Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Özel Eğitim Uygulamalarında Yaşanan Son Gelişmeler

http://img837.imageshack.us/img837/7669/28t.png 1986 yılından bu yanan engelli çocukların eğitimi ile ilgili çalışan bir kişi olarak bugün yaşanmakta olanları üzüntü ile izliyorum. Önceki yıllarda Rehberlik araştırma merkezlerine başvursun diye aileleri olanca gücümüzle teşvik ederdik. Gelen ailelere çocuklarının durumunu anlatır, olanakların sınırlılığına birlikte isyan ederdik. O günün koşullarında neler yapabileceğimizi heyecanla anlattığımız yıllar geride kaldı. Bugün gelinen

Konuyu değerlendir: Özel Eğitim Uygulamalarında Yaşanan Son Gelişmeler

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 3133 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Erzurum
    Mesajlar
    646

    Özel Eğitim Uygulamalarında Yaşanan Son Gelişmeler

    Sponsorlu Bağlantılar



    1986 yılından bu yanan engelli çocukların eğitimi ile ilgili çalışan bir kişi olarak bugün yaşanmakta olanları üzüntü ile izliyorum.

    Önceki yıllarda Rehberlik araştırma merkezlerine başvursun diye aileleri olanca gücümüzle teşvik ederdik. Gelen ailelere çocuklarının durumunu anlatır, olanakların sınırlılığına birlikte isyan ederdik. O günün koşullarında neler yapabileceğimizi heyecanla anlattığımız yıllar geride kaldı. Bugün gelinen noktada ailelerin en büyük destekçisi olması gereken Rehberlik Araştırma Merkezleri “özel eğitime ihtiyacı yoktur” türünden raporlar veren bir kurum halini aldı.

    Normal eğitim sistemimizi hiç bilmiyorlarmış gibi, engel düzeyi sınırda olan ya da uzun süreli özel eğitim görmüş engelli çocuklarımızı “özel eğitime ihtiyacı yoktur” ibaresi ile tekrardan eve mahkûm hale getiren bu kararlar her geçen gün çoğalmaktadır. Bin bir güçlükle ilerlettiğimiz çocuklarımızın “bu kadarı yeter” anlayışı ile “engellinin yaşam boyu eğitim” ihtiyacı rafa kalkmaktadır. İtirazlara gelince ailelerimizin bu konuda yapılabilecek şeylerden habersiz oluşu ve işin kötüsü öğrenmeye istekli olmayışı göze çarpmaktadır. Merkezlerin yönlendirmesi ise “rant peşindeler” tepkisi ile karşılanmaktadır.
    Engelli eğitiminde yukarıda anlatılan tek sorun bu değil elbette. Bu sorun buzdağının görünen, dolayısı ile ilk önlem alınması gereken konu. Asıl konu pıtırcık gibi açılan özel eğitim merkezlerinin durumunu gözler önüne sererken görmek mümkün.
    Ülke bütçesinden çok önemli sayılabilecek büyüklükte bir kaynak, engelli eğitimine ayrılmaktadır. Bu konuda ileri ülkelerle yarışır duruma gelmek üzereyiz, bir farkla tabi, gelişmiş ülkeler harcadıklarının karşılığında mutlaka bir kazanım elde ederler, ne yazık ki bu kazanım bizim ülkemiz için çok tartışmalıdır.
    Rekabet adı altında yaşanan pek çok olay, merkezlerin engelli eğitimi ile ilgili yetersizliklerini örtbas etmek için aileye rüşvet veren uygulamalara dönüştüğünü görmekteyiz.
    Öncelikle bu merkezlerin açılış prosedürünün gözden geçirilmesi gerekmektedir, çünkü bugün isteyen herkes böyle bir merkezi açabilmektedir. Örneğin düne kadar engelli eğitimine gönül verenlere “engellinin eğitimi mi olurmuş?” diyen bir hastane yetkilisi bugün merkez açmıştır. Her şey özürlüler yasasında tanınan hakların istismarı ile başlamıştır. Alanda sınırlı olan yetişmiş insan kaynağının hedeflerini alt üst eden uygulamalar bu dönem başlamıştır.
    En önemli hedefi engelli çocuğu daha kolay yaşam koşullarına kavuşturmak ve kendine yetecek bir birey olmasını sağlamak olan özel eğitimcinin, bugün hızla bu hedeften uzaklaştığını görmekteyiz. Engelli çocuğun asıl amaç olduğu eğitim programlarını bugün soran yok. İstenen belgeler daha çok ödeme ile ilgili “cingözlük” belgeleridir.
    Elbette rekabet oldukça faydalı sonuçlar doğurur. Hiç kuşku yok ki rekabetsiz bir çalışma yaşamı çok sağlıklı işlemez, ancak rekabetin ahlaki olması en az rekabetin kendisi kadar önemlidir.
    Ailelerimizin kısa süre öncesine kadar, çocuklarının gelişimine gösterdikleri ilgi ile bugün gösterdikleri ilgi arasında çok fark bulunmaktadır. Çocuğunu hangi merkeze vereceğine karar verirken etkilendiği değerler ve kriterler oldukça farklılaşmış ve çocuğun çıkarlarını gözeten bir anlayıştan hızla uzaklaşmıştır. Bugün veliler;
    “Çocuğum bu merkezde nasıl bir gelişme gösterir?”

    “Bu merkezin söylediklerini gerçekleştirebilecek fiziki koşullara, insan kaynaklarına, bilgi ve deneyim birikimine sahip midir?”

    “Özel eğitim ve rehabilitasyon alanında meydana gelen gelişmeleri izleyebiliyor mu?” “ bu merkezi kuranın amacı nedir?”

    “Merkezin kurucusu özel eğitimle ilgili mesleki bir eğitim almış mı?”

    “Çocuğumun en önemli gelişim yıllarını burada değerlendirmesi ona fayda sağlar mı?”

    “Merkezin gelecek için hedefleri benim çocuğumun gelecek hedefleri ile örtüşüyor mu?”

    “Bu merkezden ihtiyaç duyduğum rehberlik ve yönlendirme bilgilerini alabilecek miyim?”

    Sorularını sormaktan vazgeçmiş durumdadırlar. Ağırlıkla kendilerine söylenen ve çocuğun eğitimi ile ilgisi olmayan vaatlere dikkat kesmişlerdir. Elbette bunu yapmayan ve çocuğunun nerde olması gerektiğini bilen ailelerimiz var. Ancak asıl büyük bölüm maalesef bugün şu soruya daha çok odaklıdır. Bu soruda çocuk değil ailenin kısa süreli ufak çıkarlara yöneldiğini görmek mümkün.
    “Bu merkez benim bir ihtiyacımı karşılar mı?”

    Karşılanması beklenen ihtiyaç geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Denebilir ki bu normal bir durumdur. Ancak tüm dikkatlerin çocuktan alınıp “ihtiyaç karşılama” ya yönlendirilmesi durumunda yukarıda sorulması gerekli sorular sorulamaz olur.
    Bugün ülkemizin her köşesinde sürekli artan bir hızla açılan merkezlerin amaçlanan sonuçları doğuracak yeterliliğe sahip olmadıkları açıktır. Bu yetersizlikleri kapatabilmek için kendilerini “promosyon” perdesi ile örtmektedir. Kulağımıza gelen bazı uygulamalar bunun bir an önce çözülmesi gereken en önemli engelli çocuk sorunu olduğunu göstermektedir.
    Çocuğu sabah evden alan bir merkezin servis aracı bir-iki saat dolaştırdıktan sonra eğitim almış gibi tekrar eve geri getirdiğini duymak, oldukça düşündürücüdür.

    Meslek elemanlarının diplomalarını alıp başka elemanlar çalıştırmak gittikçe yaygınlaşmaktadır.
    Yağ, şeker ve un vb. hediyelerin yanı sıra, tehditlerin de başladığını duymak alana yıllarını vermiş bizleri üzmenin ötesinde düşündürmektedir de…
    Yapılabilecekler:

    —Etkin denetim ve alandan olmayanlara merkez açma yetkisinin verilmemesi.
    —Velilerin mutlaka çocuğa dönük sorunlara odaklanması ve bu sorunları çözebileceğine inandığı merkezlerden yararlanması çocuğun geleceğinde belirleyici olacaktır.

    —Personel denetimlerinin gerçek zamanlı olmasının sağlanması. “Diploması var kendisi yok “ uygulamasının önüne geçilmesi.

    —Rehberlik ve araştırma merkezlerinin amaçları engelli çocuğun eğitimini südremesini sağlamaktır. Bu konuda daha duyarlı bir anlayışa sahip olunması gerekmektedir.

    —Tüm merkezleri eşit gören anlayışın yetkili kurumlarca hemen terk edilmesi ve merkezler arasında ki farklılığı pozitif ayrımcılık ile değerlendirme yoluna gitmeleri gerekmektedir.

    —Basının ve görsel medyanın engelli sorunlarına yaklaşım biçimlerini bilimsel temellere oturtulması çok önemlidir.

    Engelli çocuğun tek destekçisi olan özel eğitimi girdiği bu bulanık durumdan berrak bir duruma tekrar kavuşturmak için herkesin üstüne düşeni yapması dileğiyle…

    Yazar: Bedi Aydın
  2. 18.Ağustos.2010, 17:38
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar



    1986 yılından bu yanan engelli çocukların eğitimi ile ilgili çalışan bir kişi olarak bugün yaşanmakta olanları üzüntü ile izliyorum.

    Önceki yıllarda Rehberlik araştırma merkezlerine başvursun diye aileleri olanca gücümüzle teşvik ederdik. Gelen ailelere çocuklarının durumunu anlatır, olanakların sınırlılığına birlikte isyan ederdik. O günün koşullarında neler yapabileceğimizi heyecanla anlattığımız yıllar geride kaldı. Bugün gelinen noktada ailelerin en büyük destekçisi olması gereken Rehberlik Araştırma Merkezleri “özel eğitime ihtiyacı yoktur” türünden raporlar veren bir kurum halini aldı.

    Normal eğitim sistemimizi hiç bilmiyorlarmış gibi, engel düzeyi sınırda olan ya da uzun süreli özel eğitim görmüş engelli çocuklarımızı “özel eğitime ihtiyacı yoktur” ibaresi ile tekrardan eve mahkûm hale getiren bu kararlar her geçen gün çoğalmaktadır. Bin bir güçlükle ilerlettiğimiz çocuklarımızın “bu kadarı yeter” anlayışı ile “engellinin yaşam boyu eğitim” ihtiyacı rafa kalkmaktadır. İtirazlara gelince ailelerimizin bu konuda yapılabilecek şeylerden habersiz oluşu ve işin kötüsü öğrenmeye istekli olmayışı göze çarpmaktadır. Merkezlerin yönlendirmesi ise “rant peşindeler” tepkisi ile karşılanmaktadır.
    Engelli eğitiminde yukarıda anlatılan tek sorun bu değil elbette. Bu sorun buzdağının görünen, dolayısı ile ilk önlem alınması gereken konu. Asıl konu pıtırcık gibi açılan özel eğitim merkezlerinin durumunu gözler önüne sererken görmek mümkün.
    Ülke bütçesinden çok önemli sayılabilecek büyüklükte bir kaynak, engelli eğitimine ayrılmaktadır. Bu konuda ileri ülkelerle yarışır duruma gelmek üzereyiz, bir farkla tabi, gelişmiş ülkeler harcadıklarının karşılığında mutlaka bir kazanım elde ederler, ne yazık ki bu kazanım bizim ülkemiz için çok tartışmalıdır.
    Rekabet adı altında yaşanan pek çok olay, merkezlerin engelli eğitimi ile ilgili yetersizliklerini örtbas etmek için aileye rüşvet veren uygulamalara dönüştüğünü görmekteyiz.
    Öncelikle bu merkezlerin açılış prosedürünün gözden geçirilmesi gerekmektedir, çünkü bugün isteyen herkes böyle bir merkezi açabilmektedir. Örneğin düne kadar engelli eğitimine gönül verenlere “engellinin eğitimi mi olurmuş?” diyen bir hastane yetkilisi bugün merkez açmıştır. Her şey özürlüler yasasında tanınan hakların istismarı ile başlamıştır. Alanda sınırlı olan yetişmiş insan kaynağının hedeflerini alt üst eden uygulamalar bu dönem başlamıştır.
    En önemli hedefi engelli çocuğu daha kolay yaşam koşullarına kavuşturmak ve kendine yetecek bir birey olmasını sağlamak olan özel eğitimcinin, bugün hızla bu hedeften uzaklaştığını görmekteyiz. Engelli çocuğun asıl amaç olduğu eğitim programlarını bugün soran yok. İstenen belgeler daha çok ödeme ile ilgili “cingözlük” belgeleridir.
    Elbette rekabet oldukça faydalı sonuçlar doğurur. Hiç kuşku yok ki rekabetsiz bir çalışma yaşamı çok sağlıklı işlemez, ancak rekabetin ahlaki olması en az rekabetin kendisi kadar önemlidir.
    Ailelerimizin kısa süre öncesine kadar, çocuklarının gelişimine gösterdikleri ilgi ile bugün gösterdikleri ilgi arasında çok fark bulunmaktadır. Çocuğunu hangi merkeze vereceğine karar verirken etkilendiği değerler ve kriterler oldukça farklılaşmış ve çocuğun çıkarlarını gözeten bir anlayıştan hızla uzaklaşmıştır. Bugün veliler;
    “Çocuğum bu merkezde nasıl bir gelişme gösterir?”

    “Bu merkezin söylediklerini gerçekleştirebilecek fiziki koşullara, insan kaynaklarına, bilgi ve deneyim birikimine sahip midir?”

    “Özel eğitim ve rehabilitasyon alanında meydana gelen gelişmeleri izleyebiliyor mu?” “ bu merkezi kuranın amacı nedir?”

    “Merkezin kurucusu özel eğitimle ilgili mesleki bir eğitim almış mı?”

    “Çocuğumun en önemli gelişim yıllarını burada değerlendirmesi ona fayda sağlar mı?”

    “Merkezin gelecek için hedefleri benim çocuğumun gelecek hedefleri ile örtüşüyor mu?”

    “Bu merkezden ihtiyaç duyduğum rehberlik ve yönlendirme bilgilerini alabilecek miyim?”

    Sorularını sormaktan vazgeçmiş durumdadırlar. Ağırlıkla kendilerine söylenen ve çocuğun eğitimi ile ilgisi olmayan vaatlere dikkat kesmişlerdir. Elbette bunu yapmayan ve çocuğunun nerde olması gerektiğini bilen ailelerimiz var. Ancak asıl büyük bölüm maalesef bugün şu soruya daha çok odaklıdır. Bu soruda çocuk değil ailenin kısa süreli ufak çıkarlara yöneldiğini görmek mümkün.
    “Bu merkez benim bir ihtiyacımı karşılar mı?”

    Karşılanması beklenen ihtiyaç geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Denebilir ki bu normal bir durumdur. Ancak tüm dikkatlerin çocuktan alınıp “ihtiyaç karşılama” ya yönlendirilmesi durumunda yukarıda sorulması gerekli sorular sorulamaz olur.
    Bugün ülkemizin her köşesinde sürekli artan bir hızla açılan merkezlerin amaçlanan sonuçları doğuracak yeterliliğe sahip olmadıkları açıktır. Bu yetersizlikleri kapatabilmek için kendilerini “promosyon” perdesi ile örtmektedir. Kulağımıza gelen bazı uygulamalar bunun bir an önce çözülmesi gereken en önemli engelli çocuk sorunu olduğunu göstermektedir.
    Çocuğu sabah evden alan bir merkezin servis aracı bir-iki saat dolaştırdıktan sonra eğitim almış gibi tekrar eve geri getirdiğini duymak, oldukça düşündürücüdür.

    Meslek elemanlarının diplomalarını alıp başka elemanlar çalıştırmak gittikçe yaygınlaşmaktadır.
    Yağ, şeker ve un vb. hediyelerin yanı sıra, tehditlerin de başladığını duymak alana yıllarını vermiş bizleri üzmenin ötesinde düşündürmektedir de…
    Yapılabilecekler:

    —Etkin denetim ve alandan olmayanlara merkez açma yetkisinin verilmemesi.
    —Velilerin mutlaka çocuğa dönük sorunlara odaklanması ve bu sorunları çözebileceğine inandığı merkezlerden yararlanması çocuğun geleceğinde belirleyici olacaktır.

    —Personel denetimlerinin gerçek zamanlı olmasının sağlanması. “Diploması var kendisi yok “ uygulamasının önüne geçilmesi.

    —Rehberlik ve araştırma merkezlerinin amaçları engelli çocuğun eğitimini südremesini sağlamaktır. Bu konuda daha duyarlı bir anlayışa sahip olunması gerekmektedir.

    —Tüm merkezleri eşit gören anlayışın yetkili kurumlarca hemen terk edilmesi ve merkezler arasında ki farklılığı pozitif ayrımcılık ile değerlendirme yoluna gitmeleri gerekmektedir.

    —Basının ve görsel medyanın engelli sorunlarına yaklaşım biçimlerini bilimsel temellere oturtulması çok önemlidir.

    Engelli çocuğun tek destekçisi olan özel eğitimi girdiği bu bulanık durumdan berrak bir duruma tekrar kavuşturmak için herkesin üstüne düşeni yapması dileğiyle…

    Yazar: Bedi Aydın
    Twitter Facebook Google+
  3. doktor
    18.Ağustos.2010, 17:41
    #2
    bu özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleride fazla masum ayaklarındalar resmen engellileri sömürüyorlar buna neden itiraz eden yok
  4. 18.Ağustos.2010, 17:41
    #2
    doktor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    doktor
    Misafir
    bu özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleride fazla masum ayaklarındalar resmen engellileri sömürüyorlar buna neden itiraz eden yok
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Sponsorlu Bağlantılar

    önemli olan bu merkez benim ihtiyacımı karşılarmı ayrıca eğitimi veren eğitimcilerin akedemik durumları öncelik olmalı bence...
  6. 18.Ağustos.2010, 20:39
    #3
    Sponsorlu Bağlantılar

    önemli olan bu merkez benim ihtiyacımı karşılarmı ayrıca eğitimi veren eğitimcilerin akedemik durumları öncelik olmalı bence...

Benzer Konular

  1. EKPSS'de Özel eğitim mesleki eğitim merkezi (okulu) Kuraya mı Sınava mı tabi olur?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum EKPSS Haberleri - Atamalar - Gündem
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 21.Şubat.2016, 15:51
  2. Engelliler Özel Eğitim Yerine Halk Eğitim Merkezlerine Gidecek
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Temmuz.2012, 18:57
  3. Özel çocuklar için ilk özel eğitim
    Konu Sahibi önder Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Aralık.2010, 12:49
  4. Kaynaştırma Yoluyla Eğitim Uygulamalarında
    Konu Sahibi Jarnana Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 13.Ekim.2010, 16:04
  5. Özel Eğitim Nedir?
    Konu Sahibi Defnex Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Eylül.2010, 23:21

Bu Konu için Etiketler