Reklam alanı-1
Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

Körlük iletişime engel değildir

http://img476.imageshack.us/img476/6445/47667650co8.png İletişim insan ilişkilerinde belirleyici olan bir olgudur. Sevgide, çatışmada, dostlukta, yalanda, sadakatte, aşkta vb. insanı ilgilendiren birçok psikososyal süreç belirli bir iletişim örüntüsüyle anlam buluyor. Dolayısıyla içerik olarak “iletişim” bir yana, güncel dil akışı içinde de sözcük olarak sıkça başvurduğumuz referansların başında geliyor. Bugün gündelik yaşamımızda kime sorsak bu sözcüğün kabaca bir tanımını

Konuyu değerlendir: Körlük iletişime engel değildir

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1284 kez incelendi.

  1. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Körlük iletişime engel değildir

    Sponsorlu Bağlantılar




    İletişim insan ilişkilerinde belirleyici olan bir olgudur.

    Sevgide, çatışmada, dostlukta, yalanda, sadakatte, aşkta vb. insanı ilgilendiren birçok psikososyal süreç belirli bir iletişim örüntüsüyle anlam buluyor. Dolayısıyla içerik olarak “iletişim” bir yana, güncel dil akışı içinde de sözcük olarak sıkça başvurduğumuz referansların başında geliyor.

    Bugün gündelik yaşamımızda kime sorsak bu sözcüğün kabaca bir tanımını yeterli yetersiz yapacaktır. Ama “ezberi” neyi gerektiriyorsa o şekilde..

    Genel olarak iletişim dendiğinde bir merkezden diğer merkeze akan veri ya da karşıdaki kişiye ulaştırılan bir mesaj anlaşılmaktadır. Bu mesaj sözel olduğu gibi çoğunlukla jest ve mimiklerle yani beden diliyle de aktarılabilir. Uzmanlar tarafından iletişimin yaklaşık yüzde altmışının beden dili ile gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Söz konusu beden dili olunca özellikle de göz ile temas körlerle iletişim kuran insanlar açısından bir sorunsal alanı oluşturuyor.

    Kör olmayanın kör olanla iletişim kurarken “kendisine saygısı” ölçüsünde iletişim süreçlerine önem gösterdiğini; “acıma” duygusunun dışında hareket ettikçe karşısındakini bir birey olarak kanıksadığını görürüz. Kör ile baş başa kalan insanlığını sınamaz; dostluğunu geliştirir. İnsanlığını sınayanlar başkalarına hoş görünmek için yapar. Ama içindeki Tanrı bunun apaçık farkındadır..

    Körler, gören insanlarla iletişim kurarken önemli ölçüde sözel iletişim unsurlarını kullanırlar. Beden dillerini kullandıklarında sadece karşıdaki gören kişi bu dili algılayıp yorumlayacaktır. Ancak kör bireyin görmek gibi bir şansı olmadığından karşısındaki kişinin sözel ifadelerine ve ses tonuna yüklediği anlama göre hareket edecektir. Gören bireyler körlerle iletişim kurarken görmeyen kişinin yanında biri olsun veya olmasın görmeyen kişiye yönelip iletişim kurmaları gerekmektedir.

    Eğer kör bireyin görme dışında örneğin sağırlık gibi problemi yoksa sizi rahatlıkla hatta fazlasıyla duyacaktır. Çünkü gözlemlediğimiz kadarıyla; yanında gören biriyle bulunan kör bireye konuşan kişi, görmeyen bireye söylemek istediklerini istisnalar haricinde gören kişiye dönerek ve onunla göz teması kurarak anlatıyor. Sanki; görmeyen kişinin görmediği gibi kulaklarının da duymadığı düşünülmektedir. Bu bir yanılsamadır. Kelimelerin altında kan yüklü bir dramdır.

    Gören kişinin kör noktası ve saygısızlığıdır.

    Bu yaşantı körler açısından rencide edici bir durumu beraberinde getirmektedir. Diyeceksiniz kör bir insan bunu nasıl fark ediyor. Tahmin edilmelidir ki, gözleri görmeyen bir insan, durumundan dolayı kulaklarının çok daha hassas olduğu ve sesin hangi yönden geldiğini karşıdaki kişinin ne tarafa yöneldiğini derhal fark edecektir. Hatta bazen duyarız körler için kullanılır; kulakları radar gibi denir, işte bu söz yukarıdaki durumu anlatmak için tam yerinde kullanılmış bir sözdür.

    Yazıyı kaleme almaya karar vermemizin nedeni, düpedüz başımızdan geçen yukarıda anlatılanları kapsayan bir olayla ilgilidir.

    Aziz Bey ile bir gün bir cildiye doktoruna gittik. Saçlarımla ilgili bir sorunum vardı. Doktor hanım sorular soruyordu. Aziz Bey yanımdan ayrılmış geziniyordu. Bir olumsuzluk sezer gibi oldum. Çıktığımızda Aziz Bey; “kusura bakma, doktor senin sorularına yanıt verirken, benimle iletişim kurmaya çalışıyordu, ben de bilinçli bir şekilde engellemeye çalıştım, beni akıl hastası zannetmediyse, yaptığı şeyin doğru olmadığını anlamıştır” dedi.

    Belki bir başkası olsa bu kadar açık konuşmazdı. Aziz Beyin söylemlerine üzülmüştüm; ama gerçek olan bu idi. Korunmaya muhtaçlıkla körlük arasında da derin farklar vardır. Korunmaya muhtaç konumda olmayan körlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Yanımızda gezindiğimiz insana da muhtaç değiliz ki, bizler. Şehir içinde yürürken engellerle karşılaşıyorsak bunun birebir sorumlusu kent planlamacıları, yerel yönetimlerdir.

    Bir de mülkiyetlerini korumak için çevre düzenlemelerini kafalarının estiği gibi yapan insanlardır. İşin adaletsiz yanı bu işte! Bunu görmeden bizimle kurulan iletişimde de “koruma ve sosyal yardım” güdüsüyle veya “sevap” duygusuyla hareket etmek kadar, körü aşağılatıcı, onurunu kırıcı bir iletişim süreci de yoktur..

    Körler de insandırlar. Körün sevgisiyle, insana olan tutkusuyla gören bir insanın ki arasında hiçbir fark bulunmuyor. Hatta görenler için iletişimde hele aşkta ve sevgide körlere oranla aldatma, değer bilmeme sorunları çok daha fazla yaşanmaktadır.

    Ömrüne özne olmak isteyen, yaşamı yaşanılır kılan insanların dünyanın değişimine, vicdanına katacakları çok şey vardır. Bu insanların en yakın dostları, mücadele arkadaşları da aydınlanmasını gerçekleştirmiş körlerdir..

    Unutulmasın; bir kadın koşulların getirisi olarak fahişe olmaya karar verebilir, bir insan hırsız olmaya, düzenbaz ve kişiliksiz olmaya karar verebilir. Ama asla hiçbir insan dünyaya sakat olarak, yoksul olarak gelmek istemez. Bunun kararını asla veremez de... Bir insan kör olmaya kendi karar vermiyor. Ama onurlu bir insan olarak yaşamaya kendi iradesiyle karar verebiliyor.

    Körlerin günlük yaşamlarını nasıl sürdürdükleri konusunda özellikle kırsal bölgelerde, insanlar, körlerin evlerinden çok fazla dışarı çıkmadıklarını düşünerek, kafalarındaki soruları nasıl soracaklarını bilmedikleri için birdenbire örneğin; “sen evde nasıl yemek yiyorsun? Yemeği sana biri mi yediriyor? gibi anlamsız sorular sorabiliyorlar.

    Böyle bir tablo gerçekten de çok garip ve eminiz ki birçok kör tarafından şaşkınlıkla karşılanmaktadır. Bu nedenle biz körlerin toplumdan beklentisi, insanların bizimle iletişim sırasında soru işareti uyandıracak her türlü konuları sormaktan çekinmemeleridir. Ancak bu şekilde sağlıklı bir iletişim kurulabilir körlerle gören bireyler arasında.

    Gören insanların yapması gereken şey; iletişim kurarken körün gözlerine bakmaktır. Kör bu saygıyı hisseder. Yaşam da..


    Sosyalhizmetler uzmanı
  2. 31.Temmuz.2010, 22:04
    #1
    Sponsorlu Bağlantılar




    İletişim insan ilişkilerinde belirleyici olan bir olgudur.

    Sevgide, çatışmada, dostlukta, yalanda, sadakatte, aşkta vb. insanı ilgilendiren birçok psikososyal süreç belirli bir iletişim örüntüsüyle anlam buluyor. Dolayısıyla içerik olarak “iletişim” bir yana, güncel dil akışı içinde de sözcük olarak sıkça başvurduğumuz referansların başında geliyor.

    Bugün gündelik yaşamımızda kime sorsak bu sözcüğün kabaca bir tanımını yeterli yetersiz yapacaktır. Ama “ezberi” neyi gerektiriyorsa o şekilde..

    Genel olarak iletişim dendiğinde bir merkezden diğer merkeze akan veri ya da karşıdaki kişiye ulaştırılan bir mesaj anlaşılmaktadır. Bu mesaj sözel olduğu gibi çoğunlukla jest ve mimiklerle yani beden diliyle de aktarılabilir. Uzmanlar tarafından iletişimin yaklaşık yüzde altmışının beden dili ile gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Söz konusu beden dili olunca özellikle de göz ile temas körlerle iletişim kuran insanlar açısından bir sorunsal alanı oluşturuyor.

    Kör olmayanın kör olanla iletişim kurarken “kendisine saygısı” ölçüsünde iletişim süreçlerine önem gösterdiğini; “acıma” duygusunun dışında hareket ettikçe karşısındakini bir birey olarak kanıksadığını görürüz. Kör ile baş başa kalan insanlığını sınamaz; dostluğunu geliştirir. İnsanlığını sınayanlar başkalarına hoş görünmek için yapar. Ama içindeki Tanrı bunun apaçık farkındadır..

    Körler, gören insanlarla iletişim kurarken önemli ölçüde sözel iletişim unsurlarını kullanırlar. Beden dillerini kullandıklarında sadece karşıdaki gören kişi bu dili algılayıp yorumlayacaktır. Ancak kör bireyin görmek gibi bir şansı olmadığından karşısındaki kişinin sözel ifadelerine ve ses tonuna yüklediği anlama göre hareket edecektir. Gören bireyler körlerle iletişim kurarken görmeyen kişinin yanında biri olsun veya olmasın görmeyen kişiye yönelip iletişim kurmaları gerekmektedir.

    Eğer kör bireyin görme dışında örneğin sağırlık gibi problemi yoksa sizi rahatlıkla hatta fazlasıyla duyacaktır. Çünkü gözlemlediğimiz kadarıyla; yanında gören biriyle bulunan kör bireye konuşan kişi, görmeyen bireye söylemek istediklerini istisnalar haricinde gören kişiye dönerek ve onunla göz teması kurarak anlatıyor. Sanki; görmeyen kişinin görmediği gibi kulaklarının da duymadığı düşünülmektedir. Bu bir yanılsamadır. Kelimelerin altında kan yüklü bir dramdır.

    Gören kişinin kör noktası ve saygısızlığıdır.

    Bu yaşantı körler açısından rencide edici bir durumu beraberinde getirmektedir. Diyeceksiniz kör bir insan bunu nasıl fark ediyor. Tahmin edilmelidir ki, gözleri görmeyen bir insan, durumundan dolayı kulaklarının çok daha hassas olduğu ve sesin hangi yönden geldiğini karşıdaki kişinin ne tarafa yöneldiğini derhal fark edecektir. Hatta bazen duyarız körler için kullanılır; kulakları radar gibi denir, işte bu söz yukarıdaki durumu anlatmak için tam yerinde kullanılmış bir sözdür.

    Yazıyı kaleme almaya karar vermemizin nedeni, düpedüz başımızdan geçen yukarıda anlatılanları kapsayan bir olayla ilgilidir.

    Aziz Bey ile bir gün bir cildiye doktoruna gittik. Saçlarımla ilgili bir sorunum vardı. Doktor hanım sorular soruyordu. Aziz Bey yanımdan ayrılmış geziniyordu. Bir olumsuzluk sezer gibi oldum. Çıktığımızda Aziz Bey; “kusura bakma, doktor senin sorularına yanıt verirken, benimle iletişim kurmaya çalışıyordu, ben de bilinçli bir şekilde engellemeye çalıştım, beni akıl hastası zannetmediyse, yaptığı şeyin doğru olmadığını anlamıştır” dedi.

    Belki bir başkası olsa bu kadar açık konuşmazdı. Aziz Beyin söylemlerine üzülmüştüm; ama gerçek olan bu idi. Korunmaya muhtaçlıkla körlük arasında da derin farklar vardır. Korunmaya muhtaç konumda olmayan körlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Yanımızda gezindiğimiz insana da muhtaç değiliz ki, bizler. Şehir içinde yürürken engellerle karşılaşıyorsak bunun birebir sorumlusu kent planlamacıları, yerel yönetimlerdir.

    Bir de mülkiyetlerini korumak için çevre düzenlemelerini kafalarının estiği gibi yapan insanlardır. İşin adaletsiz yanı bu işte! Bunu görmeden bizimle kurulan iletişimde de “koruma ve sosyal yardım” güdüsüyle veya “sevap” duygusuyla hareket etmek kadar, körü aşağılatıcı, onurunu kırıcı bir iletişim süreci de yoktur..

    Körler de insandırlar. Körün sevgisiyle, insana olan tutkusuyla gören bir insanın ki arasında hiçbir fark bulunmuyor. Hatta görenler için iletişimde hele aşkta ve sevgide körlere oranla aldatma, değer bilmeme sorunları çok daha fazla yaşanmaktadır.

    Ömrüne özne olmak isteyen, yaşamı yaşanılır kılan insanların dünyanın değişimine, vicdanına katacakları çok şey vardır. Bu insanların en yakın dostları, mücadele arkadaşları da aydınlanmasını gerçekleştirmiş körlerdir..

    Unutulmasın; bir kadın koşulların getirisi olarak fahişe olmaya karar verebilir, bir insan hırsız olmaya, düzenbaz ve kişiliksiz olmaya karar verebilir. Ama asla hiçbir insan dünyaya sakat olarak, yoksul olarak gelmek istemez. Bunun kararını asla veremez de... Bir insan kör olmaya kendi karar vermiyor. Ama onurlu bir insan olarak yaşamaya kendi iradesiyle karar verebiliyor.

    Körlerin günlük yaşamlarını nasıl sürdürdükleri konusunda özellikle kırsal bölgelerde, insanlar, körlerin evlerinden çok fazla dışarı çıkmadıklarını düşünerek, kafalarındaki soruları nasıl soracaklarını bilmedikleri için birdenbire örneğin; “sen evde nasıl yemek yiyorsun? Yemeği sana biri mi yediriyor? gibi anlamsız sorular sorabiliyorlar.

    Böyle bir tablo gerçekten de çok garip ve eminiz ki birçok kör tarafından şaşkınlıkla karşılanmaktadır. Bu nedenle biz körlerin toplumdan beklentisi, insanların bizimle iletişim sırasında soru işareti uyandıracak her türlü konuları sormaktan çekinmemeleridir. Ancak bu şekilde sağlıklı bir iletişim kurulabilir körlerle gören bireyler arasında.

    Gören insanların yapması gereken şey; iletişim kurarken körün gözlerine bakmaktır. Kör bu saygıyı hisseder. Yaşam da..


    Sosyalhizmetler uzmanı
    Twitter Facebook Google+
  3. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    Erzurum
    Mesajlar
    646
    Herşey çok guzel anlatılmış...da ben bu konuyu sosyalhizmetler uzmanı yazmış olduğuna şaşıyorum.
    Görme engellilerle iletişim şöyle böyle diye anlatmış ama baştan aşağıya kadar hep "kör, körler" qibi sözcukLer kullanılmış.. Bu da görme engellilere bi hakszlık.. Ozaman ayaktan engel olanlara da topal, tek kol olanlara sakat mı diyelim (!)
  4. 31.Temmuz.2010, 22:39
    #2
    Herşey çok guzel anlatılmış...da ben bu konuyu sosyalhizmetler uzmanı yazmış olduğuna şaşıyorum.
    Görme engellilerle iletişim şöyle böyle diye anlatmış ama baştan aşağıya kadar hep "kör, körler" qibi sözcukLer kullanılmış.. Bu da görme engellilere bi hakszlık.. Ozaman ayaktan engel olanlara da topal, tek kol olanlara sakat mı diyelim (!)
  5. Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.568

    Görme Özürlü Kimdir- Kim Değildir?

    Sponsorlu Bağlantılar

    Görme Özürlü kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir.

    O, diğer insanlardan çok farklı, olağanüstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevi bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme özürlüler arasında da başarılı olan, başarısız olan, yetenekli olan, yeteneksiz olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Yani görme özürlü de herkes gibi bir insandır.



    Farklı yazı sistemini kullanarak o da aynı kitapları okur. Farklı metotlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimleri alır. Diğer insanlarla aynı okulları, aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Kısacası görme özürlü olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir.

    Görme Özürlü Olmak Önemli Bir Sorun mudur?

    Görme özürlü bir kişinin yaşadığı en önemli sorun, sadece gözlerinin görmemesi değil, toplumun görme özürlülerle ilgili yanlış anlayış ve ön yargılarıdır; kendisine sağlanan olanakların yetersizliği ve diğer insanlarla arasındaki fırsat eşitsizliğidir.

    Eğer görme özürlülere yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği, ve yeterli olanaklar sağlanırsa, özürlü olmak o insanlar için basit bir fiziksel sorun düzeyine inecektir.

    Bugün ülkemizde görme özürlülerin ulaşmak istediği başlıca hedef; herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmak, toplumla kaynaşmak ve günlük yaşamlarını sürdürürken bağımsız ve özgür olabilecekleri koşullara sahip olmaktır.

    Görme özürlü bir kişinin, karşılaştığı her başarısızlık için körlüğünü bir mazeret olarak göstermesi ne kadar yanlışsa, toplumun da her başarının sağlanması için görmenin gerekli olduğunu ileri sürmesi o kadar yanlıştır. Her iki anlayışında pratik sonucu olumsuzdur. İnsanla toplum arasında sürekli bir etkileşim vardır. Bu nedenle görme özürlü kişilerin değerlendirmeleri toplumu, toplumun değerlendirmeleri ise görme özürlüleri etkiler.

    Görme Özürlüler Nasıl Okuyup Yazmaktadırlar?

    Görme özürlülerin okuyup yazmak için kullandıkları, noktalardan oluşan kabartma bir yazı sistemi bulunmaktadır .

    Bu yazı sistemi, 1825'de Luis Braille adlı bir kişi tarafından bulunmuştur.

    1809'da Fransa'da doğan ve küçük yaşta gözlerini kaybeden Luis Braillle tarafından 1825 de icat edilmiş olan bu yazı resim kartonuna benzer kağıtlar üzerine kabartılmış noktalardan oluşturulan yazı, görme özürlüler tarafından parmak uçlarıyla okunmaktadır.

    Altı nokta sisteminden oluşan bu yazıya "Breyl yazı" denilmektedir. Breyl yazı, normal yazı gibi tükenmez yada kurşun kalem kullanılarak yazılamaz. Çünkü kabartma noktaların belli aralıklarla düzenli bir şekilde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazı yazmak için tablet veya daktilo adı verilen özel yapılmış araçlar kullanılmaktadır. Tablete takılan kağıt, ucu sivri özel bir kalem aracılığıyla kabartılmaktadır

    Görme Özürlüler İçin Özel Eğitim Veren Kurumlar Hangileridir?

    Ülkemizde Ankara, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Gaziantep, Niğde, Tokat, Gelibolu da olmak üzere görme özürlü çocukların okuyabileceği 10 adet Körler Okulu bulunmaktadır.

    Ayrıca 15 ve üzerindeki yaşlarda bulunan görme özürlülere de temel ve mesleki eğitim veren rehabilitasyon merkezleri vardır. İki adet olan bu rehabilitasyon merkezlerinden biri Ankara, diğeri İstanbul'dadır.

    Bu merkezlerde, günlük yaşam için gerekli beceriler, okuma-yazma, baston kullanma ve bağımsız hareket, daktilo, telefon santralciliği, makrome işleri gibi eğitimler verilmekte ve görme özürlülerin devlet veya özel sektörde bir işe girerek veya bağımsız bir iş kurarak topluma yararlı, üretici bireyler olarak yetiştirilmeleri amaçlanmaktadır

    Görme Özürlüler Kendi Başlarına Gezip Dolaşabilirler mi?

    Düzenli bir çevrede bazı koşulların ve olanakların sağlanması halinde görme özürlülerin de bir yerden bir yere kendi başlarına gidebilmeleri mümkündür. Görme özürlüler kendi başlarına gezip dolaşmak için beyaz renkli, metalden veya plastikten yapılmış bir baston kullanırlar. Bu baston katlanıp çantaya yada cebe konulabilir.

    Baston kullanarak gezebilmek için özel bir eğitim gerekmektedir. Ancak bazı görme özürlüler herhangi bir eğitim almadan da kendi kendilerine beyaz baston kullanımını öğrenebilmektedirler.

    Görme özürlü çocuğu olan aileler küçük yaştan itibaren bu çocuklarını baston kullanarak gezip dolaşmaya alıştırmalıdırlar.

    Okullarda da öğretmenler birinci sınıftan itibaren bu gibi çocukların baston kullanma alışkanlığı kazanmalarını sağlamalıdırlar. Aksi takdirde onlara ileri yaşlarda baston kullanmanın benimsetilmesi zorlaşmaktadır. Baston kullanmadan gezip dolaşmak görme özürlü bir kişi için oldukça tehlikeli kazalara yol açmaktadır.

    Bazı gelişmiş ülkelerde görme özürlülerin rahatça gezebilmeleri için özel olarak yetiştirilmiş rehber köpeklerde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulama ülkemizde henüz mevcut değildir

    Görme Özürlülerin Kullandığı Özel Araç-Gereçler Nelerdir?

    Görme özürlüler günlük yaşamlarında, eğitimleri sırasında ve işyerlerinde özel olarak üretilmiş çeşitli araçlardan yararlanmaktadırlar.

    Örneğin, rakamları kabartma noktalarla gösterilen saatler, konuşan hesap makineleri, derece tansiyon, kan şekeri ölçen aletler, paraları renkleri sesli olarak belirten cihazlar, fen, matematik, geometri, coğrafya derslerinde kullanılan çeşitli özel araçlar, özel gözlükler, büyüteçler, bilgisayarlar , mutfak aletleri görme özürlülerin yararlandığı araçlardan bazılarıdır.

    Ancak bu araçların önemli bir kısmı yurt dışından temin edilebilmektedir. Özel yapılmış araçlar sayesinde görme özürlü insanlar bir çok işlerini başkalarına bağımlı olmadan kendi başlarına yapabilmektedirler.

    Görme özürlü bir kişi özel olarak yapılmış kabartma haritalar sayesinde ülkelerin, şehirlerin, dağların, denizlerin, nehirlerin bulunduğu yerleri ve yönlerini kafasında canlandırabilmekte; geometri çizim araçlarıyla her türlü şekil kavramını algılayabilmekte, konuşan elektronik araçlar yoluyla saatleri bilmek, hesap yapmak, çeşitli şeyleri ölçmek tartmak olanağına kavuşmaktadır.

    Görme Özürlülere Karşı Nasıl Davranmalıyız?

    Bir görme özürlüye yardımcı olmak istiyorsanız aşağıdaki bilgileri edinmeli ve onlara uygun olarak hareket etmelisiniz.

    Yürürken siz onun koluna değil, o sizin kolunuza girmelidir. Zira kaldırım kenarı veya merdiveni anlaması için yarım adım gerinizden gelmelidir. Merdiven inerken eğer varsa tırabzandan yararlanmak isteyebilir. Kaldırım iniş ve çıkışlarında sürekli sözlü uyarılara gerek yoktur. O sizi yarım adım geriden izlediği için biraz yavaşlamanız yeterlidir.

    Ona ismiyle hitap ediniz. Aksi halde kiminle konuştuğunuzu anlamayabilir. Konuşurken görmek veya kör gibi kelimeleri kullanmaktan çekinmeyin ve yanından ayrılacağınız zaman sözlü olarak bildiriniz.

    Eğer size yol veya yön sorarsa sözcüklerle kesin ve anlaşılır biçimde izah ediniz. El ile işaret etmenin veya göze hitap eden işaretler kullanmanın yararı yoktur.

    Görme özürlü birini uzaktan bağırarak yönlendirmeniz hem rencide edici hem de tehlike yaratıcı olabilir. Olanağınız varsa yardım etmek için yanına gidiniz. Duraklarda hangi otobüsün geldiğini öğrenmek isteyip istemediğini sorabilirsiniz.

    Sizin otobüsünüz daha önce gelirse ayrılacağınızı mutlaka belirtiniz. Yardıma ihtiyacı olmayan bir görme özürlüye yardımcı olmaya kalkışmanız sadece size zaman kaybettirir. kapıları yarı açık bırakmayınız. Onunla daha önce tanımadığı bir odaya girerseniz onu odanın ortasında yalnız bırakmayınız. Bir sandalye veya koltuğa kadar götürünüz.

    Yemekte et varsa, kesmekte yardım isteyip istemediğini sorabilirsiniz, yemeklerin yerini ayrıntılı olarak tarif ediniz.

    Yatılı konuk olarak evinize geldiğinde ona tuvaletin, gardrobun, pencerenin, prizin ve elektrik düğmesinin yerlerini gösteriniz. Ayrıca lambaların açık olup olmadığını bilmek isteyebilir.

    Eğer arzu ederseniz sizinle körlük hakkında konuşabilir ama bu eski bir hikayedir. Sizin olduğu gibi görmeyeninde ilgi duyduğu birçok konu vardır.


    Kaynak

    İbrahim Elibal
  6. 26.Ağustos.2010, 17:26
    #3
    Sponsorlu Bağlantılar

    Görme Özürlü kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir.

    O, diğer insanlardan çok farklı, olağanüstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevi bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme özürlüler arasında da başarılı olan, başarısız olan, yetenekli olan, yeteneksiz olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Yani görme özürlü de herkes gibi bir insandır.



    Farklı yazı sistemini kullanarak o da aynı kitapları okur. Farklı metotlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimleri alır. Diğer insanlarla aynı okulları, aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Kısacası görme özürlü olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir.

    Görme Özürlü Olmak Önemli Bir Sorun mudur?

    Görme özürlü bir kişinin yaşadığı en önemli sorun, sadece gözlerinin görmemesi değil, toplumun görme özürlülerle ilgili yanlış anlayış ve ön yargılarıdır; kendisine sağlanan olanakların yetersizliği ve diğer insanlarla arasındaki fırsat eşitsizliğidir.

    Eğer görme özürlülere yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği, ve yeterli olanaklar sağlanırsa, özürlü olmak o insanlar için basit bir fiziksel sorun düzeyine inecektir.

    Bugün ülkemizde görme özürlülerin ulaşmak istediği başlıca hedef; herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmak, toplumla kaynaşmak ve günlük yaşamlarını sürdürürken bağımsız ve özgür olabilecekleri koşullara sahip olmaktır.

    Görme özürlü bir kişinin, karşılaştığı her başarısızlık için körlüğünü bir mazeret olarak göstermesi ne kadar yanlışsa, toplumun da her başarının sağlanması için görmenin gerekli olduğunu ileri sürmesi o kadar yanlıştır. Her iki anlayışında pratik sonucu olumsuzdur. İnsanla toplum arasında sürekli bir etkileşim vardır. Bu nedenle görme özürlü kişilerin değerlendirmeleri toplumu, toplumun değerlendirmeleri ise görme özürlüleri etkiler.

    Görme Özürlüler Nasıl Okuyup Yazmaktadırlar?

    Görme özürlülerin okuyup yazmak için kullandıkları, noktalardan oluşan kabartma bir yazı sistemi bulunmaktadır .

    Bu yazı sistemi, 1825'de Luis Braille adlı bir kişi tarafından bulunmuştur.

    1809'da Fransa'da doğan ve küçük yaşta gözlerini kaybeden Luis Braillle tarafından 1825 de icat edilmiş olan bu yazı resim kartonuna benzer kağıtlar üzerine kabartılmış noktalardan oluşturulan yazı, görme özürlüler tarafından parmak uçlarıyla okunmaktadır.

    Altı nokta sisteminden oluşan bu yazıya "Breyl yazı" denilmektedir. Breyl yazı, normal yazı gibi tükenmez yada kurşun kalem kullanılarak yazılamaz. Çünkü kabartma noktaların belli aralıklarla düzenli bir şekilde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazı yazmak için tablet veya daktilo adı verilen özel yapılmış araçlar kullanılmaktadır. Tablete takılan kağıt, ucu sivri özel bir kalem aracılığıyla kabartılmaktadır

    Görme Özürlüler İçin Özel Eğitim Veren Kurumlar Hangileridir?

    Ülkemizde Ankara, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Gaziantep, Niğde, Tokat, Gelibolu da olmak üzere görme özürlü çocukların okuyabileceği 10 adet Körler Okulu bulunmaktadır.

    Ayrıca 15 ve üzerindeki yaşlarda bulunan görme özürlülere de temel ve mesleki eğitim veren rehabilitasyon merkezleri vardır. İki adet olan bu rehabilitasyon merkezlerinden biri Ankara, diğeri İstanbul'dadır.

    Bu merkezlerde, günlük yaşam için gerekli beceriler, okuma-yazma, baston kullanma ve bağımsız hareket, daktilo, telefon santralciliği, makrome işleri gibi eğitimler verilmekte ve görme özürlülerin devlet veya özel sektörde bir işe girerek veya bağımsız bir iş kurarak topluma yararlı, üretici bireyler olarak yetiştirilmeleri amaçlanmaktadır

    Görme Özürlüler Kendi Başlarına Gezip Dolaşabilirler mi?

    Düzenli bir çevrede bazı koşulların ve olanakların sağlanması halinde görme özürlülerin de bir yerden bir yere kendi başlarına gidebilmeleri mümkündür. Görme özürlüler kendi başlarına gezip dolaşmak için beyaz renkli, metalden veya plastikten yapılmış bir baston kullanırlar. Bu baston katlanıp çantaya yada cebe konulabilir.

    Baston kullanarak gezebilmek için özel bir eğitim gerekmektedir. Ancak bazı görme özürlüler herhangi bir eğitim almadan da kendi kendilerine beyaz baston kullanımını öğrenebilmektedirler.

    Görme özürlü çocuğu olan aileler küçük yaştan itibaren bu çocuklarını baston kullanarak gezip dolaşmaya alıştırmalıdırlar.

    Okullarda da öğretmenler birinci sınıftan itibaren bu gibi çocukların baston kullanma alışkanlığı kazanmalarını sağlamalıdırlar. Aksi takdirde onlara ileri yaşlarda baston kullanmanın benimsetilmesi zorlaşmaktadır. Baston kullanmadan gezip dolaşmak görme özürlü bir kişi için oldukça tehlikeli kazalara yol açmaktadır.

    Bazı gelişmiş ülkelerde görme özürlülerin rahatça gezebilmeleri için özel olarak yetiştirilmiş rehber köpeklerde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulama ülkemizde henüz mevcut değildir

    Görme Özürlülerin Kullandığı Özel Araç-Gereçler Nelerdir?

    Görme özürlüler günlük yaşamlarında, eğitimleri sırasında ve işyerlerinde özel olarak üretilmiş çeşitli araçlardan yararlanmaktadırlar.

    Örneğin, rakamları kabartma noktalarla gösterilen saatler, konuşan hesap makineleri, derece tansiyon, kan şekeri ölçen aletler, paraları renkleri sesli olarak belirten cihazlar, fen, matematik, geometri, coğrafya derslerinde kullanılan çeşitli özel araçlar, özel gözlükler, büyüteçler, bilgisayarlar , mutfak aletleri görme özürlülerin yararlandığı araçlardan bazılarıdır.

    Ancak bu araçların önemli bir kısmı yurt dışından temin edilebilmektedir. Özel yapılmış araçlar sayesinde görme özürlü insanlar bir çok işlerini başkalarına bağımlı olmadan kendi başlarına yapabilmektedirler.

    Görme özürlü bir kişi özel olarak yapılmış kabartma haritalar sayesinde ülkelerin, şehirlerin, dağların, denizlerin, nehirlerin bulunduğu yerleri ve yönlerini kafasında canlandırabilmekte; geometri çizim araçlarıyla her türlü şekil kavramını algılayabilmekte, konuşan elektronik araçlar yoluyla saatleri bilmek, hesap yapmak, çeşitli şeyleri ölçmek tartmak olanağına kavuşmaktadır.

    Görme Özürlülere Karşı Nasıl Davranmalıyız?

    Bir görme özürlüye yardımcı olmak istiyorsanız aşağıdaki bilgileri edinmeli ve onlara uygun olarak hareket etmelisiniz.

    Yürürken siz onun koluna değil, o sizin kolunuza girmelidir. Zira kaldırım kenarı veya merdiveni anlaması için yarım adım gerinizden gelmelidir. Merdiven inerken eğer varsa tırabzandan yararlanmak isteyebilir. Kaldırım iniş ve çıkışlarında sürekli sözlü uyarılara gerek yoktur. O sizi yarım adım geriden izlediği için biraz yavaşlamanız yeterlidir.

    Ona ismiyle hitap ediniz. Aksi halde kiminle konuştuğunuzu anlamayabilir. Konuşurken görmek veya kör gibi kelimeleri kullanmaktan çekinmeyin ve yanından ayrılacağınız zaman sözlü olarak bildiriniz.

    Eğer size yol veya yön sorarsa sözcüklerle kesin ve anlaşılır biçimde izah ediniz. El ile işaret etmenin veya göze hitap eden işaretler kullanmanın yararı yoktur.

    Görme özürlü birini uzaktan bağırarak yönlendirmeniz hem rencide edici hem de tehlike yaratıcı olabilir. Olanağınız varsa yardım etmek için yanına gidiniz. Duraklarda hangi otobüsün geldiğini öğrenmek isteyip istemediğini sorabilirsiniz.

    Sizin otobüsünüz daha önce gelirse ayrılacağınızı mutlaka belirtiniz. Yardıma ihtiyacı olmayan bir görme özürlüye yardımcı olmaya kalkışmanız sadece size zaman kaybettirir. kapıları yarı açık bırakmayınız. Onunla daha önce tanımadığı bir odaya girerseniz onu odanın ortasında yalnız bırakmayınız. Bir sandalye veya koltuğa kadar götürünüz.

    Yemekte et varsa, kesmekte yardım isteyip istemediğini sorabilirsiniz, yemeklerin yerini ayrıntılı olarak tarif ediniz.

    Yatılı konuk olarak evinize geldiğinde ona tuvaletin, gardrobun, pencerenin, prizin ve elektrik düğmesinin yerlerini gösteriniz. Ayrıca lambaların açık olup olmadığını bilmek isteyebilir.

    Eğer arzu ederseniz sizinle körlük hakkında konuşabilir ama bu eski bir hikayedir. Sizin olduğu gibi görmeyeninde ilgi duyduğu birçok konu vardır.


    Kaynak

    İbrahim Elibal

Benzer Konular

  1. Engelli Olmak Suç Değildir
    Konu Sahibi c4n4n112 Forum Yaşama Dair Anı ve Düşünceler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 21.Ekim.2012, 13:14
  2. Prematüre Bebeklerde Körlük Tehlikesi
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Haziran.2012, 18:03
  3. Diyabet hastalığındaki körlük erken müdehale ile önlenebilir
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Görme Engelliler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 13.Kasım.2011, 13:19
  4. (Karasu hastalığı) olarak bilinen glokom körlük nedeni
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 13.Mayıs.2011, 22:43
  5. Kök hücre ile körlük bitti
    Konu Sahibi Defnex Forum Kök Hücre ile Tedavi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Haziran.2010, 12:50

Bu Konu için Etiketler