Dikkat: Forum bütün Üyelere Kapatılmıştır!
Sadece Yöneticiler Forumu görebilirler.

‘Uyku apnesi’ne dikkat

Geceleri derin uykuya dalamıyor, gündüz sürekli yorgunluk hissediyor, sabahları aşırı sinirli kalkıyor, unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsanız, uykuda solunum duraklamasına bağlı ''uyku apnesi'' hastalığı ile karşı karşıya olabilirsiniz. Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilen uyku apnesinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirterek, uykuda 5-10 saniyelik solunum duraklamasının normal, 10 saniye-1 dakika sürebilen ve sık tekrarlayan solunum duraklamalarının

Konuyu değerlendir: ‘Uyku apnesi’ne dikkat

5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 2188 kez incelendi.

  1. Asi Nehir
    27.Ekim.2010, 10:45
    #1

    ‘Uyku apnesi’ne dikkat

    Geceleri derin uykuya dalamıyor, gündüz sürekli yorgunluk hissediyor, sabahları aşırı sinirli kalkıyor, unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsanız, uykuda solunum duraklamasına bağlı ''uyku apnesi'' hastalığı ile karşı karşıya olabilirsiniz.

    Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilen uyku apnesinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirterek, uykuda 5-10 saniyelik solunum duraklamasının normal, 10 saniye-1 dakika sürebilen ve sık tekrarlayan solunum duraklamalarının ise hastalık habercisi olduğu uyarısında bulundu.

    Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz (KBB) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Önerci, yaptığı açıklamada, uyku esnasında solunumun 10 saniyeden fazla kesilmesinin uykuda solunum duraklaması (uyku apnesi) olarak tanımlandığını söyledi.

    Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarının azalarak karbondioksit miktarının arttığını belirten Önerci, çocuklar hariç herkesin solunumunun saatte 5 kez 10 saniye durabileceğini ifade etti.

    Önerci, uyku apnesinin merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle ya da solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabildiğini, kimi zaman da her ikisinin birlikte görülebildiğini (bileşik uyku apnesi) anlatarak, hastaların yüzde 84'ünde tıkayıcı uyku apnesi, yüzde 1'inde merkezi uyku apnesi ve yüzde 15'inde bileşik uyku apnesi görüldüğünü söyledi.

    Uykuda solunum durmasında en önemli risk faktörünün aşırı kilo, çene kemiklerindeki bozukluklar, bademcik büyüklüğü, geniz etinin varlığı, dil büyüklüğü ve burun eğriliği olduğunu belirten Önerci, genetik faktörlerinde etkili olduğunu vurguladı.

    Önerci, çocuklarda horlama, ağzı açık uyuma, uykudan zor kalkma, gece altına kaçırma, gündüz devamlı uyku hali ve konsantrasyon bozukluğu ile kendisini gösteren uyku apnesinin; erişkinlerde işlerinde verimsizlik, sürekli yorgunluk hali, sabahları aşırı sinirlilik şeklinde kendini gösterebildiğini belirtti. Önerci, yüksek tansiyon, gürültülü horlama, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah baş ağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme gibi sorunların da hastalığın yol açtığı durumlar olduğunu söyledi.


    -''ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİYOR''-


    Prof. Dr. Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ''solunum durmaları (apne) veya azalmaları (hipopne) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabiliyor ve kişinin yakınları tarafından fark ediliyor. Hastalık, önlem alınmadığı takdirde kalp krizi, felç, iktidarsızlık (impotans), düzensiz kalp atışları gibi problemlere yol açıyor, hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Apnesi olan insanlarda kalp krizi geçirme riski, normale göre 10 kat fazla görülüyor.

    Konsantrasyon bozukluğuna da yol açan uyku apnesi, özellikle okul çağındaki çocuklarda ders başarısını düşürüyor. Uykuda ölüm nedeni olarak ise solunum durması mı yoksa kalp krizi mi olduğu henüz kesin bilinmiyor.

    Alkol ve sigara bağımlılarında, yanlış uyku pozisyon alışkanlığında, obezlerde, alt çenesi gelişim geriliği gösteren kişilerde, boynu kısa olanlarda, alerji, anti histaminik, kas gevşetici veya sakinleştirici gibi ilaç kullananlarda uyku apnesi görülme riski artıyor.

    Uyku apnesi görülme sıklığı, obeziteye bağlı olarak, cinsiyete ve toplumların yapısına göre değişiklik gösteriyor.

    Çocukta büyük bademcik ya da geniz eti varlığı tespit edildiğinde, ilerleyen dönemde bu sorunla karşılaşılmaması için 3 yaş civarında cerrahi operasyonla sorunun giderilmesi öneriliyor.

    Düzensiz solunum, sağlıklı kişilerde uykuya dalma, uyanma veya rüya görme esnasında normal kabul edilirken, uyku apnesi olanlarda sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum duraklamaları şeklinde görülüyor. Bu kişilerde 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları, bir dakikadan fazla sürebiliyor. Uyku sırasında saatte 5'den fazla tekrarlayan, 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği ortaya çıkıyor.

    Tıkayıcı uyku apnesinde, boğazdaki damağa, küçük dile, yutağa ve dile ait kaslar havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşiyor. Kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında hava yolu daralıyor ve bir süre solunum duruyor. Böylece, kandaki oksijen miktarı azalıyor, beyin oksijen azlığını algılayarak uyku derinliğini azaltıyor. Bazen de kişiyi uyandırarak, nefes almasını sağlayarak hava yolunun açılmasını sağlıyor.


    -''HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN''-


    Uyku apnesinin yeterli oksijen alınamamasına, bunun da ciddi sorunlara yol açtığını belirten Önerci, bu kişilere 'uyku testi-'poligrafik tetkik'' yapılmasının uygun olduğunu ifade etti. Bu yöntemle, solunumun, uykuda alınan oksijen miktarının, kalp ritminin ve EKG kayıtlarının da tespit edildiğini ifade eden Önerci, tedavi şekline uyku testi sonuçlarına göre karar verileceğini belirtti.

    Prof. Dr. Metin Önerci, uykuda solunum durmasının tedavisinin mümkün olduğunu, bunun için öncelikle hastanın bilinçlendirilmesi gerektiğini; zayıflamanın, alkol veya sakinleştirici ilaç kullanımının terk edilmesinin birçok hastalarda çözüm olabileceğini söyledi.

    Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ağır uyku apnesi olan hastalarda en uygun tedavi hastanın uyku sırasındaki solunumuna yardımcı olan cihazlar kullanılması. Bu tip cihazlar CPAP (Continuous Positive Airway Pressure) veya halk arasında maske olarak biliniyor ve kişiye sürekli ve sabit olarak hava basıncı uygulayarak uykuda kapanan üst solunum yolunun açık kalması sağlanıyor. Ayrıca, burun tıkanıklığı olan hastalarda burun tıkanıklığının giderilmesi, büyük geniz eti ve bademciklerin alınması, küçük dil uzun ise kısaltılması, dil kökü büyük ise küçültülmesi, alt çenenin öne alınması uygulanacak yöntemler arasında yer alıyor.



    aa
  2. 27.Ekim.2010, 10:45
    #1
    Asi Nehir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Asi Nehir
    Misafir
    Geceleri derin uykuya dalamıyor, gündüz sürekli yorgunluk hissediyor, sabahları aşırı sinirli kalkıyor, unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsanız, uykuda solunum duraklamasına bağlı ''uyku apnesi'' hastalığı ile karşı karşıya olabilirsiniz.

    Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilen uyku apnesinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirterek, uykuda 5-10 saniyelik solunum duraklamasının normal, 10 saniye-1 dakika sürebilen ve sık tekrarlayan solunum duraklamalarının ise hastalık habercisi olduğu uyarısında bulundu.

    Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz (KBB) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Önerci, yaptığı açıklamada, uyku esnasında solunumun 10 saniyeden fazla kesilmesinin uykuda solunum duraklaması (uyku apnesi) olarak tanımlandığını söyledi.

    Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarının azalarak karbondioksit miktarının arttığını belirten Önerci, çocuklar hariç herkesin solunumunun saatte 5 kez 10 saniye durabileceğini ifade etti.

    Önerci, uyku apnesinin merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle ya da solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabildiğini, kimi zaman da her ikisinin birlikte görülebildiğini (bileşik uyku apnesi) anlatarak, hastaların yüzde 84'ünde tıkayıcı uyku apnesi, yüzde 1'inde merkezi uyku apnesi ve yüzde 15'inde bileşik uyku apnesi görüldüğünü söyledi.

    Uykuda solunum durmasında en önemli risk faktörünün aşırı kilo, çene kemiklerindeki bozukluklar, bademcik büyüklüğü, geniz etinin varlığı, dil büyüklüğü ve burun eğriliği olduğunu belirten Önerci, genetik faktörlerinde etkili olduğunu vurguladı.

    Önerci, çocuklarda horlama, ağzı açık uyuma, uykudan zor kalkma, gece altına kaçırma, gündüz devamlı uyku hali ve konsantrasyon bozukluğu ile kendisini gösteren uyku apnesinin; erişkinlerde işlerinde verimsizlik, sürekli yorgunluk hali, sabahları aşırı sinirlilik şeklinde kendini gösterebildiğini belirtti. Önerci, yüksek tansiyon, gürültülü horlama, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah baş ağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme gibi sorunların da hastalığın yol açtığı durumlar olduğunu söyledi.


    -''ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİYOR''-


    Prof. Dr. Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ''solunum durmaları (apne) veya azalmaları (hipopne) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabiliyor ve kişinin yakınları tarafından fark ediliyor. Hastalık, önlem alınmadığı takdirde kalp krizi, felç, iktidarsızlık (impotans), düzensiz kalp atışları gibi problemlere yol açıyor, hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Apnesi olan insanlarda kalp krizi geçirme riski, normale göre 10 kat fazla görülüyor.

    Konsantrasyon bozukluğuna da yol açan uyku apnesi, özellikle okul çağındaki çocuklarda ders başarısını düşürüyor. Uykuda ölüm nedeni olarak ise solunum durması mı yoksa kalp krizi mi olduğu henüz kesin bilinmiyor.

    Alkol ve sigara bağımlılarında, yanlış uyku pozisyon alışkanlığında, obezlerde, alt çenesi gelişim geriliği gösteren kişilerde, boynu kısa olanlarda, alerji, anti histaminik, kas gevşetici veya sakinleştirici gibi ilaç kullananlarda uyku apnesi görülme riski artıyor.

    Uyku apnesi görülme sıklığı, obeziteye bağlı olarak, cinsiyete ve toplumların yapısına göre değişiklik gösteriyor.

    Çocukta büyük bademcik ya da geniz eti varlığı tespit edildiğinde, ilerleyen dönemde bu sorunla karşılaşılmaması için 3 yaş civarında cerrahi operasyonla sorunun giderilmesi öneriliyor.

    Düzensiz solunum, sağlıklı kişilerde uykuya dalma, uyanma veya rüya görme esnasında normal kabul edilirken, uyku apnesi olanlarda sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum duraklamaları şeklinde görülüyor. Bu kişilerde 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları, bir dakikadan fazla sürebiliyor. Uyku sırasında saatte 5'den fazla tekrarlayan, 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği ortaya çıkıyor.

    Tıkayıcı uyku apnesinde, boğazdaki damağa, küçük dile, yutağa ve dile ait kaslar havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşiyor. Kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında hava yolu daralıyor ve bir süre solunum duruyor. Böylece, kandaki oksijen miktarı azalıyor, beyin oksijen azlığını algılayarak uyku derinliğini azaltıyor. Bazen de kişiyi uyandırarak, nefes almasını sağlayarak hava yolunun açılmasını sağlıyor.


    -''HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN''-


    Uyku apnesinin yeterli oksijen alınamamasına, bunun da ciddi sorunlara yol açtığını belirten Önerci, bu kişilere 'uyku testi-'poligrafik tetkik'' yapılmasının uygun olduğunu ifade etti. Bu yöntemle, solunumun, uykuda alınan oksijen miktarının, kalp ritminin ve EKG kayıtlarının da tespit edildiğini ifade eden Önerci, tedavi şekline uyku testi sonuçlarına göre karar verileceğini belirtti.

    Prof. Dr. Metin Önerci, uykuda solunum durmasının tedavisinin mümkün olduğunu, bunun için öncelikle hastanın bilinçlendirilmesi gerektiğini; zayıflamanın, alkol veya sakinleştirici ilaç kullanımının terk edilmesinin birçok hastalarda çözüm olabileceğini söyledi.

    Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ağır uyku apnesi olan hastalarda en uygun tedavi hastanın uyku sırasındaki solunumuna yardımcı olan cihazlar kullanılması. Bu tip cihazlar CPAP (Continuous Positive Airway Pressure) veya halk arasında maske olarak biliniyor ve kişiye sürekli ve sabit olarak hava basıncı uygulayarak uykuda kapanan üst solunum yolunun açık kalması sağlanıyor. Ayrıca, burun tıkanıklığı olan hastalarda burun tıkanıklığının giderilmesi, büyük geniz eti ve bademciklerin alınması, küçük dil uzun ise kısaltılması, dil kökü büyük ise küçültülmesi, alt çenenin öne alınması uygulanacak yöntemler arasında yer alıyor.



    aa
    Twitter Facebook Google+


  3. 28.Ekim.2010, 22:47
    #2
    Üyelik tarihi
    25 Haziran 2010
    Nereden
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    1.112

    Bu belirtiler sizde de varsa dikkat



    Geceleri derin uykuya dalamıyor, gündüz sürekli yorgunluk hissediyor, sabahları aşırı sinirli kalkıyor, unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsanız..

    Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilen uyku apnesinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirterek, uykuda 5-10 saniyelik solunum duraklamasının normal, 10 saniye-1 dakika sürebilen ve sık tekrarlayan solunum duraklamalarının ise hastalık habercisi olduğu uyarısında bulundu.

    Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz (KBB) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Önerci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uyku esnasında solunumun 10 saniyeden fazla kesilmesinin uykuda solunum duraklaması (uyku apnesi) olarak tanımlandığını söyledi.

    Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarının azalarak karbondioksit miktarının arttığını belirten Önerci, çocuklar hariç herkesin solunumunun saatte 5 kez 10 saniye durabileceğini ifade etti.

    Önerci, uyku apnesinin merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle ya da solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabildiğini, kimi zaman da her ikisinin birlikte görülebildiğini (bileşik uyku apnesi) anlatarak, hastaların yüzde 84'ünde tıkayıcı uyku apnesi, yüzde 1'inde merkezi uyku apnesi ve yüzde 15'inde bileşik uyku apnesi görüldüğünü söyledi.

    Uykuda solunum durmasında en önemli risk faktörünün aşırı kilo, çene kemiklerindeki bozukluklar, bademcik büyüklüğü, geniz etinin varlığı, dil büyüklüğü ve burun eğriliği olduğunu belirten Önerci, genetik faktörlerinde etkili olduğunu vurguladı.

    Önerci, çocuklarda horlama, ağzı açık uyuma, uykudan zor kalkma, gece altına kaçırma, gündüz devamlı uyku hali ve konsantrasyon bozukluğu ile kendisini gösteren uyku apnesinin; erişkinlerde işlerinde verimsizlik, sürekli yorgunluk hali, sabahları aşırı sinirlilik şeklinde kendini gösterebildiğini belirtti. Önerci, yüksek tansiyon, gürültülü horlama, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah baş ağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme gibi sorunların da hastalığın yol açtığı durumlar olduğunu söyledi.

    'ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİYOR'

    Prof. Dr. Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ''solunum durmaları (apne) veya azalmaları (hipopne) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabiliyor ve kişinin yakınları tarafından fark ediliyor. Hastalık, önlem alınmadığı takdirde kalp krizi, felç, iktidarsızlık (impotans), düzensiz kalp atışları gibi problemlere yol açıyor, hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Apnesi olan insanlarda kalp krizi geçirme riski, normale göre 10 kat fazla görülüyor.

    Konsantrasyon bozukluğuna da yol açan uyku apnesi, özellikle okul çağındaki çocuklarda ders başarısını düşürüyor. Uykuda ölüm nedeni olarak ise solunum durması mı yoksa kalp krizi mi olduğu henüz kesin bilinmiyor.

    Alkol ve sigara bağımlılarında, yanlış uyku pozisyon alışkanlığında, obezlerde, alt çenesi gelişim geriliği gösteren kişilerde, boynu kısa olanlarda, alerji, anti histaminik, kas gevşetici veya sakinleştirici gibi ilaç kullananlarda uyku apnesi görülme riski artıyor.

    Uyku apnesi görülme sıklığı, obeziteye bağlı olarak, cinsiyete ve toplumların yapısına göre değişiklik gösteriyor.

    Çocukta büyük bademcik ya da geniz eti varlığı tespit edildiğinde, ilerleyen dönemde bu sorunla karşılaşılmaması için 3 yaş civarında cerrahi operasyonla sorunun giderilmesi öneriliyor.

    Düzensiz solunum, sağlıklı kişilerde uykuya dalma, uyanma veya rüya görme esnasında normal kabul edilirken, uyku apnesi olanlarda sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum duraklamaları şeklinde görülüyor. Bu kişilerde 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları, bir dakikadan fazla sürebiliyor. Uyku sırasında saatte 5'den fazla tekrarlayan, 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği ortaya çıkıyor.

    Tıkayıcı uyku apnesinde, boğazdaki damağa, küçük dile, yutağa ve dile ait kaslar havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşiyor. Kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında hava yolu daralıyor ve bir süre solunum duruyor. Böylece, kandaki oksijen miktarı azalıyor, beyin oksijen azlığını algılayarak uyku derinliğini azaltıyor. Bazen de kişiyi uyandırarak, nefes almasını sağlayarak hava yolunun açılmasını sağlıyor.

    ''HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN''

    Uyku apnesinin yeterli oksijen alınamamasına, bunun da ciddi sorunlara yol açtığını belirten Önerci, bu kişilere 'uyku testi-'poligrafik tetkik'' yapılmasının uygun olduğunu ifade etti. Bu yöntemle, solunumun, uykuda alınan oksijen miktarının, kalp ritminin ve EKG kayıtlarının da tespit edildiğini ifade eden Önerci, tedavi şekline uyku testi sonuçlarına göre karar verileceğini belirtti.

    Prof. Dr. Metin Önerci, uykuda solunum durmasının tedavisinin mümkün olduğunu, bunun için öncelikle hastanın bilinçlendirilmesi gerektiğini; zayıflamanın, alkol veya sakinleştirici ilaç kullanımının terk edilmesinin birçok hastalarda çözüm olabileceğini söyledi.

    Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ağır uyku apnesi olan hastalarda en uygun tedavi hastanın uyku sırasındaki solunumuna yardımcı olan cihazlar kullanılması. Bu tip cihazlar CPAP (Continuous Positive Airway Pressure) veya halk arasında maske olarak biliniyor ve kişiye sürekli ve sabit olarak hava basıncı uygulayarak uykuda kapanan üst solunum yolunun açık kalması sağlanıyor. Ayrıca, burun tıkanıklığı olan hastalarda burun tıkanıklığının giderilmesi, büyük geniz eti ve bademciklerin alınması, küçük dil uzun ise kısaltılması, dil kökü büyük ise küçültülmesi, alt çenenin öne alınması uygulanacak yöntemler arasında yer alıyor.


    AA
  4. 28.Ekim.2010, 22:47
    #2
    Üye


    Geceleri derin uykuya dalamıyor, gündüz sürekli yorgunluk hissediyor, sabahları aşırı sinirli kalkıyor, unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsanız..

    Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilen uyku apnesinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirterek, uykuda 5-10 saniyelik solunum duraklamasının normal, 10 saniye-1 dakika sürebilen ve sık tekrarlayan solunum duraklamalarının ise hastalık habercisi olduğu uyarısında bulundu.

    Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz (KBB) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Önerci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uyku esnasında solunumun 10 saniyeden fazla kesilmesinin uykuda solunum duraklaması (uyku apnesi) olarak tanımlandığını söyledi.

    Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarının azalarak karbondioksit miktarının arttığını belirten Önerci, çocuklar hariç herkesin solunumunun saatte 5 kez 10 saniye durabileceğini ifade etti.

    Önerci, uyku apnesinin merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle ya da solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabildiğini, kimi zaman da her ikisinin birlikte görülebildiğini (bileşik uyku apnesi) anlatarak, hastaların yüzde 84'ünde tıkayıcı uyku apnesi, yüzde 1'inde merkezi uyku apnesi ve yüzde 15'inde bileşik uyku apnesi görüldüğünü söyledi.

    Uykuda solunum durmasında en önemli risk faktörünün aşırı kilo, çene kemiklerindeki bozukluklar, bademcik büyüklüğü, geniz etinin varlığı, dil büyüklüğü ve burun eğriliği olduğunu belirten Önerci, genetik faktörlerinde etkili olduğunu vurguladı.

    Önerci, çocuklarda horlama, ağzı açık uyuma, uykudan zor kalkma, gece altına kaçırma, gündüz devamlı uyku hali ve konsantrasyon bozukluğu ile kendisini gösteren uyku apnesinin; erişkinlerde işlerinde verimsizlik, sürekli yorgunluk hali, sabahları aşırı sinirlilik şeklinde kendini gösterebildiğini belirtti. Önerci, yüksek tansiyon, gürültülü horlama, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah baş ağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme gibi sorunların da hastalığın yol açtığı durumlar olduğunu söyledi.

    'ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİYOR'

    Prof. Dr. Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ''solunum durmaları (apne) veya azalmaları (hipopne) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabiliyor ve kişinin yakınları tarafından fark ediliyor. Hastalık, önlem alınmadığı takdirde kalp krizi, felç, iktidarsızlık (impotans), düzensiz kalp atışları gibi problemlere yol açıyor, hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Apnesi olan insanlarda kalp krizi geçirme riski, normale göre 10 kat fazla görülüyor.

    Konsantrasyon bozukluğuna da yol açan uyku apnesi, özellikle okul çağındaki çocuklarda ders başarısını düşürüyor. Uykuda ölüm nedeni olarak ise solunum durması mı yoksa kalp krizi mi olduğu henüz kesin bilinmiyor.

    Alkol ve sigara bağımlılarında, yanlış uyku pozisyon alışkanlığında, obezlerde, alt çenesi gelişim geriliği gösteren kişilerde, boynu kısa olanlarda, alerji, anti histaminik, kas gevşetici veya sakinleştirici gibi ilaç kullananlarda uyku apnesi görülme riski artıyor.

    Uyku apnesi görülme sıklığı, obeziteye bağlı olarak, cinsiyete ve toplumların yapısına göre değişiklik gösteriyor.

    Çocukta büyük bademcik ya da geniz eti varlığı tespit edildiğinde, ilerleyen dönemde bu sorunla karşılaşılmaması için 3 yaş civarında cerrahi operasyonla sorunun giderilmesi öneriliyor.

    Düzensiz solunum, sağlıklı kişilerde uykuya dalma, uyanma veya rüya görme esnasında normal kabul edilirken, uyku apnesi olanlarda sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum duraklamaları şeklinde görülüyor. Bu kişilerde 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları, bir dakikadan fazla sürebiliyor. Uyku sırasında saatte 5'den fazla tekrarlayan, 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği ortaya çıkıyor.

    Tıkayıcı uyku apnesinde, boğazdaki damağa, küçük dile, yutağa ve dile ait kaslar havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşiyor. Kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında hava yolu daralıyor ve bir süre solunum duruyor. Böylece, kandaki oksijen miktarı azalıyor, beyin oksijen azlığını algılayarak uyku derinliğini azaltıyor. Bazen de kişiyi uyandırarak, nefes almasını sağlayarak hava yolunun açılmasını sağlıyor.

    ''HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN''

    Uyku apnesinin yeterli oksijen alınamamasına, bunun da ciddi sorunlara yol açtığını belirten Önerci, bu kişilere 'uyku testi-'poligrafik tetkik'' yapılmasının uygun olduğunu ifade etti. Bu yöntemle, solunumun, uykuda alınan oksijen miktarının, kalp ritminin ve EKG kayıtlarının da tespit edildiğini ifade eden Önerci, tedavi şekline uyku testi sonuçlarına göre karar verileceğini belirtti.

    Prof. Dr. Metin Önerci, uykuda solunum durmasının tedavisinin mümkün olduğunu, bunun için öncelikle hastanın bilinçlendirilmesi gerektiğini; zayıflamanın, alkol veya sakinleştirici ilaç kullanımının terk edilmesinin birçok hastalarda çözüm olabileceğini söyledi.

    Önerci'nin verdiği bilgiye göre, ağır uyku apnesi olan hastalarda en uygun tedavi hastanın uyku sırasındaki solunumuna yardımcı olan cihazlar kullanılması. Bu tip cihazlar CPAP (Continuous Positive Airway Pressure) veya halk arasında maske olarak biliniyor ve kişiye sürekli ve sabit olarak hava basıncı uygulayarak uykuda kapanan üst solunum yolunun açık kalması sağlanıyor. Ayrıca, burun tıkanıklığı olan hastalarda burun tıkanıklığının giderilmesi, büyük geniz eti ve bademciklerin alınması, küçük dil uzun ise kısaltılması, dil kökü büyük ise küçültülmesi, alt çenenin öne alınması uygulanacak yöntemler arasında yer alıyor.


    AA
  5. Zümrüdü Anka
    30.Ocak.2011, 16:23
    #3

    Uzmanlar uykuda ölüm için uyardı

    Uykuda nefes kesilmesinin eşlik ettiği horlama sorunu, yatakta ölüm, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon ve kalp krizi geçirme risklerini yükseltiyor.

    Uyku sırasında nefes kesilmesinin belirtileri; şiddetli horlama, uykuda soluk tutmaları, hiç dinlenmemiş gibi yataktan kalkma, gündüz uyuklamaları, aşırı kilo alma ve tüm çabalara karşın kilo verememe...

    Horlama ve uyku apnesinin nedenlerini ve tedavi yöntemlerini Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr Erhun Şerbetçi ile konuştuk...

    * Horlama ne kadar yaygın bir sorun? 35 yaşını aşmış erkeklerin yüzde 35'i aralıklı ya da yatış pozisyonuna bağlı olarak horlar. Her yüz kişiden 42'si horlar. Yaşın artmasıyla, horlamanın görülme sıklığı da artar. Bu oran 60 yaşındaki erkeklerde yüzde 60'a, kadınlarda ise yüzde 40'lara ulaşır.

    * Horlama kimlerde daha sık görülüyor? Horlama erkeklerde ve şişman kişilerde daha sık görülmekle birlikte, herkeste ortaya çıkabilir ve zamanla şiddeti artar. Yoğun bir günün ardından, alkol kullanılmasından sonra, sırt üstü yatarken horlamak son derece masum bir olay. Özellikle horlarken, nefes kesilmesinin olmaması durumunda horlama, horlayandan çok yanında yatanlar için sorun teşkil ediyor. Bu durumlarda tedavi, horlayanlar için değil yatak partnerlerinin ya da oda arkadaşlarının kararıyla ve onların uyku sağlıkları için yapılıyor.

    * Horlama neden kadınlarda daha seyrek görülür? Kadınlarda yağlanma kalça bölgesinde, erkeklerde ise boyun ve karında yoğunlaşır. Bu durum yatar pozisyonda yutak çevresinde daralmaya ve göğüs içi basınçta artışa yol açar, erkeklerin daha çok horlamasına neden olur. Kadınların kas yapısındaki farklılıkların da horlamanın daha az görülmesinde önemi vardır. Menopoz dönemi sonrası kadınların hormonal dengeleri değiştiği, özellikle de kas yapıları erkeklerinkine benzediği için onlar da erkekler gibi horlamaya başlar.

    FAZLA KİLO HORLAMA SEBEBİ

    * Horlama neden olur? Hastaların çoğunda yumuşak damak, küçük dil ve bademcikler bölgesinde ya da yutak ve dil kökünde ve burun ya da geniz boşluğundaki daralma ve tıkanıklıklar nedeniyle horlama oluşuyor. Bazı yüz ve çene kemiklerinin yapısal sorunları ve nörolojik sorunlarda da horlama olabiliyor.

    * Alkol neden horlamaya sebep olur? Ağır ve alkollü bir akşam yemeğinden sonra horlama görülmesi alışılmış bir şey. Bu duruma midenin dolu olması ve kasların gevşemesi nedeniyle, özellikle üst solunum yolları sorunu olan hastalarda daha fazla olmak üzere yaygın olarak rastlanıyor.

    * Kilonun horlama ile ilişkisi var mı? Kilo fazlalığında horlama daha sık görülüyor. Buna artmış olan karın içi yağ kitlesinin aşağıdan akciğerleri sıkıştırması ve boyun dokularının kalınlaşması ile hava çıkış yolunun daralması neden oluyor. Uyku apnesi hastalığı olan kişilerin sıklıkla aşırı kilolu oldukları görülüyor.

    * Uyku apnesi hastalığı nedir? Eğer horlamakta olan hastalarda en az 10 saniye süren soluk kesilmeleri de görülmekte ise, bu durum basit bir horlama olmaktan çıkıyor ve 'uyku apnesi' denilen ciddi bir hastalık olarak tanımlanıyor. Apneler sırasında kan oksijen düzeyi azalıyor ve kalp, beyin gibi hayati organlar oksijen sıkıntısına düşüyor. Gece uykuda horlarken nefesi kesilen ve yaşı 60 yaşın üstünde olanların hayati tehlike taşıdıkları ve birçok kalp ve solunum hastalıklarına yatkın oldukları biliniyor. Uyku apnesinin yatakta ölüm, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon, kalp krizi geçirme risklerini yükselten bir durum olabileceği unutulmaması gerekiyor.

    * Uyku apnesinin belirtileri nelerdir? Şiddetli horlama, uykuda soluk tutmaları, hiç dinlenmemiş gibi yataktan kalkma, gündüz uyuklamaları, aşırı kilo alma ve tüm çabalara karşın kilo verememe.

    * Uyku apnesi her zaman ciddi bir hastalık mıdır? Eğer apne indeksi dediğimiz 'bir uyku saatinde saptanan apne oranı' yüksekse, durum ciddi kabul ediliyor.

    TEŞHİS LABORATUVARDA

    * Bu durum nasıl teşhis ediliyor? Eşlerinin apne tanımladığı hastaların mutlaka kulak burun boğaz muayenesinden geçmeleri gerekiyor. Uzman, ciddi apne hastalığı yönünde bulgusu olan hastaları uyku laboratuvarlarına gönderiyor. Otel odası gibi hazırlanmış bu laboratuvarda, hastanın gecelemesi isteniyor ve sabaha kadar olan uykusu incelenerek apne indeksi ve diğer bazı önemli ölçüler belirleniyor. Tanı bu araştırma sonucunda kesinleşiyor.

    * Uyku apnesinin tedavisi farklı mıdır? Eğer horlayan hastanın apne indeksi belirli bir oranın üzerinde ise, bu hastalar basit tekniklerden kesinlikle yarar göremiyor. Bu durumdaki hastaların tedavisi uyku kliniklerinde yapılıyor. Hastaların CPAP denilen maskeleri takarak uyumaları sağlanıyor. Bu maskeler, uykuda hastaya daimi, pozitif basınçlı oksijen veren araçlar. Başlangıçta çoğu hasta bu aracı kullanmak istemiyor ama zamanla yararını çok belirgin bir şekilde gördüğü için bir süre sonra rahatlıkla kullanıyor.

    SAĞLIK PLATFORMU
  6. 30.Ocak.2011, 16:23
    #3
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Uykuda nefes kesilmesinin eşlik ettiği horlama sorunu, yatakta ölüm, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon ve kalp krizi geçirme risklerini yükseltiyor.

    Uyku sırasında nefes kesilmesinin belirtileri; şiddetli horlama, uykuda soluk tutmaları, hiç dinlenmemiş gibi yataktan kalkma, gündüz uyuklamaları, aşırı kilo alma ve tüm çabalara karşın kilo verememe...

    Horlama ve uyku apnesinin nedenlerini ve tedavi yöntemlerini Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr Erhun Şerbetçi ile konuştuk...

    * Horlama ne kadar yaygın bir sorun? 35 yaşını aşmış erkeklerin yüzde 35'i aralıklı ya da yatış pozisyonuna bağlı olarak horlar. Her yüz kişiden 42'si horlar. Yaşın artmasıyla, horlamanın görülme sıklığı da artar. Bu oran 60 yaşındaki erkeklerde yüzde 60'a, kadınlarda ise yüzde 40'lara ulaşır.

    * Horlama kimlerde daha sık görülüyor? Horlama erkeklerde ve şişman kişilerde daha sık görülmekle birlikte, herkeste ortaya çıkabilir ve zamanla şiddeti artar. Yoğun bir günün ardından, alkol kullanılmasından sonra, sırt üstü yatarken horlamak son derece masum bir olay. Özellikle horlarken, nefes kesilmesinin olmaması durumunda horlama, horlayandan çok yanında yatanlar için sorun teşkil ediyor. Bu durumlarda tedavi, horlayanlar için değil yatak partnerlerinin ya da oda arkadaşlarının kararıyla ve onların uyku sağlıkları için yapılıyor.

    * Horlama neden kadınlarda daha seyrek görülür? Kadınlarda yağlanma kalça bölgesinde, erkeklerde ise boyun ve karında yoğunlaşır. Bu durum yatar pozisyonda yutak çevresinde daralmaya ve göğüs içi basınçta artışa yol açar, erkeklerin daha çok horlamasına neden olur. Kadınların kas yapısındaki farklılıkların da horlamanın daha az görülmesinde önemi vardır. Menopoz dönemi sonrası kadınların hormonal dengeleri değiştiği, özellikle de kas yapıları erkeklerinkine benzediği için onlar da erkekler gibi horlamaya başlar.

    FAZLA KİLO HORLAMA SEBEBİ

    * Horlama neden olur? Hastaların çoğunda yumuşak damak, küçük dil ve bademcikler bölgesinde ya da yutak ve dil kökünde ve burun ya da geniz boşluğundaki daralma ve tıkanıklıklar nedeniyle horlama oluşuyor. Bazı yüz ve çene kemiklerinin yapısal sorunları ve nörolojik sorunlarda da horlama olabiliyor.

    * Alkol neden horlamaya sebep olur? Ağır ve alkollü bir akşam yemeğinden sonra horlama görülmesi alışılmış bir şey. Bu duruma midenin dolu olması ve kasların gevşemesi nedeniyle, özellikle üst solunum yolları sorunu olan hastalarda daha fazla olmak üzere yaygın olarak rastlanıyor.

    * Kilonun horlama ile ilişkisi var mı? Kilo fazlalığında horlama daha sık görülüyor. Buna artmış olan karın içi yağ kitlesinin aşağıdan akciğerleri sıkıştırması ve boyun dokularının kalınlaşması ile hava çıkış yolunun daralması neden oluyor. Uyku apnesi hastalığı olan kişilerin sıklıkla aşırı kilolu oldukları görülüyor.

    * Uyku apnesi hastalığı nedir? Eğer horlamakta olan hastalarda en az 10 saniye süren soluk kesilmeleri de görülmekte ise, bu durum basit bir horlama olmaktan çıkıyor ve 'uyku apnesi' denilen ciddi bir hastalık olarak tanımlanıyor. Apneler sırasında kan oksijen düzeyi azalıyor ve kalp, beyin gibi hayati organlar oksijen sıkıntısına düşüyor. Gece uykuda horlarken nefesi kesilen ve yaşı 60 yaşın üstünde olanların hayati tehlike taşıdıkları ve birçok kalp ve solunum hastalıklarına yatkın oldukları biliniyor. Uyku apnesinin yatakta ölüm, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon, kalp krizi geçirme risklerini yükselten bir durum olabileceği unutulmaması gerekiyor.

    * Uyku apnesinin belirtileri nelerdir? Şiddetli horlama, uykuda soluk tutmaları, hiç dinlenmemiş gibi yataktan kalkma, gündüz uyuklamaları, aşırı kilo alma ve tüm çabalara karşın kilo verememe.

    * Uyku apnesi her zaman ciddi bir hastalık mıdır? Eğer apne indeksi dediğimiz 'bir uyku saatinde saptanan apne oranı' yüksekse, durum ciddi kabul ediliyor.

    TEŞHİS LABORATUVARDA

    * Bu durum nasıl teşhis ediliyor? Eşlerinin apne tanımladığı hastaların mutlaka kulak burun boğaz muayenesinden geçmeleri gerekiyor. Uzman, ciddi apne hastalığı yönünde bulgusu olan hastaları uyku laboratuvarlarına gönderiyor. Otel odası gibi hazırlanmış bu laboratuvarda, hastanın gecelemesi isteniyor ve sabaha kadar olan uykusu incelenerek apne indeksi ve diğer bazı önemli ölçüler belirleniyor. Tanı bu araştırma sonucunda kesinleşiyor.

    * Uyku apnesinin tedavisi farklı mıdır? Eğer horlayan hastanın apne indeksi belirli bir oranın üzerinde ise, bu hastalar basit tekniklerden kesinlikle yarar göremiyor. Bu durumdaki hastaların tedavisi uyku kliniklerinde yapılıyor. Hastaların CPAP denilen maskeleri takarak uyumaları sağlanıyor. Bu maskeler, uykuda hastaya daimi, pozitif basınçlı oksijen veren araçlar. Başlangıçta çoğu hasta bu aracı kullanmak istemiyor ama zamanla yararını çok belirgin bir şekilde gördüğü için bir süre sonra rahatlıkla kullanıyor.

    SAĞLIK PLATFORMU
  7. Zümrüdü Anka
    06.Şubat.2011, 03:31
    #4

    Dikkat! Uykuda nefesiniz kesilebilir!Uyku apnesi

    Uyku apnesinin en önemli belirtisi gece uykusu süresince ani solunum duraklamaları, çok gürültülü horlamalar ve iç çekmelerdir. Bu solunum düzensizlikleri, bir çoğumuzda zaman zaman ortaya çıkan yumuşak, hafif horlamalardan farklıdır.

    Bu tip horlamalar, her türlü pozisyonda gerçekleşebilir. Apne tipi horlamada hasta, el kol hareketleriyle rahatsız bir şekilde uyumaya çalışır.

    Uykuya dalma, uyanma veya rüya görme sırasında bazı solunum düzensizlikleri hemen herkeste görülebilir. Uyku apneli hastalarda ise sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum durmaları olmaktadır.

    Apneli durumlarda 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları bir dakikadan fazla sürelere kadar devam edebilir.

    Uykuları boyunca saatte 20, hatta 100 defa tekrarlayan, bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliğinin büyük sorunlara neden olması kaçınılmazdır.

    Bahsi geçen belirtilerin birkaçının bulunduğu bir kişide uyku apnesi olabileceği düşünülse de, benzer şikayetlere neden olan farklı birçok uyku bozukluğu hastalığı vardır.

    Uyku apnesinin kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi için uyku laboratuvarlarında "poligrafik tetkik" adı verilen incelemelerin yapılması gerekir. Uyku sırasında birçok parametrenin kaydedildiği "poligrafik tetkik", beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları hakkında en sağlıklı bilgileri veren modern bir laboratuvar yöntemidir.

    Uyku testlerinden sonra elde edilen bilgiler değerlendirilerek uyku apnesinin gerçekten tedaviye ihtiyaç gösterip göstermediğine karar verilir.

    Günlük aktiviteler sırasında özellikle araba kullanırken uyuklamalar, iş kazalarına yol açabilecek durumlar söz konusuysa, uyku apnesi ile ilişkili kalp yetersizliği veya oksijen saturasyonunda çok büyük düşüşler tespit edildiği taktirde vakit geçirmeksizin tedaviye başlanması gerekir.

    Ayrıca; aşırı yorgun, uyku apnesine bağlı aşırı yüksek tansiyonlu, düzensiz kalp atışları olan kişilerde veya saatte 40'ın üzerinde apne sayısı tespit edilenlerde de tedaviye gerek vardır.

    Uyku apnesinin teşhisinden sonra hastanın Kulak - Burun - Boğaz uzmanının kontrolundan geçmesi gerekmektedir. Konu ile ilgili anotomik bozukluklar varsa bunlar düzeltilmelidir.

    Uyku apnesinin cerrahi veya ilaçla tedavisi yoktur. Uyku apnesinin en etkili tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure) cihazı kullanılarak yapılır.

    Bu cihazın kullanılmasındaki amaç hastaya devamlı hava basınca uygulamasıyla uyku sırasında kapanan üst hava yollarına açık tutmaktır. CPAP cihazı hastanın burnuna yerleştirilen, yumuşak silikon bir maske ve bunu cihaza birleştiren hortumdan ibarettir. Cihazın olumlu etkisi birkaç gün içinde görülür.

    Yorgunluk, uyuklama gibi belirtiler kaybolur: hastanın günlük aktivitesi ve canlılığı artar, horlamalar kesilir. Artan dinamizm, şişman hastaların zayıflamasını ve sağlıklı kilolara ulaşmasını sağlar.

    Uyku apnesi tedavi edilmezse aşağıdaki sorunlara yol açabilir:

    - Düzensiz kalp atışları
    - Kalp büyümesi
    - Kalp krizi riskinin artması
    - Yüksek tansiyon
    - Aşırı yorgunluk ve gündüz uyuklamaları
    - Trafik kazaları (direksiyonda uyku gelmesi)
    - Cinsel arzunun azalması, iktidarsızlık
    - Kontrol edilemeyen şişmanlama (Zayıf, normal kilolu insanlarda da uyku apnesi olabilir)
    - Uykuda terleme, sık idrara çıkma
    - Aşırı sinirlilik, depresyon, canlılığın kaybolması
    - Uykuda ölüm

    e kolay
  8. 06.Şubat.2011, 03:31
    #4
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Uyku apnesinin en önemli belirtisi gece uykusu süresince ani solunum duraklamaları, çok gürültülü horlamalar ve iç çekmelerdir. Bu solunum düzensizlikleri, bir çoğumuzda zaman zaman ortaya çıkan yumuşak, hafif horlamalardan farklıdır.

    Bu tip horlamalar, her türlü pozisyonda gerçekleşebilir. Apne tipi horlamada hasta, el kol hareketleriyle rahatsız bir şekilde uyumaya çalışır.

    Uykuya dalma, uyanma veya rüya görme sırasında bazı solunum düzensizlikleri hemen herkeste görülebilir. Uyku apneli hastalarda ise sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum durmaları olmaktadır.

    Apneli durumlarda 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları bir dakikadan fazla sürelere kadar devam edebilir.

    Uykuları boyunca saatte 20, hatta 100 defa tekrarlayan, bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliğinin büyük sorunlara neden olması kaçınılmazdır.

    Bahsi geçen belirtilerin birkaçının bulunduğu bir kişide uyku apnesi olabileceği düşünülse de, benzer şikayetlere neden olan farklı birçok uyku bozukluğu hastalığı vardır.

    Uyku apnesinin kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi için uyku laboratuvarlarında "poligrafik tetkik" adı verilen incelemelerin yapılması gerekir. Uyku sırasında birçok parametrenin kaydedildiği "poligrafik tetkik", beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları hakkında en sağlıklı bilgileri veren modern bir laboratuvar yöntemidir.

    Uyku testlerinden sonra elde edilen bilgiler değerlendirilerek uyku apnesinin gerçekten tedaviye ihtiyaç gösterip göstermediğine karar verilir.

    Günlük aktiviteler sırasında özellikle araba kullanırken uyuklamalar, iş kazalarına yol açabilecek durumlar söz konusuysa, uyku apnesi ile ilişkili kalp yetersizliği veya oksijen saturasyonunda çok büyük düşüşler tespit edildiği taktirde vakit geçirmeksizin tedaviye başlanması gerekir.

    Ayrıca; aşırı yorgun, uyku apnesine bağlı aşırı yüksek tansiyonlu, düzensiz kalp atışları olan kişilerde veya saatte 40'ın üzerinde apne sayısı tespit edilenlerde de tedaviye gerek vardır.

    Uyku apnesinin teşhisinden sonra hastanın Kulak - Burun - Boğaz uzmanının kontrolundan geçmesi gerekmektedir. Konu ile ilgili anotomik bozukluklar varsa bunlar düzeltilmelidir.

    Uyku apnesinin cerrahi veya ilaçla tedavisi yoktur. Uyku apnesinin en etkili tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure) cihazı kullanılarak yapılır.

    Bu cihazın kullanılmasındaki amaç hastaya devamlı hava basınca uygulamasıyla uyku sırasında kapanan üst hava yollarına açık tutmaktır. CPAP cihazı hastanın burnuna yerleştirilen, yumuşak silikon bir maske ve bunu cihaza birleştiren hortumdan ibarettir. Cihazın olumlu etkisi birkaç gün içinde görülür.

    Yorgunluk, uyuklama gibi belirtiler kaybolur: hastanın günlük aktivitesi ve canlılığı artar, horlamalar kesilir. Artan dinamizm, şişman hastaların zayıflamasını ve sağlıklı kilolara ulaşmasını sağlar.

    Uyku apnesi tedavi edilmezse aşağıdaki sorunlara yol açabilir:

    - Düzensiz kalp atışları
    - Kalp büyümesi
    - Kalp krizi riskinin artması
    - Yüksek tansiyon
    - Aşırı yorgunluk ve gündüz uyuklamaları
    - Trafik kazaları (direksiyonda uyku gelmesi)
    - Cinsel arzunun azalması, iktidarsızlık
    - Kontrol edilemeyen şişmanlama (Zayıf, normal kilolu insanlarda da uyku apnesi olabilir)
    - Uykuda terleme, sık idrara çıkma
    - Aşırı sinirlilik, depresyon, canlılığın kaybolması
    - Uykuda ölüm

    e kolay
  9. Zümrüdü Anka
    11.Haziran.2011, 22:43
    #5

    Uyku Apnesini Hafife Almayın!

    Uyku bozuklukları, göğüs hastalıklarından nörolojiye, kardiyolojiden kadın hastalıklarına kadar birçok hastalığın habercisi olabilir.



    Gazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Uyku Derneği (UYKUDER) Başkanı Prof. Dr. Oğuz Köktürk, uyku bozukluklarının tedavi edilmesinin önemine işaret ederek, göğüs hastalıklarından nörolojiye, nörolojiden kulak burun boğaza, kardiyolojiden kadın hastalıklarına kadar etki alanı çok geniş olan bir hastalık olduğunu söyledi.

    "Uyku Tıbbı Ana Bilim Dalı Olmalı"
    Prof. Dr. Köktürk, UYKUDER’in tek amacının, Türkiye’de henüz ana bilim dalı olamamış uyku tıbbını, hak ettiği düzeye getirmek olduğunu ifade etti.

    Uyku tıbbının bir bilim dalı olamaması sebebiyle konuyla ilgili faaliyetlerin dernek çalışmaları ötesine gidemediğini belirten Köktürk, ’’Uyku bozuklukları sınıflamasında 85 tane hastalık var. Ancak hala uyku ile ilgili hastalıkların uyuyamama ya da uykuya dalamama gibi sorunları kapsadığı sanılıyor. Böyle olunca uyku hastalıkları içerisindeki diğer başlıklara tanı koyup, ayırıcı tanı yapamadığımız için sağlıklı tedavi etme şansınız da yok’’ dedi.

    Uyku Apnesi Son Derece Ağır Sonuçlar Yaratabilir
    Köktürk, uyku hastalıkları içerisinde tanımlanan uyku apnesinin (uykuda solunum durma sendromu) insan yaşamını çok fazla etkilediğini ve son derece ağır sonuçlar yaratan, kalp damar sisteminden, damar sistemine kadar bütün organları bozan bir hastalık olduğuna işaret etti.

    Uyku apnesi sendromu yaşayan hastaların çoğunun bunun bir hastalık olduğunun farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Köktürk, şöyle devam etti:

    ’’Bu hastalığın farkındalığını yaratmaktaki en önemli şey önce hekimlerin bu konuda bilgisi olması. Hekimler bilgili olacak ki onlara gidecek hasta olsun. Dolayısıyla bu konudaki hekimler Türkiye’de yok denecek kadar az. Türkiye’de uyku tıbbı alanında bir eğitim verilmediğini çok net olarak söyleyebiliriz. Bizler tamamen kendi imkanlarımızla yurt dışında aldığımız eğitimlerle bu noktaya geldik. Uyku bozukluklarının çok büyük bir özelliği var; göğüs hastalıklarından tutun nörolojiye, nörolojiden tutun kulak burun boğaza, kardiyolojiden tutun kadın hastalıklarına kadar etki alanı çok geniş.’’
    Prof. Dr. Köktürk, her ’’horlayan’’ insanın uyku apnesi olmayacağını, ancak horlayan hastaların çoğunda da bu hastalığın bulunabileceğinin unutulmaması gerektiğine dikkati çekerek, ’’Değerlendirmemiz sonucunda, eğer bir hastada uykuda solunum bozukluğunu düşünüyorsak, horlama veya ötesinde mutlaka bir gece polisomnografi tekniği dediğimiz bir uyku tekniği yaparak değerlendiriyoruz. Bu da dünyadaki en dinamik testlerden bir tanesi’’ diye konuştu.

    En Ağır Sonuçlar Kalp-Damar ve Beyin-Damar Sisteminde Uyku apnesi sendromunun uzun süreli bir nefes durmasında hiç beklenmedik bir şekilde uyku sırasında ölüme yol açabileceğini ifade eden Köktürk, şunları kaydetti:

    ’’Uyku apne sendromunun en ağır sonuçları kalp damar sisteminde ve beyin damar sisteminde görülür. Senelerce horlayan, uykuda nefesi duran ve büyük bir kısmı da her bırakılan yerde uykuya dalan bu hastalarda, ciddi damar problemleri oluşabiliyor. Bizim bu uyku sorularını çok önceden yakalamamız gerekiyor ki bu diğer hastalıklar olmadan kontrol altına alabilelim. Bu hastalık 40-65 yaş erkek hastalığıdır. Görülen yaş grubu bu, ama maalesef bu bilgiye dayanarak, ’kadınlarda görülmüyor, çocuklarda görülmüyor’ diye yanlış bir bilgi de var.’’

    ’’Hastalık Çocuklarda da Görülebilir"
    Prof. Dr. Köktürk, uyku apnesinin çocuklarda gelişmesinin en büyük iki nedenin, bademcikler ve geniz eti olduğunu söyledi.
    ’’Bu hastalığın görüldüğü yer, üst solunum yolu. Dilimizin ve küçük dilimizin arkasındaki nefes borusunun gece tıkanmalarıyla karakterize bir hastalık. Dolayısıyla burası tıkandığı zaman tabii oksijen değerleriniz düşüyor’’ diyen Köktürk, çocuklarda cerrahi tedavi gerçekleştirildiği zaman, uyku apnesinin tahribat yaratmadan ortadan kalkabileceğini, ancak hastalığın çocuklarda gelişen boyutunun da çok önemsenmediğini kaydetti.
    Hastalık için illaki geniz eti veya bademcik olması gerekmediğini, çenesi küçük ve geride olan, küçük solunum borusuna sahip olan kişilerde de görülebileceğini dile getiren Köktürk, şöyle devam etti:

    ’’Hepimizde, uyku sırasında üst solunum yolu küçülüyor. Ancak üst solunum yolu küçük olan insanlarda solunum yolu uykuda daha çok daralıyor vaya kapanıyor. 65 yaşına kadar genellikle bu mekanizma aktif olarak çalışıyor. Ama 65 yaşından sonra tüm reflekslerde olduğu gibi bu refleksin de zayıflaması nedeniyle hastalığa yakalanmayacaksınız diye bir garantiniz yok. Ama hastalığın sadece ölüme yol açtığını düşünmeyin, hastalık felç gibi durumlara da sebebiyet veriyor.’’

    Her 3 kişiden birinde uyku bozukluğu olduğunu, ancak hastalıkla ilgilenen hekimlerin uzmanlık belgelerinin bulunmadığını Prof. Dr. Köktürk, şöyle devam etti: ’’Biz senelerdir yaptığımız işi derneğimizin çatısı altında devam ettiriyoruz. Önemli olan bu konuda yetişmiş deneyimli kişilerin olması. Bu alanla ilgili en önemli branşlardan biri de kardiyolojidir. Yani kardiyologların bu konuyu çok iyi bilmeleri gerekir. Ama kardiyologların 10’undan 9’u uyku apnesinin ismini bile belki hayatında bir kere duymuştur. Dolayısıyla hekim kendisine kalp şikayetiyle gelen hastada uyku apnesi sendromundan şüphelenmez bile.’’


    kaynak
  10. 11.Haziran.2011, 22:43
    #5
    Zümrüdü Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zümrüdü Anka
    Misafir
    Uyku bozuklukları, göğüs hastalıklarından nörolojiye, kardiyolojiden kadın hastalıklarına kadar birçok hastalığın habercisi olabilir.



    Gazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Uyku Derneği (UYKUDER) Başkanı Prof. Dr. Oğuz Köktürk, uyku bozukluklarının tedavi edilmesinin önemine işaret ederek, göğüs hastalıklarından nörolojiye, nörolojiden kulak burun boğaza, kardiyolojiden kadın hastalıklarına kadar etki alanı çok geniş olan bir hastalık olduğunu söyledi.

    "Uyku Tıbbı Ana Bilim Dalı Olmalı"
    Prof. Dr. Köktürk, UYKUDER’in tek amacının, Türkiye’de henüz ana bilim dalı olamamış uyku tıbbını, hak ettiği düzeye getirmek olduğunu ifade etti.

    Uyku tıbbının bir bilim dalı olamaması sebebiyle konuyla ilgili faaliyetlerin dernek çalışmaları ötesine gidemediğini belirten Köktürk, ’’Uyku bozuklukları sınıflamasında 85 tane hastalık var. Ancak hala uyku ile ilgili hastalıkların uyuyamama ya da uykuya dalamama gibi sorunları kapsadığı sanılıyor. Böyle olunca uyku hastalıkları içerisindeki diğer başlıklara tanı koyup, ayırıcı tanı yapamadığımız için sağlıklı tedavi etme şansınız da yok’’ dedi.

    Uyku Apnesi Son Derece Ağır Sonuçlar Yaratabilir
    Köktürk, uyku hastalıkları içerisinde tanımlanan uyku apnesinin (uykuda solunum durma sendromu) insan yaşamını çok fazla etkilediğini ve son derece ağır sonuçlar yaratan, kalp damar sisteminden, damar sistemine kadar bütün organları bozan bir hastalık olduğuna işaret etti.

    Uyku apnesi sendromu yaşayan hastaların çoğunun bunun bir hastalık olduğunun farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Köktürk, şöyle devam etti:

    ’’Bu hastalığın farkındalığını yaratmaktaki en önemli şey önce hekimlerin bu konuda bilgisi olması. Hekimler bilgili olacak ki onlara gidecek hasta olsun. Dolayısıyla bu konudaki hekimler Türkiye’de yok denecek kadar az. Türkiye’de uyku tıbbı alanında bir eğitim verilmediğini çok net olarak söyleyebiliriz. Bizler tamamen kendi imkanlarımızla yurt dışında aldığımız eğitimlerle bu noktaya geldik. Uyku bozukluklarının çok büyük bir özelliği var; göğüs hastalıklarından tutun nörolojiye, nörolojiden tutun kulak burun boğaza, kardiyolojiden tutun kadın hastalıklarına kadar etki alanı çok geniş.’’
    Prof. Dr. Köktürk, her ’’horlayan’’ insanın uyku apnesi olmayacağını, ancak horlayan hastaların çoğunda da bu hastalığın bulunabileceğinin unutulmaması gerektiğine dikkati çekerek, ’’Değerlendirmemiz sonucunda, eğer bir hastada uykuda solunum bozukluğunu düşünüyorsak, horlama veya ötesinde mutlaka bir gece polisomnografi tekniği dediğimiz bir uyku tekniği yaparak değerlendiriyoruz. Bu da dünyadaki en dinamik testlerden bir tanesi’’ diye konuştu.

    En Ağır Sonuçlar Kalp-Damar ve Beyin-Damar Sisteminde Uyku apnesi sendromunun uzun süreli bir nefes durmasında hiç beklenmedik bir şekilde uyku sırasında ölüme yol açabileceğini ifade eden Köktürk, şunları kaydetti:

    ’’Uyku apne sendromunun en ağır sonuçları kalp damar sisteminde ve beyin damar sisteminde görülür. Senelerce horlayan, uykuda nefesi duran ve büyük bir kısmı da her bırakılan yerde uykuya dalan bu hastalarda, ciddi damar problemleri oluşabiliyor. Bizim bu uyku sorularını çok önceden yakalamamız gerekiyor ki bu diğer hastalıklar olmadan kontrol altına alabilelim. Bu hastalık 40-65 yaş erkek hastalığıdır. Görülen yaş grubu bu, ama maalesef bu bilgiye dayanarak, ’kadınlarda görülmüyor, çocuklarda görülmüyor’ diye yanlış bir bilgi de var.’’

    ’’Hastalık Çocuklarda da Görülebilir"
    Prof. Dr. Köktürk, uyku apnesinin çocuklarda gelişmesinin en büyük iki nedenin, bademcikler ve geniz eti olduğunu söyledi.
    ’’Bu hastalığın görüldüğü yer, üst solunum yolu. Dilimizin ve küçük dilimizin arkasındaki nefes borusunun gece tıkanmalarıyla karakterize bir hastalık. Dolayısıyla burası tıkandığı zaman tabii oksijen değerleriniz düşüyor’’ diyen Köktürk, çocuklarda cerrahi tedavi gerçekleştirildiği zaman, uyku apnesinin tahribat yaratmadan ortadan kalkabileceğini, ancak hastalığın çocuklarda gelişen boyutunun da çok önemsenmediğini kaydetti.
    Hastalık için illaki geniz eti veya bademcik olması gerekmediğini, çenesi küçük ve geride olan, küçük solunum borusuna sahip olan kişilerde de görülebileceğini dile getiren Köktürk, şöyle devam etti:

    ’’Hepimizde, uyku sırasında üst solunum yolu küçülüyor. Ancak üst solunum yolu küçük olan insanlarda solunum yolu uykuda daha çok daralıyor vaya kapanıyor. 65 yaşına kadar genellikle bu mekanizma aktif olarak çalışıyor. Ama 65 yaşından sonra tüm reflekslerde olduğu gibi bu refleksin de zayıflaması nedeniyle hastalığa yakalanmayacaksınız diye bir garantiniz yok. Ama hastalığın sadece ölüme yol açtığını düşünmeyin, hastalık felç gibi durumlara da sebebiyet veriyor.’’

    Her 3 kişiden birinde uyku bozukluğu olduğunu, ancak hastalıkla ilgilenen hekimlerin uzmanlık belgelerinin bulunmadığını Prof. Dr. Köktürk, şöyle devam etti: ’’Biz senelerdir yaptığımız işi derneğimizin çatısı altında devam ettiriyoruz. Önemli olan bu konuda yetişmiş deneyimli kişilerin olması. Bu alanla ilgili en önemli branşlardan biri de kardiyolojidir. Yani kardiyologların bu konuyu çok iyi bilmeleri gerekir. Ama kardiyologların 10’undan 9’u uyku apnesinin ismini bile belki hayatında bir kere duymuştur. Dolayısıyla hekim kendisine kalp şikayetiyle gelen hastada uyku apnesi sendromundan şüphelenmez bile.’’


    kaynak
  11. 11.Ağustos.2011, 12:59
    #6
    Üyelik tarihi
    25 Haziran 2010
    Mesajlar
    3.849

    Uyku apnesi bunamayı tetikliyor



    Uyku apnesi olan ileri yaştaki kadınların bunama (demans) riskinin yüksek olduğu ortaya çıktı...


    Sonuçları Journal of the American Medical Association dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, apne nedeniyle gece boyunca beyni yeterince oksijenle beslenemeyen kadınların bunama ihtimali, apne sorunu olmayan yaşıtlarına göre daha yüksek.

    Araştırma başkanı, San Franscisco'daki Kaliforniya Üniversitesi'nde görevli psikiyatri, nöroloji ve epidemiyoloji profesörü Kristine Yaffe, araştırmanın, uyku ile beyin performansı arasında biyolojik bir bağın bulunduğunu ve uyku apnesi tedavisiyle demansın önlenebileceğini ya da ilerlemesinin durdurulabileceğini gösterdiğini belirtti.

    Uyku apnesinin bunamanın tek sebebi olmadığını da vurgulayan Yaffe, ancak apnenin beyin fonksiyonlarının kötüleşmesinde önemli etkisi olabileceğini kaydetti.

    Hiçbir bunama belirtisi olmayan 65 yaş ve üzerindeki kadınları beş yıl boyunca takip eden araştırmacılar, horlayan deneklerin yüzde 35,2'sinde hafif bunama belirtileri tespit etti. Horlayanların hafif bunaması ihtimalinin, horlamayanlara oranla iki kat fazla olduğu görüldü.

    Apnesi olanların yüzde 44,8'inde bunama görülürken, bu oran kontrol grubunda yüzde 31,1 olarak belirlendi. Uykuda solunum sorunu çekmeyen kadınlarda ise bunama riskinde artış kaydedilmedi.
    Daha önce yapılan araştırmalar da demansa karşı geceleri oksijen takviyesinin faydalı olabileceğini göstermişti.

    Uyku apnesi bunamayı tetikliyor-HABERTÜRK
  12. 11.Ağustos.2011, 12:59
    #6
    Üye


    Uyku apnesi olan ileri yaştaki kadınların bunama (demans) riskinin yüksek olduğu ortaya çıktı...


    Sonuçları Journal of the American Medical Association dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, apne nedeniyle gece boyunca beyni yeterince oksijenle beslenemeyen kadınların bunama ihtimali, apne sorunu olmayan yaşıtlarına göre daha yüksek.

    Araştırma başkanı, San Franscisco'daki Kaliforniya Üniversitesi'nde görevli psikiyatri, nöroloji ve epidemiyoloji profesörü Kristine Yaffe, araştırmanın, uyku ile beyin performansı arasında biyolojik bir bağın bulunduğunu ve uyku apnesi tedavisiyle demansın önlenebileceğini ya da ilerlemesinin durdurulabileceğini gösterdiğini belirtti.

    Uyku apnesinin bunamanın tek sebebi olmadığını da vurgulayan Yaffe, ancak apnenin beyin fonksiyonlarının kötüleşmesinde önemli etkisi olabileceğini kaydetti.

    Hiçbir bunama belirtisi olmayan 65 yaş ve üzerindeki kadınları beş yıl boyunca takip eden araştırmacılar, horlayan deneklerin yüzde 35,2'sinde hafif bunama belirtileri tespit etti. Horlayanların hafif bunaması ihtimalinin, horlamayanlara oranla iki kat fazla olduğu görüldü.

    Apnesi olanların yüzde 44,8'inde bunama görülürken, bu oran kontrol grubunda yüzde 31,1 olarak belirlendi. Uykuda solunum sorunu çekmeyen kadınlarda ise bunama riskinde artış kaydedilmedi.
    Daha önce yapılan araştırmalar da demansa karşı geceleri oksijen takviyesinin faydalı olabileceğini göstermişti.

    Uyku apnesi bunamayı tetikliyor-HABERTÜRK

Benzer Konular

  1. diastolik disfonksiyon(kalp),ve uyku apnesi hastalığı
    Konu Sahibi demirhandilmen Forum Sağlık Raporları
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 15.Eylül.2014, 09:47
  2. Cevap: 2
    Son Mesaj : 13.Ağustos.2012, 09:21
  3. İyi bir uyku için...
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Sağlıkla ilgili Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Nisan.2011, 10:30
  4. Uyku apnesi,tanı,tedavi
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Şubat.2011, 00:35
  5. Uyku Bozukluğu,Uyku Problemleri
    Konu Sahibi Defnex Forum Sağlık / Diğer
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 02.Kasım.2010, 12:10

Bu Konu için Etiketler