Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Horlama nasıl oluşur? Nasıl tedavi edilir?

Horlama Nedir? Horlama, nefes alma sırasında havanın dar bir alandan geçerken, çevresindeki yumuşak dokuların titreşimiyle ortaya çıkan sestir. Darlık arttıkça doğal olarak horlama da şiddetlenecektir. Horlamayı oluşturan darlık, sanılanın aksine sadece burundaki bir patolojiyle değil, genellikle üst solunum yolunun dil arkasında ve yutak çevresindeki bölümünün daralmasıyla ilişkilidir. Erkekler Neden Kadınlardan Daha Sık Oranda Horlar? Bunun nedeni, yağlanmanın kadınlarda esas olarak

Konuyu değerlendir: Horlama nasıl oluşur? Nasıl tedavi edilir?

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 3878 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Horlama nasıl oluşur? Nasıl tedavi edilir?

    Horlama Nedir? Horlama, nefes alma sırasında havanın dar bir alandan geçerken, çevresindeki yumuşak dokuların titreşimiyle ortaya çıkan sestir. Darlık arttıkça doğal olarak horlama da şiddetlenecektir. Horlamayı oluşturan darlık, sanılanın aksine sadece burundaki bir patolojiyle değil, genellikle üst solunum yolunun dil arkasında ve yutak çevresindeki bölümünün daralmasıyla ilişkilidir.

    Erkekler Neden Kadınlardan Daha Sık Oranda Horlar?
    Bunun nedeni, yağlanmanın kadınlarda esas olarak kalça bölgesinde, erkeklerde ise boyun ve karın çevresinde yoğunlaşmasıdır. Özellikle kilolu erkeklerde bu durum, yatarken (bilhassa sırtüstü pozisyonda) karın kitlesinin diyaframa baskısıyla göğüs içi basıncını arttırır; dilin de arkaya kayması ve uyku ile birlikte yutak çevresindeki yumuşak dokuların ve kasların gevşemesiyle horlamayı doğuracak şartlar ortaya çıkmış olur.
    Kadınların kas yapısındaki farklılıkların da horlamayı azalttığı düşünülüyor. Menopozdan sonra hormonal değişiklikler sonucu kadınların kas yapısı da erkeklerinkine benzemeğe başladığından, belirli bir yaştan sonra onların da horlama oranı erkeklere yaklaşır, hatta eşitlenir.
    Horlama Bir Hastalık Mıdır?
    Kesintisiz, yani solunum düzensizliğinin eşlik etmediği horlamanın, uykuda bölünme oluşturmuyorsa hastaya herhangi bir zarar vermediği düşünülmektedir. Bu tür horlamaya, basit horlama diyoruz. Burada, gürültüden dolayı çevrenin, özellikle de eşin rahatsız olması ve uykusunun bölünmesi söz konusudur. Zaten basit horlaması olan kişiler, daha çok yakınlarının ısrarı dolayısıyla hekime başvururlar.

    Basit horlama başlangıçta pozisyoneldir; yani sırtüstü pozisyonda ortaya çıkar. Kilo aldıkça üst solunum yolundaki darlığın artmasından dolayı her pozisyonda horlama olur. Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar, uykuda solunumla ilgili düzensizlikler (örneğin solunum durmaları) olmasa bile, basit horlamanın, gece boyunca solunum için harcanan güç dolayısıyla vücutta yorgunluğa, buna bağlı olarak da gündüz halsizlik ve uykululuğa neden olabildiğini gösteriyor.
    Horlama Tedavi Edilmeli Mi?
    Horlama eğer uykuda solunum düzensizliklerine neden olmuyorsa, basit bazı önlemlerle hafifletilebilir, hatta bertaraf edilebilir. Kilo verme, uyku saatlerinden önce alkollü içki almama, akşamları hafif yemekleri tercih etme, yüksek yastıkla yatma, burun bantları yapıştırma gibi basit önlemler genellikle çok faydalı olmaktadır.
    Diğer bir yöntem de sırta tenis topu büyüklüğünde bir top bağlayarak yatmaktır. Sırtüstü pozisyonda horlama daha sık ortaya çıktığından, ilk bakışta garip gibi gözüken bu yöntem çoğunlukla etkili olmaktadır. Kişi uykuda her sırtüstü pozisyona geldiğinde toptan dolayı rahatsız olacak, bu yüzden belki farkında bile olmadan yana dönecek ve horlamadan uyuyabilecektir.
    Bu yöntemlerin etkili olamadığı şiddetli horlama durumlarında ise başka tedavi seçeneklerinden yararlanılır.
    Bunlardan biri, dili bastırma (geriye gitmesini engelleme) ve çeneyi öne doğru iterek ağız içi boşluğunu genişletme yoluyla etkisini gösteren ağız içi alet uygulamasıdır. Bu aletler, konuyla ilgili diş hekimleri tarafından her hastanın ağzına uygun ölçüler alınarak yapılır. Horlayan kişi, diş protezine benzer bu aleti takarak yatar ve uyur.

    Diğer bir tedavi seçeneği de horlamayı giderici ameliyatlardır. Son zamanlarda bu ameliyatlar, özellikle lazerli aletler kullanılmak suretiyle basit ve lokal anesteziyle dahi yapılabilir duruma gelmiştir. Ancak bu ameliyatlar rastgele yapılmamalı, her şeyden önce rahatsızlığın basit horlamadan ibaret olup olmadığı iyi belirlenmeli, başka bir deyişle mutlaka doğru endikasyon konulmalıdır.
    Bunun için en doğru yol, horlayan kişinin bir uyku laboratuarı tarafından değerlendirilmesi, gerekli görülürse uyku incelemesinin yapılması ve ancak uykuyla ilişkili ciddi bir solunum probleminin olmadığı kanaatine varılırsa ilgili KBB hekimine yönlendirilmesidir.
    Tıkayıcı Uyku-Apne Sendromu (TUAS) Nedir?
    “Apne” nefes durması demektir. TUAS, üst solunum yollarındaki (horlamada olduğu gibi özellikle dil arkası ve yutak çevresindeki) darlığın ileri boyutta olduğu durumlarda, uykunun başlamasıyla birlikte yumuşak dokuların gevşemesi ve nefes alma sırasında oluşan negatif basınç dolayısıyla solunum yolunun tıkanması, böylece ağız ve burundan hava girişinin en az 10 saniye süreyle engellenmesiyle karakterize ciddi bir hastalıktır. Nefes durmaları gece boyunca sık olarak (bazen yüzlerce kez) tekrarlar, her biri ortalama 20-40 saniye sürelidir, şiddetli olgularda bu süre iki dakikadan fazla olabilir! Nefes durmaları sırasında kandaki oksijen miktarı önemli ölçüde azalır, dolayısıyla kalp, beyin ve diğer organlara yeterli oksijen ulaşamaz.
    TUAS Kimlerde Görülür?
    Toplumda TUAS görülme sıklığı, uyku laboratuarı çalışmaları sonucunda erkeklerde en az %4, kadınlarda %2 oranında belirlenmiştir. Aynen horlamada olduğu gibi yaşın artmasıyla birlikte sıklık da artar; 60 yaş sonrasında erkeklerde bu oran %28’lere ulaşır. Menopozdan sonra kadınlarda da bu oran %20’ye yaklaşır.

    TUAS, genellikle kısa boylu, şişman-göbekli, kısa boyunlu erkeklerin hastalığı olarak bilinirdi. Şişmanlıktan başka, üst solunum yollarında daralmaya neden olan büyük dil, yüksek ve kavisli sert damak, sarkık yumuşak damak, uzun ve kıvrımlı küçük dil, küçük çene yapısı, büyük bademcikler, halk arasında burun eti diye bilinen adenoid hiperplazi gibi anatomik özellikler ve allerjik konjesyonlar da hastalığa zemin hazırlarlar.
    Ancak hastalığın oluş mekanizması hayli karışıktır ve sadece bu faktörlerle açıklamak her zaman mümkün olmaz. Nitekim uykuda nefes durmaları olmayan şişman kişiler olduğu gibi genç, zayıf ve hastalığa zemin oluşturabilecek belirgin bir yapısal bozukluğu olmayan kişilerde de (hatta çocuklarda bile) pekala TUAS görülebilmektedir.
  2. 12.Ağustos.2010, 21:02
    #1
    Horlama Nedir? Horlama, nefes alma sırasında havanın dar bir alandan geçerken, çevresindeki yumuşak dokuların titreşimiyle ortaya çıkan sestir. Darlık arttıkça doğal olarak horlama da şiddetlenecektir. Horlamayı oluşturan darlık, sanılanın aksine sadece burundaki bir patolojiyle değil, genellikle üst solunum yolunun dil arkasında ve yutak çevresindeki bölümünün daralmasıyla ilişkilidir.

    Erkekler Neden Kadınlardan Daha Sık Oranda Horlar?
    Bunun nedeni, yağlanmanın kadınlarda esas olarak kalça bölgesinde, erkeklerde ise boyun ve karın çevresinde yoğunlaşmasıdır. Özellikle kilolu erkeklerde bu durum, yatarken (bilhassa sırtüstü pozisyonda) karın kitlesinin diyaframa baskısıyla göğüs içi basıncını arttırır; dilin de arkaya kayması ve uyku ile birlikte yutak çevresindeki yumuşak dokuların ve kasların gevşemesiyle horlamayı doğuracak şartlar ortaya çıkmış olur.
    Kadınların kas yapısındaki farklılıkların da horlamayı azalttığı düşünülüyor. Menopozdan sonra hormonal değişiklikler sonucu kadınların kas yapısı da erkeklerinkine benzemeğe başladığından, belirli bir yaştan sonra onların da horlama oranı erkeklere yaklaşır, hatta eşitlenir.
    Horlama Bir Hastalık Mıdır?
    Kesintisiz, yani solunum düzensizliğinin eşlik etmediği horlamanın, uykuda bölünme oluşturmuyorsa hastaya herhangi bir zarar vermediği düşünülmektedir. Bu tür horlamaya, basit horlama diyoruz. Burada, gürültüden dolayı çevrenin, özellikle de eşin rahatsız olması ve uykusunun bölünmesi söz konusudur. Zaten basit horlaması olan kişiler, daha çok yakınlarının ısrarı dolayısıyla hekime başvururlar.

    Basit horlama başlangıçta pozisyoneldir; yani sırtüstü pozisyonda ortaya çıkar. Kilo aldıkça üst solunum yolundaki darlığın artmasından dolayı her pozisyonda horlama olur. Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar, uykuda solunumla ilgili düzensizlikler (örneğin solunum durmaları) olmasa bile, basit horlamanın, gece boyunca solunum için harcanan güç dolayısıyla vücutta yorgunluğa, buna bağlı olarak da gündüz halsizlik ve uykululuğa neden olabildiğini gösteriyor.
    Horlama Tedavi Edilmeli Mi?
    Horlama eğer uykuda solunum düzensizliklerine neden olmuyorsa, basit bazı önlemlerle hafifletilebilir, hatta bertaraf edilebilir. Kilo verme, uyku saatlerinden önce alkollü içki almama, akşamları hafif yemekleri tercih etme, yüksek yastıkla yatma, burun bantları yapıştırma gibi basit önlemler genellikle çok faydalı olmaktadır.
    Diğer bir yöntem de sırta tenis topu büyüklüğünde bir top bağlayarak yatmaktır. Sırtüstü pozisyonda horlama daha sık ortaya çıktığından, ilk bakışta garip gibi gözüken bu yöntem çoğunlukla etkili olmaktadır. Kişi uykuda her sırtüstü pozisyona geldiğinde toptan dolayı rahatsız olacak, bu yüzden belki farkında bile olmadan yana dönecek ve horlamadan uyuyabilecektir.
    Bu yöntemlerin etkili olamadığı şiddetli horlama durumlarında ise başka tedavi seçeneklerinden yararlanılır.
    Bunlardan biri, dili bastırma (geriye gitmesini engelleme) ve çeneyi öne doğru iterek ağız içi boşluğunu genişletme yoluyla etkisini gösteren ağız içi alet uygulamasıdır. Bu aletler, konuyla ilgili diş hekimleri tarafından her hastanın ağzına uygun ölçüler alınarak yapılır. Horlayan kişi, diş protezine benzer bu aleti takarak yatar ve uyur.

    Diğer bir tedavi seçeneği de horlamayı giderici ameliyatlardır. Son zamanlarda bu ameliyatlar, özellikle lazerli aletler kullanılmak suretiyle basit ve lokal anesteziyle dahi yapılabilir duruma gelmiştir. Ancak bu ameliyatlar rastgele yapılmamalı, her şeyden önce rahatsızlığın basit horlamadan ibaret olup olmadığı iyi belirlenmeli, başka bir deyişle mutlaka doğru endikasyon konulmalıdır.
    Bunun için en doğru yol, horlayan kişinin bir uyku laboratuarı tarafından değerlendirilmesi, gerekli görülürse uyku incelemesinin yapılması ve ancak uykuyla ilişkili ciddi bir solunum probleminin olmadığı kanaatine varılırsa ilgili KBB hekimine yönlendirilmesidir.
    Tıkayıcı Uyku-Apne Sendromu (TUAS) Nedir?
    “Apne” nefes durması demektir. TUAS, üst solunum yollarındaki (horlamada olduğu gibi özellikle dil arkası ve yutak çevresindeki) darlığın ileri boyutta olduğu durumlarda, uykunun başlamasıyla birlikte yumuşak dokuların gevşemesi ve nefes alma sırasında oluşan negatif basınç dolayısıyla solunum yolunun tıkanması, böylece ağız ve burundan hava girişinin en az 10 saniye süreyle engellenmesiyle karakterize ciddi bir hastalıktır. Nefes durmaları gece boyunca sık olarak (bazen yüzlerce kez) tekrarlar, her biri ortalama 20-40 saniye sürelidir, şiddetli olgularda bu süre iki dakikadan fazla olabilir! Nefes durmaları sırasında kandaki oksijen miktarı önemli ölçüde azalır, dolayısıyla kalp, beyin ve diğer organlara yeterli oksijen ulaşamaz.
    TUAS Kimlerde Görülür?
    Toplumda TUAS görülme sıklığı, uyku laboratuarı çalışmaları sonucunda erkeklerde en az %4, kadınlarda %2 oranında belirlenmiştir. Aynen horlamada olduğu gibi yaşın artmasıyla birlikte sıklık da artar; 60 yaş sonrasında erkeklerde bu oran %28’lere ulaşır. Menopozdan sonra kadınlarda da bu oran %20’ye yaklaşır.

    TUAS, genellikle kısa boylu, şişman-göbekli, kısa boyunlu erkeklerin hastalığı olarak bilinirdi. Şişmanlıktan başka, üst solunum yollarında daralmaya neden olan büyük dil, yüksek ve kavisli sert damak, sarkık yumuşak damak, uzun ve kıvrımlı küçük dil, küçük çene yapısı, büyük bademcikler, halk arasında burun eti diye bilinen adenoid hiperplazi gibi anatomik özellikler ve allerjik konjesyonlar da hastalığa zemin hazırlarlar.
    Ancak hastalığın oluş mekanizması hayli karışıktır ve sadece bu faktörlerle açıklamak her zaman mümkün olmaz. Nitekim uykuda nefes durmaları olmayan şişman kişiler olduğu gibi genç, zayıf ve hastalığa zemin oluşturabilecek belirgin bir yapısal bozukluğu olmayan kişilerde de (hatta çocuklarda bile) pekala TUAS görülebilmektedir.
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Hastalığı Nasıl Farkedebilirim?
    Solunum problemleri uykuda oluştuğu için hastanın kendisi durumdan haberdar değildir. Durumu hemen daima hastanın eşi veya yakınları farkeder. En belirgin bulgu horlamadır. Hastaların hemen tamamı çok şiddetli biçimde horlarlar. Hasta düzenli şekilde horlarken aniden sesi kesilir. Hastanın yakınları, önce bu durumun farkına varırlar. Nefes durması sırasında diyafram adı verilen ve akciğerlerin altında yer alan kas, kasılmaya devam ettiği için, karın ve göğüs hareketleri devam eder.
    Bu yüzden hava girişinin durduğunu, dışarıdan izleyen birinin ilk anda anlaması zordur. Yukarıdaki tıkanıklığı yenmek için diyafram gittikçe daha fazla kasılır, karın ve göğüs hareketlerinin genliği artar ve bir noktadan sonra bu artmış solunum eforuyla tıkanıklık yenilince hasta öncekinden daha şiddetli bir ses çıkararak (adeta kükrer gibi) tekrar solumaya başlar. Bu esnada kısa bir uyanıklık olur, ancak bu uyanıklık elektrofizyolojik düzeyde (çoğu kez ancak uyku laboratuarında beyinden alınan kayıtlardan anlaşılacak düzeyde) kaldığından hasta bunu hatırlamaz.
    Uyku devam ettiğinde, kısa bir süre sonra olay aynı biçimde (darlık belirginleştiğinden) yeniden başlar; bir kısır döngü halinde gece boyunca uyku-solunumun durması-tekrar başlaması-kısa uyanıklık-uykuya dalma şeklindeki epizotlar yüzlerce kez yinelenerek devam eder. Solunum durmalarının uzun sürmesi bazen hasta yakınlarını telaşlandırarak onu uyandırmaya zorlar. Bazen de hasta boğulma hissiyle uyanabilir.
    Her Horlayanda TUAS Var Mıdır?
    Hayır. Uykuda solunum durması olanların hemen hepsi horlar, ancak bu, her horlayanda TUAS var demek değildir! Kesin tanı ancak konuyla ilgili uzman hekimlerin değerlendirmesi ve uyku laboratuarında yapılacak uyku incelemesiyle konur.
    Hastalığın, Hasta Tarafından Farkedilebileceği En Önemli Belirtisi Nedir?
    Hastalığın ilk ve en belirgin semptomu gündüz aşırı uykululuk halidir. Hastanın, gece boyu sık olarak tekrarlanan solunum durmaları yüzünden, çok sayıda kısa uyanıklıklarla bölünmüş ve bir türlü derinleşemeyen, dolayısıyla dinlendirici olmayan kalitesiz bir uykusu vardır. Hasta uyanıklıklarını hatırlamadığından ve gece olup bitenlerden habersiz olduğundan, deliksiz uyuduğunu sanır. Ancak durum böyle değildir.

    Hasta ne kadar uzun süreyle uyursa uyusun, sabah hiçbir şekilde dinlenmiş kalkamaz. Gün içinde sürekli isteksiz, yorgun, halsiz, enerjisini yitirmiş durumdadır. Başlangıçta istirahat halindeyken (iş yapmadan otururken, toplantılarda, gazete okur veya TV izlerken vb.), özellikle öğleden sonraları ve akşamları, mücadelede zorlandığı uyku atakları hatta fırsat buldukça uyuklamalar (kestirmeler) başlar.
    Bu kestirmeler önceleri birkaç dakika sürer, zamanla ortam uygun olduğunda ya da hafta sonu 1-2 saat sürebilir; ancak süresi ne olursa olsun dinlendirici değildir, hatta uyanınca hasta kendini sersemlemiş hisseder. Hastalık ilerleyince uykululuk o derece artar ki, hasta kendini uygun olmayan ortamlarda bile (sinema-tiyatro gibi toplu yerlerde, iş görüşmesinde veya misafirlikte, hatta telefonla konuşurken ve en önemlisi direksiyon başında) uyuklamaktan alıkoyamaz.
    Önemli iş ve trafik kazaları meydana gelebilir! Hastalık, toplumun büyük bölümü, hatta birçok hekim tarafından iyi bilinmediği için hekime başvuru ve tanı gecikir. Çoğu hasta ve yakın çevresi, uzun süreden beri devam eden bu durumu kanıksar, neredeyse normal ve onun kişisel özelliği gibi kabul ederler.
    Önemli sayıda hasta, halsiz ve isteksiz görünümlerinden dolayı yanlışlıkla depresyon tanısı ile tedavi edilmeye çalışılır. Üstelik insanlar genellikle aşırı uykulu olduklarını kabullenmezler; bunun tembellik gibi algılanacağından endişe ederler ve inkar etme eğilimine girerler. Durumlarını yaşam şartlarının zorluğu, aşırı stres, günün yorucu geçmesi gibi nedenlerle açıklamaya çalışırlar. Oysa süreklilik kazanmış bu durumu belirtilen nedenlere bağlamak doğru değildir ve çok önemli sorunlara yol açacak önemli bir hastalığın tanısını geciktirmektedir.
    TUAS’dan Şüphelenebileceğim Başka Bulgular Var Mı, Ne Zaman Bir Uyku Laboratuarına Başvurmalıyım?
    Yukarıda belirtildiği gibi şiddetli horlamayla birlikte gündüz aşırı uykululuk hali, en dikkat çekici ve önemli bulgudur. Bunun yanında, aşağıdaki belirtilerin bazıları veya tamamı mevcutsa, bir dakika bile kaybetmeden bir uyku bozuklukları merkezine başvurma zamanı gelmiş demektir!

    • Sabah şiddetli ağız kuruluğu ile uyanma
    • Sabah başağrıları
    • Eskiye oranla daha sinirli ve daha tahammülsüz olma
    • Anksiyete
    • Konsantrasyonu sürdürmede güçlük
    • Çocuklarda okul başarısının düşmesi
    • Unutkanlık
    • Eskiden olmadığı halde gece bir veya daha fazla kez tuvalete kalkma
    • Yine eskiye oranla belirginleşen ve iklim şartlarıyla açıklanamayan gece terlemeleri
    • Cinsel istekte azalma, (erkekte) iktidarsızlık.
    Hastalığın En Önemli Komplikasyonları Nelerdir?
    • Herşeyden önce aşırı uykululuk hali okul veya iş verimini düşürmekte, önemli işgücü kaybına neden olmakta, dikkatsizlik ve konsantrasyon eksikliği nedeniyle önemli iş kazalarına neden olmakta, en önemlisi trafik kazalarına yol açmaktadır. A.B.D.’de yapılan araştırmalar, özellikle uzun yol ve ağır vasıta şoförlerinin yaptığı kazaların yarısına yakın bölümünden, TUAS’un sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bilgiden yola çıkarak, ülkemizdeki trafik kazalarının da önemli bir kısmının altında bu hastalığın yattığını düşünmek yanlış olmayacaktır!

    • Nefes durmalarının süresine bağlı olarak, normalde kanda %97-98 oranında olması gereken parsiyel oksijen basıncında önemli düşmeler meydana gelmekte, ağır olgularda bu oran %50’nin bile altına inebilmektedir. Bu da hayati organlara (kalp-beyin gibi) daha az oksijen gitmesi demektir.
    Buna bağlı olarak miyokard infarktüsü ve özellikle gece gelişen inme (felç) riski artmaktadır.
    Ayrıca uykudaki nefes durmaları sırasında veya sonunda kalp atımında düzensizlikler (hatta ilerlemiş olgularda kısa sureli durmalar), nabız hızında ve kan basıncında önemli değişiklikler (yükselmeler) olmakta, yıllar içinde bunlar kalıcı bozukluklara neden olmaktadır. Gerçekten de TUAS olan hastalarda miyokard infarktüsü, felç ve hipertansiyon oranı, aynı yaş grubundaki diğer kişilere göre daha yüksek bulunmaktadır. Yeni araştırmalar, esansiyel (nedeni belirlenemeyen) hipertansiyon olgularının %30-50’sinde TUAS’ın varlığını göstermektedir!

    Kısacası kalp-dolaşım sistemi ve beyinle ilgili hayati önem taşıyan hastalıkların ortaya çıkmasında bu hastalığın rolü çok önemlidir; bu yüzden eğer varsa TUAS tanısının gecikmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir!
  4. 12.Ağustos.2010, 21:02
    #2
    Hastalığı Nasıl Farkedebilirim?
    Solunum problemleri uykuda oluştuğu için hastanın kendisi durumdan haberdar değildir. Durumu hemen daima hastanın eşi veya yakınları farkeder. En belirgin bulgu horlamadır. Hastaların hemen tamamı çok şiddetli biçimde horlarlar. Hasta düzenli şekilde horlarken aniden sesi kesilir. Hastanın yakınları, önce bu durumun farkına varırlar. Nefes durması sırasında diyafram adı verilen ve akciğerlerin altında yer alan kas, kasılmaya devam ettiği için, karın ve göğüs hareketleri devam eder.
    Bu yüzden hava girişinin durduğunu, dışarıdan izleyen birinin ilk anda anlaması zordur. Yukarıdaki tıkanıklığı yenmek için diyafram gittikçe daha fazla kasılır, karın ve göğüs hareketlerinin genliği artar ve bir noktadan sonra bu artmış solunum eforuyla tıkanıklık yenilince hasta öncekinden daha şiddetli bir ses çıkararak (adeta kükrer gibi) tekrar solumaya başlar. Bu esnada kısa bir uyanıklık olur, ancak bu uyanıklık elektrofizyolojik düzeyde (çoğu kez ancak uyku laboratuarında beyinden alınan kayıtlardan anlaşılacak düzeyde) kaldığından hasta bunu hatırlamaz.
    Uyku devam ettiğinde, kısa bir süre sonra olay aynı biçimde (darlık belirginleştiğinden) yeniden başlar; bir kısır döngü halinde gece boyunca uyku-solunumun durması-tekrar başlaması-kısa uyanıklık-uykuya dalma şeklindeki epizotlar yüzlerce kez yinelenerek devam eder. Solunum durmalarının uzun sürmesi bazen hasta yakınlarını telaşlandırarak onu uyandırmaya zorlar. Bazen de hasta boğulma hissiyle uyanabilir.
    Her Horlayanda TUAS Var Mıdır?
    Hayır. Uykuda solunum durması olanların hemen hepsi horlar, ancak bu, her horlayanda TUAS var demek değildir! Kesin tanı ancak konuyla ilgili uzman hekimlerin değerlendirmesi ve uyku laboratuarında yapılacak uyku incelemesiyle konur.
    Hastalığın, Hasta Tarafından Farkedilebileceği En Önemli Belirtisi Nedir?
    Hastalığın ilk ve en belirgin semptomu gündüz aşırı uykululuk halidir. Hastanın, gece boyu sık olarak tekrarlanan solunum durmaları yüzünden, çok sayıda kısa uyanıklıklarla bölünmüş ve bir türlü derinleşemeyen, dolayısıyla dinlendirici olmayan kalitesiz bir uykusu vardır. Hasta uyanıklıklarını hatırlamadığından ve gece olup bitenlerden habersiz olduğundan, deliksiz uyuduğunu sanır. Ancak durum böyle değildir.

    Hasta ne kadar uzun süreyle uyursa uyusun, sabah hiçbir şekilde dinlenmiş kalkamaz. Gün içinde sürekli isteksiz, yorgun, halsiz, enerjisini yitirmiş durumdadır. Başlangıçta istirahat halindeyken (iş yapmadan otururken, toplantılarda, gazete okur veya TV izlerken vb.), özellikle öğleden sonraları ve akşamları, mücadelede zorlandığı uyku atakları hatta fırsat buldukça uyuklamalar (kestirmeler) başlar.
    Bu kestirmeler önceleri birkaç dakika sürer, zamanla ortam uygun olduğunda ya da hafta sonu 1-2 saat sürebilir; ancak süresi ne olursa olsun dinlendirici değildir, hatta uyanınca hasta kendini sersemlemiş hisseder. Hastalık ilerleyince uykululuk o derece artar ki, hasta kendini uygun olmayan ortamlarda bile (sinema-tiyatro gibi toplu yerlerde, iş görüşmesinde veya misafirlikte, hatta telefonla konuşurken ve en önemlisi direksiyon başında) uyuklamaktan alıkoyamaz.
    Önemli iş ve trafik kazaları meydana gelebilir! Hastalık, toplumun büyük bölümü, hatta birçok hekim tarafından iyi bilinmediği için hekime başvuru ve tanı gecikir. Çoğu hasta ve yakın çevresi, uzun süreden beri devam eden bu durumu kanıksar, neredeyse normal ve onun kişisel özelliği gibi kabul ederler.
    Önemli sayıda hasta, halsiz ve isteksiz görünümlerinden dolayı yanlışlıkla depresyon tanısı ile tedavi edilmeye çalışılır. Üstelik insanlar genellikle aşırı uykulu olduklarını kabullenmezler; bunun tembellik gibi algılanacağından endişe ederler ve inkar etme eğilimine girerler. Durumlarını yaşam şartlarının zorluğu, aşırı stres, günün yorucu geçmesi gibi nedenlerle açıklamaya çalışırlar. Oysa süreklilik kazanmış bu durumu belirtilen nedenlere bağlamak doğru değildir ve çok önemli sorunlara yol açacak önemli bir hastalığın tanısını geciktirmektedir.
    TUAS’dan Şüphelenebileceğim Başka Bulgular Var Mı, Ne Zaman Bir Uyku Laboratuarına Başvurmalıyım?
    Yukarıda belirtildiği gibi şiddetli horlamayla birlikte gündüz aşırı uykululuk hali, en dikkat çekici ve önemli bulgudur. Bunun yanında, aşağıdaki belirtilerin bazıları veya tamamı mevcutsa, bir dakika bile kaybetmeden bir uyku bozuklukları merkezine başvurma zamanı gelmiş demektir!

    • Sabah şiddetli ağız kuruluğu ile uyanma
    • Sabah başağrıları
    • Eskiye oranla daha sinirli ve daha tahammülsüz olma
    • Anksiyete
    • Konsantrasyonu sürdürmede güçlük
    • Çocuklarda okul başarısının düşmesi
    • Unutkanlık
    • Eskiden olmadığı halde gece bir veya daha fazla kez tuvalete kalkma
    • Yine eskiye oranla belirginleşen ve iklim şartlarıyla açıklanamayan gece terlemeleri
    • Cinsel istekte azalma, (erkekte) iktidarsızlık.
    Hastalığın En Önemli Komplikasyonları Nelerdir?
    • Herşeyden önce aşırı uykululuk hali okul veya iş verimini düşürmekte, önemli işgücü kaybına neden olmakta, dikkatsizlik ve konsantrasyon eksikliği nedeniyle önemli iş kazalarına neden olmakta, en önemlisi trafik kazalarına yol açmaktadır. A.B.D.’de yapılan araştırmalar, özellikle uzun yol ve ağır vasıta şoförlerinin yaptığı kazaların yarısına yakın bölümünden, TUAS’un sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bilgiden yola çıkarak, ülkemizdeki trafik kazalarının da önemli bir kısmının altında bu hastalığın yattığını düşünmek yanlış olmayacaktır!

    • Nefes durmalarının süresine bağlı olarak, normalde kanda %97-98 oranında olması gereken parsiyel oksijen basıncında önemli düşmeler meydana gelmekte, ağır olgularda bu oran %50’nin bile altına inebilmektedir. Bu da hayati organlara (kalp-beyin gibi) daha az oksijen gitmesi demektir.
    Buna bağlı olarak miyokard infarktüsü ve özellikle gece gelişen inme (felç) riski artmaktadır.
    Ayrıca uykudaki nefes durmaları sırasında veya sonunda kalp atımında düzensizlikler (hatta ilerlemiş olgularda kısa sureli durmalar), nabız hızında ve kan basıncında önemli değişiklikler (yükselmeler) olmakta, yıllar içinde bunlar kalıcı bozukluklara neden olmaktadır. Gerçekten de TUAS olan hastalarda miyokard infarktüsü, felç ve hipertansiyon oranı, aynı yaş grubundaki diğer kişilere göre daha yüksek bulunmaktadır. Yeni araştırmalar, esansiyel (nedeni belirlenemeyen) hipertansiyon olgularının %30-50’sinde TUAS’ın varlığını göstermektedir!

    Kısacası kalp-dolaşım sistemi ve beyinle ilgili hayati önem taşıyan hastalıkların ortaya çıkmasında bu hastalığın rolü çok önemlidir; bu yüzden eğer varsa TUAS tanısının gecikmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir!
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    778

    Horlamayı terapi ile kesiyor!



    Happy Sleep Horlamayı Terapi ile kesiyor, yan etkisi yok.

    Horlama cihazı pazarı büyürken Almanya'dan ithal edilen orijinal happy sleep horlama sorununa yan etkisiz, hiçbir cerrahi müdahele gerektirmeden etkili bir şekilde çözüm sunuyor.

    Happy sleep yetkilileri, ürünün etkinliğini iki ucunda bulunan Cmos Chip'leri ve mikro magnetik elementler sayesinde burun bölegesine fiziksel terapi uygulayıp sinir uçlarını etkili bir şekilde aktif hale getirerek, etkisinİ ilk kullanıldığı anda gösterip en kısa zamanda horlamayı ortadan kaldırmaya yardımcı olduğunu belirttiler.

    Horlamanın; başta kalp krizi,yüksek tansiyon olmak üzere birçok hastalığa sebep olduğuna ,aile hayatını olumsuz etkilediğine dikkat çeken yetkililer tüketicileri CE ve TÜV Belgesi olmayan seri numarasız, taklit ürün kullanmamaları konusunda uyardı.


    KAYNAK
  6. 10.Kasım.2010, 12:43
    #3


    Happy Sleep Horlamayı Terapi ile kesiyor, yan etkisi yok.

    Horlama cihazı pazarı büyürken Almanya'dan ithal edilen orijinal happy sleep horlama sorununa yan etkisiz, hiçbir cerrahi müdahele gerektirmeden etkili bir şekilde çözüm sunuyor.

    Happy sleep yetkilileri, ürünün etkinliğini iki ucunda bulunan Cmos Chip'leri ve mikro magnetik elementler sayesinde burun bölegesine fiziksel terapi uygulayıp sinir uçlarını etkili bir şekilde aktif hale getirerek, etkisinİ ilk kullanıldığı anda gösterip en kısa zamanda horlamayı ortadan kaldırmaya yardımcı olduğunu belirttiler.

    Horlamanın; başta kalp krizi,yüksek tansiyon olmak üzere birçok hastalığa sebep olduğuna ,aile hayatını olumsuz etkilediğine dikkat çeken yetkililer tüketicileri CE ve TÜV Belgesi olmayan seri numarasız, taklit ürün kullanmamaları konusunda uyardı.


    KAYNAK
  7. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    778

    Horlamayı önlemenin yolları

    Horlama hem sizin, hem de evdeki diğer aile bireylerinin uyku kalitesini etkiler. Birçok insan çeşitli nedenlerden dolayı horlar. İngiliz Horlama ve Uyku Apnesi Derneği, horlama problemlerini tedavi etmek için çeşitli tavsiyeler yayınladı.

    Daily Express'de yer alan habere göre, horlamanın burundan mı yoksa boğazdan mı geldiğinin önemli olduğu belirtiliyor. Ağzınız açık ya da kapalıyken burnunuzdan horluyorsanız, bunu deneyin:

    Dilinizi çıkarabildiğiniz kadar öne çıkarın ve dişlerinizin arasında sıkıca tutun. Horlama sesi çıkarmaya çalışın. Eğer horlama azalmışsa, muhtemelen diliniz nedeniyle horluyorsunuz. Yani diliniz titreşiyor ve horlama sorununa yol açıyor.


    Ağzınız kapalıyken burnunuzdan horluyorsanız, şunları yapmalısınız:
    - Yan tarafınıza yatın: Bir teoriye göre, sırtüstü yattığınızda diliniz ve gırtlak kollapsındaki kaslar daralıyor ve horlamaya yol açıyor.


    - Daha yüksek yastıklar kullanın: Bu boynu destekleyerek havayolunuzu açık tutmayı amaçlar. Böylece gırtlağınız daha az daralır. Bu derin uykuya dalana kadar oldukça işe yarar.


    - Doğru burun bantlarıyla nefes alın: Bandın içindeki sistem sayesinde, burun yanakları dışa doğru açılır, bu sayede burun hava yolu genişler ve horlama önlenmiş olur. Soğuk algınlığı ve alerjiden kaynaklanan tıkanıklıktan geçici olarak kurtulmanızı sağlar.


    - Horlama önleyici ağız stripleri: Bu çözülebilen nane aromalı şekerler, horlama nedenini hedefliyor ve sırt üstü yatarken horluyorsanız bunlar sizin için idealdir.


    Bunlar gece boyunca boğazınızın arka kısmını örten ve yumuşak dokuların titreşimini azaltan süreli salınım formülüne sahiptir. Ağzınıza aldığınız anda etki göstermez, birkaç saat sonra işe yarar.


    - Boğaz spreyi: Bu boğazın arkasındaki titreşim yapan ve sizi horlatan yumuşak dokuları yağlar.


    - Horlama önleyici aparat: Burun yanaklarını dışa doğru iterek burun hava kanallarını genişletir ve rahat nefes almanızı sağlar.


    - SomnoGuard: Düşük/orta şiddette Tıkayıcı Uyku Apnesi tedavisi için tek parça termoplastik MAD, boksörlerin kullandığı ağızlıklara benziyor. Alt çenenizi ve dilinizi ileri doğru getirerek nefes almanızı kolaylaştırır ve horlamayı önler.


    - Bitkisel Sprey: Bu sprey de burun deliğinin içini daraltıyor ve nefes almak için daha fazla yer oluşturuyor. Ayrıca ağzın üst damağındaki dokuları geriyor ve daha az titreşir hale getiriyor. Hoş bir kokusu olan sprey, horlamayı azaltıyor.


    - Sigarayı bırakmak: Sigara içmeyi azaltın, hatta en iyisi sigarayı tamamen bırakın. Böylece daha rahat nefes alırsınız ve horlamanız gittikçe azalır.

    Zaman
  8. 01.Aralık.2010, 11:49
    #4
    Horlama hem sizin, hem de evdeki diğer aile bireylerinin uyku kalitesini etkiler. Birçok insan çeşitli nedenlerden dolayı horlar. İngiliz Horlama ve Uyku Apnesi Derneği, horlama problemlerini tedavi etmek için çeşitli tavsiyeler yayınladı.

    Daily Express'de yer alan habere göre, horlamanın burundan mı yoksa boğazdan mı geldiğinin önemli olduğu belirtiliyor. Ağzınız açık ya da kapalıyken burnunuzdan horluyorsanız, bunu deneyin:

    Dilinizi çıkarabildiğiniz kadar öne çıkarın ve dişlerinizin arasında sıkıca tutun. Horlama sesi çıkarmaya çalışın. Eğer horlama azalmışsa, muhtemelen diliniz nedeniyle horluyorsunuz. Yani diliniz titreşiyor ve horlama sorununa yol açıyor.


    Ağzınız kapalıyken burnunuzdan horluyorsanız, şunları yapmalısınız:
    - Yan tarafınıza yatın: Bir teoriye göre, sırtüstü yattığınızda diliniz ve gırtlak kollapsındaki kaslar daralıyor ve horlamaya yol açıyor.


    - Daha yüksek yastıklar kullanın: Bu boynu destekleyerek havayolunuzu açık tutmayı amaçlar. Böylece gırtlağınız daha az daralır. Bu derin uykuya dalana kadar oldukça işe yarar.


    - Doğru burun bantlarıyla nefes alın: Bandın içindeki sistem sayesinde, burun yanakları dışa doğru açılır, bu sayede burun hava yolu genişler ve horlama önlenmiş olur. Soğuk algınlığı ve alerjiden kaynaklanan tıkanıklıktan geçici olarak kurtulmanızı sağlar.


    - Horlama önleyici ağız stripleri: Bu çözülebilen nane aromalı şekerler, horlama nedenini hedefliyor ve sırt üstü yatarken horluyorsanız bunlar sizin için idealdir.


    Bunlar gece boyunca boğazınızın arka kısmını örten ve yumuşak dokuların titreşimini azaltan süreli salınım formülüne sahiptir. Ağzınıza aldığınız anda etki göstermez, birkaç saat sonra işe yarar.


    - Boğaz spreyi: Bu boğazın arkasındaki titreşim yapan ve sizi horlatan yumuşak dokuları yağlar.


    - Horlama önleyici aparat: Burun yanaklarını dışa doğru iterek burun hava kanallarını genişletir ve rahat nefes almanızı sağlar.


    - SomnoGuard: Düşük/orta şiddette Tıkayıcı Uyku Apnesi tedavisi için tek parça termoplastik MAD, boksörlerin kullandığı ağızlıklara benziyor. Alt çenenizi ve dilinizi ileri doğru getirerek nefes almanızı kolaylaştırır ve horlamayı önler.


    - Bitkisel Sprey: Bu sprey de burun deliğinin içini daraltıyor ve nefes almak için daha fazla yer oluşturuyor. Ayrıca ağzın üst damağındaki dokuları geriyor ve daha az titreşir hale getiriyor. Hoş bir kokusu olan sprey, horlamayı azaltıyor.


    - Sigarayı bırakmak: Sigara içmeyi azaltın, hatta en iyisi sigarayı tamamen bırakın. Böylece daha rahat nefes alırsınız ve horlamanız gittikçe azalır.

    Zaman
  9. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Alkol ve sigara horlamaya sebep oluyor

    Sakarya Ada Tıp Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Cevdet İzmirli, alkol ve sigaranın dil ve boğazdaki kasların gerginliğini azalttığını ve horlamaya sebep olduğunu söyledi.


    Opr. Dr. Cevdet İzmirli, yaptığı açıklamada, sigara ve alkolün zararları ile ilgili son yapılan çalışmaların, bu ikilinin insan sağlığına bilinenden daha büyük zararı olduğunu belirtti. Alkol ve sigaranın kulak, burun ve boğazda da ciddi hasarlar meydana getirdiğini vurgulayan İzmirli, yapılan araştırmaların alkol ve sigaranın dil ve boğaz kaslarının gerginliğini azalttığını ve bunun bir sonucu olarak horlamaya sebep olduğunu kaydetti.

    Horlamanın da uyku düzenini bozduğunu ve sağlıklı bir uykuyu hayal kıldığını vurgulayan İzmirli şu bilgileri verdi: "Solunum yapıldığında hava boğazınızdan geçerek akciğerlere ulaşır. Dil ve boğaz kasları güçlü olursa uykudayken nefes almak o kadar kolaylaşır. Ancak alkol ve sigara dil ve boğaz kaslarını zayıflatır. Kasların zayıflaması da rahat nefes almayı engeller ve sonuçta horlama ortaya çıkar. Horlamada kalp ritmini bozar, tansiyonu yükseltir ve kalp büyümesine sebep olur. Yani kişi kalp hastası olur."

    İngiliz bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada horlayanların, eşlerini rahatsız ettikleri ve 2 yıl ömründen çaldıklarının belirlendiğini vurgulayan İzmirli, "Güzel ve derin bir uyku ancak bedenin sağlıklı olmasıyla mümkündür. Bedeni sağlıklı tutmak için alkol ve sigaradan uzak durmak çok önemlidir. Ayrıca sadece kendimizi değil, ailemizi de düşünmek zorundayız. Horlama ciddi bir sağlık sorunu olması yanında aile bireylerini de büyük rahatsızlık veren bir sosyal sorun olarak ta karşımıza çıkabiliyor. Horlama yüzünden boşanan eşler bile var." diye konuştu.

    Zaman
  10. 08.Ocak.2011, 11:28
    #5
    Sakarya Ada Tıp Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Cevdet İzmirli, alkol ve sigaranın dil ve boğazdaki kasların gerginliğini azalttığını ve horlamaya sebep olduğunu söyledi.


    Opr. Dr. Cevdet İzmirli, yaptığı açıklamada, sigara ve alkolün zararları ile ilgili son yapılan çalışmaların, bu ikilinin insan sağlığına bilinenden daha büyük zararı olduğunu belirtti. Alkol ve sigaranın kulak, burun ve boğazda da ciddi hasarlar meydana getirdiğini vurgulayan İzmirli, yapılan araştırmaların alkol ve sigaranın dil ve boğaz kaslarının gerginliğini azalttığını ve bunun bir sonucu olarak horlamaya sebep olduğunu kaydetti.

    Horlamanın da uyku düzenini bozduğunu ve sağlıklı bir uykuyu hayal kıldığını vurgulayan İzmirli şu bilgileri verdi: "Solunum yapıldığında hava boğazınızdan geçerek akciğerlere ulaşır. Dil ve boğaz kasları güçlü olursa uykudayken nefes almak o kadar kolaylaşır. Ancak alkol ve sigara dil ve boğaz kaslarını zayıflatır. Kasların zayıflaması da rahat nefes almayı engeller ve sonuçta horlama ortaya çıkar. Horlamada kalp ritmini bozar, tansiyonu yükseltir ve kalp büyümesine sebep olur. Yani kişi kalp hastası olur."

    İngiliz bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada horlayanların, eşlerini rahatsız ettikleri ve 2 yıl ömründen çaldıklarının belirlendiğini vurgulayan İzmirli, "Güzel ve derin bir uyku ancak bedenin sağlıklı olmasıyla mümkündür. Bedeni sağlıklı tutmak için alkol ve sigaradan uzak durmak çok önemlidir. Ayrıca sadece kendimizi değil, ailemizi de düşünmek zorundayız. Horlama ciddi bir sağlık sorunu olması yanında aile bireylerini de büyük rahatsızlık veren bir sosyal sorun olarak ta karşımıza çıkabiliyor. Horlama yüzünden boşanan eşler bile var." diye konuştu.

    Zaman
  11. Zümrüdü Anka
    30.Ocak.2011, 15:20
    #6

    Horlama, başarıyı olumsuz etkiliyor

    Horlayan çocukların, horlamayanlara oranla okulda daha başarısız olduğu bildirildi

    Almanya’daki Tuebingen Üniversitesi ve Hanover Tıp Okulu’nun, Hanover’de yaşları 8 ila 10 olan 1444 çocuk üzerinde yaptığı araştırma, horlamanın, çocukların okuldaki performanslarını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koydu.

    Araştırma kapsamında, çocukların uykuda nabızları ve kandaki oksijen seviyeleri ölçüldü. Sürekli horlayan çocukların, matematik, imla ve fen bilgisi derslerinde, horlamayanlara oranla 3-4 kat daha başarısız oldukları tespit edildi.

    Horlayan çocukların nabızlarının değişken olduğu, bunun, çocukların yorgun uyanmasına yol açtığı, dolayısıyla derslere konsantre olmalarını zorlaştırdığı belirtildi.

    SAĞLIK PLATFORMU
  12. 30.Ocak.2011, 15:20
    #6
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Horlayan çocukların, horlamayanlara oranla okulda daha başarısız olduğu bildirildi

    Almanya’daki Tuebingen Üniversitesi ve Hanover Tıp Okulu’nun, Hanover’de yaşları 8 ila 10 olan 1444 çocuk üzerinde yaptığı araştırma, horlamanın, çocukların okuldaki performanslarını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koydu.

    Araştırma kapsamında, çocukların uykuda nabızları ve kandaki oksijen seviyeleri ölçüldü. Sürekli horlayan çocukların, matematik, imla ve fen bilgisi derslerinde, horlamayanlara oranla 3-4 kat daha başarısız oldukları tespit edildi.

    Horlayan çocukların nabızlarının değişken olduğu, bunun, çocukların yorgun uyanmasına yol açtığı, dolayısıyla derslere konsantre olmalarını zorlaştırdığı belirtildi.

    SAĞLIK PLATFORMU
  13. Zümrüdü Anka
    30.Ocak.2011, 15:21
    #7

    Alt ıslatmanın nedeni horlama olabilir

    Çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalarda, geceleri altına kaçırma ile horlamak gibi nefes alma sorunları arasında bağlantı olduğu belirlendi.

    Bilim adamları, geceleri altına kaçıran çocukların, uyurken nefes almakta zorluk çekip çekmediğinin incelenmesini önerdiler.

    New Scientist dergisindeki habere göre, Sydney’deki Prince-of-Wales Hastanesi’nde görevli çene ortopedisi uzmanı Derek Mahony, gece altını ıslattığı için hastaneye getirilen 10 çocuktan 8’inin damağının çok dar olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Uyurken görülen horlama gibi nefes alma problemlerinin genelde dar olan damaktan kaynaklandığını belirten Mahony, damağın diş teline benzer bir aletle genişletildiğini ve nefes alma sorununun ortadan kaldırıldığını kaydetti. Mahony, yapılan araştırmalarda, uyurken nefes alma problemi olan ve geceleri altına kaçıran çocukların ortalama yüzde 80’inin bu müdahaleden sonra her iki sorundan da kurtulduğunu söyledi. Uyurken nefes almakta zorluk çeken kişilerin kanındaki oksijen miktarının düşmesiyle, idrar yapımında rol oynayan hormonların normalden fazla salgılandığı tahmin ediliyor. 6 yaşında her 10 çocuktan 1’i geceleri altına kaçırıyor. Bu çocuklara tedavi olarak idrar üretimini azaltan ilaçlar veriliyor.

    Bilim adamları, geceleri altına kaçıran çocukların, uyurken nefes almakta zorluk çekip çekmediğinin incelenmesini önerdiler.

    SAĞLIK PLATFORMU
  14. 30.Ocak.2011, 15:21
    #7
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalarda, geceleri altına kaçırma ile horlamak gibi nefes alma sorunları arasında bağlantı olduğu belirlendi.

    Bilim adamları, geceleri altına kaçıran çocukların, uyurken nefes almakta zorluk çekip çekmediğinin incelenmesini önerdiler.

    New Scientist dergisindeki habere göre, Sydney’deki Prince-of-Wales Hastanesi’nde görevli çene ortopedisi uzmanı Derek Mahony, gece altını ıslattığı için hastaneye getirilen 10 çocuktan 8’inin damağının çok dar olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Uyurken görülen horlama gibi nefes alma problemlerinin genelde dar olan damaktan kaynaklandığını belirten Mahony, damağın diş teline benzer bir aletle genişletildiğini ve nefes alma sorununun ortadan kaldırıldığını kaydetti. Mahony, yapılan araştırmalarda, uyurken nefes alma problemi olan ve geceleri altına kaçıran çocukların ortalama yüzde 80’inin bu müdahaleden sonra her iki sorundan da kurtulduğunu söyledi. Uyurken nefes almakta zorluk çeken kişilerin kanındaki oksijen miktarının düşmesiyle, idrar yapımında rol oynayan hormonların normalden fazla salgılandığı tahmin ediliyor. 6 yaşında her 10 çocuktan 1’i geceleri altına kaçırıyor. Bu çocuklara tedavi olarak idrar üretimini azaltan ilaçlar veriliyor.

    Bilim adamları, geceleri altına kaçıran çocukların, uyurken nefes almakta zorluk çekip çekmediğinin incelenmesini önerdiler.

    SAĞLIK PLATFORMU
  15. Zümrüdü Anka
    30.Ocak.2011, 15:24
    #8

    Horlamayı 5 soru ile teşhis edin

    Horlama; özellikle de gürültülü olanları, çevredekileri rahatsız eder. Ses bazen o kadar yükselir ki, horlayan kişinin kendisi bile bu sesten uyanır ve işe yorgun gider, konsantre olmakta güçlük çeker. Çalışma isteği yok olur. Aile ve çevre ile iletişimi bozulur.

    Baykent Cerrahi ve Tıp Merkezi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Erem, uyku apnesinin kişilerin sağlığını hem tıbbi açıdan hem de sosyal açıdan bozduğunu ve yaşam kalitesini düşürdüğünü söylüyor. Sağlıklı bir uyku uyunamadığı için, gün içinde devam eden uykusuzluğa bağlı trafik kazalarının da büyük bir risk olduğunu belirtiyor.

    Bu hastalık, özellikle orta yaştaki kilolu erkeklerde daha sık görülüyor. Hareketsiz bir ortamda beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak genellikle kilolu olan şoförlerde karşılaşılan uyku hastalıkları, korkunç sonuçlara yol açabiliyor. İnsanlar kilo aldıklarında, yağ dokuları sadece göbek etrafı, bel, basen gibi görünen bölgelere yığılmazlar. Üst solunum yollarında, boğaz ve çevresinde de birikerek, hava yolunu daraltırlar.

    Horlama esas olarak bir hastalık değil, bir belirtidir. Üst solunum yolunda nefes alma ve verme sırasında ortaya çıkan direncin oluşturduğu titreşimlere bağlıdır. Asıl tehlike, bu direncin yarattığı uykuda solunum durması (apne) ve oksijenleme azlığına bağlı olarak tüm vücutta oluşan metabolik ve sistemlik hastalıklardır (kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, akciğer hastalıkları gibi).

    Yetişkinlerde, 100 kadar uyku bozukluğu yapan hatalık vardır. Bunlardan en önemlisi, uyku apnesidir. Bu hastalığın önemi, öldürebilme yeteneği ve sinsi seyretmesinden kaynaklanır.Uykuda nefesin 10 saniye ve daha fazla kesilmesi, ‘apne’ olarak adlandırılır. Uykuda nefes kesilmesinin sayısının saatte 5’in üstüne çıkması, tıkayıcı tipte uyku apnesinden kaynaklanır. Uykuda nefesin kısmi kesilmesi, horlama olarak ortaya çıkar.

    Bu hastalıkta horlama, uyku esnasında el ve ayaklarda çekilmeler, kasılmalar, vücudun sürekli pozisyon değiştirmesi, yüksek tansiyon, kalp ile ilgili sorunlar, mide ile ilgili rahatsızlıklar sıklıkla görülebilir.Ayrıca bu hastalarda, depresyon, aşırı sinirlilik, cinsel soğukluk, öğrenme zorlukları, unutkanlık, işte başarı ve performans düşüklüğüne yol açar.

    Gün içinde uyuklama hali o kadar ilerler ki, telefonla konuşurken uykuya dalanlar bile görülmektedir. Hastaların sabah baş ağrıları olup, yorgun kalkarlar, gün içinde uykuya meyilleri vardır. Akşam televizyon karşısında uyuma, uzun araç kullanımında uyuma gibi özellikler ortaya çıkar. Bu hastalarda enfarktüs ve felç riski de artmıştır.

    Hastalığın kesin teşhisi 5 soru ile saptanabilir:

    Bir kişi; Horluyorsa, Uyukluyorsa, Aniden uyanıyorsa, Yakınları tarafından uykuda nefesinin durakladığı görülüyorsa, Yaka ölçüsü 43 cm’den büyükse muhtemelen uyku apnesi hastalığına yakalanmış demektir...

    SAĞLIK PLATFORMU
  16. 30.Ocak.2011, 15:24
    #8
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Horlama; özellikle de gürültülü olanları, çevredekileri rahatsız eder. Ses bazen o kadar yükselir ki, horlayan kişinin kendisi bile bu sesten uyanır ve işe yorgun gider, konsantre olmakta güçlük çeker. Çalışma isteği yok olur. Aile ve çevre ile iletişimi bozulur.

    Baykent Cerrahi ve Tıp Merkezi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Erem, uyku apnesinin kişilerin sağlığını hem tıbbi açıdan hem de sosyal açıdan bozduğunu ve yaşam kalitesini düşürdüğünü söylüyor. Sağlıklı bir uyku uyunamadığı için, gün içinde devam eden uykusuzluğa bağlı trafik kazalarının da büyük bir risk olduğunu belirtiyor.

    Bu hastalık, özellikle orta yaştaki kilolu erkeklerde daha sık görülüyor. Hareketsiz bir ortamda beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak genellikle kilolu olan şoförlerde karşılaşılan uyku hastalıkları, korkunç sonuçlara yol açabiliyor. İnsanlar kilo aldıklarında, yağ dokuları sadece göbek etrafı, bel, basen gibi görünen bölgelere yığılmazlar. Üst solunum yollarında, boğaz ve çevresinde de birikerek, hava yolunu daraltırlar.

    Horlama esas olarak bir hastalık değil, bir belirtidir. Üst solunum yolunda nefes alma ve verme sırasında ortaya çıkan direncin oluşturduğu titreşimlere bağlıdır. Asıl tehlike, bu direncin yarattığı uykuda solunum durması (apne) ve oksijenleme azlığına bağlı olarak tüm vücutta oluşan metabolik ve sistemlik hastalıklardır (kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, akciğer hastalıkları gibi).

    Yetişkinlerde, 100 kadar uyku bozukluğu yapan hatalık vardır. Bunlardan en önemlisi, uyku apnesidir. Bu hastalığın önemi, öldürebilme yeteneği ve sinsi seyretmesinden kaynaklanır.Uykuda nefesin 10 saniye ve daha fazla kesilmesi, ‘apne’ olarak adlandırılır. Uykuda nefes kesilmesinin sayısının saatte 5’in üstüne çıkması, tıkayıcı tipte uyku apnesinden kaynaklanır. Uykuda nefesin kısmi kesilmesi, horlama olarak ortaya çıkar.

    Bu hastalıkta horlama, uyku esnasında el ve ayaklarda çekilmeler, kasılmalar, vücudun sürekli pozisyon değiştirmesi, yüksek tansiyon, kalp ile ilgili sorunlar, mide ile ilgili rahatsızlıklar sıklıkla görülebilir.Ayrıca bu hastalarda, depresyon, aşırı sinirlilik, cinsel soğukluk, öğrenme zorlukları, unutkanlık, işte başarı ve performans düşüklüğüne yol açar.

    Gün içinde uyuklama hali o kadar ilerler ki, telefonla konuşurken uykuya dalanlar bile görülmektedir. Hastaların sabah baş ağrıları olup, yorgun kalkarlar, gün içinde uykuya meyilleri vardır. Akşam televizyon karşısında uyuma, uzun araç kullanımında uyuma gibi özellikler ortaya çıkar. Bu hastalarda enfarktüs ve felç riski de artmıştır.

    Hastalığın kesin teşhisi 5 soru ile saptanabilir:

    Bir kişi; Horluyorsa, Uyukluyorsa, Aniden uyanıyorsa, Yakınları tarafından uykuda nefesinin durakladığı görülüyorsa, Yaka ölçüsü 43 cm’den büyükse muhtemelen uyku apnesi hastalığına yakalanmış demektir...

    SAĞLIK PLATFORMU
  17. Zümrüdü Anka
    30.Ocak.2011, 15:27
    #9

    Horlama ilişkinize zarar verebilir

    Horlama kimi zaman çiftler arasında ilişkiyi tehdit eden en önemli unsur olabiliyor. “Horlama yüzünden yatağını ayıran eşler’’ var diyen KBB Uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, yaşam kalitesini düşüren horlamanın ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ve mutlaka tedavi edilmesini öneriyor.

    Horlama, sadece kişiyi ve çevresindekileri etkileyen bir sağlık sorunu olmayıp, aynı zamanda özel hayatı da olumsuz etkileyen bir sorun. İngiltere’de bu konuda yapılan bir araştırma, oldukça ilginç bir gerçeği ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, eşi horlayan bir kişi, yaşamı boyunca iki yıllık uykusunu kaybediyor. Yani horlayan kişi, partnerinin iki yıllık uykusunu istemeden de olsa çalıyor.

    Normal erişkin insanların yüzde 45’inin zaman zaman horladığını söyleyen KBB Uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, yüzde 25’nin sürekli horlama sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Horlama probleminin daha çok şişman erkeklerde görüldüğünü hatırlatan Dr. Şeneldir, yaşla birlikte sorunun daha da katlanılmaz hale geldiğini belirtiyor. Horlamanın eşler arasında ilişkiyi yıpratan bir problem olduğunu ifade eden Dr. Şeneldir, “Horlama yüzünden yatağını ayıran eşler var” diyerek sorunun ne denli sonuçlar önemli olduğuna dikkat çekiyor.

    Dr. Şeneldir, uyku apnesinin de uyku esnasında nefes kesilmeleri anlamına gelen, gündüz yorgunluk ve uyku hali, otururken uyuklama veya uykuya dalma hali, sabah başağrısı, cinsel isteksizlik, huzursuzluk gibi şikâyetlerle kendisini belli eden daha ciddi bir sorun olduğuna değinmeden edemiyor.

    Horlamanın ve uyku apnesi nasıl tedavi edilir?

    Horlama ve uyku apnesinin tedavisi için günümüze dek birçok yöntem kullanıldığını biliyoruz. Bunlar kilo vermeden başlayarak küçük dil, yumuşak damak ve bademciklerin alındığı daha kompleks cerrahilere kadar uzanan birçok tedavi yöntemini içeriyor. KBB Uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, horlama ve uyku apnesinin tedavisi için geliştirilen en son teknik Pillar Implant uygulamasının, diğer yöntemlere göre daha etkin, güvenilir ve kolay bir yöntem olduğunu söylüyor.

    Pillar implant uygulaması; yumuşak damağı sertleştirerek, horlamaya neden olan titremeyi azaltacak ve yumuşak damağın havayolunu tıkamasına mani olacak üç minik implantın, yumuşak damağa yerleştirilmesi işlemidir.

    Pillar imlant uygulaması sonrası, implantlar damak içinde onları sabitleyen doğal bir doku etkisi meydana getirerek, yumuşak damağın kas tabakasına yapısal destek olurlar; böylece yumuşak damağa bağlı horlama ve uyku apnesinin ortadan kalkmasını sağlarlar.

    Sadece Amerika'da 12 milyon kişi uyku apnesinden şikâyetçidir. İşin ilginç olan bir yanı da bu hastaların 10 milyonunun, hastalığının farkında olmamalarıdır.

    Uyku apnesinin farkında olunmaması veya bunun tedavi edilmemesi ne gibi sonuçlar doğurabilir?

    Sadece şunu bilmemiz bile, bizleri bu hastalığın önemi ve ortaya çıkarabileceği problemlerin ciddiyeti hakkında düşündürmeye sevk ediyor; her sene maalesef 38 bin kişi uyku apnesi ve bunun yol açtığı kötü sonuçlardan dolayı ölmektedir!

    Tedavi ertelenirse nelere yol açabilir?

    Kişilerin normal uyku düzeninde oluşan huzursuzluk yüzünden, uyku apnesi olan kişiler gün içerisinde kendilerini uykulu hissederler ve konsantrasyon ve performanslarının azalmasından şikâyet ederler.

    Bu hastalarda depresyon, sinirlilik, cinsel fonksiyon kaybı, kilo alma, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, baş ağrıları, öğrenme ve hafıza zorluğu, günlük aktiviteler sırasında uykuya dalma gibi şikâyetler oluşabilir.

    Tedavi edilmemiş uyku apneli hastalarda kaza yapma oranları normal kişilere göre 3 kat daha fazladır.

    Pilar implant nasıl uygulanır?

    İşlem muayenehane koşullarında yapılabilen, basit, neredeyse ağrısız, yaklaşık 15 dakika süren kısa bir girişimdir. Damağın lokal anestezi ile uyuşturulması sonrası 3 adet küçük implant özel bir alet yardımıyla damağa yerleştirilir. İşlem sonrası hastaların çoğu aynı gün işine devam edebilirler.

    Pillar imlant uygulamasının diğer yöntemlerden üstünlüğü nedir?

    Bu yöntemin en önemli üstünlüğü; kimyasal ajanlar içermemesi, ısıtma ve doku çıkartılması gerektirmemesidir. Bu nedenle hastalara minimal rahatsızlık verir. Birçok hasta aynı gün normal diyetine ve günlük aktivitelerine geri dönebilmektedir.

    Diğer tedavi yöntemlerine göre minimal risk içermektedir. Diğer tedavi yöntemleri ameliyathane koşulları gerektirirken pillar implant uygulaması muayenehane koşullarında yapılabilen basit bir yöntemdir.

    Pillar implant uygulaması diğer tedavilerle kombine edilebilir mi?

    Bu uygulama ile birlikte diğer tedavi yöntemleri de birlikte kombine edilebilir.

    İşlemin maliyeti diğer tedavi yöntemlerine göre nasıldır?

    Muayenehane koşullarında yapılabilen basit bir girişim olan pillar implant uygulamasının maliyeti diğer yöntemlerden daha ucuzdur.

    Kullanılan implantların özelliği nedir?

    Yaklaşık 18 mm uzunluğunda, 2 mm genişliğinde polyesterden yapılmış, yıllardır implant olarak çeşitli yerlerde kullanılan FDA onaylı bir materyaldir.

    İmplantlar damakta ne kadar kalırlar?

    Yerleştirilen implantlar vücutla uyumlu oldukları için ömür boyu kalırlar ve hiç bir sorun çıkarmazlar.

    SAĞLIK PLATFORMU
  18. 30.Ocak.2011, 15:27
    #9
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Horlama kimi zaman çiftler arasında ilişkiyi tehdit eden en önemli unsur olabiliyor. “Horlama yüzünden yatağını ayıran eşler’’ var diyen KBB Uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, yaşam kalitesini düşüren horlamanın ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ve mutlaka tedavi edilmesini öneriyor.

    Horlama, sadece kişiyi ve çevresindekileri etkileyen bir sağlık sorunu olmayıp, aynı zamanda özel hayatı da olumsuz etkileyen bir sorun. İngiltere’de bu konuda yapılan bir araştırma, oldukça ilginç bir gerçeği ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, eşi horlayan bir kişi, yaşamı boyunca iki yıllık uykusunu kaybediyor. Yani horlayan kişi, partnerinin iki yıllık uykusunu istemeden de olsa çalıyor.

    Normal erişkin insanların yüzde 45’inin zaman zaman horladığını söyleyen KBB Uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, yüzde 25’nin sürekli horlama sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Horlama probleminin daha çok şişman erkeklerde görüldüğünü hatırlatan Dr. Şeneldir, yaşla birlikte sorunun daha da katlanılmaz hale geldiğini belirtiyor. Horlamanın eşler arasında ilişkiyi yıpratan bir problem olduğunu ifade eden Dr. Şeneldir, “Horlama yüzünden yatağını ayıran eşler var” diyerek sorunun ne denli sonuçlar önemli olduğuna dikkat çekiyor.

    Dr. Şeneldir, uyku apnesinin de uyku esnasında nefes kesilmeleri anlamına gelen, gündüz yorgunluk ve uyku hali, otururken uyuklama veya uykuya dalma hali, sabah başağrısı, cinsel isteksizlik, huzursuzluk gibi şikâyetlerle kendisini belli eden daha ciddi bir sorun olduğuna değinmeden edemiyor.

    Horlamanın ve uyku apnesi nasıl tedavi edilir?

    Horlama ve uyku apnesinin tedavisi için günümüze dek birçok yöntem kullanıldığını biliyoruz. Bunlar kilo vermeden başlayarak küçük dil, yumuşak damak ve bademciklerin alındığı daha kompleks cerrahilere kadar uzanan birçok tedavi yöntemini içeriyor. KBB Uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, horlama ve uyku apnesinin tedavisi için geliştirilen en son teknik Pillar Implant uygulamasının, diğer yöntemlere göre daha etkin, güvenilir ve kolay bir yöntem olduğunu söylüyor.

    Pillar implant uygulaması; yumuşak damağı sertleştirerek, horlamaya neden olan titremeyi azaltacak ve yumuşak damağın havayolunu tıkamasına mani olacak üç minik implantın, yumuşak damağa yerleştirilmesi işlemidir.

    Pillar imlant uygulaması sonrası, implantlar damak içinde onları sabitleyen doğal bir doku etkisi meydana getirerek, yumuşak damağın kas tabakasına yapısal destek olurlar; böylece yumuşak damağa bağlı horlama ve uyku apnesinin ortadan kalkmasını sağlarlar.

    Sadece Amerika'da 12 milyon kişi uyku apnesinden şikâyetçidir. İşin ilginç olan bir yanı da bu hastaların 10 milyonunun, hastalığının farkında olmamalarıdır.

    Uyku apnesinin farkında olunmaması veya bunun tedavi edilmemesi ne gibi sonuçlar doğurabilir?

    Sadece şunu bilmemiz bile, bizleri bu hastalığın önemi ve ortaya çıkarabileceği problemlerin ciddiyeti hakkında düşündürmeye sevk ediyor; her sene maalesef 38 bin kişi uyku apnesi ve bunun yol açtığı kötü sonuçlardan dolayı ölmektedir!

    Tedavi ertelenirse nelere yol açabilir?

    Kişilerin normal uyku düzeninde oluşan huzursuzluk yüzünden, uyku apnesi olan kişiler gün içerisinde kendilerini uykulu hissederler ve konsantrasyon ve performanslarının azalmasından şikâyet ederler.

    Bu hastalarda depresyon, sinirlilik, cinsel fonksiyon kaybı, kilo alma, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, baş ağrıları, öğrenme ve hafıza zorluğu, günlük aktiviteler sırasında uykuya dalma gibi şikâyetler oluşabilir.

    Tedavi edilmemiş uyku apneli hastalarda kaza yapma oranları normal kişilere göre 3 kat daha fazladır.

    Pilar implant nasıl uygulanır?

    İşlem muayenehane koşullarında yapılabilen, basit, neredeyse ağrısız, yaklaşık 15 dakika süren kısa bir girişimdir. Damağın lokal anestezi ile uyuşturulması sonrası 3 adet küçük implant özel bir alet yardımıyla damağa yerleştirilir. İşlem sonrası hastaların çoğu aynı gün işine devam edebilirler.

    Pillar imlant uygulamasının diğer yöntemlerden üstünlüğü nedir?

    Bu yöntemin en önemli üstünlüğü; kimyasal ajanlar içermemesi, ısıtma ve doku çıkartılması gerektirmemesidir. Bu nedenle hastalara minimal rahatsızlık verir. Birçok hasta aynı gün normal diyetine ve günlük aktivitelerine geri dönebilmektedir.

    Diğer tedavi yöntemlerine göre minimal risk içermektedir. Diğer tedavi yöntemleri ameliyathane koşulları gerektirirken pillar implant uygulaması muayenehane koşullarında yapılabilen basit bir yöntemdir.

    Pillar implant uygulaması diğer tedavilerle kombine edilebilir mi?

    Bu uygulama ile birlikte diğer tedavi yöntemleri de birlikte kombine edilebilir.

    İşlemin maliyeti diğer tedavi yöntemlerine göre nasıldır?

    Muayenehane koşullarında yapılabilen basit bir girişim olan pillar implant uygulamasının maliyeti diğer yöntemlerden daha ucuzdur.

    Kullanılan implantların özelliği nedir?

    Yaklaşık 18 mm uzunluğunda, 2 mm genişliğinde polyesterden yapılmış, yıllardır implant olarak çeşitli yerlerde kullanılan FDA onaylı bir materyaldir.

    İmplantlar damakta ne kadar kalırlar?

    Yerleştirilen implantlar vücutla uyumlu oldukları için ömür boyu kalırlar ve hiç bir sorun çıkarmazlar.

    SAĞLIK PLATFORMU
  19. Zümrüdü Anka
    02.Şubat.2011, 18:08
    #10

    Horlama ve uyku apnesinde yeni tedavi yöntemi

    AveoTSD ağız aparatı amerikadan sonra ülkemizde de hafif ve orta şiddette obstruktif uyku apne sendromlu, ve basit horlaması olan hastalarda kullanılmaya başlandı.
    Obstruktif uyku apne horlama şikayetiyle; toplumun %2-5’ini etkileyen hipertansiyon, kalp krizi, depresyon, kas ağrıları, sabah baş ağrısı, gündüz artmış aşırı uykululuk haline sebeb olan bir hastalıktır.

    Bende Obstruktif Uyku Apnesi(OSA) Var Mı?
    • Sık sık nefes darlığı, boğulma veya çarpıntı hissederek uyanırsınız.
    • Eşiniz siz uykudayken bazen düzenli nefes almanızın durduğunu fark eder.
    • Sabah baş ağrısıyla uyanırsınız.
    • Gün esnasında daima yorgun hissedersiniz.
    • Bazen uygunsuz zamanlarda uykuya dalarsınız.


    Obstruktif Uyku Apnesi Tedavisi Nasıl Yapılır?
    Güncel tedaviler; CPAP cihazları, cerrahi ve ağız içi aparatlardır. Cerrahi tedavi, geri dönüşümsüzdür, her hastada uygulanamamaktadır ve cerrahi riskleri vardır.
    CPAP tedavisi, hastaları %55 yakını bu cihazları kullamamaktadır. Hastaların çoğu kendini gaz maskesi takıyor gibi hissetmekte, cihazın gürültüsünden uyuyamamaktadır.

    Yeni Tedavi Yöntemi nedir?
    Ağız içi araçlar kullanılmaktadır; bunlar çeneyi öne çekici cihazlar ve dili öne çekerek hava yolunu açarak çalışan cihazlarda oluşmaktadır. Çeneyi önde tutucu cihazların maiyeti yüksektir ve bir diş hekimi tarafından hazırlanması gerekmektedir. Dili önde tutucu cihaz olan aveoTSD’nin kullanımı için bir uzman tarafından hazırlamasına gerek yoktur. AveoTSD ülkemizde yeni kullanılmaya başlanmıştır. Kullanımı kolay, ucuz ve etkilidir. American uyku akademisi, hafif ve orta şiddette obstruktif uyku apnesi tedavisinde bu cihazları önermektedir.

    HABER 7
  20. 02.Şubat.2011, 18:08
    #10
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    AveoTSD ağız aparatı amerikadan sonra ülkemizde de hafif ve orta şiddette obstruktif uyku apne sendromlu, ve basit horlaması olan hastalarda kullanılmaya başlandı.
    Obstruktif uyku apne horlama şikayetiyle; toplumun %2-5’ini etkileyen hipertansiyon, kalp krizi, depresyon, kas ağrıları, sabah baş ağrısı, gündüz artmış aşırı uykululuk haline sebeb olan bir hastalıktır.

    Bende Obstruktif Uyku Apnesi(OSA) Var Mı?
    • Sık sık nefes darlığı, boğulma veya çarpıntı hissederek uyanırsınız.
    • Eşiniz siz uykudayken bazen düzenli nefes almanızın durduğunu fark eder.
    • Sabah baş ağrısıyla uyanırsınız.
    • Gün esnasında daima yorgun hissedersiniz.
    • Bazen uygunsuz zamanlarda uykuya dalarsınız.


    Obstruktif Uyku Apnesi Tedavisi Nasıl Yapılır?
    Güncel tedaviler; CPAP cihazları, cerrahi ve ağız içi aparatlardır. Cerrahi tedavi, geri dönüşümsüzdür, her hastada uygulanamamaktadır ve cerrahi riskleri vardır.
    CPAP tedavisi, hastaları %55 yakını bu cihazları kullamamaktadır. Hastaların çoğu kendini gaz maskesi takıyor gibi hissetmekte, cihazın gürültüsünden uyuyamamaktadır.

    Yeni Tedavi Yöntemi nedir?
    Ağız içi araçlar kullanılmaktadır; bunlar çeneyi öne çekici cihazlar ve dili öne çekerek hava yolunu açarak çalışan cihazlarda oluşmaktadır. Çeneyi önde tutucu cihazların maiyeti yüksektir ve bir diş hekimi tarafından hazırlanması gerekmektedir. Dili önde tutucu cihaz olan aveoTSD’nin kullanımı için bir uzman tarafından hazırlamasına gerek yoktur. AveoTSD ülkemizde yeni kullanılmaya başlanmıştır. Kullanımı kolay, ucuz ve etkilidir. American uyku akademisi, hafif ve orta şiddette obstruktif uyku apnesi tedavisinde bu cihazları önermektedir.

    HABER 7

Git 12 Sonuncu

Benzer Konular

  1. Ayaktaki nasır nasıl tedavi edilir?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Sağlık (Genel)
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 02.Aralık.2014, 11:19
  2. Kuru Göz Nasıl Tedavi Edilir?
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Mart.2011, 18:57
  3. Şaşılık Nedir?Nasıl Tedavi Edilir?
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Mart.2011, 18:53
  4. Bronşit Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17.Ekim.2010, 10:48
  5. Kamburluk (kifoz) nasıl tedavi edilir?
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Skolyoz
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Ekim.2010, 12:46

Bu Konu için Etiketler