Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Otizm ve Beslenme Yetersizliği

Bu bölümde, tıp araştırmacılarının ve DAN klinisyenlerinin otizm spektrum bilmecesinin parçalarını nasıl çözmekte ve aydınlığa kavuşturmakta olduklarını açıklayacağım. Tartışma­mız, birinci bölümde değindiğim bazı biyomedikal konuların kavrayışını genişletecek ve derinleştirecektir. Otizmin biyo­medikal kökenlerinden çok tedavisi ile ilgili okurlar, bu bölü­mü daha sonra ne geleceği konusunda referans materyali ola­rak kullanabilirler. Tedavideki son ilerlemeler, tanısal

Konuyu değerlendir: Otizm ve Beslenme Yetersizliği

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2817 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizm ve Beslenme Yetersizliği

    Bu bölümde, tıp araştırmacılarının ve DAN klinisyenlerinin otizm spektrum bilmecesinin parçalarını nasıl çözmekte ve aydınlığa kavuşturmakta olduklarını açıklayacağım. Tartışma­mız, birinci bölümde değindiğim bazı biyomedikal konuların kavrayışını genişletecek ve derinleştirecektir. Otizmin biyo­medikal kökenlerinden çok tedavisi ile ilgili okurlar, bu bölü­mü daha sonra ne geleceği konusunda referans materyali ola­rak kullanabilirler. Tedavideki son ilerlemeler, tanısal testlerin kullanımının daha iyi anlaşılmasında ve böylece alt gruplarda-ki her çocuk için daha etkili tedavilerin geliştirilmesinde yan­sımaktadır. Klinik olarak kanıtlanmış, farklı görünen alt grup­ları bütünleyen ortak semptom, çoğu otistik spektrumlu çocu­ğun aç beyinler dediğim durumu yaşamasıdır. Bu çocuklar üzerinde yapılan çalışmalarda, nörotipik çocuklarla karşılaştı­rıldıklarında görülen farklılıklar:

    Otistik Çocuklarda Beslenme

    Daha yüksek serum bakır Çinko eksikliği
    Magnezyum eksikliği
    Demir eksikliği
    Daha yüksek bakır/çinko oranları
    B12 eksikliği
    Normalin altında glütamin
    Daha düşük plazma sülfat
    Daha düşük B6 vitamini
    Daha düşük amino asitler; tirosin, karnosin, lizin, hidroksilizin
    Daha düşük metionin düzeyleri
    Daha yüksek glütamat
    Yağ asitleri eksikliği Kalsiyum eksikliği
    D, E ve A vitaminlerinin eksikliği

    Beynin izolasyon halinde fonksiyon göstermeyeceğini ne kadar vurgulasam azdır. Bu bir takım oyunudur; enformasyon girdisi kadar yaşamsal besleyicilere de gereksinim vardır. Bu ihtiyaçları gidermek için beyin; immiin, endokrin ve gastroin­testinal sistemlerin kompleks etkileşimine bağımlıdır.

    Birçok otizm spektrumlu çocuğun erken tıbbi öyküleri, gastrointestinal zorlanmaları ve/ya da tekrarlayan orta kulak iltihaplanmalarım (kulak enfeksiyonları) işaret eder. Bu bul­gular yiyecek seçme ve bağışıklık sapmaları, fonksiyonlarda. zayıflık ile bir araya geldiğinde, dikkatimiz gastrointestinal sağlık, besinsel durum ve bağışıklık yeteneğine çevrilir. Bu karşılıklı ilişkiler, çoğu, bağışıklık sistemi bozukluğuna ve besleyicilerden mahrum kalmış beyinlere sahip ASD çocukla­rının tanı ve tedavisi ile ilgilidir. (Otizm Beslenme)

    Otistik çocuk büyürken aileler, diğer doktorlar ve ben, bir­çok çocuk için en iyi sonucu elde etmenin anahtarının; erken biyomedikal tanıları izleyen, bağışıklık sistemini güçlendiren, bağırsakları iyileştiren ve sağlıklı bir besinsel durumu sağla­yan tedaviler olduğunu görüyoruz. Bu tedavilerin doğru kom­binasyonu genellikle beynin tam olarak işlevini yerme getire­bilmek için ihtiyaç duyduğu besleyicileri ve nöronal girdiyi al­masına yardım etmede başarı sağlar. Bu tedavi dizilerini "ge­niş spektrumlu yaklaşım" olarak adlandırıyorum; çoğu DAN doktoru kısaca DAN! protokolü olarak bahseder.

    Bu felsefe, yıllarca süren laboratuar denemelerine ve bin­lerce hastayı kapsayan deneme yanılma klinik tedavilerine da­yalıdır. Birkaç bin vaka hakkındaki bilgiyi paylaştıktan sonra birçok DAN! doktoru, bireyler arası farklılıklar ile birlikte, otistik hastalarının bağışıklık sistemi bozuklukları ve nörolo­jik sonuçlu mide bağırsak sistemi sorunları yaşadıklarını fark etmeye başladı. ASD'li çocuklara yardım etmenin biyomedi­kal modelini geliştirmeye doğru temel ipucu, büyük çoğunlu­ğunda inatçı ishal ya da kabızlık, karın ağrısı, gaz ve şişkinlik ve—birçok durumda—kötü kokulu, açık renkli dışkı görüldü­ğünü gözlemlemekti. Buzdolabı anne modelinden, "genetik olmalı" modeline geçen tarihsel kontekst içinde birçok pediatr bu semptomlarla hastalık arasında ilişki kurmayı başarama­mıştır. Ancak ben ve çoğu DAN doktoru, bu çocukları iyileş­tirme yoluna sokmak için gastrointestinal problemlerini çöz­mek gerektiğine inanmaktayız.

    Bulmacanın ikinci parçası, otizmli birçok çocuğun gece boyunca uyumada sıkıntı yaşamasıdır. Birçok vakada bulma­canın ilk ve ikinci parçaları ilişkilidir. Bağırsak rahatsızlığı

    uykuyu bozabilir. San Diego'da (Ekim 2001) otizm üzerine yapılan bir konferansa katılan DAN doktorları arasında birçok kişi; Dr. Kari Reichelt'in, birçok otistik çocuğun gece boyun­ca ağlayıp feryat etmesinin nedeninin yemek borusu reflüsü olduğu şeklindeki ifadesine katılmıştır.'" Uyku bozuklukları olmaktadır çünkü gece boyunca mide asitleri yükselmekte ve yemek borusunu—yiyeceklerin mideye geçtiği kassal zar bo­ru—yakmaktadır. Canlarını yakan şeyin ne olduğunu genel­likle söyleyemeyen bu çocukların uyanıp ağlamalarına şaşma­mak gerekir.

    ASD'li Çocuklarda Gastrointestinal Problemlerin Nedenleri

    Otizmli çocuklarda mide bağırsak problemlerinin birçok ne­deni olabilir. Çok sayıda çalışma, birçok ASD'li çocukta emi-lim bozukluğu, sindirim bozukluğu bağırsaktaki patojen üre­meler (mantarsal, bakteriyel ve viral) ve anormal bağırsak ge­çirgenliği tespit etmiştir. Birçok aile, çocuklarının otizmi ile mide bağırsak sistemi anormallikleri arasındaki ilişkiyi önce fark etmez. Ne yazık ki, birçok doktor da bu ilişki hakkında bilgi sahibi değildir. Aileler tarafından sık sık; anormal mik­tarlarda gaz, geğirme ve kokulu dışkının yanı sıra kabızlık ve ishal ve bazen her ikisi de—zaman zaman değişerek—rapor edilir. Klinik biyopsiler birçok otistik çocukta, otizme özgü il-yak hiperplazi olduğunu ortaya koymaktadır. Birçok DAN doktoru ve tıp araştırmacısı, çocukların kronik mide-bağırsak problemlerinde bağışıklık sistemi bozukluğunun temel neden olduğuna inanmaktadır. Bununla birlikte, bu iki sistem birbiriyle çok ilişkili olduğundan bağışıklık bozukluğunun mu yoksa gastrointestinal patolojinin mi önce bulunduğunu anla­mak genellikle olanaksızdır. Birinci bölümde işaret ettiğimiz gibi yiyecek intoleransı ya da alerji öyküsü, glüten ve kazein sindirme yetersizliği ve kronik mantar enfeksiyonları, mide-bağırsak patolojilerinde payı olan bağışıklık bozukluğunun— sonradan ve/ya da genetik—ipuçlarıdır. Artan miktarda kanıt, kırılganlığı artmış çocuklarda geçici ya da kronik, sonradan genetik immün ve gastrointestinal problemlerin başlamasında, ağır metaller içeren aşılar ve tekrarlanan antibiyotik kullanımı gibi dış etkilerin tetikleyici rolünü desteklemektedir.

    Bu kompleks alanların—gastrointestinal, immünel, enfek-siyonel ve besinsel—karşılıklı etkileşimi, yalnızca çocukla il­gili tıbbi bilgiler ve aşıları ile semptomları hakkında değil, ay­nı zamanda ailenin tıbbi geçmişi hakkında da kapsamlı bilgi­yi bir araya toplamayı önemli hale getirir. Özellikle ailede oto-immün, alerjik ya da bulaşıcı hastalık olup olmadığını sapta­mamız gerekir. Benim tahliller hakkındaki düşüncelerim, test­lerin yararları ve bedelleri ile genellikle önerdiğim test dizile­ri hakkında dördüncü bölümde daha fazla bilgi vereceğim.
    alıntıdır
  2. 16.Ağustos.2010, 20:20
    #1
    Bu bölümde, tıp araştırmacılarının ve DAN klinisyenlerinin otizm spektrum bilmecesinin parçalarını nasıl çözmekte ve aydınlığa kavuşturmakta olduklarını açıklayacağım. Tartışma­mız, birinci bölümde değindiğim bazı biyomedikal konuların kavrayışını genişletecek ve derinleştirecektir. Otizmin biyo­medikal kökenlerinden çok tedavisi ile ilgili okurlar, bu bölü­mü daha sonra ne geleceği konusunda referans materyali ola­rak kullanabilirler. Tedavideki son ilerlemeler, tanısal testlerin kullanımının daha iyi anlaşılmasında ve böylece alt gruplarda-ki her çocuk için daha etkili tedavilerin geliştirilmesinde yan­sımaktadır. Klinik olarak kanıtlanmış, farklı görünen alt grup­ları bütünleyen ortak semptom, çoğu otistik spektrumlu çocu­ğun aç beyinler dediğim durumu yaşamasıdır. Bu çocuklar üzerinde yapılan çalışmalarda, nörotipik çocuklarla karşılaştı­rıldıklarında görülen farklılıklar:

    Otistik Çocuklarda Beslenme

    Daha yüksek serum bakır Çinko eksikliği
    Magnezyum eksikliği
    Demir eksikliği
    Daha yüksek bakır/çinko oranları
    B12 eksikliği
    Normalin altında glütamin
    Daha düşük plazma sülfat
    Daha düşük B6 vitamini
    Daha düşük amino asitler; tirosin, karnosin, lizin, hidroksilizin
    Daha düşük metionin düzeyleri
    Daha yüksek glütamat
    Yağ asitleri eksikliği Kalsiyum eksikliği
    D, E ve A vitaminlerinin eksikliği

    Beynin izolasyon halinde fonksiyon göstermeyeceğini ne kadar vurgulasam azdır. Bu bir takım oyunudur; enformasyon girdisi kadar yaşamsal besleyicilere de gereksinim vardır. Bu ihtiyaçları gidermek için beyin; immiin, endokrin ve gastroin­testinal sistemlerin kompleks etkileşimine bağımlıdır.

    Birçok otizm spektrumlu çocuğun erken tıbbi öyküleri, gastrointestinal zorlanmaları ve/ya da tekrarlayan orta kulak iltihaplanmalarım (kulak enfeksiyonları) işaret eder. Bu bul­gular yiyecek seçme ve bağışıklık sapmaları, fonksiyonlarda. zayıflık ile bir araya geldiğinde, dikkatimiz gastrointestinal sağlık, besinsel durum ve bağışıklık yeteneğine çevrilir. Bu karşılıklı ilişkiler, çoğu, bağışıklık sistemi bozukluğuna ve besleyicilerden mahrum kalmış beyinlere sahip ASD çocukla­rının tanı ve tedavisi ile ilgilidir. (Otizm Beslenme)

    Otistik çocuk büyürken aileler, diğer doktorlar ve ben, bir­çok çocuk için en iyi sonucu elde etmenin anahtarının; erken biyomedikal tanıları izleyen, bağışıklık sistemini güçlendiren, bağırsakları iyileştiren ve sağlıklı bir besinsel durumu sağla­yan tedaviler olduğunu görüyoruz. Bu tedavilerin doğru kom­binasyonu genellikle beynin tam olarak işlevini yerme getire­bilmek için ihtiyaç duyduğu besleyicileri ve nöronal girdiyi al­masına yardım etmede başarı sağlar. Bu tedavi dizilerini "ge­niş spektrumlu yaklaşım" olarak adlandırıyorum; çoğu DAN doktoru kısaca DAN! protokolü olarak bahseder.

    Bu felsefe, yıllarca süren laboratuar denemelerine ve bin­lerce hastayı kapsayan deneme yanılma klinik tedavilerine da­yalıdır. Birkaç bin vaka hakkındaki bilgiyi paylaştıktan sonra birçok DAN! doktoru, bireyler arası farklılıklar ile birlikte, otistik hastalarının bağışıklık sistemi bozuklukları ve nörolo­jik sonuçlu mide bağırsak sistemi sorunları yaşadıklarını fark etmeye başladı. ASD'li çocuklara yardım etmenin biyomedi­kal modelini geliştirmeye doğru temel ipucu, büyük çoğunlu­ğunda inatçı ishal ya da kabızlık, karın ağrısı, gaz ve şişkinlik ve—birçok durumda—kötü kokulu, açık renkli dışkı görüldü­ğünü gözlemlemekti. Buzdolabı anne modelinden, "genetik olmalı" modeline geçen tarihsel kontekst içinde birçok pediatr bu semptomlarla hastalık arasında ilişki kurmayı başarama­mıştır. Ancak ben ve çoğu DAN doktoru, bu çocukları iyileş­tirme yoluna sokmak için gastrointestinal problemlerini çöz­mek gerektiğine inanmaktayız.

    Bulmacanın ikinci parçası, otizmli birçok çocuğun gece boyunca uyumada sıkıntı yaşamasıdır. Birçok vakada bulma­canın ilk ve ikinci parçaları ilişkilidir. Bağırsak rahatsızlığı

    uykuyu bozabilir. San Diego'da (Ekim 2001) otizm üzerine yapılan bir konferansa katılan DAN doktorları arasında birçok kişi; Dr. Kari Reichelt'in, birçok otistik çocuğun gece boyun­ca ağlayıp feryat etmesinin nedeninin yemek borusu reflüsü olduğu şeklindeki ifadesine katılmıştır.'" Uyku bozuklukları olmaktadır çünkü gece boyunca mide asitleri yükselmekte ve yemek borusunu—yiyeceklerin mideye geçtiği kassal zar bo­ru—yakmaktadır. Canlarını yakan şeyin ne olduğunu genel­likle söyleyemeyen bu çocukların uyanıp ağlamalarına şaşma­mak gerekir.

    ASD'li Çocuklarda Gastrointestinal Problemlerin Nedenleri

    Otizmli çocuklarda mide bağırsak problemlerinin birçok ne­deni olabilir. Çok sayıda çalışma, birçok ASD'li çocukta emi-lim bozukluğu, sindirim bozukluğu bağırsaktaki patojen üre­meler (mantarsal, bakteriyel ve viral) ve anormal bağırsak ge­çirgenliği tespit etmiştir. Birçok aile, çocuklarının otizmi ile mide bağırsak sistemi anormallikleri arasındaki ilişkiyi önce fark etmez. Ne yazık ki, birçok doktor da bu ilişki hakkında bilgi sahibi değildir. Aileler tarafından sık sık; anormal mik­tarlarda gaz, geğirme ve kokulu dışkının yanı sıra kabızlık ve ishal ve bazen her ikisi de—zaman zaman değişerek—rapor edilir. Klinik biyopsiler birçok otistik çocukta, otizme özgü il-yak hiperplazi olduğunu ortaya koymaktadır. Birçok DAN doktoru ve tıp araştırmacısı, çocukların kronik mide-bağırsak problemlerinde bağışıklık sistemi bozukluğunun temel neden olduğuna inanmaktadır. Bununla birlikte, bu iki sistem birbiriyle çok ilişkili olduğundan bağışıklık bozukluğunun mu yoksa gastrointestinal patolojinin mi önce bulunduğunu anla­mak genellikle olanaksızdır. Birinci bölümde işaret ettiğimiz gibi yiyecek intoleransı ya da alerji öyküsü, glüten ve kazein sindirme yetersizliği ve kronik mantar enfeksiyonları, mide-bağırsak patolojilerinde payı olan bağışıklık bozukluğunun— sonradan ve/ya da genetik—ipuçlarıdır. Artan miktarda kanıt, kırılganlığı artmış çocuklarda geçici ya da kronik, sonradan genetik immün ve gastrointestinal problemlerin başlamasında, ağır metaller içeren aşılar ve tekrarlanan antibiyotik kullanımı gibi dış etkilerin tetikleyici rolünü desteklemektedir.

    Bu kompleks alanların—gastrointestinal, immünel, enfek-siyonel ve besinsel—karşılıklı etkileşimi, yalnızca çocukla il­gili tıbbi bilgiler ve aşıları ile semptomları hakkında değil, ay­nı zamanda ailenin tıbbi geçmişi hakkında da kapsamlı bilgi­yi bir araya toplamayı önemli hale getirir. Özellikle ailede oto-immün, alerjik ya da bulaşıcı hastalık olup olmadığını sapta­mamız gerekir. Benim tahliller hakkındaki düşüncelerim, test­lerin yararları ve bedelleri ile genellikle önerdiğim test dizile­ri hakkında dördüncü bölümde daha fazla bilgi vereceğim.
    alıntıdır
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Otizm ;yaygın gelişimsel bozukluklar içinde en bilinenidir. Görülme sıklığı son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artmaktadır.Çevresel faktörlerin etkisi ile genlerdeki değişikliklere bağlı olarak bağırsak geçirgenliğinin bozulması sonucu ortaya çıkar .Böylece bağırsaktan doğru ve yeterli besin öğeleri,vitamin ve minerallerin geçememesi nedeniyle bazı enzim, aminoasit ve hormonlar yeterince üretilmemekte ve bunların yapması gereken görevlerde eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Günlük hayatta hepimiz birçok toksine , ağır metallere ve kirliliğe maruz kalırız. Ancak sağlıklı çalışan bir metabolizmaya sahipsek vücudumuz bunları temizleyebilir. Otistiklerde bu yeterince gerçekleşmediği için vücutlarından uzaklaştıramadıkları toksin maddeler özellikle yağdan zengin dokularda birikir. Beyin yağdan zengin organlardandır ve beyinde biriken toksin maddeler birtakım hasarlara yol açar.
    Son yıllarda yapılan araştırma ve uygulamalar... Yazının devamı
    Son yıllarda yapılan araştırma ve uygulamalar, otizmin gizlerini hızla çözmeye başladı. Artık çeşitli toksinler ve ağır metallere maruz kalma ve çeşitli beslenme bozuklukları otizmin başta gelen nedenleri arasında sayılıyor.Otizmi tedavi edilemeyecek bir hastalık olarak lanse edenler ne kadar karşı çıksa da artık otizmin bilimsel ve etkili bir tedavisi var. DAN Protokolü’nde (Defeat Autism Now, Otizmi Şimdi Yen!) ifadesini bu tedavi yöntemi son birkaç yıl içinde -henüz tam olgulaşmasa da- iyice gelişti ve olumlu sonuçlarını göstermeye başladı.

    Otizmin bilimsel tedavisinin başlıca basamakları şunlar;
    • Vitamin ve mineral eksikliklerini giderme
    • Diyet
    • İndirim sistemi sorunlarının kontrol altına alınması
    • Ağır metal ve toksinlerin temizlenmesi
    • Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT)
    • Eğitim
    Bu altı unsur bir arada olmadan etkin bir tedavi yapmak mümkün değildir.
    OTİZMDE TIBBİ BESLENME TEDAVİSİ
    1.GFCFSF DİYETİ (gluten,soya ve kazeinsiz diyet ) UYGULANMALI

    Otiztiklerin çoğu süt ,soya ve buğday başta olmak üzere pek çok besinden aldıkları proteinlerin yıkımı için gerekli enzimlere sahip değildir. Bu da sindirilmemiş büyük moleküllü proteinlerin geçirgenliği bozulmuş bağırsaklara ulaşması demektir. Kabızlık, ishal ve davranış bozukluğu görülen birçok vakada diyetten gluten, soya ve kazeinin çıkartılması belirgin düzelmeler sağlamıştır.

    Gluten;
    tahıl ürünlerinden buğday, arpa ve çavdardaki proteindir. Tüm unlu gıdalar, ekmek, poğaça, börek, kraker, bisküviler, pasta, makarna, kuskus, sucuk, salam, irmik, bira, viski, votka türü tahıldan elde edilen alkoller, içeriğinde malt olan her şey gluten içerir. Pirinç, mısır, patates unu, yulaf, mısır /pirinç orjinli kahvaltılık tahıllar, glutensiz makarna, glutensiz şehriye, glutensiz undan yapılmış besinler otizmde rahatlıkla kullanılabilir. Tabi bu glutensiz besinlerinde şeker ve karbonhidrat kaynağı olduklarını göz ardı etmemek gereklidir. Serbest grupta yer alan mısır ,pirinç ve glutensiz un çok fazla kullanılmamalıdır.

    Kazein; süt proteinidir.İnek ,koyun ve manda sütünde A1 tip kazein vardır. Bu tipteki kazein vücutta morfin etki yapan kazomorfine dönüşür. Keçi, at ve deve sütünde ise A2 tip kazein vardır ve böyle bir dönüşüm olmaz. Otistiklerde inek, koyun ve manda sütü ve bunlardan yapılmış besinler kullanılmamalıdır. Kazeinin diyetlerinden çıkarılmasından iki hafta sonra olumlu etkiler başlayabilir. Kazeinin tamamen vücuttan uzaklaştırılması 1-2 yılı bulur.

    Soya;
    soya fasulyesi, soya filizi, soya sosu, soya kıyması (hazır köfte ve lokantalarda dana etinin içine karıştırılır.) soya sütlü içecekler, tofu, sucuk, vejeteryan ürünleri, hazır gıdalarda bulunur . Soya , birçok besinin içinde bulunduğu için besin etiketi okuma alışkanlığı kazanılmalıdır. Bitkisel protein, Lesitin, bitkisel nişasta soya yerine kullanılan diğer terimlerdir. Bu ibareleri okuduğunuz her besin soya içeriyor demektir ve otistiklerin diyetlerinde kesinlikle yer almamalıdır.
    Bu üç temel besin öğesi çok bilinen, başlıca diyetlerinden çıkarılması gerekli proteinlerdir. Ancak otistiklerin farklı besin gruplarına karşı intolerans olabilir. Bunun için gıda intolerans testi ile Ig G antikorlarına bakılmasında yarar vardır. Çıkan sonuca göre diyetlerinden gerekli diğer besinler de çıkarılmalıdır.
  4. 12.Eylül.2010, 14:49
    #3
    Otizm ;yaygın gelişimsel bozukluklar içinde en bilinenidir. Görülme sıklığı son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artmaktadır.Çevresel faktörlerin etkisi ile genlerdeki değişikliklere bağlı olarak bağırsak geçirgenliğinin bozulması sonucu ortaya çıkar .Böylece bağırsaktan doğru ve yeterli besin öğeleri,vitamin ve minerallerin geçememesi nedeniyle bazı enzim, aminoasit ve hormonlar yeterince üretilmemekte ve bunların yapması gereken görevlerde eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Günlük hayatta hepimiz birçok toksine , ağır metallere ve kirliliğe maruz kalırız. Ancak sağlıklı çalışan bir metabolizmaya sahipsek vücudumuz bunları temizleyebilir. Otistiklerde bu yeterince gerçekleşmediği için vücutlarından uzaklaştıramadıkları toksin maddeler özellikle yağdan zengin dokularda birikir. Beyin yağdan zengin organlardandır ve beyinde biriken toksin maddeler birtakım hasarlara yol açar.
    Son yıllarda yapılan araştırma ve uygulamalar... Yazının devamı
    Son yıllarda yapılan araştırma ve uygulamalar, otizmin gizlerini hızla çözmeye başladı. Artık çeşitli toksinler ve ağır metallere maruz kalma ve çeşitli beslenme bozuklukları otizmin başta gelen nedenleri arasında sayılıyor.Otizmi tedavi edilemeyecek bir hastalık olarak lanse edenler ne kadar karşı çıksa da artık otizmin bilimsel ve etkili bir tedavisi var. DAN Protokolü’nde (Defeat Autism Now, Otizmi Şimdi Yen!) ifadesini bu tedavi yöntemi son birkaç yıl içinde -henüz tam olgulaşmasa da- iyice gelişti ve olumlu sonuçlarını göstermeye başladı.

    Otizmin bilimsel tedavisinin başlıca basamakları şunlar;
    • Vitamin ve mineral eksikliklerini giderme
    • Diyet
    • İndirim sistemi sorunlarının kontrol altına alınması
    • Ağır metal ve toksinlerin temizlenmesi
    • Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT)
    • Eğitim
    Bu altı unsur bir arada olmadan etkin bir tedavi yapmak mümkün değildir.
    OTİZMDE TIBBİ BESLENME TEDAVİSİ
    1.GFCFSF DİYETİ (gluten,soya ve kazeinsiz diyet ) UYGULANMALI

    Otiztiklerin çoğu süt ,soya ve buğday başta olmak üzere pek çok besinden aldıkları proteinlerin yıkımı için gerekli enzimlere sahip değildir. Bu da sindirilmemiş büyük moleküllü proteinlerin geçirgenliği bozulmuş bağırsaklara ulaşması demektir. Kabızlık, ishal ve davranış bozukluğu görülen birçok vakada diyetten gluten, soya ve kazeinin çıkartılması belirgin düzelmeler sağlamıştır.

    Gluten;
    tahıl ürünlerinden buğday, arpa ve çavdardaki proteindir. Tüm unlu gıdalar, ekmek, poğaça, börek, kraker, bisküviler, pasta, makarna, kuskus, sucuk, salam, irmik, bira, viski, votka türü tahıldan elde edilen alkoller, içeriğinde malt olan her şey gluten içerir. Pirinç, mısır, patates unu, yulaf, mısır /pirinç orjinli kahvaltılık tahıllar, glutensiz makarna, glutensiz şehriye, glutensiz undan yapılmış besinler otizmde rahatlıkla kullanılabilir. Tabi bu glutensiz besinlerinde şeker ve karbonhidrat kaynağı olduklarını göz ardı etmemek gereklidir. Serbest grupta yer alan mısır ,pirinç ve glutensiz un çok fazla kullanılmamalıdır.

    Kazein; süt proteinidir.İnek ,koyun ve manda sütünde A1 tip kazein vardır. Bu tipteki kazein vücutta morfin etki yapan kazomorfine dönüşür. Keçi, at ve deve sütünde ise A2 tip kazein vardır ve böyle bir dönüşüm olmaz. Otistiklerde inek, koyun ve manda sütü ve bunlardan yapılmış besinler kullanılmamalıdır. Kazeinin diyetlerinden çıkarılmasından iki hafta sonra olumlu etkiler başlayabilir. Kazeinin tamamen vücuttan uzaklaştırılması 1-2 yılı bulur.

    Soya;
    soya fasulyesi, soya filizi, soya sosu, soya kıyması (hazır köfte ve lokantalarda dana etinin içine karıştırılır.) soya sütlü içecekler, tofu, sucuk, vejeteryan ürünleri, hazır gıdalarda bulunur . Soya , birçok besinin içinde bulunduğu için besin etiketi okuma alışkanlığı kazanılmalıdır. Bitkisel protein, Lesitin, bitkisel nişasta soya yerine kullanılan diğer terimlerdir. Bu ibareleri okuduğunuz her besin soya içeriyor demektir ve otistiklerin diyetlerinde kesinlikle yer almamalıdır.
    Bu üç temel besin öğesi çok bilinen, başlıca diyetlerinden çıkarılması gerekli proteinlerdir. Ancak otistiklerin farklı besin gruplarına karşı intolerans olabilir. Bunun için gıda intolerans testi ile Ig G antikorlarına bakılmasında yarar vardır. Çıkan sonuca göre diyetlerinden gerekli diğer besinler de çıkarılmalıdır.
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    .PROBİYOTİKLERDEN ZENGİN DİYET UYGULANMALI
    Probiyotik; yeterli miktarda yenildiğinde insan sağlığını olumlu yönde etkileyen faydalı mikroorganizmalara denir.Sindirim sistemi sağlığı için kullanılan ve yeterli miktarda bu probiyotik bakterileri içeren besinlere ise probiyotik besin denir.Sağlıklı bir insanın bağırsak florasında trilyonlarca mikroorganizma vardır. Buların %85’i yararlı yani probiyotik bakterilerdir. Normalde bağırsak hücreleri sindirilmemiş gıda ve toksik maddelerin kana geçmesine müsaade etmez. Yani bir güvenlik duvarı oluşturur.Probiyotik bakteriler bu güvenlik duvarını tutan başlıca askerlerdir.Eğer zararlı bakteriler sayı üstünlüğü ile faydalıları geçerse o zaman geçirgenlik bozulmaya başlar. Otistiklerin bağırsak florasında denge bozulmuştur. Probiyotik sayısı çok azalmıştır. Bu sebeple hergün düzenli probiyotik besin tüketmeleri sağlanmalıdır. Fermente süt ürünleri en iyi probiyotik kaynaklarıdır.
    3.PREBİYOTİKLERDEN ZENGİN DİYET UYGULANMALI
    Prebiyotikler; sindirim sistemi boyunca vücutta emilmeden kalın bağırsağa gelen ve burada probiyotik bakterilerin çoğalmasını sağlayan ve aktivitesini uyaran,insan sağlığını olumlu yönde etkileyen besin lifleridir.Otistikler için en uygun prebiyotik besinler; yulaf,sebze ve meyvelerdir. Diyetlerindeki lif miktarını 25-35 gr / gün olması gereklidir.
    OTİSTİKLER İÇİN EN ÖNEMLİ PROBİYOTİK & PREBİYOTİK KAYNAĞI BESİNLER;

    • Keçi sütünden mayalanmış yoğurt ve kefir
    • Keçi peyniri
    • Sirke ,Turşu (betainden zengin olduğu için özellikle pancar turşusu)
    • Boza
    • Sebze & Meyveler
    • Yulaf
    • Probiyotik ve prebiyotik beslenme destek ürünleri (mutlaka uzmana danışarak başlamalıdır)
    4.AĞIR METAL VE TOKSİNLERDEN ARINMIŞ DİYET UYGULANMALI
    • Tüm deniz ürünleriİşlenmiş hazır gıdalar,
    • Hazır meyve suları ve konserve gıdalar
    • Hidrojenije yağlar
    • Raf ömrü olan ve katkı maddesi içeren besinler diyetlerinde yer almamalıdır.
    • Plastik,streç,alüminyum folyo ve mikrodalga fırın kullanılmamalıdır.Cam mutfak araç-gereçleri kullanılmalıdır.
    • Organik gıdalar,köy yumurtası , doğal yemlerle beslenen,hormonsuz hayvan etleri kullanılmalıdır.
    • Sebze,meyveleri çok iyi yıkanmalı ve küflü baharatlar, küflü besinlere çok dikkat edilmelidir. Açıkta satılan gıdalarda ve kuruyemişlerden uzak durulmalıdır.
    • Civalı termometre gibi civalı aletler kullanılmalıdır.
    5.UYARICI MADDELER YASAK !
    Kafein,tatlandırıcılar,gıda boyaları ,renkli şekerlemeler,nitrit,sülfitler,koruyucu maddelerin tüketimi sakıncalıdır.
    6.RAFİNE EDİLMİŞ KARBONHİDRATLAR KULLANILMAMALI...
    Un ve şekerden fakir diyet uygulanmalı .Hazır meyve suları,şeker ve şekerli gıdalar tüketimi sınırlandırılmalıdır. Otistiklerde mantar enfeksiyonları çok sık görülür. Şekerli ortamda mantarların üreme hızı 200 kat artar.
    7.ANTİOKSİDANLARDAN ZENGİN DİYET UYGULANMALIDIR!
    Antioksidanlar immün sistemi güçlendiren ve vücudu serbest radikallere karşı savunan askerlerdir.otistiklerde çökmüş bağışıklık sistemini güçlendirmek için antioksidan besinlere hergün bolca yer verilmelidir. A vitamini,C vitamini, E vitamini,Selenyum,Çinko ve Omega 3ler antioksidan özellikleri ile öne çıkan besin gruplarıdır. Otistiklerin hergün düzenli olarak koyu yeşil yapraklı sebze ,meyve (kırmızı elma,kırmızı üzüm ve çilek fenol içerdiği için yasak) ,ceviz,badem gibi yağlı tohumlar ,karaciğer,keçi sütü ve ürünleri ,yumurta ,et ,kurubaklagil tüketmeleri tavsiye edilmektedir.

    Bahar Demirkan
    Beslenme Danışmanlığı ve Eğitim Merkezi www.gnc.com.tr/tr/
  6. 12.Eylül.2010, 14:51
    #4
    .PROBİYOTİKLERDEN ZENGİN DİYET UYGULANMALI
    Probiyotik; yeterli miktarda yenildiğinde insan sağlığını olumlu yönde etkileyen faydalı mikroorganizmalara denir.Sindirim sistemi sağlığı için kullanılan ve yeterli miktarda bu probiyotik bakterileri içeren besinlere ise probiyotik besin denir.Sağlıklı bir insanın bağırsak florasında trilyonlarca mikroorganizma vardır. Buların %85’i yararlı yani probiyotik bakterilerdir. Normalde bağırsak hücreleri sindirilmemiş gıda ve toksik maddelerin kana geçmesine müsaade etmez. Yani bir güvenlik duvarı oluşturur.Probiyotik bakteriler bu güvenlik duvarını tutan başlıca askerlerdir.Eğer zararlı bakteriler sayı üstünlüğü ile faydalıları geçerse o zaman geçirgenlik bozulmaya başlar. Otistiklerin bağırsak florasında denge bozulmuştur. Probiyotik sayısı çok azalmıştır. Bu sebeple hergün düzenli probiyotik besin tüketmeleri sağlanmalıdır. Fermente süt ürünleri en iyi probiyotik kaynaklarıdır.
    3.PREBİYOTİKLERDEN ZENGİN DİYET UYGULANMALI
    Prebiyotikler; sindirim sistemi boyunca vücutta emilmeden kalın bağırsağa gelen ve burada probiyotik bakterilerin çoğalmasını sağlayan ve aktivitesini uyaran,insan sağlığını olumlu yönde etkileyen besin lifleridir.Otistikler için en uygun prebiyotik besinler; yulaf,sebze ve meyvelerdir. Diyetlerindeki lif miktarını 25-35 gr / gün olması gereklidir.
    OTİSTİKLER İÇİN EN ÖNEMLİ PROBİYOTİK & PREBİYOTİK KAYNAĞI BESİNLER;

    • Keçi sütünden mayalanmış yoğurt ve kefir
    • Keçi peyniri
    • Sirke ,Turşu (betainden zengin olduğu için özellikle pancar turşusu)
    • Boza
    • Sebze & Meyveler
    • Yulaf
    • Probiyotik ve prebiyotik beslenme destek ürünleri (mutlaka uzmana danışarak başlamalıdır)
    4.AĞIR METAL VE TOKSİNLERDEN ARINMIŞ DİYET UYGULANMALI
    • Tüm deniz ürünleriİşlenmiş hazır gıdalar,
    • Hazır meyve suları ve konserve gıdalar
    • Hidrojenije yağlar
    • Raf ömrü olan ve katkı maddesi içeren besinler diyetlerinde yer almamalıdır.
    • Plastik,streç,alüminyum folyo ve mikrodalga fırın kullanılmamalıdır.Cam mutfak araç-gereçleri kullanılmalıdır.
    • Organik gıdalar,köy yumurtası , doğal yemlerle beslenen,hormonsuz hayvan etleri kullanılmalıdır.
    • Sebze,meyveleri çok iyi yıkanmalı ve küflü baharatlar, küflü besinlere çok dikkat edilmelidir. Açıkta satılan gıdalarda ve kuruyemişlerden uzak durulmalıdır.
    • Civalı termometre gibi civalı aletler kullanılmalıdır.
    5.UYARICI MADDELER YASAK !
    Kafein,tatlandırıcılar,gıda boyaları ,renkli şekerlemeler,nitrit,sülfitler,koruyucu maddelerin tüketimi sakıncalıdır.
    6.RAFİNE EDİLMİŞ KARBONHİDRATLAR KULLANILMAMALI...
    Un ve şekerden fakir diyet uygulanmalı .Hazır meyve suları,şeker ve şekerli gıdalar tüketimi sınırlandırılmalıdır. Otistiklerde mantar enfeksiyonları çok sık görülür. Şekerli ortamda mantarların üreme hızı 200 kat artar.
    7.ANTİOKSİDANLARDAN ZENGİN DİYET UYGULANMALIDIR!
    Antioksidanlar immün sistemi güçlendiren ve vücudu serbest radikallere karşı savunan askerlerdir.otistiklerde çökmüş bağışıklık sistemini güçlendirmek için antioksidan besinlere hergün bolca yer verilmelidir. A vitamini,C vitamini, E vitamini,Selenyum,Çinko ve Omega 3ler antioksidan özellikleri ile öne çıkan besin gruplarıdır. Otistiklerin hergün düzenli olarak koyu yeşil yapraklı sebze ,meyve (kırmızı elma,kırmızı üzüm ve çilek fenol içerdiği için yasak) ,ceviz,badem gibi yağlı tohumlar ,karaciğer,keçi sütü ve ürünleri ,yumurta ,et ,kurubaklagil tüketmeleri tavsiye edilmektedir.

    Bahar Demirkan
    Beslenme Danışmanlığı ve Eğitim Merkezi www.gnc.com.tr/tr/

Benzer Konular

  1. Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Nedir?
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Mart.2011, 20:48
  2. Akut Böbrek Yetersizliği
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Aralık.2010, 15:03
  3. Otizm ve Beslenme İlişkisi
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Ekim.2010, 20:43
  4. Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Belirtileri
    Konu Sahibi Defnex Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Ağustos.2010, 12:26
  5. Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Tedavisi
    Konu Sahibi Defnex Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Ağustos.2010, 12:23

Bu Konu için Etiketler