Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Otizmde Spor Terapi midir?

Burada ki en önemli olay terapi alan kişinin tam olarak işbirliğine hazır olması ve bu süreçte elde edeceği tutumların farkında olmasıdır. Tüm bu bilgilere baktığımız da bire bir spor çalışmalarının bu süreçlerin bir çoğunu içinde barındırdığını söyleyebiliriz ancak atlamamamız gereken en önemli konu tam bir terapi niteliği taşıyabilmesi için bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanların hepsinde ve belli bir sistematik çerçevesinde bilimsel olarak gerçekleşmesi gerektiğidir. Otistik çocuklara

Konuyu değerlendir: Otizmde Spor Terapi midir?

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 4330 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646

    Otizmde Spor Terapi midir?

    Burada ki en önemli olay terapi alan kişinin tam olarak işbirliğine hazır olması ve bu süreçte elde edeceği tutumların farkında olmasıdır. Tüm bu bilgilere baktığımız da bire bir spor çalışmalarının bu süreçlerin bir çoğunu içinde barındırdığını söyleyebiliriz ancak atlamamamız gereken en önemli konu tam bir terapi niteliği taşıyabilmesi için bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanların hepsinde ve belli bir sistematik çerçevesinde bilimsel olarak gerçekleşmesi gerektiğidir. Otistik çocuklara spor çalışmaları neticesi bir çok istendik hareket kazandırdığımız, sosyal çevrede bir birey olmaları yönünde çok mesafe kat ettiğimiz ve yaptığımız kaynaştırma çalışmaları ile onları hayata entegre olma aşamasında motive ettiğimiz gerçektir ancak bu çalışmalar asla bir terapi olarak algılanmamalıdır. Çünkü bu doğal bir süreçtir, otistik öğrencilerin diğer öğrencilere nazaran dezavantajlı oldukları doğal öğrenme sürecinin bir uyarlamasıdır. Bu arada unutulmaması gereken bir konu da şudur ki her insan ( tanısı ne olursa olsun ) öğrenme sürecine açıktır gerekli koşulları oluşturduğunuzda sizin öğrettiklerinizden daha fazla kendiliğinden öğrenme gerçekleştiğini 2008 yazında gerçekleştirdiğimiz Otistik Çocuklar Yaz Spor Okulu çalışmalarında bizzat tanık olduk. Örnek vermek gerekirse 7 tane otistik çocuğun havuz çıkışı başlarında her hangi bir antrenör olmadan sıraya geçerek bir birlerinin saçını kurutmalarıdır. Bu terapi değil bir sürecin onlara kazandırdığıdır. Spor çalışmaları ile ilgili detayları diğer başlıklar altında vereceğiz ancak burada şunu vurgulamakta gerekir mevcut bir şeyi olduğundan farklı göstermek ve yansıtmak doğru bir tutum değildir, spor çalışmaları her alanla ilgi kurulabilecek geniş bir alandır ve otistik çocuklar spor da çok başarılı olabilmektedirler burada dikkat etmemiz gereken bunları bir terapi yada bir mucize gibi göstererek insanları yanıltmamamız gerektiğidir.


    A Fuat Kurtuluş KILIÇ
    (e-posta: kurtulus@performansgenclikspor.org)
  2. 01.Ağustos.2010, 19:46
    #1
    Burada ki en önemli olay terapi alan kişinin tam olarak işbirliğine hazır olması ve bu süreçte elde edeceği tutumların farkında olmasıdır. Tüm bu bilgilere baktığımız da bire bir spor çalışmalarının bu süreçlerin bir çoğunu içinde barındırdığını söyleyebiliriz ancak atlamamamız gereken en önemli konu tam bir terapi niteliği taşıyabilmesi için bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanların hepsinde ve belli bir sistematik çerçevesinde bilimsel olarak gerçekleşmesi gerektiğidir. Otistik çocuklara spor çalışmaları neticesi bir çok istendik hareket kazandırdığımız, sosyal çevrede bir birey olmaları yönünde çok mesafe kat ettiğimiz ve yaptığımız kaynaştırma çalışmaları ile onları hayata entegre olma aşamasında motive ettiğimiz gerçektir ancak bu çalışmalar asla bir terapi olarak algılanmamalıdır. Çünkü bu doğal bir süreçtir, otistik öğrencilerin diğer öğrencilere nazaran dezavantajlı oldukları doğal öğrenme sürecinin bir uyarlamasıdır. Bu arada unutulmaması gereken bir konu da şudur ki her insan ( tanısı ne olursa olsun ) öğrenme sürecine açıktır gerekli koşulları oluşturduğunuzda sizin öğrettiklerinizden daha fazla kendiliğinden öğrenme gerçekleştiğini 2008 yazında gerçekleştirdiğimiz Otistik Çocuklar Yaz Spor Okulu çalışmalarında bizzat tanık olduk. Örnek vermek gerekirse 7 tane otistik çocuğun havuz çıkışı başlarında her hangi bir antrenör olmadan sıraya geçerek bir birlerinin saçını kurutmalarıdır. Bu terapi değil bir sürecin onlara kazandırdığıdır. Spor çalışmaları ile ilgili detayları diğer başlıklar altında vereceğiz ancak burada şunu vurgulamakta gerekir mevcut bir şeyi olduğundan farklı göstermek ve yansıtmak doğru bir tutum değildir, spor çalışmaları her alanla ilgi kurulabilecek geniş bir alandır ve otistik çocuklar spor da çok başarılı olabilmektedirler burada dikkat etmemiz gereken bunları bir terapi yada bir mucize gibi göstererek insanları yanıltmamamız gerektiğidir.


    A Fuat Kurtuluş KILIÇ
    (e-posta: kurtulus@performansgenclikspor.org)
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    McCandles, otizmli olarak teşhis edilmiş çocukları ''tıbben hasta" kabul etmenin önemi nedir?

    *** En önemlisi bu çocuklar birşey canlarını acıttığı zaman bize söyleyemiyorlar. Çok yüksek bir acı hissetme eşikleri ve çok fena inflamasyon olmuş bağırsakları var veya keskin kulak ağrıları olabilir, sinirlendirilmiş olabilirler, ama kulaklarını işaret edemezler, gerçekten
    sorunun ne olduğunu söyleyemezler. Dolayısıyla onların tıbben hasta olduklarına dair çok yüksek bir kuşku duymamız bizim için çok önemli ki böylece onları tedavi edebilelim.

    Otizmin baskın olarak genetik-ağırlıklı bir perspektiften görülmesiyle ilgili bir sorun var mı?

    *** Büyük bir problem var, çünkü milyonlarca dolar, otizme sebep olan tesbit
    edilmesi çok zor bir geni bulmak için yapılan genetik araştırmalara
    harcanıyor- ve hiç kimse henüz onu lokalize edebilmiş değil. Bu
    çocukların birçoğunda kesin olarak genetik bir yatkınlık olduğunu biliyoruz, ama
    açık bir patern yok ve hastalığın yayılma şekli(epidemiği) genetik değil.
    Birçoğumuz sayısı en az 4'den 6'ya kadar olan genlerin sorumlu
    olabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla hastalığa ana sebep genetikmiş gibi
    bakılması bana göre para ve zaman ısrafı demek. Elbette bu alana da makul miktarda kaynak
    aktarılabilir ama bana göre asıl sorun, şimdi hasta olan ve hemen şimdi
    tedaviye ihtiyaç duyan hepsini tamamen iyileştiremediğimiz yüzlerce
    binlerce çocuğun varlığıdır. Bütün gayret ve paranın şu anda hasta
    durumda bulunan çocuklarımıza faydası olmayan genetik araştırmaya harcanması
    yerine, çocuklarımızın en büyük ihtiyacı olan tedaviye yönlendirilmesi gerektiğini hissediyorum.

    Bunlar çok güzel gözlemler Dr. McCandless. Otizmi hangi faktörlerin tetiklediğini düşünüyorsunuz?

    *** Şu andaki otizm epidemiyolojini tetikleyen ana faktörün aşılardaki Timerasol
    ve çocuklara yapılan aşı sayısı olduğunu düşünüyorum. Aşırı antibiyotik tüketiminin ve aynı zamanda bu özel grup çocuklarda uygun beslenme bilgisi ile süt, buğday, soya gibi diğer besin maddelerine karşı aşırı hassasiyet olabileceği bilgisinin olmamasının önemli bir rolü vardır. Çok büyük çoğunlukta çocukta süt, buğday ve soyadaki büyük peptidleri sindirememe
    sorunu vardır. Ama, asıl tetikleyici faktörün, aşılardaki Thimerasol ve çocuklara bağışıklık sisteminin bu zehirlerle başa çıkamadığı çok erken dönemlerde yapılan aşı sayısının yüksekliği olduğunu düşünüyorum.


    Bunu somutlaştıran klinik laboratuvar ve diğer bilimsel çalışmalarımız var mı?


    *** Evet, araştırmalar çok hızlı gelişiyor. En önemlisi, sadece aşı miktarı artışı ile birlikte otizm artışını araştıran çalışmaların çokluğu, çocukluktaki aşıların artışı ile otizm vakalarının nasıl arttığını gösteren epidemiyolojik kanıtlar çok kuvvetli. Evet otizmde kesinlikle artış oldu. 1980 veya 1985'lerde on binde bir çocukta otizm vardı. Aşı programlarındaki
    aşı miktarı artınca, bununla birlikte otizmli çocuk sayısında da artış oldu. Bilimsel kanıtlar, ABD'de 10.000'de 1 olan otizm oranının günümüzde 166'da 1 olduğunu göstermektedir.

    Tetikleyici mekanizmaları somutlaştırmak için epidemiksel kanıtın üzerinde kliniksel laboratuvar ve diğer biyolojik bilimsel kanıtlarımız var mı?


    *** Evet, yardımımıza koşan çok mükemmel bilim adamlarımız var. Sadece son bir
    kaç yıl içinde, Dr. Richard Deth ve Dr. Jill James, Thimersol'un beyindeki sinir hücrelerine yaptığı zararı kanıtlayan birinci sınıf bilimsel araştırmaları bize sağladılar. Çalışmaları metilasyon bozukluğunun delillerini ve civa, kurşun, arsenik ve kadmiyum gibi sülfür reaktif
    metallerin ASD'li çocuklarda görülen birçok semptomları nasıl tetikleyebileceğini ortaya çıkardı. Dr. James kendi çalışma grubunda, nörotoksin etkilerinden kaynaklanan azaltılmış glutatyonunun nasıl oksidatif stres ve nörol hücre ölümü ile sonuçlandığını bize gösterdi.
    Azaltılmış hücresel metilasyon kapasitesi, azaltılmış DNA metilasyonuna yol açıyor;
    O'nun çalışması bazı belirli besin maddelerinin nasıl bu bozulmuş süreç içinde glutatyon seviyesini ve antioksidan kapasitesini tekrar kurtardığını göstermiştir. Bunun gibi temel bilimsel araştırmalar, günümüzde birçok çocuğa yardımcı olacak yeni, heyecan verici, tedavi eden önleyici stratejilere bizleri yönlendiriyor. Dr. Mady Horning fareler ile deney yaptı
    ve onlara bu toksik maddelerden verdi, fareler bizim çocuklarımızın gösterdiği davranışları gösterdiler. Dr. Boyd Haley araştırmalarını civanınbeyin hücrelerine yaptığı tahribatları üzerinde yoğunlaştırmıştır. Dolayısıyla, evet, araştırmalar geliyor, gün geçtikçe araştırma
    üstüne araştırma Thimerasolun beyin için nasıl inanılmaz bir nörotoksin olduğunu
    gösteriyor; o(thimerasol) otistik çocuklarımızda gördüğümüz semptomlar ve işaretlerle birebir örtüşen olaylar zincirini başlatıyor.

    Yalnız - psikiyatrik ilaçların da zaman zaman dahil edildiği -davranış ve eğitsel terapilere güvenmekle ilgili problem nedir?


    *** Sağlıklı, optimal bir beynin ve fonksiyonlarını iyi yapan bir metabolik sistemin eğitsel ve davranış terapilerine daha iyi yanıt vereceğini hissediyoruz. Eminiz ki, fazla zarar görmemiş belli çocuklar geliyorlar ve onlardan pek azı sadece davranış terapisi ile iyileşiyor çünkü, biliyoruz ki, beyin stimülasyonu(uyarılması) nörol gelişimi artırıyor ve çocuklar büyüdükçe daha sağlıklı bağırsaklara sahip oluyorlar. Davranış ve eğitsel terapinin biyomedikal tedavi ile kombinasyonu ile çocuklar daha sağlıklı bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemine sahip oluyorlar ve böylece genele bakıldığında daha sağlıklı olmakla birlikte daha fazla ilerleme elde
    ediyorlar.

    Bu çok güzel bir nokta, Dr. McCandles. Kitabınızı niçinBeyinleri Gıdaya Hasret Çocuklar diye isimlendirdiniz.


    *** Torunum Chelsey'i 8 yıl önce iyileştirmeye çalışırken yaptığımkeşiflerden ve çabalarımdan öğrendiğim kadarıyla, bu çocukların beslenme bozuklukları ve sindirim problemleri olduğundan beyinlerinin normal olarak çalışabilmesi için ihtiyaç duydukları gıdayı alamamaktadırlar. Dolayısıyla, temel olarak, ne kasdediliyorsa o. Bozulan bağırsak sistemleri ve bozulan bağışıklık sisteminden dolayı, bu çocuklar beyinlerinin normal çalışabilmesi için ihtiyaç duyduğu gıdayı alamamaktadırlar


    Otistik çocukların çoğunluğunda hangi fizyolojik sistemler etkilenmektedir ?


    *** Pratikte hepsi. Birçok çocukta sindrim sistemi bozukluğu olduğunu biliyorum.
    Gerçekten, birisi otizme bağırsak hastalığı diyebilir, çünkü hemen hemen hiç değişmeyen biçimde, çeşitli yiyecekleri sindiremeyen ve vücudun beslenmesi için parçalayamayan bu çocukların bağırsakları endoskopiye girdiği zaman, inflamasyon ve genişlemiş limp nodülleri ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bağırsağın etkilenen ilk ve en temel sistem olduğunu söyleyebilirim. Erken dönemlerde aşılarla birlikte enjekte edilen civanın bağırsakları ve
    bağışıklık sistemini bozduğunu biliyoruz. Aldıkları zehirden etkilenen en önemli iki biyolojik sistem bağırsak ve bağışıklık sistemidir. Bu fasit dairedir, bağışıklık sistemi bozuluyor ve dolayısıyla bu çocuklar çeşitli enfeksiyonlar kapıyorlar. Birçok çocuk bebeklikte kulak enfeksiyonu geçirmekte ve bu rahtasızlığa bir sürü antibiyotik kullanımı eşlik etmektedir. Antibiyotikler de, bağırsak ve bağışıklık sistemine hasar veren diğer bir faktördür. İnflamasyon olmuş bağırsaklar mantar ve klostride gibi patojenlerin saldırılarına zaten yatkınken bunu bağırsaklara daha da zarar veren ve faydalı bakterileri öldüren antibiyotik kullanımı eklenince, ortaya çıkan bağırsak hasarı, bağışıklık bozukluğu, daha fazla anbiyotik,
    daha fazla zarar şeklinde sürgit devam eden bir döngü görülmekte ve uygun besinleri sindiremeyen bağırsaklar ve çocukları sağlıklı durumda tutamayan bir bağışıklık sistemi oluşmaktadır.

    Sizin yorumunuza göre -hatta programlanmış bir doktor randevusundan bile önce- otizm spektrum bozukluğundan şüphelenen bir evebeynin ilk yapması gereken şey nedir?


    *** Sanırım kendini eğitmek- okumak, diğer evebeynler ile konuşmak. Anne ve babalar internete girmeli ve oradaki zengin bilgiden faydalanmalıdır. Elbette, onların neyi nasıl yapmaları gerektiğinin güzelce anlatıldığı en temel eserlerden biri olan benim kitabımı okuyarak başlayabilirler. Doktor randevusuna gitmeden önce bir çok şey yapabilirler. En önemli ve ilk yapılması gereken şey süt, buğday ve soyayı kaldırmaktır. Bu
    çocukların, süt, buğday ve soyada bulunan
    peptidleri
    parçalayamadıklarını dolayısıyla sindiremediklerini çok iyi biliyoruz. Bunlar ise beyin için zehirdir ve evebeynlerin yapacağı ilk sıradaki şey bunları çocukların diyetinden çıkarmaktır.

    Evebeynlerin nasıl bir doktordan randevu alacağı farkeder mi ?


    *** Evet, bu alanda eğitim almış bir DAN! doktoru
    çalışabilirsiniz, bu ideal olanı, ancak, bu her zaman mümkün
    olamayabiliyor. Bulacağınız doktor sizin isteklerinize açık olmalı yani bağırsak, bağışıklık sistemi ve çocuklarımızda var olan diğer problemleri araştırma isteğinize olumlu yaklaşmalıdır. Bu çocukların "tıbben hasta" olduğu gerçeğine açık, bağırsaklarıda mantar ve klostride olup olmadığını araştıracak ve inceleyecek, çocukların daha iyi duruma gelmeleri için, uygun besinler tavsiye edebilmek, mantarları yok etmek gibi bağırsakların tedavisine yönelik araştırma yapmaya istekli bir doktora olmalıdır.

    Randevuya gitmeden önce evebeynler sizin biraz önce değindiğiniz şeyleri yaparlar; randevuya giderler; şüpheleri doğru çıkar. Teşhisi alan bir evebeyn ilk olarak ne yapmalıdır?


    *** Kendilerini 24/7'lik çok büyük bir çalışmaya hazırlasınlar, çünkü bu çocukları iyileştirmek, onlar için muazzam bir görevdir. Bunu sonsuza kadar sürecek bir şey gibi algılamamaları için onları cesaretlendiriyorum, ama şimdi bu çocukları iyileştirmak için ihtiyaç duyacakları şeylere dikkat kesilmeliler. Bunu yaşamamış evebeynler için en zor olanı, sanırım, çocuklarının diğer birçok çocuğun yediği birçok yiyeceği yiyemeyeceğini
    algılamalarıdır. Onlar pizza, dondurma ve kızarmış tavuk yiyemezler. Birçok çocuğun
    bayıldığı yiyecekleri yiyemezler. Çok katı bir diyete sokulmalılar. Bu onların iyileşmesi için yapılması gereken bir numaralı şeydir. Bu çocuklarla çalışmaya başladığım ilk zamanlarda iki grup evebeyn vardı. Biri, çok bilinçli evebeynler, uymak zorunda oldukları herşeye uydular: buğdayı kaldırdılar, sütü kaldırdılar, soyayı kaldırdılar, ve en sonunda
    şekeri kaldırdılar. Bu çocuklar daha iyi, daha iyi, daha iyi oldular. Daha dirençli
    bir diğer evebeyn grubum daha vardı. Ufacık bir parça şekerin veya ekmeğin veya bir şekerlemenin onları incitebileceğine inanamadılar. Ve bu çocuklar defalarca, sürekli olarak mantar enfeksiyonu, klostride enfeksiyonu kaptılar ve gerileme yaşadılar. En sonunda kendi hastalarımı kendim seçecek kadar ünlü olduğumda, basitçe onlara "Katı diyet uygulamaya isteksiz ve bu konuda ciddi gayret sarf etmeyecek evebeynleri hastam olarak almıyorum."
    diyorum. Eğer bu çocukların bağırsaklarını iyileştiremez isek hiçbir yere varamıyoruz. Onların bağırsaklarını iyileştirmek ilk numaralı kural.

    Bu güzel bir nokta. Diyetin ya tamamen ya da hiç diyeti olduğunu duymuştum. Bazı evebeynler, çocukların bireysel eğitim planına uygun özel bir diyetin yazılması için gayret edilebileceğini belirttiler.


  4. 23.Ağustos.2010, 18:03
    #2
    McCandles, otizmli olarak teşhis edilmiş çocukları ''tıbben hasta" kabul etmenin önemi nedir?

    *** En önemlisi bu çocuklar birşey canlarını acıttığı zaman bize söyleyemiyorlar. Çok yüksek bir acı hissetme eşikleri ve çok fena inflamasyon olmuş bağırsakları var veya keskin kulak ağrıları olabilir, sinirlendirilmiş olabilirler, ama kulaklarını işaret edemezler, gerçekten
    sorunun ne olduğunu söyleyemezler. Dolayısıyla onların tıbben hasta olduklarına dair çok yüksek bir kuşku duymamız bizim için çok önemli ki böylece onları tedavi edebilelim.

    Otizmin baskın olarak genetik-ağırlıklı bir perspektiften görülmesiyle ilgili bir sorun var mı?

    *** Büyük bir problem var, çünkü milyonlarca dolar, otizme sebep olan tesbit
    edilmesi çok zor bir geni bulmak için yapılan genetik araştırmalara
    harcanıyor- ve hiç kimse henüz onu lokalize edebilmiş değil. Bu
    çocukların birçoğunda kesin olarak genetik bir yatkınlık olduğunu biliyoruz, ama
    açık bir patern yok ve hastalığın yayılma şekli(epidemiği) genetik değil.
    Birçoğumuz sayısı en az 4'den 6'ya kadar olan genlerin sorumlu
    olabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla hastalığa ana sebep genetikmiş gibi
    bakılması bana göre para ve zaman ısrafı demek. Elbette bu alana da makul miktarda kaynak
    aktarılabilir ama bana göre asıl sorun, şimdi hasta olan ve hemen şimdi
    tedaviye ihtiyaç duyan hepsini tamamen iyileştiremediğimiz yüzlerce
    binlerce çocuğun varlığıdır. Bütün gayret ve paranın şu anda hasta
    durumda bulunan çocuklarımıza faydası olmayan genetik araştırmaya harcanması
    yerine, çocuklarımızın en büyük ihtiyacı olan tedaviye yönlendirilmesi gerektiğini hissediyorum.

    Bunlar çok güzel gözlemler Dr. McCandless. Otizmi hangi faktörlerin tetiklediğini düşünüyorsunuz?

    *** Şu andaki otizm epidemiyolojini tetikleyen ana faktörün aşılardaki Timerasol
    ve çocuklara yapılan aşı sayısı olduğunu düşünüyorum. Aşırı antibiyotik tüketiminin ve aynı zamanda bu özel grup çocuklarda uygun beslenme bilgisi ile süt, buğday, soya gibi diğer besin maddelerine karşı aşırı hassasiyet olabileceği bilgisinin olmamasının önemli bir rolü vardır. Çok büyük çoğunlukta çocukta süt, buğday ve soyadaki büyük peptidleri sindirememe
    sorunu vardır. Ama, asıl tetikleyici faktörün, aşılardaki Thimerasol ve çocuklara bağışıklık sisteminin bu zehirlerle başa çıkamadığı çok erken dönemlerde yapılan aşı sayısının yüksekliği olduğunu düşünüyorum.


    Bunu somutlaştıran klinik laboratuvar ve diğer bilimsel çalışmalarımız var mı?


    *** Evet, araştırmalar çok hızlı gelişiyor. En önemlisi, sadece aşı miktarı artışı ile birlikte otizm artışını araştıran çalışmaların çokluğu, çocukluktaki aşıların artışı ile otizm vakalarının nasıl arttığını gösteren epidemiyolojik kanıtlar çok kuvvetli. Evet otizmde kesinlikle artış oldu. 1980 veya 1985'lerde on binde bir çocukta otizm vardı. Aşı programlarındaki
    aşı miktarı artınca, bununla birlikte otizmli çocuk sayısında da artış oldu. Bilimsel kanıtlar, ABD'de 10.000'de 1 olan otizm oranının günümüzde 166'da 1 olduğunu göstermektedir.

    Tetikleyici mekanizmaları somutlaştırmak için epidemiksel kanıtın üzerinde kliniksel laboratuvar ve diğer biyolojik bilimsel kanıtlarımız var mı?


    *** Evet, yardımımıza koşan çok mükemmel bilim adamlarımız var. Sadece son bir
    kaç yıl içinde, Dr. Richard Deth ve Dr. Jill James, Thimersol'un beyindeki sinir hücrelerine yaptığı zararı kanıtlayan birinci sınıf bilimsel araştırmaları bize sağladılar. Çalışmaları metilasyon bozukluğunun delillerini ve civa, kurşun, arsenik ve kadmiyum gibi sülfür reaktif
    metallerin ASD'li çocuklarda görülen birçok semptomları nasıl tetikleyebileceğini ortaya çıkardı. Dr. James kendi çalışma grubunda, nörotoksin etkilerinden kaynaklanan azaltılmış glutatyonunun nasıl oksidatif stres ve nörol hücre ölümü ile sonuçlandığını bize gösterdi.
    Azaltılmış hücresel metilasyon kapasitesi, azaltılmış DNA metilasyonuna yol açıyor;
    O'nun çalışması bazı belirli besin maddelerinin nasıl bu bozulmuş süreç içinde glutatyon seviyesini ve antioksidan kapasitesini tekrar kurtardığını göstermiştir. Bunun gibi temel bilimsel araştırmalar, günümüzde birçok çocuğa yardımcı olacak yeni, heyecan verici, tedavi eden önleyici stratejilere bizleri yönlendiriyor. Dr. Mady Horning fareler ile deney yaptı
    ve onlara bu toksik maddelerden verdi, fareler bizim çocuklarımızın gösterdiği davranışları gösterdiler. Dr. Boyd Haley araştırmalarını civanınbeyin hücrelerine yaptığı tahribatları üzerinde yoğunlaştırmıştır. Dolayısıyla, evet, araştırmalar geliyor, gün geçtikçe araştırma
    üstüne araştırma Thimerasolun beyin için nasıl inanılmaz bir nörotoksin olduğunu
    gösteriyor; o(thimerasol) otistik çocuklarımızda gördüğümüz semptomlar ve işaretlerle birebir örtüşen olaylar zincirini başlatıyor.

    Yalnız - psikiyatrik ilaçların da zaman zaman dahil edildiği -davranış ve eğitsel terapilere güvenmekle ilgili problem nedir?


    *** Sağlıklı, optimal bir beynin ve fonksiyonlarını iyi yapan bir metabolik sistemin eğitsel ve davranış terapilerine daha iyi yanıt vereceğini hissediyoruz. Eminiz ki, fazla zarar görmemiş belli çocuklar geliyorlar ve onlardan pek azı sadece davranış terapisi ile iyileşiyor çünkü, biliyoruz ki, beyin stimülasyonu(uyarılması) nörol gelişimi artırıyor ve çocuklar büyüdükçe daha sağlıklı bağırsaklara sahip oluyorlar. Davranış ve eğitsel terapinin biyomedikal tedavi ile kombinasyonu ile çocuklar daha sağlıklı bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemine sahip oluyorlar ve böylece genele bakıldığında daha sağlıklı olmakla birlikte daha fazla ilerleme elde
    ediyorlar.

    Bu çok güzel bir nokta, Dr. McCandles. Kitabınızı niçinBeyinleri Gıdaya Hasret Çocuklar diye isimlendirdiniz.


    *** Torunum Chelsey'i 8 yıl önce iyileştirmeye çalışırken yaptığımkeşiflerden ve çabalarımdan öğrendiğim kadarıyla, bu çocukların beslenme bozuklukları ve sindirim problemleri olduğundan beyinlerinin normal olarak çalışabilmesi için ihtiyaç duydukları gıdayı alamamaktadırlar. Dolayısıyla, temel olarak, ne kasdediliyorsa o. Bozulan bağırsak sistemleri ve bozulan bağışıklık sisteminden dolayı, bu çocuklar beyinlerinin normal çalışabilmesi için ihtiyaç duyduğu gıdayı alamamaktadırlar


    Otistik çocukların çoğunluğunda hangi fizyolojik sistemler etkilenmektedir ?


    *** Pratikte hepsi. Birçok çocukta sindrim sistemi bozukluğu olduğunu biliyorum.
    Gerçekten, birisi otizme bağırsak hastalığı diyebilir, çünkü hemen hemen hiç değişmeyen biçimde, çeşitli yiyecekleri sindiremeyen ve vücudun beslenmesi için parçalayamayan bu çocukların bağırsakları endoskopiye girdiği zaman, inflamasyon ve genişlemiş limp nodülleri ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bağırsağın etkilenen ilk ve en temel sistem olduğunu söyleyebilirim. Erken dönemlerde aşılarla birlikte enjekte edilen civanın bağırsakları ve
    bağışıklık sistemini bozduğunu biliyoruz. Aldıkları zehirden etkilenen en önemli iki biyolojik sistem bağırsak ve bağışıklık sistemidir. Bu fasit dairedir, bağışıklık sistemi bozuluyor ve dolayısıyla bu çocuklar çeşitli enfeksiyonlar kapıyorlar. Birçok çocuk bebeklikte kulak enfeksiyonu geçirmekte ve bu rahtasızlığa bir sürü antibiyotik kullanımı eşlik etmektedir. Antibiyotikler de, bağırsak ve bağışıklık sistemine hasar veren diğer bir faktördür. İnflamasyon olmuş bağırsaklar mantar ve klostride gibi patojenlerin saldırılarına zaten yatkınken bunu bağırsaklara daha da zarar veren ve faydalı bakterileri öldüren antibiyotik kullanımı eklenince, ortaya çıkan bağırsak hasarı, bağışıklık bozukluğu, daha fazla anbiyotik,
    daha fazla zarar şeklinde sürgit devam eden bir döngü görülmekte ve uygun besinleri sindiremeyen bağırsaklar ve çocukları sağlıklı durumda tutamayan bir bağışıklık sistemi oluşmaktadır.

    Sizin yorumunuza göre -hatta programlanmış bir doktor randevusundan bile önce- otizm spektrum bozukluğundan şüphelenen bir evebeynin ilk yapması gereken şey nedir?


    *** Sanırım kendini eğitmek- okumak, diğer evebeynler ile konuşmak. Anne ve babalar internete girmeli ve oradaki zengin bilgiden faydalanmalıdır. Elbette, onların neyi nasıl yapmaları gerektiğinin güzelce anlatıldığı en temel eserlerden biri olan benim kitabımı okuyarak başlayabilirler. Doktor randevusuna gitmeden önce bir çok şey yapabilirler. En önemli ve ilk yapılması gereken şey süt, buğday ve soyayı kaldırmaktır. Bu
    çocukların, süt, buğday ve soyada bulunan
    peptidleri
    parçalayamadıklarını dolayısıyla sindiremediklerini çok iyi biliyoruz. Bunlar ise beyin için zehirdir ve evebeynlerin yapacağı ilk sıradaki şey bunları çocukların diyetinden çıkarmaktır.

    Evebeynlerin nasıl bir doktordan randevu alacağı farkeder mi ?


    *** Evet, bu alanda eğitim almış bir DAN! doktoru
    çalışabilirsiniz, bu ideal olanı, ancak, bu her zaman mümkün
    olamayabiliyor. Bulacağınız doktor sizin isteklerinize açık olmalı yani bağırsak, bağışıklık sistemi ve çocuklarımızda var olan diğer problemleri araştırma isteğinize olumlu yaklaşmalıdır. Bu çocukların "tıbben hasta" olduğu gerçeğine açık, bağırsaklarıda mantar ve klostride olup olmadığını araştıracak ve inceleyecek, çocukların daha iyi duruma gelmeleri için, uygun besinler tavsiye edebilmek, mantarları yok etmek gibi bağırsakların tedavisine yönelik araştırma yapmaya istekli bir doktora olmalıdır.

    Randevuya gitmeden önce evebeynler sizin biraz önce değindiğiniz şeyleri yaparlar; randevuya giderler; şüpheleri doğru çıkar. Teşhisi alan bir evebeyn ilk olarak ne yapmalıdır?


    *** Kendilerini 24/7'lik çok büyük bir çalışmaya hazırlasınlar, çünkü bu çocukları iyileştirmek, onlar için muazzam bir görevdir. Bunu sonsuza kadar sürecek bir şey gibi algılamamaları için onları cesaretlendiriyorum, ama şimdi bu çocukları iyileştirmak için ihtiyaç duyacakları şeylere dikkat kesilmeliler. Bunu yaşamamış evebeynler için en zor olanı, sanırım, çocuklarının diğer birçok çocuğun yediği birçok yiyeceği yiyemeyeceğini
    algılamalarıdır. Onlar pizza, dondurma ve kızarmış tavuk yiyemezler. Birçok çocuğun
    bayıldığı yiyecekleri yiyemezler. Çok katı bir diyete sokulmalılar. Bu onların iyileşmesi için yapılması gereken bir numaralı şeydir. Bu çocuklarla çalışmaya başladığım ilk zamanlarda iki grup evebeyn vardı. Biri, çok bilinçli evebeynler, uymak zorunda oldukları herşeye uydular: buğdayı kaldırdılar, sütü kaldırdılar, soyayı kaldırdılar, ve en sonunda
    şekeri kaldırdılar. Bu çocuklar daha iyi, daha iyi, daha iyi oldular. Daha dirençli
    bir diğer evebeyn grubum daha vardı. Ufacık bir parça şekerin veya ekmeğin veya bir şekerlemenin onları incitebileceğine inanamadılar. Ve bu çocuklar defalarca, sürekli olarak mantar enfeksiyonu, klostride enfeksiyonu kaptılar ve gerileme yaşadılar. En sonunda kendi hastalarımı kendim seçecek kadar ünlü olduğumda, basitçe onlara "Katı diyet uygulamaya isteksiz ve bu konuda ciddi gayret sarf etmeyecek evebeynleri hastam olarak almıyorum."
    diyorum. Eğer bu çocukların bağırsaklarını iyileştiremez isek hiçbir yere varamıyoruz. Onların bağırsaklarını iyileştirmek ilk numaralı kural.

    Bu güzel bir nokta. Diyetin ya tamamen ya da hiç diyeti olduğunu duymuştum. Bazı evebeynler, çocukların bireysel eğitim planına uygun özel bir diyetin yazılması için gayret edilebileceğini belirttiler.


  5. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Evet, gittikleri okulun, ev büyüklerinin ve bu çocuklara bakan kişilerin alınan bu yiyeceklerin bu çocukları zehirlediği konusunda çok iyi bilinçlendirilmeleri ve eğitilmeleri son derece önemlidir. Bazen, sadece bu yiyeceklere alerjik olduğunu söyleyebilirsiniz. Okula, çocuğunuzun bu yiyeceklere alerjik olduğunu söyleyin ve eğer çocuğunuz alerjik bir
    reaksiyona girerse onlar sorumlu olurlar. Bu gerçek bir alerji değil ama o kadar da kötüdür. Artık bu çocukların buğdaya, süte alerjileri olup olmadığını araştırmak için evebeynlerin parasını testlerle heba etmiyorum, çünkü testlerde normal çıkan birçok çocuk sorun yaşıyor ve bu sorunlarla diyete başlınınca başa çıkabiliyorlar ve çok kıymetli zaman heba olmuş
    oluyor. Dolayısıyla benim hastalarımın 100%'ü hemen diyete başlıyor ve çocuklarının diyetini 100% gözlemleyen evebeynlerin çocukları ile daha güzel başarılar yakalıyoruz. En başta sadece buğday ve süt idi. Ve sonuncusu şekerdir ve şeker mantar enfeksiyonlarının defalarca büyümesine ve tekrar etmesine yol açan bir suçludur. Mantarlar şekeri sever, bu onların favori yiyeceğidir. Çocuğunuza verdiğniz her şekerleme ile mantarların
    çoğalmasına davetiye çıkarıyorsunuz. Ve mesajımızı evebeynlere gerçekten ulaştırana
    kadar, onların iyileşmesini geciktiriyoruz.


    Yapay renklendiriciler ve yapay tadlandırıcılar hakkında ne
    düşünüyorsunuz ?


    *** Evet, bazı çocuklar fenollere karşı çok hassaslar. Bizim çocukların
    detoksifikasyonla iligili problemleri var. Bu otistik çocuklara özgü bir
    karakteristik – birçok insanın başa çıkabildiği toksinler ile onlar başa çıkamıyorlar. Onların sisteminin gerçekten mümkün olduğu kadar toparlanabilmesi için yiyeceklerini ve çevrelerini toksinlerden arındırmak zorundayız.

    Yeni bir hasta ile karşılaştığınız zaman belirlemeye çalıştığınız ilk şeyler nelerdir ?


    *** Bu çocuklar çok güzel görünmelerine rağmen çok hasta olabilirler, dolayısla
    gerçekten hasta olup olmadıklarını anlamaya çalışırım. Gerçekten bir çoğunun melek gibi mükemmel mimikleri var. Birçoğu henüz sağlıksız görünmemesine rağmen, test yaptığımız zaman değişik beslenme bozuklukları var, bazılarının yıllarca süren mantar enfeksiyonları var. Bu insanı hayrete düşürüyor. Dolayısıyla ilk yapmaya çalıştığım şey, evebeynlerin ne yapmaya çalıştıklarını anlamak, yani çocuklarını nasıl iyileştirmek istediklerine
    yönelik davranışlarını ve ne kadar çaba harcamayı düşündüklerini anlamaya çalışırım.
    Bu çocuklarla öğrenme eğrimin başlarında bağırsaklarını test edebilirdim, mantar olup olmadığını önce görmeye çalışıp, onu tedavi edebilirdim. Ama şimdi hissettiğim en iyi şey bütün herşeyi test etmek- bağırsakları, bağışıklık sistemini, metabolik sistemi ve zehirlenmeyi test etmek. Bütün bu testler ile bu çocuk için bir iyileştirme planı oluşturabiliyorum. Bu
    büyük bir mali yatırım olmasına rağmen, gerçekten resmi anlamak için değer,
    bütün bu ön hazırlık testlerden uzun bir zaman için çocuğun neye ihtiyacı
    olduğu tasarlanabilir.


    Şimdi eş zamanlı test yapmaktan bahsettiniz. Ama otistik bir hastada her defasında bir belirtiyi(semptomu) iyileştirmek en iyisi değil mi, veya, maksimum efektifliği ve optimum kurtulmayı sağlamak için tercih edilen bir sıra yok mu?*


    *** Bu karışık bir soru çünkü bağırsakları iyileştirmek zorundayız. Ve bağırsakları iyileştirmek öncelikle mantar veya klostridum enfeksiyonunu iyileştirmeyi içerebilir, ancak zamanla alınan gıdaları da değiştirmemize gerek var. Dolayısyla bağırsak iyileştirme sürecinin bir numaralı önleminin, diyet içinde bağırsak inflamasyonuna yol açan yiyeceklerin
    diyetten kaldırılması gerektiğidir diyebilirim, diyeti ayarlamak diğer şeylerden önce gelen bir numara önceliktir- o zarar veren yiyecekleri uzaklaştıramaya gerek var. Ondan sonra bağırsaklarda herhangi bir enfeksiyon varsa onu iyileştirmemiz gerekir. Dolayısıyla bağırsakları iyileştirmek ve ihtiyaç duydukları birçok yiyeceği değiştirmek bir numara, ve besin maddelerini değiştirip bağırsakları iyileştirirken bir yandan da metabolik
    dengesizliği iyileştirmek için metilkobalamin enjeksiyonuna hemen başta başlayabilirsiniz, hepsi beraber çalışmaktadır. Dolayısıyla sürekli olarak, ilk bağırsakları iyileştir ve ikinci olarak metabolizmayı düzeltmek ama temelde *bütün bunlar eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir.
    Bundan sonra, çocuğu iyi bir duruma getirdiğimiz zaman, üçüncü olarak ağır metalleri atmak istiyoruz. Bu şelayon veya detoksifikasyon sürecine bakmaya başladığımız zaman oluyor. Bir çok çocukta virüs enfeksiyonu da var, ama benim ölçeğime göre virüs testini genel değerlendirmede yapmama rağmen, genellikle dördüncü adım oluyor. Bağırsakları iyileştirmek, yiyecekleri değiştirmek, metabolik dengesizliği düzeltmek, ağır metalleri atmak ve ondan sonra virüs tedavisi. Ağır metalleri kaldırdığımız zaman, virüslerin
    kendiliğinden halledildiğini birçok durumda sık sık görüyoruz. Hepimizde virüs var,
    ancak eğer onlar ile başa çıkamıyor isek, bazen antivirüs tedavisine acilen başlamamız gerekebilir, ama bağırsakları iyileştirmek, yiyecekleri değiştirmek ve metalleri dışarı atmak sık sık virüslerin de çaresine bakıyor.


    Yeni bir hasta ofisinize doğru yürürken, çocuğun fizyolojisinin ne kadar etkilendiği ve bu etkiyle ilgili gösterebildikleri semptomlar arasında bir korelasyon var mı ve bu hastanın durumu için ne tahmin edebiliyorsunuz ?

    *** Teri, bu en zor soru, cevap hayır, o korelasyonu yapmanın çok zor olduğunu söyleyebilirim. Bir süre sonra, yüzlerce çocuğu gördükten sonra, sadece sorunlarını biliyorum, beslenme bozuklukları olduğunu biliyorum. Ama bunu her zaman göstermiyorlar. Çoğunlukla çocuklar iyi görünürler; ne kadar kötü "stim" yaptıklarını veya ne kadar kompulsif olduklarını söyleyemezsiniz. Gerçekten açık şekilde korelasyon yapamazsınız. Bazı çocukların inanılmaz dengesizlikleri, inanılmaz inflamasyonları var,ve herhangi bir semptom göstermiyorlar Diğerleri (tipik çocuklar) birçok semptom gösterebiliyor, kanepe üzerine
    yüzükoyun yatıyorlar, karınlarına baskı yapılmasını istiyorlar, bu onların açıkça mide ağrısı olduğunu gösteriyor. Ama bu çok şaşırtıcı, bu çocukların çok yüksek acı hissetme eşikleri var, ve çoğu zaman semptom gösteremedikleri için onları teşhis edemiyorum. Çoğunlukla teşhiş edebildiğim şey, evebeylerin çocukları için ellerinden gelen herşeyi yapmaya olan istekleri bu da en büyük faktördür. Ve en yakın zamanda ne yapabilirlerse hemen yapmak istiyorlar. Ve onları iyileştirmek için başlanacak işe ne kadar erken başlanırsa, o kadar iyi tepkiler alacağımızı kavradık.

    Öyleyse bize önemli olan lab testlerinden bahset. Sanırım buna çoktan değinmiştin.

    *** Bir sistem üzerinde çalıştım, genellikle ilk tetkik için on veya onbir test istiyorum. Anlandırayım mı?


    Olur.....

    *** 1) Bir tane I-90 food IgG Hipersensitivite testi ısmarlıyorum. (incelediğim
    bütün çocuklar çoktandır diyetteler – diyete başlayana kadar bu testi yapmıyorum.) Bu çocuklar başta bu diyette iyi gidebilirler, sonra duraklama hatta gerileme bile yaşayabilirler. Bir hipersensitivite testi yapmamız gerekir çünkü yumurta, mısır veya diyetlerinde bulunan hiç şüphelenmeyeceği bir şeye karşı hassasiyet geliştirebilirler. Bazı evebeynler "bu diyet işe
    yaramıyor" diyebilir bunun sebebi, onların gluten ve kazeinden öteye geçememeleridir ve soyayı veya mısırı veya çocuklarının hassasiyet geliştirdiği başka bir yiyeceği diyetlerinden çıkarmadıkları içindir. Dolayısıyla bu, *diyete başlandıktan sonra* kontrol edilmesi gereken çok önemli bir şeydir.

    2) Toksik boşaltım resmini ölçmek için Hair Elements-Saç Elementleri(saç toksikleri değil)'i kontrol ederim. Bazı insanlar saç elementleri kullanmıyorlar; ben onları 6 yıldır kullanıyorum ve çok faydalı buluyorum. Bununla birlikte, iyi okuyabilmek için tecrübeye ihtiyaç var.

    3) Bağırsakların durumunu anlamak ve ne tür probiyotiklere ihtiyaç olduğunu
    anlamak için Comprehensive Stool Analysis with Parisitology (Parazitoloji ile birlikte Kapsamlı Dışkı Analizi) testi yaptırıyorum. Bütün bu çocukların probiyotiğe ihtiyaçları var- probiyotikler "iyi huylu bakterilerdir".

    4) Plasma Amino Acid Analysis (Plazma Amino Asit Analizi) testi yapıyorum. Büyük peptidleri daha küçük parçlara ayırmada yaşanan bozukluk, bu çocukların bir çoğunda çok önemli amino asitlerin eksik olmasına sebeb oluyor. Bunlar beyindeki nörotransmitterlere prekursör(ön madde) oluyorlar. Hemen hemen tüm çocukların amino asit değişimine ihtiyaçları var. Amino asit testinden, tamamen onların ihtiyaçlarına uyarlanmış bir formul veriyorum.

    5) Bir sonraki test Homocysteine (homosistin) testi. Kısmen metilasyon durumunu ve folate metabolizmasını anlamamıza yardımcı oluyor.

    6) RBC(red blood cells-kırmızı kan hücreleri) Elements(mineral ve toksinler)'i kontrol ediyorum. Önemli mineral ve toksik metallerin hücreler arası seviyesini kontrol etmek için çok önemli bir testtir, hem şelasyon öncesinde hem de şelasyon yaparken önemlidir.

    7) İhtiyaç duydukları önemli antioksidantları belirlemek için Vitamin Panel testi yapıyorum.

    8) Plasma Fatty Acid Analysis(plazman yağ asit analizi) testi yapıyorum. Omega 3'ler bu çocukların çoğunluğunda herzaman eksiktir- omaga 6'larda dahil. Yağ asitleri beyin hücrelerinin büyük bir bölümü yağ olduğu için önemlidir.

    9) Organix analizi (idrar organik asiti) yapıyorum. Bu bana birçok metabolik bozuklukları bildirir ve mantar veya klostride enfeksiyonu olup olmadığını bildirir. Var olan bir mantar enfeksiyonunu dışkı çoğu kez göstermeyeceği için, aslında bu amaç için bu test dışkıdan daha iyidir. Dolayısıyla dışkı testi yaptıran evebeynler testte mantar çıkmazsa çocuklarında mantar olmadığını düşünecekler. Bu bütün çocuklarda var olan durumun tam zıttı bir olaydır. Çoğu kez dışkı testi sürecinde mantarlar daha tesbit edilemeden toplanma sırasında öldürürlerler. Eğer mevcutsa, bu genellikle kuvvetli bir enfeksiyondur, ama mantar mukoza içinde derinlere yerleşir ve koloni kurarlar, ve eğer mantarlar Organix içinde mevcut ise onları idarar içinde bulabilmek için bir yan ürün almanız gerekiyor.

    10) Bir sonraki test, Immunosciences Labs, Beverly Hills, CA adresinde yapılan Premier Autism Panel'idir. Bağışıklık sisteminin elementlerinin kontrol edildiği bu bağışıklık/virüs paneli toplam 17 testten oluşmaktadır. Zehirlilik için başka bir test daha var- hücresel metallothionein challenge test – bu test bize çocuğun kendi kendine ne kadar detoksifikasyon
    yapabildiğini bildirir. Bu test, diğer proseslerin arasında otoimmunm prosesin
    bir göstergesi olarak, virüs antikorlarının titerleri (kimyasal rekasiyon için ihtiyaç duydukları madde) ve beyinde oto antikorlara karşı olan titerleri kontrol eder. Son derece önemli bir paneldir.

    11) Ve onbirincisi temel CBC(complete blood test-tam kan sayımı), karaciğer enzimlerini kontol eden bir Chemistry Panel, bir Iron panel, ve bir de Thyroid paneldir. BTW, hypothyroidism bizim çocuklarda nadir görülmeyen bir durumdur.
    İşte bu bana ilk defa gelen bir hastayı nasıl değerlendirdiğim ile ilgili bir listedir. Dışkıyı, saçı, idrarı ve kanı kontrol ediyorum.
  6. 23.Ağustos.2010, 18:03
    #3
    Evet, gittikleri okulun, ev büyüklerinin ve bu çocuklara bakan kişilerin alınan bu yiyeceklerin bu çocukları zehirlediği konusunda çok iyi bilinçlendirilmeleri ve eğitilmeleri son derece önemlidir. Bazen, sadece bu yiyeceklere alerjik olduğunu söyleyebilirsiniz. Okula, çocuğunuzun bu yiyeceklere alerjik olduğunu söyleyin ve eğer çocuğunuz alerjik bir
    reaksiyona girerse onlar sorumlu olurlar. Bu gerçek bir alerji değil ama o kadar da kötüdür. Artık bu çocukların buğdaya, süte alerjileri olup olmadığını araştırmak için evebeynlerin parasını testlerle heba etmiyorum, çünkü testlerde normal çıkan birçok çocuk sorun yaşıyor ve bu sorunlarla diyete başlınınca başa çıkabiliyorlar ve çok kıymetli zaman heba olmuş
    oluyor. Dolayısıyla benim hastalarımın 100%'ü hemen diyete başlıyor ve çocuklarının diyetini 100% gözlemleyen evebeynlerin çocukları ile daha güzel başarılar yakalıyoruz. En başta sadece buğday ve süt idi. Ve sonuncusu şekerdir ve şeker mantar enfeksiyonlarının defalarca büyümesine ve tekrar etmesine yol açan bir suçludur. Mantarlar şekeri sever, bu onların favori yiyeceğidir. Çocuğunuza verdiğniz her şekerleme ile mantarların
    çoğalmasına davetiye çıkarıyorsunuz. Ve mesajımızı evebeynlere gerçekten ulaştırana
    kadar, onların iyileşmesini geciktiriyoruz.


    Yapay renklendiriciler ve yapay tadlandırıcılar hakkında ne
    düşünüyorsunuz ?


    *** Evet, bazı çocuklar fenollere karşı çok hassaslar. Bizim çocukların
    detoksifikasyonla iligili problemleri var. Bu otistik çocuklara özgü bir
    karakteristik – birçok insanın başa çıkabildiği toksinler ile onlar başa çıkamıyorlar. Onların sisteminin gerçekten mümkün olduğu kadar toparlanabilmesi için yiyeceklerini ve çevrelerini toksinlerden arındırmak zorundayız.

    Yeni bir hasta ile karşılaştığınız zaman belirlemeye çalıştığınız ilk şeyler nelerdir ?


    *** Bu çocuklar çok güzel görünmelerine rağmen çok hasta olabilirler, dolayısla
    gerçekten hasta olup olmadıklarını anlamaya çalışırım. Gerçekten bir çoğunun melek gibi mükemmel mimikleri var. Birçoğu henüz sağlıksız görünmemesine rağmen, test yaptığımız zaman değişik beslenme bozuklukları var, bazılarının yıllarca süren mantar enfeksiyonları var. Bu insanı hayrete düşürüyor. Dolayısıyla ilk yapmaya çalıştığım şey, evebeynlerin ne yapmaya çalıştıklarını anlamak, yani çocuklarını nasıl iyileştirmek istediklerine
    yönelik davranışlarını ve ne kadar çaba harcamayı düşündüklerini anlamaya çalışırım.
    Bu çocuklarla öğrenme eğrimin başlarında bağırsaklarını test edebilirdim, mantar olup olmadığını önce görmeye çalışıp, onu tedavi edebilirdim. Ama şimdi hissettiğim en iyi şey bütün herşeyi test etmek- bağırsakları, bağışıklık sistemini, metabolik sistemi ve zehirlenmeyi test etmek. Bütün bu testler ile bu çocuk için bir iyileştirme planı oluşturabiliyorum. Bu
    büyük bir mali yatırım olmasına rağmen, gerçekten resmi anlamak için değer,
    bütün bu ön hazırlık testlerden uzun bir zaman için çocuğun neye ihtiyacı
    olduğu tasarlanabilir.


    Şimdi eş zamanlı test yapmaktan bahsettiniz. Ama otistik bir hastada her defasında bir belirtiyi(semptomu) iyileştirmek en iyisi değil mi, veya, maksimum efektifliği ve optimum kurtulmayı sağlamak için tercih edilen bir sıra yok mu?*


    *** Bu karışık bir soru çünkü bağırsakları iyileştirmek zorundayız. Ve bağırsakları iyileştirmek öncelikle mantar veya klostridum enfeksiyonunu iyileştirmeyi içerebilir, ancak zamanla alınan gıdaları da değiştirmemize gerek var. Dolayısyla bağırsak iyileştirme sürecinin bir numaralı önleminin, diyet içinde bağırsak inflamasyonuna yol açan yiyeceklerin
    diyetten kaldırılması gerektiğidir diyebilirim, diyeti ayarlamak diğer şeylerden önce gelen bir numara önceliktir- o zarar veren yiyecekleri uzaklaştıramaya gerek var. Ondan sonra bağırsaklarda herhangi bir enfeksiyon varsa onu iyileştirmemiz gerekir. Dolayısıyla bağırsakları iyileştirmek ve ihtiyaç duydukları birçok yiyeceği değiştirmek bir numara, ve besin maddelerini değiştirip bağırsakları iyileştirirken bir yandan da metabolik
    dengesizliği iyileştirmek için metilkobalamin enjeksiyonuna hemen başta başlayabilirsiniz, hepsi beraber çalışmaktadır. Dolayısıyla sürekli olarak, ilk bağırsakları iyileştir ve ikinci olarak metabolizmayı düzeltmek ama temelde *bütün bunlar eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir.
    Bundan sonra, çocuğu iyi bir duruma getirdiğimiz zaman, üçüncü olarak ağır metalleri atmak istiyoruz. Bu şelayon veya detoksifikasyon sürecine bakmaya başladığımız zaman oluyor. Bir çok çocukta virüs enfeksiyonu da var, ama benim ölçeğime göre virüs testini genel değerlendirmede yapmama rağmen, genellikle dördüncü adım oluyor. Bağırsakları iyileştirmek, yiyecekleri değiştirmek, metabolik dengesizliği düzeltmek, ağır metalleri atmak ve ondan sonra virüs tedavisi. Ağır metalleri kaldırdığımız zaman, virüslerin
    kendiliğinden halledildiğini birçok durumda sık sık görüyoruz. Hepimizde virüs var,
    ancak eğer onlar ile başa çıkamıyor isek, bazen antivirüs tedavisine acilen başlamamız gerekebilir, ama bağırsakları iyileştirmek, yiyecekleri değiştirmek ve metalleri dışarı atmak sık sık virüslerin de çaresine bakıyor.


    Yeni bir hasta ofisinize doğru yürürken, çocuğun fizyolojisinin ne kadar etkilendiği ve bu etkiyle ilgili gösterebildikleri semptomlar arasında bir korelasyon var mı ve bu hastanın durumu için ne tahmin edebiliyorsunuz ?

    *** Teri, bu en zor soru, cevap hayır, o korelasyonu yapmanın çok zor olduğunu söyleyebilirim. Bir süre sonra, yüzlerce çocuğu gördükten sonra, sadece sorunlarını biliyorum, beslenme bozuklukları olduğunu biliyorum. Ama bunu her zaman göstermiyorlar. Çoğunlukla çocuklar iyi görünürler; ne kadar kötü "stim" yaptıklarını veya ne kadar kompulsif olduklarını söyleyemezsiniz. Gerçekten açık şekilde korelasyon yapamazsınız. Bazı çocukların inanılmaz dengesizlikleri, inanılmaz inflamasyonları var,ve herhangi bir semptom göstermiyorlar Diğerleri (tipik çocuklar) birçok semptom gösterebiliyor, kanepe üzerine
    yüzükoyun yatıyorlar, karınlarına baskı yapılmasını istiyorlar, bu onların açıkça mide ağrısı olduğunu gösteriyor. Ama bu çok şaşırtıcı, bu çocukların çok yüksek acı hissetme eşikleri var, ve çoğu zaman semptom gösteremedikleri için onları teşhis edemiyorum. Çoğunlukla teşhiş edebildiğim şey, evebeylerin çocukları için ellerinden gelen herşeyi yapmaya olan istekleri bu da en büyük faktördür. Ve en yakın zamanda ne yapabilirlerse hemen yapmak istiyorlar. Ve onları iyileştirmek için başlanacak işe ne kadar erken başlanırsa, o kadar iyi tepkiler alacağımızı kavradık.

    Öyleyse bize önemli olan lab testlerinden bahset. Sanırım buna çoktan değinmiştin.

    *** Bir sistem üzerinde çalıştım, genellikle ilk tetkik için on veya onbir test istiyorum. Anlandırayım mı?


    Olur.....

    *** 1) Bir tane I-90 food IgG Hipersensitivite testi ısmarlıyorum. (incelediğim
    bütün çocuklar çoktandır diyetteler – diyete başlayana kadar bu testi yapmıyorum.) Bu çocuklar başta bu diyette iyi gidebilirler, sonra duraklama hatta gerileme bile yaşayabilirler. Bir hipersensitivite testi yapmamız gerekir çünkü yumurta, mısır veya diyetlerinde bulunan hiç şüphelenmeyeceği bir şeye karşı hassasiyet geliştirebilirler. Bazı evebeynler "bu diyet işe
    yaramıyor" diyebilir bunun sebebi, onların gluten ve kazeinden öteye geçememeleridir ve soyayı veya mısırı veya çocuklarının hassasiyet geliştirdiği başka bir yiyeceği diyetlerinden çıkarmadıkları içindir. Dolayısıyla bu, *diyete başlandıktan sonra* kontrol edilmesi gereken çok önemli bir şeydir.

    2) Toksik boşaltım resmini ölçmek için Hair Elements-Saç Elementleri(saç toksikleri değil)'i kontrol ederim. Bazı insanlar saç elementleri kullanmıyorlar; ben onları 6 yıldır kullanıyorum ve çok faydalı buluyorum. Bununla birlikte, iyi okuyabilmek için tecrübeye ihtiyaç var.

    3) Bağırsakların durumunu anlamak ve ne tür probiyotiklere ihtiyaç olduğunu
    anlamak için Comprehensive Stool Analysis with Parisitology (Parazitoloji ile birlikte Kapsamlı Dışkı Analizi) testi yaptırıyorum. Bütün bu çocukların probiyotiğe ihtiyaçları var- probiyotikler "iyi huylu bakterilerdir".

    4) Plasma Amino Acid Analysis (Plazma Amino Asit Analizi) testi yapıyorum. Büyük peptidleri daha küçük parçlara ayırmada yaşanan bozukluk, bu çocukların bir çoğunda çok önemli amino asitlerin eksik olmasına sebeb oluyor. Bunlar beyindeki nörotransmitterlere prekursör(ön madde) oluyorlar. Hemen hemen tüm çocukların amino asit değişimine ihtiyaçları var. Amino asit testinden, tamamen onların ihtiyaçlarına uyarlanmış bir formul veriyorum.

    5) Bir sonraki test Homocysteine (homosistin) testi. Kısmen metilasyon durumunu ve folate metabolizmasını anlamamıza yardımcı oluyor.

    6) RBC(red blood cells-kırmızı kan hücreleri) Elements(mineral ve toksinler)'i kontrol ediyorum. Önemli mineral ve toksik metallerin hücreler arası seviyesini kontrol etmek için çok önemli bir testtir, hem şelasyon öncesinde hem de şelasyon yaparken önemlidir.

    7) İhtiyaç duydukları önemli antioksidantları belirlemek için Vitamin Panel testi yapıyorum.

    8) Plasma Fatty Acid Analysis(plazman yağ asit analizi) testi yapıyorum. Omega 3'ler bu çocukların çoğunluğunda herzaman eksiktir- omaga 6'larda dahil. Yağ asitleri beyin hücrelerinin büyük bir bölümü yağ olduğu için önemlidir.

    9) Organix analizi (idrar organik asiti) yapıyorum. Bu bana birçok metabolik bozuklukları bildirir ve mantar veya klostride enfeksiyonu olup olmadığını bildirir. Var olan bir mantar enfeksiyonunu dışkı çoğu kez göstermeyeceği için, aslında bu amaç için bu test dışkıdan daha iyidir. Dolayısıyla dışkı testi yaptıran evebeynler testte mantar çıkmazsa çocuklarında mantar olmadığını düşünecekler. Bu bütün çocuklarda var olan durumun tam zıttı bir olaydır. Çoğu kez dışkı testi sürecinde mantarlar daha tesbit edilemeden toplanma sırasında öldürürlerler. Eğer mevcutsa, bu genellikle kuvvetli bir enfeksiyondur, ama mantar mukoza içinde derinlere yerleşir ve koloni kurarlar, ve eğer mantarlar Organix içinde mevcut ise onları idarar içinde bulabilmek için bir yan ürün almanız gerekiyor.

    10) Bir sonraki test, Immunosciences Labs, Beverly Hills, CA adresinde yapılan Premier Autism Panel'idir. Bağışıklık sisteminin elementlerinin kontrol edildiği bu bağışıklık/virüs paneli toplam 17 testten oluşmaktadır. Zehirlilik için başka bir test daha var- hücresel metallothionein challenge test – bu test bize çocuğun kendi kendine ne kadar detoksifikasyon
    yapabildiğini bildirir. Bu test, diğer proseslerin arasında otoimmunm prosesin
    bir göstergesi olarak, virüs antikorlarının titerleri (kimyasal rekasiyon için ihtiyaç duydukları madde) ve beyinde oto antikorlara karşı olan titerleri kontrol eder. Son derece önemli bir paneldir.

    11) Ve onbirincisi temel CBC(complete blood test-tam kan sayımı), karaciğer enzimlerini kontol eden bir Chemistry Panel, bir Iron panel, ve bir de Thyroid paneldir. BTW, hypothyroidism bizim çocuklarda nadir görülmeyen bir durumdur.
    İşte bu bana ilk defa gelen bir hastayı nasıl değerlendirdiğim ile ilgili bir listedir. Dışkıyı, saçı, idrarı ve kanı kontrol ediyorum.
  7. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Dinleyicilerimiz için bu testleri tekrar etmem sizin için uygun mu?

    ***Elbette, devam edin.


    *** (1) 90-food IgG sensitivity, (2) hair elements, (3) comprehensive stool analysis with parisitology, (4) amino acid analysis,(5) homocysteine level, (6 ) red blood cell (RBC) ele- ments, (7 ) vitamin panel, (8) fatty acid analysis, (9 ) urine organic acid test, (10 ) immune viral panel with metallothionein challenge test, (11) CBC, chemistry panel, iron panel, and
    thyroid panel testleri yapıyorsunuz.


    *** Bu değerli bilgileri dinleyicilerimize sağladığınız için çok teşekkürler. Anlamlı derecede bağırsak bozukluğu olan çocuklarda, bu durumun, onların otistik durumunu daha yaygın yapacağını hissediyor musunuz?
    Mutlaka, çünkü eğer ihtiyaçları olan besin maddelerini alamıyor ve metabolizmaları çalışmıyor ise herhangi birşeyin yolunda gitmesi çok zordur. Tekrar ediyorum, bağırsaklar asıl mücadele edilecek unsur.


    *** Neden birçok çocuğun bağırsağı bu kadar bozuk ve ilk tetkikten sonra ortaya çıkan değişik sorunlar nelerdir ve değişik bağırsak sorunlarını nasıl test ve tedavi ediyorsunuz? Mantardan bahsettiğinizi biliyorum. Test ettiğiniz ve tedavisini bulduğunuz başka hususlar var mı?

    Besinleri sindirme kabiliyetleri, biraz önce saydığım test yöntemlerinden öğreniyoruz. Eğer amino asit bozukluğu varsa ve gerekli amino asitlerin seviyesi düşükse bağırsaklarda birşeyler olduğunu biliyoruz. Bu genellikle başedilemeyen inflamasyondur ve ihtiyaç duydukları besinleri vücut içine alamazlar. Bu ilk test sürecinde yaptığımız birçok şey bizi
    yönlendirmektedir: dışkı analizi böylece kötü bağırsak böcek kümelerinin yerini alacak olan faydalı böcek(bakteri) olan uygun probiyotikler veriyoruz. Mantar ve/veya klostride olup olmadığını anlamak için organik asit testi yapıyoruz ve ihtiyaç varsa anti-mantarlar ve anti-bakteriler veriyoruz. Ve bu çocukların birçoğunun anti-mantar tedavisinde olması
    gerekir. Bu çocukların birçoğu eğer tedavi edilmez ve mükemmel bir diyette olmazlar ise mantar enfeksiyonu geçirirler. Dolayısıyla bağırsak inlamasyonuna sebep olan başedilemez bir mantar enfeksiyonu, parazit enfeksiyonu varsa, bu da ishale veya kabızlığa yol açmaktadır. Çocukların üçte ikisinin mantardan ishal, üçte birinde kabızlık olduğunu
    söyleyebilirim ve nadiren de olsa bazı çocuklarda ishal ve kabızlık olmadığını ve
    güzel kakaları olduğunu görüyoruz ama diğer taraftan bu çocuklarda bağırsak
    inlamasyonuna sebep olan derinlere işlemiş mantarlar olduğunu ve bağırsakların alt bölümlerinin dışkıyı ürettiğini görüyoruz. Dolayısıyla bağırsaklar normal bile olsa herzaman mantar veya kolostridum enfeksiyonu olmadığını söyleyemezsiniz. Ama patojen sınıfının bu ikl asıl üyesinin çoğu zaman ishal, kabızlık, gaz, karın şişliği ve genel halsizliğe sebep olduğunu söyleyebilirim.


    *** Mantar, davranış anormalliklerine sebep oluyor mu?

    Oh, evet. Çocuklar güzel bir şekilde devam ederken tatiller geliyor ve insanlar onlara şeker veya almamaları gereken şeyler veriyorlar ve bir regrasyon(gerileme) görebiliyoruz. Bu anormallikler karakteristik olarak mantar enfeksiyonu ile başlıyor. Sersemleşiyorlar, uygunsuz biçimde gülüyorlar, kendilerini uyarıyorlar(tipik otistik hareketler ile) ve hemen hiperaktiflik başlıyor. Mantar ile çocuklarda kıkırdayarak aptalca gülme meyli ve
    klostrida ile vasat duruma geçiyorlar, kızgın oluyorlar, eşyları kırıyorlar ve iyi hissetmiyorlar. Dolayısıyla evet, bu bağırsak sorunları ile davranış sorunları kesinlikle korele oluyorlar.

    *** Birçok çocuğun metabolik anormallikleri var mı, ve bunları nasıl test ve tedavi ediyorsunuz ?


    Bütün çocuklarda metabolik dengesizlik olduğunu ve son bir buçuk yılda keşfettiğimiz en önemli şeylerden bir tanesinin bu dengesizliği tedavi etmek olduğunu söyleyebilirim. Çocuklara metilkobalamin enjekte edilmesinin ve doğru biçimde yapılmasının önemini vurgulayan öncümüz (pioneer) Dr. James Neubrander olmuştur. Bilim adamlarının gösterdikleri şeylerden bir tanesi, bağırsaklardaki çok erken yaşlarda oluşan hasar, beyindeki folat kimyasını etkiliyor ve bu da B-12 vitaminin metilkobalimin veya MB-12 olarak
    adlandırılan şeklinin alınma kabiliyetini yok ediyor. Bu, merkezi sinir sistemine giren tek türdür ve enjekte etmek de en iyisidir. Ağızdan vermeyi denedik, deriden vermeyi denedik ama, gerçekten dengesizlik o kadar büyük ve bu çocukların beyinlerindeki folik asit çevrimi o kadar çok metabolik olarak bozulmuştur ki bu çocukların birçoğunda gerçek tek kurtuluş yolu onlara metilkobalamin enjeksiyonu ile başlıyor ve, bazen bu 2 ya da daha fazla yıl
    devam ediyor. Şimdi bu çocuklardan binlercesi, iğne yapabileceğini asla düşünemeyen evebeynleri tarafından enjekte edilmektedir ve onlara bunu veriyolar çünkü çocukların en hızlı tepki verdikleri şeylerden bir tanesi budur. Dr. Neubrander çocukların 85%'den 90%'e varan oranının metilkobalamine pozitif tepki verdiğini rapor ediyor (her zaman bazı ilk yan
    etkiler olmadan olmuyor) ; etkili folat kimyası uygun beyin fonksiyonu için hayati öneme sahiptir.


    *** Toksik birikimini nasıl belirliyor ve nasıl tedavi ediyorsunuz?

    Bu çocukların büyük çocukluğunda toksik birikimi olduğuna inanıyoruz çünkü, glutatyon sistemlerinde bozukluk var. Konuştuğum şeylerden biçoğu, aşılar, toksikler vücudun kendi detoksifikasyon mekanizması olan glutatyonu tüketmektedir. Toksik durumu ölçmek için üç test yapıyorum. RBC elementleri/mineralleri yapıyorum, Saç Elementleri yapıyorum ve
    Immunosciences Metallothionein testi yapıyorum ve bunlar, çocukların vücudundaki toksinler ile mücadele seviyesini göstermektedirler. Bu çocukların çoğu artık dışarı civa atamıyorlar ve bu onların civayı vücutta tuttuklarının gerçek bir göstergesidir. Dr. Amy Holmes, Mark Blaxill ve Dr. James Adams yeni bebek saçlarında çok ince çalışmalar yaptılar ve otistik ve normal(veya nörotipikal çocuk) çocuklar arasında civa boşaltım farkı çok dikkate değer çıkmıştır. ASD'li bebeklerin civa boşaltım kabiliyeti yoktur; onları tutuyor ve biriktiriyorlar. Dolayısıyla bu üç testle kontrol ediyorum ve ilk olarak bağırsaklarını iyileştirerek ve vücutlarını iyi beslenebilen bir duruma getirerek hazırlıyorum ve ondan sonra bu metallerin atılmasına yakınlaşmak için hazır oluyorum. Bazıları bir numaralı işin metalleri
    atmak olduğunu ve hatta bağırsakları iyileştirmeye çalışmaktan bile önce
    geldiğini düşünüyorlar. Ben böyle düşünmüyorum. Şelasyon sürecine bağırsakları iyileştirmeden ve besin maddelerini değiştirmeden girmenin hasta çocuk üzerinde çok fazla stres yapacabileceğini düşünüyorum.

    Ondan sonra onlara verdiğimiz gıdalar ve MB-12'nin bulunduğu beslenme yardımı ile glutatyonu değiştiriyoruz. Orta ölçekli bir detoksifikasyon ajanımız var ve bu transdermal allathiamine (TTFD)'dir. Eğer çocuklar gerçekten çok küçük ve bağırsaklarını iyileşmiş ve metabolik sistemleri düzene girmiş ise bazıları gerçekten sadece TTFD ile geri dönüyorlar.
    Bütün çocuklarım TTFD'ye devam ediyorlar, hatta diğer şelasyon ajanlarını kullananlar bile. Bunun detaksifikasyon yaptığını gösteren çok ince bir çalışmayı Dr. Derrick Lonsdale yapmıştır. Bu "zayıf" bir şelator – ağır görev şelatörleri olan DMSA ve DMPS gibi dokuların içine işleyip metalleri tutup getirmiyorlar ama biz TTFD ile başlıyoruz çünkü transdermal krem ve şimdi evebeynlerin internetten bile sipariş verebildikleri *Authia* diye bir
    formu var. Mineralleri dışarı atmıyor ve güvenli, dolayısıyla ön-teste ihtiyaç yok. Evebeynler günde iki defa kullanarak arsenik, kadmiyum, aliminyum, ve sonunda civadan da belirli özel bir sıra olmaksızınkurtulabilirler. Yine de, total şelasyon için buna güvenmiyoruz ama bu da
    başlamak için bir yerdir.


    *** Tamam. Glutatyonu yenilemekten ve TTFD veya Authia kullanmaktan bahsettiniz. Kısaca DMSA'dan bahsettiniz. Diğer değişik şelatörleri, bu süreç boyunca izleme yapabilmek için gereken testleri, ve şelasyondan önce ve süresince ihtiyaç duyulacak güçlendirici ve destekleyici ek besinleri tanımlayabilir misiniz?


    Evet, bağırsakları iyileştirmek ve gıdaları değiştirmekle ilgili söylediklerime ek olarak, şelasyondan önce, herzaman karaciğer enzimlerinin tamam olduğuna dair temel testleri yapıyoruz ve minerallerin özellikle çinkonun seviyesinin iyi olduğunu teyit ediyoruz. Şelasyon bizim uyguladığımız şekliyle son derece güvenlidir. DMSA ile – DMSA'nın
    mantarların çoğalmasını desteklemesi dışında – herhangi bir medikal
    problem yaşamadım. Diyet konusunda iyice bilgilenmeden ve çocukların şeker
    alamayacakları bilgisini edinmeden önce, benim şelasyon manevralarım kocaman mantar enfeksiyonundan dolayı sabotaja uğrayacak ve sonunda çocuk gerçekten
    hasta olacaktı. Tekrar bağırsakları iyileştirmek için şelasyonu durduracak, anti-manarlar ile tedavi edecek, şelasyonla başa çıkabilmesi için çocuğu stabil(kararlı) duruma getirecektik.

    Kurşun zehirlenmesine karşı DMSA, FDA onaylıdır. Bir ilaç herhangi birşey için onaylandıktan sonra, biz doktorların onu uygun olarak düşündüğümüz diğer durumlarda kullanma hakkı vardır. DMSA kurşunu atmak için onaylı olmasına rağmen, onu civayı atmak için de kullanıyoruz. Bu DAN!'ın en çok tavsiye ettiği şelatördür, ve onu çok dikkatli kullanıyoruz. Civa zehirlenmesinden emin olmanın tek yolu provakosyon(challenge test) olarak adlandırdığımız testi yapmaktır. Çocuğun ağırlığına bağlı olarak
    belli oranda oral(ağız) DMSA veriyoruz ve karşılaştırmak için provakasyon
    öncesi ve sonrası idrar topluyoruz (pre-challenge sonra post-challenge). Bu kesin
    olan tek testtir; diğer yaptırdığımız testlerden de kestirmeler yapabiliriz
    ama hikayeyi bize asıl söylecek olan provokasyon testidir. Gerçekten
    çocuğun civadan zehirlenip zehirlenmediğini anlamak için provakasyon testi
    yapabiliriz ama, evebeynler emin olmak için istemiyorsa bu da her zaman gerekli değildir. Ondan sonra çocukta şelasyona sürecine başlıyoruz ve DMSA için kullandığımız patern 3 gün kullan, 11 gün ara ver şeklindedir. 3 günlük kullanım için verilen DMSA, çocuğun ağırlığına bağlı olarak dozlara bölünerek verilmektedir. Bazı insanlar her 4 saatte, bazıları 8 saatte bir
    verilmesi gerektiğini söylüyorlar. Buyük çocuklarda genellikle onların bağırsakları daha iyi durumda olduğu için 8 saatte bir kullanılılabilir; 3 gün kullan ve vücudun mineral oluşturabilmesi için 11 gün ara ver.
    Diğer güçlü bir şelatör DMPS'dir. DMSA'nın tersine bu ilaç FDA tarafından onaylanmamıştır ama, onu büyük miktarlarda alabiliyoruz ve doktor reçetesi ile büyük eczanelerde yaptırılması yasaldır. Avrupa'da 50 yıldır onay verilmiş durumdadır; orada kulllanılmaktadır ve DMSA'dan daha iyi bir şelatör olarak kabul edilmektedir. DMSA kadar mantarlanmayı teşvik etmemektedir. Geçen yılkı AutismOne konferansında, Dr. Rashid Buttar DMPS'in
    deriden uygulanan bir formunu tanıttı ve glutatyon ile DMPS içeren tescilli bir reçete geliştirdi. Bunun damla veya krem olarak 2 günde bir uygulandığı bir protokol üzerinde çalıştı. Damlalar tekrar edeyim çocuğun ağırlığına göre ayarlı. Bu insanların çocuklarını şelasyon yapmaları için noninvazif(zorlamasız), ve çok kolay bir yoldur. Hem DMSA hem de DMPS uygulanırken çok titiz bir dikkatin mineral alımına verilmesi gereklidir. Çinko son derece önemlidir. DMPS için en önemli mineraller magnezyum ve çinkodur ve Dr. Buttar DMPS veriliş zamanının belirli bir zaman öncesinde ve belirli bir zaman sonrasında çinko, selenyum ve diğer minerallerin verilmediği bir protokol üzerinde çalıştı. Dolayısıyla protokol
    gözlemlenmeli ve çocuğun mineralsiz kalmaması için minerallere dikkatlice devam edilmelidir.
  8. 23.Ağustos.2010, 18:07
    #4
    Dinleyicilerimiz için bu testleri tekrar etmem sizin için uygun mu?

    ***Elbette, devam edin.


    *** (1) 90-food IgG sensitivity, (2) hair elements, (3) comprehensive stool analysis with parisitology, (4) amino acid analysis,(5) homocysteine level, (6 ) red blood cell (RBC) ele- ments, (7 ) vitamin panel, (8) fatty acid analysis, (9 ) urine organic acid test, (10 ) immune viral panel with metallothionein challenge test, (11) CBC, chemistry panel, iron panel, and
    thyroid panel testleri yapıyorsunuz.


    *** Bu değerli bilgileri dinleyicilerimize sağladığınız için çok teşekkürler. Anlamlı derecede bağırsak bozukluğu olan çocuklarda, bu durumun, onların otistik durumunu daha yaygın yapacağını hissediyor musunuz?
    Mutlaka, çünkü eğer ihtiyaçları olan besin maddelerini alamıyor ve metabolizmaları çalışmıyor ise herhangi birşeyin yolunda gitmesi çok zordur. Tekrar ediyorum, bağırsaklar asıl mücadele edilecek unsur.


    *** Neden birçok çocuğun bağırsağı bu kadar bozuk ve ilk tetkikten sonra ortaya çıkan değişik sorunlar nelerdir ve değişik bağırsak sorunlarını nasıl test ve tedavi ediyorsunuz? Mantardan bahsettiğinizi biliyorum. Test ettiğiniz ve tedavisini bulduğunuz başka hususlar var mı?

    Besinleri sindirme kabiliyetleri, biraz önce saydığım test yöntemlerinden öğreniyoruz. Eğer amino asit bozukluğu varsa ve gerekli amino asitlerin seviyesi düşükse bağırsaklarda birşeyler olduğunu biliyoruz. Bu genellikle başedilemeyen inflamasyondur ve ihtiyaç duydukları besinleri vücut içine alamazlar. Bu ilk test sürecinde yaptığımız birçok şey bizi
    yönlendirmektedir: dışkı analizi böylece kötü bağırsak böcek kümelerinin yerini alacak olan faydalı böcek(bakteri) olan uygun probiyotikler veriyoruz. Mantar ve/veya klostride olup olmadığını anlamak için organik asit testi yapıyoruz ve ihtiyaç varsa anti-mantarlar ve anti-bakteriler veriyoruz. Ve bu çocukların birçoğunun anti-mantar tedavisinde olması
    gerekir. Bu çocukların birçoğu eğer tedavi edilmez ve mükemmel bir diyette olmazlar ise mantar enfeksiyonu geçirirler. Dolayısıyla bağırsak inlamasyonuna sebep olan başedilemez bir mantar enfeksiyonu, parazit enfeksiyonu varsa, bu da ishale veya kabızlığa yol açmaktadır. Çocukların üçte ikisinin mantardan ishal, üçte birinde kabızlık olduğunu
    söyleyebilirim ve nadiren de olsa bazı çocuklarda ishal ve kabızlık olmadığını ve
    güzel kakaları olduğunu görüyoruz ama diğer taraftan bu çocuklarda bağırsak
    inlamasyonuna sebep olan derinlere işlemiş mantarlar olduğunu ve bağırsakların alt bölümlerinin dışkıyı ürettiğini görüyoruz. Dolayısıyla bağırsaklar normal bile olsa herzaman mantar veya kolostridum enfeksiyonu olmadığını söyleyemezsiniz. Ama patojen sınıfının bu ikl asıl üyesinin çoğu zaman ishal, kabızlık, gaz, karın şişliği ve genel halsizliğe sebep olduğunu söyleyebilirim.


    *** Mantar, davranış anormalliklerine sebep oluyor mu?

    Oh, evet. Çocuklar güzel bir şekilde devam ederken tatiller geliyor ve insanlar onlara şeker veya almamaları gereken şeyler veriyorlar ve bir regrasyon(gerileme) görebiliyoruz. Bu anormallikler karakteristik olarak mantar enfeksiyonu ile başlıyor. Sersemleşiyorlar, uygunsuz biçimde gülüyorlar, kendilerini uyarıyorlar(tipik otistik hareketler ile) ve hemen hiperaktiflik başlıyor. Mantar ile çocuklarda kıkırdayarak aptalca gülme meyli ve
    klostrida ile vasat duruma geçiyorlar, kızgın oluyorlar, eşyları kırıyorlar ve iyi hissetmiyorlar. Dolayısıyla evet, bu bağırsak sorunları ile davranış sorunları kesinlikle korele oluyorlar.

    *** Birçok çocuğun metabolik anormallikleri var mı, ve bunları nasıl test ve tedavi ediyorsunuz ?


    Bütün çocuklarda metabolik dengesizlik olduğunu ve son bir buçuk yılda keşfettiğimiz en önemli şeylerden bir tanesinin bu dengesizliği tedavi etmek olduğunu söyleyebilirim. Çocuklara metilkobalamin enjekte edilmesinin ve doğru biçimde yapılmasının önemini vurgulayan öncümüz (pioneer) Dr. James Neubrander olmuştur. Bilim adamlarının gösterdikleri şeylerden bir tanesi, bağırsaklardaki çok erken yaşlarda oluşan hasar, beyindeki folat kimyasını etkiliyor ve bu da B-12 vitaminin metilkobalimin veya MB-12 olarak
    adlandırılan şeklinin alınma kabiliyetini yok ediyor. Bu, merkezi sinir sistemine giren tek türdür ve enjekte etmek de en iyisidir. Ağızdan vermeyi denedik, deriden vermeyi denedik ama, gerçekten dengesizlik o kadar büyük ve bu çocukların beyinlerindeki folik asit çevrimi o kadar çok metabolik olarak bozulmuştur ki bu çocukların birçoğunda gerçek tek kurtuluş yolu onlara metilkobalamin enjeksiyonu ile başlıyor ve, bazen bu 2 ya da daha fazla yıl
    devam ediyor. Şimdi bu çocuklardan binlercesi, iğne yapabileceğini asla düşünemeyen evebeynleri tarafından enjekte edilmektedir ve onlara bunu veriyolar çünkü çocukların en hızlı tepki verdikleri şeylerden bir tanesi budur. Dr. Neubrander çocukların 85%'den 90%'e varan oranının metilkobalamine pozitif tepki verdiğini rapor ediyor (her zaman bazı ilk yan
    etkiler olmadan olmuyor) ; etkili folat kimyası uygun beyin fonksiyonu için hayati öneme sahiptir.


    *** Toksik birikimini nasıl belirliyor ve nasıl tedavi ediyorsunuz?

    Bu çocukların büyük çocukluğunda toksik birikimi olduğuna inanıyoruz çünkü, glutatyon sistemlerinde bozukluk var. Konuştuğum şeylerden biçoğu, aşılar, toksikler vücudun kendi detoksifikasyon mekanizması olan glutatyonu tüketmektedir. Toksik durumu ölçmek için üç test yapıyorum. RBC elementleri/mineralleri yapıyorum, Saç Elementleri yapıyorum ve
    Immunosciences Metallothionein testi yapıyorum ve bunlar, çocukların vücudundaki toksinler ile mücadele seviyesini göstermektedirler. Bu çocukların çoğu artık dışarı civa atamıyorlar ve bu onların civayı vücutta tuttuklarının gerçek bir göstergesidir. Dr. Amy Holmes, Mark Blaxill ve Dr. James Adams yeni bebek saçlarında çok ince çalışmalar yaptılar ve otistik ve normal(veya nörotipikal çocuk) çocuklar arasında civa boşaltım farkı çok dikkate değer çıkmıştır. ASD'li bebeklerin civa boşaltım kabiliyeti yoktur; onları tutuyor ve biriktiriyorlar. Dolayısıyla bu üç testle kontrol ediyorum ve ilk olarak bağırsaklarını iyileştirerek ve vücutlarını iyi beslenebilen bir duruma getirerek hazırlıyorum ve ondan sonra bu metallerin atılmasına yakınlaşmak için hazır oluyorum. Bazıları bir numaralı işin metalleri
    atmak olduğunu ve hatta bağırsakları iyileştirmeye çalışmaktan bile önce
    geldiğini düşünüyorlar. Ben böyle düşünmüyorum. Şelasyon sürecine bağırsakları iyileştirmeden ve besin maddelerini değiştirmeden girmenin hasta çocuk üzerinde çok fazla stres yapacabileceğini düşünüyorum.

    Ondan sonra onlara verdiğimiz gıdalar ve MB-12'nin bulunduğu beslenme yardımı ile glutatyonu değiştiriyoruz. Orta ölçekli bir detoksifikasyon ajanımız var ve bu transdermal allathiamine (TTFD)'dir. Eğer çocuklar gerçekten çok küçük ve bağırsaklarını iyileşmiş ve metabolik sistemleri düzene girmiş ise bazıları gerçekten sadece TTFD ile geri dönüyorlar.
    Bütün çocuklarım TTFD'ye devam ediyorlar, hatta diğer şelasyon ajanlarını kullananlar bile. Bunun detaksifikasyon yaptığını gösteren çok ince bir çalışmayı Dr. Derrick Lonsdale yapmıştır. Bu "zayıf" bir şelator – ağır görev şelatörleri olan DMSA ve DMPS gibi dokuların içine işleyip metalleri tutup getirmiyorlar ama biz TTFD ile başlıyoruz çünkü transdermal krem ve şimdi evebeynlerin internetten bile sipariş verebildikleri *Authia* diye bir
    formu var. Mineralleri dışarı atmıyor ve güvenli, dolayısıyla ön-teste ihtiyaç yok. Evebeynler günde iki defa kullanarak arsenik, kadmiyum, aliminyum, ve sonunda civadan da belirli özel bir sıra olmaksızınkurtulabilirler. Yine de, total şelasyon için buna güvenmiyoruz ama bu da
    başlamak için bir yerdir.


    *** Tamam. Glutatyonu yenilemekten ve TTFD veya Authia kullanmaktan bahsettiniz. Kısaca DMSA'dan bahsettiniz. Diğer değişik şelatörleri, bu süreç boyunca izleme yapabilmek için gereken testleri, ve şelasyondan önce ve süresince ihtiyaç duyulacak güçlendirici ve destekleyici ek besinleri tanımlayabilir misiniz?


    Evet, bağırsakları iyileştirmek ve gıdaları değiştirmekle ilgili söylediklerime ek olarak, şelasyondan önce, herzaman karaciğer enzimlerinin tamam olduğuna dair temel testleri yapıyoruz ve minerallerin özellikle çinkonun seviyesinin iyi olduğunu teyit ediyoruz. Şelasyon bizim uyguladığımız şekliyle son derece güvenlidir. DMSA ile – DMSA'nın
    mantarların çoğalmasını desteklemesi dışında – herhangi bir medikal
    problem yaşamadım. Diyet konusunda iyice bilgilenmeden ve çocukların şeker
    alamayacakları bilgisini edinmeden önce, benim şelasyon manevralarım kocaman mantar enfeksiyonundan dolayı sabotaja uğrayacak ve sonunda çocuk gerçekten
    hasta olacaktı. Tekrar bağırsakları iyileştirmek için şelasyonu durduracak, anti-manarlar ile tedavi edecek, şelasyonla başa çıkabilmesi için çocuğu stabil(kararlı) duruma getirecektik.

    Kurşun zehirlenmesine karşı DMSA, FDA onaylıdır. Bir ilaç herhangi birşey için onaylandıktan sonra, biz doktorların onu uygun olarak düşündüğümüz diğer durumlarda kullanma hakkı vardır. DMSA kurşunu atmak için onaylı olmasına rağmen, onu civayı atmak için de kullanıyoruz. Bu DAN!'ın en çok tavsiye ettiği şelatördür, ve onu çok dikkatli kullanıyoruz. Civa zehirlenmesinden emin olmanın tek yolu provakosyon(challenge test) olarak adlandırdığımız testi yapmaktır. Çocuğun ağırlığına bağlı olarak
    belli oranda oral(ağız) DMSA veriyoruz ve karşılaştırmak için provakasyon
    öncesi ve sonrası idrar topluyoruz (pre-challenge sonra post-challenge). Bu kesin
    olan tek testtir; diğer yaptırdığımız testlerden de kestirmeler yapabiliriz
    ama hikayeyi bize asıl söylecek olan provokasyon testidir. Gerçekten
    çocuğun civadan zehirlenip zehirlenmediğini anlamak için provakasyon testi
    yapabiliriz ama, evebeynler emin olmak için istemiyorsa bu da her zaman gerekli değildir. Ondan sonra çocukta şelasyona sürecine başlıyoruz ve DMSA için kullandığımız patern 3 gün kullan, 11 gün ara ver şeklindedir. 3 günlük kullanım için verilen DMSA, çocuğun ağırlığına bağlı olarak dozlara bölünerek verilmektedir. Bazı insanlar her 4 saatte, bazıları 8 saatte bir
    verilmesi gerektiğini söylüyorlar. Buyük çocuklarda genellikle onların bağırsakları daha iyi durumda olduğu için 8 saatte bir kullanılılabilir; 3 gün kullan ve vücudun mineral oluşturabilmesi için 11 gün ara ver.
    Diğer güçlü bir şelatör DMPS'dir. DMSA'nın tersine bu ilaç FDA tarafından onaylanmamıştır ama, onu büyük miktarlarda alabiliyoruz ve doktor reçetesi ile büyük eczanelerde yaptırılması yasaldır. Avrupa'da 50 yıldır onay verilmiş durumdadır; orada kulllanılmaktadır ve DMSA'dan daha iyi bir şelatör olarak kabul edilmektedir. DMSA kadar mantarlanmayı teşvik etmemektedir. Geçen yılkı AutismOne konferansında, Dr. Rashid Buttar DMPS'in
    deriden uygulanan bir formunu tanıttı ve glutatyon ile DMPS içeren tescilli bir reçete geliştirdi. Bunun damla veya krem olarak 2 günde bir uygulandığı bir protokol üzerinde çalıştı. Damlalar tekrar edeyim çocuğun ağırlığına göre ayarlı. Bu insanların çocuklarını şelasyon yapmaları için noninvazif(zorlamasız), ve çok kolay bir yoldur. Hem DMSA hem de DMPS uygulanırken çok titiz bir dikkatin mineral alımına verilmesi gereklidir. Çinko son derece önemlidir. DMPS için en önemli mineraller magnezyum ve çinkodur ve Dr. Buttar DMPS veriliş zamanının belirli bir zaman öncesinde ve belirli bir zaman sonrasında çinko, selenyum ve diğer minerallerin verilmediği bir protokol üzerinde çalıştı. Dolayısıyla protokol
    gözlemlenmeli ve çocuğun mineralsiz kalmaması için minerallere dikkatlice devam edilmelidir.
  9. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    üsteki yazının kaynağı
    http://egedeniz95.blogcu.com/OTIZM+HAKKINDA+YAZILAR____
  10. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Erzurum
    Mesajlar
    646
    Bunlar gerçekten mumkun mu ??

    bu merkezler yeterli mi peki ??
  11. 02.Eylül.2010, 12:06
    #7
    Bunlar gerçekten mumkun mu ??

    bu merkezler yeterli mi peki ??
  12. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Mesajlar
    18
    ÇOK GEÇ kalınmış uygulamalar,15 yaş üstü çocuklar için ne yapılıyor????
  13. 03.Eylül.2010, 07:45
    #8
    ÇOK GEÇ kalınmış uygulamalar,15 yaş üstü çocuklar için ne yapılıyor????
  14. Üyelik tarihi
    Temmuz.2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    646
    Sorun da burda başlıyor zaten 15 yaş sonrası eğitim yok aileler evde nekadarını uygulayabilir ayrıca bu eğitim merkezleri sınırlı sayıda ve çoğu ücretli bunu karşılayamayan o kadar çok aile var ki işte bunlar hep birer soru işareti..
  15. 03.Eylül.2010, 11:37
    #9
    Sorun da burda başlıyor zaten 15 yaş sonrası eğitim yok aileler evde nekadarını uygulayabilir ayrıca bu eğitim merkezleri sınırlı sayıda ve çoğu ücretli bunu karşılayamayan o kadar çok aile var ki işte bunlar hep birer soru işareti..

Git 12 Sonuncu

Benzer Konular

  1. Yatalak hastaya manevi terapi projesi
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Engelli Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2012, 21:11
  2. Engelli Çocuklara Atlı Terapi
    Konu Sahibi okyanus Forum Özel Eğitim & Rehabilitasyon
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 29.Haziran.2011, 19:23
  3. Otistik Çocuklara Atlı Terapi
    Konu Sahibi Defnex Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Aralık.2010, 11:53
  4. Strese İlginç Çözüm; Mezar Terapi
    Konu Sahibi okyanus Forum İlginç Bilgi, Video ve Resimler
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 06.Ekim.2010, 09:20
  5. Otizm ve müzikli terapi üzerine
    Konu Sahibi Jarnana Forum Otizm ve Zihinsel Engellilik
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 17.Eylül.2010, 11:55

Bu Konu için Etiketler