanısı konulduğunu ifade etti. Bu sendromun otizmin daha uygun bir çeşidi olduğuna değinen Korkmaz, “Bu bireyler sosyal ilişkilerinde kötü olup, kendi özel ilgi alanlarında çok başarılıdırlar” dedi.
    Yunus tedavisi kesin çözüm değil
    Prof. Dr. Barış Korkmaz, otizm tedavisinde yararlanılan terapilerle ilgili olarak da şunları söyledi: “Müzik, spor ve yunus tedavileri gibi alternatif terapiler, otizm tedavisinde hiçbir zaman çözüm olmamaktadır. Daha çok destekleyici nitelikteki bu terapiler, aileye ümit vermemek ve ekonomik bir yük olmamak şartıyla tedavi için denenebilir. 5 yaşına kadar konuşamamış çocuğun bu yaştan sonra konuşması çok zordur.”
    Normal bir çocukmuş gibi davranmalı
    Korkmaz, ailelerin otizmi iyi anlamaları ve kabullenmeleri gerektiğinin altını çizerek, bulabildikleri her yöntemi denemeleri önerisinde bulundu. Ailelerin her şeye rağmen çocuklarına normal bir çocuk gibi davranmaya devam etmeleri gerektiğine değinen Korkmaz, şöyle konuştu: “Bir anne ve baba, çocukları kendi gözlerine bakmıyorsa bile sabırla bakmaya; çocuğu konuşmuyorsa bile onunla konuşmaya devam etmeli ki bir şeyler alabilsin. Aileler, uyanık ve aktif olmalı, suçlayıcı olmamalı; bu hastalıkla ilgili olarak kendilerini yetiştirmeli ve geliştirmeliler.” Özel eğitimin, otistik çocukların sosyal yetilerini çok fazla artırdığına işaret eden Korkmaz, bu çocukların büyük çoğunluğunun ileriki yaşamlarında bir meslek sahibi olamadıklarını ve aileye bağımlı bir yaşam sürdürdüklerini belirtti.
    İlköğretim çağındaki otistik çocuklar için ilköğretim merkezlerinde alt sınıfların kurulduğunu söyleyen Korkmaz, özellikle yaşı ilerleyen otistik çocuklar için yapılanların çok yetersiz olduğunu ifade etti. Korkmaz, otistik çocuklara beceri kazandırarak toplum yaşamına katılmalarını sağlamak için yapılması gereken çok şey olduğunu belirterek, özellikle ‘Asperger Sendromu’ gibi biraz normalle iç içe olan otistik çocukların daha iyi korunması gerektiği mesajını verdi.

    İletim Online
  7. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    bir bebek onların ' otizm erken göstergesi olabilir ' bakışını giderir nerede
    Erken bir işareti bir çocuk olarak nerede oldukları bakışını saptamak belirterek kadar basit olabilir otizm gelişebilir.
    Bu 'at bozukluğun bir form gelişimi açısından yüksek riskli ' çok daha olmayan bir sosyal oyuncak kendi cihazları için sol fiksasyonlu olma olasılıklarının yüksek olduğunu düşünüyordu.


    Ne zaman, otistik kardeşi olan çocuklarda düşük riskli gençlerin benzer bir şekilde yanıt verdi uyarılmış . Ancak onlar olmayan bir sosyal oyuncak çok daha uzun bakan olarak ne zaman yalnız bıraktı geçirdi () poz verdi

    Otizm yaşam boyu gelişimsel özür ve bir spektrum bozukluğu parçasıdır. Başlıca belirtileri sosyal etkileşim ile ilgili sorun , iletişim becerileri ve alışılmadık düşünce ve davranış kalıplarını bozulmaktadır.

    Otizm İngiltere'de bir 100 çocuk etkileyecek ve bu otistik kardeşler düşünülmektedir 25 kat kat fazla otizm aile öyküsü daha durumu geliştirmek için muhtemeldir.

    araştırmacılar Kennedy Krieger enstitü ve University of Delaware bu ' grup 25 akranları ile birlikte yüksek riskli ' 25 altı aylık bebek okudu.

    gençler basit bir joystick ile bir sandalye yerleştirildi. Onlar taşındığı müzikal oyuncak ve aktif olarak onların bakıcı tarafından daha fazla önem verildi. Ne zaman aktif olarak her iki grupta da çocukların meşgul onlar oyuncak olarak yaptığı gibi kişiye bakarak zaman benzer bir miktar geçirdi.

    Ancak, takım Bebeklerin meşgul olmamak olduğunuz zamanlarda bu yüksek risk grubunda bakıcının daha oyuncak bakarak çok daha fazla zaman geçirdim bulundu.
    Eğitim yazar Dr Rebecca Landa , çalışma otizm için ince bir erken marker gösterdiğini söyledi.
    'Bu çalışmada bu yaş altı ayda yüksek riskli kardeşler özel bir güvenlik açığı olduğunu gösterir ' dedi.
    ' Onlar gibi sosyal etkileşim ve kendi akranları gibi meşgul değil, hala genellikle onların bakıcılar tarafından kolayca her iki ebeveyn ve bazı uzmanları tarafından gözden kaçabilmektedir ince bir fark yapım meşgul cevap . '
    Bu çalışma büyük çocuk gibi , otizm yüksek riskli bebeklerin basit neden sonuç sık sık maruz dersler onların kalkınma yardımı yararına düşündürmektedir.
    Çalışmanın her iki grupta da ' Bebekleri aynı derecede çok uyaranlara görev öğrendim , ' Dr Landa dedi.
    ' yüksek riskli kardeşleri hala kapasite onların düşük risk eş yanı sıra bu genç yaşta neden ve sonuç öğrenmek zorundasınız . '

    Dr Gina Gomez de la Cuesta , Eylem Araştırması Lider Ulusal Otistik Toplum olarak dikkatli bulguları konusunda iyimser oldu.

    O Mail Online şöyle dedi: ' Bu ortak ilgi ya da göz bakan desenleri ve otizm için potansiyel bağlantıların çocuğun düzeyi inceliyor çok araştırma olmuştur.

    ' kardeş Bu çalışmada ilginç olarak ortak ilgi yanıtlanması dışında başkaları ile ortak dikkat başlatılması daha sorunlar göstermesidir.

    çocukların tanı olası bir yaşına kadar ' Ancak, bunun ne kadar doğru bu davranışların otizm tanısı tahmin etmek için kullanılabilir söylemek zordur. '

    bu linkten türkçeye çevirdim..



    http://www.dailymail.co.uk/health/ar...or-autism.html
  8. 05.Eylül.2010, 20:15
    #4
    bir bebek onların ' otizm erken göstergesi olabilir ' bakışını giderir nerede
    Erken bir işareti bir çocuk olarak nerede oldukları bakışını saptamak belirterek kadar basit olabilir otizm gelişebilir.
    Bu 'at bozukluğun bir form gelişimi açısından yüksek riskli ' çok daha olmayan bir sosyal oyuncak kendi cihazları için sol fiksasyonlu olma olasılıklarının yüksek olduğunu düşünüyordu.


    Ne zaman, otistik kardeşi olan çocuklarda düşük riskli gençlerin benzer bir şekilde yanıt verdi uyarılmış . Ancak onlar olmayan bir sosyal oyuncak çok daha uzun bakan olarak ne zaman yalnız bıraktı geçirdi () poz verdi

    Otizm yaşam boyu gelişimsel özür ve bir spektrum bozukluğu parçasıdır. Başlıca belirtileri sosyal etkileşim ile ilgili sorun , iletişim becerileri ve alışılmadık düşünce ve davranış kalıplarını bozulmaktadır.

    Otizm İngiltere'de bir 100 çocuk etkileyecek ve bu otistik kardeşler düşünülmektedir 25 kat kat fazla otizm aile öyküsü daha durumu geliştirmek için muhtemeldir.

    araştırmacılar Kennedy Krieger enstitü ve University of Delaware bu ' grup 25 akranları ile birlikte yüksek riskli ' 25 altı aylık bebek okudu.

    gençler basit bir joystick ile bir sandalye yerleştirildi. Onlar taşındığı müzikal oyuncak ve aktif olarak onların bakıcı tarafından daha fazla önem verildi. Ne zaman aktif olarak her iki grupta da çocukların meşgul onlar oyuncak olarak yaptığı gibi kişiye bakarak zaman benzer bir miktar geçirdi.

    Ancak, takım Bebeklerin meşgul olmamak olduğunuz zamanlarda bu yüksek risk grubunda bakıcının daha oyuncak bakarak çok daha fazla zaman geçirdim bulundu.
    Eğitim yazar Dr Rebecca Landa , çalışma otizm için ince bir erken marker gösterdiğini söyledi.
    'Bu çalışmada bu yaş altı ayda yüksek riskli kardeşler özel bir güvenlik açığı olduğunu gösterir ' dedi.
    ' Onlar gibi sosyal etkileşim ve kendi akranları gibi meşgul değil, hala genellikle onların bakıcılar tarafından kolayca her iki ebeveyn ve bazı uzmanları tarafından gözden kaçabilmektedir ince bir fark yapım meşgul cevap . '
    Bu çalışma büyük çocuk gibi , otizm yüksek riskli bebeklerin basit neden sonuç sık sık maruz dersler onların kalkınma yardımı yararına düşündürmektedir.
    Çalışmanın her iki grupta da ' Bebekleri aynı derecede çok uyaranlara görev öğrendim , ' Dr Landa dedi.
    ' yüksek riskli kardeşleri hala kapasite onların düşük risk eş yanı sıra bu genç yaşta neden ve sonuç öğrenmek zorundasınız . '

    Dr Gina Gomez de la Cuesta , Eylem Araştırması Lider Ulusal Otistik Toplum olarak dikkatli bulguları konusunda iyimser oldu.

    O Mail Online şöyle dedi: ' Bu ortak ilgi ya da göz bakan desenleri ve otizm için potansiyel bağlantıların çocuğun düzeyi inceliyor çok araştırma olmuştur.

    ' kardeş Bu çalışmada ilginç olarak ortak ilgi yanıtlanması dışında başkaları ile ortak dikkat başlatılması daha sorunlar göstermesidir.

    çocukların tanı olası bir yaşına kadar ' Ancak, bunun ne kadar doğru bu davranışların otizm tanısı tahmin etmek için kullanılabilir söylemek zordur. '

    bu linkten türkçeye çevirdim..



    http://www.dailymail.co.uk/health/ar...or-autism.html

Benzer Konular

  1. Gelişimsel Kalça Çıkığında Erken Tanı Önemli
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Ağustos.2011, 00:55
  2. Fenilketonüri hastalığının erken tanı ile önlenebileceği belirtildi
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Haziran.2011, 22:27
  3. Akromegaliye kan testiyle erken tanı
    Konu Sahibi aybüke80 Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 13.Nisan.2011, 12:31
  4. Okul Öncesi Eğitimin Önemi Ve Gerekliliği
    Konu Sahibi GöKMeN Forum Okul öncesi, İlköğretim, Lise ve Üniversite Dönemi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Temmuz.2010, 07:30
  5. Engellilerde Eğitimin Önemi...
    Konu Sahibi Defnex Forum Engelliler Konulu Köşe Yazıları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Haziran.2010, 12:56

Bu Konu için Etiketler