Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Beyin ve hafıza

“Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar, Değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.” Bernard SHAW Bir insan başarılı olabilmek için her şeyden önce, beyninin nasıl çalıştığını bilmelidir. Böylece başarı oranını maksimum seviyeye çıkarabilir. İnsanlar eğer çaba sarf ederlerse hem bedenlerini hem de beyinlerini geliştirebilirler. Bedeninizdeki kasları geliştirecek bir vücut geliştirme programı varsa eğer neden beyninizi geliştirecek bir program olmasın… Evet var. Tıpkı

Konuyu değerlendir: Beyin ve hafıza

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2060 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Beyin ve hafıza

    Sponsorlu Bağlantılar

    “Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar,
    Değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.”
    Bernard SHAW


    Bir insan başarılı olabilmek için her şeyden önce, beyninin nasıl çalıştığını bilmelidir. Böylece başarı oranını maksimum seviyeye çıkarabilir.
    İnsanlar eğer çaba sarf ederlerse hem bedenlerini hem de beyinlerini geliştirebilirler. Bedeninizdeki kasları geliştirecek bir vücut geliştirme programı varsa eğer neden beyninizi geliştirecek bir program olmasın… Evet var. Tıpkı vücut geliştirme programı gibi emek isteyen, çalışmayı gerektiren ve zamana ihtiyacı olan bir program. Mükemmel bir vücudu ve tabiî ki çok güçlü bir hafızayı bir çırpıda elde edemeyeceğinizi unutmamalısınız.

    Beynin Yapısı

    Beyin, yaşamın yönetmeni… Sevgi beyinde başlar, aşk, korku, acı, hayal gücü, öfke, ilham, sevinç, hayret, sevilmeye duyulan arzu, yaşanan olumsuzluklara duyarsızlık ve bunlar gibi pek çok duygu ve düşünce beyinde başlar ve tabi biter. Kalbinizin istemsiz bir şekilde atmasından, çok sevdiğiniz çocuğunuza istemli içten kocaman bir öpücük vermenize kadar tüm yaşamınızı beyin yönetir.
    İnsan beyni yüzyıllardır meraklı bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Günümüz teknolojisindeki son gelişmelere karşın beyin hala bilinmezliğini korumaktadır. Hiç kimse beynin gerçek sınırlarını bilmemektedir.

    Yıllar
    Beynin Kullanılma Yüzdesi Tahminleri

    1940’lar
    Beynin ancak % 50’si kullanılıyor
    1960’lar
    Beynin ancak % 20’si kullanılıyor
    1980’ler
    Beynin ancak % 10’u kullanılıyor
    2000’ler
    Beynin ancak % 1’i kullanılıyor


    Tahminler her geçen yıl azalmaktadır. Bunun nedeni ise beynin kapasitesinin sanıldığından çok daha büyük olmasıdır.
    Beyinde iç içe üç farklı türde bilgisayar bulunmaktadır. Bu bölümler sırasıyla; İlkel Beyin, Orta Beyin ve Korteks
    1-) İlkel Beyin:Bu kısım beynin en iç kısmında bulunmaktadır. İlkel beyin tüm hayvanlarda da mevcut. Hatta bazı hayvanların beyni sadece bu ilkel kısımdan ibaret. Beynin bu kısmı hayvanların olaylar karşısındaki tepkilerini idare ediyor. Bir tehlike anında ilkel beyin onlara ya "savaş", ya da "kaç" diyor.
    Bizim için de durum aynı. Issız bir yerde bir tehlikeyle karşılaşsak, tepkimizi idare eden kısım ilkel beynimizdir. Birisiyle kavga aşamasına gelseniz ne yapardınız bir düşünün. Sanırım önce kavga edeceğiniz adamın cüssesine şöyle bir bakarsınız. Adamı gözünüze kestirirseniz kavga edersiniz. Yok adamın cüssesi çok büyükse, herhalde kaçarsınız. Tüm bu hareketlerinizi idare eden kısım ilkel beyindir.
    2-) Orta Beyin: Bu bölümde hafıza gücü için çok önemli olan kısım var. Bu kısım öncelikle tüm duyguların merkezi. Ayrıca bu bölümde hafızanın merkezi sayılan "hipokamp" (hippocampus) bilgilerin kalıcı hafızaya geçip, geçmeyeceğine karar veren kısımdır. Hipokamp beynin yazıcısını çalıştırırsa, o anda yaşanan olaylar ve bilgiler beynin en üst kısmı olan "korteks"e yazılmaktadır. Peki hipokamp beynin yazıcısını neye göre çalıştırmakta, veya neye göre durdurmaktadır. İşte bunun cevabı da orta beyinde bulunan duyguların merkezidir. Duyguların merkezi hareketlenirse, hipokamp "hemen yazıcıyı çalıştırıp bunları kaydetmeliyim" demektedir. Duygular hiç etkilenmemişse, hipokamp beynin yazıcısını çalıştırmaya da gerek duymamaktadır. Sonuç olarak hafıza gücü için orta beyindeki hipokamp ve duyguların merkezi çok önemlidir.
    3-) Korteks: Bu kısım beynin en üstünü mantar gibi kaplayan bölümdür. Hipokamp'ın kararı sonucu bilginin kaydedildiği yer burasıdır. Düşünme, konuşma, görme, duyma ve yeni bir şeyler üretme sırasında kullanılan kısım beynin korteksidir. Beynin bilgi kapasitesi tamamen korteks üzerindedir.
    Hafıza nedir?
    Yapılan araştırmalar göstermektedir ki beynimiz milyarlarca nörondan oluşmaktadır. (Sayısı net olarak bilinmemekle birlikte, bazı kaynaklarda yüz milyon, bazı kaynaklarda bir milyar, bazı kaynaklarda ise yüz milyar olarak belirtilmiştir.) Bu kadar nöronun bilgi depolama kapasitesi gerçekten çok fazladır. Bilgilerin nöronlara yüklenebilmesi öğrenmedir. Nöronlara yüklenen bu bilgilerin bulundukları yerden çağrılabilmesi ise ''hatırlama'' dediğimiz süreçtir. Hafıza, öğrenebilmeyi (yani bilginin depolanmasını )ve hatırlamayabilmeyi (yani bilginin depodan çağrılabilmesini) kapsamaktadır.
    Beyin kapasitesi ise, beyindeki nöron sayısı ve bu nöronlar arasındaki bilgi iletebilme yoğunluğu demektir. Nöronlar(beyin hücreleri) arasındaki bu muhteşem işbirliğinin nasıl gerçekleştiği henüz bilinmemektedir. Bilinen bir şey var ki o da beynin ne kadar önemli olduğu… Beyin öylesine önemlidir ki kalpten çıkan ilk kan ona pompalanır.
    Vücudumuzdaki hücrelerin önemli bir bölümü 3 ay gibi bir sürede ölmekte ve yerlerine yenileri yapılmaktadır. Nöronlar ise diğer hücrelerden farklı olarak sürekli yeni bilgiler depolamakta ve çekirdekleri değişime uğramaktadır. Bunun getirisi olarak da beynin yapısı değişebilmektedir.
    Şöyle geçmişe döndüğümüzde birçok şeyi hatırlayabiliriz. Bu durumu nöronların doğumuzdan bu yana hayatlarını sürdürmeleriyle açıklayabiliriz. Beyin hücresinin ölmesi demek ise, taşıdığı bilginin ömür boyu kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Onun yerine bu bilgiyi taşıyacak yeni bir nöron yapılmaz.
    Hafızanın İşleyişi

    Hafıza, genel kabul gören teorilere göre üç ayrı sistemin birlikte çalışması olarak değerlendirilmektedir. Yani biz birbirini tamamlayan üç ayrı hafıza aşamasına sahibiz.


    Bunlar;
    a)Çok Kısa Süreli Hafıza(20-30 saniye kalıcılık...bilgi elektiriksel yapıda)
    b)Kısa Süreli Hafıza(20 dakika-1gün kalıcılık...bilgi elektro kimyasal yapıda)
    c)Uzun Süreli Hafıza(beyin -nöron yaşadığı sürece...bilgi kimyasal yapıda)

    Bizler beş duyumuz yardımıyla mesajları dış dünyadan alırız. Algı organlarımız aldıkları mesajları elektiriğe kodlarlar. Bu mesajlar sayısız sinir ağlarıve devreleriyle değerlendirilmek üzere beyine iletilir. Tüm bu mesajlar elektiriksel olarak önce çok kısa süreli hafızamızda toplanır. Henüz elektiriksel yapıda olan bilgi 20 saniye kadar bekleyebilir. Bu süre sonunda bu alan boşaltılır ve yerine yeni mesajlar gelir. Çok kısa süreli hafızayla doğrudan ilşkili '' ;bilinç düzlemi'' dediğimiz alan çok kısa süreli hafızadan sıçrayan ya da buradan seçilerek alınan farkında olunan mesajlarla doludur. Farkında olmadığımız diğer mesajlar çok kısa süreli hafızada sönüp giderler ve hatırlanmaları mümkün değildir.
    Bilinç düzlemine gelen bilgi kısa süreli hafızaya geçmeye aday bilgidir. Kısa süreli hafızadaki bilgi 20 dakika ile bir gün arasında bir ömre sahiptir. Bu sürede bilgi yanıp sönükleşir ya da uzun süreli hafızaya geçer. Bu süreçte beyin enerjiye ihtiyaç duyar. Eğer kısa süreli hafızada iken bilgi hatırlanırsa o bilgi elektirikle uyarılmış ve böylece bilince çıkarılmış olacaktır. Böylece bilgiye yeni enerji yüklenir. Beyin bu enerjiyi kullanarak bilgiyi kalıcı kılar ve kimyasal olarak nöronlara yerleştirir. Eğer bilgi yeterince sık gerektiği kadar enerji yüklenerek tekrar edilirse bu bilgi kesin olarak uzun süreli hafızaya yerleştirilmiş olacaktır.
    Hafızanızı Güçlendirmek İçin Bazı İpuçları
    v Beynimizde bulunan nöronların tamamı birbirlerine bağlı değildir. Bu bağların sayısı arttıkça hafızamız yani beynimizle yapabileceğimiz iş gelişir. Bu bağların gelişmesinin tek yolu bilgilerin birbirleriyle ilişkilendirilmesidir. Kim daha çok öğrenir daha çok düşünürse var olan potansiyelini o oranda geliştirerek daha kapasiteli bir beyne sahip olur.
    v Çok ve çarpıcı hayaller kurun. Daima olumlu düşünün.
    v Beynin her iki lobunu da birlikte ve dengeli olarak kullanmayı öğrenmelisiniz. Beynin bir lobunu kullanmak veriminizi %50’den daha fazla düşürmektedir.
    v Dikkatinizi daha fazla yoğunlaştırmaya çalışmalı, bununla ilgili dikkat egzersizleri yapmalısınız.
    v Unuttuğunuz bilgiler genellikle önemsemediğiniz bilgilerdir. Öğrenmek zorunda olduğunuz şeyleri severek ve önemseyerek yapmaya çalışın.
    v Beyninizi boş, gereksiz düşünce ve faaliyetlerden arındırın. Hedeflerinize ve fikirlerinize konsantre olun.
    v Bilgiler tekrar edilirse pekişir. Sürekli tekrar beyni güçlü kılar. Bilgiyi kullanmazsanız kaybedersiniz. İnsan beyni “Ya Kullan Ya Kaybet” kuralı ile çalışır.
    v Maalesef TV seyretmek de beynimizin zayıflamasına sebep olmaktadır.
    v Yeni şeyler öğrenmeye devam edin. Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.
    v Akılda tutma tekniklerini bilmeli ve kullanmalısınız. Semboller ve takma adlarla hafızanızı güçlendirin. Örneğin gezegenlerin güneşe olan uzaklıklarına göre sıralanmasını hatırlamak zorundasınız. Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton, "Meltem Veli´´ye döndü. Jale, Selim´´i unutamadı. Nalân’sa partnersiz." Bu cümlelerin ilk harflerine bakarsanız, gezegenleri sırayla sayabilirsiniz. Meltem Merkür oluyor, Veli de Venüs. Döndü Dünya´´yı anlatıyor vs... Bu sıralama hatırlamanıza yardımcı olabilir. Bunun gibi: araba, kuş, mavi, lale kelimelerini akılda tutmak istiyorsunuz. Doğrudan ezberlerseniz unutulacaktır. "Mavi arabanın üzerindeki kuşun ağzında lale var” olarak tasavvur ederseniz unutmayacaksınız.
    v Akrostiş oluşturma da bilgileri hafızaya yerleştirmede önemli bir yoldur. Akrostiş kelimelerin baş harflerinden oluşturulan ifadelerdir. Örneğin Lale Devrinde yapılan yenilikleri MİÇ(matbaa, itfaiye, çiçek aşısı) akrostişi ile hafızanıza yerleştirebilirsiniz.
    v Yediklerimize dikkat etmek, günlük kültür, fizik hareketlerimizi yapmak ve birazcık kendimize vakit ayırmak, her zaman çok verimli hafızayı sağlayacaktır.
    v Önce aşağıdaki metni okuyun. "Bir ingliiz üvnsertsinede ypalm arşaltramya gröe, kleim, leirn hrfalreiinn hnagi sndaa yzalıdkılraı ömneli dğel öenlmi oaln brcini ve snonucnu hrfain yrenide omlsamyış ardakai hfraliren srısaı knaışk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz." Okurken herhangi bir biçimde zorlandığınızı sanmıyorum. Görüldüğü gibi okuduğumuz metnin sözcükleri yanlış yazıldığı halde biz doğru ve akıcı bir şekilde okuyoruz. Bu da bize gösteriyor, beynimiz yanlışları düzeltebiliyor, eksikleri tamamlayabiliyor. Beynimiz bize karşı değil, bizim yanımızda.
    v IQ değeri 230 olan Marilyn vos Savant’a göre; “Eğer zihinsel olarak genç kalmayı başarırsanız daha iyi öğrenebilirsiniz. Zihinsel yaşlılık damarların sertleşmesinden daha çok tavırların sertleşmesi sonucu oluşur. İnançlarımız ne kadar uzun sürerse gerçekleşmesi de bununla orantılıdır. Yaşlılara yavaş öğrenici denmesinin ebebi budur. Çocuklar ise çabuk öğrenirler. Sebebiyse kişiliklerinin zihinlerinin önüne henüz tümüyle geçmemiş olmasıdır.”
    Kendinizi başarıya programlayın.
  2. 09.Ağustos.2010, 17:27
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar

    “Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar,
    Değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.”
    Bernard SHAW


    Bir insan başarılı olabilmek için her şeyden önce, beyninin nasıl çalıştığını bilmelidir. Böylece başarı oranını maksimum seviyeye çıkarabilir.
    İnsanlar eğer çaba sarf ederlerse hem bedenlerini hem de beyinlerini geliştirebilirler. Bedeninizdeki kasları geliştirecek bir vücut geliştirme programı varsa eğer neden beyninizi geliştirecek bir program olmasın… Evet var. Tıpkı vücut geliştirme programı gibi emek isteyen, çalışmayı gerektiren ve zamana ihtiyacı olan bir program. Mükemmel bir vücudu ve tabiî ki çok güçlü bir hafızayı bir çırpıda elde edemeyeceğinizi unutmamalısınız.

    Beynin Yapısı

    Beyin, yaşamın yönetmeni… Sevgi beyinde başlar, aşk, korku, acı, hayal gücü, öfke, ilham, sevinç, hayret, sevilmeye duyulan arzu, yaşanan olumsuzluklara duyarsızlık ve bunlar gibi pek çok duygu ve düşünce beyinde başlar ve tabi biter. Kalbinizin istemsiz bir şekilde atmasından, çok sevdiğiniz çocuğunuza istemli içten kocaman bir öpücük vermenize kadar tüm yaşamınızı beyin yönetir.
    İnsan beyni yüzyıllardır meraklı bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Günümüz teknolojisindeki son gelişmelere karşın beyin hala bilinmezliğini korumaktadır. Hiç kimse beynin gerçek sınırlarını bilmemektedir.

    Yıllar
    Beynin Kullanılma Yüzdesi Tahminleri

    1940’lar
    Beynin ancak % 50’si kullanılıyor
    1960’lar
    Beynin ancak % 20’si kullanılıyor
    1980’ler
    Beynin ancak % 10’u kullanılıyor
    2000’ler
    Beynin ancak % 1’i kullanılıyor


    Tahminler her geçen yıl azalmaktadır. Bunun nedeni ise beynin kapasitesinin sanıldığından çok daha büyük olmasıdır.
    Beyinde iç içe üç farklı türde bilgisayar bulunmaktadır. Bu bölümler sırasıyla; İlkel Beyin, Orta Beyin ve Korteks
    1-) İlkel Beyin:Bu kısım beynin en iç kısmında bulunmaktadır. İlkel beyin tüm hayvanlarda da mevcut. Hatta bazı hayvanların beyni sadece bu ilkel kısımdan ibaret. Beynin bu kısmı hayvanların olaylar karşısındaki tepkilerini idare ediyor. Bir tehlike anında ilkel beyin onlara ya "savaş", ya da "kaç" diyor.
    Bizim için de durum aynı. Issız bir yerde bir tehlikeyle karşılaşsak, tepkimizi idare eden kısım ilkel beynimizdir. Birisiyle kavga aşamasına gelseniz ne yapardınız bir düşünün. Sanırım önce kavga edeceğiniz adamın cüssesine şöyle bir bakarsınız. Adamı gözünüze kestirirseniz kavga edersiniz. Yok adamın cüssesi çok büyükse, herhalde kaçarsınız. Tüm bu hareketlerinizi idare eden kısım ilkel beyindir.
    2-) Orta Beyin: Bu bölümde hafıza gücü için çok önemli olan kısım var. Bu kısım öncelikle tüm duyguların merkezi. Ayrıca bu bölümde hafızanın merkezi sayılan "hipokamp" (hippocampus) bilgilerin kalıcı hafızaya geçip, geçmeyeceğine karar veren kısımdır. Hipokamp beynin yazıcısını çalıştırırsa, o anda yaşanan olaylar ve bilgiler beynin en üst kısmı olan "korteks"e yazılmaktadır. Peki hipokamp beynin yazıcısını neye göre çalıştırmakta, veya neye göre durdurmaktadır. İşte bunun cevabı da orta beyinde bulunan duyguların merkezidir. Duyguların merkezi hareketlenirse, hipokamp "hemen yazıcıyı çalıştırıp bunları kaydetmeliyim" demektedir. Duygular hiç etkilenmemişse, hipokamp beynin yazıcısını çalıştırmaya da gerek duymamaktadır. Sonuç olarak hafıza gücü için orta beyindeki hipokamp ve duyguların merkezi çok önemlidir.
    3-) Korteks: Bu kısım beynin en üstünü mantar gibi kaplayan bölümdür. Hipokamp'ın kararı sonucu bilginin kaydedildiği yer burasıdır. Düşünme, konuşma, görme, duyma ve yeni bir şeyler üretme sırasında kullanılan kısım beynin korteksidir. Beynin bilgi kapasitesi tamamen korteks üzerindedir.
    Hafıza nedir?
    Yapılan araştırmalar göstermektedir ki beynimiz milyarlarca nörondan oluşmaktadır. (Sayısı net olarak bilinmemekle birlikte, bazı kaynaklarda yüz milyon, bazı kaynaklarda bir milyar, bazı kaynaklarda ise yüz milyar olarak belirtilmiştir.) Bu kadar nöronun bilgi depolama kapasitesi gerçekten çok fazladır. Bilgilerin nöronlara yüklenebilmesi öğrenmedir. Nöronlara yüklenen bu bilgilerin bulundukları yerden çağrılabilmesi ise ''hatırlama'' dediğimiz süreçtir. Hafıza, öğrenebilmeyi (yani bilginin depolanmasını )ve hatırlamayabilmeyi (yani bilginin depodan çağrılabilmesini) kapsamaktadır.
    Beyin kapasitesi ise, beyindeki nöron sayısı ve bu nöronlar arasındaki bilgi iletebilme yoğunluğu demektir. Nöronlar(beyin hücreleri) arasındaki bu muhteşem işbirliğinin nasıl gerçekleştiği henüz bilinmemektedir. Bilinen bir şey var ki o da beynin ne kadar önemli olduğu… Beyin öylesine önemlidir ki kalpten çıkan ilk kan ona pompalanır.
    Vücudumuzdaki hücrelerin önemli bir bölümü 3 ay gibi bir sürede ölmekte ve yerlerine yenileri yapılmaktadır. Nöronlar ise diğer hücrelerden farklı olarak sürekli yeni bilgiler depolamakta ve çekirdekleri değişime uğramaktadır. Bunun getirisi olarak da beynin yapısı değişebilmektedir.
    Şöyle geçmişe döndüğümüzde birçok şeyi hatırlayabiliriz. Bu durumu nöronların doğumuzdan bu yana hayatlarını sürdürmeleriyle açıklayabiliriz. Beyin hücresinin ölmesi demek ise, taşıdığı bilginin ömür boyu kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Onun yerine bu bilgiyi taşıyacak yeni bir nöron yapılmaz.
    Hafızanın İşleyişi

    Hafıza, genel kabul gören teorilere göre üç ayrı sistemin birlikte çalışması olarak değerlendirilmektedir. Yani biz birbirini tamamlayan üç ayrı hafıza aşamasına sahibiz.


    Bunlar;
    a)Çok Kısa Süreli Hafıza(20-30 saniye kalıcılık...bilgi elektiriksel yapıda)
    b)Kısa Süreli Hafıza(20 dakika-1gün kalıcılık...bilgi elektro kimyasal yapıda)
    c)Uzun Süreli Hafıza(beyin -nöron yaşadığı sürece...bilgi kimyasal yapıda)

    Bizler beş duyumuz yardımıyla mesajları dış dünyadan alırız. Algı organlarımız aldıkları mesajları elektiriğe kodlarlar. Bu mesajlar sayısız sinir ağlarıve devreleriyle değerlendirilmek üzere beyine iletilir. Tüm bu mesajlar elektiriksel olarak önce çok kısa süreli hafızamızda toplanır. Henüz elektiriksel yapıda olan bilgi 20 saniye kadar bekleyebilir. Bu süre sonunda bu alan boşaltılır ve yerine yeni mesajlar gelir. Çok kısa süreli hafızayla doğrudan ilşkili '' ;bilinç düzlemi'' dediğimiz alan çok kısa süreli hafızadan sıçrayan ya da buradan seçilerek alınan farkında olunan mesajlarla doludur. Farkında olmadığımız diğer mesajlar çok kısa süreli hafızada sönüp giderler ve hatırlanmaları mümkün değildir.
    Bilinç düzlemine gelen bilgi kısa süreli hafızaya geçmeye aday bilgidir. Kısa süreli hafızadaki bilgi 20 dakika ile bir gün arasında bir ömre sahiptir. Bu sürede bilgi yanıp sönükleşir ya da uzun süreli hafızaya geçer. Bu süreçte beyin enerjiye ihtiyaç duyar. Eğer kısa süreli hafızada iken bilgi hatırlanırsa o bilgi elektirikle uyarılmış ve böylece bilince çıkarılmış olacaktır. Böylece bilgiye yeni enerji yüklenir. Beyin bu enerjiyi kullanarak bilgiyi kalıcı kılar ve kimyasal olarak nöronlara yerleştirir. Eğer bilgi yeterince sık gerektiği kadar enerji yüklenerek tekrar edilirse bu bilgi kesin olarak uzun süreli hafızaya yerleştirilmiş olacaktır.
    Hafızanızı Güçlendirmek İçin Bazı İpuçları
    v Beynimizde bulunan nöronların tamamı birbirlerine bağlı değildir. Bu bağların sayısı arttıkça hafızamız yani beynimizle yapabileceğimiz iş gelişir. Bu bağların gelişmesinin tek yolu bilgilerin birbirleriyle ilişkilendirilmesidir. Kim daha çok öğrenir daha çok düşünürse var olan potansiyelini o oranda geliştirerek daha kapasiteli bir beyne sahip olur.
    v Çok ve çarpıcı hayaller kurun. Daima olumlu düşünün.
    v Beynin her iki lobunu da birlikte ve dengeli olarak kullanmayı öğrenmelisiniz. Beynin bir lobunu kullanmak veriminizi %50’den daha fazla düşürmektedir.
    v Dikkatinizi daha fazla yoğunlaştırmaya çalışmalı, bununla ilgili dikkat egzersizleri yapmalısınız.
    v Unuttuğunuz bilgiler genellikle önemsemediğiniz bilgilerdir. Öğrenmek zorunda olduğunuz şeyleri severek ve önemseyerek yapmaya çalışın.
    v Beyninizi boş, gereksiz düşünce ve faaliyetlerden arındırın. Hedeflerinize ve fikirlerinize konsantre olun.
    v Bilgiler tekrar edilirse pekişir. Sürekli tekrar beyni güçlü kılar. Bilgiyi kullanmazsanız kaybedersiniz. İnsan beyni “Ya Kullan Ya Kaybet” kuralı ile çalışır.
    v Maalesef TV seyretmek de beynimizin zayıflamasına sebep olmaktadır.
    v Yeni şeyler öğrenmeye devam edin. Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.
    v Akılda tutma tekniklerini bilmeli ve kullanmalısınız. Semboller ve takma adlarla hafızanızı güçlendirin. Örneğin gezegenlerin güneşe olan uzaklıklarına göre sıralanmasını hatırlamak zorundasınız. Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton, "Meltem Veli´´ye döndü. Jale, Selim´´i unutamadı. Nalân’sa partnersiz." Bu cümlelerin ilk harflerine bakarsanız, gezegenleri sırayla sayabilirsiniz. Meltem Merkür oluyor, Veli de Venüs. Döndü Dünya´´yı anlatıyor vs... Bu sıralama hatırlamanıza yardımcı olabilir. Bunun gibi: araba, kuş, mavi, lale kelimelerini akılda tutmak istiyorsunuz. Doğrudan ezberlerseniz unutulacaktır. "Mavi arabanın üzerindeki kuşun ağzında lale var” olarak tasavvur ederseniz unutmayacaksınız.
    v Akrostiş oluşturma da bilgileri hafızaya yerleştirmede önemli bir yoldur. Akrostiş kelimelerin baş harflerinden oluşturulan ifadelerdir. Örneğin Lale Devrinde yapılan yenilikleri MİÇ(matbaa, itfaiye, çiçek aşısı) akrostişi ile hafızanıza yerleştirebilirsiniz.
    v Yediklerimize dikkat etmek, günlük kültür, fizik hareketlerimizi yapmak ve birazcık kendimize vakit ayırmak, her zaman çok verimli hafızayı sağlayacaktır.
    v Önce aşağıdaki metni okuyun. "Bir ingliiz üvnsertsinede ypalm arşaltramya gröe, kleim, leirn hrfalreiinn hnagi sndaa yzalıdkılraı ömneli dğel öenlmi oaln brcini ve snonucnu hrfain yrenide omlsamyış ardakai hfraliren srısaı knaışk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz." Okurken herhangi bir biçimde zorlandığınızı sanmıyorum. Görüldüğü gibi okuduğumuz metnin sözcükleri yanlış yazıldığı halde biz doğru ve akıcı bir şekilde okuyoruz. Bu da bize gösteriyor, beynimiz yanlışları düzeltebiliyor, eksikleri tamamlayabiliyor. Beynimiz bize karşı değil, bizim yanımızda.
    v IQ değeri 230 olan Marilyn vos Savant’a göre; “Eğer zihinsel olarak genç kalmayı başarırsanız daha iyi öğrenebilirsiniz. Zihinsel yaşlılık damarların sertleşmesinden daha çok tavırların sertleşmesi sonucu oluşur. İnançlarımız ne kadar uzun sürerse gerçekleşmesi de bununla orantılıdır. Yaşlılara yavaş öğrenici denmesinin ebebi budur. Çocuklar ise çabuk öğrenirler. Sebebiyse kişiliklerinin zihinlerinin önüne henüz tümüyle geçmemiş olmasıdır.”
    Kendinizi başarıya programlayın.
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Sponsorlu Bağlantılar

    Beynimiz nasıl yaşlanıyor?

    Sağlıklı bir beynin nasıl yaşlandığını ve bu değişimlerin hafızamızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Bu soruların yanıtları, unutkanlık yaşadığınız anlarda hafızanızla ilgili endişelerinizin giderilmesinde de yardımcı olacak.
    Cumhuriyet Haber Portalı

    İstanbul- Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Türker Şahiner, sağlıklı bir beynin yaşlanmasını on yıllık dilimlerle anlattı.
    Zaman zaman unutkanlıklar yaşadığınızda Alzheimer başlangıcı olduğunuzdan mı korkuyorsunuz? Aslında günlük hayatta karşılaştığınız unutkanlıkların tümünün yoğunluktan kaynaklandığını biliyor muydunuz? Ancak bilinen bir gerçek var ki o da yaşımız ilerledikçe beynimizin fonksiyonlarında da bazı kayıpların yaşandığı.

    Genellikle beynimizin bedenimizdeki diğer organlardan daha farklı olduğunu düşünürüz. Halbuki, beynimiz de tıpkı diğer organlarımızda olduğu gibi zaman içinde bazı değişimler yaşar. Genel kanının aksine beyindeki sinir hücreleri (nöronlar) yaşla birlikte toplu şekilde yok olmaya başlamaz. Araştırmalar, bazı nöronların gerçekten de kaybedildiğini ancak yavaş da olsa yeni nöron üretiminin olduğunu göstermektedir. Aslında olan beyindeki sinir hücrelerinin küçülmeye başlamasıdır.

    “İyi genler ve sağlıklı bir yaşam tarzı bu değişimin geciktirilmesine yardımcı olsa da süreci tamamen durdurmak olanaksızdır” diyen Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Türker Şahiner, beynin yaşlanmasını aşamalarıyla anlattı.

    20’li yaşlar: Bu yaşlardaki insanlar uzun süreli anılar oluşturmak ve karmaşık muhakemeler yapabilmek anlamında zihinsel kapasitelerinin en üst noktasında olurlar. Yaratıcılığın da bu yıllarda zirve yapma olasılığı vardır. Ancak bu yaşlar insanların yaratıcılıkta sınır tanımadığı da bir dönemdir. Birçok yazar, sanatçı ve müzisyen bu yaşlarda en yaratıcı dönemlerini geçirir. Az da olsa nöron küçülmesi gibi beyindeki ufak fiziksel değişiklikler insan 20’li yaşlarındayken başlar.

    30’lu yaşlar: Önemsiz derecede de olsa nöron küçülmesi yoluyla beyin hacmi yavaş yavaş gerilemeye başlar. Gerçekleştirilecek bilişsel testler bazı bölgelerde meydana gelen küçük gerilemeleri tespit edebilir. Fakat bilişsel gerilemeye dair bu küçük işaretler genellikle ne birey ne de çevresindekiler tarafından fark edilmez.

    40’lı yaşlar: Kırklı yaşlardaki pek çok insan, başta aktif (kısa dönem) hafıza alanında olmak üzere bazı zihinsel işlemlerde biraz yavaşlama olduğunu hisseder. Telefon numaraları hatırlamak, kafadan hesap yapmak veya hafızaya dayalı zorlu kağıt oyunları oynamak önceki yıllara göre daha yorucudur. Beyin hacmindeki yavaş azalma devam eder ve hatta hızlanabilir.

    50’li yaşlar: Ellili yaşlarda beyin hacmi azalma sürecinin hızlanmasıyla birlikte hafızada ve diğer başka kavrama alanlarında daha belirgin değişiklikler ortaya çıkacaktır. Bu yaşlardaki kişilerde yeni bir şey öğrenmek biraz daha fazla zaman gerektirir ancak öğrenilen bilgiler genellikle unutulmaz. Kelimeleri ve isimleri hatırlamak eskiye göre daha uzun sürer. Aynı anda birden fazla işle meşgul olmak daha zor hale gelir. Ayrıntılara olan ilgi azalır. Yaşanmış bir olayın gerçekleştiği yeri ve zamanı hatırlamak zorlaşır. Görsel-mekansal işlem yapmak daha güçleşir.

    60’lı yaşlar: Beyin hacmindeki kayıplar devam eder. Beynin hafıza ve diğer bilişsel becerileri için gerekli olan yapılar özellikle tehlikeye açıktır. Söz konusu yapılar gençlik yıllarına kıyasla yüzde 25 oranında küçülmüş olabilir. 50’li yaşlarda kendini göstermeye başlayan bilişsel değişiklikler 60’lı yaşlarda daha da fark edilir hale gelir. Bilişsel işlem yapma hızı daha da yavaşlayarak yeni bilgi öğrenme veya karmaşık zihinsel işlerde uzmanlaşmak daha da zorlaşır. Bununla birlikte odaklanmak ve dikkat dağıtıcı unsurlardan etkilenmemek de güçleşir. Beyin yeni anılar oluşturmak ve hafızadaki anıları hatırlayacak çağrışımlar bulmakta da zorlanacaktır. “Dilimin ucunda” deneyimleri giderek sıklaşır çünkü beyin isim, tarih ve kelimelere erişebilmek için daha fazla emek sarfetmek zorundadır.

    70’li yaşlar ve sonrası: 70’li ve 80’li yaşlarındaki insanların bilişsel kabiliyetleri büyük farklılıklar gösterir. Birçoğu bu yaşlarda uyanıklığını korumak bir yana bilgi edinmeye devam ederler. Diğerleri için, yani bedenleri yüksek tansiyon, diyabet, aşırı alkol kullanımı gibi sağlık sorunları nedeniyle tahrip olmuş insanlarda hafıza ve genel bilişsel becerilerde ciddi gerilemeler gözlemlenir. Bunama sorunu yaşayan kişilerde bu bozukluğun belirtileri genellikle 75-80 yaşları arasında görülmeye başlar.
  4. 11.Ağustos.2010, 20:35
    #2
    Sponsorlu Bağlantılar

    Beynimiz nasıl yaşlanıyor?

    Sağlıklı bir beynin nasıl yaşlandığını ve bu değişimlerin hafızamızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Bu soruların yanıtları, unutkanlık yaşadığınız anlarda hafızanızla ilgili endişelerinizin giderilmesinde de yardımcı olacak.
    Cumhuriyet Haber Portalı

    İstanbul- Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Türker Şahiner, sağlıklı bir beynin yaşlanmasını on yıllık dilimlerle anlattı.
    Zaman zaman unutkanlıklar yaşadığınızda Alzheimer başlangıcı olduğunuzdan mı korkuyorsunuz? Aslında günlük hayatta karşılaştığınız unutkanlıkların tümünün yoğunluktan kaynaklandığını biliyor muydunuz? Ancak bilinen bir gerçek var ki o da yaşımız ilerledikçe beynimizin fonksiyonlarında da bazı kayıpların yaşandığı.

    Genellikle beynimizin bedenimizdeki diğer organlardan daha farklı olduğunu düşünürüz. Halbuki, beynimiz de tıpkı diğer organlarımızda olduğu gibi zaman içinde bazı değişimler yaşar. Genel kanının aksine beyindeki sinir hücreleri (nöronlar) yaşla birlikte toplu şekilde yok olmaya başlamaz. Araştırmalar, bazı nöronların gerçekten de kaybedildiğini ancak yavaş da olsa yeni nöron üretiminin olduğunu göstermektedir. Aslında olan beyindeki sinir hücrelerinin küçülmeye başlamasıdır.

    “İyi genler ve sağlıklı bir yaşam tarzı bu değişimin geciktirilmesine yardımcı olsa da süreci tamamen durdurmak olanaksızdır” diyen Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Türker Şahiner, beynin yaşlanmasını aşamalarıyla anlattı.

    20’li yaşlar: Bu yaşlardaki insanlar uzun süreli anılar oluşturmak ve karmaşık muhakemeler yapabilmek anlamında zihinsel kapasitelerinin en üst noktasında olurlar. Yaratıcılığın da bu yıllarda zirve yapma olasılığı vardır. Ancak bu yaşlar insanların yaratıcılıkta sınır tanımadığı da bir dönemdir. Birçok yazar, sanatçı ve müzisyen bu yaşlarda en yaratıcı dönemlerini geçirir. Az da olsa nöron küçülmesi gibi beyindeki ufak fiziksel değişiklikler insan 20’li yaşlarındayken başlar.

    30’lu yaşlar: Önemsiz derecede de olsa nöron küçülmesi yoluyla beyin hacmi yavaş yavaş gerilemeye başlar. Gerçekleştirilecek bilişsel testler bazı bölgelerde meydana gelen küçük gerilemeleri tespit edebilir. Fakat bilişsel gerilemeye dair bu küçük işaretler genellikle ne birey ne de çevresindekiler tarafından fark edilmez.

    40’lı yaşlar: Kırklı yaşlardaki pek çok insan, başta aktif (kısa dönem) hafıza alanında olmak üzere bazı zihinsel işlemlerde biraz yavaşlama olduğunu hisseder. Telefon numaraları hatırlamak, kafadan hesap yapmak veya hafızaya dayalı zorlu kağıt oyunları oynamak önceki yıllara göre daha yorucudur. Beyin hacmindeki yavaş azalma devam eder ve hatta hızlanabilir.

    50’li yaşlar: Ellili yaşlarda beyin hacmi azalma sürecinin hızlanmasıyla birlikte hafızada ve diğer başka kavrama alanlarında daha belirgin değişiklikler ortaya çıkacaktır. Bu yaşlardaki kişilerde yeni bir şey öğrenmek biraz daha fazla zaman gerektirir ancak öğrenilen bilgiler genellikle unutulmaz. Kelimeleri ve isimleri hatırlamak eskiye göre daha uzun sürer. Aynı anda birden fazla işle meşgul olmak daha zor hale gelir. Ayrıntılara olan ilgi azalır. Yaşanmış bir olayın gerçekleştiği yeri ve zamanı hatırlamak zorlaşır. Görsel-mekansal işlem yapmak daha güçleşir.

    60’lı yaşlar: Beyin hacmindeki kayıplar devam eder. Beynin hafıza ve diğer bilişsel becerileri için gerekli olan yapılar özellikle tehlikeye açıktır. Söz konusu yapılar gençlik yıllarına kıyasla yüzde 25 oranında küçülmüş olabilir. 50’li yaşlarda kendini göstermeye başlayan bilişsel değişiklikler 60’lı yaşlarda daha da fark edilir hale gelir. Bilişsel işlem yapma hızı daha da yavaşlayarak yeni bilgi öğrenme veya karmaşık zihinsel işlerde uzmanlaşmak daha da zorlaşır. Bununla birlikte odaklanmak ve dikkat dağıtıcı unsurlardan etkilenmemek de güçleşir. Beyin yeni anılar oluşturmak ve hafızadaki anıları hatırlayacak çağrışımlar bulmakta da zorlanacaktır. “Dilimin ucunda” deneyimleri giderek sıklaşır çünkü beyin isim, tarih ve kelimelere erişebilmek için daha fazla emek sarfetmek zorundadır.

    70’li yaşlar ve sonrası: 70’li ve 80’li yaşlarındaki insanların bilişsel kabiliyetleri büyük farklılıklar gösterir. Birçoğu bu yaşlarda uyanıklığını korumak bir yana bilgi edinmeye devam ederler. Diğerleri için, yani bedenleri yüksek tansiyon, diyabet, aşırı alkol kullanımı gibi sağlık sorunları nedeniyle tahrip olmuş insanlarda hafıza ve genel bilişsel becerilerde ciddi gerilemeler gözlemlenir. Bunama sorunu yaşayan kişilerde bu bozukluğun belirtileri genellikle 75-80 yaşları arasında görülmeye başlar.

Benzer Konular

  1. Hafıza tekniğiyle ingilizce öğrenen var mı?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Her Telden
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 18.Aralık.2012, 11:06
  2. Cep telefonu hafıza kartı neden bozulur?
    Konu Sahibi MOONSE Forum Cep Telefonu
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 23.Mart.2011, 23:00
  3. Amipli Beyin ve Beyin Zarı İltihabı
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Ekim.2010, 16:58
  4. Amnezi – Hafıza Kaybı
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Ekim.2010, 14:07
  5. Hafıza nasıl güçlenir?
    Konu Sahibi karcicegi Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 13.Eylül.2010, 22:54

Bu Konu için Etiketler