Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Bel Fıtığı

http://lokman-hekim.net/hastaliklar/bel-fıtığı-2.jpg

Konuyu değerlendir: Bel Fıtığı

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 7490 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    Sponsorlu Bağlantılar




















    Bel fıtığı, bel omurlarının arasındaki kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin yerinden kayarak fıtıklaşması sonucu bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapmasıyla oluşan bir hastalıktır.

    Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder.

    DİSKİN YAPISI



    İki omur arasında yer alan diskler 4 - 6 mm kalınlığında, form değiştirebilen elastik yapılardır. Merkezi kısmında nucleus pulposus jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, etrafında da halkavari anulus fibrosus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka vardır. Diskler bu özellikleriyle omurlar arasında yastık / amortisör görevi yapmaktadırlar. Dıştaki tabaka anulusun yırtılması ya da çatlaması sonucu anatomik bütünlüğünün bozularak, içerideki nükleus dediğimiz jel kıvamındaki yumuşak maddenin dışarı doğru taşmasına fıtıklaşma denir.

    Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

    Bu eğrilikler sayesinde omurgamız, üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

    Boyun ve bel omurları hareketli olmaları nedeni ile daha fazla yük taşırlar. Çeşitli travmalardan, yükten ve hastalıklardan da daha fazla etkilenirler.

    Boyun bölgesinde 7, sırt bölgesinde 12, bel bölgesinde 5 ve kuyruk sokumu bölgesinde 9-10 tane omur bulunmaktadır.

    Bel bölgesi, 5 adet omur ve sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur. Burası vücut ağırlığını en fazla taşıyan yerdir.

    Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

    Omurga, omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun her yöne hareketini sağlar. Omurga insan vücudunu ayakta tutarakvücudun yükünü taşır.

    Baştan kalçaya kadar uzanan omurga, omur denen kemikler ve bunları birbirine bağlayan disklerden oluşmaktadır!

    Omurlar birbirlerine önde "disk" dediğimiz yastıkçıklar (kıkırdaklar) arkada "faset" eklemleri ile tutunurlar. Esnek bir yapıya sahipler.

    Diskler, dayanıklı liflerden yapılmış, omurların birbirine sürtünmesini engelleyen, darbe emici, jöle kıvamında amortisörler yastıklardır.

    Disklerin görevi; yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emerek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltmak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir. Omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına; omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.

    Omurların birbirlerine arkadan tutundukları faset eklemleri, vücut yükünün % 5-20' sinin taşınmasından sorumludur.

    Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve ayrılmalar oluşur.

    Her disk iki bölümden oluşur; sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

    Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

    Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

    Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

    Omurilik beynimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

    Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

    Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

    DİSKLERDEKİ DEJENERASYONUN GERÇEKLEŞMESİ



    Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.

    Kişiye ait faktörlerin başında, disklerdeki dejenerasyon gelir.

    Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık 8 yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettigi su oranı da çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80'e, yetişkinlerde ise % 50-60'a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon da eşlik eder.

    Başka bir anlatımla; damarsal yapıları olmayan diskler beslenmeleri için gerekli olan oksijen, glikoz gibi maddeleri komşuluk yaptıkları omurların süngerimsi kemik yapılarından diffüzyon yoluyla alırlar. Bu nedenle direkt kan akımıyla beslenemeyen disklerde doku yaşlanması (mikroskopik degenerasyonlar) diğer dokulara göre daha erken başlar. Disklerdeki bu degeneratif değişimler otuzlu yaşlardan itibaren mikroskop altında görünür hale gelmektedir. İlerleyen yıllarda disklerdeki degenerasyonlara paralel olarak, omurların kenarlarında kalsifikasyonlar (osteochondrose) ve omurlar arasındaki eklemlerde de (Spondylose) degenerasyonlar oluşur. Direkt röntgen filmlerinde, görülen kalsifikasyon ya da halk arasında kireçlenme olarak adlandırılan oluşumlar bu degeneratif değişimlerdir.

    Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi yapan destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafindaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    Hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmekle de olabilir. Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik bir yönünün oldugu da söylenebilir.

    Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.

    Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır.

    BEL FITIĞININ TEŞEKKÜL ETMESİ

    1. Diskin dış kısmını oluşturan lifler 30 derecelik açı ile sıralanırlar ve içerideki nükleus denen kısmın çeşitli kuvvetlerin etkisiyle dışarıya doğru taşmasını engellerler. Yani bu lifler bel fıtığının gelişmesine ciddi bir engel teşkil ederler.

    2. Yük diskin üzerine simetrik uygulandığında diskin iç ve dış kısımlarını meydana getiren yapılar bariz şekilde deforme olurlar. Fakat bu deformasyon simetrik olduğundan bel fıtığı kolayca gelişemez.

    3. Yük diskin üzerine asimetrik binerse, yükün uygulandığı tarafta komşu iki omur kemiği birbirine yaklaşır, aradaki mesafe daralır ve diskin kapsül kısmı deforme olarak dışarıya doğru taşar.

    4. Diskin içindeki nükleus denen kısım ise maruz kaldığı basıncın etkisiyle karşı kenara doğru gitme eğilimindedir. Halbuki karşı kenarın dış kısmını oluşturan lifler bu pozisyonda gerilmiş ve zayıf düşmüşlerdir. Bu durumda asimetrik olarak uygulanan yük nükleusun karşı taraftan dışarıya taşmasını, yani bel fıtığı teşekkülünü kolayca gerçekleştirecektir.

    Jölemsi madde, zorlanmalar karşısında kapsülü yırtıldığı için, sinirlere baskı oluşturur.
    Bu madde, sinire doğru fıtıklaştığı zaman;

    Sinir köküne baskı yaparsa (siyatik)
    Omuriliğe baskı yaparsa (bel fıtığı) denilir.


    Disk fıtıklaşmasının 4 kademesi şöyle sıralanabilir



    Bulging (Balonlaşma) Disk zayıflamıştır. Ancak fıtıklaşma yoktur.

    Protrüzyon (Çıkıntı) Diskin şekli ve pozisyonu bir miktar değişmiş ve omurga kanalına doğru çıkıntı oluşmuştur.

    Herni (Fıtık) Jöle kıvamındaki nükleus, yırtılan anulustan çıkarak fıtıklaşmıştır.

    Sekestre Herni (Akmış fıtık) Anulustan dışarı çıkan nükleus omurga kanalı içine akmıştır.


    kaynak
  2. 08.Ağustos.2010, 14:58
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar




















    Bel fıtığı, bel omurlarının arasındaki kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin yerinden kayarak fıtıklaşması sonucu bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapmasıyla oluşan bir hastalıktır.

    Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder.

    DİSKİN YAPISI



    İki omur arasında yer alan diskler 4 - 6 mm kalınlığında, form değiştirebilen elastik yapılardır. Merkezi kısmında nucleus pulposus jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, etrafında da halkavari anulus fibrosus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka vardır. Diskler bu özellikleriyle omurlar arasında yastık / amortisör görevi yapmaktadırlar. Dıştaki tabaka anulusun yırtılması ya da çatlaması sonucu anatomik bütünlüğünün bozularak, içerideki nükleus dediğimiz jel kıvamındaki yumuşak maddenin dışarı doğru taşmasına fıtıklaşma denir.

    Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

    Bu eğrilikler sayesinde omurgamız, üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

    Boyun ve bel omurları hareketli olmaları nedeni ile daha fazla yük taşırlar. Çeşitli travmalardan, yükten ve hastalıklardan da daha fazla etkilenirler.

    Boyun bölgesinde 7, sırt bölgesinde 12, bel bölgesinde 5 ve kuyruk sokumu bölgesinde 9-10 tane omur bulunmaktadır.

    Bel bölgesi, 5 adet omur ve sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur. Burası vücut ağırlığını en fazla taşıyan yerdir.

    Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

    Omurga, omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun her yöne hareketini sağlar. Omurga insan vücudunu ayakta tutarakvücudun yükünü taşır.

    Baştan kalçaya kadar uzanan omurga, omur denen kemikler ve bunları birbirine bağlayan disklerden oluşmaktadır!

    Omurlar birbirlerine önde "disk" dediğimiz yastıkçıklar (kıkırdaklar) arkada "faset" eklemleri ile tutunurlar. Esnek bir yapıya sahipler.

    Diskler, dayanıklı liflerden yapılmış, omurların birbirine sürtünmesini engelleyen, darbe emici, jöle kıvamında amortisörler yastıklardır.

    Disklerin görevi; yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emerek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltmak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir. Omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına; omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.

    Omurların birbirlerine arkadan tutundukları faset eklemleri, vücut yükünün % 5-20' sinin taşınmasından sorumludur.

    Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve ayrılmalar oluşur.

    Her disk iki bölümden oluşur; sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

    Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

    Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

    Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

    Omurilik beynimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

    Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

    Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

    DİSKLERDEKİ DEJENERASYONUN GERÇEKLEŞMESİ



    Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.

    Kişiye ait faktörlerin başında, disklerdeki dejenerasyon gelir.

    Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık 8 yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettigi su oranı da çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80'e, yetişkinlerde ise % 50-60'a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon da eşlik eder.

    Başka bir anlatımla; damarsal yapıları olmayan diskler beslenmeleri için gerekli olan oksijen, glikoz gibi maddeleri komşuluk yaptıkları omurların süngerimsi kemik yapılarından diffüzyon yoluyla alırlar. Bu nedenle direkt kan akımıyla beslenemeyen disklerde doku yaşlanması (mikroskopik degenerasyonlar) diğer dokulara göre daha erken başlar. Disklerdeki bu degeneratif değişimler otuzlu yaşlardan itibaren mikroskop altında görünür hale gelmektedir. İlerleyen yıllarda disklerdeki degenerasyonlara paralel olarak, omurların kenarlarında kalsifikasyonlar (osteochondrose) ve omurlar arasındaki eklemlerde de (Spondylose) degenerasyonlar oluşur. Direkt röntgen filmlerinde, görülen kalsifikasyon ya da halk arasında kireçlenme olarak adlandırılan oluşumlar bu degeneratif değişimlerdir.

    Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi yapan destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafindaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    Hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmekle de olabilir. Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik bir yönünün oldugu da söylenebilir.

    Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.

    Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır.

    BEL FITIĞININ TEŞEKKÜL ETMESİ

    1. Diskin dış kısmını oluşturan lifler 30 derecelik açı ile sıralanırlar ve içerideki nükleus denen kısmın çeşitli kuvvetlerin etkisiyle dışarıya doğru taşmasını engellerler. Yani bu lifler bel fıtığının gelişmesine ciddi bir engel teşkil ederler.

    2. Yük diskin üzerine simetrik uygulandığında diskin iç ve dış kısımlarını meydana getiren yapılar bariz şekilde deforme olurlar. Fakat bu deformasyon simetrik olduğundan bel fıtığı kolayca gelişemez.

    3. Yük diskin üzerine asimetrik binerse, yükün uygulandığı tarafta komşu iki omur kemiği birbirine yaklaşır, aradaki mesafe daralır ve diskin kapsül kısmı deforme olarak dışarıya doğru taşar.

    4. Diskin içindeki nükleus denen kısım ise maruz kaldığı basıncın etkisiyle karşı kenara doğru gitme eğilimindedir. Halbuki karşı kenarın dış kısmını oluşturan lifler bu pozisyonda gerilmiş ve zayıf düşmüşlerdir. Bu durumda asimetrik olarak uygulanan yük nükleusun karşı taraftan dışarıya taşmasını, yani bel fıtığı teşekkülünü kolayca gerçekleştirecektir.

    Jölemsi madde, zorlanmalar karşısında kapsülü yırtıldığı için, sinirlere baskı oluşturur.
    Bu madde, sinire doğru fıtıklaştığı zaman;

    Sinir köküne baskı yaparsa (siyatik)
    Omuriliğe baskı yaparsa (bel fıtığı) denilir.


    Disk fıtıklaşmasının 4 kademesi şöyle sıralanabilir



    Bulging (Balonlaşma) Disk zayıflamıştır. Ancak fıtıklaşma yoktur.

    Protrüzyon (Çıkıntı) Diskin şekli ve pozisyonu bir miktar değişmiş ve omurga kanalına doğru çıkıntı oluşmuştur.

    Herni (Fıtık) Jöle kıvamındaki nükleus, yırtılan anulustan çıkarak fıtıklaşmıştır.

    Sekestre Herni (Akmış fıtık) Anulustan dışarı çıkan nükleus omurga kanalı içine akmıştır.


    kaynak
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Bel fıtığında ameliyatsız tedavi...



    Konya Özel Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi Uzmanı Dr. Nagihan Yararoğlu, ozon tedavisi sayesinde bel fıtığını ameliyatsız ve ağrısız bir şekilde iyileştirilebildiğini belirtti.


    Genellikle orta yaş grubunda görülen bel fıtığı, birçok insanın korkulu rüyası. Önceleri ameliyatla zahmetli bir süreçten sonra sağlığına kavuşabilen bel fıtığı hastaları ozon tedavisiyle umutlandı.



    Uzman Dr. Nagihan Yararoğlu, öncelikle belin anatomik yapısıyla ilgili bilgiler verdi.



    Bel omurgasında 5 adet omur bulunduğunu ifade eden Yararoğlu, "Omurlar arasında disk denilen yastıkçıklar bulunur. Bu yastıkçıklar iki kısımdan oluşur; ortada yumuşak kıvamlı bir çekirdek ve onun etrafında daha sert kıvamlı kapsül bulunur. Kapsülün yırtılmasıyla ortadaki çekirdek dışarı çıkıp, sinir köklerine bası yaparsa bel fıtığı olur." dedi.


    Bel fıtığı olanlarda belden bacağa giden sinir köklerine basınç olduğu için bacak ağrısı da görüldüğünü dile getiren Yararoğlu, hastaların ortalama 30-50 yaşlarında olduğunu anlattı.



    Uzun zamandır bel ağrısı bulunanların ağır kaldırmayla ve ani bir hareket yapmakla bacak ağrısından da yakınmaya başladığını bildiren Yararoğlu, "Ağrı öksürmekle ve hapşırmakla artar. Hastalar oturmakta zorluk çekebilirler. Ağrı ile birlikte bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kuvvetsizlik görülebilir. Bel fıtığının tanısı muayene ile konur. MR ile tanı doğrulanabilir.'' diye konuştu.


    Bel fıtığında etkili ve kalıcı bir çözüm sağlanabildiğini vurgulayan Uzman Dr. Nagihan Yararoğlu, son zamanlarda uygulanmaya başlayan ozon tedavisiyle ilgili şu bilgileri verdi;


    "Ozon (O3) 3 atomlu oksijendir. Ozon serbest oksijen radikallerin oluşumunu engeller. Disk mekanik olarak büzüşür. Diskin küçülmesi sinirlerin basıdan kurtulmasına ve sinirlerin serbestleşmesine neden olur.



    Ozon antienflamatuvar ve kas gevşetici etkisiyle sinir kökü üzerindeki baskıyı azaltarak ağrıyı keser. Bel fıtığında bel çevresindeki kaslara, sinir kökleri çevresine veya disk içine ozon yapılabilir. Başarı oranı yüzde 80-90'dır. Lokal enjeksiyonların yanında, ozon kandan da verilirse (büyük ozonlama), daha etkili olur.''




    kaynak
  4. 02.Eylül.2010, 21:42
    #2


    Konya Özel Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi Uzmanı Dr. Nagihan Yararoğlu, ozon tedavisi sayesinde bel fıtığını ameliyatsız ve ağrısız bir şekilde iyileştirilebildiğini belirtti.


    Genellikle orta yaş grubunda görülen bel fıtığı, birçok insanın korkulu rüyası. Önceleri ameliyatla zahmetli bir süreçten sonra sağlığına kavuşabilen bel fıtığı hastaları ozon tedavisiyle umutlandı.



    Uzman Dr. Nagihan Yararoğlu, öncelikle belin anatomik yapısıyla ilgili bilgiler verdi.



    Bel omurgasında 5 adet omur bulunduğunu ifade eden Yararoğlu, "Omurlar arasında disk denilen yastıkçıklar bulunur. Bu yastıkçıklar iki kısımdan oluşur; ortada yumuşak kıvamlı bir çekirdek ve onun etrafında daha sert kıvamlı kapsül bulunur. Kapsülün yırtılmasıyla ortadaki çekirdek dışarı çıkıp, sinir köklerine bası yaparsa bel fıtığı olur." dedi.


    Bel fıtığı olanlarda belden bacağa giden sinir köklerine basınç olduğu için bacak ağrısı da görüldüğünü dile getiren Yararoğlu, hastaların ortalama 30-50 yaşlarında olduğunu anlattı.



    Uzun zamandır bel ağrısı bulunanların ağır kaldırmayla ve ani bir hareket yapmakla bacak ağrısından da yakınmaya başladığını bildiren Yararoğlu, "Ağrı öksürmekle ve hapşırmakla artar. Hastalar oturmakta zorluk çekebilirler. Ağrı ile birlikte bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kuvvetsizlik görülebilir. Bel fıtığının tanısı muayene ile konur. MR ile tanı doğrulanabilir.'' diye konuştu.


    Bel fıtığında etkili ve kalıcı bir çözüm sağlanabildiğini vurgulayan Uzman Dr. Nagihan Yararoğlu, son zamanlarda uygulanmaya başlayan ozon tedavisiyle ilgili şu bilgileri verdi;


    "Ozon (O3) 3 atomlu oksijendir. Ozon serbest oksijen radikallerin oluşumunu engeller. Disk mekanik olarak büzüşür. Diskin küçülmesi sinirlerin basıdan kurtulmasına ve sinirlerin serbestleşmesine neden olur.



    Ozon antienflamatuvar ve kas gevşetici etkisiyle sinir kökü üzerindeki baskıyı azaltarak ağrıyı keser. Bel fıtığında bel çevresindeki kaslara, sinir kökleri çevresine veya disk içine ozon yapılabilir. Başarı oranı yüzde 80-90'dır. Lokal enjeksiyonların yanında, ozon kandan da verilirse (büyük ozonlama), daha etkili olur.''




    kaynak
  5. Üyelik tarihi
    Ağustos.2010
    Nereden
    ÜRGÜP/NEVŞEHİR
    Mesajlar
    231
    abla emeğine sağlık aydınlattın bizleri çok teşekkürler
  6. 02.Eylül.2010, 22:53
    #3
    abla emeğine sağlık aydınlattın bizleri çok teşekkürler
  7. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    778
    okyanus bilirsin benim yıllardır cektigim kabusum paylasımın için teşekkürler emeğine sağlık
  8. 03.Eylül.2010, 01:38
    #4
    okyanus bilirsin benim yıllardır cektigim kabusum paylasımın için teşekkürler emeğine sağlık
  9. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568
    evet karcicegi,
    bir kez ameliyat oldun..
    ve hala hastasın.. kendine dikkat etmediğin taktirde ellerin, ayakların tutmaz oluyor.. biliyorum..
    ikinci kez ameliyatın riskli.. felç geçirme ihtimalin var ve doktorlar ameliyat etmiyor.. kendine iyi bak, dikkat et canım..

    ben teşekkür ettim arkadaşlar..
  10. 03.Eylül.2010, 02:34
    #5
    evet karcicegi,
    bir kez ameliyat oldun..
    ve hala hastasın.. kendine dikkat etmediğin taktirde ellerin, ayakların tutmaz oluyor.. biliyorum..
    ikinci kez ameliyatın riskli.. felç geçirme ihtimalin var ve doktorlar ameliyat etmiyor.. kendine iyi bak, dikkat et canım..

    ben teşekkür ettim arkadaşlar..
  11. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Bel ve boyun fıtığında yeni dönem!



    Bel ve boyun fıtığı tedavisinde yeni dönem;

    Nükleoplasti

    Modern bel, boyun fıtığı tedavi yöntemi “nükleoplasti” ile hastalar, ameliyattan 1 saat sonra normal yaşantılarına dönebiliyor.


    Tüm dünyada en çok iş kaybına yol açan nedenlerin başında gelen bel ve boyun ağrısı, insanların yüzde 80’ini hayatının bir döneminde yakalıyor. Teşhis ve tedavi imkanları gün geçtikçe artan bel ve boyun fıtığının tedavisinde ise lazerli nükleoplasti yöntemi öne çıkıyor.


    Nükleoplasti yöntemine ilişkin bilgi veren Özel Echomar Göztepe Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahı Dr. Ayhan Kara, yöntem sayesinde hastanın 10 dakikalık bıçaksız, narkozsuz müdahalenin ardından 1 saat içerisinde günlük yaşantısına kaldığı yerden devam edebildiğini söyledi.


    Modern yöntemlerin bel fıtığı tedavisini kolaylaştırdığını ifade eden Dr. Kara, “Artık basit bel fıtıklarında eski açık yöntemler geride kaldı. Günümüz modern tedavisinde birçok bel fıtığı lazerle tedavi edilebilmekte hastalar 10 dakikalık bu işlemin ardından hemen kalkıp gezebilmekte, ağrılarından kurtulmakta, normal hayatına ve aktivitesine hemen dönebilmektedir” dedi.


    Lazer tedavisi olabilmek için hastanın belli kriterlere uyması gerektiğini belirten Ayhan Kara bu kriterleri şöyle sıraladı;


    “Lazer her hastaya uygun değildir, bu yüzden dikkatli olmak lazım. Eğer bel fıtığı varsa ve bu fıtık MRG’de omurilik içine tamamen patlamamışsa, hasta ayaktayken ya da otururken bel ve bacak ağrısı var ama muayenede ayakta güç kaybı ya da idrar, büyük abdest kaçırma yoksa hastaya ilaç tedavisi denenmiş ama sonuç alınamamışsa, hastada ciddi kireçlenme yoksa bu kriterlere uyan her hastaya yapılabilir.”



    Dr. Kara, nukleoplasti yönteminin boyun fıtıklarında da rahatlıkla uygulanabileceğini kaydetti.


    NÜKLEOPLASTİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR

    Hasta, nükleoplasti tedavisi için gerekli şartları taşıyorsa, lokal anestezi ile ameliyata alınıyor. Nükleoplasti’de özel bir iğne yardımıyla taşan ve baskı yapan disk mesafesine girildikten sonra lazer cihazının özel probu yerleştirilerek 10 dakikalık buharlaştırma işlemi uygulanıyor. Yöntem sayesinde, ayakta servise alınan hastalar, 1 saat sonrada taburcu olarak günlük yaşantısına dönebiliyor.


    kaynak
  12. 12.Ekim.2010, 15:08
    #6


    Bel ve boyun fıtığı tedavisinde yeni dönem;

    Nükleoplasti

    Modern bel, boyun fıtığı tedavi yöntemi “nükleoplasti” ile hastalar, ameliyattan 1 saat sonra normal yaşantılarına dönebiliyor.


    Tüm dünyada en çok iş kaybına yol açan nedenlerin başında gelen bel ve boyun ağrısı, insanların yüzde 80’ini hayatının bir döneminde yakalıyor. Teşhis ve tedavi imkanları gün geçtikçe artan bel ve boyun fıtığının tedavisinde ise lazerli nükleoplasti yöntemi öne çıkıyor.


    Nükleoplasti yöntemine ilişkin bilgi veren Özel Echomar Göztepe Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahı Dr. Ayhan Kara, yöntem sayesinde hastanın 10 dakikalık bıçaksız, narkozsuz müdahalenin ardından 1 saat içerisinde günlük yaşantısına kaldığı yerden devam edebildiğini söyledi.


    Modern yöntemlerin bel fıtığı tedavisini kolaylaştırdığını ifade eden Dr. Kara, “Artık basit bel fıtıklarında eski açık yöntemler geride kaldı. Günümüz modern tedavisinde birçok bel fıtığı lazerle tedavi edilebilmekte hastalar 10 dakikalık bu işlemin ardından hemen kalkıp gezebilmekte, ağrılarından kurtulmakta, normal hayatına ve aktivitesine hemen dönebilmektedir” dedi.


    Lazer tedavisi olabilmek için hastanın belli kriterlere uyması gerektiğini belirten Ayhan Kara bu kriterleri şöyle sıraladı;


    “Lazer her hastaya uygun değildir, bu yüzden dikkatli olmak lazım. Eğer bel fıtığı varsa ve bu fıtık MRG’de omurilik içine tamamen patlamamışsa, hasta ayaktayken ya da otururken bel ve bacak ağrısı var ama muayenede ayakta güç kaybı ya da idrar, büyük abdest kaçırma yoksa hastaya ilaç tedavisi denenmiş ama sonuç alınamamışsa, hastada ciddi kireçlenme yoksa bu kriterlere uyan her hastaya yapılabilir.”



    Dr. Kara, nukleoplasti yönteminin boyun fıtıklarında da rahatlıkla uygulanabileceğini kaydetti.


    NÜKLEOPLASTİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR

    Hasta, nükleoplasti tedavisi için gerekli şartları taşıyorsa, lokal anestezi ile ameliyata alınıyor. Nükleoplasti’de özel bir iğne yardımıyla taşan ve baskı yapan disk mesafesine girildikten sonra lazer cihazının özel probu yerleştirilerek 10 dakikalık buharlaştırma işlemi uygulanıyor. Yöntem sayesinde, ayakta servise alınan hastalar, 1 saat sonrada taburcu olarak günlük yaşantısına dönebiliyor.


    kaynak
  13. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    778
    ah ahhhhhhhh olmaz olasın bel fıtığı
  14. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Bel fıtığı ve korunma yolları



    Genel sağlık açısından olduğu gibi bel sağlığı için de sporun ve sağlıklı iken yapılacak egzersizlerin önemi büyüktür.

    Bel, sırt, karın adalelerini güçlendirmek; eklem ve yumuşak dokuların esnekliğini artırmak için gerekli spor ve hareketlere ömür boyu devam edilmelidir.

    Ancak bel fıtığı gelişmesine zemin hazırlayabilecek veya bizzat sebep olabilecek mücadele sporları yerine, yüzme, yürüme ve bisiklet sürme gibi sporlar tercih edilmelidir.

    Yüzlerce egzersiz hareketi içerisinden de rastgele hepsini yapmak yerine belirli hareketlere öncelik tanınması gerektiğini düşündüğümüzden, bele fazla yük bindirmeyen ve gelişmekte olan bir bel fıtığını ilerletmeyecek en emniyetli dokuz hareketi sizler için seçtik.

    Hikâyesinde daha önce geçirilmiş bir bel rahatsızlığı bulunan veya bel fıtığına muhtemelen aday olan kimselerin bu hareketleri yapmaları faydalıdır.

    Ancak egzersizler yapılırken dikkat edilmesi gereken birtakım hususlar vardır;

    Egzersizler havası temiz bir ortamda (hava müsaitse evde pencereler açılabilir) altında sunta veya tahta bulunan halı veya battaniye gibi sert bir zeminde yapılmalıdır. Yumuşak veya deforme olabilen yataklar üzerinde egzersiz ve spor yapılmamalıdır.

    Bel fıtığı rahatsızlığına yakalananlar hastalığın akut ağrılı döneminde bu hareketlere başlamamalı, istirahati tercih etmelidirler. Şikâyetler geçtikten sonra doktora danışılmalı ve egzersizlere ondan sonra başlanmalıdır.

    Egzersizlere başlanınca ilk günden itibaren çok çabuk bir iyileşme beklenmemeli, sabırla hareketlere devam edilmelidir. Hareketlerin sayısı ve tempo gün geçtikçe yavaş yavaş arttırılmalıdır. Başlangıçta aşırılığa kaçarak daha kötü bir duruma düşülmemelidir.

    Konunun uzmanı olan doktor başka şekilde tavsiye etmemiş ise ilk bir ay her hareket günde beş defa yapılmalıdır. Daha sonra her ay hareketler beşer beşer arttırılarak egzersizlere devam edilmelidir.

    Ani ve zorlayıcı hareketlerden uzak durulmalıdır. Sizin için seçtiğimiz dokuz çeşit egzersiz risksiz olup daha çok bunlar tercih edilmelidir.

    Hareketler esnasında veya sonrasında normalde mevcut ağrının artmaması gerekir. Bu yüzden egzersiz sonrası şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa doktora danışılmalıdır.

    Rahatsızlık bir saatten fazla sürüyorsa o hareket egzersiz programından çıkartılmalıdır.

    Bel fıtığı ameliyatı olanlar operasyonun üzerinden üç hafta geçmeden egzersizlere başlamamalı, daha sonra başlayarak her hareketin sayısını yavaş yavaş arttırmalıdırlar.

    Bu bilgiler haricinde hastanın kafasında herhangi bir soru oluşursa, uzman doktor hiç tereddüt etmeden hemen aranmalı ve yanlış bir iş yapmaktansa konunun doğrusu uzman hekimden öğrenilmelidir.



    1. Sırt üstü yatarken önce bir bacağınızı 90 derece kaldırınız. Sonra aynı hareketi diğer bacağa uygulayınız.



    2. Bacaklarınızı uzatarak sırt üstü yatınız. Bir dizinizi kırınız. O dizinizi elleriniz ile kavrayıp göğsünüze doğru çekerken diğer bacağınızı yere yapıştırınız. Aynı hareketi diğer bacakta tekrarlayınız.



    3. Sırt üstü yatarak dizlerinizi kırınız. Ellerinizi dizleriniz üzerinde kenetleyip göğsünüze doğru çekerken başınızı dizlerinize değdirmeye çalışınız.



    4. Sırt üstü yatarken mümkün olduğu kadar bir dizinizi göğsünüze çekiniz, diğerini düz tutunuz. Aynı hareketi diğer bacağa uygulayınız.


    kaynak
  15. 13.Ekim.2010, 21:03
    #8


    Genel sağlık açısından olduğu gibi bel sağlığı için de sporun ve sağlıklı iken yapılacak egzersizlerin önemi büyüktür.

    Bel, sırt, karın adalelerini güçlendirmek; eklem ve yumuşak dokuların esnekliğini artırmak için gerekli spor ve hareketlere ömür boyu devam edilmelidir.

    Ancak bel fıtığı gelişmesine zemin hazırlayabilecek veya bizzat sebep olabilecek mücadele sporları yerine, yüzme, yürüme ve bisiklet sürme gibi sporlar tercih edilmelidir.

    Yüzlerce egzersiz hareketi içerisinden de rastgele hepsini yapmak yerine belirli hareketlere öncelik tanınması gerektiğini düşündüğümüzden, bele fazla yük bindirmeyen ve gelişmekte olan bir bel fıtığını ilerletmeyecek en emniyetli dokuz hareketi sizler için seçtik.

    Hikâyesinde daha önce geçirilmiş bir bel rahatsızlığı bulunan veya bel fıtığına muhtemelen aday olan kimselerin bu hareketleri yapmaları faydalıdır.

    Ancak egzersizler yapılırken dikkat edilmesi gereken birtakım hususlar vardır;

    Egzersizler havası temiz bir ortamda (hava müsaitse evde pencereler açılabilir) altında sunta veya tahta bulunan halı veya battaniye gibi sert bir zeminde yapılmalıdır. Yumuşak veya deforme olabilen yataklar üzerinde egzersiz ve spor yapılmamalıdır.

    Bel fıtığı rahatsızlığına yakalananlar hastalığın akut ağrılı döneminde bu hareketlere başlamamalı, istirahati tercih etmelidirler. Şikâyetler geçtikten sonra doktora danışılmalı ve egzersizlere ondan sonra başlanmalıdır.

    Egzersizlere başlanınca ilk günden itibaren çok çabuk bir iyileşme beklenmemeli, sabırla hareketlere devam edilmelidir. Hareketlerin sayısı ve tempo gün geçtikçe yavaş yavaş arttırılmalıdır. Başlangıçta aşırılığa kaçarak daha kötü bir duruma düşülmemelidir.

    Konunun uzmanı olan doktor başka şekilde tavsiye etmemiş ise ilk bir ay her hareket günde beş defa yapılmalıdır. Daha sonra her ay hareketler beşer beşer arttırılarak egzersizlere devam edilmelidir.

    Ani ve zorlayıcı hareketlerden uzak durulmalıdır. Sizin için seçtiğimiz dokuz çeşit egzersiz risksiz olup daha çok bunlar tercih edilmelidir.

    Hareketler esnasında veya sonrasında normalde mevcut ağrının artmaması gerekir. Bu yüzden egzersiz sonrası şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa doktora danışılmalıdır.

    Rahatsızlık bir saatten fazla sürüyorsa o hareket egzersiz programından çıkartılmalıdır.

    Bel fıtığı ameliyatı olanlar operasyonun üzerinden üç hafta geçmeden egzersizlere başlamamalı, daha sonra başlayarak her hareketin sayısını yavaş yavaş arttırmalıdırlar.

    Bu bilgiler haricinde hastanın kafasında herhangi bir soru oluşursa, uzman doktor hiç tereddüt etmeden hemen aranmalı ve yanlış bir iş yapmaktansa konunun doğrusu uzman hekimden öğrenilmelidir.



    1. Sırt üstü yatarken önce bir bacağınızı 90 derece kaldırınız. Sonra aynı hareketi diğer bacağa uygulayınız.



    2. Bacaklarınızı uzatarak sırt üstü yatınız. Bir dizinizi kırınız. O dizinizi elleriniz ile kavrayıp göğsünüze doğru çekerken diğer bacağınızı yere yapıştırınız. Aynı hareketi diğer bacakta tekrarlayınız.



    3. Sırt üstü yatarak dizlerinizi kırınız. Ellerinizi dizleriniz üzerinde kenetleyip göğsünüze doğru çekerken başınızı dizlerinize değdirmeye çalışınız.



    4. Sırt üstü yatarken mümkün olduğu kadar bir dizinizi göğsünüze çekiniz, diğerini düz tutunuz. Aynı hareketi diğer bacağa uygulayınız.


    kaynak
  16. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Bel fıtığı ve korunma yolları



    5. Ellerinizi dizlerinizin üzerinde kenetleyip bacaklarınızı göğsünüze çekiniz. Bu durumda içinizden 10'a kadar sayınız. Bu esnada omuzlarınızı yerden kaldırmayınız. Daha sonra kollarınızı ve ayaklarınızı serbest bırakınız.



    6. Belinizi yere yapıştırarak öylece tutunuz. İçinizden 1'den 10'a kadar sayınız. Daha sonra serbest bırakınız. Bu hareketi tekrarlayınız. Bu esnada nefesinizi normal şekilde alıp veriniz.



    7. Ayakta dik durunuz. Ellerinizi masa veya bir iskemlenin kenarına dayayınız. Dizlerinizi kırarak yere çökünüz ve sonra ayağa kalkarak gevşeyiniz.



    8. El ve dizlerinizin üzerinde dururken kollarınız dik olsun. Önce kedi gibi belinizi çukurlaştırıp 10'a kadar sayınız. Sonra çenenizi göğsünüze doğru çekerken sırtınızı kamburlaştırarak yine 10'a kadar sayınız ve gevşeyiniz.

    kaynak
  17. 13.Ekim.2010, 21:09
    #9


    5. Ellerinizi dizlerinizin üzerinde kenetleyip bacaklarınızı göğsünüze çekiniz. Bu durumda içinizden 10'a kadar sayınız. Bu esnada omuzlarınızı yerden kaldırmayınız. Daha sonra kollarınızı ve ayaklarınızı serbest bırakınız.



    6. Belinizi yere yapıştırarak öylece tutunuz. İçinizden 1'den 10'a kadar sayınız. Daha sonra serbest bırakınız. Bu hareketi tekrarlayınız. Bu esnada nefesinizi normal şekilde alıp veriniz.



    7. Ayakta dik durunuz. Ellerinizi masa veya bir iskemlenin kenarına dayayınız. Dizlerinizi kırarak yere çökünüz ve sonra ayağa kalkarak gevşeyiniz.



    8. El ve dizlerinizin üzerinde dururken kollarınız dik olsun. Önce kedi gibi belinizi çukurlaştırıp 10'a kadar sayınız. Sonra çenenizi göğsünüze doğru çekerken sırtınızı kamburlaştırarak yine 10'a kadar sayınız ve gevşeyiniz.

    kaynak
  18. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Bel fıtığı ve korunma yolları

    Sponsorlu Bağlantılar



    9. Önce diz üstü dik oturunuz. Sonra kollarınızı ileriye doğru uzatınız. Mümkün olduğunca öne doğru eğiliniz ve bu vaziyette 10'a kadar sayınız. Tekrar diz üstü oturur pozisyondaki ilk konumunuza dönünüz.

    kaynak
  19. 13.Ekim.2010, 21:12
    #10
    Sponsorlu Bağlantılar



    9. Önce diz üstü dik oturunuz. Sonra kollarınızı ileriye doğru uzatınız. Mümkün olduğunca öne doğru eğiliniz ve bu vaziyette 10'a kadar sayınız. Tekrar diz üstü oturur pozisyondaki ilk konumunuza dönünüz.

    kaynak

Git 12 Sonuncu

Benzer Konular

  1. Göbek fıtığı ameliyatı olan var mı?
    Konu Sahibi fıtıkk Forum Sağlık (Genel)
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 28.Temmuz.2013, 14:37
  2. Bel fıtığı hastalarına güzel haber
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Nisan.2011, 20:54
  3. Çocuklarda Bel Fıtığı
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Aralık.2010, 12:23
  4. Lumbago ve Disk Fıtığı
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Ekim.2010, 21:57
  5. Kasık Fıtığı
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Ekim.2010, 16:26

Bu Konu için Etiketler