Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Fazla kilo reflüye neden olabilir

Hiç kimse iştahla yediği güzel bir yemeği, göğüsten boğaza doğru gelen yakıcı bir his veya ağrı ile sonlandırmak istemez; ancak son senelerde reflü hastalığı olan insanların sayısında büyük oranda artış görülüyor. http://img441.imageshack.us/img441/6782/fileg.jpg Özellikle yemeklerden sonra ya da uzandığınızda göğüsten boğazınıza doğru uzanan yakıcı bir his, bir ağrı oluyor mu? Uzandığınızda veya ayakkabınızı bağlarken midenizdekiler ağzınıza geliyor mu? Çok sık geğiriyor ve buna

Konuyu değerlendir: Fazla kilo reflüye neden olabilir

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2312 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Burdur
    Mesajlar
    429

    Fazla kilo reflüye neden olabilir

    Hiç kimse iştahla yediği güzel bir yemeği, göğüsten boğaza doğru gelen yakıcı bir his veya ağrı ile sonlandırmak istemez; ancak son senelerde reflü hastalığı olan insanların sayısında büyük oranda artış görülüyor.


    Özellikle yemeklerden sonra ya da uzandığınızda göğüsten boğazınıza doğru uzanan yakıcı bir his, bir ağrı oluyor mu?

    Uzandığınızda veya ayakkabınızı bağlarken midenizdekiler ağzınıza geliyor mu? Çok sık geğiriyor ve buna engel olamıyorsanız, hatta zaman zaman sizi korkutan göğüs ağrınız oluyor, ağzınızda sürekli ekşi veya acı bir tat, yutma güçlüğü ve özellikle sabahları ses kısıklığı, boğaz ağrısı ve kronik öksürük yakınmanız varsa dikkat edin! “Reflü’ olabilirsiniz.

    Memorial Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sadakat Özdil, sağlıksız beslenme ve bunun sonucu ortaya çıkan fazla kiloların yol açtığı sindirim sistemi sorunu reflü ve tedavi yolları hakkında bilgiler verdi.

    Yedikleriniz ağzınıza gelir!

    Reflü’de mide içeri (gıdalar, asit, safra vb) bir zorlama olmaksızın yemek borusuna kaçar. Bu fizyolojik bir olaydır. Bu durum yemekten sonra olur, süresi kısadır ve kişiye sıkıntı vermez. Bu geri kaçma olayı uzun süreli, sık, ağıza, ses tellerine, solunum yollarına kadar olursa ve geceleri de rahatsız eder tarzda gelişirse “gastroözofageal reflü” hastalığından söz edilir. Bu tabloda hastada reflüye ait yakınmalar ya da yemek borusu alt ucunda lezyonlar (ülser vs gibi) gelişir.

    Fazla kilolu olanlar risk altında!

    Şişman insanlarda daha fazla görülür. Nedeni yağlanmayla birlikte karın içi basıncının artması. Ayrıca mide çıkışında darlığı olan hastalar, karın içi basıncını artıran durumlar (gebelik, kronik kabızlık vs…) da daha sık görülmektedir.

    Her yaşta görülebilir

    Reflü, toplumun % 10 – 20’sini etkileyen bir hastalıktır. Her yaşta görülebilir, ancak en sık 30– 40 yaşlarında ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de yaşayan kişilerin %3'ü sürekli, %23'ü her gün, %46'sı ise seyrek olarak reflü belirtileri görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kez daha sık görülür.

    Sağlıksız beslenme eğilimi reflüyü yaygınlaştırdı

    Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve şişmanlığın artışı, reflü sıklığının artışındaki en büyük etkenlerdir. Fast-food tipi, yağ içeriği fazla batı tipi diyet, alkol, sigara ve gazlı içeceklerin tüketimindeki artış, reflü’ye davetiye çıkarmaktadır.

    Bu belirtilere dikkat!

    Reflü hastalığının farklı organlarla ilgili birçok belirtisi olabilir. Tipik bulgular göğüs arkasında yanma ve ağıza acı su gelmesidir. Ayrıca göğüs ağrısı, yutma sırasında ağrı ve takılma hissi, ağız kokusu, geğirti, gece artan şekilde öksürük, ses kısıklığı, boğazda gıcık hissi, astım krizi şeklinde nöbetler, hıçkırık, diş sorunları, midede yanma ve hazımsızlık şeklinde atipik belirtilerde olabilir. Hastalar bu nedenlerle bazen önce kardiyoloji, KBB veya göğüs hastalıkları uzmanlarına başvurmaktadırlar. Ancak yutma güçlüğü, ağrılı yutma, lokmada takılma hissi, kilo kaybı, kansızlık, kanama olması, belirtilerin 50 yaştan sonra ortaya çıkmış olması, alarm belirtisi olarak alınmalı ve tedavi öncesi ileri (endoskopi vb) tetkikler yapılmalıdır.

    Tedaviyi kolaylaştırmak için yaşam tarzı değişikliğine gidin

    Öncelikle hastanın yaşam tarzındaki düzenleyici önlemler ve diyet tedavinin temelini oluşturmaktadır. Şişman hastalar zayıflamalı, öğünler sık aralıklı ve az miktarda tüketilmeli, iyi çiğnenmeli, akşam yemeği ile yatış arasındaki süre en az 3- 4 saat olmalı, yatmadan önce atıştırma alışkanlığından vazgeçilmeli, gece reflüsü olanlarda yatak baş tarafı yükseltilmelidir.

    Reflünüz varsa bu yiyeceklerden uzak durun!:

    • Yağlı besinler (yağ, çikolata, kremalı besinler tam yağlı süt vb.)
    • Yağda kızartılmış besinler (fast-food, cips vb.)
    • Çay, kahve, diğer kafeinli içecekler, alkol, karbonatlı içecekler, soda
    • Nane
    • Sigaranın kesilmesi
    • Baharatlı, salçalı, soslu ve acılı besinler. Asidik besinlerden domates, portakal limon suyu vb.
    • Et suyu ve et suyu içeren besinler

    Diyet tedavisi ile kontrol edilemeyen hastalarda ilaç tedavisi, buna yanıt vermeyenlerde tüm tetkikler yapıldıktan sonra, hasta ile konuşularak cerrahi tedavi uygulanabilir. Günümüzde laparoskopik yöntemle başarılı tedavi uygulanabilmektedir.
    Kaynak
  2. 04.Ağustos.2010, 19:08
    #1
    Hiç kimse iştahla yediği güzel bir yemeği, göğüsten boğaza doğru gelen yakıcı bir his veya ağrı ile sonlandırmak istemez; ancak son senelerde reflü hastalığı olan insanların sayısında büyük oranda artış görülüyor.


    Özellikle yemeklerden sonra ya da uzandığınızda göğüsten boğazınıza doğru uzanan yakıcı bir his, bir ağrı oluyor mu?

    Uzandığınızda veya ayakkabınızı bağlarken midenizdekiler ağzınıza geliyor mu? Çok sık geğiriyor ve buna engel olamıyorsanız, hatta zaman zaman sizi korkutan göğüs ağrınız oluyor, ağzınızda sürekli ekşi veya acı bir tat, yutma güçlüğü ve özellikle sabahları ses kısıklığı, boğaz ağrısı ve kronik öksürük yakınmanız varsa dikkat edin! “Reflü’ olabilirsiniz.

    Memorial Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sadakat Özdil, sağlıksız beslenme ve bunun sonucu ortaya çıkan fazla kiloların yol açtığı sindirim sistemi sorunu reflü ve tedavi yolları hakkında bilgiler verdi.

    Yedikleriniz ağzınıza gelir!

    Reflü’de mide içeri (gıdalar, asit, safra vb) bir zorlama olmaksızın yemek borusuna kaçar. Bu fizyolojik bir olaydır. Bu durum yemekten sonra olur, süresi kısadır ve kişiye sıkıntı vermez. Bu geri kaçma olayı uzun süreli, sık, ağıza, ses tellerine, solunum yollarına kadar olursa ve geceleri de rahatsız eder tarzda gelişirse “gastroözofageal reflü” hastalığından söz edilir. Bu tabloda hastada reflüye ait yakınmalar ya da yemek borusu alt ucunda lezyonlar (ülser vs gibi) gelişir.

    Fazla kilolu olanlar risk altında!

    Şişman insanlarda daha fazla görülür. Nedeni yağlanmayla birlikte karın içi basıncının artması. Ayrıca mide çıkışında darlığı olan hastalar, karın içi basıncını artıran durumlar (gebelik, kronik kabızlık vs…) da daha sık görülmektedir.

    Her yaşta görülebilir

    Reflü, toplumun % 10 – 20’sini etkileyen bir hastalıktır. Her yaşta görülebilir, ancak en sık 30– 40 yaşlarında ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de yaşayan kişilerin %3'ü sürekli, %23'ü her gün, %46'sı ise seyrek olarak reflü belirtileri görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kez daha sık görülür.

    Sağlıksız beslenme eğilimi reflüyü yaygınlaştırdı

    Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve şişmanlığın artışı, reflü sıklığının artışındaki en büyük etkenlerdir. Fast-food tipi, yağ içeriği fazla batı tipi diyet, alkol, sigara ve gazlı içeceklerin tüketimindeki artış, reflü’ye davetiye çıkarmaktadır.

    Bu belirtilere dikkat!

    Reflü hastalığının farklı organlarla ilgili birçok belirtisi olabilir. Tipik bulgular göğüs arkasında yanma ve ağıza acı su gelmesidir. Ayrıca göğüs ağrısı, yutma sırasında ağrı ve takılma hissi, ağız kokusu, geğirti, gece artan şekilde öksürük, ses kısıklığı, boğazda gıcık hissi, astım krizi şeklinde nöbetler, hıçkırık, diş sorunları, midede yanma ve hazımsızlık şeklinde atipik belirtilerde olabilir. Hastalar bu nedenlerle bazen önce kardiyoloji, KBB veya göğüs hastalıkları uzmanlarına başvurmaktadırlar. Ancak yutma güçlüğü, ağrılı yutma, lokmada takılma hissi, kilo kaybı, kansızlık, kanama olması, belirtilerin 50 yaştan sonra ortaya çıkmış olması, alarm belirtisi olarak alınmalı ve tedavi öncesi ileri (endoskopi vb) tetkikler yapılmalıdır.

    Tedaviyi kolaylaştırmak için yaşam tarzı değişikliğine gidin

    Öncelikle hastanın yaşam tarzındaki düzenleyici önlemler ve diyet tedavinin temelini oluşturmaktadır. Şişman hastalar zayıflamalı, öğünler sık aralıklı ve az miktarda tüketilmeli, iyi çiğnenmeli, akşam yemeği ile yatış arasındaki süre en az 3- 4 saat olmalı, yatmadan önce atıştırma alışkanlığından vazgeçilmeli, gece reflüsü olanlarda yatak baş tarafı yükseltilmelidir.

    Reflünüz varsa bu yiyeceklerden uzak durun!:

    • Yağlı besinler (yağ, çikolata, kremalı besinler tam yağlı süt vb.)
    • Yağda kızartılmış besinler (fast-food, cips vb.)
    • Çay, kahve, diğer kafeinli içecekler, alkol, karbonatlı içecekler, soda
    • Nane
    • Sigaranın kesilmesi
    • Baharatlı, salçalı, soslu ve acılı besinler. Asidik besinlerden domates, portakal limon suyu vb.
    • Et suyu ve et suyu içeren besinler

    Diyet tedavisi ile kontrol edilemeyen hastalarda ilaç tedavisi, buna yanıt vermeyenlerde tüm tetkikler yapıldıktan sonra, hasta ile konuşularak cerrahi tedavi uygulanabilir. Günümüzde laparoskopik yöntemle başarılı tedavi uygulanabilmektedir.
    Kaynak
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Burdur
    Mesajlar
    429

    Reflü ( Çağın Hastalığı )



    Sesinizde çatallanma, midenizde ekşime ve kaynamalardan yakınıyorsanız bunlar reflünün işareti olabilir. Özellikle hamilelikte, göbeklenmede, stresle reflü riski daha da artıyor. Korunmak içinse basit yöntemler var; dar kıyafetler giymemek, asitli yiyeceklerden uzak durmak, yüksek yastıkta uyumamak gibi...


    ÖZAFAGUS reflüsüne yakalananların sayısında müthiş bir artış var. Böyle giderse birkaç yıl içinde her iki kişiden biri reflü hastası olacak. Bu yazı kanser riski taşıyan türleri de olan reflü hastalığı konusundaki sorularınızı yanıtlamak amacıyla hazırlandı. İşte 10 soruda reflü hastalığı..
    1 Reflü nedir?
    Sağlam bir sindirim sisteminiz varsa yemek borunuzdan mideye geçen gıdaların yemek borusuna yeniden geri dönmesi, yani “geriye kaçak oluşması” ihtimali mümkün değil. Reflü sözcüğü bu “geriye kaçak” halinin mevcudiyetinde kullanılıyor. Asit yapıdaki mide muhtevasının yemek borusuna kaçması bir dizi probleme yol açıyor. Bu problemlerin önemsizi de var, önemlisi de.
    2 Neden önemli?
    “Yemek borusu/mide bileşkesindeki kapak yapısının” şu veya bu şekilde bozulması ve “asidik” mide muhtevasının yemek borusuna geri kaçması durumunda asit kaçağı yemek borusunda herhangi bir hasar yapmamış, yemek borusunun içine döşeyen anatomik yapıda “erozyon” adı verilen yaralara yol açmamışsa sorun daha hafif sıyrıklarla seyredecek demektir! Bunlarda ciddi bir komplikasyon da beklenmez. Kansere dönüşüm riski son derece düşüktür. Eğer asit tahrişi yemek borusunda yaralanmaya yol açmış yani “Eroziv Reflü Hastalığı” oluşmuşsa bu tahribat tedavi edilmediği sürece ciddi yakınmalara orta ve uzun vadede kansere kadar gidebilen problemlere yol açar. Çok daha tehlikeli olanı ise yemek borusunun midede birleşme yerine yakın alanlarda ortaya çıkan “barrett özofagus” durumudur ki bu durum “kanser” riskiyle birliktedir.
    3 Sorun neden yaygınlaşıyor?
    Karın içi basıncı artınca reflü olasılığı da artıyor. Örneğin hamilelikte reflü ihtimali normalden daha yüksek. “Göbeklenme” de reflü sorununu yaygınlaştıran nedenlerden biri. Stres faktörünün de etkili olduğu belirtiliyor (Yoğun stres halinde salgılanan stres hormonlarının yemek borusu alt kısmındaki kapak yapısını bozduğu gevşettiği reflü süreçlerini tetiklediği düşünülüyor).
    4 Tipik şikâyetler neler?
    Hastaların en sık önemli yakınmalarından biri göğüs ağrısı. Genellikle göğsün tam ortasında yer alan ve boyna boğaza yayılabilen bu ağrı bazen o kadar şiddetlidir ki kalp ağrısı ile bile karıştırılabilir. Ağrı yerine yanma, ekşime, kaynama, ağza acı su gelmesi, geniz ve boğazda gıcıklanma şikâyetleri de olabilir. Reflü hastalarında boğaz bölgesi problemlerine sık rastlanır ve bu nedenle teşhis çoğu zaman gastroenterologlar değil, KBB uzmanları tarafından konur. Özellikle ses kısıklığı, ses çatallanması, öksürük, ses teli polipleri, ses yorgunluğu, geniz akıntısı, larenjit atakları, tekrarlayan farenjitler can sıkıcı hale gelebilir. Reflü problemi olanların sık yakındıkları şeylerden biri de ağız kokusudur.
    5 Teşhis nasıl konuyor?
    Reflü probleminde kesin teşhis endoskopik incelemelerle konuyor. Bu tür problemi olan herkesin endoskopik (gastroskopik) değerlendirmeden geçirilmesinde yarar var. Tanıda kullanılan ama genellikle sadece özel bazı durumlarda faydalanılan başka testler de var ama bunlara seyrek olarak ihtiyaç duyuluyor.
    6 Tedavi nasıl yapılıyor?
    Reflü tedavisinde kullanılan reçeteli veya reçetesiz ilaçlar var. Ama yaşamınızda yapacağınız bazı düzenlemelerle ilaç kullanmadan da reflü sorununuzu kontrol altına alabiliyor, hatta ortadan kaldırabiliyorsunuz. Yapacağınız öncelikli değişimler şunlar:
    - Yatmadan önce bir şey yiyip içmeyin. Özellikle yatmadan iki saat önce yeme içmeyi bırakın.
    - Yüksek yastıkta yatın ve bunu alışkanlık haline getirin.
    - Asitli içeceklerden uzak durun. Kolalı içecekler, kahve, çikolata ihtiva eden içecekler, portakal, elma suyu gibi asit içeriği fazla meyve suları, yağlı, acılı, baharatlı yiyecekler reflü yakınmalarını şiddetlendiriyor.
    - Sık ve az yiyin. Fazla kilolarınız varsa verin.
    - Dar kıyafetler giymemeye özen gösterin.
    7 İlaçla tedavi nasıl yapılıyor?
    Reflü tedavisinde en sık kullanılan ilaçların başında asit baskılayıcılar (antiasitler) ve midenin asit üretimini kontrol altına alan proton pompası baskılayıcıları geliyor. Yemekten sonra oluşan geri kaçağı engelleyen arsenik asit türevleri ve yemek borusu hareketini düzenleyen motilite arttırıcı ilaçlardan da yararlanmak mümkün olabiliyor.
    8 Ameliyat gerekli mi?
    Yaşam tarzı değişiklikleri ve/veya ilaç tedavisi çoğu zaman yeterli olur ama bazı durumlarda cerrahi girişimler özellikle lakoroskopik girişimler gerekli olabiliyor.
    9 Çocuklarda reflü olur mu?
    Çocuklarda değil, bebeklerde bile reflü görülebilir. Hatta yaşamın ilk üç ayında bebeklerin pek çoğunda reflü neredeyse doğal kabul ediliyor. Ama genelde çocuklarda reflü görülme ihtimali yetişkinlerden daha azdır. Bebek ve çocuklarda reflü tedavisi mutlaka uzman denetiminde yürütülmesi gerekir.
    10 Beslenme reflü ilişkisi nasıl ayarlanmalı?
    İlaçsız reflü tedavisi de diyebileceğimiz bu tedavinin ilk adımı sık ve bol su içmektir. Reflü hastalarının yağlı un ve şekerden üretilen gıdaları ciddi ölçüde azaltmaları gerekir. Sık ve az yemek ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak etkili önlemlerdir. Düzenli kefir ayranı içmenin reflü yakınmalarını azaltabileceği belirtiliyor. Besinleri belli bir liste halinde vermek kolay değil çünkü kişisel özelliklere göre farklılık görülebiliyor. Genelde domates, portakal suyu, greyfurt suyu, limon, patates püresi, yağlı kremalar, yağlı peynirler, alkollü içecekler, çikolata, mısır cipsi, patates cipsi, şekerli, tuzlu, yağı bol börek ve çörekler, bol yağda kızartılmış besinler reflü şikâyetlerini sıklaştırıyor.

    Kaynak
  4. 30.Ağustos.2010, 20:39
    #2


    Sesinizde çatallanma, midenizde ekşime ve kaynamalardan yakınıyorsanız bunlar reflünün işareti olabilir. Özellikle hamilelikte, göbeklenmede, stresle reflü riski daha da artıyor. Korunmak içinse basit yöntemler var; dar kıyafetler giymemek, asitli yiyeceklerden uzak durmak, yüksek yastıkta uyumamak gibi...


    ÖZAFAGUS reflüsüne yakalananların sayısında müthiş bir artış var. Böyle giderse birkaç yıl içinde her iki kişiden biri reflü hastası olacak. Bu yazı kanser riski taşıyan türleri de olan reflü hastalığı konusundaki sorularınızı yanıtlamak amacıyla hazırlandı. İşte 10 soruda reflü hastalığı..
    1 Reflü nedir?
    Sağlam bir sindirim sisteminiz varsa yemek borunuzdan mideye geçen gıdaların yemek borusuna yeniden geri dönmesi, yani “geriye kaçak oluşması” ihtimali mümkün değil. Reflü sözcüğü bu “geriye kaçak” halinin mevcudiyetinde kullanılıyor. Asit yapıdaki mide muhtevasının yemek borusuna kaçması bir dizi probleme yol açıyor. Bu problemlerin önemsizi de var, önemlisi de.
    2 Neden önemli?
    “Yemek borusu/mide bileşkesindeki kapak yapısının” şu veya bu şekilde bozulması ve “asidik” mide muhtevasının yemek borusuna geri kaçması durumunda asit kaçağı yemek borusunda herhangi bir hasar yapmamış, yemek borusunun içine döşeyen anatomik yapıda “erozyon” adı verilen yaralara yol açmamışsa sorun daha hafif sıyrıklarla seyredecek demektir! Bunlarda ciddi bir komplikasyon da beklenmez. Kansere dönüşüm riski son derece düşüktür. Eğer asit tahrişi yemek borusunda yaralanmaya yol açmış yani “Eroziv Reflü Hastalığı” oluşmuşsa bu tahribat tedavi edilmediği sürece ciddi yakınmalara orta ve uzun vadede kansere kadar gidebilen problemlere yol açar. Çok daha tehlikeli olanı ise yemek borusunun midede birleşme yerine yakın alanlarda ortaya çıkan “barrett özofagus” durumudur ki bu durum “kanser” riskiyle birliktedir.
    3 Sorun neden yaygınlaşıyor?
    Karın içi basıncı artınca reflü olasılığı da artıyor. Örneğin hamilelikte reflü ihtimali normalden daha yüksek. “Göbeklenme” de reflü sorununu yaygınlaştıran nedenlerden biri. Stres faktörünün de etkili olduğu belirtiliyor (Yoğun stres halinde salgılanan stres hormonlarının yemek borusu alt kısmındaki kapak yapısını bozduğu gevşettiği reflü süreçlerini tetiklediği düşünülüyor).
    4 Tipik şikâyetler neler?
    Hastaların en sık önemli yakınmalarından biri göğüs ağrısı. Genellikle göğsün tam ortasında yer alan ve boyna boğaza yayılabilen bu ağrı bazen o kadar şiddetlidir ki kalp ağrısı ile bile karıştırılabilir. Ağrı yerine yanma, ekşime, kaynama, ağza acı su gelmesi, geniz ve boğazda gıcıklanma şikâyetleri de olabilir. Reflü hastalarında boğaz bölgesi problemlerine sık rastlanır ve bu nedenle teşhis çoğu zaman gastroenterologlar değil, KBB uzmanları tarafından konur. Özellikle ses kısıklığı, ses çatallanması, öksürük, ses teli polipleri, ses yorgunluğu, geniz akıntısı, larenjit atakları, tekrarlayan farenjitler can sıkıcı hale gelebilir. Reflü problemi olanların sık yakındıkları şeylerden biri de ağız kokusudur.
    5 Teşhis nasıl konuyor?
    Reflü probleminde kesin teşhis endoskopik incelemelerle konuyor. Bu tür problemi olan herkesin endoskopik (gastroskopik) değerlendirmeden geçirilmesinde yarar var. Tanıda kullanılan ama genellikle sadece özel bazı durumlarda faydalanılan başka testler de var ama bunlara seyrek olarak ihtiyaç duyuluyor.
    6 Tedavi nasıl yapılıyor?
    Reflü tedavisinde kullanılan reçeteli veya reçetesiz ilaçlar var. Ama yaşamınızda yapacağınız bazı düzenlemelerle ilaç kullanmadan da reflü sorununuzu kontrol altına alabiliyor, hatta ortadan kaldırabiliyorsunuz. Yapacağınız öncelikli değişimler şunlar:
    - Yatmadan önce bir şey yiyip içmeyin. Özellikle yatmadan iki saat önce yeme içmeyi bırakın.
    - Yüksek yastıkta yatın ve bunu alışkanlık haline getirin.
    - Asitli içeceklerden uzak durun. Kolalı içecekler, kahve, çikolata ihtiva eden içecekler, portakal, elma suyu gibi asit içeriği fazla meyve suları, yağlı, acılı, baharatlı yiyecekler reflü yakınmalarını şiddetlendiriyor.
    - Sık ve az yiyin. Fazla kilolarınız varsa verin.
    - Dar kıyafetler giymemeye özen gösterin.
    7 İlaçla tedavi nasıl yapılıyor?
    Reflü tedavisinde en sık kullanılan ilaçların başında asit baskılayıcılar (antiasitler) ve midenin asit üretimini kontrol altına alan proton pompası baskılayıcıları geliyor. Yemekten sonra oluşan geri kaçağı engelleyen arsenik asit türevleri ve yemek borusu hareketini düzenleyen motilite arttırıcı ilaçlardan da yararlanmak mümkün olabiliyor.
    8 Ameliyat gerekli mi?
    Yaşam tarzı değişiklikleri ve/veya ilaç tedavisi çoğu zaman yeterli olur ama bazı durumlarda cerrahi girişimler özellikle lakoroskopik girişimler gerekli olabiliyor.
    9 Çocuklarda reflü olur mu?
    Çocuklarda değil, bebeklerde bile reflü görülebilir. Hatta yaşamın ilk üç ayında bebeklerin pek çoğunda reflü neredeyse doğal kabul ediliyor. Ama genelde çocuklarda reflü görülme ihtimali yetişkinlerden daha azdır. Bebek ve çocuklarda reflü tedavisi mutlaka uzman denetiminde yürütülmesi gerekir.
    10 Beslenme reflü ilişkisi nasıl ayarlanmalı?
    İlaçsız reflü tedavisi de diyebileceğimiz bu tedavinin ilk adımı sık ve bol su içmektir. Reflü hastalarının yağlı un ve şekerden üretilen gıdaları ciddi ölçüde azaltmaları gerekir. Sık ve az yemek ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak etkili önlemlerdir. Düzenli kefir ayranı içmenin reflü yakınmalarını azaltabileceği belirtiliyor. Besinleri belli bir liste halinde vermek kolay değil çünkü kişisel özelliklere göre farklılık görülebiliyor. Genelde domates, portakal suyu, greyfurt suyu, limon, patates püresi, yağlı kremalar, yağlı peynirler, alkollü içecekler, çikolata, mısır cipsi, patates cipsi, şekerli, tuzlu, yağı bol börek ve çörekler, bol yağda kızartılmış besinler reflü şikâyetlerini sıklaştırıyor.

    Kaynak
  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    778

    Bir günde reflü şikayetlerinden kurtulabilirsiniz!

    Robotik cerrahi ile bu mümkün





    HABERTURK.COM SAĞLIK SERVİSİ

    Mümkün olan en az ve küçük kesilerle cerrahi girişimlerin gerçekleştirilebildiği Robotik Cerrahi yönteminin en çok uygulandığı alanlar reflü, safra kesesi ve kalın bağırsak ameliyatları. Yöntemin en önemli avantajlarından biri reflü gibi yıllarca çare aranan hastalıklara bir gün içinde, hastaya en iyi konforu sağlayarak çözüm getirmesi.


    Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu'nun Robotik Cerrahi sayesinde sağlığına kavuşturduğu hastalardan biri de 34 yaşındaki Meslek Lisesi Öğretmeni Yücel Parla.

    Yücel Öğretmen, 34 yaşında. 2 yıldır çok yaygın olarak görülen reflü hastalığına o da yakalandı. Önceleri konan teşhisi önemsedi ama takiplerini düzenli yaptırmadı. Ta ki ağzından acı su gelip, Yücel Bey'i hayattan soğutana kadar. Yücel Bey yeniden hastane yollarına düştü. Artık ilaç ve uzun süreli tedavi istemiyordu.


    Biran evvel sağlığına kavuşmak istiyordu. Çünkü ağızından gelen acı su gündelik yaşamını etkiler oldu. Tetkikleri yapıldı ve hızlı bir şekilde operasyon gerekliliği ortaya çıktı. Yücel Öğretmen işinin başına en kısa sürede dönmek, meslek lisesindeki derslerini aksatmamak için en hızlı iyileşebileceği yöntemi sordu, soruşturdu.

    Yücel Öğretmen Robotik Cerrahi yöntemini nasıl keşfetti
    Genel Cerrahı Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu hastasının hikayesini şöyle özetliyor: “Yücel Öğretmen daha önce de hastamızdı. Ancak yaşam kalitesi biraz iyileşince takiplerini aksattı. Oysa reflü hastası bir kişinin rutin kontrolleri ve tetkikleri yapılmalıydı. Bayram tatilinde şikayetleri oldukçe fazla artınca bu sefer koşarak geldi. Kurtarın diye...”

    Op. Dr. Levent Eminoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce bu hastalığı bilen biri olarak tedavi seçenekleriminizin neler olabileceğini de biliyordu. Ancak bu kez kendisine Robotik Cerrahi hakkında bilgi verdim. Robotik Reflü Cerrahisi olanağı hakkında bilgi edinen hastamıza, hızla müdahele edip, minimum kesi ve kan kaybı ile son derece konforlu bir şekilde gerçekleştirilen bir girişimle sağlığına kavuşmasını sağladık.”

    Yücel Öğretmen Robotik Cerrahi girişimini değerlendirirken: “Yaklaşık 2 yıldır reflü hastasıyım. İlk teşhis konulduğunda konuyu fazla ciddiye almamıştım. Ancak rutin takiplerimi aksattığımdan şikayetlerim git gide artmaya başladı.


    Hastalığımı ihmal ettiğimden ilaç ve diğer tedavi yöntemlerinin işe yaramadığı bir noktaya gelmiştim. Bu sırada doktorum Op. Dr. Levent Eminoğlu bana Robotik Reflü Cerrahisi hakkında bilgi verdi.


    Minik kesilerle yapılacak olan bu cerrahi girişim sayesinde kısa bir sürede iyileşebileceğimi ve derslerimin başına dönebileceğimi öğrendiğimde ameliyat olmaya karar verdim. Ameliyat sonrasında herhangi bir yan etki yaşamadım ve sadece bir gün hastanede kalarak tekrar rutin hayatıma geri dönebildim. Robotik Cerrahi girişiminden son derece memnunum ve reflü hastalarına tavsiye ediyorum.” dedi.


    KAYNAK
  6. 06.Aralık.2010, 12:54
    #3
    Robotik cerrahi ile bu mümkün





    HABERTURK.COM SAĞLIK SERVİSİ

    Mümkün olan en az ve küçük kesilerle cerrahi girişimlerin gerçekleştirilebildiği Robotik Cerrahi yönteminin en çok uygulandığı alanlar reflü, safra kesesi ve kalın bağırsak ameliyatları. Yöntemin en önemli avantajlarından biri reflü gibi yıllarca çare aranan hastalıklara bir gün içinde, hastaya en iyi konforu sağlayarak çözüm getirmesi.


    Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu'nun Robotik Cerrahi sayesinde sağlığına kavuşturduğu hastalardan biri de 34 yaşındaki Meslek Lisesi Öğretmeni Yücel Parla.

    Yücel Öğretmen, 34 yaşında. 2 yıldır çok yaygın olarak görülen reflü hastalığına o da yakalandı. Önceleri konan teşhisi önemsedi ama takiplerini düzenli yaptırmadı. Ta ki ağzından acı su gelip, Yücel Bey'i hayattan soğutana kadar. Yücel Bey yeniden hastane yollarına düştü. Artık ilaç ve uzun süreli tedavi istemiyordu.


    Biran evvel sağlığına kavuşmak istiyordu. Çünkü ağızından gelen acı su gündelik yaşamını etkiler oldu. Tetkikleri yapıldı ve hızlı bir şekilde operasyon gerekliliği ortaya çıktı. Yücel Öğretmen işinin başına en kısa sürede dönmek, meslek lisesindeki derslerini aksatmamak için en hızlı iyileşebileceği yöntemi sordu, soruşturdu.

    Yücel Öğretmen Robotik Cerrahi yöntemini nasıl keşfetti
    Genel Cerrahı Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu hastasının hikayesini şöyle özetliyor: “Yücel Öğretmen daha önce de hastamızdı. Ancak yaşam kalitesi biraz iyileşince takiplerini aksattı. Oysa reflü hastası bir kişinin rutin kontrolleri ve tetkikleri yapılmalıydı. Bayram tatilinde şikayetleri oldukçe fazla artınca bu sefer koşarak geldi. Kurtarın diye...”

    Op. Dr. Levent Eminoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce bu hastalığı bilen biri olarak tedavi seçenekleriminizin neler olabileceğini de biliyordu. Ancak bu kez kendisine Robotik Cerrahi hakkında bilgi verdim. Robotik Reflü Cerrahisi olanağı hakkında bilgi edinen hastamıza, hızla müdahele edip, minimum kesi ve kan kaybı ile son derece konforlu bir şekilde gerçekleştirilen bir girişimle sağlığına kavuşmasını sağladık.”

    Yücel Öğretmen Robotik Cerrahi girişimini değerlendirirken: “Yaklaşık 2 yıldır reflü hastasıyım. İlk teşhis konulduğunda konuyu fazla ciddiye almamıştım. Ancak rutin takiplerimi aksattığımdan şikayetlerim git gide artmaya başladı.


    Hastalığımı ihmal ettiğimden ilaç ve diğer tedavi yöntemlerinin işe yaramadığı bir noktaya gelmiştim. Bu sırada doktorum Op. Dr. Levent Eminoğlu bana Robotik Reflü Cerrahisi hakkında bilgi verdi.


    Minik kesilerle yapılacak olan bu cerrahi girişim sayesinde kısa bir sürede iyileşebileceğimi ve derslerimin başına dönebileceğimi öğrendiğimde ameliyat olmaya karar verdim. Ameliyat sonrasında herhangi bir yan etki yaşamadım ve sadece bir gün hastanede kalarak tekrar rutin hayatıma geri dönebildim. Robotik Cerrahi girişiminden son derece memnunum ve reflü hastalarına tavsiye ediyorum.” dedi.


    KAYNAK
  7. Zümrüdü Anka
    09.Mart.2011, 18:37
    #4

    Mide yanmasına dikkat!

    Reflü hastalığı tedavi edilmediği zaman hastaların yaşamını zorlaştırabiliyor.


    Reflü hastalığının kalıcı tedavi yönteminin cerrahi olduğunu kaydeden Malatya Özel Gözde Kışla Hastanesi Genel Cerrahı Opr. Dr. Erhan Bakırcıoğlu, yemek bölümünün alt bölümünde oluşan yaraların zamanla kansere neden olabildiğini kaydetti.

    Bakırcıoğlu, reflünün yaygın görülen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Reflü hastalığı çok yaygın görülen bir hastalık. Toplumda her 5 kişiden birinde görülebiliyor. Bu hastalık aslında geriye kaçış olarak kullanılır. Midedeki asit sıvısının yemek borusuna kaçışıdır. Bunun nedeni; mideyle yemek borusu arasında bir kapak sistemi var.

    Bu kapak sisteminin bozulmasıyla birlikte midedeki sıvı yemek borusuna kaçıyor. Buda yemek borusunda tahribat oluşturuyor. Dolayısıyla da ünserlere neden oluyor. Bu zaman zaman ilaç tedavisiyle düzeliyor ama uzun vadede kalıcı bir tedavi sağlamıyor. Kalıcı tedavi yöntemi cerrahi yani ameliyattır" dedi.

    Hastalığın belirtileri hakkında da bilgiler veren Bakırcıoğlu, "Midenin üst bölgesinden başlayan göğse doğru yayılan, yanma şikayetleri ön plandadır. Midede şişkinlik, mide yanması, mide ağrıması oluşturabiliyor. Daha ileri dönemlerde midedeki sıvı, boğaz kısmı ve ses tellerini de etkilediği için ses kısıklığı, boğaz ağrısı ve öksürüğe neden olabiliyor. Tanısını hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve en önemlisi endoskopik muayeneyle ortaya koyuyoruz" diye konuştu.

    Bakırcıoğlu, hastalığın tedavisinin cerrahi olduğunu belirterek, "Tedavisi, eğer uzun süren ilaç tedavisiyle düzelmiyorsa ya da ilaçlarını kestiğinde hastaların şikayetleri tekrarlıyorsa, büyük bir mide fıtığı varsa, cerrahi yöntem yani ameliyat uyguluyoruz. Yemek bölümünün alt bölümündeki yaralar, çok uzun dönemlerde kanser oluşturabiliyor.

    Eğer hasta ameliyat olmuyorsa, mutlaka yakın takip etmek gerekiyor. Bu hastalara en az yılda bir endoskopi yapmak gerekiyor. Hastanemizde yaklaşık iki yıldır bu ameliyatlar yapılmaktadır. Hastamız ameliyat günü hastaneye yatıyor. İki gün sonrada hastamızı taburcu ediyoruz. Hastamız bir hafta sonra da işine dönebiliyor. 3 gün sonrada günlük aktivitesine kavuşuyor" şeklinde konuştu.

    www.ihlassondakika.com
  8. 09.Mart.2011, 18:37
    #4
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Reflü hastalığı tedavi edilmediği zaman hastaların yaşamını zorlaştırabiliyor.


    Reflü hastalığının kalıcı tedavi yönteminin cerrahi olduğunu kaydeden Malatya Özel Gözde Kışla Hastanesi Genel Cerrahı Opr. Dr. Erhan Bakırcıoğlu, yemek bölümünün alt bölümünde oluşan yaraların zamanla kansere neden olabildiğini kaydetti.

    Bakırcıoğlu, reflünün yaygın görülen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Reflü hastalığı çok yaygın görülen bir hastalık. Toplumda her 5 kişiden birinde görülebiliyor. Bu hastalık aslında geriye kaçış olarak kullanılır. Midedeki asit sıvısının yemek borusuna kaçışıdır. Bunun nedeni; mideyle yemek borusu arasında bir kapak sistemi var.

    Bu kapak sisteminin bozulmasıyla birlikte midedeki sıvı yemek borusuna kaçıyor. Buda yemek borusunda tahribat oluşturuyor. Dolayısıyla da ünserlere neden oluyor. Bu zaman zaman ilaç tedavisiyle düzeliyor ama uzun vadede kalıcı bir tedavi sağlamıyor. Kalıcı tedavi yöntemi cerrahi yani ameliyattır" dedi.

    Hastalığın belirtileri hakkında da bilgiler veren Bakırcıoğlu, "Midenin üst bölgesinden başlayan göğse doğru yayılan, yanma şikayetleri ön plandadır. Midede şişkinlik, mide yanması, mide ağrıması oluşturabiliyor. Daha ileri dönemlerde midedeki sıvı, boğaz kısmı ve ses tellerini de etkilediği için ses kısıklığı, boğaz ağrısı ve öksürüğe neden olabiliyor. Tanısını hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve en önemlisi endoskopik muayeneyle ortaya koyuyoruz" diye konuştu.

    Bakırcıoğlu, hastalığın tedavisinin cerrahi olduğunu belirterek, "Tedavisi, eğer uzun süren ilaç tedavisiyle düzelmiyorsa ya da ilaçlarını kestiğinde hastaların şikayetleri tekrarlıyorsa, büyük bir mide fıtığı varsa, cerrahi yöntem yani ameliyat uyguluyoruz. Yemek bölümünün alt bölümündeki yaralar, çok uzun dönemlerde kanser oluşturabiliyor.

    Eğer hasta ameliyat olmuyorsa, mutlaka yakın takip etmek gerekiyor. Bu hastalara en az yılda bir endoskopi yapmak gerekiyor. Hastanemizde yaklaşık iki yıldır bu ameliyatlar yapılmaktadır. Hastamız ameliyat günü hastaneye yatıyor. İki gün sonrada hastamızı taburcu ediyoruz. Hastamız bir hafta sonra da işine dönebiliyor. 3 gün sonrada günlük aktivitesine kavuşuyor" şeklinde konuştu.

    www.ihlassondakika.com
  9. Zümrüdü Anka
    14.Nisan.2011, 22:02
    #5

    Reflüde ilaç ve ameliyat

    Görülme sıklığı giderek artan reflünün tedavi seçeneklerinden biri de ameliyat. Laparoskopik yöntemle yapılan reflü ameliyatlarının en önemli avantajı ise hastanede kalma süresinin çok kısa olması.

    Laparoskopik reflü ameliyatlarının mutlaka bu konuda deneyim sahibi uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, mide fıtığının reflüye eşlik ettiği hastalarda öncelikli seçeneğin ameliyat olduğunun altını çiziyor.

    Reflü tedavisinde sık kullanılan yöntemlerden birinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Mide fıtığı olmayan hastalarda öncelikle tıbbi tedavinin denenmesi gerekiyor. Tıbbi tedavi ile yakınmaları geçmeyen veya tedavinin iyi gelmesine karşın, tedaviyi bıraktıktan sonra yakınmaları tekrar başlayan hastaları da ameliyat etmek gerekebiliyor. Genç, aktif bir yaşam süren ve uzun süreli ilaç kullanmayı yeğlemeyen hastalarda da ameliyatı düşünmek gerekiyor. Kullanılan ilaçların yan etki oluşturduğu hastalar da ameliyat planlamasının uygun olacağı diğer bir grup. Çünkü ilaç, ömür boyu kullanılması gereken bir tedavi yöntemi. Bu yüzden cerrahi tedavi, mide reflüsünün en etkin tedavisi oluyor” diyor.

    Bu ameliyatların uzun süredir laparoskopik yöntemlerle yapılabildiğini böylece hastanın hastanede kalma ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metin Çakmakçı şunları söylüyor: “Ameliyat sırasında laparoskopik olarak fıtıklaşan mide, bulunması gereken yere geri çekiliyor. Sağlıklı bireylerde yemek borusu, göğüs boşluğu ve mide, karın içerisinde bulunuyor. Yemek borusunun içinden geçtiği ve bu iki yapının birleştiği alanı saran hiyatus da yemek borusu ile mide arasında bir kelepçe mekanizması oluşturuyor. Bu ameliyatla anatomisi bozulmuş hiyatus onarılıyor. Yemek borusu ile midenin birleşim alanı çevresine midenin kendisi sarılarak anatomi onarılıp, hastanın reflüsü engelleniyor.”

    AMELİYAT, HANGİ REFLÜ HASTALARINDA UYGULANIYOR?
    Her reflü hastası elbette ameliyat olabilir ama esas önemli nokta hangi hastada ameliyatı tercih etmek gerektiği. Prof. Dr. Metin Çakmakçı, bu konuda hastanın hikayesi ve fizik muayenesinin önemli olduğunu vurguluyor: ”Ayrıca yapılacak endoskopi ile reflünün ciddiyetini saptamak ve eşlik eden mide fıtığı olup olmadığını anlamak da gerekiyor. Bazı hastalarda 24 saatlik asit ölçümü de yapılarak tedavinin seçiminde yol gösterici olabiliyor. “

    Hasta, ameliyatın ertesi günü hafif ve sıvı ağırlıklı olmak üzere beslenmeye başlayabiliyor. Hastaların bir bölümünde ameliyattan sonra yutma güçlüğü meydana gelebiliyor ama bu durum kısa sürede geçiyor. Tamamen normal beslenme ise ortalama 5-7 gün arasında gerçekleşiyor. Prof. Dr. Metin Çakmakçı hastanın, ameliyattan sonra istediği her şeyi, hatta reflüyü tetikleyen yiyecekleri bile yeniden yemeye başlayabildiğini belirtiyor.

    www.ihlassondakika.com
  10. 14.Nisan.2011, 22:02
    #5
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Görülme sıklığı giderek artan reflünün tedavi seçeneklerinden biri de ameliyat. Laparoskopik yöntemle yapılan reflü ameliyatlarının en önemli avantajı ise hastanede kalma süresinin çok kısa olması.

    Laparoskopik reflü ameliyatlarının mutlaka bu konuda deneyim sahibi uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, mide fıtığının reflüye eşlik ettiği hastalarda öncelikli seçeneğin ameliyat olduğunun altını çiziyor.

    Reflü tedavisinde sık kullanılan yöntemlerden birinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Mide fıtığı olmayan hastalarda öncelikle tıbbi tedavinin denenmesi gerekiyor. Tıbbi tedavi ile yakınmaları geçmeyen veya tedavinin iyi gelmesine karşın, tedaviyi bıraktıktan sonra yakınmaları tekrar başlayan hastaları da ameliyat etmek gerekebiliyor. Genç, aktif bir yaşam süren ve uzun süreli ilaç kullanmayı yeğlemeyen hastalarda da ameliyatı düşünmek gerekiyor. Kullanılan ilaçların yan etki oluşturduğu hastalar da ameliyat planlamasının uygun olacağı diğer bir grup. Çünkü ilaç, ömür boyu kullanılması gereken bir tedavi yöntemi. Bu yüzden cerrahi tedavi, mide reflüsünün en etkin tedavisi oluyor” diyor.

    Bu ameliyatların uzun süredir laparoskopik yöntemlerle yapılabildiğini böylece hastanın hastanede kalma ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metin Çakmakçı şunları söylüyor: “Ameliyat sırasında laparoskopik olarak fıtıklaşan mide, bulunması gereken yere geri çekiliyor. Sağlıklı bireylerde yemek borusu, göğüs boşluğu ve mide, karın içerisinde bulunuyor. Yemek borusunun içinden geçtiği ve bu iki yapının birleştiği alanı saran hiyatus da yemek borusu ile mide arasında bir kelepçe mekanizması oluşturuyor. Bu ameliyatla anatomisi bozulmuş hiyatus onarılıyor. Yemek borusu ile midenin birleşim alanı çevresine midenin kendisi sarılarak anatomi onarılıp, hastanın reflüsü engelleniyor.”

    AMELİYAT, HANGİ REFLÜ HASTALARINDA UYGULANIYOR?
    Her reflü hastası elbette ameliyat olabilir ama esas önemli nokta hangi hastada ameliyatı tercih etmek gerektiği. Prof. Dr. Metin Çakmakçı, bu konuda hastanın hikayesi ve fizik muayenesinin önemli olduğunu vurguluyor: ”Ayrıca yapılacak endoskopi ile reflünün ciddiyetini saptamak ve eşlik eden mide fıtığı olup olmadığını anlamak da gerekiyor. Bazı hastalarda 24 saatlik asit ölçümü de yapılarak tedavinin seçiminde yol gösterici olabiliyor. “

    Hasta, ameliyatın ertesi günü hafif ve sıvı ağırlıklı olmak üzere beslenmeye başlayabiliyor. Hastaların bir bölümünde ameliyattan sonra yutma güçlüğü meydana gelebiliyor ama bu durum kısa sürede geçiyor. Tamamen normal beslenme ise ortalama 5-7 gün arasında gerçekleşiyor. Prof. Dr. Metin Çakmakçı hastanın, ameliyattan sonra istediği her şeyi, hatta reflüyü tetikleyen yiyecekleri bile yeniden yemeye başlayabildiğini belirtiyor.

    www.ihlassondakika.com
  11. Zümrüdü Anka
    06.Haziran.2011, 21:15
    #6

    4 Farklı şekilde reflüden kurtulmak mümkün!

    Reflü toplumda erişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinde görülen önemli bir sağlık sorunu. Tedavi yolları ise hastalığın derecesine ve hastanın ihtiyacına göre değişiyor


    HALK arasında mide reflüsü olarak bilinen gastro özofageal reflü hastalığı,mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanıyor. Reflü, asitlimide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesi sonucu yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanıyor ve erişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinde görülüyor. Yemek borusunun alt ucundamide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması bulunuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu, bu hastalarda en sık görülen özelliğin bumekanizmanın gevşekliği olduğunu belirtiyor. Bu durumsıklıklamide fıtığıyla birlikte yaşanıyor. Mide boşalımbozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenler arasında bulunuyor. Reflü’nün dört tedavi şekli olduğu belirtiliyor.

    İLAÇ TEDAVİSİ
    REFLÜ yakınması olan kişilerde başlangıçta mutlaka ilaç tedavisi uygulanıyor. Bu tedavi reflü şikâyeti olanların yüzde 80’ ini rahatlatmakla birlikte soruna neden olan mekanik bozukluğu ortadan kaldıramıyor ve reflüyü tamamen tedavi edemiyor. Bu nedenle ilaç tedavisini bırakan reflü hastalarının yüzde 90’ ında aynı yakınmalar kısa süre içinde tekrar başlıyor. Op. Dr. Levent Eminoğlu, ilaç tedavisinde 3 farklı yöntem bulunduğunu söylüyor. Bunlar;
    * Proton pompa baskılayıcı tedavi, midenin asit salgılama miktarını kontrol altına alıyor ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarını düşürüyor.
    * Aljenik ilaç tedavisiyle yemek borusunun yüzeyi kaplanarak mide asidinin etkisi azaltılıyor. Bu tedavi yönteminde, yemek borusu ilaç tarafından yüzeysel olarak sıvanıyor. Böylece yukarı çıkan asidin yemek borusu hücreleriyle karşılaşması en aza indirgenip tahriş azaltılıyor.
    * Prokinetik ajandalar yan etkilerinden dolayı en az tercih edilen ilaç tedavi yöntemi olarak görülüyor. Bu tedavi, yemek borusu hareketini düzenleyerek yukarı doğru reflü olan sıvının tekrar aşağı doğru itilmesini kolaylaştırıyor.

    ENDOSKOPİK REFLÜ CERRAHİSİ
    PLICATOR, kronik reflünün kalıcılığında altın standart olan laparoskopik cerrahide yapılan onarımı, daha az girişimsel bir yöntem olan endoskopi yolu ile taklit etme esasına dayalı bir uygulama olarak dikkat çekiyor. Endoskopik olarak yapılan kontrol sonrasında hasta bölgeye bu cihazla girilerek mide kapak mekanizmasındaki yapısal bozukluk mide içinden konulan bir ya da iki dikiş yardımıyla onarılıyor. Endoskopik reflü tedavisi en yeni ve ağızdan girilerek uygulanan ameliyatsız bir tedavi yöntemi olarak biliniyor. Özellikle cerrahi tedaviye sıcak bakmayan reflü hastalarına uygulanan yöntemin bazı sınırlamaları bulunuyor.

    LAPAROSKOPİK YÖNTEM
    LAPAROSKOPİ karından yapılan ve karın kesilmeden (0.5 ve 1 cm’lik küçük noktalardan girilerek) uygulanan bir teknik olarak tanımlanıyor. Eğer kişide mide fıtığı varsa öncelikle fıtık onarımı yapılıyor. Fıtığın büyüklüğü ve hastanın özelliklerine göre bazı hastalarda nüks riskini azaltmak amacıyla bazen yama da (mesh) kullanılıyor. Sonrasında ameliyat öncesi yapılan incelemeler ışığında hastaya özel bir anti - reflü düzenek oluşturuluyor. “Fundoplikasyon” işlemi olarak adlandırılan bu aşamada çoğu kez 360, nadiren 270 derecelik bir kapak düzeneği oluşturuluyor. Böylece yemek borusunun ileri doğru olan dalga hareketi ile gıdalar mide içine itiliyor ve geri kaçış engelleniyor. Laparoskopik reflü ameliyatlarının ortalama süresi 35 - 40 dakika sürüyor. 6 saat sonra yürütülen ve geceyi hastanede geçiren hasta ertesi gün hafif bir kahvaltı sonrasında evine gidebilir duruma geliyor.

    ROBOTİK CERRAHİ
    Op. Dr. Levent Eminoğlu, "Her ne kadar birçok cerrahi girişim laparoskopik olarak yapılıyor olsa da laparoskopinin teknik özellikleri beraberinde bazı kısıtlamaları da getiriyor” diyor. Dr. Eminoğlu, robotik teknoloji ile reflü ameliyatlarının göbekten tek bir giriş noktasından yapıldığını, bunun hem ameliyat sonrası ağrıyı hem de hareket kısıtlılığını azalttığını söylüyor."

    kaynak
  12. 06.Haziran.2011, 21:15
    #6
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Reflü toplumda erişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinde görülen önemli bir sağlık sorunu. Tedavi yolları ise hastalığın derecesine ve hastanın ihtiyacına göre değişiyor


    HALK arasında mide reflüsü olarak bilinen gastro özofageal reflü hastalığı,mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanıyor. Reflü, asitlimide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesi sonucu yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanıyor ve erişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinde görülüyor. Yemek borusunun alt ucundamide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması bulunuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu, bu hastalarda en sık görülen özelliğin bumekanizmanın gevşekliği olduğunu belirtiyor. Bu durumsıklıklamide fıtığıyla birlikte yaşanıyor. Mide boşalımbozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenler arasında bulunuyor. Reflü’nün dört tedavi şekli olduğu belirtiliyor.

    İLAÇ TEDAVİSİ
    REFLÜ yakınması olan kişilerde başlangıçta mutlaka ilaç tedavisi uygulanıyor. Bu tedavi reflü şikâyeti olanların yüzde 80’ ini rahatlatmakla birlikte soruna neden olan mekanik bozukluğu ortadan kaldıramıyor ve reflüyü tamamen tedavi edemiyor. Bu nedenle ilaç tedavisini bırakan reflü hastalarının yüzde 90’ ında aynı yakınmalar kısa süre içinde tekrar başlıyor. Op. Dr. Levent Eminoğlu, ilaç tedavisinde 3 farklı yöntem bulunduğunu söylüyor. Bunlar;
    * Proton pompa baskılayıcı tedavi, midenin asit salgılama miktarını kontrol altına alıyor ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarını düşürüyor.
    * Aljenik ilaç tedavisiyle yemek borusunun yüzeyi kaplanarak mide asidinin etkisi azaltılıyor. Bu tedavi yönteminde, yemek borusu ilaç tarafından yüzeysel olarak sıvanıyor. Böylece yukarı çıkan asidin yemek borusu hücreleriyle karşılaşması en aza indirgenip tahriş azaltılıyor.
    * Prokinetik ajandalar yan etkilerinden dolayı en az tercih edilen ilaç tedavi yöntemi olarak görülüyor. Bu tedavi, yemek borusu hareketini düzenleyerek yukarı doğru reflü olan sıvının tekrar aşağı doğru itilmesini kolaylaştırıyor.

    ENDOSKOPİK REFLÜ CERRAHİSİ
    PLICATOR, kronik reflünün kalıcılığında altın standart olan laparoskopik cerrahide yapılan onarımı, daha az girişimsel bir yöntem olan endoskopi yolu ile taklit etme esasına dayalı bir uygulama olarak dikkat çekiyor. Endoskopik olarak yapılan kontrol sonrasında hasta bölgeye bu cihazla girilerek mide kapak mekanizmasındaki yapısal bozukluk mide içinden konulan bir ya da iki dikiş yardımıyla onarılıyor. Endoskopik reflü tedavisi en yeni ve ağızdan girilerek uygulanan ameliyatsız bir tedavi yöntemi olarak biliniyor. Özellikle cerrahi tedaviye sıcak bakmayan reflü hastalarına uygulanan yöntemin bazı sınırlamaları bulunuyor.

    LAPAROSKOPİK YÖNTEM
    LAPAROSKOPİ karından yapılan ve karın kesilmeden (0.5 ve 1 cm’lik küçük noktalardan girilerek) uygulanan bir teknik olarak tanımlanıyor. Eğer kişide mide fıtığı varsa öncelikle fıtık onarımı yapılıyor. Fıtığın büyüklüğü ve hastanın özelliklerine göre bazı hastalarda nüks riskini azaltmak amacıyla bazen yama da (mesh) kullanılıyor. Sonrasında ameliyat öncesi yapılan incelemeler ışığında hastaya özel bir anti - reflü düzenek oluşturuluyor. “Fundoplikasyon” işlemi olarak adlandırılan bu aşamada çoğu kez 360, nadiren 270 derecelik bir kapak düzeneği oluşturuluyor. Böylece yemek borusunun ileri doğru olan dalga hareketi ile gıdalar mide içine itiliyor ve geri kaçış engelleniyor. Laparoskopik reflü ameliyatlarının ortalama süresi 35 - 40 dakika sürüyor. 6 saat sonra yürütülen ve geceyi hastanede geçiren hasta ertesi gün hafif bir kahvaltı sonrasında evine gidebilir duruma geliyor.

    ROBOTİK CERRAHİ
    Op. Dr. Levent Eminoğlu, "Her ne kadar birçok cerrahi girişim laparoskopik olarak yapılıyor olsa da laparoskopinin teknik özellikleri beraberinde bazı kısıtlamaları da getiriyor” diyor. Dr. Eminoğlu, robotik teknoloji ile reflü ameliyatlarının göbekten tek bir giriş noktasından yapıldığını, bunun hem ameliyat sonrası ağrıyı hem de hareket kısıtlılığını azalttığını söylüyor."

    kaynak

Benzer Konular

  1. Yutma güçlüğü ve kilo kaybım var.Reflü olabilir miyim?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Sağlık (Genel)
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 16.Aralık.2012, 14:40
  2. Fazla kilo dizde kireçlenmeye neden olur mu?
    Konu Sahibi çocuğum ve ben Forum Sağlık (Genel)
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 20.Eylül.2011, 22:12
  3. İdrar tahlilinde lökosit sayısının fazla çıkmasının sebebi ne olabilir?
    Konu Sahibi çakıl = taşı Forum Sağlık (Genel)
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 30.Haziran.2011, 20:33
  4. Fazla su içmek tehlikeli olabilir
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Mart.2011, 17:45
  5. Otizm erkeklerde neden daha fazla?
    Konu Sahibi Defnex Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17.Eylül.2010, 12:32

Bu Konu için Etiketler