Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Astımlılar Dikkat!!

Türkiye genelinde etkili olan yüksek sıcaklıklar ve nem, astım hastalarını olumsuz etkiliyor. http://img217.imageshack.us/img217/5412/18404.jpg Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nihat Sapan, son haftalarda Türkiye"yi etkisi altına alan sıcak ve nemli havanın, özellikle astım başta olmak üzere, solunum yolu rahatsızlıkları bulunan hastalar için riskli olduğunu söyledi. Astımlı hastaların klimalı ortamlarda bulunmalarının daha faydalı

Konuyu değerlendir: Astımlılar Dikkat!!

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 6098 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Burdur
    Mesajlar
    429

    Astımlılar Dikkat!!

    Türkiye genelinde etkili olan yüksek sıcaklıklar ve nem, astım hastalarını olumsuz etkiliyor.



    Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nihat Sapan, son haftalarda Türkiye"yi etkisi altına alan sıcak ve nemli havanın, özellikle astım başta olmak üzere, solunum yolu rahatsızlıkları bulunan hastalar için riskli olduğunu söyledi. Astımlı hastaların klimalı ortamlarda bulunmalarının daha faydalı olacağına dikkati çeken Sapan, şöyle dedi:

    “Sıcak ve nemli günlerde astımlı hastaların klima cihazlarından yararlanmaları, dış ortam aktivitelerini azaltmaları ve egzersizden kaçınmaları yerinde olur. Bununla birlikte doktorları tarafından kendilerine önerilen astım ilaçlarını kullanmaları gerekir. Bu gibi durumlarda ilaç ihtiyaçları artabilir. Astım bulgularını kontrol altına almakta problemi olan hastaların, ilaç dozları artırılabilir.”

    Kaynak
  2. 18.Ağustos.2010, 20:56
    #1
    Türkiye genelinde etkili olan yüksek sıcaklıklar ve nem, astım hastalarını olumsuz etkiliyor.



    Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nihat Sapan, son haftalarda Türkiye"yi etkisi altına alan sıcak ve nemli havanın, özellikle astım başta olmak üzere, solunum yolu rahatsızlıkları bulunan hastalar için riskli olduğunu söyledi. Astımlı hastaların klimalı ortamlarda bulunmalarının daha faydalı olacağına dikkati çeken Sapan, şöyle dedi:

    “Sıcak ve nemli günlerde astımlı hastaların klima cihazlarından yararlanmaları, dış ortam aktivitelerini azaltmaları ve egzersizden kaçınmaları yerinde olur. Bununla birlikte doktorları tarafından kendilerine önerilen astım ilaçlarını kullanmaları gerekir. Bu gibi durumlarda ilaç ihtiyaçları artabilir. Astım bulgularını kontrol altına almakta problemi olan hastaların, ilaç dozları artırılabilir.”

    Kaynak
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Astım hastaları bu halıyla rahatlayacak



    Havadaki toz ve tehlikeli partikülleri standart halılara göre 4 kat fazla yakalama özelliğine sahip halı üretildi.

    Hollanda merkezli firma tarafından üretilen ve Türkiye'de de satışa sunulmaya başlanan halılar, kullanım ömrü tamamlandıktan sonra hammaddelerine ayrıştırılıp yeniden üretilebilmesiyle de çevreye katkıda bulunuyor.

    Firmanın Türkiye Genel Yetkilisi Petra'nın Direktörü Ziya Başıbüyük, halının, kalitesiz kapalı mekan havasından dolayı en çok riskte olan ve dünyada sayılarının 300 milyona ulaştığı tahmin edilen astım hastalarını sevindireceğini söyledi.

    Astım hastaları için çevrede alerjik reaksiyona yol açabilecek veya hava yollarını tahriş edebilecek madde ve partikülleri solumanın tehlike oluşturduğunu ifade eden Başıbüyük, halının küçük boyuttaki tehlikeli partikülleri, herhangi kimyasal kullanmadan, tamamen mekanik şekilde yakalamak ve tutmak üzere tasarlandığını bildirdi.

    SÜPÜRGEYE AKTARILAN TOZ ORANI YÜZDE 80 FAZLA
    Halının tehlikeli partikülleri yakalayıp hareketsizleştirdiğini, potansiyel olarak zararlı ve alerji yapan bu partiküllerin yaygınlığını azalttığını belirten Başıbüyük, halının ince tozu yakalama ve tutmada sert döşemeden 10 kat, standart halıdan 4 kat daha etkili olduğunu ifade etti.

    Başıbüyük, 50x50 santimetre ölçülerinde karo olarak üretilen halının, elektrikli süpürgeyle temizlenmesinde standart halıyla kıyaslandığında yakalanan ve süpürgeye aktarılabilen toz oranının ise yüzde 80 daha fazla olduğunu dile getirdi.

    Halının özellikle büyük miktarda insan trafiğine sahip okul, ofis ve hastane gibi mekanlarda toz partikülleri toplama özelliği sayesinde bulaşıcı mikropların dolaşımını da engellediğini anlatan Başıbüyük, şöyle devam etti:

    ''Günümüz şehir hayatı ve insan sağlığı düşünüldüğünde bu halı, iç mekan hava kalitesini iyileştirmede son teknolojinin bizlere sunduğu, ileriye doğru atılan en önemli adımlardan biridir. Antibakteriyel özelliğe sahip halı, ayrıca iç mekandaki ısı kaybını da diğer zemin malzemelerine kıyasla düşürüyor. Bu yönüyle de enerji tüketimini azaltarak çevreye katkıda bulunuyor.''

    Halının kullanım ömrü tamamlanıp ham maddelerine ayrıştırılmasından sonra yeniden dönüştürülmüş ham maddeler sayesinde tekrar üretilebildiğini vurgulayan Başıbüyük, ''Böylece bakir dünya kaynaklarını kullanmak yerine hali hazırda kullanılmış kaynaklar, hep aynı iş için tekrar tekrar kullanılıyor. Bu da üst düzey geri dönüşüm zinciridir ve doğal kaynakların korunması açısından son derece önemlidir'' dedi.

    AA

    kaynak
  4. 22.Ağustos.2010, 12:06
    #2


    Havadaki toz ve tehlikeli partikülleri standart halılara göre 4 kat fazla yakalama özelliğine sahip halı üretildi.

    Hollanda merkezli firma tarafından üretilen ve Türkiye'de de satışa sunulmaya başlanan halılar, kullanım ömrü tamamlandıktan sonra hammaddelerine ayrıştırılıp yeniden üretilebilmesiyle de çevreye katkıda bulunuyor.

    Firmanın Türkiye Genel Yetkilisi Petra'nın Direktörü Ziya Başıbüyük, halının, kalitesiz kapalı mekan havasından dolayı en çok riskte olan ve dünyada sayılarının 300 milyona ulaştığı tahmin edilen astım hastalarını sevindireceğini söyledi.

    Astım hastaları için çevrede alerjik reaksiyona yol açabilecek veya hava yollarını tahriş edebilecek madde ve partikülleri solumanın tehlike oluşturduğunu ifade eden Başıbüyük, halının küçük boyuttaki tehlikeli partikülleri, herhangi kimyasal kullanmadan, tamamen mekanik şekilde yakalamak ve tutmak üzere tasarlandığını bildirdi.

    SÜPÜRGEYE AKTARILAN TOZ ORANI YÜZDE 80 FAZLA
    Halının tehlikeli partikülleri yakalayıp hareketsizleştirdiğini, potansiyel olarak zararlı ve alerji yapan bu partiküllerin yaygınlığını azalttığını belirten Başıbüyük, halının ince tozu yakalama ve tutmada sert döşemeden 10 kat, standart halıdan 4 kat daha etkili olduğunu ifade etti.

    Başıbüyük, 50x50 santimetre ölçülerinde karo olarak üretilen halının, elektrikli süpürgeyle temizlenmesinde standart halıyla kıyaslandığında yakalanan ve süpürgeye aktarılabilen toz oranının ise yüzde 80 daha fazla olduğunu dile getirdi.

    Halının özellikle büyük miktarda insan trafiğine sahip okul, ofis ve hastane gibi mekanlarda toz partikülleri toplama özelliği sayesinde bulaşıcı mikropların dolaşımını da engellediğini anlatan Başıbüyük, şöyle devam etti:

    ''Günümüz şehir hayatı ve insan sağlığı düşünüldüğünde bu halı, iç mekan hava kalitesini iyileştirmede son teknolojinin bizlere sunduğu, ileriye doğru atılan en önemli adımlardan biridir. Antibakteriyel özelliğe sahip halı, ayrıca iç mekandaki ısı kaybını da diğer zemin malzemelerine kıyasla düşürüyor. Bu yönüyle de enerji tüketimini azaltarak çevreye katkıda bulunuyor.''

    Halının kullanım ömrü tamamlanıp ham maddelerine ayrıştırılmasından sonra yeniden dönüştürülmüş ham maddeler sayesinde tekrar üretilebildiğini vurgulayan Başıbüyük, ''Böylece bakir dünya kaynaklarını kullanmak yerine hali hazırda kullanılmış kaynaklar, hep aynı iş için tekrar tekrar kullanılıyor. Bu da üst düzey geri dönüşüm zinciridir ve doğal kaynakların korunması açısından son derece önemlidir'' dedi.

    AA

    kaynak
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    kuzenim astım yüzünden çok çekiyor bu habere çok sevinecek paylaşım için teşekkür ederim defnex...
  6. 23.Ağustos.2010, 21:34
    #3
    kuzenim astım yüzünden çok çekiyor bu habere çok sevinecek paylaşım için teşekkür ederim defnex...
  7. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Astımı olanlar, stresten uzak durmalı

    Uzmanlar, alerjik olanlar da dahil, astım hastalarının üzüntü ve stres nedeniyle atak geçirebildikleri uyarısında bulunuyor.

    Hastalar, astım teşhisi aldıktan sonra tüm yaşamlarının değişeceğini ve kısıtlanacaklarını düşünüyor. Sağlıklı bir insanın günlük hayatında dikkat etmesi gerekenlere astım hastalarının biraz daha fazla özen göstermesi gerekiyor.

    Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Reha Baran, alerjik olanlar da dahil, astım hastalarının üzüntü ve stres nedeniyle atak geçirebildiklerini söylüyor.

    Astım hastalığının, alerjik bünyeli kişilerde daha çok görüldüğünü belirten Doç. Baran, hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor:

    “Hastalık yaşam boyu sürüyor, öksürük ve nefes darlığı şikâyetleriyle hayatı zorlaştırıyor. Alerjik astım mevsimsel özellik de taşıyor. Sonbahar ve ilkbaharda alerji artıyor, kişinin alerjik bünyesine bağlı olarak bronşlar kendisini korumak için kasarak ve daralarak cevap veriyor. Bu da nefes alma zorluğunu ortaya çıkarıyor. Astım hastalığı toplumda yüzde 7-20 oranında görülüyor.”

    Doç. Dr. Reha Baran, astımın belirtilerini şöyle sıralıyor:

    Nefes alıp verirken müzikal tarzda nefes sesi duymak. Basit bir öksürükten, ciddi nefes darlığı ataklarına kadar değişen durumların olması. Alerjik rinit dediğimiz burun enfeksiyonları, saman nezlesi, gözlerde yaşarma gibi alerjik şikâyetlerle beraber göğüste sıkışıklık hissi veya öksürük. Gece uykudan uyandıran öksürüklerin görülmesi. Ortam değişiklikleri, egzersiz gibi durumlarda öksürük, göğüs sıkışıklığı yakınmalarının ortaya çıkması.

    HASTALAR KORTİZON KULLANMAKTAN KORKUYOR

    Astım hastalarının hastalıkları konusunda çok iyi eğitilmeleri gerektiğini belirten Doç. Dr. Reha Baran, “Hastalığını iyi bilen bir astım hastası, hastalığını kontrol altına tutmada doktoru kadar kendisine faydalı olabilir” diyor.

    Hastalığın tedavisinde nefes yoluyla çekilen ilaçlar, akciğere lokal etki yaptığı için daha çok tercih ediliyor. Astım bronşların hastalığı olduğundan bronşlara da en kolay nefes yolunu açan ilaçlar yardımıyla ulaşılabiliyor. Astım hastalarının kortizonlu ilaç kullanmaktan korktuğuna dikkati çeken Doç. Dr. Reha Baran, hastalığın tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor:

    “İlacın içindeki kortizonun dozu düşük olduğundan yan etkileri az oluyor. İlacın etkisi yüksek olduğundan bu yan etkiler önemsenmeyebilir. Esas etkisi bronşlarda oluşan ödemi çözmesiyle ortaya çıkıyor. Astım hastalarında bronşlarda çok fazla şişme olduğundan bunu yok etmek için kortizon veriliyor. Tedavide altın standart budur. Eğer oluşan ödemi çözmezseniz bronşlar yine daralacaktır. Hastalara özellikle kortizonları verirken bunun yan etkisinin çok az olduğunu da söylüyoruz. Spreyden ziyade kuru toz veriyoruz. Hasta kendisinin yarattığı bir basınçla kuru tozu içine çekiyor. Bazı hastaların kuru tozu içlerine çekmekte zorlandıklarını görüyoruz bu durumda ilaçlar buharla da verilebilir.”

    ASTIM HASTALARINA HAYATI KOLAYLAŞTIRAN ÖNERİLER

    Astım hastalarının bronşlarında aşırı duyarlılık olduğundan, günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken noktalar ve almaları gereken önlemler var. Endüstrileşmeyle birlikte özellikle de erkekler astımdan daha çok etkilenebiliyor, çünkü bu ortamlarda erkekler daha fazla çalışıyor. Ancak kadınlarda sigara içme oranlarının artması, endüstrileşmeden bağımsız olarak astım hastası kadınların da sayısının artmasına yol açıyor. Astım hastaları bazı önlemleri aldığı takdirde günlük yaşamlarını rahatlıkla sürdürebiliyor. Doç. Dr. Reha Baran bu önlemleri şöyle sıralıyor:

    • Alerji testi yaptırarak kendilerine nelerin alerji yaptığını öğrenmeleri gerekiyor.

    • Ev tozlarından uzak kalınması için etkili temizlik yapılması şart.

    • Odanın halı ile kaplanmaması önemli.

    • Çarşafları düzenli aralıklarla 40 derecede yıkamak lazım.

    • Oda düzenli olarak ve çok iyi havalandırmalı.

    • Evde çerçevelerin ve eşyanın tozu sık sık alınmalı.

    • Astım hastalarına özel toz tutmayan çarşaf takımlarının kullanılmasında yarar var.

    • Odada çiçek bulundurmak sakıncalı.

    • Sonbahar ve ilkbaharda polenler çok olduğundan dışarıda fazla dolaşılmamalı.

    • Gıda alerjisi varsa bu gıdalardan uzak durmak gerekiyor.

    • Sigara dumanı astım atağını tetikliyor.

    • Egzersiz sırasında astım ortaya çıkıyorsa öncesinde önlem alınmalı. Kişi kendi başına değil, uzman bir eğitmen gözetiminde ve verilen programa uygun egzersiz yapmalı.

    • Çok soğuk havada dışarıda olmaktan kaçınılmalı. Havanın direkt ciğere çekilmesi bronşların daralmasına neden olabilir.

    • Kilo alınmaması, rahat nefes alıp vermekte önem taşıyor.

    • Yüzme akciğer kapasitesini artıracağından çok faydalı

    • Üzüntü ve stres astımı tetikleyebilir. Üzüntü ve strese karşı yoga, meditasyon gibi gevşetici teknikler kullanılabilir.

    kaynak
  8. 15.Ekim.2010, 09:35
    #4
    Uzmanlar, alerjik olanlar da dahil, astım hastalarının üzüntü ve stres nedeniyle atak geçirebildikleri uyarısında bulunuyor.

    Hastalar, astım teşhisi aldıktan sonra tüm yaşamlarının değişeceğini ve kısıtlanacaklarını düşünüyor. Sağlıklı bir insanın günlük hayatında dikkat etmesi gerekenlere astım hastalarının biraz daha fazla özen göstermesi gerekiyor.

    Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Reha Baran, alerjik olanlar da dahil, astım hastalarının üzüntü ve stres nedeniyle atak geçirebildiklerini söylüyor.

    Astım hastalığının, alerjik bünyeli kişilerde daha çok görüldüğünü belirten Doç. Baran, hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor:

    “Hastalık yaşam boyu sürüyor, öksürük ve nefes darlığı şikâyetleriyle hayatı zorlaştırıyor. Alerjik astım mevsimsel özellik de taşıyor. Sonbahar ve ilkbaharda alerji artıyor, kişinin alerjik bünyesine bağlı olarak bronşlar kendisini korumak için kasarak ve daralarak cevap veriyor. Bu da nefes alma zorluğunu ortaya çıkarıyor. Astım hastalığı toplumda yüzde 7-20 oranında görülüyor.”

    Doç. Dr. Reha Baran, astımın belirtilerini şöyle sıralıyor:

    Nefes alıp verirken müzikal tarzda nefes sesi duymak. Basit bir öksürükten, ciddi nefes darlığı ataklarına kadar değişen durumların olması. Alerjik rinit dediğimiz burun enfeksiyonları, saman nezlesi, gözlerde yaşarma gibi alerjik şikâyetlerle beraber göğüste sıkışıklık hissi veya öksürük. Gece uykudan uyandıran öksürüklerin görülmesi. Ortam değişiklikleri, egzersiz gibi durumlarda öksürük, göğüs sıkışıklığı yakınmalarının ortaya çıkması.

    HASTALAR KORTİZON KULLANMAKTAN KORKUYOR

    Astım hastalarının hastalıkları konusunda çok iyi eğitilmeleri gerektiğini belirten Doç. Dr. Reha Baran, “Hastalığını iyi bilen bir astım hastası, hastalığını kontrol altına tutmada doktoru kadar kendisine faydalı olabilir” diyor.

    Hastalığın tedavisinde nefes yoluyla çekilen ilaçlar, akciğere lokal etki yaptığı için daha çok tercih ediliyor. Astım bronşların hastalığı olduğundan bronşlara da en kolay nefes yolunu açan ilaçlar yardımıyla ulaşılabiliyor. Astım hastalarının kortizonlu ilaç kullanmaktan korktuğuna dikkati çeken Doç. Dr. Reha Baran, hastalığın tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor:

    “İlacın içindeki kortizonun dozu düşük olduğundan yan etkileri az oluyor. İlacın etkisi yüksek olduğundan bu yan etkiler önemsenmeyebilir. Esas etkisi bronşlarda oluşan ödemi çözmesiyle ortaya çıkıyor. Astım hastalarında bronşlarda çok fazla şişme olduğundan bunu yok etmek için kortizon veriliyor. Tedavide altın standart budur. Eğer oluşan ödemi çözmezseniz bronşlar yine daralacaktır. Hastalara özellikle kortizonları verirken bunun yan etkisinin çok az olduğunu da söylüyoruz. Spreyden ziyade kuru toz veriyoruz. Hasta kendisinin yarattığı bir basınçla kuru tozu içine çekiyor. Bazı hastaların kuru tozu içlerine çekmekte zorlandıklarını görüyoruz bu durumda ilaçlar buharla da verilebilir.”

    ASTIM HASTALARINA HAYATI KOLAYLAŞTIRAN ÖNERİLER

    Astım hastalarının bronşlarında aşırı duyarlılık olduğundan, günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken noktalar ve almaları gereken önlemler var. Endüstrileşmeyle birlikte özellikle de erkekler astımdan daha çok etkilenebiliyor, çünkü bu ortamlarda erkekler daha fazla çalışıyor. Ancak kadınlarda sigara içme oranlarının artması, endüstrileşmeden bağımsız olarak astım hastası kadınların da sayısının artmasına yol açıyor. Astım hastaları bazı önlemleri aldığı takdirde günlük yaşamlarını rahatlıkla sürdürebiliyor. Doç. Dr. Reha Baran bu önlemleri şöyle sıralıyor:

    • Alerji testi yaptırarak kendilerine nelerin alerji yaptığını öğrenmeleri gerekiyor.

    • Ev tozlarından uzak kalınması için etkili temizlik yapılması şart.

    • Odanın halı ile kaplanmaması önemli.

    • Çarşafları düzenli aralıklarla 40 derecede yıkamak lazım.

    • Oda düzenli olarak ve çok iyi havalandırmalı.

    • Evde çerçevelerin ve eşyanın tozu sık sık alınmalı.

    • Astım hastalarına özel toz tutmayan çarşaf takımlarının kullanılmasında yarar var.

    • Odada çiçek bulundurmak sakıncalı.

    • Sonbahar ve ilkbaharda polenler çok olduğundan dışarıda fazla dolaşılmamalı.

    • Gıda alerjisi varsa bu gıdalardan uzak durmak gerekiyor.

    • Sigara dumanı astım atağını tetikliyor.

    • Egzersiz sırasında astım ortaya çıkıyorsa öncesinde önlem alınmalı. Kişi kendi başına değil, uzman bir eğitmen gözetiminde ve verilen programa uygun egzersiz yapmalı.

    • Çok soğuk havada dışarıda olmaktan kaçınılmalı. Havanın direkt ciğere çekilmesi bronşların daralmasına neden olabilir.

    • Kilo alınmaması, rahat nefes alıp vermekte önem taşıyor.

    • Yüzme akciğer kapasitesini artıracağından çok faydalı

    • Üzüntü ve stres astımı tetikleyebilir. Üzüntü ve strese karşı yoga, meditasyon gibi gevşetici teknikler kullanılabilir.

    kaynak
  9. Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    22
    doğru habere ne denir.teşekkürler
  10. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    778

    Astım kontrol altına alınabiliyor



    Adana Dr. Ekrem Karasu Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezaket Erdoğan, ülkemizde yaklaşık her 100 yetişkinden 5-7'sinde, her 100 çocuktan 13-15'inde astım görüldüğüne dikkat çekerek, "Astım doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.

    Kontrol altına alınmadığı durumlarda ise kişilerin günlük aktivitelerini ciddi olarak kısıtlayabilmektedir" dedi.
    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezaket Erdoğan, Astım ve KOAH'ın hava akım ile karakterize solunum sistemi hastalığı olduğunu, KOAH'taki olayın tam olarak geri dönüşümlü olmadığını, bu nedenle astıma nazaran KOAH'ın en iyi tedaviye rağmen ilerleme gösterdiğini, erken dönemde iş gücü kaybına neden olduğunu söyledi. Dr. Erdoğan, "KOAH, Türkiye'de en sık sakat bırakan hastalıklar arasında 8. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda teşhis ve tedavi harcamaları da ekonomik yükün artmasına ek olarak katkıda
    bulunmaktadır.


    KOAH hastalığı yeterince bilinmemekte, dolayısıyla yeterince teşhis konulamamaktadır. Ülkemizdeki KOAH'lı hastaların yüzde 8.4'ü KOAH tanısı almaktadır. KOAH dünyada 4. ölüm nedeni iken, ülkemizde 3. sıradadır. Her yıl dünyada 3 milyon kişi, Türkiye'de ise 2010 yılında 40 bin kişi KOAH nedeniyle ölmektedir.


    Dünyada 300 milyon astım hastası bulunmaktadır. Türkiye'de yaklaşık her 100 yetişkinden 5-7'sinde, her 100 çocuktan 13-15'inde astım görülmektedir. Astım doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Kontrol altına alınmadığı durumlarda ise kişilerin günlük aktivitelerini ciddi olarak kısıtlayabilmektedir.


    2005 yılında dünyada kronik solunum yolu hastalıklarından 4 milyon kişinin öldüğü belirlenmiştir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü 53. Dünya Sağlık Genel Kurulu, kronik solunum yolu hastalıkları alanında özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik hükümetlerin öncülüğünde ve uluslararası destekle çalışmaların başlatılmasına karar verilmiştir.


    Bu amaçla ülkemizde de Türk Toraks Derneği, Sağlık Bakanlığı ve kontrol programında yer alan tüm resmi ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla Türkiye Kronik Solunum Yolu Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programı (GARD-Türkiye) oluşturulmuştur. Bu oluşumda amaç herkes için sağlıklı bir nefes sağlamaktır. Temel hedeflerden en önemlisi hastalıkların gelişiminin önlenmesi, erken dönemde saptanması ve ilerlemesinin önlenmesidir. Bunun için sigaranın bırakılması olmazsa olmazdır. Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren madde nikotindir.


    Nikotin, her nefesten sonra 7 saniyede beyine ulaşmakta, kişinin kendisini iyi hissetmesine ve daha çok nikotin ihtiyacına neden olmaktadır" dedi.
    Dr. Erdoğan, sigara bırakmada birkaç yöntem bulunduğunu ifade ederek, bu konuda da şunları söyledi:


    "Kendi kendine bırakan kişiler olabildiği gibi etkinliği kanıtlanmış tıbbi tedavilerle de sigara bırakılabilir. Sigarayı bırakmakta zorlanan kişiler bir hekim kontrolünde tıbbi yöntemlerle tedavi edilebilir. Sigarayı bırakma tedavisinde nikotin sakızı, nikotin burun spreyi, nikotin bandı, nikotin kartuşu gibi yöntemlerin yanında daha etkili olan nikotin yoksunluk belirtilerini azaltan ilaçlar da kullanılabilir.



    Tıbbi tedaviler hem kişinin aşırı sigara içme isteğini azaltacak hem de nikotin yoksunluk
    belirtilerini kontrol altına alacaktır. Böylece sigarasızlığa alışmak daha kolay olacaktır. Bunların dışında bir üçüncü yöntem de etkinliği bilimsel açıdan tartışmalı tedavilerdir. Bunlar arasında hipnoz ve akupunktur sayılabilir.


    Sigarayı bırakırken kararlı olmalı, bir sigarayı bırakma günü belirlemeli ve bu karar herkese açıklanarak destek istenmelidir. Evde ve iş yerinde sigarayı bırakacak eşyalardan uzak durulmalı, sigara ve çakmak taşımamaya gayret edilmelidir. Sigara bırakıldıktan sonra mücadeleyi kolaylaştıracak yeni günlük etkinliklere, hobi ve zevkler daha çok zaman ayrılmalıdır. Sigarayı bırakmak imkansız değildir ancak karalılıkla başarılır.


    Nikotin yoksunluk belirtilerinin en çok görüleceği dönem ilk 2-3 haftadır. Sigara içmenin sorunlara çözüm getirmeyeceği bilinmelidir. Olumsuz durumlarda sigara içmenin durumu değiştirmeyeceği unutulmamalıdır. Sigarayı bırakanlarda iştah artması ve kilo alımı sık karşılaşılan bir durumdur, bundan korkulmamalıdır. Sigaraya tekrar başlamak için bu bir gerekçe olmamalıdır.



    Bunun için yapılacak egzersizler, düzenli ve düşük kalorili beslenmeler çözüm olacaktır. Astım ve KOAH hastaları kesinlikle sigarayı bırakmalıdır. Çünkü KOAH'lı hastalarda uygulanan tedaviye rağmen hastalığın ilerlemesi engellenememekte, astımlı hastalarda ise hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Her iki durumda da tedavinin başarı oranı azalmaktadır."


    KAYNAK
  11. 03.Kasım.2010, 18:02
    #6


    Adana Dr. Ekrem Karasu Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezaket Erdoğan, ülkemizde yaklaşık her 100 yetişkinden 5-7'sinde, her 100 çocuktan 13-15'inde astım görüldüğüne dikkat çekerek, "Astım doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.

    Kontrol altına alınmadığı durumlarda ise kişilerin günlük aktivitelerini ciddi olarak kısıtlayabilmektedir" dedi.
    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezaket Erdoğan, Astım ve KOAH'ın hava akım ile karakterize solunum sistemi hastalığı olduğunu, KOAH'taki olayın tam olarak geri dönüşümlü olmadığını, bu nedenle astıma nazaran KOAH'ın en iyi tedaviye rağmen ilerleme gösterdiğini, erken dönemde iş gücü kaybına neden olduğunu söyledi. Dr. Erdoğan, "KOAH, Türkiye'de en sık sakat bırakan hastalıklar arasında 8. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda teşhis ve tedavi harcamaları da ekonomik yükün artmasına ek olarak katkıda
    bulunmaktadır.


    KOAH hastalığı yeterince bilinmemekte, dolayısıyla yeterince teşhis konulamamaktadır. Ülkemizdeki KOAH'lı hastaların yüzde 8.4'ü KOAH tanısı almaktadır. KOAH dünyada 4. ölüm nedeni iken, ülkemizde 3. sıradadır. Her yıl dünyada 3 milyon kişi, Türkiye'de ise 2010 yılında 40 bin kişi KOAH nedeniyle ölmektedir.


    Dünyada 300 milyon astım hastası bulunmaktadır. Türkiye'de yaklaşık her 100 yetişkinden 5-7'sinde, her 100 çocuktan 13-15'inde astım görülmektedir. Astım doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Kontrol altına alınmadığı durumlarda ise kişilerin günlük aktivitelerini ciddi olarak kısıtlayabilmektedir.


    2005 yılında dünyada kronik solunum yolu hastalıklarından 4 milyon kişinin öldüğü belirlenmiştir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü 53. Dünya Sağlık Genel Kurulu, kronik solunum yolu hastalıkları alanında özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik hükümetlerin öncülüğünde ve uluslararası destekle çalışmaların başlatılmasına karar verilmiştir.


    Bu amaçla ülkemizde de Türk Toraks Derneği, Sağlık Bakanlığı ve kontrol programında yer alan tüm resmi ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla Türkiye Kronik Solunum Yolu Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programı (GARD-Türkiye) oluşturulmuştur. Bu oluşumda amaç herkes için sağlıklı bir nefes sağlamaktır. Temel hedeflerden en önemlisi hastalıkların gelişiminin önlenmesi, erken dönemde saptanması ve ilerlemesinin önlenmesidir. Bunun için sigaranın bırakılması olmazsa olmazdır. Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren madde nikotindir.


    Nikotin, her nefesten sonra 7 saniyede beyine ulaşmakta, kişinin kendisini iyi hissetmesine ve daha çok nikotin ihtiyacına neden olmaktadır" dedi.
    Dr. Erdoğan, sigara bırakmada birkaç yöntem bulunduğunu ifade ederek, bu konuda da şunları söyledi:


    "Kendi kendine bırakan kişiler olabildiği gibi etkinliği kanıtlanmış tıbbi tedavilerle de sigara bırakılabilir. Sigarayı bırakmakta zorlanan kişiler bir hekim kontrolünde tıbbi yöntemlerle tedavi edilebilir. Sigarayı bırakma tedavisinde nikotin sakızı, nikotin burun spreyi, nikotin bandı, nikotin kartuşu gibi yöntemlerin yanında daha etkili olan nikotin yoksunluk belirtilerini azaltan ilaçlar da kullanılabilir.



    Tıbbi tedaviler hem kişinin aşırı sigara içme isteğini azaltacak hem de nikotin yoksunluk
    belirtilerini kontrol altına alacaktır. Böylece sigarasızlığa alışmak daha kolay olacaktır. Bunların dışında bir üçüncü yöntem de etkinliği bilimsel açıdan tartışmalı tedavilerdir. Bunlar arasında hipnoz ve akupunktur sayılabilir.


    Sigarayı bırakırken kararlı olmalı, bir sigarayı bırakma günü belirlemeli ve bu karar herkese açıklanarak destek istenmelidir. Evde ve iş yerinde sigarayı bırakacak eşyalardan uzak durulmalı, sigara ve çakmak taşımamaya gayret edilmelidir. Sigara bırakıldıktan sonra mücadeleyi kolaylaştıracak yeni günlük etkinliklere, hobi ve zevkler daha çok zaman ayrılmalıdır. Sigarayı bırakmak imkansız değildir ancak karalılıkla başarılır.


    Nikotin yoksunluk belirtilerinin en çok görüleceği dönem ilk 2-3 haftadır. Sigara içmenin sorunlara çözüm getirmeyeceği bilinmelidir. Olumsuz durumlarda sigara içmenin durumu değiştirmeyeceği unutulmamalıdır. Sigarayı bırakanlarda iştah artması ve kilo alımı sık karşılaşılan bir durumdur, bundan korkulmamalıdır. Sigaraya tekrar başlamak için bu bir gerekçe olmamalıdır.



    Bunun için yapılacak egzersizler, düzenli ve düşük kalorili beslenmeler çözüm olacaktır. Astım ve KOAH hastaları kesinlikle sigarayı bırakmalıdır. Çünkü KOAH'lı hastalarda uygulanan tedaviye rağmen hastalığın ilerlemesi engellenememekte, astımlı hastalarda ise hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Her iki durumda da tedavinin başarı oranı azalmaktadır."


    KAYNAK
  12. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Facebook astım krizini tetikliyor

    İtalya'da bazı doktorlar, Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinin stres kaynağı olabileceğini ve astım krizini tetikleyebileceğini bildirdi.


    Napoli'deki bir hastanenin doktorları, "The Lancet" dergisinde yayımlanan makalelerinde 18 yaşındaki bir gencin durumunu ele aldı. Makalede, kız arkadaşından ayrıldıktan sonra kız arkadaşının Facebook'daki arkadaş listesinden silinen depresif gencin astım krizinin annesi tarafından farkedildiği ve doktorlara başvurulduğu belirtildi.

    Yeni bir hesap açarak farklı bir isimle eski kız arkadaşıyla Facebook'da arkadaş olan gencin, kızın fotoğrafını her gördüğünde ''nefesinin kesildiğini'' belirten doktorlar, stresin astım krizini tetiklendiğinin bilindiğini, dolayısıyla bu tür sosyal paylaşım sitelerinin yeni stres kaynakları olabileceğini vurguladı.

    Daha sonra Facebook'a girmesi doktorlar tarafından yasaklanan gencin anormal astım krizlerinin de durduğu belirtildi.

    Fransa'nın Nantes kentinden Profesör Antoine Magnan ise Fransız ''Le Point'' dergisine yaptığı açıklamada, astım ve internet arasında bir bağlantının bulunmadığını söyledi.

    İtalyan doktorların bu değerlendirmesini uluslararası bir bilim dergisinde görmenin kendisini şaşırttığını belirten Magnan, bu durumun çok sıradan olduğunu, her türlü stresin astım hastası bir gençte solunum sorunlarına yol açtığını, bu vakada da aşk acısının ve gencin sevdiği kişiyle bağlantıya geçmesinin buna neden olduğunu vurguladı.

    Gencin, aileye çok önem verilen Napoli kentinde yaşadığını belirten Magnan, annenin oğlu Facebook'a girdiği sırada solunum sorunlarının ortaya çıktığını gördüğünü ve doktora başvurduğunu söyledi.

    Annenin önemli bir rol oynadığını belirten Magnan, ''Ancak sonu acı biten aşk hikayesinin yayımlanmasının bu genç adam için çok iyi olduğundan emin değilim'' dedi.

    kaynak
  13. 20.Kasım.2010, 09:32
    #7
    İtalya'da bazı doktorlar, Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinin stres kaynağı olabileceğini ve astım krizini tetikleyebileceğini bildirdi.


    Napoli'deki bir hastanenin doktorları, "The Lancet" dergisinde yayımlanan makalelerinde 18 yaşındaki bir gencin durumunu ele aldı. Makalede, kız arkadaşından ayrıldıktan sonra kız arkadaşının Facebook'daki arkadaş listesinden silinen depresif gencin astım krizinin annesi tarafından farkedildiği ve doktorlara başvurulduğu belirtildi.

    Yeni bir hesap açarak farklı bir isimle eski kız arkadaşıyla Facebook'da arkadaş olan gencin, kızın fotoğrafını her gördüğünde ''nefesinin kesildiğini'' belirten doktorlar, stresin astım krizini tetiklendiğinin bilindiğini, dolayısıyla bu tür sosyal paylaşım sitelerinin yeni stres kaynakları olabileceğini vurguladı.

    Daha sonra Facebook'a girmesi doktorlar tarafından yasaklanan gencin anormal astım krizlerinin de durduğu belirtildi.

    Fransa'nın Nantes kentinden Profesör Antoine Magnan ise Fransız ''Le Point'' dergisine yaptığı açıklamada, astım ve internet arasında bir bağlantının bulunmadığını söyledi.

    İtalyan doktorların bu değerlendirmesini uluslararası bir bilim dergisinde görmenin kendisini şaşırttığını belirten Magnan, bu durumun çok sıradan olduğunu, her türlü stresin astım hastası bir gençte solunum sorunlarına yol açtığını, bu vakada da aşk acısının ve gencin sevdiği kişiyle bağlantıya geçmesinin buna neden olduğunu vurguladı.

    Gencin, aileye çok önem verilen Napoli kentinde yaşadığını belirten Magnan, annenin oğlu Facebook'a girdiği sırada solunum sorunlarının ortaya çıktığını gördüğünü ve doktora başvurduğunu söyledi.

    Annenin önemli bir rol oynadığını belirten Magnan, ''Ancak sonu acı biten aşk hikayesinin yayımlanmasının bu genç adam için çok iyi olduğundan emin değilim'' dedi.

    kaynak
  14. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    778

    Televizyon, astım riskini tetikliyor

    Günde iki saatten fazlası zararlı...





    İngiltere’de, yaşları 0-11 arasında dağişen 3 bin çocuk incelenerek yapılan bir araştırma, günde iki saatten fazla televizyon izleyen çocuklarda astım gelişmesi riskinin, izlemeyenlerden fazla olduğunu gösterdi


    KAYNAK
  15. 25.Kasım.2010, 15:00
    #8
    Günde iki saatten fazlası zararlı...





    İngiltere’de, yaşları 0-11 arasında dağişen 3 bin çocuk incelenerek yapılan bir araştırma, günde iki saatten fazla televizyon izleyen çocuklarda astım gelişmesi riskinin, izlemeyenlerden fazla olduğunu gösterdi


    KAYNAK
  16. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Kaya tuzu astım ve alerji başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi geliyor

    Çankırı’da bir toplantıya katılan Prof. Dr. Ahmet Maranki, kaya tuzunun rafine edilmemiş halinin insan sağlığı için çok yararlı olduğunu açıkladı.
    Çankırı’da önemli oranda bir tuz kaynağının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Maranki, 1 litre kaplıca suyunda ortalama 1 gram mineral bulunduğunu, aynı orandaki tuzda ise 40 kat mineral olduğunu ifade etti.

    Tuzdaki mineralin bir çok sağlık sorununu çözdüğünü söyleyen Prof. Dr. Maranki, "Çankırı’da çıkartılan işlenmemiş saf tuzdaki mineraller, bedenimizin bir çok ihtiyacını karşılayacak özelliklere sahip. Kaya tuzu, astım ve alerji başta olmak üzere kalp damar ve obezite gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili. Tuz bulunduğu ortamın havasını temizliyor. Dünyanın bir çok yerinde üst solunum yolları rahatsızlığı, astım, bronşit, alerji, polen alerjisi gibi hastalıklarda tedavi amacıyla kullanılıyor" diye konuştu.

    TRT
  17. 28.Aralık.2010, 11:44
    #9
    Çankırı’da bir toplantıya katılan Prof. Dr. Ahmet Maranki, kaya tuzunun rafine edilmemiş halinin insan sağlığı için çok yararlı olduğunu açıkladı.
    Çankırı’da önemli oranda bir tuz kaynağının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Maranki, 1 litre kaplıca suyunda ortalama 1 gram mineral bulunduğunu, aynı orandaki tuzda ise 40 kat mineral olduğunu ifade etti.

    Tuzdaki mineralin bir çok sağlık sorununu çözdüğünü söyleyen Prof. Dr. Maranki, "Çankırı’da çıkartılan işlenmemiş saf tuzdaki mineraller, bedenimizin bir çok ihtiyacını karşılayacak özelliklere sahip. Kaya tuzu, astım ve alerji başta olmak üzere kalp damar ve obezite gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili. Tuz bulunduğu ortamın havasını temizliyor. Dünyanın bir çok yerinde üst solunum yolları rahatsızlığı, astım, bronşit, alerji, polen alerjisi gibi hastalıklarda tedavi amacıyla kullanılıyor" diye konuştu.

    TRT
  18. Üyelik tarihi
    Ağustos.2010
    Nereden
    Gaziantepten
    Mesajlar
    40
    Bilgilendirdiyin için tşk

Git 123 Sonuncu

Benzer Konular

  1. ÖMSS İkinci atamaları ekimde olacakmış dikkat dikkat!!
    Konu Sahibi sebboy58 Forum EKPSS Haberleri - Atamalar - Gündem
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 13.Ağustos.2012, 08:21
  2. Bu sebzelere dikkat!
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Mart.2011, 18:33
  3. YGS'ye girecekler dikkat!
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Okul öncesi, İlköğretim, Lise ve Üniversite Dönemi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21.Şubat.2011, 19:40
  4. Tiroid'e Dikkat!!
    Konu Sahibi DELIDOLU Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 24.Ağustos.2010, 15:57
  5. EMADS'a dikkat!...
    Konu Sahibi okyanus Forum Diğer Teknoloji,İnternet,Bilgisayar,Cep Telefonu
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 06.Ağustos.2010, 00:13

Bu Konu için Etiketler