Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Yusuf ile Züleyha

züleyha bil ki adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına aşk deyince kulaklarımızda sen çınlıyorsun ilk önce yusuf diye eriyişin-ki; rabbim sana lütfedince yusuf’u, yusuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz ve arıyoruz

Git 12 Sonuncu

Konuyu değerlendir: Yusuf ile Züleyha

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2445 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Yusuf ile Züleyha

    Sponsorlu Bağlantılar

    züleyha
    bil ki
    adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına
    aşk deyince
    kulaklarımızda sen çınlıyorsun
    ilk önce yusuf diye eriyişin-ki; rabbim sana lütfedince yusuf’u, yusuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz ve arıyoruz
  2. 27.Haziran.2010, 20:46
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar

    züleyha
    bil ki
    adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına
    aşk deyince
    kulaklarımızda sen çınlıyorsun
    ilk önce yusuf diye eriyişin-ki; rabbim sana lütfedince yusuf’u, yusuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz ve arıyoruz
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    rabbini bilen züleyha ilk dua olarak hemen oracıkta,
    rabbim, gözlerimden bu acıyı kim silecek benim..?
    kim yıkayacak gözlerimin içini..? kim yıkayacak acılarla dolan kalbimi...

    hemen arkasından da, olsun, dedi...

    rabbim, her şeye razıyım...
    hepsine razıyım...
    yeter ki aşktan azad etme kalbimi...
    yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi...

    göz yaşlarımı ve aşkımı alma, onlar bende kalsın... bedel olsun...

    ödül olsun...
    bağış olsun...

    yoksulluğum zenginliğim olsun...

    aşkım yeter, muhabbet denizinin kıyıları ne denli sınırsızmış göreyim...
    aşkım yeter, varlığımın anlamı neymiş, çözeyim...

    yeter aşkım...

    yeter ki aşkımın kalbime düştüğü yere kadar yükseleyim...
    aşkım yeter, tenimin kafesiyle düştüğüm kuyudan aşkımın tüyleriyle yükseleyim...
    aşkım yeter, tenimin beni hapsettiği zindandan aşkımın kanatlarıyla geçip gideyim...

    aşkla var olduğum yerde yine aşkla yok olayım...

    rabbim, acıya razıyım ama gözyaşım bende kalsın... razıyım yoklukta var olayım...
    yitirdikce bulayım... öldükce doğayım...
    canım çekildikce aradan saf aşktan ibaret kalayım...

    rabbim, çıkar aradan takılıp kaldığım tenimi, kaldır aradan saf aşkla aramdaki perdeleri...
  4. 27.Haziran.2010, 20:47
    #2
    rabbini bilen züleyha ilk dua olarak hemen oracıkta,
    rabbim, gözlerimden bu acıyı kim silecek benim..?
    kim yıkayacak gözlerimin içini..? kim yıkayacak acılarla dolan kalbimi...

    hemen arkasından da, olsun, dedi...

    rabbim, her şeye razıyım...
    hepsine razıyım...
    yeter ki aşktan azad etme kalbimi...
    yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi...

    göz yaşlarımı ve aşkımı alma, onlar bende kalsın... bedel olsun...

    ödül olsun...
    bağış olsun...

    yoksulluğum zenginliğim olsun...

    aşkım yeter, muhabbet denizinin kıyıları ne denli sınırsızmış göreyim...
    aşkım yeter, varlığımın anlamı neymiş, çözeyim...

    yeter aşkım...

    yeter ki aşkımın kalbime düştüğü yere kadar yükseleyim...
    aşkım yeter, tenimin kafesiyle düştüğüm kuyudan aşkımın tüyleriyle yükseleyim...
    aşkım yeter, tenimin beni hapsettiği zindandan aşkımın kanatlarıyla geçip gideyim...

    aşkla var olduğum yerde yine aşkla yok olayım...

    rabbim, acıya razıyım ama gözyaşım bende kalsın... razıyım yoklukta var olayım...
    yitirdikce bulayım... öldükce doğayım...
    canım çekildikce aradan saf aşktan ibaret kalayım...

    rabbim, çıkar aradan takılıp kaldığım tenimi, kaldır aradan saf aşkla aramdaki perdeleri...
  5. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    ey zûleyha…
    sevdasını yüreğine katık eden sevgili…
    gözlerinden gelen yağmurla yüreğindeki ateşi söndürmeye çalışıpta, her damlada bin yürek yakan…

    “ben su serptikçe senin alevin artacak,
    sendeki ateş arttıkça ben daha çok yaş akıtacağım”

    sen ki suretin güzeline bir sınav oldun…
    o ki sana cennet vesilesi…
    ömrün ki yû’suf ila aslına bürünmüş, gerçeği bulmuştu ki gelmiş ve geçmiş en gerçek sevdayı yaşamıştı…

    “zûleyha ki leyla’dan, aslı’dan, şirin’den, zühre’den ve hatta zahide’den sahici”

    sabrın sevgiliyi getirdiğinin en açık kanıtı değil misin..?
    sevgiyi dilde yaşatmak kolay ve gerçekten uzaktı…
    oysa sen sevgiyi önce yüreğinde yaşadın öylesine büyüttün ki, kaldırmadı küçücük görünen ama kocaman olan o yüreğin...
    sonra göklere saldın... rabbine ulaştın...

    ey zûleyha… gör zûleyha… bil zûleyha…

    senden yüzyıllar sonrasında yaşıyoruz...
    insanların küfrünün ve azgınlığının her geçen gün arttığı bir dönemdeyiz…
    sokaklarımız ölü kaynıyor, insanlar kokuşmuş ruhlarıyla geziniyorlar…
    kim kimi sevdiğini bilmeden yürüyor sokaklarda…
    aşk sözleri her ağızda herkese söyleniyor…
    sevdayı sadece beşeri -bedeni- yaptılar…
    ki seni bilen şunu da biliyor ki bu insanların yaşadığı sevgi değil!!

    insanlığın olmadığı bir yerde aşk nasıl yaşasın ki…
    kendini bilmez olan insanlar sevgiyi nasıl bilsinler ki…
    sevmek yok olmak değil aksine var olmaktı…
    varlığın olmadığı yerde, sevgi olur muydu ki..?

    “aşık olmayanlar zûleyha ismine dokunmasınlar”

    ey zûleyha… gör zûleyha… bil zûleyha...

    yüreklerimiz bir kez daha aşkından değil,
    utancından eriyerek söylüyor…
    biz aşkı senle gömdük toprağa...
    ne sevecek, ne de sevilecek bir yürek kaldı ortada…

    bil zûleyha…
    artık sevdalar göklere çıkmıyor…
    daha ilk engelde takılıp geri dönülüyor…
    hala leyla faslındalar ki mevla’ya nasıl ulaşsınlar…
    bir çocuk yürümeden koşamaz ki!
    insan sevginin ne olduğunu bilmeden,
    mevla aşkıyla nasıl yansın...
    hiç yanmamış ki ne bilsin...
    bir yürek nasıl erir, sevgili uğruna nûr olur…
    o sevgi nasıl göklere ulaşsın ki zûleyha…

    “sevgili!... kapına geldik; AŞK’ı öğret bize ve AŞK’ını ver yüreklerimize”

    ama zûleyha, bil ki;
    adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına...
    aşk deyince, kulaklarımızda sen çınlıyorsun...
    ilk önce yûsuf diye eriyişin,
    ki rabbim sana lütfedince yûsuf’u,
    yûsuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz...

    bil zûleyha, senden yüzyıllar sonrada yaşıyoruz...

    ne ömrünü yûsuf uğruna adayacak zûleyha var…
    ne de uğruna ömür adanacak bir yûsuf…

    hal böyleyken, nasıl göklere ulaşsın sevdalar...


    …!


    aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş...
    aşk ile insan elbet güneşe benzer ve aşksız gönül misali taşa benzer...
    hayatı aşka bölünce aşk çoğalır; bütün hayatları toplasan geriye aşk kalır…
  6. 12.Temmuz.2010, 19:15
    #3
    ey zûleyha…
    sevdasını yüreğine katık eden sevgili…
    gözlerinden gelen yağmurla yüreğindeki ateşi söndürmeye çalışıpta, her damlada bin yürek yakan…

    “ben su serptikçe senin alevin artacak,
    sendeki ateş arttıkça ben daha çok yaş akıtacağım”

    sen ki suretin güzeline bir sınav oldun…
    o ki sana cennet vesilesi…
    ömrün ki yû’suf ila aslına bürünmüş, gerçeği bulmuştu ki gelmiş ve geçmiş en gerçek sevdayı yaşamıştı…

    “zûleyha ki leyla’dan, aslı’dan, şirin’den, zühre’den ve hatta zahide’den sahici”

    sabrın sevgiliyi getirdiğinin en açık kanıtı değil misin..?
    sevgiyi dilde yaşatmak kolay ve gerçekten uzaktı…
    oysa sen sevgiyi önce yüreğinde yaşadın öylesine büyüttün ki, kaldırmadı küçücük görünen ama kocaman olan o yüreğin...
    sonra göklere saldın... rabbine ulaştın...

    ey zûleyha… gör zûleyha… bil zûleyha…

    senden yüzyıllar sonrasında yaşıyoruz...
    insanların küfrünün ve azgınlığının her geçen gün arttığı bir dönemdeyiz…
    sokaklarımız ölü kaynıyor, insanlar kokuşmuş ruhlarıyla geziniyorlar…
    kim kimi sevdiğini bilmeden yürüyor sokaklarda…
    aşk sözleri her ağızda herkese söyleniyor…
    sevdayı sadece beşeri -bedeni- yaptılar…
    ki seni bilen şunu da biliyor ki bu insanların yaşadığı sevgi değil!!

    insanlığın olmadığı bir yerde aşk nasıl yaşasın ki…
    kendini bilmez olan insanlar sevgiyi nasıl bilsinler ki…
    sevmek yok olmak değil aksine var olmaktı…
    varlığın olmadığı yerde, sevgi olur muydu ki..?

    “aşık olmayanlar zûleyha ismine dokunmasınlar”

    ey zûleyha… gör zûleyha… bil zûleyha...

    yüreklerimiz bir kez daha aşkından değil,
    utancından eriyerek söylüyor…
    biz aşkı senle gömdük toprağa...
    ne sevecek, ne de sevilecek bir yürek kaldı ortada…

    bil zûleyha…
    artık sevdalar göklere çıkmıyor…
    daha ilk engelde takılıp geri dönülüyor…
    hala leyla faslındalar ki mevla’ya nasıl ulaşsınlar…
    bir çocuk yürümeden koşamaz ki!
    insan sevginin ne olduğunu bilmeden,
    mevla aşkıyla nasıl yansın...
    hiç yanmamış ki ne bilsin...
    bir yürek nasıl erir, sevgili uğruna nûr olur…
    o sevgi nasıl göklere ulaşsın ki zûleyha…

    “sevgili!... kapına geldik; AŞK’ı öğret bize ve AŞK’ını ver yüreklerimize”

    ama zûleyha, bil ki;
    adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına...
    aşk deyince, kulaklarımızda sen çınlıyorsun...
    ilk önce yûsuf diye eriyişin,
    ki rabbim sana lütfedince yûsuf’u,
    yûsuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz...

    bil zûleyha, senden yüzyıllar sonrada yaşıyoruz...

    ne ömrünü yûsuf uğruna adayacak zûleyha var…
    ne de uğruna ömür adanacak bir yûsuf…

    hal böyleyken, nasıl göklere ulaşsın sevdalar...


    …!


    aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş...
    aşk ile insan elbet güneşe benzer ve aşksız gönül misali taşa benzer...
    hayatı aşka bölünce aşk çoğalır; bütün hayatları toplasan geriye aşk kalır…
  7. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Çok güzeldi yüreğine sağlık...
  8. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    teşekkür ettim sevgili akberk.. seninde gözlerine sağlık olsun..
  9. 15.Temmuz.2010, 23:32
    #5
    teşekkür ettim sevgili akberk.. seninde gözlerine sağlık olsun..
  10. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    aşk; züleyha olacağını bile bile
    yusuf'a vurulmaktır

    yusuf olduğunu bile bile
    kuyuya atılmaktır

    kuyu olduğunu bile bile
    yusuf'u saklamaktır

    aşk; hem züleyha, hem yusuf, hem de kuyu

    aşk; olduğunu olabilmektir belki de
  11. 15.Temmuz.2010, 23:33
    #6
    aşk; züleyha olacağını bile bile
    yusuf'a vurulmaktır

    yusuf olduğunu bile bile
    kuyuya atılmaktır

    kuyu olduğunu bile bile
    yusuf'u saklamaktır

    aşk; hem züleyha, hem yusuf, hem de kuyu

    aşk; olduğunu olabilmektir belki de
  12. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    beni rüzgara sor ne yana savrulduğumu o bilir

    söylesin ateş ömrümün geçtiğini

    nasıl kavrulduğumu o bilir

    toprağa sor beni o bilir kaç defa öldüğümü

    hasret kocaman toprak

    hasrete düşen yaprak ben

    söylesene rüzgar çok ama çok titrediğimi

    hıçkır yağmur, hıçkır! ne biçim yağdığımı

    senden çok ağladığımı, sellere kapılıp bulunamadığımı

    yusuf’u boş yere aradığımı hıçkır

    zaman eriyen buz, zamanda çözülen ben

    dalgalı bir deryayım gözünden süzülen

    görünmez sabahlarda kuşlarla ağlaşırım

    sevgini ekmek gibi cömertçe paylaşırım

    kar’ı hiç erimeyen ağrı dağıyım

    sevda bahçesinde hasret bağıyım

    özlem yetiştiriyorum alan var mı

    gözyaşı ekiyorum veren var mı

    benimle beraber seven var mı

    mutluluğun kapısını çalmaktayım

    şimdi sevmeyeceğim Allah’ım

    ta ki seninle dolana kadar

    seviyorum kulum diyene kadar

    hiç bir kuyuya bakmayacağım

    yusuf’u asla bulamayacağım

    sana züleyha olana kadar
  13. 15.Temmuz.2010, 23:34
    #7
    beni rüzgara sor ne yana savrulduğumu o bilir

    söylesin ateş ömrümün geçtiğini

    nasıl kavrulduğumu o bilir

    toprağa sor beni o bilir kaç defa öldüğümü

    hasret kocaman toprak

    hasrete düşen yaprak ben

    söylesene rüzgar çok ama çok titrediğimi

    hıçkır yağmur, hıçkır! ne biçim yağdığımı

    senden çok ağladığımı, sellere kapılıp bulunamadığımı

    yusuf’u boş yere aradığımı hıçkır

    zaman eriyen buz, zamanda çözülen ben

    dalgalı bir deryayım gözünden süzülen

    görünmez sabahlarda kuşlarla ağlaşırım

    sevgini ekmek gibi cömertçe paylaşırım

    kar’ı hiç erimeyen ağrı dağıyım

    sevda bahçesinde hasret bağıyım

    özlem yetiştiriyorum alan var mı

    gözyaşı ekiyorum veren var mı

    benimle beraber seven var mı

    mutluluğun kapısını çalmaktayım

    şimdi sevmeyeceğim Allah’ım

    ta ki seninle dolana kadar

    seviyorum kulum diyene kadar

    hiç bir kuyuya bakmayacağım

    yusuf’u asla bulamayacağım

    sana züleyha olana kadar
  14. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    önce bir sigara yakıp
    satmışım anasını dünyanın
    tutuşturduk mu iki yandan
    için için yanmış kederler
    sonra
    bir yangın duvarı kocaman evrene
    çıplak bir ayak oluruz böylece
    kara topraklara basan
    göller düşleriz
    ki susarız
    köklere vurgun dudaklarımızla
    karanfil tırnaklar
    amber kokan ellerimizde
    sesini dinleriz bütün suskunlukların
    taşlarında tırnaklarımız kör kuyuların
    yık haydi Züleyha

    …/bana sularını anlat
    çatlamış toprağımda filiz
    esaretim olacaksa cümleler

    yüz yılların yasıyla
    kanattık en sert kayaları
    gül taktık biz göğsümüze
    son baharlarda
    gülüşümüzü astılar
    on para etmez sadakaya
    dünlerin yıkılmış köprülerinde
    hüzün şölenlerinde
    suretimizi kestiler
    aşkı serdik saçaklara
    kırlangıçlar kondu
    küllenmiş yüreklerimize
    yaralı bir şarkıya söz oldu
    pembesi kaçmış dilimiz
    uyluklarımıza yerleşik sızıyla
    koşmaya çabaladık
    ki söküldük
    dik yokuşlarda nefessiz
    paralandı acılarımız eski bir mendille
    kırk bir yerinden
    dikmişim yamalarını dünyanın
    yalan mı Züleyha

    …/bana yağmurları anlat
    nar damlası dudağımda kan
    boğulacaksam sağanağında


    yasak kentin acısında
    bir sen vardın
    bir ben Züleyha
    adıyla başladık
    ötesine geçemedik hitabın
    en pahalı pazarlarda
    aradık sevdanın oyasını
    sevginin yanmış saçlarına
    yaslandık
    ki ağladık
    reva dediler hüznü
    onulmaz mutluluklarımıza
    söküp söküp taç örmüş
    gözlerimin yıldızlarını
    şimdi yalnızlığı taşıyor
    koynuna dolanan bir yosma gibi
    gecelerin damında
    vur patlasın davul
    çal oynasın ovul
    ucuz pazarların kölesi
    yapmış sevdayı
    hiç onurlar olmuş adı
    bakır alaşımlı saçlarını sövmüşüm ihanetin
    benim de
    sözcüklerimi aralayanım var
    benim de çekilmeye hakkım var
    yokum artık Züleyha

    …/bana denizleri anlat
    vurgunu yüreğimde kor
    kıyametim olacaksa bu sonbahar


  15. 24.Temmuz.2010, 20:47
    #8
    önce bir sigara yakıp
    satmışım anasını dünyanın
    tutuşturduk mu iki yandan
    için için yanmış kederler
    sonra
    bir yangın duvarı kocaman evrene
    çıplak bir ayak oluruz böylece
    kara topraklara basan
    göller düşleriz
    ki susarız
    köklere vurgun dudaklarımızla
    karanfil tırnaklar
    amber kokan ellerimizde
    sesini dinleriz bütün suskunlukların
    taşlarında tırnaklarımız kör kuyuların
    yık haydi Züleyha

    …/bana sularını anlat
    çatlamış toprağımda filiz
    esaretim olacaksa cümleler

    yüz yılların yasıyla
    kanattık en sert kayaları
    gül taktık biz göğsümüze
    son baharlarda
    gülüşümüzü astılar
    on para etmez sadakaya
    dünlerin yıkılmış köprülerinde
    hüzün şölenlerinde
    suretimizi kestiler
    aşkı serdik saçaklara
    kırlangıçlar kondu
    küllenmiş yüreklerimize
    yaralı bir şarkıya söz oldu
    pembesi kaçmış dilimiz
    uyluklarımıza yerleşik sızıyla
    koşmaya çabaladık
    ki söküldük
    dik yokuşlarda nefessiz
    paralandı acılarımız eski bir mendille
    kırk bir yerinden
    dikmişim yamalarını dünyanın
    yalan mı Züleyha

    …/bana yağmurları anlat
    nar damlası dudağımda kan
    boğulacaksam sağanağında


    yasak kentin acısında
    bir sen vardın
    bir ben Züleyha
    adıyla başladık
    ötesine geçemedik hitabın
    en pahalı pazarlarda
    aradık sevdanın oyasını
    sevginin yanmış saçlarına
    yaslandık
    ki ağladık
    reva dediler hüznü
    onulmaz mutluluklarımıza
    söküp söküp taç örmüş
    gözlerimin yıldızlarını
    şimdi yalnızlığı taşıyor
    koynuna dolanan bir yosma gibi
    gecelerin damında
    vur patlasın davul
    çal oynasın ovul
    ucuz pazarların kölesi
    yapmış sevdayı
    hiç onurlar olmuş adı
    bakır alaşımlı saçlarını sövmüşüm ihanetin
    benim de
    sözcüklerimi aralayanım var
    benim de çekilmeye hakkım var
    yokum artık Züleyha

    …/bana denizleri anlat
    vurgunu yüreğimde kor
    kıyametim olacaksa bu sonbahar


  16. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    yaşadığım yerden
    Mesajlar
    177
    İçinde kendi adımında geçtiği bu güzel paylaşımları okuyup takip etmekten büyük zevk alıyorum .paylaşımın için teşekkürler caım benim yüreğine emeğine sağlık...
  17. 24.Temmuz.2010, 20:51
    #9
    İçinde kendi adımında geçtiği bu güzel paylaşımları okuyup takip etmekten büyük zevk alıyorum .paylaşımın için teşekkürler caım benim yüreğine emeğine sağlık...
  18. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    Sponsorlu Bağlantılar

    adını kıskandığım züleyham
    çok teşekkür ettim canım, seninde gözlerine sağlık.. çok hoş bir adın var kıymetini bil
  19. 24.Temmuz.2010, 21:14
    #10
    Sponsorlu Bağlantılar

    adını kıskandığım züleyham
    çok teşekkür ettim canım, seninde gözlerine sağlık.. çok hoş bir adın var kıymetini bil

Git 12 Sonuncu

Benzer Konular

  1. Yusuf Tekin: 750 yeni öğretmen alacağız Düzenle
    Konu Sahibi MuTeBer Forum KPSS - Genel
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Kasım.2013, 11:34
  2. Zihinsel engelli üvey kardeşi Yusuf Kaya'yı arıyor
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Mayıs.2011, 21:02
  3. Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi'nin Mesajı
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Mayıs.2011, 13:18

Bu Konu için Etiketler