Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Uzman Pedagog Adem Güneş ''İnsanlık dışı cinayetlerin sebepleri''

Amerika'da duymaya alışkın olduğumuz "psikopatça" işlenmiş cinayetlere artık ülkemizde de sıkça şahit olmaya başladık. Kimi zaman bir bayram sabahı, masum çocukları pompalı tüfekle katletmiş seri katil haberini okuyor, kanımız donuyor; kimi zaman babasını namaz kılarken kesmiş bir kızın resmi ile gazete sayfalarında göz göze geliyor, derin bir ürperti hissediyoruz ruhumuzda. Amerika'da duymaya alışkın olduğumuz "psikopatça" işlenmiş cinayetlere artık ülkemizde de sıkça şahit olmaya başladık.

Konuyu değerlendir: Uzman Pedagog Adem Güneş ''İnsanlık dışı cinayetlerin sebepleri''

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 6054 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Uzman Pedagog Adem Güneş ''İnsanlık dışı cinayetlerin sebepleri''

    Amerika'da duymaya alışkın olduğumuz "psikopatça" işlenmiş cinayetlere artık ülkemizde de sıkça şahit olmaya başladık. Kimi zaman bir bayram sabahı, masum çocukları pompalı tüfekle katletmiş seri katil haberini okuyor, kanımız donuyor; kimi zaman babasını namaz kılarken kesmiş bir kızın resmi ile gazete sayfalarında göz göze geliyor, derin bir ürperti hissediyoruz ruhumuzda.

    Amerika'da duymaya alışkın olduğumuz "psikopatça" işlenmiş cinayetlere artık ülkemizde de sıkça şahit olmaya başladık.
    Kimi zaman bir bayram sabahı, masum çocukları pompalı tüfekle katletmiş seri katil haberini okuyor; kanımız donuyor, kimi zaman babasını namaz kılarken kesmiş bir kızın resmi ile gazete sayfalarında göz göze geliyor; derin bir ürperti hissediyoruz ruhumuzda.
    Peki ne oluyor da ülkemize son yıllarda hiç de duymaya alışkın olmadığımız türden cinayetlerle yüzleşiyoruz?
    Evet, "alışık olmadığımız türden cinayetler" diyoruz, zira önceleri bir cinayet haberi duyduğumuzda, içimiz burkulsa da, kan dondurucu bir senaryo ile karşılaşmıyorduk. Öldürme ve yaralama olayları insanlık dışı bir şekilde işlenmiyordu. Şahit olduğumuz olaylar genelde; "Falanca yerde arazi anlaşmazlığı nedeni ile çıkan kavgada filanca kişi hayatını kaybetti" şeklinde başlayıp, "Kavga sırasında komşusunun ölmesine neden olan kişi çok pişman olduğunu söyleyerek karakola teslim oldu." şekilde devam ediyordu.
    İşlenen suçlar derinlemesine incelendiğinde; "öfkeye hakim olamama", "hırsa yenik düşme", "nefse uyma" gibi insan olma zafiyetlerine ait verilerle karşılaşıyorduk.
    Ancak son yıllarda gazete sayfalarında genişçe yer tutan olaylara baktığımızda "insan olma zafiyeti" ile işlenmiş suçlarla değil, aksine insanlık dışı suçlarla karşılaşıyoruz. Haberi duyan yada okuyan kişi; "Bunu yapan insan olamaz" diye ürpertisini dile getiriyor.
    Vicdansız insanlar yetişiyor
    Geçtiğimiz günlerde gazete sayfalarına yansıyan bir ablanın erkek kardeşini öldürme şekli de yine "bunu yapan insan olmaz" dedirttiren cinstendi. İstanbul Fatih'de gerçekleşen olayda, 17 yaşındaki genç kız, 11 yaşındaki erkek kardeşini bıçaklayarak öldürmüş, ardından da kardeşinin cesedini kendi çeyiz sandığında saklamıştı. Öldürdüğü kardeşi ile aynı odada otuz gün boyunca yalnız yatan genç kız, çeyiz sandığından sızan kanı da kimse fark etmesin diye her sabah temizlemeye çalışmıştı. Günlerce sandıkta kalan kardeşinin cesedinden yayılan kokuyu örtbas edebilmek için ise odasına parfüm sıkmayı ihmal etmemişti.
    Böylesi bir cinayet, her ne kadar "öfke" ile veya "cinnet" geçirilerek işlenmiş olarak adlandırılsa da, cinayetten sonra kız kardeşin davranışları "insan olma" özelliğinin dışına taşmaktadır. İnsanı insan yapan en önemli mekanizma (Darwinist biyologların iddia ettiği gibi) "akıl" değil "vicdan" dır. Kendi kardeşini öldürdükten sonra aynı odada geceleri sabaha kadar yatabilen, gündüzleri de sandıktan sızan kanı temizlemeye çalışan ablada vicdan vardır diyemeyiz.
    Peki ne oldu da böylesi vicdansız insanlar bizim ülkemizde de yetişir oldu?
    Otizm şaka değil bir korkunç gerçektir
    Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da "otistik" kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır. Otistik bir çocuk, karşısındaki ile düzgün iletişim kuramaz, göz teması kuramaz, ilişkileri hep yüzeyseldir, duygularının derinliklerine inemez...
    Geçen yüzyıla kadar otizm doğuştan olan bir rahatsızlık olarak algılanıyordu. Ancak, otizm hakkında yapılan araştırmalar gösterdi ki, otizm sadece doğuştan değil sonradan da oluşabilen bir davranış bozukluğu idi. Televizyon ile çok baş başa kalana çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar gösterdi ki, televizyon çocukların otistik özellik taşımasını tetikliyordu.
    Zira yoğun bir şekilde televizyon izleyen çocuk, önce iletişim becerilerini kaybeder. Çocuk, televizyon seyrederken, ekranından gönderilen sinyalleri alır ama kendisi televizyon ile konuşamayacağı için, iletişimin en önemli unsuru olan aktif konuşma ve duygu ve hislerini ifade etme kabiliyetini yavaş yavaş kaybeder. Daha açık bir ifade, televizyon ekranına mahkum edilen çocuklar, "normal insan" olma özelliklerini adım adım terk ederler.
    Televizyonun bu negatif tesirini daha da artırıcı olarak; çocukların aileler tarafından ilgisiz bırakılması, aile içinde hak ettikleri statüyü alamamaları, sosyal hayattan kopuk bir yaşantı içinde bulunuyor oluşları "ruhsuz insan" yetişmeyi tetikleyen diğer etkenler olarak ele alınabilir.
    Sırf bu yüzden ve bu tehlikeden dolayı, otizm gerçeği Batılı ülkelerin gündemine son yıllarda daha net bir şekilde girmiş durumda. Otizm ile mücadele konusunda batılı ülkeler ciddi bütçeler ayırmaya başlamışlardır. Örneğin Hollanda'da 2008 yılı bütçesinden otizm ile mücadele için 1,5 milyar avro para ayrılmıştır.
    Ülkemizde durum nasıl? Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 72 milyon dolayındaki ülkemiz nüfusunun, 26 milyonluk bölümü 0-19 yaş arasındaki çocuklardan oluşmakta ve bu çocukların televizyon izleme alışkanlığı ise günlük 3 saat civarındadır. Bir başka ifade ile, günlük hayatının 10 saatini uyku ile, 6 saatini okulda ve 3 saati eğitim dışı uğraşlarda geçiren çocuğun geri kalan 5 saatten 3 saati de televizyon karşısında geçmektedir. Çocukların televizyon karşısında iletişim yeteneklerini kaybetmelerinin ötesinde bir de ülkemizde çocukların ruh ve zihin sağlıklarını riske atan duygusal, psikolojik ve fiziksel şiddetle dolu görüntülerle baş başa kalarak yetişiyor olması, tehlike çanlarının korkunç bir sesle çalıyor olduğu anlamını taşımaktadır.
    Batılı ülkelerin otistik çocuk sendromu ile mücadele için sarf ettiği çaba ülkemiz yetkililerinin de dikkatini çekmeli, sosyal pedagoglar bu sahada saha çalışmaları yaparak konuyu gündeme getirmelidir. Böylesi bir sorun kendi çocuğumuzda yok diye konuyu önemsenmezlikten gelinmemeli, sosyal hayat içinde böylesi çocukların saçacağı tehlikenin herkesi bir gün yakından ilgilendirebileceği mutlaka bilinmelidir.

    ZAMAN
  2. 14.Ağustos.2010, 22:26
    #1
    Amerika'da duymaya alışkın olduğumuz "psikopatça" işlenmiş cinayetlere artık ülkemizde de sıkça şahit olmaya başladık. Kimi zaman bir bayram sabahı, masum çocukları pompalı tüfekle katletmiş seri katil haberini okuyor, kanımız donuyor; kimi zaman babasını namaz kılarken kesmiş bir kızın resmi ile gazete sayfalarında göz göze geliyor, derin bir ürperti hissediyoruz ruhumuzda.

    Amerika'da duymaya alışkın olduğumuz "psikopatça" işlenmiş cinayetlere artık ülkemizde de sıkça şahit olmaya başladık.
    Kimi zaman bir bayram sabahı, masum çocukları pompalı tüfekle katletmiş seri katil haberini okuyor; kanımız donuyor, kimi zaman babasını namaz kılarken kesmiş bir kızın resmi ile gazete sayfalarında göz göze geliyor; derin bir ürperti hissediyoruz ruhumuzda.
    Peki ne oluyor da ülkemize son yıllarda hiç de duymaya alışkın olmadığımız türden cinayetlerle yüzleşiyoruz?
    Evet, "alışık olmadığımız türden cinayetler" diyoruz, zira önceleri bir cinayet haberi duyduğumuzda, içimiz burkulsa da, kan dondurucu bir senaryo ile karşılaşmıyorduk. Öldürme ve yaralama olayları insanlık dışı bir şekilde işlenmiyordu. Şahit olduğumuz olaylar genelde; "Falanca yerde arazi anlaşmazlığı nedeni ile çıkan kavgada filanca kişi hayatını kaybetti" şeklinde başlayıp, "Kavga sırasında komşusunun ölmesine neden olan kişi çok pişman olduğunu söyleyerek karakola teslim oldu." şekilde devam ediyordu.
    İşlenen suçlar derinlemesine incelendiğinde; "öfkeye hakim olamama", "hırsa yenik düşme", "nefse uyma" gibi insan olma zafiyetlerine ait verilerle karşılaşıyorduk.
    Ancak son yıllarda gazete sayfalarında genişçe yer tutan olaylara baktığımızda "insan olma zafiyeti" ile işlenmiş suçlarla değil, aksine insanlık dışı suçlarla karşılaşıyoruz. Haberi duyan yada okuyan kişi; "Bunu yapan insan olamaz" diye ürpertisini dile getiriyor.
    Vicdansız insanlar yetişiyor
    Geçtiğimiz günlerde gazete sayfalarına yansıyan bir ablanın erkek kardeşini öldürme şekli de yine "bunu yapan insan olmaz" dedirttiren cinstendi. İstanbul Fatih'de gerçekleşen olayda, 17 yaşındaki genç kız, 11 yaşındaki erkek kardeşini bıçaklayarak öldürmüş, ardından da kardeşinin cesedini kendi çeyiz sandığında saklamıştı. Öldürdüğü kardeşi ile aynı odada otuz gün boyunca yalnız yatan genç kız, çeyiz sandığından sızan kanı da kimse fark etmesin diye her sabah temizlemeye çalışmıştı. Günlerce sandıkta kalan kardeşinin cesedinden yayılan kokuyu örtbas edebilmek için ise odasına parfüm sıkmayı ihmal etmemişti.
    Böylesi bir cinayet, her ne kadar "öfke" ile veya "cinnet" geçirilerek işlenmiş olarak adlandırılsa da, cinayetten sonra kız kardeşin davranışları "insan olma" özelliğinin dışına taşmaktadır. İnsanı insan yapan en önemli mekanizma (Darwinist biyologların iddia ettiği gibi) "akıl" değil "vicdan" dır. Kendi kardeşini öldürdükten sonra aynı odada geceleri sabaha kadar yatabilen, gündüzleri de sandıktan sızan kanı temizlemeye çalışan ablada vicdan vardır diyemeyiz.
    Peki ne oldu da böylesi vicdansız insanlar bizim ülkemizde de yetişir oldu?
    Otizm şaka değil bir korkunç gerçektir
    Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da "otistik" kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır. Otistik bir çocuk, karşısındaki ile düzgün iletişim kuramaz, göz teması kuramaz, ilişkileri hep yüzeyseldir, duygularının derinliklerine inemez...
    Geçen yüzyıla kadar otizm doğuştan olan bir rahatsızlık olarak algılanıyordu. Ancak, otizm hakkında yapılan araştırmalar gösterdi ki, otizm sadece doğuştan değil sonradan da oluşabilen bir davranış bozukluğu idi. Televizyon ile çok baş başa kalana çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar gösterdi ki, televizyon çocukların otistik özellik taşımasını tetikliyordu.
    Zira yoğun bir şekilde televizyon izleyen çocuk, önce iletişim becerilerini kaybeder. Çocuk, televizyon seyrederken, ekranından gönderilen sinyalleri alır ama kendisi televizyon ile konuşamayacağı için, iletişimin en önemli unsuru olan aktif konuşma ve duygu ve hislerini ifade etme kabiliyetini yavaş yavaş kaybeder. Daha açık bir ifade, televizyon ekranına mahkum edilen çocuklar, "normal insan" olma özelliklerini adım adım terk ederler.
    Televizyonun bu negatif tesirini daha da artırıcı olarak; çocukların aileler tarafından ilgisiz bırakılması, aile içinde hak ettikleri statüyü alamamaları, sosyal hayattan kopuk bir yaşantı içinde bulunuyor oluşları "ruhsuz insan" yetişmeyi tetikleyen diğer etkenler olarak ele alınabilir.
    Sırf bu yüzden ve bu tehlikeden dolayı, otizm gerçeği Batılı ülkelerin gündemine son yıllarda daha net bir şekilde girmiş durumda. Otizm ile mücadele konusunda batılı ülkeler ciddi bütçeler ayırmaya başlamışlardır. Örneğin Hollanda'da 2008 yılı bütçesinden otizm ile mücadele için 1,5 milyar avro para ayrılmıştır.
    Ülkemizde durum nasıl? Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 72 milyon dolayındaki ülkemiz nüfusunun, 26 milyonluk bölümü 0-19 yaş arasındaki çocuklardan oluşmakta ve bu çocukların televizyon izleme alışkanlığı ise günlük 3 saat civarındadır. Bir başka ifade ile, günlük hayatının 10 saatini uyku ile, 6 saatini okulda ve 3 saati eğitim dışı uğraşlarda geçiren çocuğun geri kalan 5 saatten 3 saati de televizyon karşısında geçmektedir. Çocukların televizyon karşısında iletişim yeteneklerini kaybetmelerinin ötesinde bir de ülkemizde çocukların ruh ve zihin sağlıklarını riske atan duygusal, psikolojik ve fiziksel şiddetle dolu görüntülerle baş başa kalarak yetişiyor olması, tehlike çanlarının korkunç bir sesle çalıyor olduğu anlamını taşımaktadır.
    Batılı ülkelerin otistik çocuk sendromu ile mücadele için sarf ettiği çaba ülkemiz yetkililerinin de dikkatini çekmeli, sosyal pedagoglar bu sahada saha çalışmaları yaparak konuyu gündeme getirmelidir. Böylesi bir sorun kendi çocuğumuzda yok diye konuyu önemsenmezlikten gelinmemeli, sosyal hayat içinde böylesi çocukların saçacağı tehlikenin herkesi bir gün yakından ilgilendirebileceği mutlaka bilinmelidir.

    ZAMAN
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    KINAMA!!!!KINAMA!!! PEDAGOG ADEM GÜNEŞ! - ZAMAN GAZETESİ
    'Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da "otistik" kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır.' yorumuyla tüm otizmlileri "potansiyel seri katil" ilan eden bir yazı kaleme alan, sözde hem 'uzman' hem... de 'öğretim ü.........yesi' olan BU "CAHİL" ŞAHSI PROTESTO EDİYORUZ....
  4. 14.Ağustos.2010, 22:27
    #2
    KINAMA!!!!KINAMA!!! PEDAGOG ADEM GÜNEŞ! - ZAMAN GAZETESİ
    'Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da "otistik" kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır.' yorumuyla tüm otizmlileri "potansiyel seri katil" ilan eden bir yazı kaleme alan, sözde hem 'uzman' hem... de 'öğretim ü.........yesi' olan BU "CAHİL" ŞAHSI PROTESTO EDİYORUZ....
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Ey Adem! Sana bu aklı verenlere bir daha danış! Git bişeyler öğren. İletişim nedir? Duygu nedir? Her şeyden önce de 'vicdan' nedir diye düşün!
    Otizmli bireylerin gözlerinin içine bir daha bakma sakın! O gözlerdeki duygu senin kapasiteni ve algını çok geçer!!
  6. 14.Ağustos.2010, 22:32
    #3
    Ey Adem! Sana bu aklı verenlere bir daha danış! Git bişeyler öğren. İletişim nedir? Duygu nedir? Her şeyden önce de 'vicdan' nedir diye düşün!
    Otizmli bireylerin gözlerinin içine bir daha bakma sakın! O gözlerdeki duygu senin kapasiteni ve algını çok geçer!!
  7. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Ankara
    Mesajlar
    2.497
    Alıntı
    "Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da "otistik" kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır.' yorumuyla tüm otizmlileri "potansiyel seri katil" ilan eden bir yazı kaleme alan, sözde hem 'uzman' hem... de 'öğretim ü.........yesi' olan BU "CAHİL" ŞAHSI PROTESTO EDİYORUZ....
    Gerçekten çok talihsiz bir yorum yapılmış.Böyle bilinçsiz ve tüm otizmli kardeşlerimizi zan altına bırakan yorumu kınıyoruz.
  8. 14.Ağustos.2010, 23:52
    #4
    Alıntı
    "Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da "otistik" kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır.' yorumuyla tüm otizmlileri "potansiyel seri katil" ilan eden bir yazı kaleme alan, sözde hem 'uzman' hem... de 'öğretim ü.........yesi' olan BU "CAHİL" ŞAHSI PROTESTO EDİYORUZ....
    Gerçekten çok talihsiz bir yorum yapılmış.Böyle bilinçsiz ve tüm otizmli kardeşlerimizi zan altına bırakan yorumu kınıyoruz.
  9. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    vicdansız bir kişiliğe sahip olan insanı otizm hastası insanlarımızla bir tutmak çok yanlış.. demek oluyor ki, acımasızca cinayet işleyen her insan otizm hastası!

    bu yakıştırmayı beynim kabul etmiyor..
    Adem Güneş her ne kadar pedagog da olsa yapmış olduğu bu yorumunu kınıyorum!
  10. 15.Ağustos.2010, 00:56
    #5
    vicdansız bir kişiliğe sahip olan insanı otizm hastası insanlarımızla bir tutmak çok yanlış.. demek oluyor ki, acımasızca cinayet işleyen her insan otizm hastası!

    bu yakıştırmayı beynim kabul etmiyor..
    Adem Güneş her ne kadar pedagog da olsa yapmış olduğu bu yorumunu kınıyorum!
  11. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Otizmi Hiç Bilmeyen Pedagoglar Var!( Şahbender korkmaz aracılığıyla)






    OTİZMLİ BİREYLERİN SIRTINDAN UCUZ DİYALOGLAR!!!Kendisine uzman pedagog sıfatı yakıştırıp, vicdan kavramı üzerine psikolojik sığ tanımlamalarını satacağı medyayı da hazır bulunca, saçmalamaya başlayan adamın adını burada yazmayacağım. Bu kuş beyinli uzmanın 'vicdan' kavramı üzerine kafa yormasını elbetteki beklemiyoruz. Ne de olsa ağzı olan konuşuyorsaOtizmi Hiç Bilmeyen Pedagoglar Var!

    OTİZMLİ BİREYLERİN SIRTINDAN UCUZ DİYALOGLAR!!!Kendisine uzman pedagog sıfatı yakıştırıp, vicdan kavramı üzerine psikolojik sığ tanımlamalarını satacağı medyayı da hazır bulunca, saçmalamaya başlayan adamın adını burada yazmayacağım. Bu kuş beyinli uzmanın 'vicdan' kavramı üzerine kafa yormasını elbetteki beklemiyoruz. Ne de olsa ağzı olan konuşuyorsa kimse de hesap sormuyor. Bu kişinin kafa yorması gereken bazı kavramları ona ilköğretim öğretmenleri zamanında öğretmeliydi. Vicdan nedir? Vicdan algı ilişkisi nedir? Bunları öğrenmedi ama peki otizmli bireyler hakkındaki zırva sayıklamaları nereden öğrendi? Bu adama Eğitim Fakültelerinde neyi öğrettiler?
    Bu zekasını olduğundan bin kat fazla göstemeye çalışan kişi, otizmli bir katil duymuş mudur hayatında? Otizmliler hakkında zahmet edip 2 satır araştırma okyabilse yüzü salça gibi kızarır mı? İşte onu bilmem. Keza yüz kızarıklığı da bir insanlık belirtisi sayılır.
    Ey .... :"Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da 'otistik' kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır. Otistik bir çocuk, karşısındaki ile düzgün iletişim kuramaz, göz teması kuramaz, ilişkileri hep yüzeyseldir, duygularının derinliklerine inemez..."
    Diye saçmalayan çok bilmiş dümbelek! Bu sonuçlardan sonra otizmliler ile katilleri nasıl aynı yere getirebildin?
    Otizmli birey duygusuz değil tam tersine aşırı duygu yüklenimleri nedeniyle senin gibi fazlalıklardan rahatsız olurlar. Çünkü senin gibiler hem bakışlarıyla hem gözleriyle hem de içine sakladıkları sevgisizlikleriyle onları çok rahatsız ederler!
    Çünkü onların vicdanları da tıpkı gözleri gibi temiz, ilkeli ve kararlıdırlar.
    Sen bu duygu yükünü anlayamayacak kadar pedagogsun işte.
    Çok bilmiş ukela, eğer sen iletişim kurmayı bilemiyorsan ve noksanların, zaafların ve de fesatlıklarınla iletişimin önünde engelsen otizmli birey senin gözünün içine bakmaz! Çünkü o hesaplı, planlı kurgulu gözlerinle onun tertemiz dünyasını kirleteceğini iyi bilir.
    Ey Adem! Sana bu aklı verenlere bir daha danış! Git bişeyler öğren. İletişim nedir? Duygu nedir? Her şeyden önce de 'vicdan' nedir diye düşün!
    Otizmli bireylerin gözlerinin içine bir daha bakma sakın! O gözlerdeki duygu senin kapasiteni ve algını çok geçer!!

    alıntıdır
  12. 15.Ağustos.2010, 09:26
    #6
    Otizmi Hiç Bilmeyen Pedagoglar Var!( Şahbender korkmaz aracılığıyla)






    OTİZMLİ BİREYLERİN SIRTINDAN UCUZ DİYALOGLAR!!!Kendisine uzman pedagog sıfatı yakıştırıp, vicdan kavramı üzerine psikolojik sığ tanımlamalarını satacağı medyayı da hazır bulunca, saçmalamaya başlayan adamın adını burada yazmayacağım. Bu kuş beyinli uzmanın 'vicdan' kavramı üzerine kafa yormasını elbetteki beklemiyoruz. Ne de olsa ağzı olan konuşuyorsaOtizmi Hiç Bilmeyen Pedagoglar Var!

    OTİZMLİ BİREYLERİN SIRTINDAN UCUZ DİYALOGLAR!!!Kendisine uzman pedagog sıfatı yakıştırıp, vicdan kavramı üzerine psikolojik sığ tanımlamalarını satacağı medyayı da hazır bulunca, saçmalamaya başlayan adamın adını burada yazmayacağım. Bu kuş beyinli uzmanın 'vicdan' kavramı üzerine kafa yormasını elbetteki beklemiyoruz. Ne de olsa ağzı olan konuşuyorsa kimse de hesap sormuyor. Bu kişinin kafa yorması gereken bazı kavramları ona ilköğretim öğretmenleri zamanında öğretmeliydi. Vicdan nedir? Vicdan algı ilişkisi nedir? Bunları öğrenmedi ama peki otizmli bireyler hakkındaki zırva sayıklamaları nereden öğrendi? Bu adama Eğitim Fakültelerinde neyi öğrettiler?
    Bu zekasını olduğundan bin kat fazla göstemeye çalışan kişi, otizmli bir katil duymuş mudur hayatında? Otizmliler hakkında zahmet edip 2 satır araştırma okyabilse yüzü salça gibi kızarır mı? İşte onu bilmem. Keza yüz kızarıklığı da bir insanlık belirtisi sayılır.
    Ey .... :"Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da 'otistik' kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır. Otistik bir çocuk, karşısındaki ile düzgün iletişim kuramaz, göz teması kuramaz, ilişkileri hep yüzeyseldir, duygularının derinliklerine inemez..."
    Diye saçmalayan çok bilmiş dümbelek! Bu sonuçlardan sonra otizmliler ile katilleri nasıl aynı yere getirebildin?
    Otizmli birey duygusuz değil tam tersine aşırı duygu yüklenimleri nedeniyle senin gibi fazlalıklardan rahatsız olurlar. Çünkü senin gibiler hem bakışlarıyla hem gözleriyle hem de içine sakladıkları sevgisizlikleriyle onları çok rahatsız ederler!
    Çünkü onların vicdanları da tıpkı gözleri gibi temiz, ilkeli ve kararlıdırlar.
    Sen bu duygu yükünü anlayamayacak kadar pedagogsun işte.
    Çok bilmiş ukela, eğer sen iletişim kurmayı bilemiyorsan ve noksanların, zaafların ve de fesatlıklarınla iletişimin önünde engelsen otizmli birey senin gözünün içine bakmaz! Çünkü o hesaplı, planlı kurgulu gözlerinle onun tertemiz dünyasını kirleteceğini iyi bilir.
    Ey Adem! Sana bu aklı verenlere bir daha danış! Git bişeyler öğren. İletişim nedir? Duygu nedir? Her şeyden önce de 'vicdan' nedir diye düşün!
    Otizmli bireylerin gözlerinin içine bir daha bakma sakın! O gözlerdeki duygu senin kapasiteni ve algını çok geçer!!

    alıntıdır
  13. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Bizim cocuklarimiz, bizim goremediklerimizi goren, duyamadiklarimizi duyan, hissedemediklerimizi hisseden cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, yalanin ne oldugunu bilmeyen cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, "normal" insanlarin odaklanamadigi kadar tek bir konuya odaklanabilip cozumler uretebilen cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, ellerindekiyle mutlu olabilmeyi bilen, daha fazlasini istemeyen cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, kimin daha zengin, kimin daha guzel, kimin daha akilli oldugu ile ilgilenmeyen, cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, kalbi sevgi ve vicdan ile dolu cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, sizlerden cok daha "normal" insanlardir!
    Size acilen otizm konusundaki bilginizi gelistirmeyi, cocuklarimizi daha iyi tanimayi, daha cok okumayi, daha cok bilgilenmeyi ve daha cok hissetmeyi oneriyorum. Eger isterseniz size konu ile ilgili bilgilendirici ve egitici bazi kaynaklar onerebilirim cunku gordugum kadariyla benim bilgim sizden cok daha ustun...
    Ben otizm annesi olarak sizin öğretim üyesi olmanızdan endişe duyuyorum bu yalnış bilgilerle gelecek yen inesil pedegogların donanması sizin elinize kaldıysa vah vah yazık....

    arkadaşlar bu yazdığım metin biz otistik ailelerin duygularını belirten arkadaşımızın şahsa yazdığı mektuptan alıntıdır ....
    Konu Jarnana tarafından (15.Ağustos.2010 Saat 13:21 ) değiştirilmiştir.
  14. 15.Ağustos.2010, 12:21
    #7
    Bizim cocuklarimiz, bizim goremediklerimizi goren, duyamadiklarimizi duyan, hissedemediklerimizi hisseden cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, yalanin ne oldugunu bilmeyen cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, "normal" insanlarin odaklanamadigi kadar tek bir konuya odaklanabilip cozumler uretebilen cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, ellerindekiyle mutlu olabilmeyi bilen, daha fazlasini istemeyen cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, kimin daha zengin, kimin daha guzel, kimin daha akilli oldugu ile ilgilenmeyen, cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, kalbi sevgi ve vicdan ile dolu cocuklardir.Bizim cocuklarimiz, sizlerden cok daha "normal" insanlardir!
    Size acilen otizm konusundaki bilginizi gelistirmeyi, cocuklarimizi daha iyi tanimayi, daha cok okumayi, daha cok bilgilenmeyi ve daha cok hissetmeyi oneriyorum. Eger isterseniz size konu ile ilgili bilgilendirici ve egitici bazi kaynaklar onerebilirim cunku gordugum kadariyla benim bilgim sizden cok daha ustun...
    Ben otizm annesi olarak sizin öğretim üyesi olmanızdan endişe duyuyorum bu yalnış bilgilerle gelecek yen inesil pedegogların donanması sizin elinize kaldıysa vah vah yazık....

    arkadaşlar bu yazdığım metin biz otistik ailelerin duygularını belirten arkadaşımızın şahsa yazdığı mektuptan alıntıdır ....
  15. HAKAN ÇİZMECİOĞLU
    15.Ağustos.2010, 12:58
    #8
    Pedagog demek insanları kötü göstermek demek değildir.Şiddetle kınıyorum.
  16. 15.Ağustos.2010, 12:58
    #8
    HAKAN ÇİZMECİOĞLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    HAKAN ÇİZMECİOĞLU
    Misafir
    Pedagog demek insanları kötü göstermek demek değildir.Şiddetle kınıyorum.
  17. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Düngece bu haberi öğrendiğimden bu yana beynim kabul etmekte zorlanıyor ne yazacağımı bilemez durumdayım siz kim oluyorda daha kesin nedeni belli olmayan bir hastalığa "katil" damgasını vurabiliyorsunuz ..otizm hakkında yayınlanan onca kitap ve dokrorlar bunun nedenini bilemezken arada ortaya atılan bazı gelişmelerin varlığı bile kesin ıspatlanmamışken sizin bu yaptığınızın akıl alır yanı yok siz pedegog kime denir kimdir bir okuyun bence..
  18. 15.Ağustos.2010, 14:24
    #9
    Düngece bu haberi öğrendiğimden bu yana beynim kabul etmekte zorlanıyor ne yazacağımı bilemez durumdayım siz kim oluyorda daha kesin nedeni belli olmayan bir hastalığa "katil" damgasını vurabiliyorsunuz ..otizm hakkında yayınlanan onca kitap ve dokrorlar bunun nedenini bilemezken arada ortaya atılan bazı gelişmelerin varlığı bile kesin ıspatlanmamışken sizin bu yaptığınızın akıl alır yanı yok siz pedegog kime denir kimdir bir okuyun bence..
  19. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    sevgili jarnana,
    Adem Güneş yazısının seni üzmesine izin verme..
    ufak bir araştırma yaptım ve bu yazıyı onaylayan bir yoruma rastlamadım.. aksine tüm yorumlar Adem Güneşin aleyhine yazılmış..

    Otizmli birey duygusuz değil tam tersine aşırı duygu yüklenimleri nedeniyle....................



    Otistik çocuklar okulunda rehber öğretmen olarak çalışan birinden duyduğum yaşanmış olayı aktaracağım;

    Okulda rehber öğretmen olarak çalışan bir öğretmen Musa..

    Okulun öğrencilerinden bir otistik çocuğun ailesi, bir gün Musa öğretmene dert yanıyor;
    çocukları normalde çok su içmesine karşın; 3 aydır ağzına bir damla su koymuyormuş..

    "Hocam, bize birşey söylemiyor... bir de siz sorun" diyorlar..

    Musa öğretmen çocukla konuşuyor.. anlaşılıyor ki; bir gün öğretmen sınıfta;

    "Atatürk ölmedi, yüreğimizde yaşıyor" demiş..

    Ve küçük çocuk da, Atatürk boğulmasın diye, su içmeyi bırakmış..

    sırf bu yüzden tam 3 ay boyunca su içmemiş.. ne yapsalar, çocuğu ikna edememişler..

    Musa öğretmen, çocuğu yanına çekip, demiş ki;


    "Biliyor musun, Atatürk çok iyi bir yüzücüdür"

    Bundan sonra, küçük çocuk su içmeye başlamış..

    Söyleyecek tek kelime bulamadım..

    Bilmediğimiz NE yürekler var, NE saf, NE temiz, NE Kocaman yürekler..
  20. 15.Ağustos.2010, 15:35
    #10
    sevgili jarnana,
    Adem Güneş yazısının seni üzmesine izin verme..
    ufak bir araştırma yaptım ve bu yazıyı onaylayan bir yoruma rastlamadım.. aksine tüm yorumlar Adem Güneşin aleyhine yazılmış..

    Otizmli birey duygusuz değil tam tersine aşırı duygu yüklenimleri nedeniyle....................



    Otistik çocuklar okulunda rehber öğretmen olarak çalışan birinden duyduğum yaşanmış olayı aktaracağım;

    Okulda rehber öğretmen olarak çalışan bir öğretmen Musa..

    Okulun öğrencilerinden bir otistik çocuğun ailesi, bir gün Musa öğretmene dert yanıyor;
    çocukları normalde çok su içmesine karşın; 3 aydır ağzına bir damla su koymuyormuş..

    "Hocam, bize birşey söylemiyor... bir de siz sorun" diyorlar..

    Musa öğretmen çocukla konuşuyor.. anlaşılıyor ki; bir gün öğretmen sınıfta;

    "Atatürk ölmedi, yüreğimizde yaşıyor" demiş..

    Ve küçük çocuk da, Atatürk boğulmasın diye, su içmeyi bırakmış..

    sırf bu yüzden tam 3 ay boyunca su içmemiş.. ne yapsalar, çocuğu ikna edememişler..

    Musa öğretmen, çocuğu yanına çekip, demiş ki;


    "Biliyor musun, Atatürk çok iyi bir yüzücüdür"

    Bundan sonra, küçük çocuk su içmeye başlamış..

    Söyleyecek tek kelime bulamadım..

    Bilmediğimiz NE yürekler var, NE saf, NE temiz, NE Kocaman yürekler..

Git 12 Sonuncu

Benzer Konular

  1. Uyku probleminin sebepleri nelerdir?
    Konu Sahibi Bedii Forum Sağlık (Genel)
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Eylül.2011, 19:02
  2. Doğuştan Engelli,Adem Uyduran Ekmeğini Taştan Çıkarıyor
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Ağustos.2011, 22:30
  3. İnsanlık Üzerine Sözler
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum İlginç Bilgi, Video ve Resimler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17.Nisan.2011, 14:07
  4. İnsanlık Hareketi! Yeni Proje
    Konu Sahibi alitag Forum İlanlar, Duyurular
    Cevap: 10
    Son Mesaj : 13.Mart.2011, 10:05
  5. Omurilik Felcinin Sebepleri
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Omurilik Hasarları (OF)
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Temmuz.2010, 19:31

Bu Konu için Etiketler