Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Otistik çocuklar nasıl bir eğitim almalı?

http://www.uzmantv.com/otistik-cocuklar-nasil-bir-egitim-almali

Konuyu değerlendir: Otistik çocuklar nasıl bir eğitim almalı?

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 8353 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otistik çocuklar nasıl bir eğitim almalı?

    Sponsorlu Bağlantılar

  2. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizmli çocukların en temel hakkı eğitimdir

  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Buna sonuna kadar katılıyorum ama eğitiminde verildiği yer veren kısmı çok önemli bence herkes otizm eğitimi veremez...
  4. 14.Ağustos.2010, 11:08
    #3
    Buna sonuna kadar katılıyorum ama eğitiminde verildiği yer veren kısmı çok önemli bence herkes otizm eğitimi veremez...
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Zihin okuma ve otizm

    Zihin okumayı, kendimizin ve karşımızdakinin zihinsel durumlarının(duygular, istekler, inançlar, düşünceler, niyetler, imgelem vb. gibi) farkına varma, söylenenleri ve yapılanları yorumlama ve daha sonra karşımızdakinin ne yapacağını tahmin etme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Bu, düzeyi kişiden kişiye farklılıklar göstermekle birlikte doğuştan gelen bir beceridir. Her birimiz için zihinselleştirme otomatik ve oldukça bilinçsiz yapılan bir faaliyettir. 5 yaş civarı çocuklarda zihin okuma iyice gelişmiş bir noktaya ulaşmaktadır.
    Zihin okuma neye yaramaktadır?
    1) Sosyal davranışı anlamaya; insanların hareketlerini/davranışlarını anlamamıza, daha sonraki adımlarını tahmin etmemize,
    2) İletişimi anlamaya; başkalarının söylediklerini anlamlandırmamıza (mecaz,ironi,nükte, kinaye gibi), vücut dilini yorumlayabilmemize,
    3) Empati kurmaya; karşımızdakinin nasıl hissettiğini ve olayları nasıl yorumladığını anlamamıza,
    4) Kendinin farkındalığına; görünüşle gerçek arasındaki farkı ayırt etmemize, kendi kanılarımızın yanlış olabileceğinin farkına varmamıza, davranışlarımızın nedenlerini tespit etmemize, düşüncede çözümler üretmemize,
    5) Aldatmaya; Bir şey hakikatte yanlışken karşımızdakini onun doğruluğuna inandırmamıza,
    6) Başkalarını ikna etmeye; diğerlerinin neler düşünüp neler bildiklerini göz önüne alarak onların düşüncelerini
    değiştirmemize yaramaktadır.
    Kendilerinin ve başkalarının düşüncelerinin farkına varma(anlama) çocuklarda spontan bir biçimde gelişmektedir. Bir çok araştırma otistik özellikler gösteren çocukların zihinsel durumları anlama ve muhakeme etmede belirgin güçlükler yaşadıklarını göstermektedir. Gelişimsel anormalliklerin bir çoğunun zihin okumadaki eksiklik yüzünden meydana geldiği varsayılmaktadır. Zihin körlüğü olarak da adlandırılan bu durum otistik özelliklere sahip çocuklarda diğer gelişim bozuklukları yaşayan çocuklara oranla çok daha şiddetli ve yoğun biçimde görülmektedir.
    Otistik özellikler gösteren çocuklar başkalarının inançlarını(kanılarını), özellikle de yanlış inançlarını anlamada güçlük çekmektedirler. En çarpıcısı ise yalan söyleme ve kandırma durumunu anlamada kendini göstermektedir. Basit istekleri anlamada güçlük yaşamamaktadırlar. Algılama çalışmalarında ise oldukça yeterlidirler. Durumlara bağlı duyguları kavramaktadırlar ama inanca bağlı duyguları(karmaşık) tespit etmede ve yorumlamada güçlük çekmektedirler. Bunun yanı sıra hayali oyun oynama ve başlatmada zorlanmaktadırlar.


    Otistik özellikler gösteren çocuklara zihin okuma öğretilebilir mi?
    Evet, öğretilebilir ama yapılandırılmış ortamda belli araçlar/kişiler kullanılarak yapılan çalışmanın -birçok tekrarı- sonucu ortaya çıkan öğrenme belli bir süre için kalıcı olsa da yeni bir çalışmada(orijinaline benzer olsa dahi) başarılı olma olasılığı sınırlıdır. Özellikle gerçek hayattaki durumlara transfer etmede( genellemede) büyük sorun yaşamaları muhtemeldir. Çünkü diğer insanlarda doğuştan gelen, hızlı ve otomatik bir biçimde işleyen bu zihinsel beceri, otistik özellikler gösteren bireyler için sonradan destekle öğrenilmesi gereken zor zihinsel faaliyetleri simgelemektedir.
    Otizm ve Zihin Okuma - Melekler Mekanı
  6. 30.Ağustos.2010, 20:12
    #4
    Zihin okumayı, kendimizin ve karşımızdakinin zihinsel durumlarının(duygular, istekler, inançlar, düşünceler, niyetler, imgelem vb. gibi) farkına varma, söylenenleri ve yapılanları yorumlama ve daha sonra karşımızdakinin ne yapacağını tahmin etme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Bu, düzeyi kişiden kişiye farklılıklar göstermekle birlikte doğuştan gelen bir beceridir. Her birimiz için zihinselleştirme otomatik ve oldukça bilinçsiz yapılan bir faaliyettir. 5 yaş civarı çocuklarda zihin okuma iyice gelişmiş bir noktaya ulaşmaktadır.
    Zihin okuma neye yaramaktadır?
    1) Sosyal davranışı anlamaya; insanların hareketlerini/davranışlarını anlamamıza, daha sonraki adımlarını tahmin etmemize,
    2) İletişimi anlamaya; başkalarının söylediklerini anlamlandırmamıza (mecaz,ironi,nükte, kinaye gibi), vücut dilini yorumlayabilmemize,
    3) Empati kurmaya; karşımızdakinin nasıl hissettiğini ve olayları nasıl yorumladığını anlamamıza,
    4) Kendinin farkındalığına; görünüşle gerçek arasındaki farkı ayırt etmemize, kendi kanılarımızın yanlış olabileceğinin farkına varmamıza, davranışlarımızın nedenlerini tespit etmemize, düşüncede çözümler üretmemize,
    5) Aldatmaya; Bir şey hakikatte yanlışken karşımızdakini onun doğruluğuna inandırmamıza,
    6) Başkalarını ikna etmeye; diğerlerinin neler düşünüp neler bildiklerini göz önüne alarak onların düşüncelerini
    değiştirmemize yaramaktadır.
    Kendilerinin ve başkalarının düşüncelerinin farkına varma(anlama) çocuklarda spontan bir biçimde gelişmektedir. Bir çok araştırma otistik özellikler gösteren çocukların zihinsel durumları anlama ve muhakeme etmede belirgin güçlükler yaşadıklarını göstermektedir. Gelişimsel anormalliklerin bir çoğunun zihin okumadaki eksiklik yüzünden meydana geldiği varsayılmaktadır. Zihin körlüğü olarak da adlandırılan bu durum otistik özelliklere sahip çocuklarda diğer gelişim bozuklukları yaşayan çocuklara oranla çok daha şiddetli ve yoğun biçimde görülmektedir.
    Otistik özellikler gösteren çocuklar başkalarının inançlarını(kanılarını), özellikle de yanlış inançlarını anlamada güçlük çekmektedirler. En çarpıcısı ise yalan söyleme ve kandırma durumunu anlamada kendini göstermektedir. Basit istekleri anlamada güçlük yaşamamaktadırlar. Algılama çalışmalarında ise oldukça yeterlidirler. Durumlara bağlı duyguları kavramaktadırlar ama inanca bağlı duyguları(karmaşık) tespit etmede ve yorumlamada güçlük çekmektedirler. Bunun yanı sıra hayali oyun oynama ve başlatmada zorlanmaktadırlar.


    Otistik özellikler gösteren çocuklara zihin okuma öğretilebilir mi?
    Evet, öğretilebilir ama yapılandırılmış ortamda belli araçlar/kişiler kullanılarak yapılan çalışmanın -birçok tekrarı- sonucu ortaya çıkan öğrenme belli bir süre için kalıcı olsa da yeni bir çalışmada(orijinaline benzer olsa dahi) başarılı olma olasılığı sınırlıdır. Özellikle gerçek hayattaki durumlara transfer etmede( genellemede) büyük sorun yaşamaları muhtemeldir. Çünkü diğer insanlarda doğuştan gelen, hızlı ve otomatik bir biçimde işleyen bu zihinsel beceri, otistik özellikler gösteren bireyler için sonradan destekle öğrenilmesi gereken zor zihinsel faaliyetleri simgelemektedir.
    Otizm ve Zihin Okuma - Melekler Mekanı
  7. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizmli çocuklar eğitim bekliyor

    Otizmli çocuklar eğitim bekliyor


    Yazı Tipi Boyutu:

    Eğitimde ‘fırsat eşitliği’ her an her yerde duyduğumuz, okuduğumuz bir kavram. Ancak otizmli çocuklar bu kavrama çok uzak. Çünkü ülkemizde bu alanda eğitim verebilecek yeterli sayıda eğitmen yok
    İŞ'TE İNSAN - 27.12.09
    Eylem AKTAY
    eylem.aktay@sabah.com.tr
    İletişim, göz teması ve cümle kuramamak, duygularını ifade edememek… Bunlar otistik çocukların en belirgin özellikleri… Çocuklarda üç yaşından önce ortaya çıkan sosyal iletişimini, eğitim performansını olumsuz yönde etkileyen ve yaşam boyu süren gelişimsel bozukluk olarak tanımlanan otizmle ilgili ülkemizdeki en büyük sorun bu çocukların eğitimi.

    Çünkü bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip uzman yetiştirici sayısı çok az. Sadece özel eğitim sayesinde hayatın içinde yer alabilen otistik çocuklar eğitmen sayısındaki yetersizlik sebebiyle kapalı dünyalarından dışarı çıkamıyor. Öğretmen sayısının ihtiyaçtan çok az olması az olması sebebiyle birçok çocuk eğitim için yıllarca beklemek zorunda kalıyor. Ayrıca Türkiye’de otizm spektrum bozukluğu tanılı öğrencilere öğretmen ya da uzman yetiştirmeye yönelik bir lisans ya da lisansüstü programı bulunmuyor. Dolayısıyla zihinsel engellilerin eğitimini veren öğretmenler, otizm spektrum bozukluğu tanılı öğrencilerle de çalışmak durumunda kalıyor. Oysa uzmanlar bu öğrencilerin eğitim gereksinimlerinin diğer engellilerden çok farklı olduğu konusunda hemfikir.
    İlköğretime devam edemiyorlar

    Türkiye’de özel eğitim veren 11 üniversiteden otistik çocukların eğitimi için her yıl yaklaşık 350 – 400 öğretmen mezun oluyor. Oysa bu alanda ihtiyaç duyulan öğretmen sayısı 6 bin 500. Otistik çocuklara eğitim veren Tohum Otizm Vakfı, 2003 yılından beri otizmli çocukları erken tanı ve eğitimle topluma kazandırmayı amaçlıyor. Vakfın Kurucusu ve Başkanı Mine Narin, otizmli çocuklar ve ailelerinin eğitim ve sağlık hizmetlerinden eşit şart ve fırsatlarla yararlanabilmeleri için bu vakfı kurduklarını söylüyor.

    Vakıf, Sağlık Bakanlığı işbirliğinde Avrupa Birliği hibe programından aldığı fonla beş pilot ilde 46 bin çocuğun otizm riski açısından taramasını gerçekleştirerek 1250 sağlık personelinin de eğitim almasını sağlamış. Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle çalışmalarını yoğun bir şekilde devam ettirdiklerini söyleyen Narin, ülkemizde eğitim hakları olmasına rağmen hala 100 binin üzerinde otizmli çocuğun eğitim alamadığını vurguluyor. 2008 – 2009 öğretim yılında Türkiye genelinde ilköğretimde kaynaştırma ortamlarında 309, özel eğitim sınıflarında bin 453, OÇEM’lerde ise 729 otizmli öğrenci eğitim almış. Bu verilere göre ilköğretim çağında okula gidebilen otizmli çocuk sayısı 2 bin 491. Bu verilerin ülkemizde otizmli çocukların çok büyük bir çoğunluğunun ilköğretime devam edemediğini gösterdiğini belirten Narin, “Okulla devam edemeyen çocukların bir bölümü devletin sağladığı aylık eğitim desteği ile özel kurumlarda eğitim alıyorlar. Bu destek ayda 10 saatle sınırlı olduğu için hiçbir şekilde okula gitmenin alternatifi olamayacaktır” diyor.
    Özel eğitim programı yok
    Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesi dönemde özel eğitime ihtiyacı olan çocukların eğitimlerinin ücretsiz olarak sağlanması ve bu uygulamada görev alacak öğretmenlerle, eğitim yöneticilerinin yetiştirilmesi ve kaynaştırma uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik hazırladığı Okul Öncesi Dönemde Kaynaştırma Eğitiminin Yaygınlaştırılması Projesi ile okul öncesi eğitim tüm engelli çocuklar için “zorunlu” hale getirilmiş ve yasal ve yönetsel olarak yasada düzenlenmiş. Bu düzenlemelerin yapılmasının eğitimin hizmet alan kişilere ulaştırıldığı anlamına gelmediğini söyleyen Mine Narin, bu konuda en büyük eksikliği ülkemizde otizmli çocuklara yönelik özel öğretim programlarının olmaması ve özel birçok eğitim kurumundaki eğitimlerin kontrol edilememesi olarak açıklıyor.

    Eğitim konusunda şüphesiz en büyük sorunlardan biri eğitmen eksikliğinin giderilmesi. Sorunun iki-üç haftalık hizmet içi eğitimlerle sınıf ve branş öğretmenlerine eğitim verip, engelli çocukların bu öğretmenlere teslim edilmesi gibi kolay çözümlerle geçiştirilecek kadar basit olmadığını vurgulayan Narin, bu soruna yönelik çözüm önerilerini ise şöyle açıklıyor: “Davranış analistleri ve bir senelik sertifika programları ile bu dallara uzman ve eğitmen yetiştirmek gerekiyor. Profesyonel bir eğitimci her yerde her koşulda etkin eğitim verme yolunu bulacaktır, ona doğru ortam ve materyal sağladığınızda ise bunu en iyi şekilde kullanacaktır. Ayrıca eğitimcilerin düzenli olarak değerlendirilmeleri gerekiyor.”

    Bugüne kadar gelişimsel yetersizliklere sahip olan çocuklar için özel eğitim verebilecek sadece iki bin özel eğitim öğretmeni yetiştirildiğini söyleyen Mine Narin, bu alanda yaklaşık 7–8 bin özel eğitim öğretmenine, bin 500 konuşma terapistine ve ayrıca bin 500 uğraşı terapistine ihtiyaç olduğunu, bu sorunun, kurumlar arası koordinasyon ve planlama ile aşılabileceğini vurguluyor.
    İş'te İnsan - Otizmli çocuklar eğitim bekliyor
  8. 31.Ağustos.2010, 10:13
    #5
    Otizmli çocuklar eğitim bekliyor


    Yazı Tipi Boyutu:

    Eğitimde ‘fırsat eşitliği’ her an her yerde duyduğumuz, okuduğumuz bir kavram. Ancak otizmli çocuklar bu kavrama çok uzak. Çünkü ülkemizde bu alanda eğitim verebilecek yeterli sayıda eğitmen yok
    İŞ'TE İNSAN - 27.12.09
    Eylem AKTAY
    eylem.aktay@sabah.com.tr
    İletişim, göz teması ve cümle kuramamak, duygularını ifade edememek… Bunlar otistik çocukların en belirgin özellikleri… Çocuklarda üç yaşından önce ortaya çıkan sosyal iletişimini, eğitim performansını olumsuz yönde etkileyen ve yaşam boyu süren gelişimsel bozukluk olarak tanımlanan otizmle ilgili ülkemizdeki en büyük sorun bu çocukların eğitimi.

    Çünkü bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip uzman yetiştirici sayısı çok az. Sadece özel eğitim sayesinde hayatın içinde yer alabilen otistik çocuklar eğitmen sayısındaki yetersizlik sebebiyle kapalı dünyalarından dışarı çıkamıyor. Öğretmen sayısının ihtiyaçtan çok az olması az olması sebebiyle birçok çocuk eğitim için yıllarca beklemek zorunda kalıyor. Ayrıca Türkiye’de otizm spektrum bozukluğu tanılı öğrencilere öğretmen ya da uzman yetiştirmeye yönelik bir lisans ya da lisansüstü programı bulunmuyor. Dolayısıyla zihinsel engellilerin eğitimini veren öğretmenler, otizm spektrum bozukluğu tanılı öğrencilerle de çalışmak durumunda kalıyor. Oysa uzmanlar bu öğrencilerin eğitim gereksinimlerinin diğer engellilerden çok farklı olduğu konusunda hemfikir.
    İlköğretime devam edemiyorlar

    Türkiye’de özel eğitim veren 11 üniversiteden otistik çocukların eğitimi için her yıl yaklaşık 350 – 400 öğretmen mezun oluyor. Oysa bu alanda ihtiyaç duyulan öğretmen sayısı 6 bin 500. Otistik çocuklara eğitim veren Tohum Otizm Vakfı, 2003 yılından beri otizmli çocukları erken tanı ve eğitimle topluma kazandırmayı amaçlıyor. Vakfın Kurucusu ve Başkanı Mine Narin, otizmli çocuklar ve ailelerinin eğitim ve sağlık hizmetlerinden eşit şart ve fırsatlarla yararlanabilmeleri için bu vakfı kurduklarını söylüyor.

    Vakıf, Sağlık Bakanlığı işbirliğinde Avrupa Birliği hibe programından aldığı fonla beş pilot ilde 46 bin çocuğun otizm riski açısından taramasını gerçekleştirerek 1250 sağlık personelinin de eğitim almasını sağlamış. Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle çalışmalarını yoğun bir şekilde devam ettirdiklerini söyleyen Narin, ülkemizde eğitim hakları olmasına rağmen hala 100 binin üzerinde otizmli çocuğun eğitim alamadığını vurguluyor. 2008 – 2009 öğretim yılında Türkiye genelinde ilköğretimde kaynaştırma ortamlarında 309, özel eğitim sınıflarında bin 453, OÇEM’lerde ise 729 otizmli öğrenci eğitim almış. Bu verilere göre ilköğretim çağında okula gidebilen otizmli çocuk sayısı 2 bin 491. Bu verilerin ülkemizde otizmli çocukların çok büyük bir çoğunluğunun ilköğretime devam edemediğini gösterdiğini belirten Narin, “Okulla devam edemeyen çocukların bir bölümü devletin sağladığı aylık eğitim desteği ile özel kurumlarda eğitim alıyorlar. Bu destek ayda 10 saatle sınırlı olduğu için hiçbir şekilde okula gitmenin alternatifi olamayacaktır” diyor.
    Özel eğitim programı yok
    Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesi dönemde özel eğitime ihtiyacı olan çocukların eğitimlerinin ücretsiz olarak sağlanması ve bu uygulamada görev alacak öğretmenlerle, eğitim yöneticilerinin yetiştirilmesi ve kaynaştırma uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik hazırladığı Okul Öncesi Dönemde Kaynaştırma Eğitiminin Yaygınlaştırılması Projesi ile okul öncesi eğitim tüm engelli çocuklar için “zorunlu” hale getirilmiş ve yasal ve yönetsel olarak yasada düzenlenmiş. Bu düzenlemelerin yapılmasının eğitimin hizmet alan kişilere ulaştırıldığı anlamına gelmediğini söyleyen Mine Narin, bu konuda en büyük eksikliği ülkemizde otizmli çocuklara yönelik özel öğretim programlarının olmaması ve özel birçok eğitim kurumundaki eğitimlerin kontrol edilememesi olarak açıklıyor.

    Eğitim konusunda şüphesiz en büyük sorunlardan biri eğitmen eksikliğinin giderilmesi. Sorunun iki-üç haftalık hizmet içi eğitimlerle sınıf ve branş öğretmenlerine eğitim verip, engelli çocukların bu öğretmenlere teslim edilmesi gibi kolay çözümlerle geçiştirilecek kadar basit olmadığını vurgulayan Narin, bu soruna yönelik çözüm önerilerini ise şöyle açıklıyor: “Davranış analistleri ve bir senelik sertifika programları ile bu dallara uzman ve eğitmen yetiştirmek gerekiyor. Profesyonel bir eğitimci her yerde her koşulda etkin eğitim verme yolunu bulacaktır, ona doğru ortam ve materyal sağladığınızda ise bunu en iyi şekilde kullanacaktır. Ayrıca eğitimcilerin düzenli olarak değerlendirilmeleri gerekiyor.”

    Bugüne kadar gelişimsel yetersizliklere sahip olan çocuklar için özel eğitim verebilecek sadece iki bin özel eğitim öğretmeni yetiştirildiğini söyleyen Mine Narin, bu alanda yaklaşık 7–8 bin özel eğitim öğretmenine, bin 500 konuşma terapistine ve ayrıca bin 500 uğraşı terapistine ihtiyaç olduğunu, bu sorunun, kurumlar arası koordinasyon ve planlama ile aşılabileceğini vurguluyor.
    İş'te İnsan - Otizmli çocuklar eğitim bekliyor
  9. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizmli Çocukların En Temel Hakkı Eğitimdir!

    Otizmli Çocukların En Temel Hakkı Eğitimdir!

    http://www0.hastane.com.tr/saglik-vi...egitimdir.html
  10. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Erzurum
    Mesajlar
    646
    Otizmin en önemli ilacı eğitimdir!
    ___________________-

    İnş bu egitim başarılı olur ...
  11. 02.Eylül.2010, 11:16
    #7
    Otizmin en önemli ilacı eğitimdir!
    ___________________-

    İnş bu egitim başarılı olur ...
  12. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Maalesef ülkemizde otizmli çocukların her gün özel eğitim alabilecekleri, günlük yaşam becerilerini öğrenebilecekleri ve hayata hazırlanmalarını sağlayacak okullar yok denebilecek kadar az. Bu durum kaliteli bir eğitim ile otizmli çocuğunu topluma en iyi şekilde entegre etmek isteyen aileleri büyük zorluklarla karşı karşıya getiriyor.

    Aynı zorlukları ben de yaşadım. Okul çağına gelen oğlumu gönül rahatlığı ile gönderebileceğim bir okula yerleştirmek istiyordum. O zamana kadar özel bir çocuk yuvasında, oğlum için tuttuğumuz özel eğitim öğretmeniyle rahat etmiştik. Oğlum henüz yuvadayken gelecekte okuyacağı okul ile ilgili bir araştırma yapmış ve ünlü bir özel kolejde, özel eğitim kontenjan listesinde birinci sıraya alınmıştım.

    Ancak tüm araştırma ve hazırlıklarımıza rağmen biz de otizmli bir çocuğa sahip ailelerinin okul konusunda yaşadığı zorluklarla karşı karşıya kaldık. Zira oğlumun okula başlama çağı geldiğinde, aynı okulun özel gereksinimleri olan çocuklarla yaşadıkları sorunlar sebebiyle “Kaynaştırma Programı” uygulamasını durdurduğunu bildirmesi ile başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

    Ben de hemen her ailenin çocuğuna eğitim aldırmak isteyeceği diğer seçkin özel okullara başvurmaya başladım. Bu okullarla yaptığım görüşmelerde tüm kapılar yüzüme kapandı. Oysa maddi imkânımız olduğu için bu okullardan birinde kendi özel eğitmenimizle beraber bir yer bulacağımızı tahmin etmiştim. O anda imkânı olmayan ailelerin ne kadar zor durumda olduklarını bir kez daha anladım.

    Çocuğunu okula kaydettirmek isteyen hemen her aile benzer deneyimler yaşıyor. Bir aile, özel bir okulun önce otizmli çocuklarını kabul ettiğini, ancak daha sonra diğer velilerin tepkisinden çekinerek bu kararından vazgeçtiğini belirtiyor. Gerçekten de özel okullar velilerin tepkisinden çekiniyorlar; hatta kimi veliler okulda hiperaktif bir çocuk olmasını bile istemiyor.

    Bunlar, başlangıçta marjinal birkaç vaka gibi görünebilir. Ancak, otizmin yaygınlığı dikkate alındığında, otizmli çocukların eğitim hakkından yeterince yararlanamamasının ne kadar derin bir toplumsal sorun teşkil ettiği de daha iyi anlaşılır. Türkiye’de 271.000 otizmli birey ve 81.000 0 -14 yaş arası çocuk var. Oysa Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Otistik Çocuklar Merkezleri’nde halen sadece 650 çocuk eğitim alıyor. Sadece İstanbul’da 1.000 çocuğumuz eğitim alabilmek için sırada sınıf açılmasını bekliyor.

    Bununla birlikte, otizmli çocuk aileleri olarak tümüyle yalnız da değiliz. Yasal haklar devlet okullarında biz otistik çocuk ailelerine özel okullara göre daha fazla imkân sağlıyor. Çocuğunuza otizm tanısı konulduktan sonra bir Rehberlik Araştırma Merkezi’nden (RAM) rapor alarak yine aynı yerden resmi okullara yerleştirme kararı aldırmanız gerekiyor. Bundan sonra ise çocuğunuzun yaşına göre, önünüzde farklı seçenekler bulunuyor.

    3–6 yaş arasındaki özel eğitime ihtiyacı olan çocukların okul öncesi eğitimi zorunludur ve bu eğitimin öncelikle okul öncesi eğitim kurumlarında kaynaştırma uygulaması kapsamında sürdürülmesi esastır. Ancak bu çocuklar için okul öncesi özel eğitim okulu / kurumu ve özel eğitim sınıfları da açılabilir.

    Eğer çocuğunuz 7–14 yaşları arasında ise Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nden alacağınız rapor ile normal gelişim gösteren akranları ile aynı sınıfta kaynaştırma eğitimi alabilirler. İlköğretim programları veya bu programlara denkliği kabul edilen özel bir eğitim programını takip edemeyecek durumda olanlar ise aynı tür yetersizliği olan öğrencilerin eğitim gördüğü ilköğretim okullarında açılan özel eğitim sınıflarında ve ilköğretim programlarının amaçlarını gerçekleştiremeyecek durumdaki otizmli bireyler için açılan Otistik Çocuklar Eğitim Merkezlerinde eğitim alabilirler.

    Devlet okullarındaki kaynaştırma sınıflarına giden otizmli çocuklar da birçok sorun yaşıyor. Çoğu öğretmen, otizm ve benzeri semptomlar gösteren çocuklar konusunda son derece bilgisiz ve eğitimsiz. Bu durum sınıflarda çocukların kontrol edilememesi ve dışlanmasına sebep olabiliyor. Elbette, bu öğretmenlerimizin suçu değil, zira bu konuda kendilerine uzman kişilerce eğitim verilmesi gerekiyor. Tohum Otizm Vakfı olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na öğretmen ve eğitimcilerin eğitilmeleri konusunda yurt çapında destek vererek bu konudaki eksikliği gidermeye çalışıyoruz.

    Çocuklarımızın herhangi bir devlet okulu ya da özel okulda okumasına yönelik imkânların sağlanması bir lütuf değil, haktır. Her ailenin bilmesi ve araması gereken bu yasal haktan faydalanmak için atmamız gereken en önemli adım ise otizmli çocuğumuzu RAM’lara kaydettirmek ve ülkemizdeki otizmli nüfusun gerçek büyüklüğünü ortaya çıkararak kayda geçirmektir. Bu şekilde, ilgili bakanlık ve resmi kuruluşlar da resmi rakamlara dayanarak otizmli çocukların topluma kazandırılması için daha fazla imkân seferber edebilecektir.
    http://www.bebek.com/otizmle-yasamak...83-5-3765.html
  13. 07.Eylül.2010, 11:57
    #8
    Maalesef ülkemizde otizmli çocukların her gün özel eğitim alabilecekleri, günlük yaşam becerilerini öğrenebilecekleri ve hayata hazırlanmalarını sağlayacak okullar yok denebilecek kadar az. Bu durum kaliteli bir eğitim ile otizmli çocuğunu topluma en iyi şekilde entegre etmek isteyen aileleri büyük zorluklarla karşı karşıya getiriyor.

    Aynı zorlukları ben de yaşadım. Okul çağına gelen oğlumu gönül rahatlığı ile gönderebileceğim bir okula yerleştirmek istiyordum. O zamana kadar özel bir çocuk yuvasında, oğlum için tuttuğumuz özel eğitim öğretmeniyle rahat etmiştik. Oğlum henüz yuvadayken gelecekte okuyacağı okul ile ilgili bir araştırma yapmış ve ünlü bir özel kolejde, özel eğitim kontenjan listesinde birinci sıraya alınmıştım.

    Ancak tüm araştırma ve hazırlıklarımıza rağmen biz de otizmli bir çocuğa sahip ailelerinin okul konusunda yaşadığı zorluklarla karşı karşıya kaldık. Zira oğlumun okula başlama çağı geldiğinde, aynı okulun özel gereksinimleri olan çocuklarla yaşadıkları sorunlar sebebiyle “Kaynaştırma Programı” uygulamasını durdurduğunu bildirmesi ile başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

    Ben de hemen her ailenin çocuğuna eğitim aldırmak isteyeceği diğer seçkin özel okullara başvurmaya başladım. Bu okullarla yaptığım görüşmelerde tüm kapılar yüzüme kapandı. Oysa maddi imkânımız olduğu için bu okullardan birinde kendi özel eğitmenimizle beraber bir yer bulacağımızı tahmin etmiştim. O anda imkânı olmayan ailelerin ne kadar zor durumda olduklarını bir kez daha anladım.

    Çocuğunu okula kaydettirmek isteyen hemen her aile benzer deneyimler yaşıyor. Bir aile, özel bir okulun önce otizmli çocuklarını kabul ettiğini, ancak daha sonra diğer velilerin tepkisinden çekinerek bu kararından vazgeçtiğini belirtiyor. Gerçekten de özel okullar velilerin tepkisinden çekiniyorlar; hatta kimi veliler okulda hiperaktif bir çocuk olmasını bile istemiyor.

    Bunlar, başlangıçta marjinal birkaç vaka gibi görünebilir. Ancak, otizmin yaygınlığı dikkate alındığında, otizmli çocukların eğitim hakkından yeterince yararlanamamasının ne kadar derin bir toplumsal sorun teşkil ettiği de daha iyi anlaşılır. Türkiye’de 271.000 otizmli birey ve 81.000 0 -14 yaş arası çocuk var. Oysa Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Otistik Çocuklar Merkezleri’nde halen sadece 650 çocuk eğitim alıyor. Sadece İstanbul’da 1.000 çocuğumuz eğitim alabilmek için sırada sınıf açılmasını bekliyor.

    Bununla birlikte, otizmli çocuk aileleri olarak tümüyle yalnız da değiliz. Yasal haklar devlet okullarında biz otistik çocuk ailelerine özel okullara göre daha fazla imkân sağlıyor. Çocuğunuza otizm tanısı konulduktan sonra bir Rehberlik Araştırma Merkezi’nden (RAM) rapor alarak yine aynı yerden resmi okullara yerleştirme kararı aldırmanız gerekiyor. Bundan sonra ise çocuğunuzun yaşına göre, önünüzde farklı seçenekler bulunuyor.

    3–6 yaş arasındaki özel eğitime ihtiyacı olan çocukların okul öncesi eğitimi zorunludur ve bu eğitimin öncelikle okul öncesi eğitim kurumlarında kaynaştırma uygulaması kapsamında sürdürülmesi esastır. Ancak bu çocuklar için okul öncesi özel eğitim okulu / kurumu ve özel eğitim sınıfları da açılabilir.

    Eğer çocuğunuz 7–14 yaşları arasında ise Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nden alacağınız rapor ile normal gelişim gösteren akranları ile aynı sınıfta kaynaştırma eğitimi alabilirler. İlköğretim programları veya bu programlara denkliği kabul edilen özel bir eğitim programını takip edemeyecek durumda olanlar ise aynı tür yetersizliği olan öğrencilerin eğitim gördüğü ilköğretim okullarında açılan özel eğitim sınıflarında ve ilköğretim programlarının amaçlarını gerçekleştiremeyecek durumdaki otizmli bireyler için açılan Otistik Çocuklar Eğitim Merkezlerinde eğitim alabilirler.

    Devlet okullarındaki kaynaştırma sınıflarına giden otizmli çocuklar da birçok sorun yaşıyor. Çoğu öğretmen, otizm ve benzeri semptomlar gösteren çocuklar konusunda son derece bilgisiz ve eğitimsiz. Bu durum sınıflarda çocukların kontrol edilememesi ve dışlanmasına sebep olabiliyor. Elbette, bu öğretmenlerimizin suçu değil, zira bu konuda kendilerine uzman kişilerce eğitim verilmesi gerekiyor. Tohum Otizm Vakfı olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na öğretmen ve eğitimcilerin eğitilmeleri konusunda yurt çapında destek vererek bu konudaki eksikliği gidermeye çalışıyoruz.

    Çocuklarımızın herhangi bir devlet okulu ya da özel okulda okumasına yönelik imkânların sağlanması bir lütuf değil, haktır. Her ailenin bilmesi ve araması gereken bu yasal haktan faydalanmak için atmamız gereken en önemli adım ise otizmli çocuğumuzu RAM’lara kaydettirmek ve ülkemizdeki otizmli nüfusun gerçek büyüklüğünü ortaya çıkararak kayda geçirmektir. Bu şekilde, ilgili bakanlık ve resmi kuruluşlar da resmi rakamlara dayanarak otizmli çocukların topluma kazandırılması için daha fazla imkân seferber edebilecektir.
    http://www.bebek.com/otizmle-yasamak...83-5-3765.html
  14. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizmde Eğitim

    Otizmde Eğitim

    Eğitimin temel amacı çocuğun ya da bireyin toplumda bağımsızlığını arttırmak ve en az düzeyde bağımlı hale gelmesini sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için çocuğun ya da bireyin bireysel özelliklerine ve gereksinimlerine uygun hedefler belirlenir. Bu hedeflere ulaşmak için takvim yaşına göre bilişsel özbakım iletişim sosyal ve bağımsız yaşam becerileri değerlendirilir. Akranlarından eksik olduğu alanlar belirlenir ve yaşına uygun becerileri kazanması hedeflenir. Hedeflenen becerilerin kazanılması için BEP hazırlanır. Bu süreçte eğitimciler ve aile ortak bir çalışma sürdürürler.

    Otistik özellikleri olan çocuklar bireysel olarak öğrenme stilleri ve yetenekleri açısından birbirlerine benzemezler ve birbirlerinden çok farklı özelliklere sahiptirler. Öğrenirken; farklı alanlarda farklı hızlarla gelişim gösterirler. Bu nedenle çocuğa özgü BEP hazırlanır. BEP; çocuk için belirlenen hedefleri bu hedeflere ulaşmak için kullanılacak yöntemi ve programın değerlendirilmesini içerir. Belirlenen hedefler uzun ve kısa dönemli olarak yazılır. Uzun dönemli hedefler çocuğun bir yıl süresince kazanması istenilen genel becerilerdir. Örneğin “Toplama işlemini yapar.” gibi. Kısa dönemli amaçlar ise uzun dönemli amaçların alt basamaklarıdır. Örneğin “Tek basamaklı sayı ile tek basamaklı sayıyı toplar.” gibi.

    Ailenin öncelikle öğrenilmesini istediği beceriler olabileceğinden BEP hazırlanırken ailelerin yapılan toplantıya uzmanlarla birlikte katılması gerekir. Örneğin; BEP için elini yıkama becerisi hedef ise aile önce tuvalet eğitiminin kazandırılmasını isteyebilir. Aileler kendi istekleri doğrultusunda oluşan programları benimseyecekleri için onlarla birlikte oluşturulan programlar daha başarılı olacaktır ayrıca çocuğun becerilerindeki değişme ve gelişmelerde daha kolay izlenecektir.

    Ailenin uzman tarafından öğretilen becerileri evde öğretmeye devam etmesi gerekir. Bunun sağlanabilmesi için özel eğitim odaları ya da özel eğitim okullarının sınıflarının aileler tarafından kameralardan ya da gözlem odalarından gözlenebilir özellikte olmalıdır. Böylelikle hem uzmanlar hem de aile aynı beceriyi aynı yöntemle aynı zamanda öğretecek ve eğitimde ev – okul tutarlılığı sağlanabilecektir.

    Otistik özellikleri olan çocuklar ya da bireyler hem yeni becerileri öğrenmekte hem de öğrenilen becerileri genelleştirmede sorun yaşayabilirler. Örneğin eğitimcileri ile selamlaşmayı öğrenirken evde ya da dışarıda diğer kişilerle selamlaşmada zorluk çekebilirler. Ailenin öğretilen becerileri genelleştirmedeki rolü çok önemlidir. Çünkü özel eğitim okullarında öğrenilen becerilerin evde dışarıda parkta uygulanması ancak ailenin eğitime katılması ile mümkün olabilecektir.

    Otistik özellikleri olan çocukların eğitimlerinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin ortak özellikleri;
    Varolan uygun ya da istendik davranışları artırmak örneğin; yerinde oturma ya da dikkatini yöneltme gibi
    Yeni davranışlar kazandırmak örneğin; özbakım becerileri ya da iletişim becerileri gibi
    Artırılan ya da yeni kazandırılan davranışların genellenmesini sağlamak
    Uygun olmayan davranışların ortaya çıkma olasılığını azaltıcı çevresel düzenlemeler yapmak
    Ortaya çıkan uygun olmayan davranışları azaltmak
    Davranış değişikliklerini kalıcı kılmaktır.
    Otistik özellikleri olan çocukların eğitiminde genellikle aşağıdaki iki yöntemden biri benimsenmektedir:

    Davranışçı Yöntem; takvim yaşı önemli değildir. Çocuğun davranışları o davranışların içinde gerçekleştiği çevre ile birlikte değerlendirip yapamadığı becerileri öğretmeyi amaçlar.

    TEACH (gelişimsel) Yöntem ise çocuğu değerlendirip bireysel özelliklerine uygun çevre düzenlemesi yaparak ilgi ve yeteneklerinin doğrultusunda becerilerini geliştirmeyi hedefler.


    www.otizm-autism.org

  15. 16.Eylül.2010, 23:41
    #9
    Otizmde Eğitim

    Eğitimin temel amacı çocuğun ya da bireyin toplumda bağımsızlığını arttırmak ve en az düzeyde bağımlı hale gelmesini sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için çocuğun ya da bireyin bireysel özelliklerine ve gereksinimlerine uygun hedefler belirlenir. Bu hedeflere ulaşmak için takvim yaşına göre bilişsel özbakım iletişim sosyal ve bağımsız yaşam becerileri değerlendirilir. Akranlarından eksik olduğu alanlar belirlenir ve yaşına uygun becerileri kazanması hedeflenir. Hedeflenen becerilerin kazanılması için BEP hazırlanır. Bu süreçte eğitimciler ve aile ortak bir çalışma sürdürürler.

    Otistik özellikleri olan çocuklar bireysel olarak öğrenme stilleri ve yetenekleri açısından birbirlerine benzemezler ve birbirlerinden çok farklı özelliklere sahiptirler. Öğrenirken; farklı alanlarda farklı hızlarla gelişim gösterirler. Bu nedenle çocuğa özgü BEP hazırlanır. BEP; çocuk için belirlenen hedefleri bu hedeflere ulaşmak için kullanılacak yöntemi ve programın değerlendirilmesini içerir. Belirlenen hedefler uzun ve kısa dönemli olarak yazılır. Uzun dönemli hedefler çocuğun bir yıl süresince kazanması istenilen genel becerilerdir. Örneğin “Toplama işlemini yapar.” gibi. Kısa dönemli amaçlar ise uzun dönemli amaçların alt basamaklarıdır. Örneğin “Tek basamaklı sayı ile tek basamaklı sayıyı toplar.” gibi.

    Ailenin öncelikle öğrenilmesini istediği beceriler olabileceğinden BEP hazırlanırken ailelerin yapılan toplantıya uzmanlarla birlikte katılması gerekir. Örneğin; BEP için elini yıkama becerisi hedef ise aile önce tuvalet eğitiminin kazandırılmasını isteyebilir. Aileler kendi istekleri doğrultusunda oluşan programları benimseyecekleri için onlarla birlikte oluşturulan programlar daha başarılı olacaktır ayrıca çocuğun becerilerindeki değişme ve gelişmelerde daha kolay izlenecektir.

    Ailenin uzman tarafından öğretilen becerileri evde öğretmeye devam etmesi gerekir. Bunun sağlanabilmesi için özel eğitim odaları ya da özel eğitim okullarının sınıflarının aileler tarafından kameralardan ya da gözlem odalarından gözlenebilir özellikte olmalıdır. Böylelikle hem uzmanlar hem de aile aynı beceriyi aynı yöntemle aynı zamanda öğretecek ve eğitimde ev – okul tutarlılığı sağlanabilecektir.

    Otistik özellikleri olan çocuklar ya da bireyler hem yeni becerileri öğrenmekte hem de öğrenilen becerileri genelleştirmede sorun yaşayabilirler. Örneğin eğitimcileri ile selamlaşmayı öğrenirken evde ya da dışarıda diğer kişilerle selamlaşmada zorluk çekebilirler. Ailenin öğretilen becerileri genelleştirmedeki rolü çok önemlidir. Çünkü özel eğitim okullarında öğrenilen becerilerin evde dışarıda parkta uygulanması ancak ailenin eğitime katılması ile mümkün olabilecektir.

    Otistik özellikleri olan çocukların eğitimlerinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin ortak özellikleri;
    Varolan uygun ya da istendik davranışları artırmak örneğin; yerinde oturma ya da dikkatini yöneltme gibi
    Yeni davranışlar kazandırmak örneğin; özbakım becerileri ya da iletişim becerileri gibi
    Artırılan ya da yeni kazandırılan davranışların genellenmesini sağlamak
    Uygun olmayan davranışların ortaya çıkma olasılığını azaltıcı çevresel düzenlemeler yapmak
    Ortaya çıkan uygun olmayan davranışları azaltmak
    Davranış değişikliklerini kalıcı kılmaktır.
    Otistik özellikleri olan çocukların eğitiminde genellikle aşağıdaki iki yöntemden biri benimsenmektedir:

    Davranışçı Yöntem; takvim yaşı önemli değildir. Çocuğun davranışları o davranışların içinde gerçekleştiği çevre ile birlikte değerlendirip yapamadığı becerileri öğretmeyi amaçlar.

    TEACH (gelişimsel) Yöntem ise çocuğu değerlendirip bireysel özelliklerine uygun çevre düzenlemesi yaparak ilgi ve yeteneklerinin doğrultusunda becerilerini geliştirmeyi hedefler.


    www.otizm-autism.org

  16. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Sponsorlu Bağlantılar

    EĞİTSEL TANILAMA VE YERLEŞTİRME SÜRECİ

    Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama

    Rehberlik ve Araştırma Merkezine (RAM) eğitsel değerlendirme ve tanılama için başvurun. Eğer çocuğunuza otizm tanısı konmuşsa; eğitsel değerlendirmesinin yapılması, eğitim ortamına yerleştirilmesi ve devletin sağlayacağı özel eğitim desteğinden yararlanması için ilinizdeki yada ilçenizdeki RAM’a başvurmanız gerekir.


    Eğitsel değerlendirme ve tanılama nedir?

    Eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecinde, çocuğun tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri ile eğitim ihtiyaçları belirlenir. Ayrıca, çocuğun hangi ortamda eğitim görmesinin uygun olacağına ilişkin öneride bulunulur.

    Çocuğun eğitsel değerlendirme ve tanılaması RAM’da oluşturulan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından çeşitli testler ve bireyin özelliklerine uygun diğer ölçme araçlarıyla yapılır. Tanılamada çocuğun tıbbî değerlendirme raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim öyküsü, tüm gelişim alanlarındaki özellikleri, akademik alanlardaki eğitim performansı, ihtiyaçları, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu dikkate alınır.

    Eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda özel eğitime ihtiyacı olduğu belirlenen çocuklar için Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu ve Eğitim Planı hazırlanır. Bu belgeler, özel özel eğitim kurumlarından eğitim ve destek eğitim hizmeti alan öğrenciler için her yıl yenilenir.

    Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunda kimler yer alır?

    Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu, RAM müdürü yada görevlendireceği bir müdür yardımcısının başkanlığında;

    a) RAM’daki özel eğitim hizmetleri bölüm başkanı,
    b) Psikolojik ölçme araçlarını kullanabilen bir rehber öğretmen,
    c) Görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenlerinden bir öğretmen,
    ç) Gezerek özel eğitim görevi yapan bir öğretmen,
    d) Bireyin velisi,
    e) Varsa, bir çocuk gelişimi ve eğitimcisinden

    oluşur.

    Özel Eğitim Değerlendirme Kuruluna gerektiğinde; eğitim programcısı, odyolog, psikolog, psikometrist, sosyal çalışmacı, dil ve konuşma terapisti, fizyoterapist, uzman hekim gibi diğer meslek elemanlarından seçilecek birer kişi, çıraklık ve yaygın eğitime gidecekler için ilgili kurum temsilcisi, özel eğitim gerektiren bireyin çalıştığı kurumdaki iş yeri temsilcisi de katılabilir.

    Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunca, bilgilerine başvurulmak üzere; özel eğitim gerektiren bireyin sınıf ve alan öğretmeni, sınıf rehber öğretmeni, kayıtlı olduğu okulun veya kurumun müdürü, başvuru yapan kurum temsilcisi, özel eğitim hizmetleri kurul üyesi, üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyesi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi de çağrılabilir.

    Çocuğunuzun eğitsel değerlendirme ve tanılamasının yapılması için bir dilekçe yazmanız gerekir (Ek 1, dilekçe örneği). Dilekçenizin ekine aşağıdaki evrakları koymayı unutmayın!


    Eğitsel değerlendirme ve tanılama için RAM’a verilecek Dilekçe ile birlikte gereken evraklar nelerdir?

    a) Bireyin, velisinin yada okul/kurum yönetiminin yazılı başvurusu
    b) Okula/kuruma kayıtlı öğrenciler için bireysel gelişim raporu
    c) Herhangi bir okula/kuruma kayıtlı olmayan bireyler için başvurduğu RAM’ın sorumluluk bölgesi içinde ikamet ettiğini gösteren belge
    ç) Gerektiğinde tıbbî tanılama ile ilgili sağlık kurulu raporu
    d) Çocuğun 3 adet fotoğrafı
    e) Çocuğun T.C. kimlik numaralı nüfus cüzdanı fotokopisi

    RAM bünyesindeki Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu, 60 gün içinde Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporunu ve Eğitim Planını hazırlamakla yükümlüdür. Bu belgeler doğrultusunda Kurul ayrıcaçocuğun hangi eğitim ortamında eğitim almasının uygun olduğuna ilişkin öneride de bulunur. Bu süreçte ailenin görüşü çok önemlidir. Kurula çocuğunuz hakkında bilgi verebilir ve nerede eğitim almasını istediğinizi bildirebilirsiniz.

    Eğitim Ortamına Yerleştirme

    Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu, Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu ve Eğitsel Plan doğrultusunda özel eğitim gerektiren çocukları en uygun resmi okul veya kuruma yerleştirir. Çocuğun yaşına ve özelliklerine göre yerleştirilebileceği eğitim ortamları ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

    Özel Eğitim Hizmetleri Kurulunda kimler yer alır?

    Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu, ilgili il yada ilçe Milli Eğitim Müdürünün görevlendireceği müdür yardımcısı veya şube müdürünün başkanlığında bir özel eğitim yada kaynaştırma kurumu müdürü, bir rehber öğretmen ve gezerek özel eğitim hizmeti veren bir öğretmenden oluşur.

    Gerektiğinde Özel Eğitim Hizmetleri Kuruluna öğrencinin velisi, RAM temsilcisi, öğrencinin yerleştirilmesi düşünülen kurumun temsilcisi gibi kişiler de katılabilir. Otizmli çocuğunuzu en iyi siz tanıyorsunuz. Dolayısıyla, çocuğunuzun en uygun eğitimi alması için mutlaka bu kurula katılın.


    EK1 için lütfen tıklayınız. www.tohumotizm.org.tr
  17. 18.Eylül.2010, 13:44
    #10
    Sponsorlu Bağlantılar

    EĞİTSEL TANILAMA VE YERLEŞTİRME SÜRECİ

    Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama

    Rehberlik ve Araştırma Merkezine (RAM) eğitsel değerlendirme ve tanılama için başvurun. Eğer çocuğunuza otizm tanısı konmuşsa; eğitsel değerlendirmesinin yapılması, eğitim ortamına yerleştirilmesi ve devletin sağlayacağı özel eğitim desteğinden yararlanması için ilinizdeki yada ilçenizdeki RAM’a başvurmanız gerekir.


    Eğitsel değerlendirme ve tanılama nedir?

    Eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecinde, çocuğun tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri ile eğitim ihtiyaçları belirlenir. Ayrıca, çocuğun hangi ortamda eğitim görmesinin uygun olacağına ilişkin öneride bulunulur.

    Çocuğun eğitsel değerlendirme ve tanılaması RAM’da oluşturulan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından çeşitli testler ve bireyin özelliklerine uygun diğer ölçme araçlarıyla yapılır. Tanılamada çocuğun tıbbî değerlendirme raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim öyküsü, tüm gelişim alanlarındaki özellikleri, akademik alanlardaki eğitim performansı, ihtiyaçları, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu dikkate alınır.

    Eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda özel eğitime ihtiyacı olduğu belirlenen çocuklar için Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu ve Eğitim Planı hazırlanır. Bu belgeler, özel özel eğitim kurumlarından eğitim ve destek eğitim hizmeti alan öğrenciler için her yıl yenilenir.

    Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunda kimler yer alır?

    Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu, RAM müdürü yada görevlendireceği bir müdür yardımcısının başkanlığında;

    a) RAM’daki özel eğitim hizmetleri bölüm başkanı,
    b) Psikolojik ölçme araçlarını kullanabilen bir rehber öğretmen,
    c) Görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenlerinden bir öğretmen,
    ç) Gezerek özel eğitim görevi yapan bir öğretmen,
    d) Bireyin velisi,
    e) Varsa, bir çocuk gelişimi ve eğitimcisinden

    oluşur.

    Özel Eğitim Değerlendirme Kuruluna gerektiğinde; eğitim programcısı, odyolog, psikolog, psikometrist, sosyal çalışmacı, dil ve konuşma terapisti, fizyoterapist, uzman hekim gibi diğer meslek elemanlarından seçilecek birer kişi, çıraklık ve yaygın eğitime gidecekler için ilgili kurum temsilcisi, özel eğitim gerektiren bireyin çalıştığı kurumdaki iş yeri temsilcisi de katılabilir.

    Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunca, bilgilerine başvurulmak üzere; özel eğitim gerektiren bireyin sınıf ve alan öğretmeni, sınıf rehber öğretmeni, kayıtlı olduğu okulun veya kurumun müdürü, başvuru yapan kurum temsilcisi, özel eğitim hizmetleri kurul üyesi, üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyesi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi de çağrılabilir.

    Çocuğunuzun eğitsel değerlendirme ve tanılamasının yapılması için bir dilekçe yazmanız gerekir (Ek 1, dilekçe örneği). Dilekçenizin ekine aşağıdaki evrakları koymayı unutmayın!


    Eğitsel değerlendirme ve tanılama için RAM’a verilecek Dilekçe ile birlikte gereken evraklar nelerdir?

    a) Bireyin, velisinin yada okul/kurum yönetiminin yazılı başvurusu
    b) Okula/kuruma kayıtlı öğrenciler için bireysel gelişim raporu
    c) Herhangi bir okula/kuruma kayıtlı olmayan bireyler için başvurduğu RAM’ın sorumluluk bölgesi içinde ikamet ettiğini gösteren belge
    ç) Gerektiğinde tıbbî tanılama ile ilgili sağlık kurulu raporu
    d) Çocuğun 3 adet fotoğrafı
    e) Çocuğun T.C. kimlik numaralı nüfus cüzdanı fotokopisi

    RAM bünyesindeki Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu, 60 gün içinde Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporunu ve Eğitim Planını hazırlamakla yükümlüdür. Bu belgeler doğrultusunda Kurul ayrıcaçocuğun hangi eğitim ortamında eğitim almasının uygun olduğuna ilişkin öneride de bulunur. Bu süreçte ailenin görüşü çok önemlidir. Kurula çocuğunuz hakkında bilgi verebilir ve nerede eğitim almasını istediğinizi bildirebilirsiniz.

    Eğitim Ortamına Yerleştirme

    Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu, Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu ve Eğitsel Plan doğrultusunda özel eğitim gerektiren çocukları en uygun resmi okul veya kuruma yerleştirir. Çocuğun yaşına ve özelliklerine göre yerleştirilebileceği eğitim ortamları ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

    Özel Eğitim Hizmetleri Kurulunda kimler yer alır?

    Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu, ilgili il yada ilçe Milli Eğitim Müdürünün görevlendireceği müdür yardımcısı veya şube müdürünün başkanlığında bir özel eğitim yada kaynaştırma kurumu müdürü, bir rehber öğretmen ve gezerek özel eğitim hizmeti veren bir öğretmenden oluşur.

    Gerektiğinde Özel Eğitim Hizmetleri Kuruluna öğrencinin velisi, RAM temsilcisi, öğrencinin yerleştirilmesi düşünülen kurumun temsilcisi gibi kişiler de katılabilir. Otizmli çocuğunuzu en iyi siz tanıyorsunuz. Dolayısıyla, çocuğunuzun en uygun eğitimi alması için mutlaka bu kurula katılın.


    EK1 için lütfen tıklayınız. www.tohumotizm.org.tr

Git 123 Sonuncu

Benzer Konular

  1. Zorlu Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi Açıldı
    Konu Sahibi Defnex Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Ocak.2011, 20:41
  2. İzmir’de Moris Bencuya Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi
    Konu Sahibi Defnex Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Aralık.2010, 16:09
  3. Karaman'da Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi Açıldı
    Konu Sahibi Defnex Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 13.Aralık.2010, 08:57
  4. Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi yenilenerek hizmete sunuldu
    Konu Sahibi Defnex Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21.Ekim.2010, 09:42
  5. Otistik Çocuklar (Eğitim Merkezi-İlköğretim
    Konu Sahibi GöKMeN Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Temmuz.2010, 13:39

Bu Konu için Etiketler