Sayfa 10 Toplam 10 Sayfadan BirinciBirinci ... 8910
Toplam 97 adet sonuctan sayfa basi 91 ile 97 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Şu an Kendi Yazı ve Şiirleriniz kategorisindeki [Duru] S/olmayan Düşlerin Sesi isimli konuyu okuyorsunuz.
  1. #91
    Üye Duru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Haziran 2010
    Mesajlar
    1.079
    Konular
    70
    Bahsedilme
    0 Mesaj


    Uykusuzluğun kıyısından geldim
    Gözleri lacivert çığlık bir kadınım ben
    Ürkekliğim tenimde/öyle dipdiri



    İçimde falakaya yatırılmış tüm ezgilerle
    Sığındım sana/anlasana
    Başıma gelmiş geçmiş tüm vasıtalar gülüşüyor
    Çırpındıkça boğulduğum ummansın
    Ruhumda kabul görmüş imkansızlıklarımın
    Deli itirafları bunlar
    Çağır beni
    Yürüyorum sana/anla



    Sigarama efkar ekip umut biçmeyi hayal ettim yine gece gece
    Pişman yataklara uzandım
    Kalabalığı yardım,çıktım
    Kirli sakalıyla bir adam karşımda
    Halim yok uyanmaya
    Korkum uykusuzluğumdan



    Namahrem yağmurlar indi sağanak
    Durulandım gözlerinde göğün
    İçimin seni yıkandın da yıkandın
    Baştan ayağa ben aktım
    Sen kaldın



    Yaprakları dökülmüş bir benim şimdi
    Kendimi bırakıp sana yürüyorum
    Kapılar kapalı
    Sürgünlük ömür boyu şarkılara mı
    Ve lacivert çığlıklarım uzaktan seslenir sana
    Barış dileyen meczuptur sözcüklerim
    Suçüstü yap
    Gel


    Kırılası içinin sırları
    Sıvanmış yaralarımı dağlama vakitsiz
    Huysuz tarafımdan okşa yine beni
    Dökülmüş çiğ tanesiyim gözlerinde
    Topla beni
    Topla ki susuz geçmesin yaz


    Bir ırmak nasıl vazgeçer akmaktan
    Bir çiçek nasıl yaşamaktan


    Esmez mi rüzgarlar yaprak küs diye
    Dudaklarının hudutlarında parmaklarım
    Uykusuzluğumdan…


    Yanıyoruz iplik iplik
    Boşaltıp içimizin renklerini taşıyoruz kendimizden
    Sabah öpüşleri direncimi kırıyor
    Toprağa bakar gibi bakıyorum sana
    Elimin şirazesi kayıp,
    Çığ kopar çığlıklarımdan
    Menekşeler üşür penceremde

    Göğsüme çökmüş oturuyorsun öylece
    Kısalan ömrün maviliğindeyiz sevgili
    Söyle şimdi,
    Bizi hangi ölüm öldürür,biz öldürmedikçe









  2. #92
    Üye Duru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Haziran 2010
    Mesajlar
    1.079
    Konular
    70
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    cezayir menekşesi



    adam,

    gülüşüne koşuyordu kadının
    papatyalar eksiliyordu gökyüzünden...




    yokluğuna kurşun döktürdüğüm
    sevda sözcükleri yarım kaldı
    aktı dudaklarımdan dudağı yüreğinin
    izi kaldı
    gelip geçtiğin bu efkar
    gözlerimde hep baki


    göğsüme değen karayel dahil
    içimdeki mabedler yitti,gitti
    değil mi ki bundandır değişken mevsimler
    değil mi ki bundandır unutulmuşluklar




    ellerinde çiğ çiçekleri
    adam ,
    gülüşüne koşuyordu kadının
    papatyalar eksiliyordu gökyüzünden...


    ölümlü kadınların doğurgan tebessümlerinden
    acı doğuyordu sancılı bekleyişler sonrası
    denize dökülüyordu sonra suyun gözleri
    gözleri cezayir menekşesi*




    rüzgar utanır
    su utanır
    gülüşü utanır kadının


    bir vakit deliliği tutar ya gecenin
    yıldızlara taş atar ya çocuklar vakti gelince




    and olsun ki!
    o vakit uyuyan gökyüzüne serpilen sular kadar azizim
    kirpiklerinden tutup avuçlarıma ektiğim umut kadar taze




    sen,
    belki bozulmuş mevsimleri onaracaksın
    belki bir mayısta mavi mavi çağıldayacak
    kuşlar geçecek
    ve ölüm tutulacak iki yakasından




    yine de...


    ayrılığı öper ya
    adamlar ve kadınlar
    trenler ve vapurlar
    çığlığına karışır ya hani gidenler


    işte sus pus olmuşlar gibi vedalar
    iki yürek arası boynu bükük çiçekler


    dar gelir sabahın körü
    cehennemin dibi içime,dar


    öpüşlerine tütün sararım şiirlerinin
    gidişlerine kendimi




    bizi bu havalar mahveder sevgili
    bu takvimler eksiltir biraz daha bizi
    tarlalar dolusu gelincikler giriyor düşlerime
    efkar kokuyor limon çiçekleri
    akdeniz ağlıyor vakitsiz
    taammüden kastedilen aklım kesmiyor
    taşıyamıyorum yokluğunu
    ölüyorum her gece ve
    sabaha ölü doğan garip bir varlık oluyorum




    adam
    gülüşüne koşuyordu kadının
    kadın martı oluyordu,uçuyordu
    adama koşuyordu


    farklı yollarda
    aynı türküleri okşuyordu
    adam ve kadın
    her gecenin sabahında
    dul özlemler oluyordu avuçlarında
    tebessüm eksiliyordu göz çukurlarında k'adının
    adam bilmiyordu














  3. #93
    Üye Duru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Haziran 2010
    Mesajlar
    1.079
    Konular
    70
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    gelincik ve gelin




    kulağına usulca bir öpüş konulmuş mayıssın


    küfre meyilli yalnızlıkları
    kapı eşiğinde bırakan siz!
    duygularınızı öyle içten fısıldıyorsunuz ki
    bastırılmış isyanlarınız acı çekiyor bir bir
    yedi sülalesi ağlıyor şarkımızın
    sen yine de bana öyle b’akma


    çığlıklarınızın
    duyulması imkansız notalardan ibaret mi olduğunu sanıyorsunuz
    oysa bu, bir şairin saçmalığı sadece...
    ve sayın siz
    unutmayınız!
    erkekler ağlamaz!




    ya da boş ver geçen mayıslar gibi önümüzdeki mayısları da
    ağla hadi!
    nitekim geçici bir vaziyet gökyüzünün kabarması
    başparmağımın sızısı


    yalnızlıktan bunalıma girmiş kadın vaveylası altı üstü bu şiir
    hükmünü yitirmiş tüm şiirler gibi
    ayakları boşlukta sallanan çocuk korkusu hepsi


    yalnızlık intihar ederse bir gelinin duvağında
    ve kırmızı kuşağında sadakat ölüyorsa gelinciğin
    bıçak açmıyorsa şairin ağzını
    barajlar kurulmuş,
    ç’ağlamaktadır hüzün

    dul gelincik
    dur gelin...


    bugün veya yarın
    hatta birkaç ötesi gün
    yas günü içimin çocukluğunun
    tam içimden geçenleri söylemek isterken üstelik
    önce kirpiklerim,sonra dudaklarım ıslanıyor
    gamzelerimde buruşturulmuş rüyalar tepiniyor

    soluğumuza mavi yakıştırıyorlar
    aynı dünyanın çocuklarıyız
    farklı şehirlerin kalabalığı en çok
    ve rehin alınmış yağmurum gözlerinde
    azat et beni kendine

    ayrılığı ağzında çiğneyen kır çiçekleri aşkına
    gelincikler ve gelinler aşkına,

    ruhu geçmiş yollardan
    su vermek için dilimin yangınlarına
    gel!






  4. #94
    Üye Duru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Haziran 2010
    Mesajlar
    1.079
    Konular
    70
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    rabe





    içimin kırılmış coğrafyasında
    masallar tüketiyorum
    bedeli ödenmiş kaç mayıs geçen bu sevgili



    dili düğümlü gözlerinin
    acıları omuzlarına çökmüş iklimlerin
    belki birlikte yazarız öykümüzü
    belki birlikte ölürüz bu yaz,
    gel


    yarım kalsın çaylar, bırak.
    olmadık şeyler için yorulalım
    terden tuza banalım bakışlarımızı son kez
    yoğuralım hasretliği avuçlarımızda
    biz olalım


    kirlenmiş kaygıları günahkar mevsimlere adayıp
    orta çağ avrupasında efsane olalım
    karanlık denizlerde kırklanalım
    bizi biz affedelim doğmadan güneş


    beni yaşlarında öldürmeden önce sevgili
    kirpiklerine mavilikleri tutuşturup
    yurdun kılmadan saçlarımı
    dolanıp boynuna sokaklara yürümeliyiz
    karanlığı görmeden
    ulaşmak için terk edilmiş ruhlarımıza.
    inlemeliyiz şehirlere eş biz.
    yatmalıyız koyun koyuna kör ışığına gecenin


    bak sevgili:
    hayat kısa,kuşlar uçuyor*

    ölgün taşlara uzanıyorum,çocuklara imrenip
    hangi kahpe ölüm kuşatır bozgunları
    göğüs kafesime hangi mayınlar döşenir
    ağzımın kıyısından kalkan gemileri
    siyah gözlü yıldızları
    ben bilmem sevgili
    ben bilmem


    mukaddes acılarımı geceye saklayıp
    düşe yatıyorum
    yeşil hırkalı ölümler geçiyor düşlerimden
    öyle mahzun,öyle garip unutuyorsun
    ki köküne kibrit suyu dökülmüş
    onca kelimeden bir demet yapıp
    sana uyuyorum
    sabah sana doğuyorum.
    sen uyuyorsun.
    baş ucunda öylece duru’yorum.
    sen doğuyorsun





  5. #95
    Üye Duru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Haziran 2010
    Mesajlar
    1.079
    Konular
    70
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Kendi kendime




    ...

    Öldürmese de sarsıyor bu artçı hasretler
    Kendi kendime..



    Sıradan bir otel odasında
    Ne vakit unutmaya yeltensem seni
    Tenine değiyor bir kadının saçları
    Ve bilirsin ne güzeldir
    O vakit kadın hâli



    Dilimde tek kişilik eylem sana sevgim
    Annemin yıldırma politikasına takipsizlik kararı verdim çoktan
    Çıkmadığım bütün mahkemelerde sana müebbet yedim
    Tutukla beni
    Yoksa
    ...



    Havuz başında ürkek ben
    Suya sureti düşen hep sen




    Seni dilimin dönmeyen hasretliğinde
    Kaç kere öptüm bilmiyorsun
    Bilmiyorsun sardunyaların açmadığını
    Yolların her gece gizli gizli ağladığını
    Sevgili
    Muhalif hava koşullarına rağmen
    Satır satır yokluğuna ekilmiş umutlarımı
    Hasat zamanı


    Öyle
    Sıradan bir yaz akşamı meselâ
    Okeye dördüncü olsan


    Akrep yelkova kavuşsa
    Ben sana
    Sevgili
    Ben sana...




  6. #96
    Üye Duru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Haziran 2010
    Mesajlar
    1.079
    Konular
    70
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    susku provaları



    gidişinin üstüne yağan hiçbir kar yetmedi bu şehri temizlemeye...


    sustuk
    inceden yas tutan kadının süssüz dilinde
    uğultusu kulakları yoran
    dörtnala bir yolculuktu gidişin


    birtakım odalarda gölgesini kaybetmiş kadın hallerim
    kavisli ve kırılgan yolda izini aramaklı
    kaybedilmiş gölgeler ve suretler
    sözcükler ...


    sabırlı bir bekleyişin imlası çizdiğim
    her gece her gece tavanıma .
    aynı şeyi kırk bin kere düşünme hastalığı olmuşum
    taze bir ölüm beynimin derinlerinde sanki


    yaşlı kentler hüzünlü şarkılardan ne anlar
    deme!
    dökülen saçlarına kaç el değmiştir bir ağacın
    bilir misin sen?


    ve dahası
    sırı dökülen aynalar da pek mahzun
    sabah busesi dudaklarında kalan pek çok umut
    sırtında gülüşen deliler


    sustuk
    dans ettikçe evrenin içinde gölgelerimiz
    kayıp ve yorgundular
    biraz kırgın
    biraz dargın


    yüzyılların ahını sırtına yüklemiş lisanıyla
    meczup bir gökyüzü
    karanfiller mor açacak elbet
    kırmızı bulut olacak
    şarkılar düşlere bulanacak
    şiirler aşka


    susmadan
    susamadan bir vakit
    yeniden kar yağacak bu şehre
    kuşlar uçacak neşeli


    provası yapılmış suskunun ölümünü seyredeceğim
    alnından vurulacak gidişin
    ben her akşam
    beklediğim yerde....


  7. #97
    Üye Duru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Haziran 2010
    Mesajlar
    1.079
    Konular
    70
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    ruhsuz imlâlar çöplüğü




    uykuya dalmış
    yahut ölmüş gibiydi
    aşk...

    garip bir dünya hali
    haylaz mavilerle oynaşan kız çocukları
    ve yerini kaptıran akşam vakti
    yine kayıp ve asık suratlı bir anı
    hacı kolonyası taşıyan ninemin
    küçüğüm epey vakittir

    dört mevsim kirpik ıslatan yağmurları bizim köyün üstünde
    içimi heyecan,rüyalarımı karabasan basıyor.
    durma,hadi!
    rehavet çökmüş baharları soyma zamanı
    geriye yalnız kalan bir vücud
    belki kış...adını kimsenin bilmediği.

    bak!
    adını yeşilinde yitirdikleri ağaçlara doğuyor yeni bir gün
    penceremde omuzları çökmüş,kör umutlar
    sıcak yatağına kara sürüyor annesi
    ürkek bir serçe karşımda.

    dolunay görmez mağarası burası
    uykuya dalmış bir sen
    misal:
    ilginç bir masalın seriminde diline dolanmışsın bir anlatıcının
    zamanını kaybetmiş ruhsuz bir imla olmuşsun
    bir yabancı el ,
    eksik cümlelerin sonunda
    öyle sessiz...öyle sessiz


Benzer Konular

  1. Duru'yla Bir Kahve İçimlik
    Konu Sahibi Duru Forum Deneme ve Öykü
    Cevap: 16
    Son Mesaj : 05.Ocak.2013, 17:15
  2. Düşlerin Bedelini Yürek Öder
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum Alıntı Yazılar
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 16.Aralık.2011, 09:53
  3. Adana'da 'Sessizliğin Sesi' adlı proje uygulamaya konuldu
    Konu Sahibi Zümrüdü Anka Forum İşitme Engelliler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 08.Ağustos.2011, 19:17
  4. Sessizliğin Sesi Çocuk...
    Konu Sahibi MOONSE Forum Engelliler Konulu Şiirler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 03.Ocak.2011, 13:56

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •