Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Rüyada küfür ve şiddet parkinson belirtisi

http://www.aktuelpsikoloji.com/images/haber/4425.jpg İsviçre'deki araştırmanın sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, "Özellikle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülüyor. Kibar, efendi erkekler, uykularında küfretmeye başlıyor. Bunu önemsemiyorlar ama bu hastalığın ön sinyali" dedi. İsviçre'de yapılan bilimsel araştırma, rüyasında şiddet hareketleri yapanların aslında parkinson adayı olduğunu doğruladı. Derin uyku evresinde (REM) seks yapmak, küfür etmek, tekmeler atmak

Konuyu değerlendir: Rüyada küfür ve şiddet parkinson belirtisi

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 4489 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Rüyada küfür ve şiddet parkinson belirtisi

    Sponsorlu Bağlantılar




    İsviçre'deki araştırmanın sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, "Özellikle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülüyor. Kibar, efendi erkekler, uykularında küfretmeye başlıyor. Bunu önemsemiyorlar ama bu hastalığın ön sinyali" dedi.


    İsviçre'de yapılan bilimsel araştırma, rüyasında şiddet hareketleri yapanların aslında parkinson adayı olduğunu doğruladı.

    Derin uyku evresinde (REM) seks yapmak, küfür etmek, tekmeler atmak parkinsona davetiye olarak görülüyor. Derin uykuda, diğer bir anlatımla beynin yarı yarıya aktif olduğu dönemde, kas çalışması beyin tarafından devre dışı bırakılıyor. Rüya görürken saldırgan hareketlerde bulunanlarda beyin problemi olabileceği belirtiliyor.

    Bu araştırmanın gerçeği ne kadar yansıttığı ve rüyalarımızın aslında bizlere hastalıklarımızla ilgili bir işaret verip vermediği yıllardır tartışılıyor. Bilim dünyası, rüyaların davranışlarımızın hastalıkların erken belirtisi olabileceğini ve sanıldığının aksine çok önemli olduklarını söylüyor.

    Rüya sırasında istem dışı hareketler yapan, tekme veya yumruk atan, bu sırada yataktan düşen her üç insandan birinin 10 yıl içinde parkinson olabileceği belirtiliyor.

    İşte uzmanların konu hakındaki görüşleri:

    KİBARLAR BİLE KÜFREDİYOR


    Prof. Dr. Hakan Kaynak (Nöroloji ve Uyku Bozuklukları Uzmanı)

    Uykuda şiddetli hareketler yapan her 100 kişiden 30'u ile 60'ında parkinson ve benzeri bir hastalıklar ortaya çıkar. Ancak insanlar, bunun bilincinde olmadıklarından sorun olarak da algılamıyor. Rüyasında hareket edenler bunu önemsemiyorlar. Özellikle 50-60 yaşın üzerinde erkeklerde oluyor. Kibar, efendi erkekler, uykularında küfretmeye başlıyorlar. Rüyada kavga ediyorlarsa ya da tekme atıyorlarsa, eşlerine de tekme atıyorlar. Bazen eş uyanıyor, bakıyor ki, kocası ile sevişiyorlar. Bunu önemsemiyorlar ama aslında bu, hastalığın ön sinyali oluyor.

    Prof. Dr. Hikmet Yılmaz (Celal Bayar Üniversitesi Nöroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi)

    REM döneminde normalde tüm kaslarımızın gevşemesi gerekiyor. Gevşeyen insanlar rüyalarını yaşayamaz. Rüyamızda topa vuruyorsak, kalkıp topa vurmuyoruz. REM uykusu davranış bozukluğunda ise tekme atıyoruz, yataktan düşüyoruz. 20 yıl önce, yapılan deneysel çalışmalar, üç olgudan birinde parkinson bulunduğunu belirledi. 10 yıllık bir süre içinde titreme, hareketleri yapamama gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Uykusuzluktan bağışıklık sistemi etkileniyor, kanserler ortaya çıkabiliyor. Bağışıklık sistemi bozulduğunda vücut tüm hastalıklara açık oluyor. Unutkanlık, grip, depresyon oluyor. Yine uyku bozukluğu hastalığı fibromiyaljide de durum böyle. Hastalar, uyudukları halde, gözlerini kırpmadıklarını söylüyor. Aslında uyuyorlar ama çok sık uyanıklık yaşıyorlar. Dinlenememişlik hali... REM uykusu yeterli miktarda uyunmadığı zaman, unutkanlığa yatkınlık, alzheimer, parkinson ve depresif hastalıklar ortaya çıkabiliyor.

    UYKU APNESİ OLANLARA UYARI


    Doç. Dr. Serdar Dağ (Nörolog)

    Uykuya dalamayan insanlarda, huzursuz bacak sendromu, uyku apnesi gibi beyine yeterince oksijen gitmesini engelleyen rahatsızlığı olanlarda bu hareketler görülebilir. Uyku apnesi varsa, hipoksik beyin sendromu gerçekleşir ve kişi uyanınca saldırgan olur. Çünkü, beyinde dopamin üretilemiyor ve parkinson ortaya çıkıyor. Dopamin üreten bölgelere zarar gelmedikçe, böyle bir şey söz konusu değil.



    Sabah
  2. 07.Ağustos.2010, 14:34
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar




    İsviçre'deki araştırmanın sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, "Özellikle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülüyor. Kibar, efendi erkekler, uykularında küfretmeye başlıyor. Bunu önemsemiyorlar ama bu hastalığın ön sinyali" dedi.


    İsviçre'de yapılan bilimsel araştırma, rüyasında şiddet hareketleri yapanların aslında parkinson adayı olduğunu doğruladı.

    Derin uyku evresinde (REM) seks yapmak, küfür etmek, tekmeler atmak parkinsona davetiye olarak görülüyor. Derin uykuda, diğer bir anlatımla beynin yarı yarıya aktif olduğu dönemde, kas çalışması beyin tarafından devre dışı bırakılıyor. Rüya görürken saldırgan hareketlerde bulunanlarda beyin problemi olabileceği belirtiliyor.

    Bu araştırmanın gerçeği ne kadar yansıttığı ve rüyalarımızın aslında bizlere hastalıklarımızla ilgili bir işaret verip vermediği yıllardır tartışılıyor. Bilim dünyası, rüyaların davranışlarımızın hastalıkların erken belirtisi olabileceğini ve sanıldığının aksine çok önemli olduklarını söylüyor.

    Rüya sırasında istem dışı hareketler yapan, tekme veya yumruk atan, bu sırada yataktan düşen her üç insandan birinin 10 yıl içinde parkinson olabileceği belirtiliyor.

    İşte uzmanların konu hakındaki görüşleri:

    KİBARLAR BİLE KÜFREDİYOR


    Prof. Dr. Hakan Kaynak (Nöroloji ve Uyku Bozuklukları Uzmanı)

    Uykuda şiddetli hareketler yapan her 100 kişiden 30'u ile 60'ında parkinson ve benzeri bir hastalıklar ortaya çıkar. Ancak insanlar, bunun bilincinde olmadıklarından sorun olarak da algılamıyor. Rüyasında hareket edenler bunu önemsemiyorlar. Özellikle 50-60 yaşın üzerinde erkeklerde oluyor. Kibar, efendi erkekler, uykularında küfretmeye başlıyorlar. Rüyada kavga ediyorlarsa ya da tekme atıyorlarsa, eşlerine de tekme atıyorlar. Bazen eş uyanıyor, bakıyor ki, kocası ile sevişiyorlar. Bunu önemsemiyorlar ama aslında bu, hastalığın ön sinyali oluyor.

    Prof. Dr. Hikmet Yılmaz (Celal Bayar Üniversitesi Nöroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi)

    REM döneminde normalde tüm kaslarımızın gevşemesi gerekiyor. Gevşeyen insanlar rüyalarını yaşayamaz. Rüyamızda topa vuruyorsak, kalkıp topa vurmuyoruz. REM uykusu davranış bozukluğunda ise tekme atıyoruz, yataktan düşüyoruz. 20 yıl önce, yapılan deneysel çalışmalar, üç olgudan birinde parkinson bulunduğunu belirledi. 10 yıllık bir süre içinde titreme, hareketleri yapamama gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Uykusuzluktan bağışıklık sistemi etkileniyor, kanserler ortaya çıkabiliyor. Bağışıklık sistemi bozulduğunda vücut tüm hastalıklara açık oluyor. Unutkanlık, grip, depresyon oluyor. Yine uyku bozukluğu hastalığı fibromiyaljide de durum böyle. Hastalar, uyudukları halde, gözlerini kırpmadıklarını söylüyor. Aslında uyuyorlar ama çok sık uyanıklık yaşıyorlar. Dinlenememişlik hali... REM uykusu yeterli miktarda uyunmadığı zaman, unutkanlığa yatkınlık, alzheimer, parkinson ve depresif hastalıklar ortaya çıkabiliyor.

    UYKU APNESİ OLANLARA UYARI


    Doç. Dr. Serdar Dağ (Nörolog)

    Uykuya dalamayan insanlarda, huzursuz bacak sendromu, uyku apnesi gibi beyine yeterince oksijen gitmesini engelleyen rahatsızlığı olanlarda bu hareketler görülebilir. Uyku apnesi varsa, hipoksik beyin sendromu gerçekleşir ve kişi uyanınca saldırgan olur. Çünkü, beyinde dopamin üretilemiyor ve parkinson ortaya çıkıyor. Dopamin üreten bölgelere zarar gelmedikçe, böyle bir şey söz konusu değil.



    Sabah
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    "Parkinson"un belirtileri sinir sisteminde

    Parkinson hastalığına yakalanan kişilerin beynindeki doku bozulmalarının aynısının sindirim sisteminde de görüldüğü belirlendi. 17.09.2010 10:05
    PARİS (A.A) -
    Fransa'nın Nantes kentindeki Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Enstitüsü'nden bilim adamlarının yaptığı araştırma, parkinson hastalarının beynindeki sinir hücrelerinde görülen anormalliklerin aynısının sindirim sistemindeki sinir hücrelerinde de tespit edildiğini gösterdi.
    Doku bozulmalarının sinir sistemiyle sınırlı kalmadığını ortaya koyan, Amerikan "Plos One" dergisinin internet sitesinde yayımlanan araştırma, bu hastalığın tedavisine yeni bir umut ışığı oldu.
    Ancak hasta öldükten sonra beynindeki sinir hücrelerine "yakından bakmanın" mümkün olduğunu vurgulayan bilim adamları, 100 milyondan fazla sinir hücresinden oluşan bağırsak sinir sistemine hasta hayattayken bakılabileceğine dikkati çekti.
    29'u parkinson hastası 39 kişinin kalın bağırsağından alınan parçaları inceleyen araştırmacılar, parkinsona yakalanan 29 kişiden 21'inin sindirim hücrelerinde merkezi sinir sisteminde görülen anormalliklere (doku bozulmalarına) rastladı.
    Araştırmanın sonuçları ilk kez, sindirim sisteminin "beyne açılan bir pencere" olduğunu da gösterdi.
    Bilim adamları, sonuçların daha büyük çapta bir araştırmayla doğrulanması halinde, parkinson hastalığının ciddiyetinin teşhisinde önemli bir adım atılabileceğini ve buna uygun bir tedavinin yapılabileceğini belirtti.
    www.haberx.com
  4. 17.Eylül.2010, 11:31
    #2
    Parkinson hastalığına yakalanan kişilerin beynindeki doku bozulmalarının aynısının sindirim sisteminde de görüldüğü belirlendi. 17.09.2010 10:05
    PARİS (A.A) -
    Fransa'nın Nantes kentindeki Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Enstitüsü'nden bilim adamlarının yaptığı araştırma, parkinson hastalarının beynindeki sinir hücrelerinde görülen anormalliklerin aynısının sindirim sistemindeki sinir hücrelerinde de tespit edildiğini gösterdi.
    Doku bozulmalarının sinir sistemiyle sınırlı kalmadığını ortaya koyan, Amerikan "Plos One" dergisinin internet sitesinde yayımlanan araştırma, bu hastalığın tedavisine yeni bir umut ışığı oldu.
    Ancak hasta öldükten sonra beynindeki sinir hücrelerine "yakından bakmanın" mümkün olduğunu vurgulayan bilim adamları, 100 milyondan fazla sinir hücresinden oluşan bağırsak sinir sistemine hasta hayattayken bakılabileceğine dikkati çekti.
    29'u parkinson hastası 39 kişinin kalın bağırsağından alınan parçaları inceleyen araştırmacılar, parkinsona yakalanan 29 kişiden 21'inin sindirim hücrelerinde merkezi sinir sisteminde görülen anormalliklere (doku bozulmalarına) rastladı.
    Araştırmanın sonuçları ilk kez, sindirim sisteminin "beyne açılan bir pencere" olduğunu da gösterdi.
    Bilim adamları, sonuçların daha büyük çapta bir araştırmayla doğrulanması halinde, parkinson hastalığının ciddiyetinin teşhisinde önemli bir adım atılabileceğini ve buna uygun bir tedavinin yapılabileceğini belirtti.
    www.haberx.com
  5. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Parkinson hastalığında yeni umut

    Parkinson hastalığı sayısında adeta patlama var. Hastalık tüm ülkelerde sayıca fazlalaşıyor. Beyin hücrelerince salgılanan Dopamin adlı kimyasalla ilişkilendirilen hastalığın kesin tedavisi şu anda mümkün değil.
    Güney Florida Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Robert Hauser başkanlığındaki bir grup bilim adamının Lancet Neurology adlı bilim dergisinde yayımlanan uzun soluklu araştırmaları, Parkinson hastaları için umut ışığı olacak nitelikte.
    KALİTELİ YAŞAM
    Araştırma sonuçlarına göre; Preladenant adlı ilaç beynin hareketleri kontrol eden bölgesindeki Adenosin A2 reseptörlerine etki yaparak, hareketlerdeki yavaşlama, kaslardaki sertleşme, hareket kaybı ve organlardaki titremelerin hem sürelerini, hem de tekrarlamasını azaltmaktadır. Üstelik, fazla yan etki yapmadan.
    Konu hakkında açıklama yapan Dr. Robert Hauser şöyle konuştu, '.. Hali hazır durumda Parkinson tedavisinde kullanılan ilaçlar, ya beyindeki Dopamin konsantrasyonunu yükseltiyor veya doğrudan beyindeki Dopamin reseptörlerini (Algılayıcı) uyarıyor. Bu konuda kullanılan Levadopa ve standart tedavi ilaçlarının ciddi yan etkileri oluyor. Ancak, bu ilaçların yan etkileri, Preladenant adlı ilaç kullanıldığında ortaya çıkmıyor.
    Daha önce Levadopa ve Dopaminagonisli başka ilaçlarla tedavi edilen ancak bir sonuç alınamayan 253 Parkinson hastası üzerinde yapılan 12 haftalık Preladenant tedavisi hastalardaki Off-Time, yani kas sertliği (Kasılma), hareketsizlik, dengesizlik ve organ titreme süre ve tekrarı çok azaldı, hastanın yaşam kalitesi yükseldi. Ayrıca hastaların On-Time, yani hastalık belirtisi ortaya çıkmayan süreleri çok uzadı, hem de yok denecek kadar az yan etkiyle.
    Konu hakkında University of South Florida, Dr. Robert Hauser adresinden veya Lancet Neurology adlı dergiden daha geniş bilgi alınabilir.
    Not: Preladenant ile tedavi tablet olarak 5 ve 10 miligramının günde iki defa alınması ve 12 hafta devam etmesi şeklinde yapıldı.
    SAKIZIN SIRLARI
    Son zamanlarda yapılan araştırmalar günde sabah ve öğleden sonraları 45 dakika müddetle çiğnenen çikletin bağırsakların peristaltik hareketlerini düzene sokan hormon ve enzim salgılanmasına etmen olduğunu ortaya çıkardı. Mesela, Dr. Sanjay Parkayastha yönetiminde bu konuda yapılan araştırmalar sakız çiğnemenin, bağırsakların kendilerini yenileme gücünü arttırdığını, hormon (Mutluluk hormonu Serotonin) salgısı üretimini düzene sokup, miktarın artmasını sağladığını ortaya koydu.
    Dr. Max Godson ve arkadaşlarının 313 kadının üzerinde yaptıkları araştırma, şişman kadınların ağız içlerinde daha değişik bakterilerin yaşadığını belgeledi.
    Mesela, şişman kadınların yüzde 98'inin ağızlarında Selenomonas noxia adlı bir bakteri türü tespit edildi.
    Bu bakteri sadece şişman kadınlarda değil, aynı zamanda diş etleri sağlıklı olmayanlarda da görüldü. İlgili kadınlar 3 hafta süreyle her gün kültür-fizik ve (Sabah-Öğleden sonra) iki defa 45 dakikalık sakız çiğnemeye tabi tutulduklarında, hem diş etlerinin sağlıklı hale geldiği hem de 3 kilo zayıfladıkları görüldü. Tabii, bakteri sayısında azalma olduğunu söylemeye lüzum yok.
    Yani, daha ne olsun!

    kaynak
  6. 24.Şubat.2011, 18:08
    #3
    Parkinson hastalığı sayısında adeta patlama var. Hastalık tüm ülkelerde sayıca fazlalaşıyor. Beyin hücrelerince salgılanan Dopamin adlı kimyasalla ilişkilendirilen hastalığın kesin tedavisi şu anda mümkün değil.
    Güney Florida Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Robert Hauser başkanlığındaki bir grup bilim adamının Lancet Neurology adlı bilim dergisinde yayımlanan uzun soluklu araştırmaları, Parkinson hastaları için umut ışığı olacak nitelikte.
    KALİTELİ YAŞAM
    Araştırma sonuçlarına göre; Preladenant adlı ilaç beynin hareketleri kontrol eden bölgesindeki Adenosin A2 reseptörlerine etki yaparak, hareketlerdeki yavaşlama, kaslardaki sertleşme, hareket kaybı ve organlardaki titremelerin hem sürelerini, hem de tekrarlamasını azaltmaktadır. Üstelik, fazla yan etki yapmadan.
    Konu hakkında açıklama yapan Dr. Robert Hauser şöyle konuştu, '.. Hali hazır durumda Parkinson tedavisinde kullanılan ilaçlar, ya beyindeki Dopamin konsantrasyonunu yükseltiyor veya doğrudan beyindeki Dopamin reseptörlerini (Algılayıcı) uyarıyor. Bu konuda kullanılan Levadopa ve standart tedavi ilaçlarının ciddi yan etkileri oluyor. Ancak, bu ilaçların yan etkileri, Preladenant adlı ilaç kullanıldığında ortaya çıkmıyor.
    Daha önce Levadopa ve Dopaminagonisli başka ilaçlarla tedavi edilen ancak bir sonuç alınamayan 253 Parkinson hastası üzerinde yapılan 12 haftalık Preladenant tedavisi hastalardaki Off-Time, yani kas sertliği (Kasılma), hareketsizlik, dengesizlik ve organ titreme süre ve tekrarı çok azaldı, hastanın yaşam kalitesi yükseldi. Ayrıca hastaların On-Time, yani hastalık belirtisi ortaya çıkmayan süreleri çok uzadı, hem de yok denecek kadar az yan etkiyle.
    Konu hakkında University of South Florida, Dr. Robert Hauser adresinden veya Lancet Neurology adlı dergiden daha geniş bilgi alınabilir.
    Not: Preladenant ile tedavi tablet olarak 5 ve 10 miligramının günde iki defa alınması ve 12 hafta devam etmesi şeklinde yapıldı.
    SAKIZIN SIRLARI
    Son zamanlarda yapılan araştırmalar günde sabah ve öğleden sonraları 45 dakika müddetle çiğnenen çikletin bağırsakların peristaltik hareketlerini düzene sokan hormon ve enzim salgılanmasına etmen olduğunu ortaya çıkardı. Mesela, Dr. Sanjay Parkayastha yönetiminde bu konuda yapılan araştırmalar sakız çiğnemenin, bağırsakların kendilerini yenileme gücünü arttırdığını, hormon (Mutluluk hormonu Serotonin) salgısı üretimini düzene sokup, miktarın artmasını sağladığını ortaya koydu.
    Dr. Max Godson ve arkadaşlarının 313 kadının üzerinde yaptıkları araştırma, şişman kadınların ağız içlerinde daha değişik bakterilerin yaşadığını belgeledi.
    Mesela, şişman kadınların yüzde 98'inin ağızlarında Selenomonas noxia adlı bir bakteri türü tespit edildi.
    Bu bakteri sadece şişman kadınlarda değil, aynı zamanda diş etleri sağlıklı olmayanlarda da görüldü. İlgili kadınlar 3 hafta süreyle her gün kültür-fizik ve (Sabah-Öğleden sonra) iki defa 45 dakikalık sakız çiğnemeye tabi tutulduklarında, hem diş etlerinin sağlıklı hale geldiği hem de 3 kilo zayıfladıkları görüldü. Tabii, bakteri sayısında azalma olduğunu söylemeye lüzum yok.
    Yani, daha ne olsun!

    kaynak
  7. Zümrüdü Anka
    01.Mart.2011, 19:36
    #4

    Dikkat! Parkinson riskini artırabilir

    İlacın parkinson hastalığına yakalanma riskini artırabileceği belirlendi...


    Böcek öldürücü olarak kullanılan iki ilacın parkinson hastalığına yakalanma riskini artırabileceği belirlendi. ABD'de bilim adamlarının yaptığı araştırma, yaygın olarak kullanılan "rotenon" veya "paraquat" adlı böcek öldürücü ilaçlara hayatı boyunca maruz kalanların parkinsona yakalanma riskinin daha fazla olduğunu gösterdi. Araştırmaya tarımcılık ya da bahçecilikle uğraşan ve bu böcek öldürücüleri kullanan 110 parkinson hastası ve 358 sağlıklı kişi katıldı.

    "Environmental Health Perspectives" dergisinde yayımlanan araştırmada, hastalığın teşhisinden yaklaşık 15 yıl önce bile doğal olduğu iddia edilen "rotenon"a maruz kalanların parkinsona yakalanma riskinin 2,5 kat fazla olduğu, "paraquat"ın ise hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabileceği kaydedildi.

    ihlassondakika
  8. 01.Mart.2011, 19:36
    #4
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    İlacın parkinson hastalığına yakalanma riskini artırabileceği belirlendi...


    Böcek öldürücü olarak kullanılan iki ilacın parkinson hastalığına yakalanma riskini artırabileceği belirlendi. ABD'de bilim adamlarının yaptığı araştırma, yaygın olarak kullanılan "rotenon" veya "paraquat" adlı böcek öldürücü ilaçlara hayatı boyunca maruz kalanların parkinsona yakalanma riskinin daha fazla olduğunu gösterdi. Araştırmaya tarımcılık ya da bahçecilikle uğraşan ve bu böcek öldürücüleri kullanan 110 parkinson hastası ve 358 sağlıklı kişi katıldı.

    "Environmental Health Perspectives" dergisinde yayımlanan araştırmada, hastalığın teşhisinden yaklaşık 15 yıl önce bile doğal olduğu iddia edilen "rotenon"a maruz kalanların parkinsona yakalanma riskinin 2,5 kat fazla olduğu, "paraquat"ın ise hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabileceği kaydedildi.

    ihlassondakika
  9. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Parkinson hastası eşini 13 yıldır sırtında taşıyor



    Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanadursun İzmir'de yaşayan Güzide Fidan (42), parkinson hastası eşini 13 yıldır sırtında taşıyor, altını temizliyor, bir an olsun başından ayrılmıyor. Menenjit sebebiyle 6 yıl önce yatağa mahkum olan Demiray Fidan'ı (45) sırtında hastaneye götürüp getiren Güzide hanımın en büyük dileği, eşinin sağlığına kavuşması. Onu taşımaktan bel fıtığı olan, birçok defa ameliyat geçiren ve sırtına platin takılan iki çocuk annesi Fidan, 'Eşimi hastalıkta ve sağlıkta kabul ettim. Ölünceye kadar seve seve bakarım. Onunla tekrar Cennet'te birlikte olacağımıza inanıyorum.' dedi. Bel fıtığı sebebiyle eşini bir yıldır taşıyamadığını fakat her türlü ihtiyacını karşıladığını söyleyen fedakâr kadın, 1984 yılında askerlik görevini yaparken soğuk algınlığı sebebiyle menenjit geçirdiğini, Çorlu Askeri Hastanesi'nde 40 gün tedavi gördükten sonra sağlığına kavuştuğunu, 1986'da tezkere alarak evine döndüğünü anlattı. Eşinin hastalığı hakkında bilgi veren Fidan, İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü'nde işe başladığını, yer altındaki su borularının patlak yerlerini tespit etmekle görevlendirildiğini belirtti. 1985 yılında evlendiklerini ve iki erkek çocukları olduğunu ancak eşinin 1992'de işten çıkarıldığını kaydetti. Bunun üzerine psikolojisi bozularak menenjitinin nüksettiğini, kısa süreli bir iyileşmenin ardından sağ tarafının felç olduğunu söyledi. Menenjitin 1997'de parkinsona dönüştüğünü aktaran Güzide Fidan, eşinin çok sayıda ameliyat geçirdiğini, önce sürünerek de olsa hareket edebildiğini ancak son altı yıldır tamamen yatağa bağlı kaldığını anlattı. 1,85 metre boyundaki eşini 1,65'lik boyuyla taşıdığı ifade eden Güzide hanım, 2000 yılında fıtık olduğunu ve beline platin takıldığını, buna rağmen eşini taşımaktan vazgeçmediğini söyledi. Son bir yıldır bu işi 15 ve 19 yaşındaki oğullarının üstlendiğini ifade eden Fidan, 'Bizim kaderimiz böyleymiş. Tek üzüntüm, eşimin başından bazen hastaneye gitmek için ayrılmam. Aklım hep onda kalıyor, çünkü o benim dert ortağım, hayat arkadaşım. İnşallah Cennet'te birlikte oluruz.' şeklinde konuştu.

    kaynak
  10. 07.Mart.2011, 11:36
    #5


    Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanadursun İzmir'de yaşayan Güzide Fidan (42), parkinson hastası eşini 13 yıldır sırtında taşıyor, altını temizliyor, bir an olsun başından ayrılmıyor. Menenjit sebebiyle 6 yıl önce yatağa mahkum olan Demiray Fidan'ı (45) sırtında hastaneye götürüp getiren Güzide hanımın en büyük dileği, eşinin sağlığına kavuşması. Onu taşımaktan bel fıtığı olan, birçok defa ameliyat geçiren ve sırtına platin takılan iki çocuk annesi Fidan, 'Eşimi hastalıkta ve sağlıkta kabul ettim. Ölünceye kadar seve seve bakarım. Onunla tekrar Cennet'te birlikte olacağımıza inanıyorum.' dedi. Bel fıtığı sebebiyle eşini bir yıldır taşıyamadığını fakat her türlü ihtiyacını karşıladığını söyleyen fedakâr kadın, 1984 yılında askerlik görevini yaparken soğuk algınlığı sebebiyle menenjit geçirdiğini, Çorlu Askeri Hastanesi'nde 40 gün tedavi gördükten sonra sağlığına kavuştuğunu, 1986'da tezkere alarak evine döndüğünü anlattı. Eşinin hastalığı hakkında bilgi veren Fidan, İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü'nde işe başladığını, yer altındaki su borularının patlak yerlerini tespit etmekle görevlendirildiğini belirtti. 1985 yılında evlendiklerini ve iki erkek çocukları olduğunu ancak eşinin 1992'de işten çıkarıldığını kaydetti. Bunun üzerine psikolojisi bozularak menenjitinin nüksettiğini, kısa süreli bir iyileşmenin ardından sağ tarafının felç olduğunu söyledi. Menenjitin 1997'de parkinsona dönüştüğünü aktaran Güzide Fidan, eşinin çok sayıda ameliyat geçirdiğini, önce sürünerek de olsa hareket edebildiğini ancak son altı yıldır tamamen yatağa bağlı kaldığını anlattı. 1,85 metre boyundaki eşini 1,65'lik boyuyla taşıdığı ifade eden Güzide hanım, 2000 yılında fıtık olduğunu ve beline platin takıldığını, buna rağmen eşini taşımaktan vazgeçmediğini söyledi. Son bir yıldır bu işi 15 ve 19 yaşındaki oğullarının üstlendiğini ifade eden Fidan, 'Bizim kaderimiz böyleymiş. Tek üzüntüm, eşimin başından bazen hastaneye gitmek için ayrılmam. Aklım hep onda kalıyor, çünkü o benim dert ortağım, hayat arkadaşım. İnşallah Cennet'te birlikte oluruz.' şeklinde konuştu.

    kaynak
  11. Zümrüdü Anka
    19.Mart.2011, 19:46
    #6

    Akli rahatsızlıklar da ameliyat edilecek

    Ağır akli rahatsızlıkları, beynin bir kısmını kesip alma ya da lezyon yöntemi kullanarak ameliyatla tedavi etmek çok tartışılan bir konu.

    Psikiyatristler bu tür ameliyatları etik ve tıbbi açıdan tartşıyor. Ancak yeni araştırmalar, depresyon, Parkison’s ya da Tourette sendromu gibi rahatsızlıkları olan hastaların yeni bir ameliyat yöntemiyle tedavi edilebileceğini ortaya koydu.

    Beyne, ince elektrotlar yerleştirerek elektrik akımı göndermek, kalp pilinin kalbe yaptığı etkiyi yapabiliyor. Araştırmacılar derin beyin stimülasyonu (DBS) adlı işlemin çok çeşitli takıntı rahatsızlıklarını ve depresyonu tedavi edebileceğini söylüyor.

    Dr Benjamin Greenberg bazı hastaları ilaç ve terapi tedavisine yanıt vermeyince DBS yöntemini denemeye karar vermiş:

    Şu anda elimizdeki kanıtlara göre DBS lezyon yöntemi kadar etkili oluyor. Bu da hastaların en az yarısının tedaviye yanıt vereceği anlamına geliyor.

    Doktor Greenberg DBS uygulama kararını çok dikkatli aldığını söylüyor. Doktor, yöntemin geleneksel tedavi yöntemleri işe yaramadığı takdirde uygulanması gerektiğine inanıyor.

    Ameliyatla yerleştirilen elektrotlar tedavinin kendisi değil. Beyindeki kablolar, dürtüleri nedeniyle normal davranamayan hastaların daha iyi fonksiyon göstermelerine yarıyor.

    Takıntılarınıza dürtülerinize uyarak yanıt veriyorsunuz. El yıkamak, sayı saymak, sürekli bir şeylerin yerini değiştirmek, sürekli dua etmek gibi.

    Şu ana kadar 70 bin kişiye derin beyin stimulasyonu uygulandı.

    Son 10 yıl içinde Amerika’da sadece 70 hastaya bu yöntem uygulandı.

    Aynı teknoloji aşırı depresyon hastalarında da uygulanıyor. Parkinson’s hastalığında da denenen yöntemle titremenin azaltılması hedefleniyor. Ancak uzmanlar DBS’nin yaygın bir yöntem olarak uygulanması için çok erken olduğunda hem fikir.

    Emory Üniversitesi’nden nöroloji profesörü doktor Mahlon Delong anlatıyor:

    Uzun yıllardır önemli bir gelişme olmadı. Deneme aşamasında bir çok yöntem var ama bunların klinik anlamda bir resmiyeti henüz yok.

    Operasyon sırasında kanama, enfeksiyon, felç gibi yan etkiler olması mümkün. Tedavi sırasında da felç riski bulunuyor.

    İşlem hala deney aşamasında. Doktor Joseph Fins daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu söylüyor.

    Terapi hem güvenli hem etkili ve hala sorgulanan bir yöntem. Hala kesin olarak etkili olduğu kanıtlanmadı.

    DBS elektrotlarının beynin tam olarak neresine yerleştirileceği de henüz netlike kazanmadı.

    DBS daha temel etik bir soruyu da gündeme getiriyor. Uzmanlara göre psikiyatristlerin, hastanın beynine ameliyat yapılmasına karar verecek kadar emin olup olmayacakları da şüphe konusu.

    www.beyazgazete.com
  12. 19.Mart.2011, 19:46
    #6
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Ağır akli rahatsızlıkları, beynin bir kısmını kesip alma ya da lezyon yöntemi kullanarak ameliyatla tedavi etmek çok tartışılan bir konu.

    Psikiyatristler bu tür ameliyatları etik ve tıbbi açıdan tartşıyor. Ancak yeni araştırmalar, depresyon, Parkison’s ya da Tourette sendromu gibi rahatsızlıkları olan hastaların yeni bir ameliyat yöntemiyle tedavi edilebileceğini ortaya koydu.

    Beyne, ince elektrotlar yerleştirerek elektrik akımı göndermek, kalp pilinin kalbe yaptığı etkiyi yapabiliyor. Araştırmacılar derin beyin stimülasyonu (DBS) adlı işlemin çok çeşitli takıntı rahatsızlıklarını ve depresyonu tedavi edebileceğini söylüyor.

    Dr Benjamin Greenberg bazı hastaları ilaç ve terapi tedavisine yanıt vermeyince DBS yöntemini denemeye karar vermiş:

    Şu anda elimizdeki kanıtlara göre DBS lezyon yöntemi kadar etkili oluyor. Bu da hastaların en az yarısının tedaviye yanıt vereceği anlamına geliyor.

    Doktor Greenberg DBS uygulama kararını çok dikkatli aldığını söylüyor. Doktor, yöntemin geleneksel tedavi yöntemleri işe yaramadığı takdirde uygulanması gerektiğine inanıyor.

    Ameliyatla yerleştirilen elektrotlar tedavinin kendisi değil. Beyindeki kablolar, dürtüleri nedeniyle normal davranamayan hastaların daha iyi fonksiyon göstermelerine yarıyor.

    Takıntılarınıza dürtülerinize uyarak yanıt veriyorsunuz. El yıkamak, sayı saymak, sürekli bir şeylerin yerini değiştirmek, sürekli dua etmek gibi.

    Şu ana kadar 70 bin kişiye derin beyin stimulasyonu uygulandı.

    Son 10 yıl içinde Amerika’da sadece 70 hastaya bu yöntem uygulandı.

    Aynı teknoloji aşırı depresyon hastalarında da uygulanıyor. Parkinson’s hastalığında da denenen yöntemle titremenin azaltılması hedefleniyor. Ancak uzmanlar DBS’nin yaygın bir yöntem olarak uygulanması için çok erken olduğunda hem fikir.

    Emory Üniversitesi’nden nöroloji profesörü doktor Mahlon Delong anlatıyor:

    Uzun yıllardır önemli bir gelişme olmadı. Deneme aşamasında bir çok yöntem var ama bunların klinik anlamda bir resmiyeti henüz yok.

    Operasyon sırasında kanama, enfeksiyon, felç gibi yan etkiler olması mümkün. Tedavi sırasında da felç riski bulunuyor.

    İşlem hala deney aşamasında. Doktor Joseph Fins daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu söylüyor.

    Terapi hem güvenli hem etkili ve hala sorgulanan bir yöntem. Hala kesin olarak etkili olduğu kanıtlanmadı.

    DBS elektrotlarının beynin tam olarak neresine yerleştirileceği de henüz netlike kazanmadı.

    DBS daha temel etik bir soruyu da gündeme getiriyor. Uzmanlara göre psikiyatristlerin, hastanın beynine ameliyat yapılmasına karar verecek kadar emin olup olmayacakları da şüphe konusu.

    www.beyazgazete.com
  13. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Parkinson riskine karşı ağrı kesiciler işe yarayabiliyor





    Harvard Üniversitesi uzmanları: Ağrı kesici ve ateş düşürücülerde bulunan ibufen etken maddesi Parkinson hastalığı riskini yüzde 27 oranında azaltıyor.


    kaynak
  14. 22.Mart.2011, 11:40
    #7




    Harvard Üniversitesi uzmanları: Ağrı kesici ve ateş düşürücülerde bulunan ibufen etken maddesi Parkinson hastalığı riskini yüzde 27 oranında azaltıyor.


    kaynak
  15. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Parkinson hastalarının yarısı tedavi görmüyor!



    İyi takip, düzenli kontrol ve doğru ilaçlarla ortadan kaldırılamasa da hastaların uzun yıllar işlevlerini sürdürmesi sağlanıyor...

    PARKİNSON hastalığı, “60 yaş üzerinde yaklaşık yüzde 1 sıklıkla görülen ve hareketlerde yavaşlama, kaslarda katılık ve titreme ile karakterize olan, ilerleyici bir hareket bozukluğu” olarak tanımlanıyor. Bununla birlikte hastalık yaşamın daha erken dönemlerinde de kendini gösterebildiği için, bu durum “erken başlangıçlı Parkinson” olarak adlandırılıyor ve ileri yaştaki yetişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci en yaygın görülen kronik nörolojik bozukluk olduğu belirtiliyor.

    GİYİNMEDE GÜÇLÜK
    İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Emre, “İlaç tedavisi ve düzenli doktor kontrolü yanında, yaşam kalitesini artırmak için evde bakım, beslenme, uyku, egzersiz gibi önerilerin uygulanması hastalıkla mücadelede büyük önem taşıyor” diyor. “Parkinson, sinir sisteminin bazı hücrelerini dejenerasyona uğratan bir hastalıktır” diyen Prof. Emre, bu hastalıkların ortak özelliğinin beynin tümünü değil, beyinde işlevsel olarak birbirleriyle bağlantılı olan hücreleri etkilemesi olduğuna dikkat çekiyor. Parkinson’da beynin belli bölgelerinde hücre kaybı ve bu hücre kaybı sonrasında dopamin maddesinin eksikliği ortaya çıkıyor. Beynin özel bir bölgesinde bulunan dopamin içeren hücrelerin ölümü, kalan hücrelerin içinde özel bir maddenin birikmesiyle oluşuyor.

    100 BİN’E YAKIN HASTA
    Prof. Dr. Murat Emre, Türkiye’de varsayılan hasta sayısının 80-100 bin civarında bulunduğuna, ama tedavi olan hasta sayısının bunun yarısı kadar olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Emre, Parkinson tedavisi konusunda da “Kök hücre ile ilgili deneyler henüz insanlara uygulanma düzeyinde olmasa da hayvan çalışmaları düzeyinde devam ediyor, Ailevi Parkinson hastalarındaki genetik çalışmalar ise hastalığın daha iyi anlaşılmasını sağlıyor” diyor.

    SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER
    İSTİRAHAT TİTREMESİ: Hasta istirahat halinde ve elini kullanmazken yavaş, yüksek salınımlı ve ritmik titreme meydana gelmesi.

    HAREKETLERDE YAVAŞLAMA: Hastaların yerlerinden zor kalkması, kalkan hastanın yürümeye başlamadan önce bir süre beklemesi, yavaş ve kısa adımlarla yürürken kollarını sallamaması, tüm hareketlerinde bir yavaşlama olması ve yüz mimiklerinin azalması sonucu donuk bir ifade oluşması.

    KASLARDA SERTLİK: Kasların sertleşmesi, kolları ve bacakları bükmenin zorlaşması, sırt, omuz ve bacak ağrılarının ortaya çıkması.

    DURUŞTA BOZULMA: Hastaların vücutlarının öne doğru eğilmesi, öne eğik yürümeleri ve denge problemi yaşadıkları için sıklıkla düşmeleri.

    Nadir görülen belirtiler: Omuz ağrısı, koku duyusu kaybı, yüzün donuklaşması.

    Eşlik eden psikiyatrik hastalıklar
    Parkinson hastalarının yüzde 90’a yakın bölümü psikiyatrik komplikasyonlar yaşıyor. Bunlara “duygu durum bozuklukları” gibi depresif semptomlar, uyum bozuklukları, anksiyete sendromları (kaygı, endişe hali vs.), psikoz ve “deliryum” da eşlik edebiliyor. Bu hastalarda sıklıkla kabızlık da görülüyor.

    CEYDA ERENOĞLU- GAZETE HABERTURK

    kaynak
  16. 12.Nisan.2011, 13:11
    #8


    İyi takip, düzenli kontrol ve doğru ilaçlarla ortadan kaldırılamasa da hastaların uzun yıllar işlevlerini sürdürmesi sağlanıyor...

    PARKİNSON hastalığı, “60 yaş üzerinde yaklaşık yüzde 1 sıklıkla görülen ve hareketlerde yavaşlama, kaslarda katılık ve titreme ile karakterize olan, ilerleyici bir hareket bozukluğu” olarak tanımlanıyor. Bununla birlikte hastalık yaşamın daha erken dönemlerinde de kendini gösterebildiği için, bu durum “erken başlangıçlı Parkinson” olarak adlandırılıyor ve ileri yaştaki yetişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci en yaygın görülen kronik nörolojik bozukluk olduğu belirtiliyor.

    GİYİNMEDE GÜÇLÜK
    İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Emre, “İlaç tedavisi ve düzenli doktor kontrolü yanında, yaşam kalitesini artırmak için evde bakım, beslenme, uyku, egzersiz gibi önerilerin uygulanması hastalıkla mücadelede büyük önem taşıyor” diyor. “Parkinson, sinir sisteminin bazı hücrelerini dejenerasyona uğratan bir hastalıktır” diyen Prof. Emre, bu hastalıkların ortak özelliğinin beynin tümünü değil, beyinde işlevsel olarak birbirleriyle bağlantılı olan hücreleri etkilemesi olduğuna dikkat çekiyor. Parkinson’da beynin belli bölgelerinde hücre kaybı ve bu hücre kaybı sonrasında dopamin maddesinin eksikliği ortaya çıkıyor. Beynin özel bir bölgesinde bulunan dopamin içeren hücrelerin ölümü, kalan hücrelerin içinde özel bir maddenin birikmesiyle oluşuyor.

    100 BİN’E YAKIN HASTA
    Prof. Dr. Murat Emre, Türkiye’de varsayılan hasta sayısının 80-100 bin civarında bulunduğuna, ama tedavi olan hasta sayısının bunun yarısı kadar olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Emre, Parkinson tedavisi konusunda da “Kök hücre ile ilgili deneyler henüz insanlara uygulanma düzeyinde olmasa da hayvan çalışmaları düzeyinde devam ediyor, Ailevi Parkinson hastalarındaki genetik çalışmalar ise hastalığın daha iyi anlaşılmasını sağlıyor” diyor.

    SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER
    İSTİRAHAT TİTREMESİ: Hasta istirahat halinde ve elini kullanmazken yavaş, yüksek salınımlı ve ritmik titreme meydana gelmesi.

    HAREKETLERDE YAVAŞLAMA: Hastaların yerlerinden zor kalkması, kalkan hastanın yürümeye başlamadan önce bir süre beklemesi, yavaş ve kısa adımlarla yürürken kollarını sallamaması, tüm hareketlerinde bir yavaşlama olması ve yüz mimiklerinin azalması sonucu donuk bir ifade oluşması.

    KASLARDA SERTLİK: Kasların sertleşmesi, kolları ve bacakları bükmenin zorlaşması, sırt, omuz ve bacak ağrılarının ortaya çıkması.

    DURUŞTA BOZULMA: Hastaların vücutlarının öne doğru eğilmesi, öne eğik yürümeleri ve denge problemi yaşadıkları için sıklıkla düşmeleri.

    Nadir görülen belirtiler: Omuz ağrısı, koku duyusu kaybı, yüzün donuklaşması.

    Eşlik eden psikiyatrik hastalıklar
    Parkinson hastalarının yüzde 90’a yakın bölümü psikiyatrik komplikasyonlar yaşıyor. Bunlara “duygu durum bozuklukları” gibi depresif semptomlar, uyum bozuklukları, anksiyete sendromları (kaygı, endişe hali vs.), psikoz ve “deliryum” da eşlik edebiliyor. Bu hastalarda sıklıkla kabızlık da görülüyor.

    CEYDA ERENOĞLU- GAZETE HABERTURK

    kaynak
  17. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    4.727

    Parkinson tedavisinde umut ışığı, parkinson hastalarına beyin pili umut oldu




    Türkiye'de birkaç merkezde uygulanan parkinson hastalarına beyin pili umut oldu.
    Karadeniz'de ilk defa Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilen ameliyatla 4 hastanın beynine pil takılarak, parkinson hastalığına çözüm bulundu.

    Beyin pili takılan hastalarda parkinson hastalığının etkinlerinden olan titreme gibi olumsuzluk büyük ölçüde giderilerek, hastaların normal hayatlarına dönmesi sağlandı. OMÜ Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Ahmet Hilmi Kaya ve Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Hüseyin Şahin tarafından oluşturulan ekip, hastaneye Ordu'dan gelen Mustafa Keleş (49) ile Samsun'dan İbrahim Küçük (30), Ahmet Karabulut (53) ve Şenel Sağlam'ın (60) beynine pil taktı.

    Yaptıkları işlem hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, parkinson hastalığı nda farklı bulguların olduğunu, bunlardan özellikle el ve bacaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama ve kaslarda sertliğin hastaların yaşamlarını olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Bazen hastaların kendi kendine giyinemez, yürüyemez, yemeğini yiyemez hale geldiğini belirten Doç. Dr. Kaya, "Bu bulgular hastalığın erken evrelerinde ilaçlarla etkin bir şekilde tedavi edilebilir.

    Fakat ilaçların zamanla etkinli ğinin azaldığı durumda ise hastalar bu bulgularla yaşamak zorunda kalmaktadır. Bizim yaptığımız operasyon beyinde milimetrik boyutta farklı çekirdeklere özellikli bir sistemle elektrik akımı vererek uyaran elektrot uçları yerle ştirmek. Daha sonra da bu elektrotları vücutta cilt altına yerleştirdiğimiz bir pille bağlantılandırmaktır. Pil daha sonra özel bir kumanda cihazı ile cilt altında çalıştırılabilir ve istediğimiz şiddetle elektrot ucu uyarılabilir hale geliyor. Bu işlemin diğer bir adı da derin beyin stimülasyonudur.

    Günümüzde beyinde bazı çekirdekleri baskılayarak hareket sistemini düzenleyebiliyoruz. Bu çekirdeklere verilen uyarı her ne kadar uyarı olsa da aslında o çekirdeğ i devre dışı bırakmış oluyor. Eskiden aynı işlem o çekirdek hasarlanarak yapıl ıyordu, fakat yan etki olursa geriye dönüşü olmayabiliyordu. Pil uygulamasında ise yan etki akım ayarlanarak ortadan kaldırılabilmektedir. Bu çekirdekleri ortaya koymak için hem farklı görüntüleme teknikleri kullanıyoruz, hem de yardımcı olarak kafatasına uyguladığımız cihazlar ile matematiksel olarak koordinatlarını hedefleyebiliyoruz" dedi.

    Kaya, ameliyatın beyine pil yerleştirilen kısmını hasta uyanık iken yapıp, o çekirdekte bulunan sinir hücrelerinden kayıt alıp, daha ameliyatta iken uyarı vererek hastanın titreme, kas sertliği gibi bulgularının düzelip düzelmediğini kontrol ettiklerini, sistem uygulanan hastalarda baş arı elde edildiğini kaydetti.

    OMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Şahinoğlu, ameliyat edilen iki hastayı odasında ziyaret etti. Şahinoğlu, "Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi daima çağın standartlarına uygun ve en iyi hizmeti vermeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çal ışıyoruz. Hastaların memnuniyeti bizim için bu çabanın en iyi mükafatıdır" diye konuştu.

    Hastalar ise, pilli tedavi yönteminden iyi netice aldıklarını ve günlük hayatlarının düzene girdiğini dile getirdiler.

    kaynak
  18. 21.Nisan.2011, 08:29
    #9



    Türkiye'de birkaç merkezde uygulanan parkinson hastalarına beyin pili umut oldu.
    Karadeniz'de ilk defa Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilen ameliyatla 4 hastanın beynine pil takılarak, parkinson hastalığına çözüm bulundu.

    Beyin pili takılan hastalarda parkinson hastalığının etkinlerinden olan titreme gibi olumsuzluk büyük ölçüde giderilerek, hastaların normal hayatlarına dönmesi sağlandı. OMÜ Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Ahmet Hilmi Kaya ve Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Hüseyin Şahin tarafından oluşturulan ekip, hastaneye Ordu'dan gelen Mustafa Keleş (49) ile Samsun'dan İbrahim Küçük (30), Ahmet Karabulut (53) ve Şenel Sağlam'ın (60) beynine pil taktı.

    Yaptıkları işlem hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, parkinson hastalığı nda farklı bulguların olduğunu, bunlardan özellikle el ve bacaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama ve kaslarda sertliğin hastaların yaşamlarını olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Bazen hastaların kendi kendine giyinemez, yürüyemez, yemeğini yiyemez hale geldiğini belirten Doç. Dr. Kaya, "Bu bulgular hastalığın erken evrelerinde ilaçlarla etkin bir şekilde tedavi edilebilir.

    Fakat ilaçların zamanla etkinli ğinin azaldığı durumda ise hastalar bu bulgularla yaşamak zorunda kalmaktadır. Bizim yaptığımız operasyon beyinde milimetrik boyutta farklı çekirdeklere özellikli bir sistemle elektrik akımı vererek uyaran elektrot uçları yerle ştirmek. Daha sonra da bu elektrotları vücutta cilt altına yerleştirdiğimiz bir pille bağlantılandırmaktır. Pil daha sonra özel bir kumanda cihazı ile cilt altında çalıştırılabilir ve istediğimiz şiddetle elektrot ucu uyarılabilir hale geliyor. Bu işlemin diğer bir adı da derin beyin stimülasyonudur.

    Günümüzde beyinde bazı çekirdekleri baskılayarak hareket sistemini düzenleyebiliyoruz. Bu çekirdeklere verilen uyarı her ne kadar uyarı olsa da aslında o çekirdeğ i devre dışı bırakmış oluyor. Eskiden aynı işlem o çekirdek hasarlanarak yapıl ıyordu, fakat yan etki olursa geriye dönüşü olmayabiliyordu. Pil uygulamasında ise yan etki akım ayarlanarak ortadan kaldırılabilmektedir. Bu çekirdekleri ortaya koymak için hem farklı görüntüleme teknikleri kullanıyoruz, hem de yardımcı olarak kafatasına uyguladığımız cihazlar ile matematiksel olarak koordinatlarını hedefleyebiliyoruz" dedi.

    Kaya, ameliyatın beyine pil yerleştirilen kısmını hasta uyanık iken yapıp, o çekirdekte bulunan sinir hücrelerinden kayıt alıp, daha ameliyatta iken uyarı vererek hastanın titreme, kas sertliği gibi bulgularının düzelip düzelmediğini kontrol ettiklerini, sistem uygulanan hastalarda baş arı elde edildiğini kaydetti.

    OMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Şahinoğlu, ameliyat edilen iki hastayı odasında ziyaret etti. Şahinoğlu, "Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi daima çağın standartlarına uygun ve en iyi hizmeti vermeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çal ışıyoruz. Hastaların memnuniyeti bizim için bu çabanın en iyi mükafatıdır" diye konuştu.

    Hastalar ise, pilli tedavi yönteminden iyi netice aldıklarını ve günlük hayatlarının düzene girdiğini dile getirdiler.

    kaynak
  19. Zümrüdü Anka
    24.Nisan.2011, 20:16
    #10

    Ülkemizde 100 bin civarında Parkinson hastası var

    Sponsorlu Bağlantılar

    Ülkemizde 100 bin civarında Parkinson hastası var. Hastalık 3 ana bozukluk ile buna bağlı 7 belirti ile teşhis ediliyor. Hastalığının teşhisi ise ustalık gerektiriyor.

    Ülkemizde 100 bin civarında Parkinson hastasının olduğunu söyleyen uzmanlar, hastalığın ilk başlarda dikkat çekmeyen belirtilerle yavaş ilerlediği konusunda özellikle yaşlıları uyarıyorlar.

    Hastalık doktorların özellikle aradığı 3 ana bozukluk ile buna bağlı 7 belirti ile teşhis ediliyor. Eğer bu belirtilerden herhangi birini kendinizde ya da sevdiklerinizde fark ederseniz, hareket bozukluğu konusunda uzmanlaşmış bir nörologa danışın. Çünkü, Parkinson hastalığının teşhisi ustalık gerektiriyor.

    Birleşik Krallık Parkinson Hastalığı Derneği Beyin Bankası'ndan yayınlanan bildiriye göre işte Parkinson hastalığının 10 belirtisi:

    Ana belirtiler:
    1. Kişi çok yavaş hareket eder ve daha sakar görünür. Bir gömleğe düğme dikmesi ya da telefon görüşmesi yapması normalden uzun sürer. Bu hareket yavaşlığı "bradikinezi" olarak biliniyor. Hastalık ilerledikçe hastalar kendileri bir an için donmuş gibi hisseder.

    2. Kişinin elleri ya da ayakları dinlenirken titrer. Parkinson hastalarının yaklaşık yüzde 70-80'inde ellerde, kollarda, bacaklarda, çenede ya da yüzde titremeler meydana geliyor. Özellikle bu titremeler dinlenirken meydana geliyor.

    3. Hastaların kaslarında sertleşme ya da hassasiyet vardır. Kol, bacak ya da vücudundaki bu kas sertliği kişinin hareketlerini zorlaştırıyor. Sabahları yataktan çıkmak ya da sandalyeden ayağa kalkmak zor olabiliyor.

    İlgili belirtiler
    4. Kişinin ayakları takılabilir ya da ayakları üzerinde sabit duramaz. Parkinson hastalığının diğer belirtisi de dengede güçlüktür, düşmeye eğilimdir. Hastalar daha küçük fakat sık adımlarla yürümeye çalışır.

    5. Bu problemler vücudun tek tarafında başlar. Genellikle bu hareketler önceleri vücudun tek tarafını etkiliyor. Bazen yıllar sonra vücudun diğer tarafına da yayılabiliyor.

    6. Kişinin el yazısı değişir. Genellikle el yazısı küçülür ve karmaşıklaşır.

    7. Kişi üzgün ve güçsüz görünür. Parkinson hastalarında hareket problemleri görülmeden önce genellikle depresyon gelişir. Uzmanlar, ruhsal bozukluğun Parkinson hastalığının bir parçası olduğuna inanıyorlar.

    8. Kişi yürüdüğü zaman bir kolu diğeri kadar çok sallanmaz. Hareket yavaşlığına ek olarak, Parkinson hastalarının tüm hareketleri yavaşlar. Örneğin, gözlerini kırpması bile yavaşlar.

    9. Kokuların farkına varmaz. Hastalığın başında Parkinson hastaları koku yeteneğini kaybeder. Çünkü nörodejeneratif süreç koku alma sistemini etkiler.

    10. Kişinin konuşması güçleşir. Karşısındaki kişi Parkinson hastasının duymakta ve anlamakta güçlük çeker.

    ZAMAN Online

    kaynak
  20. 24.Nisan.2011, 20:16
    #10
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Sponsorlu Bağlantılar

    Ülkemizde 100 bin civarında Parkinson hastası var. Hastalık 3 ana bozukluk ile buna bağlı 7 belirti ile teşhis ediliyor. Hastalığının teşhisi ise ustalık gerektiriyor.

    Ülkemizde 100 bin civarında Parkinson hastasının olduğunu söyleyen uzmanlar, hastalığın ilk başlarda dikkat çekmeyen belirtilerle yavaş ilerlediği konusunda özellikle yaşlıları uyarıyorlar.

    Hastalık doktorların özellikle aradığı 3 ana bozukluk ile buna bağlı 7 belirti ile teşhis ediliyor. Eğer bu belirtilerden herhangi birini kendinizde ya da sevdiklerinizde fark ederseniz, hareket bozukluğu konusunda uzmanlaşmış bir nörologa danışın. Çünkü, Parkinson hastalığının teşhisi ustalık gerektiriyor.

    Birleşik Krallık Parkinson Hastalığı Derneği Beyin Bankası'ndan yayınlanan bildiriye göre işte Parkinson hastalığının 10 belirtisi:

    Ana belirtiler:
    1. Kişi çok yavaş hareket eder ve daha sakar görünür. Bir gömleğe düğme dikmesi ya da telefon görüşmesi yapması normalden uzun sürer. Bu hareket yavaşlığı "bradikinezi" olarak biliniyor. Hastalık ilerledikçe hastalar kendileri bir an için donmuş gibi hisseder.

    2. Kişinin elleri ya da ayakları dinlenirken titrer. Parkinson hastalarının yaklaşık yüzde 70-80'inde ellerde, kollarda, bacaklarda, çenede ya da yüzde titremeler meydana geliyor. Özellikle bu titremeler dinlenirken meydana geliyor.

    3. Hastaların kaslarında sertleşme ya da hassasiyet vardır. Kol, bacak ya da vücudundaki bu kas sertliği kişinin hareketlerini zorlaştırıyor. Sabahları yataktan çıkmak ya da sandalyeden ayağa kalkmak zor olabiliyor.

    İlgili belirtiler
    4. Kişinin ayakları takılabilir ya da ayakları üzerinde sabit duramaz. Parkinson hastalığının diğer belirtisi de dengede güçlüktür, düşmeye eğilimdir. Hastalar daha küçük fakat sık adımlarla yürümeye çalışır.

    5. Bu problemler vücudun tek tarafında başlar. Genellikle bu hareketler önceleri vücudun tek tarafını etkiliyor. Bazen yıllar sonra vücudun diğer tarafına da yayılabiliyor.

    6. Kişinin el yazısı değişir. Genellikle el yazısı küçülür ve karmaşıklaşır.

    7. Kişi üzgün ve güçsüz görünür. Parkinson hastalarında hareket problemleri görülmeden önce genellikle depresyon gelişir. Uzmanlar, ruhsal bozukluğun Parkinson hastalığının bir parçası olduğuna inanıyorlar.

    8. Kişi yürüdüğü zaman bir kolu diğeri kadar çok sallanmaz. Hareket yavaşlığına ek olarak, Parkinson hastalarının tüm hareketleri yavaşlar. Örneğin, gözlerini kırpması bile yavaşlar.

    9. Kokuların farkına varmaz. Hastalığın başında Parkinson hastaları koku yeteneğini kaybeder. Çünkü nörodejeneratif süreç koku alma sistemini etkiler.

    10. Kişinin konuşması güçleşir. Karşısındaki kişi Parkinson hastasının duymakta ve anlamakta güçlük çeker.

    ZAMAN Online

    kaynak

Git 12 Sonuncu

Benzer Konular

  1. Bana küfür eden birine kamu davası açabilir miyim?
    Konu Sahibi ömer1985 Forum Hukuk
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 18.Ekim.2012, 20:35
  2. Tırnaklardaki Değişiklikler Hangi Hastalıkların Belirtisi
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Mayıs.2011, 20:02
  3. Demir eksikliği anemisi kanser belirtisi olabilir
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Mayıs.2011, 20:40
  4. Skorbüt Nedir?Belirtisi ve Tedavisi
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Şubat.2011, 23:02
  5. Bilgisayarda küfür eden yandı!
    Konu Sahibi Defnex Forum Diğer Teknoloji,İnternet,Bilgisayar,Cep Telefonu
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 03.Temmuz.2010, 13:53

Bu Konu için Etiketler