Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Otizm ve stres

http://img2.blogcu.com/images/s/o/y/soymet/6_19306_stres.jpg Bütün insanlar, stres yaşadığı zaman çevresindeki şeylerden rahatsızlık duyabilir. Stres bize hiç aklımızda olmayan tepkileri verdirebilir. Kimimiz yapacağımız işlerin çokluğundan dolayı stres yaşarken kimimiz de yapılacak şey bulamamaktan dolayı strese girebiliriz ve tepkilerimiz farklı davranışlarla görülebilir. Anında tepki verebilenlerimiz olduğu gibi gecikmiş tepkilerle de (olay geçtikten sonra başımız ağrıyabilir ya da

Konuyu değerlendir: Otizm ve stres

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1377 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568




    Bütün insanlar, stres yaşadığı zaman çevresindeki şeylerden rahatsızlık duyabilir. Stres bize hiç aklımızda olmayan tepkileri verdirebilir. Kimimiz yapacağımız işlerin çokluğundan dolayı stres yaşarken kimimiz de yapılacak şey bulamamaktan dolayı strese girebiliriz ve tepkilerimiz farklı davranışlarla görülebilir. Anında tepki verebilenlerimiz olduğu gibi gecikmiş tepkilerle de (olay geçtikten sonra başımız ağrıyabilir ya da başka kişilerden hırsımızı çıkarabiliriz) stres yaşadığımızı ifade edebiliriz.

    Çevremiz tarafından bize gelen uyarı fazlalığı, birden fazla alternatiflerden birini seçmek zorunda olmamız, zaman darlığı, evdeki hesabın çarşıya uymaması, olayların kontrolumuzdan çıkması, olaylardaki belirsizlikler, hayati bir sonucu uzun bir süre beklemek zorunda kalmak ve çevre tarafından dışlanmak gibi daha sayabileceğimiz bir sürü nedenle stres yaşayabiliriz. Stres yaşarken de hepimizin bildiği gibi düşünme fonksiyonumuz daha düşük olarak çalışır ve sağlıklı düşünemediğimizden dolayı acayip davranışlarda bulunabiliriz.

    Biz yetişkinler için durum böyle iken, çocuklarımızın farklı olarak yorumlayabileceğimiz davranışlarının stres ile bir bağlantısı olabilir mi?

    Bu sorunun cevabı ‘evet’ olacaktır.

    Çocuğumuz farklı bir algılama, düşünme ve yorumlama yaşıyor. Yani değişik bir şekilde işitiyor, değişik bir tarzda görüyor, dokunma hissi farklı, motor hareketleri farklı, tad ve koku alma duyu verileri farklı ki bu da farklı bir algılama ortaya çıkarıyor. Onun yaşadıkları ile bizim ve çevresindeki diğer insanların ortak olarak yaşadığı algı, düşünme ve yorumlama ise uyuşmuyor. Tabii ki bu uyuşmamadan doğan çatışmalar, çocukta stres nedeni olabilir.

    Çocuklarımızda stresi ortaya çıkaran belli başlı nedenler arasında aşağıdakileri sayabiliriz;

    Çocuğun farklı algılama tarzını bizim anlayamamız ve bizim gibi algıladığını varsaymamız,

    Çocuğun algı ,düşünme ve yorumlama tarzına göre kendini ifade ediş tarzına bizim cevap veremememiz,

    Cevabımızı kendi algı, düşünce ve yorumlama tarzımıza göre iletmemiz yani onun anlayacağı biçimde iletemememiz.

    Yukarıdaki nedenlerden dolayı çocuk, dikkatini toplamakta zorlanır. Dikkatini toplayamayan çocuğu ana baba veya öğretmen eğitmekte zorlanır ve bu kez çocukta ters davranışlar ortaya çıkabilir. Huysuzlanır, yorgun düşer veya önüne gelene vurabilir. İsteksizlik ortaya çıkabilir. Kendi eğitildiğimiz yollarla eğitemeyiz ve öğretemeyiz. Bir de, algılama farklılığını gözden kaçırırsak, çocuğumuzu öğrenmeye motive edemeyebiliriz.

    Aslında çocuğumuz elindekini yere atarak ya da yanındakini tekmeleyerek belki de herhangi bir yeri ağrıdığından dolayı stres yaşadığını bildiriyor olabilir. Bu durumlarda bizim mesajı iyi değerlendirmemiz gerekmektedir. Çektiği karın ağrısını ifade edişine bizim cevap veremememiz çocuğumuzun yaşadığı stresi daha da artıracaktır. Hangi durumlarda stres yaşadığını bilip stresi ortaya çıkaran durumları en aza indirmek hem aramızdaki iletişimi geliştirecek hem de çocuğun enerjisini doğru yönde harcamasına yardım edecektir.

    Çocuğumuzun dünyasına girmek ve onunla iletişim kurmak açısından şöyle bir benzetme yapabiliriz; dilini bilmediğimiz ve hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadığımız bir çocuğu evimizde çok uzun bir süre ağırlayacağız. İsmini bilmiyoruz ama gene de ona hitap edeceğiz.

    (Zorda kaldığımız zaman daima bu örneği düşünmek bize yardımcı olacaktır)

    Bizimle uzun bir süre yaşayacağına göre ona öğretmemiz gereken bir çok şey var. Bizim de evimizde misafir edeceğimiz çocuk hakkında öğrenmek zorunda olduğumuz bir kişiliği var. Hangi yemekleri seviyor? Nelere ilgi duyuyor? Bazı sesler çıkarıyor, bunların anlamı nedir? Birbirimizi anlamıyoruz, benim dediklerimi yapmıyor, yaptıklarını ben kabul edemiyorum. Bazen durup dururken anlam veremediğim hareket ve davranışlarda bulunuyor, kısaca ona ulaşamıyorum. Öncelikle ne yapmam gerek?

    Öncelikle, çocukla iletişim kurmam gerek ama ne kadar konuşsam anlamıyor çünkü başka bir dil konuşuyor. Anlamaması onu strese sokuyor olmalı ki tepinip kendini yerlere atıyor hatta kendine ve bana vuruyor veya eline geçeni atıyor.

    (Onun bu davranışları beni de strese sokuyor, hem kendimi korumak zorunda kalıyorum hem de bu davranışın yanlış olduğunu bildirip vazgeçmesini sağlamak istiyorum. Burada bizim davranışımız da büyük bir olasılıkla, çocuğumuz tarafından anlaşılamıyor ve değerlendirilemiyor. Bu yüzden kendi davranışlarımın örnek olması açısından da düşünüp sakin olup çözüm üretmeliyim)

    Yaptığı şey, elimden tutup işaret ederek istediklerini göstermesi. O zaman işaret ile iletişim kurduğunu görüyorum. Ondan ben de birşeyler yapmasını istiyorsam işaret ederek bildirmem gerekiyor. Burada iletişimin sadece konuşma ile olmadığını hatırlatmak ve hızlı bir şekilde konuşmaya geçmek için acele etmemeyi öneriyorum. Eğer iletişimi hangi yolla olursa olsun (işaret-beden dili-jest-mimik-resim-fotoğraf ve nesnenin kendisi ile) kurabiliyorsak, birbirimizi anlıyorsak, ikimiz de stres yaşamıyorsak ve çocuğun konuşma için organik bir sorunu yoksa konuşma da büyük bir ihtimalle gelecektir. İşareti resimlerle destekleyerek iletişimi artırıyorum. Resim göstererek istediklerimi bildiriyorum ve onun işaretle iletişim kurmasına resimleri de işaret ile teke tek çalışmaları ile ortak alanımızı, giderek, fazlalaştırıyorum.

    Biz yetişkinler bizi nelerin sinirlendirdiğini bilir ve bunlardan kaçınmaya çalışırız. Bizim için problem çıkaran olay ve kişilerden uzaklaşarak bazı stres durumlarını ortadan kaldırır ve kontrol altına alabiliriz. Uzun süre stres yaşadığımızda, örneğin işverenle anlaşamadığımız işyerinde çalışmak bizi uzun süreli stres altında bırakıp sağlığımızı bozar, mutlaka bir çözüm ararız. Nelerin bizi strese soktuğunu ve strese nasıl tepki verdiğimizi biliriz.

    Çocuklarımız da strese tepkide bulunacaklardır. Stresin kendisini yıprandırdığını (dikkat dağınıklığı-gerginlik-huzursuzluk-huysuzluk-patlama ve saldırganlık-inat-eğitilmeye karşı gelme-motivasyon eksikliği vb gibi davranışlar) çocuk anlayamadığından burada gene çocuğu yönlendirmek bize düşecektir. Nasıl ki her durumda çocuğumuzun eli kulağında dediğimiz, kısa zamanda kazanılmış beceri haline gelen çalışmaları genelleme yapmasına kadar çocuk için ‘biz’ düşünüyor ve ayrıca hazırladığımız programı bir şırınga ile ‘biz’ veriyorsak, programı bu kez stres için hazırlamak zorundayız.

    Neler çocuğumu strese sokuyor?

    Hangi durumlarda strese giriyor?

    Nerede/nerelerde stres ortaya çıkıyor?

    Stres hangi davranışlarla kendini gösteriyor?

    Davranış öncesi olay ne ve kimler ne yapıyor?

    Davranış sonrası varsa bir olay, kimler ve neler yapılıyor?

    Stres çıkmadan önce ben neredeyim ve ne yapıyorum?

    Strese verdiği tepkiye ben nasıl tepki veriyorum?

    Bir süre gözlemlediğim tüm bilgileri topluyor ve gözden geçiriyorum. Bir süre sonra elimde çocuğumun hangi davranış ve olaylara nasıl tepki verdiğini gösteren bir harita oluyor. Stres çıkaran olay ve kişileri (kişi diyorum belki de kişinin ses tonu yada herhangi bizim göremediğimiz bir davranışı çocuğumuzu strese sokuyor olabilir) ayıklamak zorundayım. Çünkü bunu çocuğumuz kendiliğinden yapamıyor. Kendi davranışlarımı gözden geçirmek zorundayım. Davranışlarımın öncelikle çocuğumu bana güvenle yöneltmesi gerekiyor ki ikinci adımda onu eğiteceğim zaman en az dirençle karşılaşayım.

    Nedenlerin bazılarını ortadan kaldırabilirim, bazılarını en aza indirebilirim. Örneğin elektrik süpürgesi eğer çocuğumu strese sokuyorsa, alışsın diye onun yanında süpürmeye devam etmiyorum. Çocuğumun evde olmadığı zaman süpürüyorum. Kontrolum altına alamadığım stres davranışlarını ise çocuğumun iletişim dili ile sosyal öykü (yazı-resim-fotoğraf-sembol) yazabilirim. Sosyal öyküyü, çocuğumla birlikte (çocuğun keyfinin yerinde olduğu zaman) yazıyorum.

    Çocuğun ağzından anlattırıyorum, çözümü çocuk kendisi buluyor ve çözümü uygulayacağına dair sembolik olarak da imzalıyor. Sosyal öyküler yanısıra ‘dizi’ de yapabilirim. Boş kareler içine çocuğumun iletişim diliyle bir olayı ve verilecek olumlu tepkiyi sırayla gösteririm.

    Bazı olayları 4 kare doldururken bazıları 10 kare doldurabilir ve bu dizileri de sosyal öykülerle nasıl teke-tek çalışmalarda çalışıyorsak aynı şekilde teke-tek çalışmalarında şemaya koyarım. Önceleri hergün çalışır giderek haftada dört, üç çalışmaya indiririm ve çizelgemizde %90 olumlu sonuç alınca da diğer kazanılmış, genelleme yapılmış davranışlarla zaman zaman serpiştirme olarak çalışırım.

    Her olay ve her davranış için ayrı bir öykü ya da dizi yazarım. Bunlar çocukla çalışılması gereken alıştırmalardır. Aylık planımdaki diğer ‘eli kulağındaki’ çalışmalar ile beraber günlük teke-tek çalışmalarda ele alırım. Bir günde 6 değişik alıştırma, şemada yer alır. Genelleme yapılan davranış çalışmalarını giderek şemada azaltırken yerine, yeni eli kulağında becerileri kazanılmış beceri haline getirecek alıştırmalar hazırlayıp, yerleştiririm. Paralel çalışmak tabii ki genelleme açısından en iyi sonucu vereceğinden bu arada özel eğitimcisi ve okula gidiyorsa öğretmeni ile de işbirliği yapmaya özen gösteririm.

    Sevgili ana babalar;

    adımlarımız küçük görünebilir, şu var ki her adım çocuğumuzu kuvvetlendirecek ve kontrol dışı davranışları kontrol altına almaya başlatacaktır. Yeter ki sevgimizin yanısıra sabırlı olalım ve çocuğumuzun iletişim yolunu ve kendini eğitilmeye izin verdiği yolu bulalım.

    Çocuğumuzun iletişim yolunu ve eğitilme yolunu biz ana baba olarak her zaman göremeyebiliyoruz çünkü biz çocuğumuzla zaten herhangi bir yolla iletişim kurabiliyoruz. Peki çocuğumuz başkaları ile yalnız kalınca veya ilk karşılaştığı kişilerle iletişim kuruyor mu, kurma çabası varsa hangi yolu kullanıyor?

    Bu konuda çocuğumuzun özel eğitimcisinden bilgi almamız gerekebilir. Bu sorunun cevabı bizim için çok önemli çünkü ilk adımda; bu yol ile iletişimi destekleyeceğiz, ikinci adımda ilgi duyduğu konulara yönlendireceğiz, üçüncü adımda ise öğretmek istediklerimizi (eli kulağındaki becerilerden seçip) ilgi duyduğu konu üzerinde öğreteceğiz.


    Selvi Borazancı Persson Ph.D

    Eğitimci
  2. 08.Ağustos.2010, 19:51
    #1




    Bütün insanlar, stres yaşadığı zaman çevresindeki şeylerden rahatsızlık duyabilir. Stres bize hiç aklımızda olmayan tepkileri verdirebilir. Kimimiz yapacağımız işlerin çokluğundan dolayı stres yaşarken kimimiz de yapılacak şey bulamamaktan dolayı strese girebiliriz ve tepkilerimiz farklı davranışlarla görülebilir. Anında tepki verebilenlerimiz olduğu gibi gecikmiş tepkilerle de (olay geçtikten sonra başımız ağrıyabilir ya da başka kişilerden hırsımızı çıkarabiliriz) stres yaşadığımızı ifade edebiliriz.

    Çevremiz tarafından bize gelen uyarı fazlalığı, birden fazla alternatiflerden birini seçmek zorunda olmamız, zaman darlığı, evdeki hesabın çarşıya uymaması, olayların kontrolumuzdan çıkması, olaylardaki belirsizlikler, hayati bir sonucu uzun bir süre beklemek zorunda kalmak ve çevre tarafından dışlanmak gibi daha sayabileceğimiz bir sürü nedenle stres yaşayabiliriz. Stres yaşarken de hepimizin bildiği gibi düşünme fonksiyonumuz daha düşük olarak çalışır ve sağlıklı düşünemediğimizden dolayı acayip davranışlarda bulunabiliriz.

    Biz yetişkinler için durum böyle iken, çocuklarımızın farklı olarak yorumlayabileceğimiz davranışlarının stres ile bir bağlantısı olabilir mi?

    Bu sorunun cevabı ‘evet’ olacaktır.

    Çocuğumuz farklı bir algılama, düşünme ve yorumlama yaşıyor. Yani değişik bir şekilde işitiyor, değişik bir tarzda görüyor, dokunma hissi farklı, motor hareketleri farklı, tad ve koku alma duyu verileri farklı ki bu da farklı bir algılama ortaya çıkarıyor. Onun yaşadıkları ile bizim ve çevresindeki diğer insanların ortak olarak yaşadığı algı, düşünme ve yorumlama ise uyuşmuyor. Tabii ki bu uyuşmamadan doğan çatışmalar, çocukta stres nedeni olabilir.

    Çocuklarımızda stresi ortaya çıkaran belli başlı nedenler arasında aşağıdakileri sayabiliriz;

    Çocuğun farklı algılama tarzını bizim anlayamamız ve bizim gibi algıladığını varsaymamız,

    Çocuğun algı ,düşünme ve yorumlama tarzına göre kendini ifade ediş tarzına bizim cevap veremememiz,

    Cevabımızı kendi algı, düşünce ve yorumlama tarzımıza göre iletmemiz yani onun anlayacağı biçimde iletemememiz.

    Yukarıdaki nedenlerden dolayı çocuk, dikkatini toplamakta zorlanır. Dikkatini toplayamayan çocuğu ana baba veya öğretmen eğitmekte zorlanır ve bu kez çocukta ters davranışlar ortaya çıkabilir. Huysuzlanır, yorgun düşer veya önüne gelene vurabilir. İsteksizlik ortaya çıkabilir. Kendi eğitildiğimiz yollarla eğitemeyiz ve öğretemeyiz. Bir de, algılama farklılığını gözden kaçırırsak, çocuğumuzu öğrenmeye motive edemeyebiliriz.

    Aslında çocuğumuz elindekini yere atarak ya da yanındakini tekmeleyerek belki de herhangi bir yeri ağrıdığından dolayı stres yaşadığını bildiriyor olabilir. Bu durumlarda bizim mesajı iyi değerlendirmemiz gerekmektedir. Çektiği karın ağrısını ifade edişine bizim cevap veremememiz çocuğumuzun yaşadığı stresi daha da artıracaktır. Hangi durumlarda stres yaşadığını bilip stresi ortaya çıkaran durumları en aza indirmek hem aramızdaki iletişimi geliştirecek hem de çocuğun enerjisini doğru yönde harcamasına yardım edecektir.

    Çocuğumuzun dünyasına girmek ve onunla iletişim kurmak açısından şöyle bir benzetme yapabiliriz; dilini bilmediğimiz ve hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadığımız bir çocuğu evimizde çok uzun bir süre ağırlayacağız. İsmini bilmiyoruz ama gene de ona hitap edeceğiz.

    (Zorda kaldığımız zaman daima bu örneği düşünmek bize yardımcı olacaktır)

    Bizimle uzun bir süre yaşayacağına göre ona öğretmemiz gereken bir çok şey var. Bizim de evimizde misafir edeceğimiz çocuk hakkında öğrenmek zorunda olduğumuz bir kişiliği var. Hangi yemekleri seviyor? Nelere ilgi duyuyor? Bazı sesler çıkarıyor, bunların anlamı nedir? Birbirimizi anlamıyoruz, benim dediklerimi yapmıyor, yaptıklarını ben kabul edemiyorum. Bazen durup dururken anlam veremediğim hareket ve davranışlarda bulunuyor, kısaca ona ulaşamıyorum. Öncelikle ne yapmam gerek?

    Öncelikle, çocukla iletişim kurmam gerek ama ne kadar konuşsam anlamıyor çünkü başka bir dil konuşuyor. Anlamaması onu strese sokuyor olmalı ki tepinip kendini yerlere atıyor hatta kendine ve bana vuruyor veya eline geçeni atıyor.

    (Onun bu davranışları beni de strese sokuyor, hem kendimi korumak zorunda kalıyorum hem de bu davranışın yanlış olduğunu bildirip vazgeçmesini sağlamak istiyorum. Burada bizim davranışımız da büyük bir olasılıkla, çocuğumuz tarafından anlaşılamıyor ve değerlendirilemiyor. Bu yüzden kendi davranışlarımın örnek olması açısından da düşünüp sakin olup çözüm üretmeliyim)

    Yaptığı şey, elimden tutup işaret ederek istediklerini göstermesi. O zaman işaret ile iletişim kurduğunu görüyorum. Ondan ben de birşeyler yapmasını istiyorsam işaret ederek bildirmem gerekiyor. Burada iletişimin sadece konuşma ile olmadığını hatırlatmak ve hızlı bir şekilde konuşmaya geçmek için acele etmemeyi öneriyorum. Eğer iletişimi hangi yolla olursa olsun (işaret-beden dili-jest-mimik-resim-fotoğraf ve nesnenin kendisi ile) kurabiliyorsak, birbirimizi anlıyorsak, ikimiz de stres yaşamıyorsak ve çocuğun konuşma için organik bir sorunu yoksa konuşma da büyük bir ihtimalle gelecektir. İşareti resimlerle destekleyerek iletişimi artırıyorum. Resim göstererek istediklerimi bildiriyorum ve onun işaretle iletişim kurmasına resimleri de işaret ile teke tek çalışmaları ile ortak alanımızı, giderek, fazlalaştırıyorum.

    Biz yetişkinler bizi nelerin sinirlendirdiğini bilir ve bunlardan kaçınmaya çalışırız. Bizim için problem çıkaran olay ve kişilerden uzaklaşarak bazı stres durumlarını ortadan kaldırır ve kontrol altına alabiliriz. Uzun süre stres yaşadığımızda, örneğin işverenle anlaşamadığımız işyerinde çalışmak bizi uzun süreli stres altında bırakıp sağlığımızı bozar, mutlaka bir çözüm ararız. Nelerin bizi strese soktuğunu ve strese nasıl tepki verdiğimizi biliriz.

    Çocuklarımız da strese tepkide bulunacaklardır. Stresin kendisini yıprandırdığını (dikkat dağınıklığı-gerginlik-huzursuzluk-huysuzluk-patlama ve saldırganlık-inat-eğitilmeye karşı gelme-motivasyon eksikliği vb gibi davranışlar) çocuk anlayamadığından burada gene çocuğu yönlendirmek bize düşecektir. Nasıl ki her durumda çocuğumuzun eli kulağında dediğimiz, kısa zamanda kazanılmış beceri haline gelen çalışmaları genelleme yapmasına kadar çocuk için ‘biz’ düşünüyor ve ayrıca hazırladığımız programı bir şırınga ile ‘biz’ veriyorsak, programı bu kez stres için hazırlamak zorundayız.

    Neler çocuğumu strese sokuyor?

    Hangi durumlarda strese giriyor?

    Nerede/nerelerde stres ortaya çıkıyor?

    Stres hangi davranışlarla kendini gösteriyor?

    Davranış öncesi olay ne ve kimler ne yapıyor?

    Davranış sonrası varsa bir olay, kimler ve neler yapılıyor?

    Stres çıkmadan önce ben neredeyim ve ne yapıyorum?

    Strese verdiği tepkiye ben nasıl tepki veriyorum?

    Bir süre gözlemlediğim tüm bilgileri topluyor ve gözden geçiriyorum. Bir süre sonra elimde çocuğumun hangi davranış ve olaylara nasıl tepki verdiğini gösteren bir harita oluyor. Stres çıkaran olay ve kişileri (kişi diyorum belki de kişinin ses tonu yada herhangi bizim göremediğimiz bir davranışı çocuğumuzu strese sokuyor olabilir) ayıklamak zorundayım. Çünkü bunu çocuğumuz kendiliğinden yapamıyor. Kendi davranışlarımı gözden geçirmek zorundayım. Davranışlarımın öncelikle çocuğumu bana güvenle yöneltmesi gerekiyor ki ikinci adımda onu eğiteceğim zaman en az dirençle karşılaşayım.

    Nedenlerin bazılarını ortadan kaldırabilirim, bazılarını en aza indirebilirim. Örneğin elektrik süpürgesi eğer çocuğumu strese sokuyorsa, alışsın diye onun yanında süpürmeye devam etmiyorum. Çocuğumun evde olmadığı zaman süpürüyorum. Kontrolum altına alamadığım stres davranışlarını ise çocuğumun iletişim dili ile sosyal öykü (yazı-resim-fotoğraf-sembol) yazabilirim. Sosyal öyküyü, çocuğumla birlikte (çocuğun keyfinin yerinde olduğu zaman) yazıyorum.

    Çocuğun ağzından anlattırıyorum, çözümü çocuk kendisi buluyor ve çözümü uygulayacağına dair sembolik olarak da imzalıyor. Sosyal öyküler yanısıra ‘dizi’ de yapabilirim. Boş kareler içine çocuğumun iletişim diliyle bir olayı ve verilecek olumlu tepkiyi sırayla gösteririm.

    Bazı olayları 4 kare doldururken bazıları 10 kare doldurabilir ve bu dizileri de sosyal öykülerle nasıl teke-tek çalışmalarda çalışıyorsak aynı şekilde teke-tek çalışmalarında şemaya koyarım. Önceleri hergün çalışır giderek haftada dört, üç çalışmaya indiririm ve çizelgemizde %90 olumlu sonuç alınca da diğer kazanılmış, genelleme yapılmış davranışlarla zaman zaman serpiştirme olarak çalışırım.

    Her olay ve her davranış için ayrı bir öykü ya da dizi yazarım. Bunlar çocukla çalışılması gereken alıştırmalardır. Aylık planımdaki diğer ‘eli kulağındaki’ çalışmalar ile beraber günlük teke-tek çalışmalarda ele alırım. Bir günde 6 değişik alıştırma, şemada yer alır. Genelleme yapılan davranış çalışmalarını giderek şemada azaltırken yerine, yeni eli kulağında becerileri kazanılmış beceri haline getirecek alıştırmalar hazırlayıp, yerleştiririm. Paralel çalışmak tabii ki genelleme açısından en iyi sonucu vereceğinden bu arada özel eğitimcisi ve okula gidiyorsa öğretmeni ile de işbirliği yapmaya özen gösteririm.

    Sevgili ana babalar;

    adımlarımız küçük görünebilir, şu var ki her adım çocuğumuzu kuvvetlendirecek ve kontrol dışı davranışları kontrol altına almaya başlatacaktır. Yeter ki sevgimizin yanısıra sabırlı olalım ve çocuğumuzun iletişim yolunu ve kendini eğitilmeye izin verdiği yolu bulalım.

    Çocuğumuzun iletişim yolunu ve eğitilme yolunu biz ana baba olarak her zaman göremeyebiliyoruz çünkü biz çocuğumuzla zaten herhangi bir yolla iletişim kurabiliyoruz. Peki çocuğumuz başkaları ile yalnız kalınca veya ilk karşılaştığı kişilerle iletişim kuruyor mu, kurma çabası varsa hangi yolu kullanıyor?

    Bu konuda çocuğumuzun özel eğitimcisinden bilgi almamız gerekebilir. Bu sorunun cevabı bizim için çok önemli çünkü ilk adımda; bu yol ile iletişimi destekleyeceğiz, ikinci adımda ilgi duyduğu konulara yönlendireceğiz, üçüncü adımda ise öğretmek istediklerimizi (eli kulağındaki becerilerden seçip) ilgi duyduğu konu üzerinde öğreteceğiz.


    Selvi Borazancı Persson Ph.D

    Eğitimci
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Doğru tespit güzel bilgi için teşekkür ederim arkadaşım...
  4. 08.Ağustos.2010, 20:55
    #2
    Doğru tespit güzel bilgi için teşekkür ederim arkadaşım...
  5. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    71
    çok faydalı bilgi teşekkürler....forumun ü
  6. 08.Ağustos.2010, 20:59
    #3
    çok faydalı bilgi teşekkürler....forumun ü

Benzer Konular

  1. Bedensel Engelliler Beylikdüzü’nde Stres Attı
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02.Haziran.2011, 18:14
  2. Şehir hayatı ve stres
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Nisan.2011, 18:32
  3. Otizimli çocuklarda gündelik stres yaratan durumlar
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Ağustos.2010, 16:09
  4. İnternet + Sosyal Stres = PSİKOPATİ
    Konu Sahibi okyanus Forum Diğer Teknoloji,İnternet,Bilgisayar,Cep Telefonu
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06.Ağustos.2010, 16:39

Bu Konu için Etiketler